BAL YAPMAYAN ARI'DAN BAL YAPAN ARI'YA DÖNÜŞMEK İSTERMİSİNİZ?
Bizim ondan alabileceğimiz kabımızın büyüklüğü kadardır.
Kabımızın büyüklüğünü ise bizim neyi ne kadar alıp kabul etmeye istekli ve gönüllü olmamız belirler.
Gülümseyin. Hayatın anlamı keyif almak ve gülümsemektir.
BAL YAPMAYAN ARI'DAN BAL YAPAN ARI'YA DÖNÜŞMEK İSTERMİSİNİZ?
Bolluk ve bereket bir bilinç durumudur.
Yaşamınızda her şey istediğiniz gibi mi gidiyor?
Yaşam sizin için kolaylıkla işliyor mu?
Kendinizin şansız olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Sürekli hastalıklarla mı uğraşıyorsunuz?
Sürekli borç içerisinde misiniz?
Sürekli bir mücadele içerisinde misiniz?
Bu durumlar için sürekli çözüm mü arıyorsunuz?
Bir şeyleri değiştirmek istiyor, fakat sizi durduran bir şeyler olduğunu mu düşünüyorsunuz? Birçok eğitime katıldığınız hâlde yaşamınızda her şey aynı görünüyorsa, belki de önce değişimden ne anladığınızı ve sizi aynı noktaya döndüren etkenleri fark etmenin zamanı gelmiştir.
Gerçekten değişim mi istiyorsunuz, yoksa yalnızca değişim arzusunu canlı tutan bir durumun içinde mi kalıyorsunuz? Değişim ve dönüşümü nasıl tanımladınız? Yaşamınızda kalıcı farklılıklar yaratmak için neye ihtiyacınız olduğuna karar verdiniz mi? Belki de aradığınız şey yeni bir eğitimden çok biraz cesaret, teşvik ya da konulara farklı bir açıdan bakabilmektir.
Bu sorular üzerinde düşünmek, değişime gönüllü olup olmadığınızı ve sizi geride tutan blokajları görmenize yardımcı olabilir. Kalıplarınızın dışına çıkıp farklı bir yaşama adım atmak için önce mevcut bakış açınızı fark etmek ister misiniz? Değişime engel olan blokajları aşma konusunda yeni seçenekleri keşfetmeye ve değişim-dönüşüm için basit araçlar edinmeye açıksanız, sizi bu online çalışmaya bekliyorum.
Bu kişisel dönüşüm atölyesi, değişim isteğini konuşmanın yanı sıra bu isteğin önündeki engelleri fark etmeye odaklanır. Çalışmada ele alınacak başlıklar şunlardır:
Güçlü sorular, üzerinde durduğunuz konuyu ve sizi durduruyor olabilecek etkenleri incelemek için kullanılacaktır. Ardından, çalışmada ele alınan blokajlar üzerinde Access araçları ve NLP teknikleriyle dönüşüm çalışmaları yapılacaktır. Buradaki amaç, kendi değişim sürecinize başka bir açıdan bakabilmenizi ve elinizdeki araçları tanımanızı sağlamaktır.
Atölye çalışmamız interaktiftir; katılımcılar çalışma sürecine dâhil olur. Çalışma sonrasında katılımcılara oturumun ses kaydı verilecektir. Bu kişisel değişim atölyesi online olarak Zoom programı üzerinden gerçekleştirilecektir.
Değişim ve dönüşüm çalışması sırasında kendinize şu soruları yöneltebilirsiniz: Yaşamınızda neyin farklı olmasını istiyorsunuz? Değişim konusunda sizi durduran düşünce ya da durumlar neler? Farklı bir bakış açısı veya teşvik, önünüzdeki seçenekleri görmenize katkı sağlayabilir mi? Atölye, bu sorular üzerinde birlikte çalışmak ve mevcut blokajları fark etmek için bir alan sunar.
Katılmak isteyenlerin lütfen ön kayıt yaptırması gerekmektedir. Tarih ve katılım bilgileri için telefon veya WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
Daha fazla yaratım aracı ve bilgi için kitaplarımı inceleyerek hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?
KONTROL SENDE
İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN
Çekim yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi
Düzenlenmiş İkinci Baskı
Daha iyi bir yaşam için
BİLİNÇLİ YARATMA SANATI
Kitapları temin etmek için: cekimyasasi@hotmail.com
Tel/WhatsApp: 0 553 06 00 464
www.halissahiner.com
BAL YAPMAYAN ARI'DAN BAL YAPAN ARI'YA DÖNÜŞMEK İSTERMİSİNİZ?
