Images

Yaşamınızı Nasıl Yaratıyorsunuz?



Tarih tekerrürden ibaret olduğu gibi yaşamda tekerrürden ibarettir. Yaşamımızda sürekli tekrar eden şeylerin bebekliğimizle veya çocukluğumuzla bir bağlantısı vardır.

Farkında olsak ta olmasak ta yaşamımızda sürekli tekrarlayan bir şeyler varsa orada geçmiş bir olayı referans alıp onun enerjisini çağırıyoruz demektir.

Neden ve sonuçtan işlediğimiz bir dünyada yaşıyoruz.  Bebekliğimizde veya çocukluğumuzda bir olay yaşarız. Bu travmatik bir olayda olabilir veya farklı bir şeyde ama bizi en çok etkileyen şey travmatik olanlardır. Olayın sonrasında bir duygu hissederiz. Duyguyu hissetmek aslında orada bir enerjisel elbise yaratmaktır.


Yani duygu bedenimizde bazı kaslarımızın sıkışmasını yaratarak bedenimizde bir his oluşturur. Yani bir olay oluyor devamında bir durum ortaya çıkıyor ve biz bu duruma hissel bir tepki veriyoruz. Bu bedenimize çapalanıyor. Ve bu durum bizim için öğrenilmiş bir enerji oluyor.

Bir daha ona benzer veya o durumu hatırlatan bir olayla karşılaştığımızda zihnimiz bilinçaltımızdaki bu çapaladığımız şeyi referans olarak alıyor. Ve hemen onun duygusunu ve enerjisini bize getiriyor. Ve bedenimizde o durumu otomatik yaratıyor. Aslında bedenimiz o durumun enerjisini giyiyor. O durumun enerjisi oluyor.

Önce bilinçaltımızdan o enerjinin referansı olan geçmişin bir yansımasını çağırıyoruz. Devamında ise geçmişteki davranışa karşı bir tepki verir gibi tepki vererek izdüşüm yaratıyoruz. 
Images

İsteklerimizi Tok Satıcı Enerjisiyle Yapmak

Yaşam, zihnimizde yaşadığımız bir dünyadır. Yaptığımız, olduğumuz ve sahip olduğumuz her şeyin zihnimizde bir karşılığı vardır. Çoğu zaman bir şeyi isterken, onun sonunda bize nasıl hissettireceğini de isteriz. O şeyin kendisine yüklediğimiz anlam ve yaratacağını düşündüğümüz duygu, isteğimizin önemli bir parçasıdır.

İyi veya kötü, doğru veya yanlış dediğimiz şeyler de iki kutuplu dünyanın duygusal yansımalarıdır. Bu nedenle isteklerimize yalnızca ne istediğimiz açısından değil, o isteği hangi ruh hâliyle yaptığımız açısından da bakabiliriz.

Images

Melankoli de Olmanın Nesini Seviyoruz?



“Melankoli, hüzünlü olma mutluluğudur.”
                 Victor Hugo
Birçok insanın yaşamında kendini sabote etmek için kullandığı davranış biçimlerinden biriside melankolik takılmaktır.  Çoğunlukla da bu duruma ben duygusalım diyerek kılıf bulmaktır.
Melankoli, derin bir keder içinde hüzünlü, acı çeken, yalnız, umutsuz bir insanın içinde bulunduğu durumdur.
Melankolik kişi bir yandan yalnızlığı seçmekten hoşnutken bir yandan da insanların içinde olamayışının hüznünü duyar. İnsanlarla ilişkilerinde genellikle sorun vardır. Anlaşılamaması, mizacı gereği farkındalığı, sosyal olmayı, diğerleri gibi olmayı becerememeleri onu insanlardan uzaklaştırır.
Melankolik takılmanın altında çoğunlukla kurban olduğunu, haksızlığa uğramış olduğunu düşünmek yatar.
Çoğunlukla melankolik durumu yaratmayı sağlayan şey yaşanan olay sonrasında geçmişteki bir duygu durumunu çağırıp bugünkü halimiz üzerine enerjitik olarak yüklemektir.

