Gülümseyin. Hayatın anlamı keyif almak ve gülümsemektir.
Nasıl bir gün geçirmeye başladığın hiç önemli değil demiyorum; ama gününe nasıl devam etmeyi seçtiğin önemli.
Bazen sabah planladığın gibi başlamaz. Böyle anlarda, bütün günün de kötü geçeceğine karar vermek zorunda değilsin. Bir an durup dikkatini şu anda hayatında bulunan güzel şeylere çevirebilirsin. Olumlu düşünme, her şeyin kusursuz olduğunu söylemek değil; elindekileri fark edip önündeki ana yeniden bakmayı seçmektir.
Bir an dur ve hayatında var olan muhteşem şeyleri düşün:
Bunlar küçük ayrıntılar gibi görünebilir. Oysa dikkatimizi yalnızca eksik olana verdiğimizde, zaten hayatımızda bulunan güzellikleri gözden kaçırabiliriz. Şükretmenin önemi de burada: Sahip olduklarını fark etmek, gününe başka bir yerden bakmana yardımcı olabilir.
Güne olumlu devam etmek, yaşadığın zorluğu yok saymak ya da kendini iyi hissetmeye zorlamak değildir. Sadece, günün geri kalanında hangi düşünceye ve hangi adıma odaklanacağını seçebileceğini hatırlamaktır. Bir nefes al, çevrene bak ve kendine sor: Şu anda minnet duyabileceğim ne var? Bugün için atabileceğim küçük, iyi bir adım ne?
Hayata olumlu bakmak bazen büyük kararlarla değil, böyle küçük bir dikkat değişikliğiyle başlar. Belki bir gülümseme, belki yeniden odaklanmak, belki de listeye kendi cevabını eklemek… Nasıl başlarsa başlasın, gününün devamına sen de yön verebilirsin.
Her türlü gerçeklikten önemlisi, hayatta elde edebileceğin en büyük torpil şu:
Evrenden Torpilin Var;)))
Daha ne istersin? Hadi, listeye sen devam et;))
Gülümse... Odaklan... Değiştir.
Aykut Ogut
Hedeflere ulaşma yolunda ilk adım, ne istediğimizi iyi belirlemektir. Hedefin ayrıntılarıyla tanımlanmış, ölçülebilir, ulaşılabilir ve gerçekçi olması gerektiği sık sık söylenir. Doğru zamanlama, yeterli kaynak, ekip ve süreçlerin tanımı da önemlidir. Bunlar yolumuzu görmemize yardımcı olur; ancak hepsini planlamış olmak, hedefin kendiliğinden gerçekleşeceği anlamına gelmez. Bütün koşullar yerli yerindeyken bile hedefinize ulaşamayabilirsiniz. Öyleyse eksik olan ne?

“Ahh!” dersiniz, “Hayal kurmayı, canlandırmayı, resimlerle düşünmeyi, olmuş gibi kabul etmeyi unuttum!” Bunları da yapın; zihninizdeki imgeleri pozitif duygularla besleyin ve olumlu dil kalıplarıyla ifade edin. Hayal etmek ve hedefi gözünüzde canlandırmak, neye yöneldiğinizi hatırlatabilir. Fakat bunları yapmanıza rağmen hedefleriniz gerçekleşmeyi bekleyebilir. Çünkü hedefi düşünmekle ona doğru ilerlemek aynı şey değildir.
İş dünyası karmaşık ve sürekli değişen bir yapıya sahip. Teknolojiyle birlikte yeniliklerin hız kazandığı bu ortamda, güçlü ve yenilikçi olanlar ayakta kalıyor. Teknolojiyi yakalamak, her zaman kolay değil; kendini bu alanda öne çıkarmış kişiler bile zaman zaman değişimin gerisinde kalabiliyor. Başarılı olmanın yolları üzerine düşünürken, bu nedenle hem işin temelini sağlam tutmak hem de gelişime açık olmak gerekiyor.
