Images

Eckhart Tolle: Farkındalık ve Şimdinin Gücü

Siz düşünceleriniz değilsiniz; düşüncelerinizin gerisindeki Mutlak Bilinçsiniz. Eckhart Tolle’nin Şimdinin Gücü kitabında öne çıkan farkındalık anlayışının temelinde bu düşünce yer alır: Zihinden geçenleri gerçek kimliğimiz sanmak yerine onları gözlemlemek ve dikkati şimdiki ana getirmek.

Düşüncelerimiz çoğu zaman geçmişe dair pişmanlıklar, geleceğe ilişkin beklentiler ve korkular ya da şu ana yönelik şikâyetlerle doludur. Tolle’nin yaklaşımında ego, bu düşüncelerle kendimize bir kimlik kurmamıza yol açar; oysa gerçek benliğimiz egonun ürettiği düşüncelerden ibaret değildir. Düşünceleri bastırmaya çalışmadan, onları dışarıdan bakar gibi fark etmek ve girdaplarına kapılmamak, bu yaklaşımda içsel özgürlüğe atılan ilk adımlardandır.

Images

Ne Yaparsam Yapayım

Ne yaparsam yapayım, gördüklerim hiçbir zaman değişmeyecek; ta ki gördüklerimin başına benim yaşadıklarım gelene dek. İstediğin kadar samimi, istediğin kadar insancıl bir tavırla yaklaş insanlara; karakterlere, mevkiye, hatta en yüksek makama… İnsan davranışları, çoğu zaman karşımızdakinin yaşadıklarını kendi başına gelmeden anlamanın ne kadar zor olduğunu gösteriyor.

İnsan karakteri, istekler ortaya çıkınca görünür

Bir insan, senden istediğini alana dek savaşabilir, sataşabilir; hatta daha önce hiç yapmadığı şeyleri yapıp karşında diz çöker gibi görünebilir. İstediğini alıncaya kadar… Senin ne kadar bilgili ya da bilgisiz olduğunun da önemi kalmaz. Bazen önemli olan, insanın ne bildiği değil, neyi elde etmek istediğidir.

Bir gün, sana verilmiş mutluluğu, rahatlığı, huzuru ve ihtişamı almak için biri çıkıp keyfini ayaklarının altından bir halı gibi çekebilir. İnsanların çıkarcı davranışları, en çok da huzurun bir anda bozulduğu böyle zamanlarda görünür olur. O ana kadar değişmeyecek sandığın şeylerin nasıl sona erebildiğini, gözlerini kapadığında anlarsın.

Toplumsal roller ve değişen kostümler

İstediğin kadar vaaz ver; pırıltılı kutularla başını döndür, hayallerini umutlandır. Yaşarken bazen her şey hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Gözlerinle tablonun renklerini oluşturur, o renklerin kalıcı olduğuna inanırsın. Sonra gözlerini kapadığında, hiçbir şeyin olduğu yerde kalmadığını fark edersin.

Televizyon kanalları, reklamlar, broşürler, filmler ve diziler… Hepsi bir mesaj verir. Kürsüye çıkanlar vaazlar verir. En iyi rolünü oynayan, en çok insanı kendi tarafına çekendir. Bu rollerin hiç bitmeyeceği sanılır; önümüze çeşit çeşit kıyafetler dizilir, çevremizde pervane gibi dönüp dururlar.

İnsan kendine bir kıyafet seçer; çoğu zaman bu, bir kostümdür. Gün be gün, an be an kokteylden partiye, toplantıdan kahve içmeye; sinemadan spora, oradan yatağa kadar kostümünü değiştirir. İçindeki canavarı terbiye etmeden, bunun bir kostüm olduğunu bilmeden sahnesinde sürekli başka bir hâl gösterir. İçinde yananları görmeden… Toplumsal roller ve insan karakteri arasındaki bu gerilimde, insanın gerçek sesi bazen giydiği kıyafetlerin altında kalır.

Ruhlar her gün daha ne kadar yenilenebilir? İnsan, her yeni güne uyandığında gerçekten yeniden mi başlar?

Images

Saf Sevgi Özdedir



Son zamanlarda kendimce içine çekilmiş, hayat yolculuğun da doğruları nasıl seçebilirim ? Doğru karar verdiğimi nasıl anlayabilirim? Ve doğrular gerçek mi yoksa bizim yarattığımız şeyler mi doğru?   Nedir doğru?  Sorgulayarak, araştırarak köşeme çekildim.  Birazda münzeviyim ;
Şehrin gürültüsünden uzaklaşarak, yaşadığımız ilişkileri iş-aile-eş-çocuk bir bütün olarak görerek odaklanmaya, gözlemlemeye koyuldum. Pek iç  açıcı değildi bu güne kadar gördüklerim en azından beni tatmin etmiyordu özel bir şey olmalıydı , değerli ve hiç bitmeyecek bir şey olmalıydı.
Okuduklarımı aktarmak istiyorum;
Yaşam nasıl sorunlu olabilir? o bir boşluktur, onun içi kalabalık değildir, kalabalık olan senin zihnindir ve yaşam daima boşluğun dansına eşlik eder. Onun içinde sevginin evi vardır ve insanlar bu boşlukta kurulmuş olan sevgi evini ona kattığı anlamlar ile şekillendirir. ‘ Ben üzgünüm ‘  dendiğinde ona enerjini katmış olursun, ona can verirsin, onu farkında olmadan beslemişsindir. Ve beslediğin her ne ise büyümeye başlar. Aşk beslersen Aşk büyür, Korku beslersen Korku büyüyecektir.  Hiçbir sorun ciddiyet taşımaz , o saf haldedir, o sadece mevcut enerjisi ile gelir, o tarafsız durumdadır;  yoğunluğu ne fazladır ne de azdır. Ve onu yoğunlaştıran senin bakış açındır. Onu ne kadar büyütürsen o kadar sorunlu hal alır. Ona kattığın yoğunluğu azaltırsan , o önce bir portakal büyüklüğünde olabilir, sonra onu bir fındık kadar küçültebilirsin ve onu sonunda toz parçaları haline getirerek üflersen kaybolacaktır.
Ve her şeyin içinde mutlak sevgi vardır. Sevginin içinde var olmadığı hiçbir şey yoktur , o her duygunun , her olayın ve her anın içinde mutlaka vardır. Ve o derinlerdedir. 
İyi yahut kötü, olumlu yada olumsuz durum, duygu nasıl olursa olsun, geçecektir, bu yaşamanın gerçeğidir, senin bir şey yapmana gerek yoktur; yaşam böyle işler. Sahte olan zamanın içinde tezahür eder ve zamanın içinde kaybolur. Zihnin içinde tutunduğun her gerçek dışıdır, önce bunu idrak et. Yaşamın akışında her şey mevcuttur bunu kabullendiğinde içindeki Sevgi tomurcuğu filizlenmeye başlar. Sen, bugün sahip olduğun inançların ve kendi doğruların ile yaşamı kendine zindan ettiysen bir yerlerde yanlışlık vardı. Doğrular ve inançlar hakikati gösteren işaretler olabilir; fakat hakikatin kendisi değildir, onlar sana toplum tarafından empoze edilmiştir ve artık değiştirme zamanın gelmiştir.
Images

