Gülümseyin. Hayatın anlamı keyif almak ve gülümsemektir.

“Kendini tanı” diyen Sokrates, yüzyıllar öncesinden günümüze seslenen evrensel bir öğüt veriyor. Bu çağrı, hayatın anlamına ulaşmanın yolunun insanın kendi içine yönelmesinden geçtiğini hatırlatıyor. Kendini keşfetmeye gayret eden insan, önce kendi varlığını anlamaya; sonra da kendinden hareketle hayata bir anlam bulmaya çalışır. Çünkü neye değer verdiğini, hangi yönlerini geliştirmek istediğini ve seçimlerinin ardında ne olduğunu fark etmek, yaşamına daha bilinçli bir yön vermesini sağlar.
Kendini tanımak ne demek? Kendini okumak ve keşfetmek; yeteneklerinin, becerilerinin, hislerinin, duygularının, inançlarının ve düşüncelerinin farkına varmaktır. Güçlü yanlarımız kadar zorlandığımız, geliştirmek istediğimiz yönleri de görebilmeyi içerir. Buradaki amaç kendimizi yargılamak ya da kusursuz olduğumuzu kanıtlamak değil; iç kaynaklarımızı daha iyi tanımaktır.
Yürekte yaratılan tek bir damlacık: Sevgi, öfke, korku, huzur… Duyguların gücü, bazen küçük ve fark edilmez görünen bu başlangıçların zamanla nasıl büyüyebildiğinde saklıdır. İçimizde doğan bir duygu yalnızca o anı değil, düşüncelerimizi ve çevremizle kurduğumuz ilişkiyi de etkileyebilir.
İçinde elmaya ve elma ağacına ait sırları taşıyan küçücük bir elma çekirdeğini düşünün. Uygun ortamı bulduğunda büyür, yeşerir ve sonunda yeniden elmalar verir. Yürekte yaratılan duygu damlası da bu benzetmedeki çekirdek gibidir: Uygun ortamı bulduğunda büyür ve bir okyanusa dönüşür. Sevgi ise sevgi okyanusu, öfke ise öfke okyanusu…
Hayatın altın kuralları, büyük kararlar kadar gündelik anlarda nasıl davrandığımızla da ilgilidir. Bazen birini dikkatle dinlemek, bazen özür dilerken gözlerinin içine bakmak, bazen de sahip olduklarının kıymetini bilmek… Küçük görünen seçimler, nasıl bir insan olduğumuzu ve ilişkilerimizde nasıl bir iz bıraktığımızı anlatır. Aşağıdaki kısa öğütler; kendine, başkalarına ve hayatın getirdiklerine daha dikkatli bakmaya davet ediyor.
—Göğün her yerde mavi olduğunu anlamak için dünyayı dolaşman gerekmez. Bak, aynı zamanda da baktığını gören ol.
Evlendiğinden beri babası onun evinde kalıyordu. Bu durum yüzünden eşiyle sık sık tartışıyorlardı. Eşi, yaşlı adamın evde bir fazlalık olduğunu düşünüyor ve onunla aynı evde yaşamak istemiyordu. Tartışmalar zaman zaman öyle büyüyordu ki bir gün eşi kesin konuştu: “Ya ben giderim ya da baban bu evde kalmayacak.”
Adam eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden yaşanan tartışmaların dışında mutlu bir yuvası; sevdiği, kendisini seven bir eşi ve çocukları vardı. Evliliği için çok mücadele etmiş, ailesini ikna etmek uğruna pek çok zorlukla karşılaşmıştı. Eşini hâlâ ölürcesine seviyordu. İki değer verdiği insan arasında kalmış, çaresizlik içinde kendince bir çıkış yolu aramaya başlamıştı.
İnsanın her türlü seçimi ya korku ya da sevgi düşüncesinden kaynaklanır. Gün içinde verdiğimiz kararlar, kurduğumuz cümleler ve başkalarına karşı gösterdiğimiz davranışlar da bu iki yaklaşımın izlerini taşıyabilir. Hayat seçimleri bu nedenle yalnızca büyük dönüm noktalarından ibaret değildir; gülümsemek, paylaşmak ya da bir adım atmak gibi gündelik tercihlerimizde de kendini gösterir.
Bu anlatımda korku, insanı daraltan ve içine hapseden; kaçmaya, gizlemeye ve biriktirmeye yönelten bir düşünce olarak ele alınır. Sevgi ise genişleten, açan, paylaşmaya ve iyileştirmeye alan tanıyan bir yaklaşım olarak karşısına çıkar. Korku ve sevgi arasındaki seçim, yalnızca ne hissettiğimizle değil, o duygunun davranışlarımıza nasıl yön verdiğiyle de ilgilidir.
Yeni bir güne başlarken, o günü bana bahşedilmiş bir armağan olarak görmeyi seçiyorum. Sağlığım için şükrediyor, teşekkür ediyorum. Şu anda günümü yaratmaya niyet ediyorum.
Aşağıdaki şükür olumlamalarını acele etmeden okuyabilir, sözcüklerin sizde uyandırdığı duyguları hissedebilirsiniz. Bu sözler; kendinize, hayatınıza ve günün getireceklerine sevgiyle yaklaşmanız için bir hatırlatmadır.
Güne başlarken kendime ve hayatıma değer verdiğimi hatırlıyorum. Her anın kıymetini görmeye, bugünümü sevgi ve şefkat duygularıyla karşılamaya niyet ediyorum.