Aşağıdaki 12 başlık, iş hayatında başarılı olmanın yolları konusunda yol gösteren alışkanlıkları bir araya getiriyor. Bunlar bir anda sonuç veren kestirme yollar değil; niyet, emek, güven ve süreklilikle güçlenen temel yaklaşımlar.
Başarı için ne yapması gerektiğini insanın önce kendi zihninde netleştirmesi gerekir. Güçlü bir niyet, tutkulu bir ideale dönüştüğünde enerjiyi iş üzerinde toplamaya yardımcı olur. Nereye ulaşmak istediğini bilen kişi, çabasını daha bilinçli biçimde yönlendirir.
İşin temel kurallarını öğrenmek için kararlılık şarttır. Bilgi edinmeden girişilen işler büyük kayıplara veya başarısızlığa yol açabilir. Başarılı insanlar, işin inceliklerini öğrenmekle yetinmez; öğrendiklerini uygulayarak deneyim kazanır.
Günde iki saati işi geliştirmeye ve yenilik düşünmeye ayırmak, sıradanlığın dışına çıkmak için iyi bir başlangıçtır. Herkesin yaptığını yapmak ya da 55 vagonlu bir trenin 56. vagonu olmak bir süre sonra insanı da işi de yıpratabilir. Lokomotif, yani lider ve öncü olmaya çalış; hangi işi yapıyorsan ona hayranlık uyandıran bir fark kat.
Başarıda kişisel bütünlük vazgeçilmezdir. Girişimcilik; çalışanlarla, tedarikçilerle ve müşterilerle iş birliği kurmayı gerektirir. Bu ilişkilerde güven oluşturmanın yolu, prensipli davranmaktan geçer. Prensiplerin her zaman yazılı olması gerekmez; ancak açık ve anlaşılır olmalı, davranışlarına yön vermelidir.
İnsanlar hangi durumda nasıl tepki vereceğini bildiklerinde seninle çalışırken daha rahat eder, inisiyatiflerinin sınırlarını daha iyi anlar. Özü, sözü ve davranışı birbirini tamamlayan kişiler güven verir. Bu iç bütünlük, prensiplere bağlılıkla gelişir.
Başarı hikâyelerinin odağında işleri takip etme alışkanlığı bulunur. Olumlu gelişmeleri ileri taşımak, olumsuzluklara karşı zamanında önlem almak için süreci izlemek gerekir. Takip edilmediğinde fırsatlar gözden kaçabilir, sorunlar büyüyebilir. Kısacası, kazanmak takip etmeyi gerektirir.
Yapılan işten duyulan sevinç, insanın kendi kendini motive etmesine ve bu duygunun zamanla alışkanlığa dönüşmesine yardımcı olur. Başarı üretmekten ve başkalarına fayda sağlamaktan duyulan gurur, çalışmayı sürdürmek için güçlü bir dayanak olabilir. “İnsan başkaları için yaşadığı zaman insandır” sözü, başarılı insanların zihninde yer eden bu düşünceyi anlatır. Kendini yenileyen yatırımlara yönelten duygu da budur.
Kendine ayna tutabilmek, özgüvenin gelişmişliğini gösterir. İnsan mükemmel değildir; bu nedenle eksiklerini fark edip onları gidermeye çalışmalıdır. Kendine aşırı güvenen kişilerin de kendilerini sorgulayabilmeleri önemlidir. İç dünyasında gördüğü boşlukları doldurmak için kendine yatırım yapan kişi gelişimini sürdürür.
Kararlılık, başarının vazgeçilmez unsurlarındandır. Çabuk usanmak, sürekli başka bir işe yönelmek veya üzerinde durulan konunun derinliklerine sabırla inememek kararsızlığa yol açabilir. Başarı hikâyeleri, işin üzerinde durmayı ve sabırla yoğunlaşmayı gerektirir. Hızlı karar vermek kadar, işi ciddiyetle ele alıp kararın arkasında durmak da önemlidir.
Kendi bilgi ve tecrübenden yararlanmak önemlidir; başkalarının deneyimlerinden faydalanabilmek de öyle. Sana doğruyu söyleyecek bir arkadaşın olmalı. Başarılı insanlar, kendilerini farklı açıdan değerlendirebilen ve hatalarını dürüstçe gösterebilen kişilere değer verir. İlk bakışta aykırı görünen fikirleri dinlemek, gözden kaçan noktaları fark etmeyi sağlayabilir.