İlişkilerde Çekim Yasası Nasıl Uygulanır? –2

İlişkilerde çekim yasası, yalnızca nasıl bir insanı hayatınıza çekmek istediğinizle ilgili değildir. Nasıl bir ilişki yaşamak istediğiniz, o ilişkinin içinde nasıl hissetmek istediğiniz ve karşınızdaki kişiden neler beklediğiniz de bu sürecin bir parçasıdır. Bazen ne istediğimizi bildiğimizi düşünürüz; oysa hazırladığımız listeler, beklentilerimiz ve daha ilk buluşmada yaptığımız değerlendirmeler bize bambaşka şeyler anlatabilir.

1. Zamanda yolculuk

Bir adamla tanıştınız. Belki bir arkadaşınız sizi tanıştırdı, belki internette tanışıp buluşma ayarladınız. Ya da onu zaten tanıyordunuz ve ilk kez aranızda bir şeyler olma ihtimali belirdi.

Images

İlişkilerde Çekim Yasası Nasıl Uygulanır? –1

Son günlerde ilişkiler konusunda ne yapacaklarını soran pek çok e-posta aldım. Sorular birbirine benziyor: Çoğu zaman yalnızca kafamızda belirlediğimiz kalıplara odaklanıyor, başka bir açıdan bakabileceğimizi ya da başka seçeneklerimiz olabileceğini fark etmiyoruz.

Oysa ilişkilerimizi kendi seçimlerimizle kuruyoruz. Buna rağmen bakış açımızın ve düşüncelerimizin oluşturduğu kısır döngünün içinde sıkışıp kalabiliyoruz. İlişkilerde çekim yasası üzerine düşünürken de yalnızca istediğimiz kişiyi tarif etmek değil, ilişkiye hangi beklentiyle yaklaştığımızı görmek önemli.

Images

Akışa Bırakmak

Maddi konularda egoyu ikna çalışmaları yapıyordum. Bu konuda bir yazıya başlamıştım ama bitiremiyordum. Devamını yazmak içimden gelmiyordu; ben de kendimi zorlamayıp akışa bıraktım. Çünkü bu durum bana, yazının tamamlanması için henüz deneyimlemem gereken şeyler olduğunu hatırlattı. Belki de ancak onları yaşadıktan sonra yazı amacına uygun biçimde tamamlanabilecekti.

Ben de yazıyı bir süreliğine olduğu yerde bırakarak kendimle ilgili çalışmalara devam ettim. Bir gün bir arkadaşımla konuşurken, işle ilgili bir konuda çekimser davrandığımı fark ettim. O konuda yazılı bir kural vardı ve hakkımız olarak tanımlanmıştı; buna rağmen uygulamada konuyu amirlerle gündeme getirmek pek hoş karşılanmıyordu. Ya da biz böyle değerlendiriyorduk. Hakkımız olduğunu düşündüğümüz bir şeyi istemek zorunda kalmaktan rahatsız oluyordum. Çok önemli olmayan ama dile getirildiğinde üst kademenin hoşuna gitmeyeceğini düşündüğümüz, kalıplaşmış bir durumdu.

Images

Değişim ve Ertelemenin Önündeki Engeller

Değişim için bir amaç, iyi bir plan ve yeterince neden gerekir. — Mümin Sekman

Hepimiz değişmek isteriz; değişebileceğimize de inanırız. Ancak istemek ve değişebileceğimizi bilmek, harekete geçmek için her zaman yeterli olmaz. Bazen değişimin önündeki engelleri fark etmeden aynı yerde kalırız. Amaçsızlık, değişimden korkma, değişime güvenememe, risk alamama ve erteleme bu engellerin başlıcalarıdır. Üstelik bunlar yalnızca değişimi değil, başlamamız gereken işleri de ertelememize yol açabilir.

Images

Karma Çemberi

Karma çemberi ve geçmiş yaşamlar

Karma çemberi, bu yaklaşıma göre geçmiş yaşam deneyimleriyle şekillenen ve kişinin farklı hayatlarda benzer derslerle karşılaşabildiği bir döngüdür. Ruhların tekâmül yolunda defalarca dünyaya geldiğine, her gelişte deneyimlenecek bir programı bulunduğuna inanılır. Bu deneyimler sırasında korkular ediniriz. Yaşadığımız hayatta bu korkuları fark edip dönüştüremezsek, onları aşmayı öğrenmek üzere benzer durumlarla yeniden karşılaşabileceğimiz düşünülür. Karma döngüsü ve geçmiş yaşamlar arasındaki bağ da bu anlayışta, tamamlanmamış deneyimlerin sonraki yaşamlara taşınmasıyla açıklanır.

