olumlu düşünme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Bilinçaltı ve 11 Temel Özelliği

Bilinçaltı nasıl çalışır? 11 özelliği

Bilinçaltı, bu yazıda ele alınan yaklaşıma göre, geçmiş yaşantıları, duyguları ve bugünkü tepkileri birbirine bağlayan bir kayıt ve anlamlandırma alanıdır. Bilinçaltı nasıl çalışır sorusuna verilen yanıt da bu özelliklerde saklıdır: Anıları depolar ve düzenler; yaşananlar arasında bağlantılar kurar, bedeni korumaya çalışır ve davranışların arkasındaki duygusal anlamları etkiler. Aşağıdaki on bir madde, bu bakış açısını ve onu açıklamak için kullanılan örnekleri bir araya getiriyor.

Anılar, zaman ve duygusal bağlantılar

1. Anıları depolar. Bu yaklaşıma göre bilinçaltı, ana rahminden yaşamın sonuna kadar geçici ya da kalıcı sayılan pek çok yaşantıyı kaydeder; hiçbir şeyi silmez. Özellikle 0–7 yaş döneminde eleştirel aklın henüz etkin olmadığı ve yaşananların doğru-yanlış, güzel-çirkin ya da ahlaklı-ahlaksız ayrımı yapılmadan kaydedildiği düşünülür. O sırada anlamsız görünen bir kayıt bile sonraki deneyimlerle anlam kazanabilir. Bu nedenle bilinçaltı anıları nasıl işler sorusu, yalnızca neyin hatırlandığıyla değil, anıya sonradan hangi anlamın yüklendiğiyle de ilgilidir.

Images

Bilinçaltı Telkinleri

Hepimizin filmlerden aşina olduğu hipnoz nedir? Benim de bu konuda uzman olduğum söylenemez. Hipnoz, kabaca, kişinin özel bir dikkat ve telkin hâline girdiği; bazı uygulamalarda anıların veya düşüncelerin ele alındığı bir yöntem olarak anlatılır. Bildiğim kadarıyla psikoloji ve terapi alanlarında da belirli amaçlarla kullanılıyor. Elbette burada söz konusu olan, kişinin rızasıyla yapılan bir uygulamadır. Peki hipnoza benzer bir etkiye, gündelik yaşamda farkında olmadan maruz kalıyor olabilir miyiz?

Subliminal mesaj nedir?

İster ticari ister ideolojik bir amaç taşısın, bir fikri insanlara ulaştırmak için kullanılan film, afiş, logo ve benzeri araçlar mesajlar içerir. Normal bir reklamda ürün tanıtılır; izleyicinin de sonraki alışverişinde o ürünü seçenekleri arasında hatırlaması beklenir. Reklamın abartılı özelliklerini ve gösterişini gördükten sonra ürünü diğerleriyle karşılaştırıp kendi seçiminizi yapabilirsiniz.

Images

Bilinçaltının Gücü

Tüm çağların büyük insanlarının ortak sırlarından biri, bilinçaltlarıyla iletişim kurabilmeleri ve bu güçten yararlanabilmeleridir. Bu yaklaşıma göre, bilinçaltınızda pek çok problemin cevabı bulunur. Örneğin, yatmadan önce “Sabah saat altıda uyanmak istiyorum” diye düşünmeniz, zihninizi bu niyete yöneltebilir.

Bilinçaltınız, tercihlerinizin ve kararlarınızın uygulayıcısı olarak anlatılır. Her akşam sağlıklı ve iyi hissettiğinizi düşünerek yatmanızın, bedeninize ve ruh hâlinize olumlu yansıyacağına inanılır. Bu nedenle “Olanaklarım yok” ya da “Yapamam” gibi sözler yerine, hedefinize dönük ve yapıcı bir iç konuşma seçmeniz önerilir.

Düşüncelerinizi değiştiriniz; kaderiniz de değişecektir.

bilinçaltı

Bilinçaltı düşünceleri nasıl etkiler?

Bu yazının temel düşüncesine göre, zihninizde sıkça yer verdiğiniz düşünceler davranışlarınıza ve seçimlerinize yön verebilir. İyi düşünürseniz iyiye, kötü düşünürseniz kötüye yöneleceğiniz ifade edilir. Bir düşünce bilinçaltınız tarafından kabul gördüğünde, onu hayata geçirmek için harekete geçeceğiniz anlatılır.