Bu genellikle 0-7 yaş arasında yaşamış olduğumuz duygusal durumlara o zaman verdiğimiz anlam ve tepkilerin yansıması şeklinde olur.
Images

Beklenti Uyumsuzluklarına Hangi Anlamları Yüklüyoruz?

Yaşamımızı etkileyen önemli şeylerden biri, kendimizle ilgili sahip olduğumuz tanımlamalar ve düşüncelerdir: Kim olduğumuz, nasıl biri olabileceğimiz, neleri yapabileceğimiz ya da yapamayacağımız… Bu düşünceler, dünyayı ve kendimizi nasıl anlamlandırdığımızla yakından ilişkilidir.

Çocukluğumuzdan itibaren dış dünyadan aldığımız bilgileri içselleştiririz. Bu bilgileri genelleme, silme ve çarpıtma olarak adlandırılan üç içsel filtreden geçirir; ardından kendi dünya modelimize uygun kelimelerle anlamlı hâle getiririz.

Images

Kaos’un İçinden Çıkmak

Yaşamınızda “kaos” olarak tanımladığınız alana bir bakın. Hayattaki kaos sizin için hangi düşüncelerle, duygularla ve imgelerle birlikte ortaya çıkıyor? Önce bunları yargılamadan algılayın. Gözünüzün önünde arapsaçı gibi tuhaf şekiller, üzerinize almak istemediğiniz renkler ya da alanınızda yükselen duvarlar belirebilir. Bu görüntüler, yaşadığınız karışıklığı fark etmenize yardımcı olabilir.

Hayattaki kaosun arkasındaki kazancı sorgulayın

Ortaya çıkan her şeyi yıkıp yaratımlarını iptal edelim mi? POC & POD. Ardından kendinize şu soruyu sorun: “Yaşamımda karışıklık ve sıkışıklık yaratmakla ilgili neyi seviyorum?”

Images

Kontrol Sende - Çekim Yasası ve Bilinçaltı Dönüşüm Rehberi Kitabı - 2019 - 2 nci Baskı

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLMAK İSTERMİSİNİZ?

Birilerinin bir şey yaparken başarısız olması, sizin de onu yaparken başarısız olacağınız anlamına gelmez. Ancak birilerinin bir şeyi başarması sizin onu başarabileceğiniz anlamına gelir.
Yapmanız gereken şey doğru şeyleri referans alıp onu yaşamınızda uygulamaktır.
Sürekli aynı şeylerin başınıza gelmesinden rahatsızsanız!
Yaşamınızı değiştirmek istiyor ama nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız!
İşte size fırsat. Kendi kendinizin yaşam koçu olabilirsiniz. Aradığınız soruların cevabını bulabileceğiniz bir uygulama kitabı.


Kitap DÖRT bölümden oluşmaktadır.

BİRİNCİ BÖLÜM: ÇEKİM YASASI 

Çekim yasasını kullanarak isteklerinize nasıl ulaşacağınızın anlatıldığı bölümdür. Hayatınızı kolaylaştıracak, ilişkiler ve para konusunda farklı bir bakış açısına sahip olarak realitenizi nasıl değiştirebileceğiniz detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. 

İKİNCİ BÖLÜM: BİLİNÇALTI DÖNÜŞÜM REHBERİ

Bilinç ve bilinçaltı hakkında bilgilendirme ile başlayıp bilinçaltındaki dönüşüm için ihtiyacınız olan çalışmaları içerir. 
Sizi özgürleştirecek ve öz güveninizi yükseltecek,
- Enerjisel Bağ kesme
- İçimizdeki çocuğa ulaşma
- Öfke boşaltma ve Affetme
- Duyguları ifade etme
- Geçmiş inançları bırakmak
- Enerjilerimizin farkına varma ( Dişi ve Eril)
- Olumlama 
- Oto hipnoz çalışmalarını içerir. 

Images

Her Şey İçin Ödeme Yapmak: Kutsanmış Olasılıklar

Her şey için ödeme yapmak otomatik bir tepki olduğunda

ND: Paranın insanlar için bir faktör olmasını istemiyorum. Bu yüzden yiyecek, içecek ya da otel odası için faturayı otomatik olarak kapatmak istiyorum. Sanki otomatik yanıt sistemi gibi.

