Images

Kendimi Keşif Yolculuğum: Kendini Tanımak ve Değişmek

Her yolculuk ilk adımla başlar

Kendini keşfetme yolculuğumu ve bu süreçte öğrendiklerimi paylaşmak istiyorum. Yıllar içinde birçok kişiyle tanıştım; farklı yöntem ve teknikler öğrendim, sonra bunları kendi hayatımda uyguladım. Zamanla şunu anladım: Beni değiştiren, bildiklerimden çok eyleme döktüğüm çalışmalardı.

Kitap okumayı severim. Evimde bu konuda onlarca kitap var; yeni çıkanları da takip etmeye çalışıyorum. Bazı kitapları daha iyi özümsemek için iki kez okudum. Başlangıçta her yeni bilgi bende büyük bir heyecan yaratıyor, hemen çalışmaya başlayıp kısa sürede sonuç almayı bekliyordum. Oysa hızlı başarı isteğim, bir süre sonra yorulup vazgeçmeme neden oluyordu.

Images

Kelebekleri Özgürleştirmek: Bilinçaltı Kayıt Temizliği

Bu çalışma hikâyesi, danışanın özel hayatına saygı kapsamında izni alınarak yayımlanmıştır.

Yapmış olduğum bir bilinçaltı kayıt çalışmasını paylaşmak istiyorum. Bir hanım takipçim sitem üzerinden bana ulaşıp yardım istedi. Öncelikle konu hakkında altyapı oluşturması için kendisini sitemde bulunan “Bilinçaltı kayıt temizlik rehberi” yazısına yönlendirdim. Kişilerin gerçekten ne istedikleri konusunda netleşmelerinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bilinçaltının işleyişi hakkında temel bilgi sahibi olmak, çalışmada doğru noktalara ulaşmaya ve sürecin daha anlaşılır ilerlemesine yardımcı olabilir.

Yazılarımı okuduğunu ve özel çalışma yapmak istediğini belirtti. Randevu için öğlen civarında aradığında genel bir konuşma yaptık. Öncelikle problemini netleştirmek amacıyla şu soruları sordum: “Şu anda hayatınızda sizi rahatsız eden şey nedir?”, “Hayatınızda değiştirmek istediğiniz şey nedir?” ve “Ne istiyorsunuz?”

Danışanın yaşadığı sorun ve kendine bakışı

bilinçaltı kayıt temizliği

Geçmişiyle ilgili bazı sıkıntılar yaşadığını ve yazılarımdaki kimi durumların kendisinde de karşılık bulduğunu söyledi. Yeniden, “Şu anda hayatınızda sizi rahatsız eden konu nedir?” diye sordum. Nişanlısından düğüne iki gün kala ayrıldığını anlattı.

Ayrılık nedenini konuştuğumuzda, aralarında sık sık tartışma çıktığını ve nişanlısının kendi başına hareket etmeyi sevdiğini söyledi. Evlendikten sonra da aynı sorunları yaşamak istemediği için ilişkiyi bitirmeye karar vermişlerdi. Tartışmaları çoğunlukla kendisinin başlattığını; nişanlısı, gitmek istemediği yerlere gitmek isteyince buna tepki gösterdiğini belirtti. Taleplerini nişanlısına açıkça ifade edip etmediğini sorduğumda önce yuvarlak cevap verdi. Daha önce söylediğini, ancak ne kadar net konuştuğunu hatırlamakta zorlandığını anlattı.

“Bu yaşadıklarınla ilgili ne hissediyorsun?” diye sordum. Daha anlayışlı olabileceğini ve nişanlısına layık davranamadığını düşündüğünü söyledi. “Nişanlısına layık olmak ne demek?” diye sorduğumda onu iyi, şefkatli ve korumacı biri olarak tarif etti; kendisine iyi davrandığını ekledi.

Sözlerinde bir çelişki vardı. Benim dikkatimi çeken, “Nişanlıma layık değilim” diyerek kendisine nasıl baktığını göstermesiydi. Kendi değerini düşük gördüğü için onu kabul eden herkesi kendisinden daha değerli ve iyi kabul ediyordu. Ben bunu düşük benlik değeriyle ilgili bir sıkıntı olarak yorumladım.

