Images

Nefes Teknikleri İle Öfke Ve Kızgınlık Kontrolü

Kızgınlık çok hafif bir etkiden, şiddete kadar gidebilen bir duygudur. Öfkeyle birlikte beden üzerinde bir takım fizyolojik ve psikolojik değişimler görülür. Vücut biyokimyasında adrenalin ve noradrenalin hormonunun salınımı artar. Nefes alıp verme ve kalp atışı hızlanır. Göz bebekleri büyür ve tansiyon çıkar.

Kızgınlık birçok  nedene bağlı olarak kolayca gelişebilir. Bunlar kişinin dış dünyası ile ilgili olduğu kadar  içselde olabilir. Belli bir dozda kızgınlık normal ve hayatın devamı için gerekli sayılır. Belli bir düzeyi aşan kızgınlık durumlarında ise kendisine veya çevresine zarar verme görülebilir. Kızgınlık kontrol edilebilir bir duygudur ve önemli olan o sınırı koruyabilmektir.
Kızgınlık ve öfke kontrolünde kullanılan savunma sistemleri genellikle kızgınlığını sergileme,  sakinleştirme ve bastırma şeklindedir.
Kızgınlığını sergileyerek ifade etmek kontrolsüz bir şekilde saldırgan davranmak değil, gerektiği kadar hoşnutsuzluğunu bilinçli olarak gösterebilme durumudur.  Önemli olan duygu ve düşünceleri amacına uygun olarak diğerlerine doğru bir şekilde ifade etmektir. Kızgınlık ifade edilmek istendiğinde kontrolsüzlüğü engellemek için nefes kontrolü gerekir. Hızlanmış, kontrolden çıkmış duygu ve düşünce sistemini yavaşlatarak gerçek ihtiyacı belirlemek ve buna uygun davranış sergilemek için hiç ara vermeden on derin nefesi burundan hızla alıp, ağızdan yavaşça ohhh diyerek ya da hohlayarak vermek enerji blokajını çözer.
Sakinleştirme; dışsal tepkilerimizden çok içsel tepkilerimizi kontrol altına almamız anlamına gelir. Gerçekten kızgın ve kontrolsüz olmanın karşılığı olan bir nefes alma şekli vardır. Bu sakin ve gevşemiş durumda olduğunuzun tam tersi bir durumdur. Sakin ve kontrollü olduğunuzda nefes alışınız hızlı ama verişiniz yavaştır. Kızgın ve kontrolsüz olduğunuzda ise genellikle ağızdan yavaşça alınan nefes burundan hızla verilir. Halk arasında “burnundan soluyor” veya “boğalar gibi burnundan alev saçıyor”  sözleri kızgınlığın iyi birer ifadesidir.
Derin, düzenli ve dikkat odaklı nefes alış verişler vücut sistemini yavaşlatır. Daha uzun zamanda düşünerek hareket etmemizi sağlar. Kalp atışlarımızı ve hormonal sistemimizi dengeye sokar. Gereksiz adrenalin üreterek savaş ya da kaç etkisi yaratmamızı engeller. Kızgınlığın makul ve katlanılabilir bir seviyeye çekilmesine imkan sağlar.
Üçüncü yol ise bastırmadır. Burada öfke o an için bastırılıp daha sonra olumlu duygularla yer değiştirilerek kontrol altına alınmaya çalışılır. Bu yol sürekli kullanıldığında her zaman olumlu duygulara çevirmek mümkün olmayabilir. Bu durumda öfke içe yönelerek depresyon, somatizasyon gibi çeşitli rahatsızlıklara dönüşebilir. Duyguların gereği gibi zamanında ve ortamında ifade edilememesi birçok değişik rahatsızlıklara yol açar. Kişinin kızgınlık duyguları bastırıldığında daha sonra değişerek kin ve intikam alma gibi yollarla kendini gösterebilir. Kızgınlığın bastırılması çok özel durumlar dışında önerilmez.
Kızgınlığın kontrol altına alınması nefes teknikleri;
Her zaman nefes farkındalığı içinde olarak davranışları kontrol altında tutmak gerekir.
Gereksiz kızgınlığa yol açacak adrenalin salgısı oluşturmamak için sempatik sinir sistemini aktive edecek üst solunumdan kaçınmak, bunun yerine düzenli yumuşak damak ve diyafram eşleşmesi ile bütünsel nefes almaya ve kanın ph değerini düşük tutacak nefes döngüsü oluşturmaya gayret etmek gerekir.
Kızgınlık belirtileri görüldüğünde veya kızgınlığın farkına varıldığında on adet derin nefes arka arkaya alınması kalp ve karın bölgesinde oluşan blokajın dağılmasına ve elektriğin topraklanmasına yarar. 
Kızgınlık yaşama ihtimali yüksek olan bir durum öncesinde burundan hızla alıp yavaşça ağızdan vereceğiniz nefeslerle fizik, duygu ve düşünce bedenler üzerinde yavaşlama, sakinleşme ve gevşeme sağlanarak potansiyel kızgınlıklara karşı önlem alınabilir.
Her türlü önlem alınmasına rağmen giderilemeyen, obsesif bir görüntü alarak takıntı durumuna geçen kızgınlıklar için değiştirici ve dönüştürücü nefes teknikleri ile beyin sapı ve medulla üzerinde yoğunlaşan elektriği tamamen nötr hale getirmek mümkündür.
  