Gary: Bu, ne kadar üstün olduğunu kanıtlamaya çalışmak olabilir.

ND: Belki de bir şeyi kanıtlamaya çalışmaktan kaynaklanmıyor. Bu bende otomatikleşmiş bir tepki.

her şey için ödeme yapmak

Ödemek, borçlu hissetmemek için bir alışkanlığa dönüşünce

Gary: Bunu otomatikleştirdin çünkü kimseye bir şey borçlu olmak istemiyorsun. Her şey için ödeme yaparsan, istediğin zaman herkesi reddedebileceğini düşünüyorsun.

ND: Evet, işte bu. Bununla ilgili ne yapabilirim?

Images

Para Daha Büyük Şeyleri Yaratmak İçin Bir Araçtır.



“Eşim yeterince para kazanmıyor, para kazanması gerekiyor” gibi paraya dair bir bakış açısına sahipseniz, bu fenomence çalışıyor mu? Yoksa bu gerçeklikle mi çalışıyor? Bu bir gerçeklik! Ve soru ne; "O yeterince para kazanmıyor?" Bu bir soru değil! Bir soru “Kendisinin mümkün olduğunu düşündüğünden çok daha fazla para yaratmada ona nasıl yardımcı olabilirim?” ya da “Onu para yaratmada ilham kaynağı olarak nasıl daha çok yaratabilirim?” Olurdu. İnsanları onun dışına çıkartırsan, ilham alırlar. İnsanların bir şeyler yapmasını sağlamaya çalışma. Yaptıklarının dışına çıkartın ve "Daha fazlasına sahip olmalıyım" diyecekler.
“O yeterince yapmıyor”, “Onlar yeterince yapmıyorlar”, “Onlar katkıda bulunmuyorlar”, “Onlar değil, değiller, onlar.. " Bu fenomenlik değil. Bu realitenin deliliği budur. Bu realitenin çıldırmış olduğunu fark ettin mi? Eğer bir fenomenseniz, kolaylıkla bu gerçekliğin ötesine geçebilirsiniz. Sizi götüreceğim yer burası. Bu benim hedefim. Eğer yaparsan, iyi ve yapmazsan, o zaman gider McDonald's'ta çalışırsın. 
Images

Gücüne Sahip Çıkmak Atölye Çalışması – Ankara

Yaşamınızla ilgili doğuştan sahip olduğunuz gerçek gücün farkında olsaydınız ve bu gücü yaşamınızı kolaylaştırmak için kullansaydınız, hayatınızda neler değişirdi? Nasıl bir yaşama sahip olur, kim olurdunuz?

Gücüne Sahip Çıkmak atölye çalışması

Gücüne Sahip Çıkmak atölye çalışması, doğuştan sahip olduğumuz güçle tanışmayı ve bu enerjiyi kendimiz için nasıl kullanabileceğimizi fark etmeyi amaçlıyor. Bu kişisel güç atölyesinde odak, yalnızca yeni bilgiler edinmek değil; öğrendiklerinizi yaşamınızda uygulayabilmek.

Bildikleriniz değil, yapabildikleriniz yaşamınızda fark yaratır. Bilen olmaktan yapabilen olmaya geçmek; yaşamınızla ilgili püf noktalarını fark edip hayatınızı kolaylaştırmak ister misiniz?

Sorularla yaşamı kolaylaştırmak, bakış açınızı değiştirmek ve bardağın dolu tarafına bakmayı öğrenmek üzerine birlikte çalışacağız. “Soru sormak” ve “soru olarak yaşamak” sizin yaşamınızda neler yaratabilir? Bu sorular, kendinizi ve seçimlerinizi farklı açılardan değerlendirmek için atölye boyunca ele alınacak.

Images

Yaşamınızda Direnç Yaratan Yanlış Referanslar Neler?