Ben de uzun süre benzer bir durum yaşamıştım. Kendi değerimi düşük gördüğüm için insanların beni kabul etmeyeceğini, dışlayacağını düşünüyordum. Onların beni kabul etmesini bekliyordum. Fakat sorun, başkalarının beni dışlamasından çok, kendimle ilgili değer yargılarım, dayatmalarım ve kendimi suçlamamla ilgiliydi. Kendimi kabul edilmez biri olarak tanımladığım için hissettiğim dışlanma duygusunu başka birinin benim yerime çözmesi mümkün değildi.

Bu durum, insanın kendisini bir kafese koyup kapısını kilitlemesi ve anahtarı cebine koyduktan sonra başkalarına kapıyı açmaları için yalvarmasına benziyordu. Kendimi dışlayan ben olduğum hâlde, diğer insanların durumdan haberi yokken beni kabul etmedikleri için onlara öfke duyuyordum. Mağduriyet içindeydim ve kurban rolü oynuyordum.

Konuşmamızın ardından, akşama kadar ne istediğini beş duyusunu da katarak imgelemesini ve bu sırada ortaya çıkan olumsuz duygularını not etmesini istedim.

Regresyon ile çocukluk anılarına yolculuk

Akşamki randevumuzda yaptığı çalışmayı ve tespit ettiklerini anlattı. Takıldığı konuların merkezinde farkına varılmamak, tercih edilmemek, dikkate alınmamak, dışlanmak, önemsenmemek, duyulmamak ve yalnız kalmak vardı.

Bu duyguların kendisini değersiz görmesiyle bağlantılı olduğunu düşündüm. Danışan da hayatında benzer durumları sıkça yaşadığını söyledi. Bir işi için bir yere gittiğinde başkalarının işi çabucak görülürken kendisinin bekletildiğini, kendisine saygı gösterilmediğini hissediyordu. Çalışmada odaklanacağımız konu, onun kendisini nasıl gördüğüydü.

bilinçaltı kayıt temizliği

Regresyon çalışmasına geçtik. Gevşeme ve transa geçme telkinlerinin ardından, üzerinde durduğumuz duyguya odaklanmasını istedim. Duyguyu yoğun hissettiği sırada midesinde ağrı olduğunu söyledi. Ben o dönemde bu hissi, bazı şeyleri hazmedememe temasıyla ilişkilendirdim.

Ardından geçmişine doğru bir yolculuğa başladık. İlk sahnede çocukluğunda bir kiraz bahçesindeydi. Oyun oynamak isterken annesi kiraz toplaması için ısrar ediyor, sonunda da onu dövüyordu.

Duyguların kaynağının bu sahne olup olmadığını anlamak için ikinci bir yolculuk yaptık. Bu kez kendisini çok küçükken annesinin kucağında, bir hamamda gördü. Annesi başka bir kadınla konuşuyordu. Danışanın dikkati kurnadaki suyun sıcaklığındaydı; suyun çok sıcak olduğunu annesine anlatmak istiyordu. Ancak annesi konuşmaya devam ettiği için duyulmadığını hissetti. Annesi suyun sıcaklığına dikkat etmeden ayaklarını suya sokunca ayaklarının yandığını ve ağladığını gördü. Bu sahnede yaşadığı yoğunluk sırasında ağlamaya başladı.

Korku duygusunun kaynağını anlamak için yeniden yolculuk yaptığımızda, kendisini çok küçükken sobalı bir odada gördü. Babası televizyon izlerken o emekleyerek sobanın altına giriyor ve kül yiyordu. Yanma riski bulunduğu hâlde babasının kendisini fark etmediğini anlattı. Ardından babası tarafından salıncakta sallandırıldığı, ancak dikkat edilmediği için salıncaktan düştüğü bir sahne gördü.

Öfkeyi ifade etme ve affetme çalışması

Gittiği sahnelerde ortak tema; duyulmamak, dikkate alınmamak, önemsenmemek ve değer verilmemekti. “Başka bir konu var mı?” diye sorduğum bir sonraki yolculukta doğum anına gitti. Anlattığına göre babası kız çocuğu olduğu için yüzünü ekşitmiş ve onu istememişti. Bu sahnenin son durak olup olmadığını anlamak için yeniden yolculuk yaptığımızda başka bir sahneye gitmedi.

Danışanın anlattığı sahneler ve bunlara yüklediği anlamlar üzerinde çalışmaya başladık. Anne ve babasına karşı yoğun öfke ve kızgınlık duyuyordu. Bu nedenle öfkesini ifade etme ve affetme çalışması yaptık.