Başarıda başkalarının payını vurgulamak herkesin kolayca yaptığı bir şey değildir. Oysa eşin, ortağın veya yakın dostların katkısını kabul etmek, emeğin paylaşımını görünür kılar. Bilginin zenginlik üretimindeki önemi arttıkça paylaşmanın önemi de artar; çünkü bilgi paylaşıldıkça büyür.
Cama can katan Yusuf Usta, usta olmanın ölçüsünü şöyle anlatıyor: “Bir insana usta denmesi için şu özelliğe sahip olmalı: Bütün bildiğini sabah çıraklarına, kalfalarına öğretmeli; akşam evde yine yeni bir şeyler öğrenerek ertesi gün onlara yine yeni bir şeyler öğretecek değerlere sahip olmalı.”
İşini sevmeyen kişi ona saygıyla bağlanmakta zorlanır. İşi yalnızca para kazanma aracı olarak görmek yerine, insan hayatını kolaylaştıran ve değer üreten bir uğraş olarak değerlendirmek üretkenliği destekler. Sevgi olmadan doğru, tutarlı ve sürekli bir çalışma ortaya koymak zordur.
Hayatın ne gibi sürprizler getireceği belli olmaz. İşinde başarının doruğunda olsan bile ihtimalleri düşünerek bir yedek plan bulundur. Zorlandığında veya kayıpla karşılaştığında teslim olmak yerine mücadele etmeyi seçenler, gerektiğinde bu planı devreye sokarak işlerini yeniden toparlayabilir.
İş hayatında başarı için yapılması gerekenler, güçlü niyetle başlayıp öğrenme, farklılaşma, güven ve sabırla devam eder. İşini takip etmek, kendini sorgulamak, başkalarının deneyimlerine açık olmak ve paylaşmayı bilmek de bu süreci güçlendirir. Başarı için gerekli özellikler tek başına değil, birlikte ve tutarlı biçimde uygulandıklarında anlam kazanır.
Her şey halkalar gibi birbirine bağlıdır; bir olay başka bir olaya yol açabilir. Fakat çoğu zaman önümüzde yalnızca yaşananların küçük bir parçası vardır. Bütünü görmeden o parçanın ne anlama geldiğini kesin olarak bilebilir miyiz?

Osho’nun bu anlatısında, hayatta her şeyin birbiriyle bağlantısı yaşlı bir adamın başından geçenlerle görünür hâle gelir. Hikâye, olayları hemen yargılamamak ve bir durumu yalnızca ilk sonucuna bakarak iyi ya da kötü ilan etmemek üzerine düşündürür.
Başkalarına değil, kendi gücüne inanacaksın. Birinin boynuna asılarak ayakta kalmaya çalışırsan, karşındakini yormakla kalmazsın; bir gün kendi kolların bile ağırlığını taşıyamaz ve düşersin. Kimseye dayanmayacaksın!
Dünya da sensin, evren de! Kendini geliştirecek, büyüyecek ve olgunlaşacaksın. Ruhunu da aklını da bedenin gibi besleyeceksin. Önce sen güçlenecek ve farkına varacaksın; sonra dünyanın, aşkın ve hayatın tadını çıkaracaksın. Başkalarının hayatına tutunup kendi ömrünü harcamayacaksın. Sen olduğun yerde oturdukça, olmasını beklediğin şeyler kendiliğinden olmayacak. Boşuna hayal kurmayacaksın!
Yattığın yerden, kurduğun hayale uygun bir beyaz atlı prens beklemeyeceksin. Aklın çalışacak, elin ekmek tutacak; kimseye boyun eğmeden yaşamanın değerini bileceksin. İster kocan, ister oğlun, ister annen, ister baban olsun; kimsenin sevgisiyle kendi hükmünü birbirine karıştırmayacaksın.