Örneğin bugün güvensizlik ya da başarısızlık korkusu taşıyor olabilirsiniz. Bu korkular geçmiş yaşam deneyimlerinden gelmiş olabileceği gibi, bu hayatta doğumdan sonra yaşadığınız deneyimlerle de oluşmuş olabilir. Burada önemli olan, korkunun nereden geldiğine dair kesin bir hüküm vermekten çok, onu fark edebilmek ve bugünkü hayatınızda nasıl etkide bulunduğunu görebilmektir. Korkuyu tanıdığınızda, ona yalnızca tepki vermek yerine onu sevgiye dönüştürmek için bir alan açabilirsiniz.

Images

Kuantum Diyarı’nda Olumlamalar…

Evrende iki temel yüksek frekanslı enerji bulunmakta, aynı ying-yang sembolünde olduğu gibi, gece- gündüz, iyilik-kötülük, güzellik-çirkinlik gibi. Bu temel iki enerji Sevgi-Korku enerjisi.Tüm olumlu  ve olumsuz frekanslı diğer duygusal enerjiler bu iki temel enerjiden doğuyor. Birinin olduğu yerde diğeri çok fazla barınamıyor. Temel olarak dünyaya Sevgi enerjisiyle geliyoruz ancak yaklaşık üç yaş civarlarında zihnimiz dünya formatına giriyor ve korkularla tanışmaya başlıyoruz. Egomuz bizleri korumak adına korku enerjisini daha çok kullanıyor ve yavaş yavaş ilk saf halimiz olan sevgi enerjisinden uzaklaşmaya başlıyoruz. Amacımız sevgi enerjisinin frekansını korku enerjisinin üzerine çıkarmak. Sevgi enerjisi, kendimize güvenmemizi, yaşamın akışına güvenmemizi, kendimizi değerli bulmamızı (ki hepimiz insan olma onurundan dolayı çok değerliyiz) , sağlık, bolluk ve bereket içerisinde yaşamımızı sağlar. Korku enerjisi ise, yaşamın akışından, geleceğimizden korkmamızı, kaybetmekten, parasız kalmaktan endişelenmemizi sağlar.  Korku titreşimi çok yüksek ve hücrelerimize zarar veren bir enerji frekansıdır. Olumlamalar yaparken kendimizde bulduğumuz korkular üzerine çalışmalıyız. Burada en önemli nokta bu çalışmayı zihnimiz alfa (7-14 hz.) aralığındayken yapmamız gerekiyor. Bilinç düzeyinde yapılan olumlamalar genellikle egomuzun tesiriyle ters tepebiliyor. Olumlama yapayım derken daha çok korkuyu hatırlatan geveze zihin ortaya çıkıyor. Bu nedenle bu çalışmayı zihnimizin doğal süreçte alfaya girdiği zamanda yani sabah uyanır uyanmaz ve gece uyumadan hemen önce yapmamız gerekiyor. Ya da kendinizi nasıl bu alana yani hipnoz alanına çekebileceğinizi öğrenmeniz gerekiyor.

Aşağıdaki olumlama örneklerinde sıklıkla “ben” kelimesi kullanılmakta.Bunun anlamı başkaları değil sadece “ben” demek değildir. Kişinin zayıf olduğu alanını güçlendirmek için kullanılmaktadır yoksa egosal bir yaklaşım değildir.

Korkular İçin Olumlamalar;

Güvensizlik Korkusu için;

Yaşamın akışına güveniyorum.
Her ne oluyorsa benim için en güzel şekilde gerçekleşiyor.
Ben kendime güveniyorum.
Ben tüm insanlara güveniyorum.
Ben her halimle güvendeyim ve bunun için şükrediyorum.
Images

Bilinçaltı ve 11 Temel Özelliği

Bilinçaltı nasıl çalışır? 11 özelliği

Bilinçaltı, bu yazıda ele alınan yaklaşıma göre, geçmiş yaşantıları, duyguları ve bugünkü tepkileri birbirine bağlayan bir kayıt ve anlamlandırma alanıdır. Bilinçaltı nasıl çalışır sorusuna verilen yanıt da bu özelliklerde saklıdır: Anıları depolar ve düzenler; yaşananlar arasında bağlantılar kurar, bedeni korumaya çalışır ve davranışların arkasındaki duygusal anlamları etkiler. Aşağıdaki on bir madde, bu bakış açısını ve onu açıklamak için kullanılan örnekleri bir araya getiriyor.

Anılar, zaman ve duygusal bağlantılar

1. Anıları depolar. Bu yaklaşıma göre bilinçaltı, ana rahminden yaşamın sonuna kadar geçici ya da kalıcı sayılan pek çok yaşantıyı kaydeder; hiçbir şeyi silmez. Özellikle 0–7 yaş döneminde eleştirel aklın henüz etkin olmadığı ve yaşananların doğru-yanlış, güzel-çirkin ya da ahlaklı-ahlaksız ayrımı yapılmadan kaydedildiği düşünülür. O sırada anlamsız görünen bir kayıt bile sonraki deneyimlerle anlam kazanabilir. Bu nedenle bilinçaltı anıları nasıl işler sorusu, yalnızca neyin hatırlandığıyla değil, anıya sonradan hangi anlamın yüklendiğiyle de ilgilidir.

Images

Sağlıklı Yaşamak ya da Sağlıksız Yaşamak" Sizin Seçimiz Hangisi?