Ortada iki sandalye bulunan, beyaz duvarlı bir oda imgelemesini istedim. Bir sandalyeye kendisinin, diğerine annesinin oturduğunu hayal etmesini söyledim. Annesine, geçmişte yaşadığı olaylardan dolayı hissettiği öfkeyi ifade edebilmesini istedim. Örneğin, “Anne, hamamda ayağım yandığı için sana öfkeliyim” ya da “Ben oyun oynamak isterken beni dövdüğün için sana öfkeliyim” diyebilirdi. İçinden ne geliyorsa söylemesini istedim.

Duygularını ifade etmek, özellikle şimdiye kadar karşı gelemediği birine ve üstelik yabancı birinin yanında, kolay değildi. Yine de annesine söylemek istediklerini dile getirdi. Sözleri bittikten sonra annesinin yüzüne bakmasını ve onun ne söylediğini görmesini istedim. Annesini üzgün ve çaresiz gördüğünü anlattı. “Söylenecek başka sözün var mı?” diye sordum; olmadığını söyledi. “Annene karşı affetmeye hazır mısın?” diye sorduğumda derin bir nefes aldı ve affedebileceğini belirtti. Annesine sarılıp onu affettiğini hayal etti.

Daha sonra diğer sandalyeye babasını oturtmasını istedim. Babasına yönelik duygularını ifade etmekte daha çok zorlandı. Affedip affedemeyeceğini sorduğumda babasını affetmekte zorlandığını söyledi. Öfkesinin büyüklüğünü kabul ederek, “Bu öfkenin sona ermesi için içinde neye ihtiyaç duyuyorsun?” diye sordum. Aklına babasını dövüp dışarı atmak geldiğini söyledi. Bir yastık alarak bunu güvenli biçimde dışa vurmasını önerdim. Telefonu kapatıp bunu rahatça yapmak istedi; birkaç dakika sonra yeniden aradığında rahatlamıştı.

Ardından kendisini diğer sandalyeye oturtup kendisini suçladığı konularla ilgili öfke ve kızgınlığını ifade etmesini önerdim. Yaşadığı yoğun duygular ve özel nedenler olabileceği için isterse bunu daha sonra yapabileceğini söyledim. Ayrıldığı nişanlısı için de ayrıca bir çalışma yapmasının kendisine iyi gelebileceğini belirttim.

Anne ve babası hakkında yaptığı çalışmanın ardından ilerleyen günlerde onları suçladığı başka olayları hatırlayabileceğini; böyle bir durumda duygularını ele alabileceğini konuştuk. Bu affetme çalışması, danışanın ilişkilerinin mutlaka değişeceği ya da aynı sonucun herkeste görüleceği anlamına gelmiyor. Kendi önceki çalışmalarımda, anne ve babasına yönelik öfkesini ele alıp affetmeye yönelen bazı kişilerin ilişkilerinde daha hoşgörülü bir değişim yaşadıklarını gözlemlemiştim.

Çalışma sonrasında değişen sahneler

Çalışmanın sonunda daha önce gittiği sahnelere yeniden dönmesini ve neler gördüğünü anlatmasını istedim. İlk sahnede kendisini kiraz ağacının altında oyuncaklarıyla mutlu biçimde oynarken gördü. İkinci sahnede annesi hamamda onu daha özenli yıkıyordu. Üçüncü sahnede babasının kucağında televizyon izliyordu. Doğum anında ise babasının onu kucağına alıp sevdiğini gördü.

Danışanın anlattığı bu imgelerde, daha önceki sahnelere yüklediği anlam değişmişti. Ardından kendisini değerli hissetmesine yardımcı olacak olumlamalar gönderdim. Benim yaklaşımımda, çalışma sonrasında oluşan boşluğun istenen bilgiyle doldurulması önemlidir.

Bilinçaltı kayıtları nasıl temizlenir?

Bu çalışma öyküsünde regresyon ile bilinçaltı temizliği; rahatsız eden duyguyu belirleme, geçmiş sahneleri danışanın anlatımıyla ele alma ve bu sahnelere yüklenen anlamlar üzerinde çalışma adımlarından oluşuyordu. Buradaki süreç, tek bir danışanın deneyimini ve benim o dönemki çalışma yaklaşımımı anlatır; herkese aynı biçimde uygulanacak bir yöntem ya da kesin sonuç vaadi değildir. Çocukluk anılarının bilinçaltına etkisi konusundaki bu anlatı da danışanın çalışmada aktardığı sahneler üzerinden şekillenmiştir.