Geçenlerde bir kırtasiyede, para çalışmasıyla ilgili bir metnin fotokopisini çektiriyordum. Kâğıttaki sorular kırtasiyedeki kadının dikkatini çekti. Para hakkında aklına gelen ilk şeyi sorduğumda, “Ondan nefret ediyorum. Ama onun için çalışmak zorundayım; çocuklarımın ihtiyacı var,” dedi.

Bir an durup ona şunu sordum: “Nefret ettiğin bir şey hayatında olsun ister misin? Sen, senden nefret eden birinin hayatında kendine yer bulabilir misin?” Ardından ekledim: “Eğer parayı hayatında istiyorsan onunla arkadaş, dost olmalısın ki seni terk etmesin.”

Bu konuşma bana, pek çok kişinin para ve yaşam ilişkisini benzer biçimde gördüğünü düşündürdü. “Para için çalışıyorum,” derken yaptığımız şeyin, nihayetinde istediğimiz hayatı kurmaya hizmet edebileceğini gözden kaçırabiliyoruz.

hayatta direnç göstermek
Images

Hayatımızı Kendimize Adamak: Kendine Öncelik Vermek

Temel atıf hatası, insanların davranışlarını dışsal ve durumsal koşullardan çok içsel sebeplere bağlama; çevresel faktörlerin rolünü gözden kaçırma eğilimidir. Peki, temel atıf hatası nedir diye kendi yaşamımızdan örneklerle düşündüğümüzde neleri fark edebiliriz?

Yaşamımızın birçok alanında, bizim dışımızda gelişen durumları ayırt etmek yerine kendimizi sorumlu tutacak ya da yargılayacak bir şeyler bulabiliriz. İyi insan olmak için bunları yapmamız gerektiğini düşünebiliriz. Başkalarının davranışlarını ve seçimlerini de kendi sorumluluğumuz gibi görüp onların yerine çözmeye çalışabiliriz.

kendine öncelik vermek

Üç çeşit iş: bize, başkalarına ve Yaratana ait olan

Olanı Sevmek kitabında Byron Katie’nin iş için yaptığı tanım şöyledir: Dünyada üç çeşit iş vardır; bize ait olan, başkalarına ait olan ve Yaratana ait olan. Üzerinde kontrol sahibi olduğumuz şey, bize ait olandır.

Burada yaptığımız hata, başkalarına ait durumları ya da Yaratana ait işleri düzeltmeye çalışmaktır. Başkalarının seçimlerini, davranışlarını veya yaşamlarında olup bitenleri kendi kontrolümüzde tutmaya uğraşırken kendi hayatımızı ıskalayabiliriz. Sonra da kendi hayatımızı yaşayamadığımız için yakınırız.

Başkalarının sorumluluklarını üstlenmek çoğu zaman iyi niyetle yapılır. Ancak kendimize şu soruyu sormak önemlidir: Bu gerçekten benim işim mi, yoksa başkasına ya da benim kontrolüm dışındaki bir duruma mı ait? Sınırı fark etmek, başkalarını önemsemekten vazgeçmek demek değildir. Kendi payımıza düşenle başkasının payını ayırt etmeye başlamaktır.

Kendine öncelik vermek nereden başlar?

Bu durumun ötesine geçmek için ilk adım, günlük hayatımızdaki önceliklerin farkına varmaktır. Kendine öncelik vermek, her şeyi bırakıp yalnızca kendini düşünmek değil; kendi sorumluluklarını, ihtiyaçlarını ve yaşamını da önemsenecek bir yere koymaktır. Başkalarının işlerini takip etmeye ayırdığımız zamanı ve dikkati fark ettiğimizde, kendi hayatımıza ne kadar alan bıraktığımızı da görebiliriz.

Kendi hayatını yaşamak istiyorsan, gün içinde hangi işlere “evet” dediğine ve bunların kime ait olduğuna bakabilirsin. Her şeyi kontrol etmeye çalıştığında neyi garanti altına almak istiyorsun? Başkalarının yapabileceği şeyleri onlar adına üstlenmek sana ne sağlıyor? Bu soruların hemen bir cevabını bulmak zorunda değilsin; kendine dürüstçe sormak bile önceliklerini görmene yardımcı olabilir.