Nefes teknikleri içinde yer alan üç kısa bir uzun nefes çalışmaları Timus bezini ve bağışıklık sistemini aktive ettiği için kızgınlığa karşı dengeleme oluşturmak için kullanılması uygundur.

Mustafa Kartal

************************************************

KONTROL SENDE kitabımı satın alarak hayatınıza  katkıda bulunmak ister misiniz?

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN



Images

İçsel Temizlik: Bir Başarı Öyküsü

İçsel temizlik çalışmaları sırasında tanıştığım Özlem’in yaşam yolculuğunu anlatacağım. Evli ve iki çocuk annesi olan Özlem, çocukluğundan itibaren kendisini çoğu zaman geri planda ve değersiz hissetmişti. Bu, onun hayatındaki zorlukları anlamaya çalışırken üzerinde durduğumuz önemli noktalardan biriydi.

Özlem’in çocukluğu ve evliliği

Kardeşi olduğunda ikinci plana atıldığını düşünmüş; ailesi onu okula göndermiş, ancak hayatını da sıkı biçimde kontrol etmişti. Arkadaşlık kurmakta zorlanmış, babası ve abisinin tutucu tavırları nedeniyle kendi kararlarını vermesine pek fırsat bulamamıştı. Okulu bitirince, içinde bulunduğu durumdan uzaklaşmak umuduyla karşısına çıkan ilk kişiyle evlendi.

Images

İlişkilerde Çekim Yasası ve Bağımlılık

Çekim Yasası ve İlişkilerde Bağımlılık

Çekim yasası yaklaşımına göre istenileni de istenmeyeni de hayatımıza çekeriz. Evrende her şeyin enerji olduğu düşüncesinden hareketle, kendi enerjimize uygun bir yayın yapar ve karşımıza bize uygun kişilerin çıktığını varsayarız. Etrafa ne yayarsak, karşılığında onu bulduğumuz söylenir: Korku enerjisi korkularımıza, sevgi enerjisi ise sevgiye uygun kişilere yönelmemize neden olur. Bu, yazarın çekim yasasına dayanan yaklaşımıdır.

İlişkilerinizde hep hüsran mı yaşıyorsunuz? O zaman evrene yaydığınızı düşündüğünüz enerjiye ve ilişkilerinizde tekrar eden seçimlere bakabilirsiniz. Dünyada milyarlarca kadın ve erkek, herkes için de farklı seçenekler var. Buna rağmen bazı insanlar, yaşadıkları olumsuzluklara, hatta psikolojik ya da fiziksel şiddete rağmen tek bir kişiye takılıp kalabiliyor; bütün dünyalarını onun etrafında kurabiliyor. Böylece kendilerini, zarar gördükleri hâlde çıkamadıkları bir döngünün içinde bulabiliyorlar.

Images

Değişmek mi, Dönüşmek mi?

Değişmek mi, Dönüşmek mi?

Birbirine çok yakın anlamlarda kullanılan değişim ve dönüşüm, Mustafa Kartal’ın bu yazıdaki yaklaşımında birbirinden farklı, hatta karşıt iki durumu anlatır. Değişimde kişi gelişirken kendi bireysel varlığını korur; dönüşümde ise karşı koyamadığı şartlar karşısında duruşunu yitirerek başka bir kimliğe bürünür. Bu nedenle değişim ve dönüşüm arasındaki fark, yalnızca ortaya çıkan sonuçta değil, o sonuca hangi süreçle ulaşıldığında da aranmalıdır.

Değişim ve dönüşüm ne anlama gelir?

Değişim, varlığın kendi gelişim sürecinde, istek ve arzularına karşılık gelen bilinçli seçimler yapmasıdır. Kişi karşılaştığı etkileri yok saymadan, onlarla denge ve uyum kurmaya çalışır; bunu yaparken kendi bireysel varlığını ortadan kaldırmaz. Değişmek, yaşananları dikkate alıp onlardan öğrenerek yaşamla daha iyi senkronize olmaktır.

Images

Strese Karşı Senkronize Nefes Teknikleri

nefes teknikleriSağlıklı ve uzun bir yaşam için, yaşadığımız pek çok rahatsızlıkta stresin ve kişisel tutumlarımızın etkisini fark etmek önemlidir. Bu farkındalık, kişinin seçimlerini daha sağlıklı bir yönde yapmaya gayret etmesine yardımcı olabilir. Aksi hâlde kişi, bedeni için kendi başına bir şey yapamayacağını düşünerek yalnızca tedavi yöntemlerinin ve ilaçların peşinden koşabilir. Stresli bir anda dikkatinizi bedeninize yönelttiğinizde, stresin vücudunuzda yarattığı değişimleri gözlemleyebilirsiniz.