Bu soruya birçoğunuzun “Tabiî ki Sağlıklı Yaşamak böyle bir soru mu olur” diye yanıtladığınızı duyar gibiyim. Ama siz hiç kendinize neden yeterli derece sağlıklı değilim diye sordunuz mu? Ya da birçok kronik rahatsızlıkta “neden bu hastalık benim başıma geldi” diye? Yanıtınız, başkalarını ya da yaşadığınız koşulları mı suçlamak oldu.
Falanca kişi veya olay beni üzdü, çalıştığım iş şartları çok ağırdı, doktorun yanlış teşhisi ve bunun gibi birçok ileri sürülen sebep. Bu bir kaçıştır. Dış etkenlere sorumluluk yüklemek çok daha kolay gelir bizlere. Ama aslında birçok rahatsızlıkların kökeninde sorumluluk sadece ve sadece bize aittir. Sebep bizim bilinçaltımızda.
Birçok rahatsızlığın sebebi; öfkelerimiz, kırgınlıklarımız, endişelerimiz, affetmediğimiz kişi ve olaylar, vicdan azapları, hazmedemediğimiz olaylardır. Bu duyguların altında yatansa yaşantımızı olumsuz olarak etkileyen kayıtlarımız ve korkularımızdır. Zihnimiz yaşanılan olaylar karşında yargılar üretir ve yaşama bu yargılar üzerinden bakarlar. Bu yargıların altında yatansa korkularımızdır. Korkular yargıları dolayısıyla bilinçaltı kayıtlarını, kayıtlar da korkuları doğurur. Kısır döngü bu şekilde devam eder.
Hastalıklar ve rahatsız ruh halleri aslında bizim kendimizle yüzleşmemiz için göstergelerdir. Bu açıdan bakarsanız çok da değerli ipuçlarıdır kendi bilmecelerimizi çözmek için. Önemli olan hastalık veya rahatsız ruh hallerimizin bize vermek istediği mesajlarını almaktır. Çünkü bütün bunlar bizim kendimizi tanımamız ve evrensel plana göre hareket etmemiz için karşımıza dikilmişlerdir.
Images

Bilinçaltı Telkinleri

Hepimizin filmlerden aşina olduğu hipnoz nedir? Benim de bu konuda uzman olduğum söylenemez. Hipnoz, kabaca, kişinin özel bir dikkat ve telkin hâline girdiği; bazı uygulamalarda anıların veya düşüncelerin ele alındığı bir yöntem olarak anlatılır. Bildiğim kadarıyla psikoloji ve terapi alanlarında da belirli amaçlarla kullanılıyor. Elbette burada söz konusu olan, kişinin rızasıyla yapılan bir uygulamadır. Peki hipnoza benzer bir etkiye, gündelik yaşamda farkında olmadan maruz kalıyor olabilir miyiz?

Subliminal mesaj nedir?

İster ticari ister ideolojik bir amaç taşısın, bir fikri insanlara ulaştırmak için kullanılan film, afiş, logo ve benzeri araçlar mesajlar içerir. Normal bir reklamda ürün tanıtılır; izleyicinin de sonraki alışverişinde o ürünü seçenekleri arasında hatırlaması beklenir. Reklamın abartılı özelliklerini ve gösterişini gördükten sonra ürünü diğerleriyle karşılaştırıp kendi seçiminizi yapabilirsiniz.

Images

Kuantum Diyarı’nda Olasılıklar Sahası

Kuantum mekaniğinde ışığın enerji paketleri, yani kuantalar hâlinde taşındığı anlatılır; ışık kuantası foton olarak adlandırılır. Bu fizik bilgisinden hareketle geliştirilen kuantum felsefesi yorumlarında ise düşünceler, kişinin yaşamındaki olasılıklarla ilişkilendirilir. Burada fiziksel kuantalarla düşünce ve frekans arasında kurulan bağın bilimsel bir kanıt olarak değil, kişisel gelişim alanındaki bir yorum ve benzetme olarak ele alınması önemlidir.

Bu yaklaşımda zihin, sürekli düşünce üreten bir dinamo gibi düşünülür. Korku, endişe, coşku, aşk, keder ve sevgi birbirinden farklı düşünce hâlleridir. Kuantum düşünce gücü denildiğinde de çoğunlukla, düşünce biçiminin kişinin dikkatini, seçimlerini ve yaşantılarını etkileyebileceği fikri kastedilir.

Düşünce ve frekans ilişkisi: TV kumandası örneği

Bu düşünceyi açıklamak için bir televizyon kumandasını hayal edelim. A kanalının tuşuna bastığınızda A kanalını, B kanalına bastığınızda ise B kanalını izlersiniz. Kumanda, seçtiğiniz kanala ulaşmanızı sağlayan bir işaret gönderir. Kuantum felsefesinde düşünce ve frekans ilişkisi de benzer bir örnekle anlatılır: Zihnin belirli düşüncelere yönelmesi, kişinin hangi olasılıkları fark edip nasıl davranacağını etkiler.

Bu benzetmeye göre korku ve endişeyle sürekli meşgul olmak, kişinin yaşananları o duyguların içinden değerlendirmesine yol açabilir. Başka bir deyişle, “frekans” anlatımını burada düşünce ve duygu hâllerini tarif eden bir mecaz olarak okumak mümkündür.

Korku, beklenti ve günlük yaşamdaki örnekler

İş yerinde patronuyla sorun yaşayacağından korkan birini düşünelim. Bu kişi, olası bir çatışmayı zihninde tekrar tekrar canlandırdıkça kaygısı artabilir; patronunun sözlerini ve davranışlarını da bu beklenti üzerinden yorumlayabilir. “Korktuğum başıma geldi” sözü, bu tür deneyimleri anlatmak için sıkça kullanılır.