Günlük yaşamınızda ne kadar kendinize ait olmayan, sizin sorumluluğunuzda bulunmayan işleri takip ediyor ve kendi sorumluluğunuza alıyorsunuz?

Images

Geçmiş Travmaların Anlamını Değiştirmek

Yaşamımızda bir şey olmamızı ya da bir şeye sahip olmamızı engelleyen şey, çoğu zaman yalnızca geçmişte yaşadıklarımız değil, onlara verdiğimiz anlamdır. Olayları nasıl algıladığımız ve kendimizle nasıl ilişkilendirdiğimiz, bugün önümüzde duran seçenekleri de etkileyebilir. Bu nedenle geçmiş travmaların anlamını değiştirmek, yaşananları yok saymak değil; o gün kurduğumuz yorumlara yeniden bakmaktır.

Geçmiş travmalar ve çocuklukta oluşan algılar

Çocuklukta yaşananları her zaman yetişkinlerin bakış açısıyla değerlendiremeyiz. Olaylara anlam verirken anne ve babamızın bizim hakkımızdaki düşüncelerini ve onların dünyayı algılama biçimini referans alabiliriz. Çocukluk travmaları söz konusu olduğunda, bu bakış açısı yaşananları olduğu hâliyle görmek yerine bazı varsayımlara tutunmamıza yol açabilir.

Images

Servet Oluşturmanın Dört Elementi - Gary Douglas



Büyürken annem bana; “Şampanya zevkin ve bira bütçen var.” derdi. Ben de o zaman tamam, dedim, şampanya bütçesine sahip olacağım ve iyi bira içeceğim.

Çoğumuz çocukken, her şeyin bizim için mümkün olduğuna dair bir algıya sahiptik. Ailelerimiz bize bir şeyler verirken biz hala daha fazlasını istiyorduk. Çoğumuzun ailesi “Neden sadece sana verdiklerim için şükretmiyorsun?!” gibi şeyler söyledi. Bizim cevabımız da; “Çünkü daha fazlası var! Neden bana her şeyi vermiyorsun?” oldu.

Her şeye sahip olamayacağınız bahanesiyle kaç tane yalan satın aldınız? Ya eğer olabilseydiniz? Ya kendinize her şeye sahip olmak için izin verseydiniz? Ya yargı yapmak ve nerede yanlış yaptığınızı düşünmek yerine durup şöyle söyleseydiniz; “Oh! Burada farkında olduğum bir olasılık var. Bunu yaratmak için ne gerekir?”



Servet ve bolluk mümkün. Daha fazlası mümkün. Siz almaya istekli misiniz? Bunu seçmeniz için ne gerekir?

Servet Oluşturmanın 4 Elementi

1. Paraya SAHİP Olmaya İstekli Olun

Paraya sahip olmaya istekli misiniz? Yoksa sadece para harcamaya mı? Eğer sadece para harcamaya istekliyseniz elinize geçen her şeyi harcamak zorundasınız. Zengin insanlar paraya SAHİPtir ve paraya sahip olduğunuzda onu nerede ve ne zaman harcayacağınızı SEÇEBİLİRSİNİZ.
 
Images

İstediklerine Sahip Olmak İçin Kendine İzin Vermek

Yaşamımızda çoğu zaman bir şeyler istediğimizi konuşur, ardından onlara sahip olamama hikâyeleri anlatırız. Nasıl sahip olamadığımızı tekrar tekrar dile getirmenin, bir gün istediklerimizi elde etmemize yardımcı olacağını sanabiliriz.

İsteklerimizi ve onlara ulaşmamızı engellediğini düşündüğümüz mazeretleri sorgulamak

Bir şeyi istediğimizi söyleyip nasıl sahip olamayacağımız konusunda mazeretler üretiyorsak, belki de o şeyi gerçekten isteyen biri değilizdir. Belki de hiçbir şey yapmıyor olmanın verdiği rahatsızlığı azaltmak için zihnimizde rahatlatıcı bir hikâye kuruyoruzdur.