Bu gücün olumsuz yönde kullanılması başarısızlık, yetersizlik ve mutsuzluk duygularını besleyebilir. Uyumlu ve yapıcı bir düşünce tarzı ise hedeflere odaklanmanıza, çaba göstermenize ve başarıya yönelik adımlar atmanıza yardımcı olabilir. Bilinçaltının nasıl çalıştığını açıklayan bu yaklaşımda önemli olan, düşüncelerinizi fark etmek ve onları ulaşmak istediğiniz amaçlarla uyumlu hâle getirmektir.

Images

Ufak Şeyleri Dert Etmeyin: Anı Yaşamanın Önemi

“Geçmişi düşünmeden, anı değerlendiren, geleceği de kazanır.”

Kendimizi iyi hissetmemiz, büyük ölçüde içinde bulunduğumuz anı ne kadar yaşayabildiğimize bağlıdır. Bir gün ya da bir yıl önce yaşananlar ve yarın neler olabileceği zihnimizi meşgul edebilir; ancak şu anda var olduğumuz yer, yine şu andır. Hayat, geçmişte ya da gelecekte değil, içinde bulunduğumuz zamanda akıp gider.

Geçmiş ve gelecek bugünü gölgelediğinde

Çoğumuz, aynı anda pek çok şeyi dert etme konusunda ustalaşmışızdır. Geçmişte yaşadığımız sorunları yeniden düşünür, gelecekte karşılaşabileceğimiz güçlükler için kaygılanırız. Bu düşünceler şimdiki ana hükmettikçe kaygı ve ümitsizlik artar; hayatın tadını çıkarmayı, önceliklerimizi ve mutluluğumuzu ileri bir tarihe bırakırız.

Kendi kendimize, gelecekte “bir gün” her şeyin bugünden daha iyi olacağını söyleyebiliriz. Fakat dikkatimizi sürekli o güne çevirdiğimizde, beklediğimiz zaman bir türlü gelmez. Biz başka planlar yapmakla meşgulken çocuklarımız büyür, sevdiğimiz insanlar bizden uzağa taşınır, kimi hayatımızdan ayrılır. Bedenimiz değişir, hayallerimiz de zamanla uzaklaşabilir. Böylece daha iyi bir zamanı beklerken, elimizdeki hayatı ıskalarız.

Bu nedenle geçmişi ve geleceği düşünmeden yaşamak, yaşananları tümüyle yok saymak ya da yarın için hiçbir şey planlamamak anlamına gelmez. Asıl mesele, geçmişin ve geleceğin bugünkü dikkatimizi bütünüyle ele geçirmesine izin vermemektir. Geçmiş geride kalmıştır; gelecek ise henüz yaşanmamıştır. Şu anda sahip olduğumuz zaman, içinde bulunduğumuz andır.

Hayatı bir prova gibi yaşamayın

Çoğu insan hayatını, sanki gelecekte giyeceği bir elbisenin provasıymış gibi yaşar. Oysa hayat, asıl yaşama başlamadan önce yapılan bir hazırlık değildir. Kimsenin yarın burada olacağına dair güvencesi yoktur. Kontrol edebildiğimiz tek zaman şu andır; bu yüzden dikkatimizi yaşadığımız ana verebilmek önemlidir.

Zihnimiz gelecekte olabileceklerle dolduğunda korkular da büyüyebilir: İleride parasız kalmaktan, çocuklarımızın başının derde girmesinden, yaşlanmaktan ya da ölmekten endişe duyabiliriz. Bu olasılıkları tekrar tekrar düşünmek, şu anda gerçekleşenleri görmemizi zorlaştırır. Henüz yaşanmamış bir günün kaygısı, bugün sahip olduğumuz zamanı elimizden alabilir.

Şimdiki ana odaklanmak

Korkuyla mücadele etmenin en iyi yollarından biri, dikkati yeniden şimdiki zamana döndürmektir. Şimdiki ana odaklanmak, bulunduğunuz yere ve o anda yaptığınız şeye dikkat vermeye çalışmak demektir. Zihniniz geçmişteki bir soruna ya da gelecekteki bir endişeye kaydığında, dikkatinizi nazikçe tekrar bugüne çevirebilirsiniz.