Ezilen, zavallı ya da akılsız görünmenin kazandırır gibi durduğu zamanlar olabilir. Ama sonunda bunun kaybettirdiğini unutmayacaksın. Kendi gücünü tanımak, her şeyi tek başına yapmak demek değil; yaşamının sorumluluğunu başkasına bırakmamaktır. Kişisel gelişim, insanın kendi kararlarına ve yaşamına sahip çıkmasıyla başlar.
İnsanız hepimiz. Zayıflıklarımız, düşkünlüklerimiz, saflıklarımız var. Önemli olan, kendi huylarını ve eksiklerini iyi tahlil etmek. Ardından gözyaşı döktüğün şeyin adını doğru koyacaksın. Yıllarca yas tutup “Unutamadım,” demek yerine, neden hayatına yeniden başlayamadığını anlamaya çalışacaksın. Korkularınla yüzleşeceksin.
Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin senden daha önemli olduğunu düşünmeyeceksin. Bedenine, ruhuna ve aklına sahip çıkacaksın. Hak etmeyenin ardından yas tutup bunu aşka bağlayarak aşkın adını kirletmeyeceksin. Kendini tanıyacaksın; hem de çok iyi tanıyacaksın. Kimleri, neden ve niçin seçtiğini bileceksin. Kendini tanıma, yalnızca güçlü yanlarını görmek değil, seçimlerinin ve eksiklerinin de farkına varmaktır.
Hayatını gereksiz şeyler uğruna harcamayacaksın. Kalbinde yaşadığın her duyguyu aşk sanıp peşinden çöllere düşmeyeceksin. Aşkın adını ağzına almadan önce uzun uzun düşünecek, yüreğinle yüzleşeceksin. Sevgiyi, tutkuyu, şehveti, alışkanlığı, çekimi ve aşkı birbirinden ayırt edeceksin.
Gerçekleri anlayacak ve sonu ne olursa olsun kabul edeceksin. Bazen bildiklerin, öğrendiklerin acı verir. Onu da yaşayacaksın. Önce kendinin; ne olduğunun, nelere sahip olduğunun, gücünün ve yeteneklerinin farkına varacaksın. Bu hayatta ne istediğini düşünmek, değişimin ilk adımlarından biridir.
Ummakla, dilemekle olmuyor; ayağa kalkacaksın! Her şeyden önce farkına varacaksın. Hangi öğretiye inanırsan inan, onu üstünkörü anlamayacaksın. Bir bilgiyi hayatında gerçekten uygulayamıyorsan, o bilgiye sahip olduğunu sanma yanılgısına kapılmış olabilirsin. Kendini kandırmayacaksın!
Yanlış hayatın peşinde koşmayacaksın. Sistem böyle çalışmıyor! Düşünce gücü, metafizik, parapsikoloji, yoga, meditasyon… Aklına ne geliyorsa, neye inanıp peşinden gidiyorsan, hayatında uygulamaya dönüşmediği yerde tıkanıp kalabilir. Kişisel gelişim ve farkındalık, yalnızca bir şeyler okumak ya da dilemek değil; anladığını yaşamında karşılık bulacak biçimde uygulamaktır.
Hayata yeniden başlamak için her şeyin bir anda değişmesini beklemeyeceksin. Önce ne yaşadığını görecek, sonra kendi payına düşen adımı atacaksın. Hayatın sana ne sunmasını bekliyorsun? Dün akşam hayalini kurduğun şeylerin sabah olunca gerçekleşeceğini mi umuyorsun?
Ummakla, dilemekle olmuyor. Ayağa kalkacaksın!
Can Yücel
Regresyon Uygulaması Ses Kaydı- Geçmişte Yaşanan Olumsuz Duyguları Dönüştürmek.
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik Deneyimim
Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm
Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı
Ho’oponopono Yöntemi Nedir? Nasıl Uygulanır?
40 Günlük Bereket ve Zenginlik Planı
Zihin Filtreni Kontrol Et, Algıların değişsin.
İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları
Kendine Güven Telkini: Metin ve Ses Kaydı
İstediğim Kişiyi Hayatıma Çekebilir miyim?