Bu cümleleri kendi hızınızda okuyun. Özellikle sağlık için şükür sözleri, sağlığınıza dair minnettarlığınızı ifade etmenize yardımcı olacak sade bir başlangıç olabilir. Buradaki niyet, her anın değerini fark etmek ve güne sevgiyle yaklaşmaktır.
Şükür ve teşekkür sözleri, yalnızca güne başlarken değil, hayatın içindeki güzellikleri hatırlamak istediğinizde de okunabilir. Bolluk bereket için şükür olumlamaları içinde yer alan bu niyet, hayatın sunduğu bolluğa, bilgeliğe ve sevgiye kendinizi açmanızı ifade eder.
Bu olumlamalar, günün farklı anlarında yeniden dönüp okuyabileceğiniz şükür ve teşekkür sözleridir. Size yakın gelen cümlelerde bir süre durabilir, sevgi, merhamet ve huzur dileğini hissedebilirsiniz.
Şükürler olsun…
Olsun o halde / Amin!
Sevgi hikayeleri bazen uzun cümlelerden çok küçük bir karşılaşmayla anlatılır. Bu, bir adamla kelebeğin yollarının kesiştiği; sevmenin, sahip olmak değil, gerektiğinde özgür bırakmak olduğunu hatırlatan bir hikâye.
İyi kalpli, yalnız bir adam bir gün bir koza bulur. Kozanın içinde küçücük bir tırtıl vardır. Adam bu tırtılı çok sever; onunla yalnızlığını ve bütün sevgisini paylaşır.
Gel zaman git zaman, tırtıl büyür ve güzel bir kelebeğe dönüşür. Adam kelebeğine hayrandır; onu bir türlü bırakamaz. Oysa kelebeğin aklında dağlar, kırlar, çiçekler vardır. Yine de adama ve sevgisine kıyamaz, onu yalnız bırakmak istemez. Üç günlük ömrünü sevildiği ve sevdiği yerde geçirmeye hazırdır.
Ama adam bilir: “Sevmek bazen vazgeçmeyi de bilmektir.” Kelebeğine son kez bakar ve onu özgürlüğüne, kırlara, çiçeklere doğru salıverir.
Kelebek mutlu olmasına mutludur; yine de hiçbir meltem, hiçbir çiçek yaprağı adamın avucunun sıcaklığını andırmaz. Aklında adam, o çiçek senin bu çiçek benim dolaşır saatlerce…
Adam bir kelebeğe sevdalı, bakıp durur boşluğa. Kelebekse hâlâ konacak sıcak bir avuç aramaktadır. Böylece kelebek şunu anlar: “Bazen ait olduğumuz yer orasıdır; sıcak bir avuçtur, biliriz. Ama o yerin bize ait olma ihtimali bir hiçtir.”
Adam da kendi gerçeğini görür: “Hiçbir sevdayı yalnızca sevgiyle yaşatamazsınız.” Sevgi, karşısındakinin ihtiyacını ve özgürlüğünü görmeden tek başına yeterli olmayabilir. Kelebeği yanında tutmak isteyen adam, onu sevdiği için bırakmayı seçmiştir.
O günden sonra kelebek, adama duyduğu özlemi gömebileceği bir dağ aramaya başlar. Gücü tükenene dek arar ama bulamayınca şunu anlar: “Hiçbir dağ bir özlemi gömebileceğimiz kadar büyük değildir.” Adam ise sevdasını artık kelebeğinin yerine avuçlarına koyar.
Bu bırak sevgi seni bulsun hikayesi, aşk hikayeleri içinde sevgiyle özgürlük arasındaki ince çizgiyi anlatır. Bazen sevdiğimiz birinin yanında kalmasını isteriz; fakat onun başka hayalleri, özlemleri ve gitmek istediği yolları olabilir. Sevdiğini özgür bırakmak, duyguların yok olduğu anlamına gelmez. Adamın kelebeğini salıvermesi de sevgisinden vazgeçmesi değil, sevgisini onun özgürlüğünün önüne koymamasıdır.
Hikâyedeki adam ve kelebek, ayrılığın özlemi bir anda bitirmediğini gösterir. Kelebek sıcak bir avucu, adam ise artık yanında olmayan kelebeğini hatırlar. İkisi de yaşadıklarından bir anlam çıkarır; sevginin her zaman birlikte kalmakla ölçülemeyeceğini öğrenir.
Herkes iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış şeyler yaşar. Yaşadıklarından bir çıkarım yaparak hayatına bir yön verir; aynı zamanda düşüncelerini de şekillendirir. Belki de bu hikâyenin sessizce bıraktığı düşünce şudur: Bazen sevgi, tutmak yerine yol vermeyi bilmektir. Bırak sevgi seni bulsun.
Regresyon Uygulaması Ses Kaydı- Geçmişte Yaşanan Olumsuz Duyguları Dönüştürmek.
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik Deneyimim
Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm
Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı
Ho’oponopono Yöntemi Nedir? Nasıl Uygulanır?
40 Günlük Bereket ve Zenginlik Planı
Zihin Filtreni Kontrol Et, Algıların değişsin.
İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları
Kendine Güven Telkini: Metin ve Ses Kaydı
İstediğim Kişiyi Hayatıma Çekebilir miyim?