Çünkü hiçbir şey istemediğimizde ya da zihnimize egomuzu besleyecek bir şey vermediğimizde kendimizi değersiz ve yetersiz hissedebiliriz. Bu duygudan kaçınmak için de gerçekte sahip olmak istemediğimiz şeyleri isteklerimiz gibi benimseyebilir, onları neden elde edemediğimizi anlatmaya devam edebiliriz.

Gerçekten ne istediğini anlamak

Kendimize kötü hissetmemek adına hangi yalanları söylüyoruz? Gerçekte sahip olmak istemediğimiz hangi şeyleri isteğimiz diye sahiplenip kendimizi kandırıyoruz? Bu soruların yanıtları, bir isteğin gerçekten bize ait olup olmadığını fark etmemize yardımcı olabilir.

Uzun süredir “istiyorum” diyerek oyalandığınız isteklerinizi gözden geçirin. Bir an durup, bu isteğin peşinden gitmeye gerçekten gönüllü olup olmadığınızı düşünün. Bir şeyi arzuladığınızı söylemekle onu seçmek aynı şey olmayabilir. Gerçek istekte, ona sahip olmayı seçmek ve bunun için ne gerekiyorsa yapmaya, o yönde olmaya gönüllü olmak vardır.

Bu bakış, kendine izin vermenin de bir parçasıdır: İsteğinizi başkalarının beklentilerinden ayırmak, mazeretlerinizi dürüstçe incelemek ve seçiminizin sorumluluğunu almaya hazır olup olmadığınızı görmek. Burada amaç kendinizi yargılamak değil; gerçekten ne istediğinizi daha açık biçimde sorgulamaktır.

Images

Yaşadıklarınızın Arkasındaki Gerçekliğe Sahip Olmak

Yaşamda yaptığımız şeylerden biri, olayları olduğu gibi görmek yerine onlara farklı anlamlar yüklemektir. Algı ve gerçeklik arasındaki mesafe, çoğu zaman yaşanan olaydan çok onu kendi zihinsel referanslarımızla nasıl yorumladığımızla ilgilidir.

Olayları algılama biçimimiz

Psikolojide şöyle bir ifade vardır:

İnsanlar dünyayı olduğu gibi değil, kendi oldukları gibi görürler.

Bir olayla karşılaştığımızda onu geçmiş deneyimlerimiz, beklentilerimiz ve düşüncelerimiz doğrultusunda anlamlandırmaya çalışırız. Algılama dediğimiz durum böyle oluşur. Bu nedenle basit görünen bir şey bir kişi için çok önemli hale gelebilir; başka biri için önemli olan bir durum ise öncelikleri arasında yer almadığından aynı etkiyi yaratmayabilir.

Bizim için önemli olan, yalnızca ne olduğu değil, onu nasıl algıladığımızdır. Ancak algımızı gerçekliğin tamamı sanmak, olayları kişisel algılamamıza ve kendimiz hakkında ağır yargılara varmamıza yol açabilir.

algı ve gerçeklik

Olayları kişisel algılamak ve kendini suçlamak

Başka kişilerle yaşadığımız, canımızı yakan olaylarda yaptığımız büyük hatalardan biri, durumu kişiselleştirip kendimizi suçlama ve yargılama eğilimidir. Bu noktada yazıda söz edilen temel atıf hatası kavramını hatırlayabiliriz: Yaşananların ardındaki farklı etkenleri gözden kaçırıp olayı doğrudan kendimizle ilgili bir hükme dönüştürmek.

Örneğin, bir kişinin bizden ayrılmasını yalnızca kendimizden kaynaklanan bir durum olarak değerlendirebiliriz. Ardından bu olayı genelleyerek “Sevilmeyen ve beğenilmeyen biriyim” sonucuna varabiliriz. Tek bir yaşantı hakkında verdiğimiz bu karar, sonraki ilişkilerimizi de etkileyebilir ve başarısız ilişkilerin tekrarına katkıda bulunabilir.