Otonom sinir sistemi ve stres tepkisi

İnsanların ve hayvanların yaşamını sürdürmesinde temel rol oynayan mekanizmalardan biri otonom sinir sistemidir. Bu sistem; nefes düzeninden vücut ısısına, tükürük ve mide asidi salgısından kalp atımına ve damar basıncına kadar pek çok işlevle ilişkilidir. Bağırsakların çalışması, hormonal düzen ve bağışıklık sistemi de bu geniş etki alanının parçalarıdır.
Kişi kendini tehdit altında hissettiğinde otonom sinir sistemi stres adı verilen alarm durumuna geçer. Sınavdan ya da iş görüşmesinden hemen önce yaşananlar buna tanıdık bir örnektir: Kalp atışı hızlanabilir, nefes değişebilir ve bağırsak hareketleri etkilenebilir. Bu tepki, canlıları korumaya yönelik otomatik bir düzenektir. Kedi gören farenin ya da karşısına ayı çıkan bir insanın uzun uzun düşünmeden harekete geçebilmesi, bu koruyucu yanıtla açıklanır.

“Savaş ya da kaç” yanıtı

Otonom sinir sistemi tehdit karşısında vücudu “savaşmak ya da kaçmak” seçeneklerine hazırlar. Her iki durumda da hızlı hareket etmek gerekebileceğinden, kan akışı ve kalp atımı değişir; nefes hızlanır. Karaciğerden kana şeker salınması ve hormonlarla hücresel habercilerin devreye girmesi de bu yanıtın parçalarıdır. Kısa süreli bir tehlikede işe yarayan bu düzenek, kişinin tehditten uzaklaşmasına yardımcı olur.
Ancak günümüz yaşamındaki süreğen stres, bedeni uzun süre hafif bir alarm hâlinde tutabilir. Stresin artmasıyla bu alarm yanıtı da yoğunlaşabilir. Yazının aktardığı çerçevede, kronikleşen alarm durumu iç organların işleyişini etkileyebilir; çarpıntı ve tansiyon şikâyetlerinden mide asidiyle ilgili yakınmalara, adet düzensizliklerinden enfeksiyonlara yatkınlığa kadar farklı sorunlarla birlikte görülebilir.

Kronik stres, hafıza ve beynin uyum yeteneği

Kronik stresin beynin hafıza merkezi üzerindeki etkilerinin çalışmalarda gözlendiği belirtilmektedir. Hafıza hücreleri arasındaki bağlantılardaki değişimler unutkanlık sorunlarıyla ilişkilendirilir. Düzenli nefes tekniklerinin beyni strese karşı destekleyebileceği; hipokampusu etkinleştirme ve inflamatuar sitokinleri baskılama yoluyla koruyucu rol oynayabileceği de yazıda vurgulanan görüşler arasındadır.
Beynin önemli özelliklerinden biri uyum sağlayabilmesidir. Yeni koşullara göre hücrelerin çalışma biçimi veya görev dağılımı değişebilir; bu değişim için düzenli bir uyarı gerektiği ifade edilir. Trafik kazasında kolunu kaybeden bir kişinin beyninde, koldan duyu alan hücrelerin zamanla yüz bölgesinden gelen duyulara yanıt verecek şekilde görev değiştirmesi buna örnek olarak verilir. Benzer biçimde, bebeğini emziren annenin beyninde göğsü temsil eden hücre sayısının artmasından söz edilir.
Bu uyum kapasitesi neurofeedback uygulamalarının temelinde de yer alır. İstenen düzeyde ve düzenli aralıklarla uyarı verilmesi önemlidir; beynin adaptasyon yeteneği kişiden kişiye değiştiği için aynı durumda uygulamanın faydası da herkes için aynı olmayabilir.

Senkronize nefesin önemi

Nefesi kontrol ederek sağlanan uyumun, vücudun kronik strese bağlı sürekli alarm hâlinden çıkmasına yardımcı olabileceği düşüncesi bu yaklaşımın temelini oluşturur. Nefes uygulamaları doğal biyolojik ritim egzersizleri olarak ele alınır. Metabolizması yavaş olan koalaların nefes ve kalp atımlarının da daha yavaş olması, canlıların ritimleri arasındaki ilişkiye örnek gösterilir. Yeni doğan bebeklerin metabolizması gelişim sürecinde olduğundan nefes ve kalp atımları yetişkinlere kıyasla daha hızlıdır.
Doğayı gözlemleyen insanların, metabolizması yavaş hayvanların nefes alış biçimlerinden esinlenerek meditasyon uygulamaları geliştirdiği ve bu uygulamalar için uzun eğitim süreçleri oluşturduğu aktarılır. Otonom sinir sistemini rahatlatmaya yönelik yaklaşımda yavaş nefes alıp vermenin yanı sıra düzenli ve senkronize nefes ritmini yakalamak önemlidir. Yavaş nefes alıp vermeyi denemek kısa sürede mümkün olsa da nefesin düzenini korumak pratik gerektirebilir.
Yogiler ve Tibet tapınaklarındaki rahipler üzerinde yapılan çalışmalara ilişkin olarak, stresle ilişkili beyin dalgalarında azalma ve aşılamaya karşı daha fazla antikor oluşumu gözlendiği yazıda belirtilmektedir.