Bu yaklaşım, her sorunun bir anda ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Ancak henüz yaşanmamış ihtimallerin bütün gününüzü yönetmesini önlemeye yardımcı olabilir. Anı yaşayarak kaygıyı azaltmak, geleceği düşünmeyi bırakmak değil; geleceğe dair kaygıların şu anı bütünüyle gölgelemesine izin vermemektir. Dikkatinizi bugün yapabileceklerinize ve bulunduğunuz ana vermek, zihninizi korkulardan uzaklaştırabilir.

Ufak şeyleri dert etmemek de bu farkındalığın bir parçasıdır. Her ayrıntıyı aynı anda çözmeye çalışmak yerine, önünüzdeki ana dönün. Hayatın önemli anları yalnızca büyük olaylardan ibaret değildir; gündelik zaman da yaşanmaya değerdir. Mutluluğu sürekli gelecekteki bir tarihe ertelemek yerine, bugün neler olup bittiğini fark etmeye çalışın. Gayretinizin karşılığını fazlasıyla alacaksınız.

Ufak Şeyleri Dert Etmeyin
Dr. Richard Carlson

Images

Her Şey Mümkün (The Meta Secret)

Her şey mümkün: The Secret mucizesi devam ediyor! The Secret’ta saklı kalanların anahtarını The Meta Secret’ta bulabilirsiniz. The Meta Secret kitabı, yalnızca çekim yasasını değil, onun da içinde yer aldığı evrensel yasalar fikrini ele alan bir kişisel gelişim kitabı olarak tanıtılıyor.

Kitabın temel vaadi, hayal ettiğiniz zenginlik, aşk ve mutluluğa ulaşma yolunda farklı düşünme ve davranma biçimlerine kapı aralamak. Metinde, dünya çapında tanınan uzmanların öğretilerine ve gerçek olaylara dayandığı belirtilen bir bilgelik anlatısına yer veriliyor. Meta Sır öğretmenleri, evrenin gizemli işleyişini tartışmaya davet ediyor; kitap da bu eski sırları keşfetmek için bir armağan ve anahtar olarak sunuluyor.

Images

Ruhun Sesini Dinlemek

Yaptığını seven ve sevdiğini yapan; arzuları doğrultusunda yaşamına şekil verebilen insanların sırrı ilhamdır. İlham her şeyin potansiyelini ihtiva eden; maddi varlığımızın sınırlarını aşarak evrene açılmamıza o kutsal senfoniyi duymamıza yarayan ilahî bir kıvılcımdır. İlham; aşk için aşkla yola çıkarak kaynağına dönmeye çalışan ruhun alt benliğe gönderdiği enerjilerin/bilgilerin kalple anlaşılıp zihinle hayata geçirilmesidir.

Geçiciliğin içinde kalıcılığı yakalayan kendi çapında iz bırakmayı başaranlar ruhunun dürtüsünü hissedip ona göre yaşamayı seçenlerdir.
Hayallerimizi gerçekleştirebilmemiz için metafizikle bilimi birleştiren çoğu yeni çağ yöntemlerinin atladığı nokta da bu.


Keşfettiği metodlarla kişisel gelişime ivme kazandıran Jose Silva yarım yüzyıllık tecrübenin verdiği güvenle şöyle diyor: 'Eğer hedef aldığınız amaç ya da sonuç ruhunuzun planları dahilinde değilse o zaman başaramazsınız Arzu ettiğiniz her şeyi ancak ve ancak ruhunuzun sizin için yaptığı plana uyuyorsa elde edebilirsiniz'

Bir başka ifadeyle egonun bitmeyen isteklerini dinmeyen serzenişlerini dinlemek ve realize etmeye çabalamaktan ziyade ruhumuzun neleri anlamak ve anlatmak için bedenlendiğini; buradaki 'modus operandi'sinin yani hareket tarzının ne olduğunu saptamamız gerekiyor.

Yaşam bazen o kadar ilginç tuzaklar kuruyor ki ruhumuzun yeryüzündeki misyonunu bırakın idrak etmeyi böyle bir olgunun varlığını dahi bilmeden uyuşmuş bir bilinçle hayatımızı idame ettiriyoruz. Ta ki yolumuzu değiştirecek bir faciayla karşılaşana kadar.