Yaşamımızdaki olayları, içinde bulunduğumuz ruh hâliyle yorumlar ve o anlamları yıllarca taşıyabiliriz. Oysa hayat durmadan gelişip değişir. Anlam değiştiğinde, olaya bakışımız da değişebilir. Biz hâlâ eski kalıplara takılı kaldığımızda bir yandan ileri gitmeye çalışırken diğer yandan geçmişin etkisiyle frenlenmiş hissedebiliriz. Mücadele ederken bazen gözden kaçırdığımız şey, içinde bulunduğumuz andır.

Sevgiyle,
Halis Şahiner

KONTROL SENDE kitabımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN

bilinçaltı kayıt temizliği

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

Images

Bolluk ve Zenginlik Telkin Cümleleri

Bolluk ve zenginlik telkin cümleleri, refahı hak ettiğinizi, kendinize güvendiğinizi ve çevrenizdeki fırsatları fark edebileceğinizi hatırlatan ifadelerdir. “Sen parayı çekiyorsun” ya da “Sen kendi fırsatlarını kendin yaratıyorsun” gibi cümleler, burada kendinize yöneltebileceğiniz olumlu hatırlatmalar olarak yer alıyor.

Bu zenginlik telkinleri, bolluk düşüncesini farklı yönleriyle ele alır: kendine inanmak, parayı ve refahı kabul etmek, başarıya açık olmak ve ihtiyaçlarına ulaşabileceğini hatırlamak. Her cümleyi aynı şekilde benimsemek zorunda değilsiniz. Size yakın gelenleri seçip sakin bir anda okuyabilir, zamanla kendi dilinize uyarlayabilirsiniz.

Images

Kelebekleri Özgürleştirmek: Affetme ve Regresyon Çalışması

Bu çalışma hikâyesi, danışanın özel hayatına saygı kapsamında izni alınarak yayınlanmıştır.

Affetmek, huzurlu bir yaşam için ihtiyaç duyduğumuz önemli adımlardan biridir. Kur’an’da da bağışlamanın değerine işaret edilir:

“Bir kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder, bağışlarsa onun mükâfatı Allah'a aittir. Şüphesiz ki Allah, zalimleri sevmez.” (Şura Suresi, 40)

Öfke, kızgınlık ve kin gibi duygular geçmişte yaşananlara takılı kalmamıza neden olabilir. Bu duyguları fark edip ifade edebilmek, affetme sürecine alan açar. Başkaları bize haksızlık yapmış ya da biz kendimize karşı yanlış davranmış olabiliriz. Yaşananları yok saymadan da bu duyguların yükünü taşımayı bırakabiliriz.

Affetmek, bu nedenle kendimize verebileceğimiz bir hediyedir. Geçmişi silmek ya da yapılanı doğru bulmak değil; kendi kendimizi cezalandırmayı sürdürmemeyi seçmektir.

“Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, yumuşak davranandır.” (Bakara Suresi, 263)

Affetmek zaman isteyen bir süreçtir. Birikmiş kırgınlıklar, bugünkü yaşamımızda keyif ve sevgiye yer açmamızı zorlaştırabilir. Birine öfkeli olduğumuzda, güzel bir ortamda bile dikkatimizi o kişiye ve yaşananlara verebilir; intikam düşünceleriyle bulunduğumuz anın tadını kaçırabiliriz. Öfkemizi anlamak ve onunla güvenli biçimde çalışmak, odağımızı yeniden kendi hayatımıza çevirmemize yardımcı olabilir.

Affetmek unutmak ya da sınırları kaldırmak değildir

Affetmek, yapılan zararı unutmak, karşı tarafı yeniden güvenilir bulmak veya davranışını hoş görmek anlamına gelmez. Zarar veren birine sınır koyabilir, mesafeyi koruyabilir ve gerekiyorsa adaletin işlemesini bekleyebilirsiniz. Affetme, başkasının davranışını onaylamak değil; kendi öfkenizin ve geçmişin yaşamınız üzerindeki etkisini azaltmaya çalışmaktır.