Biofeedback nefes egzersizleri nasıl değerlendirilir?

Şehir yaşamı ve iş temposu, uzun süreli nefes meditasyonlarına vakit ayırmayı güçleştirebilir. Yazıda, teknolojik nefes teknikleri yaklaşımlarının meditasyonla geliştirilmesi yıllar alabilen nefes senkronizasyonunu 5-10 dakika gibi kısa bir sürede sağlamaya yardımcı olabileceği aktarılır. Nefes ve nabız düzenlemeye yönelik biofeedback nefes egzersizleri haftada 3-4 kez uygulanabilir; bu uygulamalarda senkronizasyonun sağlanması temel koşul olarak vurgulanır.
Bu egzersizlerin, stres alarmı sırasında otonom sinir sistemi ve diğer sistemler üzerindeki aşırı uyarımı azaltmayı amaçladığı belirtilir. Nefes biofeedback uygulamalarının kalp-damar sağlığını olumlu etkileyebileceği ve hipertansiyon şikâyetlerinde anlamlı sonuçlar sağlayabildiği de yazıda aktarılan bilgilerdendir. Bu nedenle biofeedback, otonom sinir sisteminin etkilediği organ sorunlarında düzenleyici ve destekleyici amaçla kullanılmaktadır.
Düzenli nefes çalışmaları, stresle başa çıkma rutinine kısa süreli bir uygulama eklemek isteyenler için bir seçenek olabilir. Burada öne çıkan nokta yalnızca nefesi yavaşlatmak değil, nefes ve nabız ritmi arasındaki uyumu düzenli biçimde çalışmaktır.

Mustafa Kartal
Images

İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları

Çekim Yasası İlişkilerde Nasıl Çalışır?

Çekim yasası, yalnızca istediklerimizi değil, istemediklerimizi de hayatımıza çekebileceğimizi anlatan bir yaklaşım olarak ele alınır. Siz bu ifadeyi kullanmasanız bile şans, şanssızlık, kader, tesadüf, karma, denk düşmek, yürekten istemek ve her şeyin rast gitmesi gibi kavramlara aşinasınızdır.

Hayatınızda tesadüflerin yeri çok mu? Tekrar tekrar aynı hataları yapıyor musunuz? İlişkilerinizde hep benzer hayal kırıklıkları mı yaşıyorsunuz? Sizce bütün bunların sebepleri neler olabilir?

Images

Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik 3

Bilinçaltı Kayıtları Temizleme: Zülfikar Bey’in Deneyimi

Bugün bilinçaltı kayıtları temizliği yazılarına devam ediyorum. Bu kez, para ile ilgili bir korkusunu ve bu korkuyla çalışırken yaşadıklarını bizimle paylaşan Zülfikar Bey’in deneyimini aktarıyorum. Kendisi çalışmasının ayrıntılarını benimle paylaşma inceliğini gösterdi. Ben de bu kişisel deneyimin, benzer bir çalışma üzerine düşünenlere fikir verebileceğini umarak sizlerle paylaşmak istedim.

Bilinçaltı kayıtları nasıl temizlenir? Bir anıyı fark etmek

Zülfikar Bey, hazırladığı listeyi oluştururken kendi sitesinden, benimle yaptığı sohbetlerden ve Nil Hanım’ın sitesinden yararlandığını anlatıyor. Daha önce para konusunda iç dünyasına yönelttiği sorulardan aklında kalanları, hatırladığı sahneleri ve kendisine yeniden hatırlatılan anıları bir araya getirmiş. Listeyi gözden geçirdikten sonra ilk maddeyi seçip çocukluğundaki bir ana dönerek çalışmaya başlamış.

Images

Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik Deneyimim

Bilinçaltı kayıtlarıyla çalışmak için birçok teknik var. Daha önceki yazımda bunlardan söz etmiştim. Bu kez biraz daha derine inerek kendi içsel temizlik sürecimde yaşadıklarımı ve uyguladığım çalışmaları paylaşmak istiyorum. Anlattıklarım, benim deneyimim ve o dönemde kendime uyguladığım yöntemdir.

EFT (Duygusal Özgürleştirme Tekniği) ve Reiki çalışmaları yapmış olmama rağmen, çekim yasasının adımlarını uygulayıp isteklerimi sıralamaya başladığımda içimde çözemediğim bir direnç fark ettim. İsteklerimi düşünmek, onları zihnimde canlandırmak tek başına yeterli olmuyordu; bir yanım istediğim şeylere yönelirken başka bir yanım sanki bunlara hakkım olmadığını söylüyordu. Benim için bilinçaltı temizliği çalışmasını başlatan soru da buydu: Bu direnç nereden geliyordu?