“Konuşmadan önce düşün!” sözünde, ilk bakışta fark ettiğimizden fazlası var. Çünkü kullandığımız dil yalnızca düşüncelerimizi anlatmakla kalmıyor; neye yöneldiğimizi ve seçenekleri nasıl gördüğümüzü de etkileyebiliyor. Çekim yasası yaklaşımında da kelimelerin ve soruların bu yönü önem taşıyor. Access Consciousness’ın kurucusu Gary Douglas’a göre, yeni bir iş ya da ilişki istemek ve bunun ortaya çıkmasını beklemek, yalnızca pozitif düşünmekten fazlasını gerektirir.
Douglas, kullandığımız kelimelerin bir titreşimi olduğunu ve dilin yaşamımızı oluşturma biçimimizle bağlantılı bulunduğunu ileri sürüyor. Ona göre, kişi yaşamının istediği gibi olmadığını düşünüyorsa her gün kullandığı ifadeleri gözden geçirmek yeni olasılıkları fark etmesine yardımcı olabilir. Bu yaklaşımda kelimelerin gücü, yalnızca olumlu sözler söylemekten ibaret değildir: Kişiyi sınırlayan ifadeleri fark etmek ve yerine daha açık, seçim yapmaya alan bırakan sorular koymak da önemlidir.
Yaşamınızda “kaos” olarak tanımladığınız alana bir bakın. Hayattaki kaos sizin için hangi düşüncelerle, duygularla ve imgelerle birlikte ortaya çıkıyor? Önce bunları yargılamadan algılayın. Gözünüzün önünde arapsaçı gibi tuhaf şekiller, üzerinize almak istemediğiniz renkler ya da alanınızda yükselen duvarlar belirebilir. Bu görüntüler, yaşadığınız karışıklığı fark etmenize yardımcı olabilir.
Ortaya çıkan her şeyi yıkıp yaratımlarını iptal edelim mi? POC & POD. Ardından kendinize şu soruyu sorun: “Yaşamımda karışıklık ve sıkışıklık yaratmakla ilgili neyi seviyorum?”
Bu soru ilk anda tuhaf gelebilir. Birçok insan, “Karışıklık ya da sıkışıklık yaratmayı neden isteyeyim ki?” diye düşünür. Ancak aynı durumu yaşamınızda tekrar tekrar yaratıyorsanız, bu yaklaşım size o durumun bir katkısı ya da kazancı olup olmadığını araştırmanızı önerir. Buradaki kazanç, yaşanan sıkıntıdan memnun olduğunuz anlamına gelmez; yalnızca bu durumun bir işinize yarıyor olabileceğini fark etmeye davettir.
Şöyle düşünün: Sevmediğiniz bir yemeği sürekli gidip yer misiniz? Büyük ihtimalle hayır; tekrar tekrar sevdiğiniz yemeği tercih edersiniz. O hâlde sizi rahatsız ettiğini düşündüğünüz karışık ve sıkışık durumu hayatınızda sürdürmenizin ardında ne olabilir? Hayatta sürekli sorun yaratmanın nedeni üzerine düşünürken, bu soruyu kendinizi suçlamak için değil, tekrar eden örüntünün size ne sağladığını görmek için sorun.
Karışık ve sıkışık bir ruh hâli, bu bakış açısına göre, sizi bir şey yapmaktan ya da bir şey olmaktan alıkoyabilir. Yapmak istemediğiniz bir şey için mazeret sunabilir; dikkatinizi başka yere yöneltebilir. Mevcut durumun size sağladığı olası katkıyı fark etmek, onu onaylamak değildir. Yalnızca değişimin önünde ne bulunduğunu daha açık görmenize yardım eder. Bu tür bir katkı, psikolojide “ikincil kazanç” olarak adlandırılır.
Sigara örneğini düşünün: Sağlığa zararlı olduğu bilinse de bazı insanlar sigara içmeyi sürdürür. Yazının bu örnekte işaret ettiği nokta, kişinin sigarayı farklı durumlarda psikolojik bir rahatlama aracı olarak kodlamış olabileceğidir. Bu benzetme, herkesin deneyimini aynı şekilde açıkladığı iddiası değil; bir davranışın sakıncasını bilmenin, o davranışın kişiye sağladığı katkıyı tek başına ortadan kaldırmayabileceğini anlatan bir örnektir.