Benzer bir durum sınava hazırlanan öğrencide görülebilir. Öğrenci, “Ya heyecanlanır ve bildiklerimi unutursam?” düşüncesini sürekli tekrarlarsa sınav kaygısı yoğunlaşabilir. İlişkilerde aldatılmaktan ya da terk edilmekten endişe duyan biri de bu kaygıyla seçimlerini ve davranışlarını şekillendirebilir. Metindeki kuantum felsefesi yaklaşımı, bu örnekleri kişinin düşüncelerinin yaşam deneyimleriyle eşleşmesi üzerinden açıklar.

Bu örnekleri, yaşanan her olumsuzluğun kişinin düşüncesinden kaynaklandığı ya da herkesin başına gelenlerden sorumlu olduğu şeklinde değerlendirmemek gerekir. Buradaki vurgu, kişinin kendi düşünce kalıplarını fark etmesinin seçimleri üzerinde etkili olabileceği fikridir.

Olasılıklar sahası ve düşünceyi değiştirmek

Kuantum Diyarı’nda Olasılıklar Sahası anlatımına göre, aynı durumun çevresinde farklı ihtimaller bulunur: Patronla daha olumlu bir ilişki kurmak, sınavda sakin kalıp bilgileri hatırlamak ya da güvene dayalı bir ilişki yaşamak bunlara örnek verilebilir. Olumsuz beklentilerin yerine daha yapıcı düşünceler koymak, bu bakış açısında farklı olasılıklara yönelmenin bir yolu olarak görülür.

Düşünce frekansını değiştirerek yaşamı değiştirmek ifadesi, bu yazıda bir kişisel gelişim yaklaşımını anlatıyor. Buradaki temel soru şudur: Zihnimde tekrar ettiğim düşünceler neler ve bunlar davranışlarımı nasıl etkiliyor? Bu soruya verilen yanıt, kişinin otomatikleşmiş inançlarını fark etmesine yardımcı olabilir.

İnanç sistemleri yaşamı nasıl etkiler?

Yazıda bilinçaltı, geçmiş deneyimlerin ve öğrenilmiş düşünce kalıplarının kaydedildiği bir alan olarak betimlenir. “Yaşam zor”, “para zor kazanılır” veya “ilişkiler zordur” gibi kabuller, inanç sistemi örnekleri olarak sunulur. Bu tür düşünceler zamanla alışkanlık hâline gelebilir ve kişi farkında olmadan kararlarını bu kabullere göre verebilir. İnanç sistemleri yaşamı nasıl etkiler sorusuna bu yaklaşımın yanıtı, tekrar eden kabullerin davranışları ve kişinin deneyimlerini yorumlama biçimini etkileyebileceğidir.

Yeni bir inanç ya da davranış biçimi geliştirmek, zihinde yeni bir yol açmaya benzetilir. Başlangıçta yeni yolun daha az tanıdık olması doğaldır; bilinçli tekrar ve seçimlerle güçlenmesi beklenir. Evinizde bir eşyanın yerini değiştirdiğinizde önce eski yerine yönelip sonra yeni yerini hatırlamanız bu duruma örnek verilebilir. Kullanım arttıkça yeni yer alışkanlık hâline gelir.

Metinde bu değişim için 21’er günlük çalışmalar öneriliyor. Bu süreyi kesin sonuç garantisi olarak değil, düzenli çalışmayı hatırlatan bir uygulama önerisi olarak değerlendirmek gerekir. Nilda Ferhan Efeçınar, Kuantum Yaşam Koçluğu, Kuantum Öğrenci Koçluğu ve Kuantum Kariyer Koçluğu çalışmalarında Kuantum İmajinasyon Tekniği, Kuantum Olumlama Tekniği ve Kuantum Nefes Tekniği’ni kullandığını belirtiyor. Bu konularla ilgili bilgilerin Kuantum Koçluk kitabında bulunabileceğini de ifade ediyor.

Nilda Ferhan Efeçınar

Images

Bilinçaltının Gücü

Tüm çağların büyük insanlarının ortak sırlarından biri, bilinçaltlarıyla iletişim kurabilmeleri ve bu güçten yararlanabilmeleridir. Bu yaklaşıma göre, bilinçaltınızda pek çok problemin cevabı bulunur. Örneğin, yatmadan önce “Sabah saat altıda uyanmak istiyorum” diye düşünmeniz, zihninizi bu niyete yöneltebilir.

Bilinçaltınız, tercihlerinizin ve kararlarınızın uygulayıcısı olarak anlatılır. Her akşam sağlıklı ve iyi hissettiğinizi düşünerek yatmanızın, bedeninize ve ruh hâlinize olumlu yansıyacağına inanılır. Bu nedenle “Olanaklarım yok” ya da “Yapamam” gibi sözler yerine, hedefinize dönük ve yapıcı bir iç konuşma seçmeniz önerilir.

Düşüncelerinizi değiştiriniz; kaderiniz de değişecektir.

bilinçaltı

Bilinçaltı düşünceleri nasıl etkiler?

Bu yazının temel düşüncesine göre, zihninizde sıkça yer verdiğiniz düşünceler davranışlarınıza ve seçimlerinize yön verebilir. İyi düşünürseniz iyiye, kötü düşünürseniz kötüye yöneleceğiniz ifade edilir. Bir düşünce bilinçaltınız tarafından kabul gördüğünde, onu hayata geçirmek için harekete geçeceğiniz anlatılır.

Bu gücün olumsuz yönde kullanılması başarısızlık, yetersizlik ve mutsuzluk duygularını besleyebilir. Uyumlu ve yapıcı bir düşünce tarzı ise hedeflere odaklanmanıza, çaba göstermenize ve başarıya yönelik adımlar atmanıza yardımcı olabilir. Bilinçaltının nasıl çalıştığını açıklayan bu yaklaşımda önemli olan, düşüncelerinizi fark etmek ve onları ulaşmak istediğiniz amaçlarla uyumlu hâle getirmektir.