Bilinçaltı kayıtlarını değiştirme ihtiyacını nasıl fark ettim?

Geriye baktığımda istediğim pek çok şeyi elde ettiğimi görebiliyordum. Bu çalışmalara başladığım zamana göre maddi anlamda daha fazla kazanıyor, buna bağlı olarak daha fazla harcıyordum. Özellikle son bir yılda isteklerimi daha bilinçli belirlemeye başlamıştım ve bunun sonuçlarını da hayatımda gözlemliyordum. Fakat bazen bir şeyi istiyor, onunla ilgili çalışmalar yapıyor, nasıl gerçekleşebileceğini düşünüyordum; yine de istediğim şey beklediğim yerden gelmiyordu. Bakış açımı değiştirdiğimde, yaşadıklarımın içinde göremediğim başka bir yön olduğunu fark ettim.

Zengin olmayı, bir villaya sahip olmayı ya da BMW 5.20d almayı hayal ettiğimde içimden bir ses, sen zenginliği hak etmiyorsun, diyordu. Kendimi hayalimdeki arabaya binerken düşündüğümde utanıyordum. Sanki arabaya binmekle birilerine hava atacakmışım gibi geliyor, inip binmek bile içimi sıkıyordu. İstediğim evi hayal ettiğimde de kendimi o dünyaya ait hissedemiyordum. İnsanlarla iletişim kuramıyor, utanıyor ve dışlandığımı düşünüyordum.

Dilim, ben o eve sahip olmayı seçiyorum, derken kalbim, sen o dünyaya ait değilsin, diyordu. Bilinçaltımdaki kaydı fark etmiştim ama onu nasıl değiştireceğimi henüz bilmiyordum. Bilinçaltı kayıtları nasıl değiştirilir diye düşünürken, önce bu duyguların hangi yaşantılarla bağlantılı olabileceğine bakmam gerektiğini anladım.

Çocukluk anılarımın içimdeki dirence etkisi

İçsel temizlik tekniğiyle çalışırken çocukluğumda yaşadığım bazı olayların bugünkü hislerimle bağlantısını gördüm: Başkalarının yardımlarıyla geçinmek, yoksulluk ve annemin anlattığı kıtlık hikâyeleri… Bunlar benim iç dünyamda yer etmişti. Çocukken başkalarının attığı malzemelerle ve zorluklar içinde büyümüş olmam, bugün lüks bir yaşamı hak ettiğime kendimi inandırmamı güçleştiriyordu. Bir yanım, ben bunlara layığım, diye düşünüyordu; zenginlik ise bana ulaşılmaz ve yabancı geliyordu. İçimdeki direncin kaynağını böyle anlamaya başladım.

Bu fark ediş benim için bir dönüm noktası oldu. Önceki çalışmalarımı evin kaba temizliği gibi görmeye başladım; şimdi daha derine bakmam gerektiğini hissediyordum. Kendime neden böyle hissettiğimi sordum. Bu soruyla birlikte, kendimi annemle yaşadığımız ilçenin varoşlarında, bir fabrikanın yanmış kömür cürufunu döktüğü yerde kömür toplarken buldum. Beş-altı yaşlarında olmalıydım. O sahnede kendimi aciz ve değersiz hissediyordum.

İçsel temizlik çalışması nasıl yapılır? Kendi uygulamam

Ben çalışırken önce o anda belirginleşen duyguyu fark etmeye, ardından kabul etmeye ve onu sevgiye dönüştürmeye niyet etmeye odaklandım. Sonrasında kendime yeterlilik, kabul ve şükür ifadelerini tekrarladım. Bu, benim kişisel uygulama biçimimdi; aşağıdaki cümleler de o sırada kendime söylediğim ifadeler.

Acizlik ve değersizlik duygusuyla çalışmam

Önce değersizlik, sonra acizlik korkusu üzerinde çalıştım:

Benim acizlik korkum var.
Ben acizlik korkumu kabul ediyorum.
Ben acizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben acizlik korkumu seviyorum.

Kalbimden pembe ışıklar çıkardığımı hayal ettim; korkunun bedenimden çıkıp sevgi enerjisinin tüm hücrelerime yayılmasına izin verdiğimi düşündüm. Ardından şu olumlamaları tekrarladım:

Ben her halimle yeterliyim.
Ben her halimle yeterli olduğumu biliyor ve inanıyorum.
Ben her halimle yeterli olduğumu kabul ediyorum.
Ben her halimle yeterli olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben her halimle yeterli olduğum için şükrediyorum.

Sonra kendime bu duyguyu daha önce nerede yaşadığımı sordum. Sırtımda kömür çuvalı taşırken insanların bana bakışı gözümün önüne geldi. Çuvalın altında eziliyordum; hem ağırlığıyla hem de o anın bende bıraktığı psikolojik yükle. Acizlik, çaresizlik, utanma ve adam yerine konulmama gibi daha önce fark etmediğim korkular da belirdi. Önce acizlik, ardından diğer duygular üzerinde çalıştım.