İkincil kazanç ve bilinçaltı arasındaki ilişkiyi de bu çerçevede düşünebilirsiniz: Bilinçli olarak mevcut durumu reddetmeniz, onu besleyen alışkanlıkları veya bağlantıları hemen değiştirmeyebilir. Bu nedenle yalnızca “Bunu istemiyorum” demek yerine, durumun hangi ihtiyaca cevap veriyor olabileceğini araştırmak önemlidir. Buradaki amaç kendinize bir teşhis koymak değil, fark etmediğiniz olasılıklara merakla bakmaktır.
Kendinize aceleyle cevap vermek zorunda değilsiniz. Soruların amacı, alışılmış açıklamaların ötesine bakmanıza alan açmaktır. Şunları düşünün:
Ortaya çıkan her şeyi POC & POD. Birçok insan, yapacak daha iyi bir şey bulamadığında ya da bir şeylerden kaçınmak istediğinde kendini meşgul edecek durumlar yaratabilir. Bazen de bir şeyler yapabildiğini veya problemleri kolaylıkla çözebildiğini kendine göstermek için sorunların içinde kalır. Bu noktada “problem çözücü” olmanın değerini sorgulayın. Kendinizi hep problem çözücü olarak tanımlıyorsanız, çözecek sorunların varlığı bu kimliği sürdürmenizi sağlıyor olabilir.
Gerçek yaşamınızda sorun olarak yarattığınız şeylere tutunmayı bıraksaydınız ne yapmak, ne olmak zorunda kalırdınız? Yaşamınızda düşünecek bir sorun olmasaydı neyi düşünmeniz gerekirdi? Bu ihtimaller sizi rahatsız ediyorsa, rahatsızlığın neyle ilgili olduğunu da merak edin. Ortaya çıkan her şeyi POC & POD. Bu soruları, sıkışıklığı fark edene kadar sormaya devam edin.
Kaçındığınız şeyi yeniden nasıl tanımlarsanız sizin için daha kabul edilebilir olabilir? Mevcut durumu kabul edilebilir bir biçimde ne kadar esnetebilirsiniz? Bu sorular, yaşananı yok saymak ya da zor bir durumu olduğundan farklı göstermek için değil; ona tek bir anlam vermek zorunda olmadığınızı fark etmek için kullanılabilir.
Zihniniz muazzam bir alettir. Olan bir şeyi sizin için bir felaket işareti olarak görmenizi sağlayabildiği gibi, aynı şeyi iyi bir şey ya da hediye olarak görmenize de yardımcı olabilir. Bu, yaşanan her şeyin mutlaka iyi olduğu anlamına gelmez. Buradaki davet, zihninizin durumu nasıl yorumladığını fark etmek ve başka bir bakış açısının mümkün olup olmadığını sormaktır.
Zihninizin sizin için neyi yaratmasını istersiniz? “Bu durumun benim için hediyesi ne?” diye sorduğunuzda, dikkatinizi farklı olasılıklara çevirebilirsiniz. Kaosun içinden çıkmak bazen önce bu sorularla, size hizmet etmeyen tekrarları fark etmek ve olaylara yeni bir çerçeveden bakmakla başlar.
Farkındalığınıza güvenin ve bol bol sorun:
“Yaşamıma hizmet edecek, yaşamımı hayallerimin ötesinde kolaylaştıracak ve neşeyle dolduracak buradaki hediye nedir?”
Bundan daha iyi nasıl olur?
Başka neler mümkün?
Halis ŞAHİNER
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız
Maddi konularda egoyu ikna çalışmaları yapıyordum. Bu konuda bir yazıya başlamıştım ama bitiremiyordum. Devamını yazmak içimden gelmiyordu; ben de kendimi zorlamayıp akışa bıraktım. Çünkü bu durum bana, yazının tamamlanması için henüz deneyimlemem gereken şeyler olduğunu hatırlattı. Belki de ancak onları yaşadıktan sonra yazı amacına uygun biçimde tamamlanabilecekti.
Ben de yazıyı bir süreliğine olduğu yerde bırakarak kendimle ilgili çalışmalara devam ettim. Bir gün bir arkadaşımla konuşurken, işle ilgili bir konuda çekimser davrandığımı fark ettim. O konuda yazılı bir kural vardı ve hakkımız olarak tanımlanmıştı; buna rağmen uygulamada konuyu amirlerle gündeme getirmek pek hoş karşılanmıyordu. Ya da biz böyle değerlendiriyorduk. Hakkımız olduğunu düşündüğümüz bir şeyi istemek zorunda kalmaktan rahatsız oluyordum. Çok önemli olmayan ama dile getirildiğinde üst kademenin hoşuna gitmeyeceğini düşündüğümüz, kalıplaşmış bir durumdu.