Günlük hayatta öfkelenmek insani bir tepkidir. Önemli olan, öfkenin ardından nasıl davranacağımızdır. Bir danışanım, çocuklarının etkinlikleri nedeniyle aynı ortamda bulunduğu başka bir kadına; çocukları dışladığı, arkalarından konuştuğu ve oyun çevirdiği düşüncesiyle öfkeliydi. Ona karşılık vermek için bir plan yapmıştı. Bu karşılığın yeni bir çekişmeye yol açabileceğini konuştuk ve kendisine bir öfke çalışması yapmasını önerdim.

Danışanım, çocukların kamp yaptığı otelden ayrılıp sakin bir yere gitti. Sorun yaşadığı kişiyi zihninde canlandırarak öfkesini ifade etti ve ardından onu affetmeye çalıştı. Otele döndüğünde, daha önceki günlerden farklı olarak çalışanların kendisine ilgi gösterdiğini, içecek ikram edildiğini ve gruptaki kişilerle, sorun yaşadığı kişi de dâhil olmak üzere, güzel bir gün geçirdiğini anlattı. Yaşadıklarını kendi enerjisindeki değişimle ilişkilendirdi. Bu, danışanımın kişisel deneyimiydi; burada önemli olan, intikam planı yerine kendi duygularıyla ilgilenmeyi seçmesiydi.

Duyguların bedende nasıl hissedildiği kişiden kişiye değişebilir. Çalışmalarımda bazı kişiler öfke ve kırgınlığı belirli bölgelerde hissettiklerini anlatıyor. Bu tür bedensel hisleri kesin bir tanı ya da herkes için geçerli bir açıklama olarak değil, kişinin kendi deneyiminin bir parçası olarak ele almak gerekir.

Kendini affetmek ve regresyon çalışması

Önemli konulardan biri de kendini affetmektir. Suçluluk duyduğumuzda kendimizi cezalandırmamız gerektiğine inanabilir, geçmişteki bir olayı tekrar tekrar hatırlayabiliriz. Ancak önce şu sorulara bakmak yararlı olabilir: Olanlardan gerçekten ne ölçüde sorumluyum? O günkü yaşım, bilgim ve koşullarım neydi? Kendime, sevdiğim birine davranacağım kadar anlayışlı davranıyor muyum?

Bir takipçimle, daha önce değersizlik duygusu üzerine yaptığımız çalışmanın ardından ikinci kez görüştüm. Önceki çalışmadan sonra mide ağrıları yaşadığını ve anne babasıyla ilgili bazı öfke duygularının aklına geldiğini belirtti. Daha sonra nişanlısından ayrıldığı için kendisini suçladığını, yeterince iyi ve anlayışlı olmadığına inandığını söyledi. Nişanlısını melek gibi görürken kendisini canavar olarak tanımlıyordu. Bu yoğun öz suçlamayla ilgili regresyon çalışmasına başladık.

Gevşeme telkinlerinin ardından odaklandığımız duyguyu hissetmesini istedim. Danışanım midesinde bir ağrı hissettiğini söyledi. Sonra çocukluk döneminden bir sahne anlattı: Yedi-sekiz yaşlarındayken kardeşiyle sokakta oynarken başka çocuklar kardeşinin başına kum atmış, kendisi ise bunu engelleyememişti. Dayısı gelip kardeşinin başını temizlemiş ve ona neden yardım etmediğini sormuştu. Danışanım bu anıyı suçlulukla hatırlıyor, kardeşinin “Neden beni kurtarmıyorsun?” dediğini duyumsuyordu.

O sırada kendisinin de çocuk olduğunu, yaşananları bugünkü yetişkin bakışıyla değerlendirdiğini konuştuk. Çalışmada anne ve babasının kardeşinin rahatsızlığı nedeniyle tartıştığı başka sahneler de ortaya çıktı. Danışanım, evdeki huzursuzluğu kendi üzerine aldığını ve kardeşini bunun kaynağı olarak gördüğünü anlattı. Ardından annesi, babası ve kardeşiyle ilgili öfkesini ifade etmeye, kendisine yönelttiği suçlamaları gözden geçirmeye odaklandık. Sonraki günlerde kardeşine ve kendisine yönelik öfkesinin azaldığını; kendini kabul etme ve affetme konusunda ilerleme kaydettiğini söyledi.