Çaresizlik, utanma ve kabul

Çaresizlik korkum için kullandığım cümleler şunlardı:

Benim çaresizlik korkum var.
Ben çaresizlik korkumu kabul ediyorum.
Ben çaresizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben çaresizlik korkumu seviyorum.

Kalbimden pembe ışıklar çıkardığımı hayal ettikten sonra şu olumlamaları tekrarladım:

Ben çareyi içimdeki sevgide buluyorum.
Benim çarem benim içimde.
Ben çaremin benim içimde olduğunu biliyor ve inanıyorum.
Ben çaremin benim içimde olduğunu kabul ediyorum.
Ben çaremin benim içimde olduğunu bildiğim için kendimi takdir ediyorum.
Ben çaremin benim içimde olduğunu bildiğim için şükrediyorum.

Kömür taşıdığım için duyduğum utanma korkusunu da çalıştım:

Benim kömür taşıdığım için utanma korkum var.
Ben kömür taşıdığım için utanma korkumu kabul ediyorum.
Ben kömür taşıdığım için utanma korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben kömür taşıdığım için utanma korkumu seviyorum.

Ardından yaşadıklarımı olduğu gibi kabul etmeye yönelik şu cümleleri tekrarladım:

Yaşadığım ve yaptığım her şeyi ben olduğu gibi kabul ediyorum.
Yaşadığım ve yaptığım her şeyi ben olduğu gibi kabul ettiğimi biliyor ve inanıyorum.
Yaşadığım ve yaptığım her şeyi ben olduğu gibi kabul ettiğim için kendimi takdir ediyorum.
Yaşadığım ve yaptığım her şeyi ben olduğu gibi kabul ettiğim için şükrediyorum.

Adam yerine konulmama korkum için de aynı şekilde çalıştım:

Benim adam yerine konulmama korkum var.
Ben adam yerine konulmama korkumu kabul ediyorum.
Ben adam yerine konulmama korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.
Ben adam yerine konulmama korkumu seviyorum.

Sonrasında kendime tam ve bütün olduğumu hatırlatan olumlamaları söyledim:

Ben her halimle tam ve bütünüm.
Ben her halimle tam ve bütün olduğumu biliyor ve inanıyorum.
Ben her halimle tam ve bütün olduğumu kabul ediyorum.
Ben her halimle tam ve bütün olduğumu bildiğim için kendimi takdir ediyorum.
Ben her halimle tam ve bütün olduğumu bildiğim için şükrediyorum.

Çocukluk sahnelerinde fark ettiğim ortak düşünce

Derin bir nefes alıp verdikten sonra gözlerimi kapattım ve bu durumu başka nerede yaşadığımı sordum. Sahneler peş peşe gelmeye başladı. Ailemizin ekonomik durumu kötü olduğu için yeterli paramız yoktu; ailem çok çalışmak zorundaydı. Yaşamımızı sürdürebilmek için her fırsatı değerlendiriyorlardı. Kendimi annemle birlikte buğday tarlalarında, biçimden sonra kalan başakları toplarken gördüm. Ardından soğan ve patates tarlaları geldi.

Çocuklukta yaşadıklarım sanki bana, sen zengin olamazsın, hayatını ancak başkalarının artıklarıyla geçindirebilirsin, diyordu. O dünyaya nasıl ait olabilirdim ki? Bir şeylere sahip olmak için hep başkalarından izin almış, tarlalarda başkaları ne der diye düşünerek mücadele etmiştim. Sanki ancak başkaları izin verirse bir şeylerin sahibi olabilirdim. Bu sahnelerle bugünkü zenginlik ve aidiyet duygum arasındaki bağlantı o sırada daha görünür hâle geldi.

Çalışmalarımın büyük bölümünü tamamladığımı düşünüyordum ama o sahnelerdeki çocuk hâlâ mahzun ve hüzünlü duruyordu. O yaşlardaki kendime çeşitli cümleler söylüyor, yine de orada çözemediğim bir şey olduğunu hissediyordum. Daha önceki deneyimlerime göre sahnedeki olumsuz durum değiştiğinde, aynı sahneyi farklı algılamaya başlıyordum. Fakat bu kez ne yapmam gerektiğini bulamıyordum. Çalışma sonrasında çocuğa ne hissettiğini sorduğumda yalnızca bana bakıyordu.

O günlerde okuduğum, EFT ile parasal blokajların çözümünde kullanılan cümlelerden biri aklımda bir ışık yaktı. Cümleyi kendime uyarlayarak olumlamalar yaptım. Olumsuz kelimeler içeren cümlelerin olumlama için tavsiye edilmediğini biliyordum; yine de bu ifadeleri kullanmayı denedim:

Benim kimsenin artığına ihtiyacım yok.
Ben kimsenin artığına ihtiyacım olmadığını biliyor ve inanıyorum.
Ben kimsenin artığına ihtiyacım olmadığını kabul ediyorum.
Ben kimsenin artığına ihtiyacım olmadığını bildiğim için kendimi takdir ediyorum.
Ben kimsenin artığına ihtiyacım olmadığını bildiğim için Allah’a şükrediyorum.