Images

Affetmek ve Özgürleşmek

Affetmek Nedir?

Birçoğumuz affetmek hakkında çelişkili ve değişken düşüncelere sahibiz. Bize acı veren bir davranışla karşılaştığımızda öfke duymak, karşılık vermek ve karşımızdakinin de benzer bir zorluk yaşamasını istemek anlaşılır gelebilir. Ancak bu tepki, yaşananı geride bırakmak yerine bizi aynı düşünce ve duyguların içinde tutabilir. Affetmek ve özgürleşmek, bu nedenle yalnızca karşı tarafla ilgili bir karar değil; kendi içimizde sürdürdüğümüz bu döngüye nasıl yaklaşacağımızla da ilgilidir.

Bu yazının yaklaşımında, farkındalık düzeyi henüz değişime açılmamış kişi sebep-sonuç ya da karma denilen kozmik oyunu sürdürme eğilimindedir. Benlik arzusu, affedici olmak yerine intikam almaya yöneltebilir. Kişi, kendisine acı ve zorluk yaşatan insanı ya da kurumu cezalandırırsa rahatlayacağını ve tatmin olacağını düşünebilir. Böyle bir anda affetmek için bir neden görememesi de bu bakışın parçasıdır.

Images

Kişisel Gelişim Başlangıç Testi: Nereden Başlamalı?

Kişisel gelişim çalışması yapmak istiyor, ancak ne istediğinizi ya da nereden başlayacağınızı bilmiyor olabilirsiniz. Bu başlangıç testi, üzerinde düşünmek istediğiniz konuları fark etmeniz için Mustafa Emin Palaz’a ait koçluk testinden derlenmiştir. Maddeleri okuyun ve size uyanların yanına “evet” diye not alın. Bu bir tanı aracı değil; ihtiyaçlarınızı ve hedeflerinizi gözden geçirmenize yardımcı olacak bir kendini geliştirme testi olarak düşünün.

Ne istediğimi bilmek ve kendimden emin olmak istiyorum.

kişisel gelişim testi
Koçluk testi

Kişisel gelişim testi: Size uyan maddeleri seçin

Aşağıdaki cümlelerden size uyanları işaretleyin. Her maddeyi değerlendirirken, başkalarının beklentilerinden çok kendi ihtiyaçlarınıza odaklanın.

  • İş yerimde yaşadığım mobbingin, psikolojik tacizin ve yıldırmanın etkilerinden kurtulmak istiyorum.
  • Sigara bağımlılığımı aşmak istiyorum.
  • Krizlerimi yönetmek ve sorunlarımı fırsata çevirebilmek istiyorum.
  • Mazeretlerimi aşıp eyleme geçmek istiyorum.
  • Hayır diyebilmek istiyorum; sömürülmekten sıkıldım.
  • Hep aynı sıkıntıları ve tekrar eden durumları yaşamaktan sıkıldım; bunları aşmak istiyorum.
  • Kendime değer vermek istiyorum.
  • Her şey anlamsız geliyor; bu duyguyu aşmak istiyorum.
  • Çözümü biliyorum ama uygulayamıyorum; yardım istiyorum.
  • Karar vermekte zorlanıyorum ya da hep yanlış kararlar verdiğimi düşünüyorum. Kararlarımın arkasında durabilmek istiyorum.
  • Eşimin çapkınlığıyla baş edemiyorum; bu durumu çözmek istiyorum.
  • İşkolik bir sevgilim/eşim var ve artık anlaşabilmek istiyorum.
  • İş fikrimi hayata geçirmek, projemi yürütmek istiyorum.
  • Bambaşka bir bakış açısına ihtiyaç duyuyorum.
  • Ataletimi atıp faaliyete geçmek istiyorum.
Images

Psikolojik Kilo Verme: Kiloların Ardındaki Süreçler

Sağlık önemliymiş cidden; zaten “sağ” sözcüğü de sağlıklı ve canlı olmayı çağrıştırmıyor mu? Kime sağ denir? Canlı olana, canı olana. Canımız bizim için en önemli unsur olduğuna göre sağlığımıza da bakmalıyız.

Şimdi şişman bir teyze ve şişman bir amca düşünün lütfen. Canlandırın gözünüzün önünde. Ne gibi farklılıkları var? Ben bunu ilk düşündüğümde gözüme çarpan fark, göbek yapıları olmuştu.

Images

Egoyu İkna Etme Çalışmasıyla Bakış Açımı Nasıl Değiştirdim?

Kendimde Yarattığım Değişim

E-posta yoluyla bana ulaşan birçok kişinin sorduğu bir soru var: “Şimdiye kadar ne başardınız?” Savunduğum ve üzerine fikir beyan ettiğim konularda insanlar, söylediklerimin doğruluğuna inanmak için elle tutulur örnekler görmek istiyor. Bugün bu soruya iyi bir örnek olacağına inandığım kişisel deneyimimi paylaşmak ve kendimle ilgili önemli bir bakış açısını nasıl değiştirdiğimi anlatmak istiyorum.

Çekim yasasıyla ilgilenmeye yaklaşık dört yıl önce başladığımı daha önceki yazılarımda belirtmiştim. The Secret kitabını okumamla bu yolculukta ilk adımı attım. Ardından, neler yapabileceğimi araştırmaya koyuldum: Birileri başarıyorsa ben neden başaramıyordum? Başarılı olanlarla aramdaki fark neydi? Bu soruların yanıtını ararken hep bir şeylerin eksik kaldığını hissediyordum. İstiyordum ama istediklerimi elde etmekte zorlanıyordum. Çekim yasası ve kuantum hakkında pek çok kitap okudum; ilgimi çeken kitapları hâlâ okumaya devam ediyorum.

Images

Aşk mı? Bağımlılık mı?