Bu hikâye, regresyon terapisi yaklaşımıyla yürütülen kişisel bir çalışma deneyimidir; tek başına bir yöntem ya da herkes için aynı sonucu garanti eden bir uygulama olarak değerlendirilmemelidir. Yoğun duygularla baş etmekte zorlanıyorsanız, çalışmayı sürdürmeden önce bir ruh sağlığı uzmanından destek almanız uygun olabilir.

Öfke boşaltma ve affetme çalışması

Aşağıdaki uygulama, daha önce “Bilinçaltı Kayıt Temizliği Rehberi” yazısında paylaştığım öfke boşaltma ve affetme çalışmasının düzenlenmiş hâlidir. Bu bir öz farkındalık egzersizidir; profesyonel desteğin yerine geçmez. Sakin, mahrem ve güvenli bir alan seçin. Kendinize ya da başka birine zarar verebileceğinizi düşünüyorsanız uygulamayı yapmayın. Bağırmak veya yastığa vurmak yerine yazmak ya da sessizce düşünmek gibi daha güvenli bir ifade biçimi de seçebilirsiniz.

  1. İki sandalye hazırlayın. Birine kendiniz oturun; diğerinde öfkeli olduğunuz kişinin bulunduğunu hayal edin. İsterseniz bunu zihninizde, iki sandalyeli bir odada canlandırabilirsiniz.
  2. Duygularınızı adlandırın. Kendinizi zorlamadan, söylemek istediklerinizi sesli ifade edin veya yazın. Örneğin: “Sana şu davranışın için öfkeliyim.” “Şöyle davrandığın için kırıldım.” “Neden bunu yaptığını anlamak istiyorum.”
  3. Durup değerlendirin. Söyleyecekleriniz bittiğinde, karşınızdaki kişinin ne cevap verebileceğini düşünün. Bu, gerçek kişinin savunması değil, sizin zihninizde oluşan bir yanıt olabilir. Bu yanıtın sizi tatmin edip etmediğini ve şu anda affetmeye hazır olup olmadığınızı kendinize sorun. Hazır değilseniz affetmek için kendinizi zorlamayın.
  4. Kendinize yönelik öfkeyi de ele alın. Aynı sandalyeye kendinizi oturtup kendinize yönelttiğiniz suçlamaları fark edin. Bir çalışmada her şey aklınıza gelmeyebilir; ihtiyaç duyduğunuzda başka bir gün yeniden düşünebilirsiniz.

Hazır hissediyorsanız, kendi sözlerinizi kullanarak şöyle diyebilirsiniz:

“Seni affediyorum. Seni zihinsel ve manevi olarak serbest bırakıyorum. Bana verdiklerini sevgiyle kabul ediyorum; sana verdiklerimi de sevgiyle bırakıyorum. Sana yaşamında iyilik, sağlık ve huzur diliyorum. Sen özgürsün, ben de özgürüm. Yolun açık olsun.”

Bu sözleri söylemek zorunda değilsiniz; affetme çalışması bir başkasına mesaj göndermeyi ya da onunla yeniden ilişki kurmayı gerektirmez. Yakınlarımızla ilgili öfke ve kırgınlıkları ele alırken anne, baba, aile üyeleri veya hayatımızda etkili olmuş diğer kişileri düşünebiliriz. En önemlisi, kendimize yönelttiğimiz suçlamaları da şefkatle incelemektir. Birini affedemediğinizi fark ederseniz, bunu kesin bir suçluluk işareti saymak yerine hangi duyguya, sınıra veya karşılanmamış ihtiyaca işaret ettiğini merak edebilirsiniz.

Kontrol Sende: kendi kendinizin yaşam koçu olun

Kontrol Sende kitabımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz? Kendi kendinizin yaşam koçu olun.

affetme

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

Huzurlu bir yaşam için geçmişi, hayatımızda yer etmiş kişileri ve en önemlisi kendimizi affetmeye çalışabiliriz. Affetmeyi kendimiz için yaparız; öfke duyduğumuz kişiye bunu söylemek, onu hoş görmek ya da yeniden hayatımıza almak zorunda değiliz. Yıllardır taşıdığımız yükleri fark edip, hazır olduğumuz ölçüde bırakmak geleceğe daha canlı yürümemize yardımcı olabilir.

Sevgiyle