Devamında kendi kendime yeterli olduğumu hatırlatan cümleleri söyledim:

Ben kendi kendime yeterliyim.
Ben kendi kendime yeterli olduğumu biliyor ve inanıyorum.
Ben kendi kendime yeterli olduğumu kabul ediyorum.
Ben kendi kendime yeterli olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben kendi kendime yeterli olduğum için Allah’a şükrediyorum.

Ardından değer duygusu üzerine çalıştım:

Ben değerliyim.
Ben değerli olduğumu biliyor ve inanıyorum.
Ben değerli olduğumu kabul ediyorum.
Ben değerli olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben değerli olduğum için Allah’a şükrediyorum.

Birden sahneler değişmeye başladı. Çocuk sırtındaki çuvalı bıraktı ve arkadaşlarıyla oynamaya gitti. Onu sokakta mutlu ve huzurlu şekilde oynarken gördüm. Sonra buğday, soğan ve diğer tarlalardaki sahneler üzerinde de benzer biçimde çalıştım.

Ardından gözümün önüne Bursa’da, maddi durumu iyi olanların yaşadığı villalarıyla ünlü bir semtin sokağı geldi. Daha önce o cadde ve sokaklarda dolaşmayı hayal ettiğimde utanırken bu kez kendimi rahatça o evlerden birine arabayla girerken gördüm. Hatta villa tarzı evlerin bulunduğu başka yerleri neden gezmediğimi sorgulamaya başladım. Benim için kritik olan bir sahneyi değiştirebilmiştim. Bilinçaltı blokajları ve çekim yasası arasındaki ilişkiyi de kendi deneyimimde, istediğim hayatı düşünürken içimde beliren aidiyetsizlik ve hak etmeme duyguları üzerinden görüyordum.

Geçmişteki kayıtların bugünkü davranışlarıma yansıması

Yazdıklarımı bugün okurken nasıl bir girdabın içinde yaşamış olduğuma hayret ediyorum. Bu olumsuz kayıtlar varmış gibi hissetmeme rağmen elde ettiklerimin de benim için önemli bir başarı olduğunu fark ettim. Bunun nedenini düşündüğümde, ailenin son çocuğu olmamın ve ailemin gözüne girmek için gösterdiğim çabanın davranışlarımı etkilediğini gördüm. Onlara daha zeki olduğumu göstermek zorundaymışım gibi hissediyordum. Okul hayatım ağabeylerimden daha iyiydi; kısa yoldan hayata atılma şansı bulmuştum. Ailem ve çevrem beni zeki, çalışkan ve efendi bir çocuk olarak tanıyor, başkalarına örnek gösteriyordu.

Sonra bu kaydın ilerleyen yaşamımda başka bir biçimde karşıma çıktığını fark ettim. Korkular üzerine çalışırken kontrolü kaybetmek istemeyen, hata kabul etmekte zorlanan ve mükemmeliyetçi yönümü gördüm. Başkaları ne der korkusu taşıyor; yaptığım işler için birilerinden onay alınca rahatlıyordum. Sorumluluk almaktan kaçındığımı, kalıpların dışına çıkamadığımı ve kurallara fazlasıyla bağlı yaşadığımı fark ettim. Kural dışı bir şey yaparsam yakalanacağımı, suçlanacağımı ve sahip olduğumu sandığım saygınlığı bir anda kaybedeceğimi düşünüyordum.

Bu duygular nedeniyle işte sahip olduğum makamın avantajlarını ve yetkilerini bile gerektiği gibi sahiplenemiyordum. Hep birilerinin desteğine ihtiyaç duyuyor, insanlara hoş görünmek adına kendi imkânlarımı kullanmıyordum. İnsanların beni kullanmasına izin veriyor, bu durumdan rahatsız olduğum hâlde davranış biçimimi değiştiremiyordum. O zamana kadar bunu yalnızca kişilik yapım diye açıklıyordum; çalışmalar sırasında geçmişle kurduğum bağlantıyı fark ettim.

Kendimi görünür kılmak ve değişimi paylaşmak

Bu siteyi yaklaşık üç yıl önce kurmuş olmama rağmen kendi adıma hiç yazı yazmamıştım. İnternet bilgimden ve teknik altyapımdan yararlanarak farklı yerlerden topladığım yazıları yayımlıyordum. Kendimi gizliyor, insanlara farklı ya da kod isimlerle cevap veriyordum. Bu yazıyı kendi adıma yazıp yayımlamak benim için büyük bir değişimdi.