Hepimiz “Aşk nedir?” diye sormuşuzdur. Bir gün âşık olursak bu duyguyu tanıyıp tanıyamayacağımızı merak etmiş, belki de bundan kaygılanmışızdır. Şair, “Aşk, sevgilinin çarpık bacaklarını düz görmektir,” demiş. Peki aşkı başkaları nasıl tanımlamış?

Aristo: “Sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek. Sevmek zevktir ama yalnız sevilmenin hiçbir zevki yoktur”

Images

İnsanlarla Tanışma ve Sosyal Ortamlarda Rahat Olma İpuçları

İnsanlarla tanışma: İlk adım, ne istediğinizi bilmek

Bu gezegende bu kadar çok insan yaşarken pek çoğunun birbirine yaklaşmaması şaşırtıcı. İnsanlarla tanışmak isteyen biri için ilk mesele, yalnızca bir ortama gitmek değil; orada bulunmayı ve insanlarla konuşmayı gerçekten istemektir. Richard Bandler’ın anlattığı Teresa’nın hikâyesi, bu isteği somut bir plana dönüştürmenin ve dikkati kendinden başkalarına yöneltmenin nasıl işe yarayabileceğini gösteriyor.

Teresa’nın hikâyesi: İsteği bir plana dönüştürmek

Teresa büyük bir şirkette yönetici olarak çalışıyordu. Dünya çapında bağlantıları olan insanların katılacağı bir şirket partisine gitmek istiyor, ancak orada kimseyle konuşamayacağından korkuyordu. Sosyal ortamlarda kendini rahatsız hissediyor; konuşmaya çalıştığında kekeliyordu. Partide kuracağı bağlantıların kariyerinde ilerlemesine yardımcı olabileceğini biliyordu. Ona iki soru sordum: “Partiye gitmeni sağlayacak olan şey nedir? Peki, parti boyunca orada kalıp keyif almanı sağlayacak olan şey nedir?” Bunlar birbirinden farklı iki adımdı.

Images

Hayatı Doya Doya Yaşamak: Sevgiyi Artırmak

Sevgiyi artırmak, dikkati sevdiklerinize yöneltmekle başlar

İnsanların sevdikleri kişilere sevgilerini ifade etmeyi ya da çocuklarıyla zaman geçirmeyi ertelemeleri bana garip geliyor. “Yeterli zamanım yok,” diyorlar; oysa ellerinden bir şey gelmeyecek konular üzerinde endişelenmeye ayırdıkları zaman çoğu zaman oldukça fazla. Yapabileceğimiz, üstelik keyif de alabileceğimiz şeyler varken dikkatimizi sürekli kaygılara vermek, sevdiklerimizi hayatımızın dışında bırakabiliyor.

Elbette işe gitmek için yola belli bir süre ayırmamız gerekir. Fakat işe ulaşana kadar geçen zamanı, varışta yapılacakları zihnimizde tekrar ederek doldurmak zorunda değiliz. “Yol bir saat sürecek; bu saatin bir bölümünü dinlenmeye ya da sevdiklerimi düşünmeye ayırabilirim,” diye karar verebiliriz. Evden çıkmadan önceki bir saati günün işlerini kafamızda çevirmek yerine çocuklarımızla geçirmek de bir seçimdir. Sevdiklerine zaman ayırmak, takvimde boş bir an bulmayı beklemekten çok, mevcut zamanı neye vereceğine bilinçli biçimde karar vermekle ilgilidir.

Images

Hayatı Doya Doya Yaşamak

Hayatta karşıma çıkan insanların çoğu sorunları konusunda endişelenmeye çok fazla zaman ayırıyor, ama eğlenceye yeterince zaman ayırmıyor. İnsanlara sık sık şunu soruyorum: “Sorunlarını çözdükten sonra tüm o boş zamanında ne yapacaksın?” Hayatı doya doya yaşamak, yalnızca sorunları çözmekten ibaret değil; çözüm için harcadığımız emeğin yanında keyif alacağımız şeylere de yer açmak demektir. Hayattan keyif almak, mutluluğun önemli parçalarından biridir.

Hayatı doya doya yaşamak: İlişkilere ve önceliklere yer açmak

Mutlu olmanın bir diğer parçası da iyi ilişkilere sahip olmaktır. Hayatını yalnızca çalışarak geçiren ve önemli şeylere odaklanmaya fırsat bulamayan çok sayıda insan var. Oysa sevgiye yer açmak; ailenizle özel zamanlar geçirmek, hayatınızdaki kişiye ilgi göstermek ve birlikte geçirilen anları önemsemek anlamına gelir. İş, sorumluluklar ve günlük telaşlar hayatın tamamı hâline geldiğinde, yakınlarımızla bağ kurmaya ayıracağımız zamanı da gözden kaçırabiliriz.

Images

Ruhsallığın Egosu


 Bilmek OLMAK DEĞİLDİR
Ego kelimesini derinden incelemeye aldığımda iletişimde bulunduğum çevreye de ego ile ilgi­li araştırmaları çeker hale gelmiştim. İnsanların yaptığı her harekette altındaki egoyu görmeye çalışıyordum. Hatta ileri giderek onların egoları olduğunu söylüyordum. Çünkü öğrenmiştim. Onları egolarından vurmaya çalışmak fikri her ne kadar ego olsa da bilgimin arkasına sığınıp bunu silah olarak kullandığım durumlar oldu.