Başarısızlık korkusu, bilinçaltında bulunan temel korkulardan biridir ve oldukça yaygın görülür. Hayata farklı şekillerde yansıyabilir: başarısız olmaktan korktuğu için hiç işe başlamamak ya da başlayamamak, aşırı mükemmeliyetçilik, işkoliklik, ne kadar çalışsa da sonuç alamadığını düşünmek, sürekli tatminsizlik hissetmek, bir şeyleri eksik bildiğine inanmak veya kendini başkalarıyla kıyaslamak bunlardan bazılarıdır.
Bu durumlar kişide bir ya da birkaç biçimde tekrar edebilir. Başarısızlık korkusu, kişinin gerçek potansiyelini kullanmasını zorlaştırdığı gibi elde ettiği başarılı sonuçlardan yeterince tatmin olmasına da engel olabilir. Peki, başarısızlık duygusu nasıl temizlenir? Aşağıdaki çalışmalar, bu duygu üzerinde çalışmak için önerdiğim yöntemlerdir.
Başarısızlık duygusunun yaşamın farklı alanlarını etkileyebileceğine inanıyorsanız, bu konu üzerinde düzenli biçimde çalışmanız önemlidir. Başarısızlık korkusundan kurtulma süreci kişiden kişiye değişebilir; bu nedenle kendinize zaman tanıyın ve çalışmalarınızı sabırla sürdürün.
Refah İçinde Bir Yaşam Sürdürme Rehberi adlı kitabımda 21 günlük afirmasyonun nasıl yapılacağını ayrıntılı olarak anlatmıştım. Burada uygulama kurallarını tekrar etmiyorum. Kitabı okumadıysanız incelemenizi öneririm:
Refah İçinde Bir Yaşam Sürdürme Rehberi
Kitapta anlattığım şekilde, aşağıdaki afirmasyonla 21 gün çalışmanızı öneririm. 21 gün kuralına uymaya özen gösterin. Başarısızlık duygusu bu sürede tamamen geçmeyebilir. Hâlâ devam ettiğini düşünüyorsanız bir süre ara verip yeniden başlayabilirsiniz. Temizlik süreci kişiden kişiye değiştiğinden, ihtiyaç duyduğunuzda 21 günlük çalışmayı tekrarlamak faydalı olabilir.
Afirmasyon: “Başarılı olduğuma inanıyorum ve başarılarım için kendimi kutluyorum.”
Çekim yasasını işletirken istediklerimizi elde etmemizin önündeki en büyük engellerden biri, bilinçaltımızda taşıdığımız kayıtlardır. Bu kayıtlar, olayları nasıl algıladığımızı ve benzer durumlarda nasıl tepki verdiğimizi etkileyebilir. Bu nedenle olumsuz kayıtlarla çalışmak önemlidir. Bunun için farklı teknik ve yöntemler bulunuyor. Ben bugün bilinçaltı kayıt temizliği sırasında temelde neyi değiştirdiğimizi, kendi deneyimlerimden hareketle farklı bir bakış açısıyla paylaşmak istiyorum.
Şimdiye kadar bilinçaltı kayıtlarıyla çalışırken EFT, İçsel Temizlik (Korku çalışması), Egoyu İkna yöntemi ve olumlama tekrarları gibi farklı yöntemler kullandım. Kendi deneyimlerimde fayda gördüğüm için bu teknikleri başkalarına önerirken de kişisel tecrübelerimi paylaşıyorum.
“Hayattan alabileceklerin, bilincinin hak ettiğini düşündüğü ve inandığı kadardır.”
Benzerlik Yasası
Bir önceki yazımda, çekim yasasının işleyişindeki önemli adımlardan birinin ne istediğini bilmek ve istediğine sahip olmayı hissetmek olduğunu anlatmıştım. Burada sözünü ettiğim, istediğin henüz hayatında yokken bile ona sahip olan kişi gibi düşünebilmek ve hissedebilmektir. Peki bunu yapmak neden her zaman kolay değildir? Çekim yasasının sırrı nedir; yalnızca istemek yeterli midir?
Regresyon Uygulaması Ses Kaydı- Geçmişte Yaşanan Olumsuz Duyguları Dönüştürmek.
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik Deneyimim
Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm
Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı
Ho’oponopono Yöntemi Nedir? Nasıl Uygulanır?
40 Günlük Bereket ve Zenginlik Planı
Zihin Filtreni Kontrol Et, Algıların değişsin.
İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları
Kendine Güven Telkini: Metin ve Ses Kaydı
İstediğim Kişiyi Hayatıma Çekebilir miyim?