Siteme kendi fotoğrafımı koydum; ismimi, e-posta adresimi ve Facebook adresimi paylaşmaya başladım. İnsanlara gerçek ismimle yardımcı olmak ve kendi fikirlerimi daha rahat açıklamak benim için görünür olmanın bir yoluydu. Bunların hepsini, yaptığım içsel temizlik çalışmasıyla birlikte gelen bir değişim olarak yaşadım. Çalışma dokümanlarını da burada paylaştım ve bunları alan kişilerden olumlu geri dönüşler aldım. Yaşadığım deneyimleri anlatmaya devam etmeye karar verdim.

Ben korkularımla yüzleşme cesaretini göstererek içsel temizliğime başladım ve hâlâ çalışmaya devam ediyorum. Bu yaklaşımın benim için değerli olduğuna kalben inanıyorum. Sahip olduklarımızı paylaştıkça çoğaldığını fark ettim. Önceden odağım daha çok parasal zenginlikti; şimdi mutluluğu hedef alıyorum. Kendi deneyimimde, içsel temizlik çalışması nasıl yapılır sorusunun cevabı önce hissettiğim direnci fark etmek, o duygunun bende uyandırdığı eski sahnelere bakmak ve kendime söylemek istediklerimi bulmaktı. Bu süreci herkes için aynı sonucu verecek bir yöntem olarak değil, kendi yaşantımdan bir paylaşım olarak anlatıyorum.

Ben temizliğime devam edip mutluluğu hedef aldıkça, parasal anlamda istediklerimin de kendiliğinden gelebileceğine inanıyorum. Düşüncelerimin sizin yaşantınızda da bir fark yaratması dileğiyle. Her şey gönlünüzce olsun. Saygı ve sevgilerimle.

Halis Şahiner

Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Images

İmgeleme Teknikleri: Bolluğu Hayatınıza Çekin

Neyi görüyorsanız onu alırsınız

İmgeleme işin sırrıdır; bu fikrin sizi ürkütmesine ya da gözünüzde büyümesine izin vermeyin. Zihin gücünüzü kullanmanın bir yolu olan imgeleme, gündelik hayatta düşündüğümüzden çok daha sık karşımıza çıkar. Bir şeyi zihninizde canlandırmak, onu hemen ve kesinlikle gerçekleştireceğiniz anlamına gelmez; burada anlatılan yaklaşım, zihinsel bir sahneyi belirginleştirip dikkatinizi arzu ettiğiniz yöne çevirmektir.

Zihninizde bir şeyi belirgin biçimde görmeyi öğrendiğinizde, o imge yaşamınızda neye yönelmek istediğinizi anlamanıza yardımcı olabilir. Daha yüksek bir boyuttaysanız zihninizde yarattığınız düşünce ve imgelerin çevrenizde hemen gerçekleşeceği fikri bu yaklaşımın parçasıdır; bunu kesin bir sonuç vaadi olarak değil, imgelemenin gücüne ilişkin bir görüş olarak düşünün. Bu fikir insanları şaşırtabilir. Oysa teknik bir ressam, bir evi tasarlarken nasıl görünmesini istediğini önce zihninde canlandırır. Bu tür bir imgeleme neden ezoterik görülmesin de gündelik bir tasarım becerisi olarak kabul edilsin?

Images

Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm

İnsan, hayatında tekrar eden olaylara; ilişki döngülerine, parayla kurduğu bağa, başarıya yaklaşımına veya kendilik algısına dikkatle baktığında çoğu zaman aynı gerçekle karşılaşır: Yaşam yalnızca bilinçli olarak düşündüklerimizden ibaret değildir.

Bilinçli zihnimiz bir şeyi isteyebilir; fakat iç dünyamız başka bir şeye inanıyorsa arada bir çatışma oluşur. Bu gerilim gecikme, direnç, kararsızlık ya da tekrar eden sorunlar şeklinde hissedilebilir. Bilinçaltını anlamak, yalnızca bir kavramı öğrenmek değil; yaşamımızda hangi inançların, korkuların ve duygusal kayıtların etkili olduğunu fark etmektir.

Images

60 Nefes Çalışması

Nefes çalışmasına başlayanlara her gün yapmalarını tavsiye ettiğim 60 nefes çalışması, tek başına doğru nefes alıp vermeyi öğretmeye yönelik bir uygulama olarak düşünülmemelidir. Bu çalışmadaki temel yaklaşım, fizik bedene bilinçli bir zorluk hazırlayarak direnç kazanmak ve nefeste güçlenmektir. Uygulamayı değerlendirirken bu amacı ve bedenin verdiği tepkileri birlikte göz önünde bulundurmak gerekir.

60 nefes çalışması nasıl yapılır?

Uygulama, bir dakika içinde 60 nefes alışverişi yapma esasına dayanır. Başka bir ifadeyle, 60 saniyede 60 nefes çalışması boyunca her nefes alışverişi yaklaşık bir saniyelik ritme yerleşir. Bu tempo hızlıdır; bu nedenle sayıyı tamamlamaya çalışırken nefesi tutmak ya da hareketleri birbirinden koparmak yerine, alış ve verişi kesintisiz bir akışta sürdürmek önemlidir.