Tersini de yaşadım. İnsanlar benim egolarım olduğunu, bir şeyleri yenemediğimi söylediler. Bu canımı acıtan bir şey oldu zaman zaman. Yaptığımın karşılığını alıyordum. Ama bunu göremiyordum. Ego hakkındaki bilgilerim bile kendi egosunu oluşturmuş insanları egolarından vurmaya çalışıyordum. Ve biri beni vurmak istediğinde tepki veriyordum. Egolarımın olduğunun söylenmesi bana küfür gibi geliyordum. Yani aynı olayın iki zıt kutbuda beni tetikliyordu... Ne mutlu ki böyle şeylerim yok artık...
Images

Affetmek En Asil İntikamdır

Nefreti aşmanın bir yolu var: affetmek. Başkalarını affettiğimizde, geçmişte yaşananların ve taşıdığımız kırgınlığın üzerimizdeki etkisini azaltmaya başlarız. Affetmek, yaşananları silmek değil; hayatımızı yalnızca o acının belirlemesine izin vermemektir.

Nefret, yaşamdan zevk almamızı ve insanların güzel yanlarını görebilmemizi engelleyebilir. Hiç kimse bütünüyle iyi ya da bütünüyle kötü değildir. Bir insanda yalnızca kötülük aramak, zamanla şüphe ve umutsuzluk içinde kalmamıza yol açabilir. Nefretle dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır. Affetmek ise insanı derinleştirir ve kendi duygularına başka bir gözle bakmasına yardımcı olur.

Images

Chris Gardner’ın Başarı Hikayesi

Chris Gardner kimdir? Onu yalnızca borsacılıktan zenginliğe uzanan bir başarı öyküsünün kahramanı olarak anlatmak eksik kalır. Ahmet Altan’ın aktardığı bu hikâyede asıl etkileyici olan, Gardner’ın en ağır koşullarda bile oğluna sahip çıkması ve amacından vazgeçmemesidir.

Chris Gardner hayatı: Zor bir çocukluktan yeni bir hedefe

Gardner’ın çocukluğu kolay geçmemiştir. Babası aileyi terk etmiş; üvey babası ona ve kardeşlerine kötü davranmış, annesine şiddet uygulamıştır. Gardner, henüz yedi yaşındayken kendi çocuklarını asla bırakmayacağına yemin eder. Bu söz, ileride baba olarak vereceği mücadelenin de anlamını taşır.

Images

K枚t眉 陌li艧kilerin 脺stesinden Gelmek

K枚t眉 陌li艧kilerin 脺stesinden Gelmek

陌nternet 眉zerinden benden yard谋m isteyen bir莽ok ki艧inin dile getirdi臒i ve ili艧kiler sonras谋nda ya艧anan terk edilmenin verdi臒i travmalar谋, s眉r眉ncemede kalan ili艧kiler sonras谋 ya艧anan duygusal durumu atlatma konusunda NLP yarat谋c谋s谋 Dr. Richard Bandler鈥檌n Eskimeyen de臒i艧im kitab谋nda yazm谋艧 oldu臒u b枚l眉m眉 payla艧mak istiyorum. 
Art谋k yapacak bir 艧ey kalmam谋艧 bitmi艧 a艧klar谋n pe艧inde bir 莽ok insan kendini heder ediyor 眉z眉yor. Kendini kafese kapat谋p, aya臒谋ndan ba臒lay谋p d谋艧ar谋ya 莽谋kmaya korkuyor. Ama 艧unun  kafesin d谋艧谋na 莽谋kma cesareti g枚steremezlerse, kendi ayaklar谋ndan kendilerini ba臒lad谋臒谋 ipi 莽枚zmedikleri i莽in ayn谋 yerde ayn谋 艧eyleri ya艧ay谋p duruyorlar sonrada ba艧kalr谋n谋 su莽luyorlar. 脰zg眉rl眉k istiyorsan谋z, aya臒谋n谋zdaki ba臒谋 莽枚zmeniz, kafesin d谋艧谋na 莽谋kman谋z laz谋m. Yeni ya艧amlara yelken a莽abilesiniz. Bir 莽o臒unuz Tarzan filmini seyretmi艧siniz yada belgesellerde maymunlar谋n a臒a莽lar aras谋nda nas谋l h谋zla bir daldan bir dala ge莽tiklerini g枚rm眉艧s眉n眉zd眉r. Asl谋nda bizimde yapmam谋z gereken bu yeri geldi臒inde tutundu臒umuz dal谋 b谋rak谋p yeni dal谋 tutmal谋y谋z ki ilerleyebilelim.


Baz谋 insanlar谋n 眉stesinden gelmesi gereken di臒er bir konu k枚t眉 ili艧kilerdir. Konu k枚t眉 ili艧kiler oldu臒unda her 艧eyden 枚nce iyi bir hayat谋 hak etti臒inize ili艧kin yeni bir inan莽 olu艧turmaya karar vermenizi 枚neriyorum. Bu 莽ok 枚nemli bir 艧eydir ama bir莽ok insan bunu yeterince yapmaz.

Images

Affetmek ve Ego

Osho’nun bu metnindeki temel düşünce, egonun mutsuzlukla beslendiği ve geçmişteki acılara tutunmayı sürdürdüğüdür. Ona göre coşku ve neşe anlarında ego geri çekilir; ego zayıfladıkça da insanın yaşamındaki güzellikleri fark etmesi kolaylaşır. Fakat kişi egosunu beslemeye devam ederse acıları, yaraları, hakaretleri ve aşağılanmaları zihninde tekrar tekrar büyütür. Neşeli anlar gözden silinirken incinmişlikler taze tutulur. Osho bunu, neşenin ego için zehir; mutsuzluğun ise vitamin gibi olmasıyla anlatır.

Ego affetmeyi nasıl etkiler?

Osho’ya göre affetmek, yalnızca «Affetmeliyim» diyerek başarılabilecek bir eylem değildir. Böyle bir çaba, acıyı gerçekten anlamadan onu bastırmaya dönüşebilir. Bastırılan duygu ortadan kalkmaz; başka bir biçimde veya fark edilmesi daha güç bir yerde yeniden ortaya çıkar. Eski yapının üzeri yenilenmiş, yeniden düzenlenmiş gibi görünse de altta aynı incinmişlik durabilir.