Yanlış referanslarımızın önemli bir kısmı çocuklukta anne babamızın davranışlarına yüklediğimiz anlamlarla bağlantılı olabilir. Oysa anne babanızın davranışları öncelikle onların kendileriyle ilgilidir; size özel bir hüküm ya da sizin kim olduğunuzun ölçüsü olmak zorunda değildir. Oradaki çocuğun kim olduğu, ileride neleri başarıp neleri başaramayacağı anlamına gelmez. Ebeveynlerin kendilerini anlamlı ve değerli kılma, yaşamı kontrol etme ve yaşamı yaratma konusunda doğru sandıkları bilgiler, beklentileri ve korkuları da davranışlarında etkili olabilir.

Kendinizle ilgili, çocukluğunuzdan bugüne taşıdığınız hangi kişiselleştirmeler var? Kendinizi yanlış ya da hatalı bulduğunuz, sevilmediğinize karar verdiğiniz anları bugün yeniden değerlendirebilir misiniz? Bu anlamların hepsini sorgulayıp yarattıkları sonuçları iptal etmeye ne dersiniz?

Pod&Poc

algı ve gerçeklik

Algı ve gerçekliği ayırmak için sorular

Bu tür durumlarda, olaydaki yanlış algımızı fark etmek için kendimize sorular sorabilir; bizi daha güçlü hissettirecek başka bir bakış açısını değerlendirebiliriz. Amaç, yaşananı yok saymak değil, yorumlarımızı gerçeklerin tamamıymış gibi kabul etmeden farklı ihtimallere de bakabilmektir.

  • Buradaki gerçek nedir?
  • Karşı tarafla ilgili göz önüne almayı reddettiğim şey nedir?
  • Karşı tarafla ilgili bildiğim ama bildiğimi kabul etmediğim şey nedir?
  • Kendimle ilgili bildiğim ama bildiğimi kabul etmediğim şey nedir?
  • Yaşanan durumla ilgili kendimi suçlamayı ve yargılamayı, kendimi suçlamamaktan ve yargılamamaktan daha önemli ya da değerli kıldığım şey ne?
  • Kendimi suçladığım durumu daha önemli kılarak yaşamımda neyi yapmaktan, neyi olmaktan alıkoyuyorum?
  • Neyi olmamayı, neye sahip olmamayı garanti ediyorum? Yaşamımda neyi kontrol etmeye çalışıyorum?
  • Burada benim için olumlu olan şey ne?

Kendini suçlama ve yargılama alışkanlığının ötesinde, yaşananlardan olumsuz şekilde etkilenmediğiniz bir düşünce yapısına sahip olduğunuzu hayal edin. Kendinizi suçlamadığınız ve yargılamadığınız bu bakış açısı sizi nasıl bir enerjiye sokardı? Bu enerji içindeyken nasıl bir hayatınız olurdu; kim olabilirdiniz?

Mevcut durumun ötesine geçmek için şimdi neyi seçebilir, neyi olabilirim? Kendime hangi telkinlerde bulunabilirim? Başka neler mümkün?

Halis Şahiner
www.hls-cekimyasasi.com

***********************************

KONTROL SENDE kitabımı satın alarak daha fazla proses edinmek ister misiniz?

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN

algı ve gerçeklik

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

***********************************************
Images

Babadan Özgürleşmek: Kontrol Sende Kitabımdan Bir Bölüm

Babalarımız, dünyaya gelmemize aracılık eden kişilerden biridir. Doğumumuzdan itibaren hayata tutunmamıza yardımcı olurlar; yaşamı anlamlandırırken onların davranışlarını, seçimlerini ve bakış açılarını da modelleyip taklit edebiliriz. Kişiliğimizin oluşumunda bu etkinin önemli bir yeri vardır.

Çocukken kendi seçimlerimizi oluşturmak yerine çoğu zaman ebeveynlerimizin bir uydusu ya da benzeri gibi hareket ederiz. Zamanla onların düşüncelerini kendi gerçekliğimiz sanabilir, bize ait olmayan beklentileri taşımaya devam edebiliriz. Babadan özgürleşmek, babayı reddetmek ya da geçmişi yok saymak değil; bu etkileri fark ederek kendi bakış açımızı ve seçimlerimizi geliştirmektir.