Eğer bugün buradaki mevcudiyetinizi sorguluyorsanız tatminsizlikle burkulan yüreğinizi rahatlatacak bir cevap aramalısınız Zaten; yüksek benliğin çağrısına uyan evren sizi zorlayarak zora koşarak ruhunuzun ihtiyaçlarına kulak vermeniz için zemin hazırlıyor. Öyleyse size huzur veren bir yere giderek gözlerinizi kapatın.

Düşüncelerinize seyirci kalın ve ruhunuza danışın, içinizde bir şeylerin pır pır edip kıpırdandığını ritmi değişen kalbinizin başka türlü çarptığını bağrınıza akan sıcacık bir enerjinin hücrelerinizi teker teker canlandırdığını hissettiğinizde ruhun cana canın da ruha büyük bir hasret ve aşkla sar ıldığını fark edeceksiniz.Uçup giden zaman mefhumuyla birlikte akla düşen yeni fikirlerin filizlenmek için artık sadece mümbit bir toprağı arayan birer tohum olduğunu bileceksiniz.

İşte şimdi atomaltı parçacıklarını organize ederek düşleri gerçekleştiren bilinç altını programlamaya 'benzerin benzeri çektiğini' söyleyen Çekim Yasasını kullanmaya hazırsınız.

Kaygılanmak ve yakınmak istenmeyen olguya enerji vermek demektir ve afirmasyon adı verilen olumlamalara kısa devre yaptıran başlıca faktördür Olumsuz bir tavır düşüncede bulunduğunuzda kendinizi durdurarak cümleyi yeniden kurmayı deneyin ' İşler yazın yavaşlıyor müşteri bulmak zorlaşıyor' yerine 'GEÇMİŞTE işler yavaşlıyordu müşteri bulmak zor OLUYORDU' deyin

İstediklerimizi açıkça görebilmenin yolu istemediklerimizi anlayabilmekten geçer. Yani ikisinin arasındaki 'kontrast' neye odaklanmamız gerektiğini belirtecektir Olumlamalarınızı yazarken şimdiki zamanı ve içinizde heyecan uyandıran duyguları canlandıran kelimeler kullanın 'İdealimdeki ilişkinin karşılıklı saygıya dayandığını ve gelişmeme yardım ettiğini bilmek beni çok mutlu ediyor Ben böyle bir ilişki seçiyorum Kararım budur' gibi.

Bilinç altındaki direnci ortadan kaldırmak işin olabilirliğini ona kabul ettirmek için bu türden olumlamalar ile meditasyon sırasında ya da uykuya dalmadan önce imgelemeler yapmak gerekmektedir Direncin azalması bilinç üstündeki Kuşkuyu da eriterek; güçlü bir arzunun daha kısa bir zamanda olmasına yardım edecektir

Olumlamalarınızı yüksek bir enerjiye ulaştığınız anlarda dile getirmenizi öneririm. Dua ve meditasyon yaparak mutlu ve huzurlu günlerinizi anımsayarak böylesi titreşimler içinde yüzmeye başladığınızda söylediklerinizi hissedin tadın ve olmuşcasına yaşayın. Varlığınızın merkezinden gelen bir ses 'Evet artık BİLİYORUM bu gerçekleşecek! ' diye sevinçle bağırdığında telkinleri bırakın Evren kendi payına düşeni muhakkak yapacaktır

Images

Şükrediyor, Teşekkür Ediyorum: Güne Başlarken Şükür Olumlamaları

Yeni bir güne başlarken, o günü bana bahşedilmiş bir armağan olarak görmeyi seçiyorum. Sağlığım için şükrediyor, teşekkür ediyorum. Şu anda günümü yaratmaya niyet ediyorum.

Aşağıdaki şükür olumlamalarını acele etmeden okuyabilir, sözcüklerin sizde uyandırdığı duyguları hissedebilirsiniz. Bu sözler; kendinize, hayatınıza ve günün getireceklerine sevgiyle yaklaşmanız için bir hatırlatmadır.

Güne başlarken şükür olumlaması

Güne başlarken kendime ve hayatıma değer verdiğimi hatırlıyorum. Her anın kıymetini görmeye, bugünümü sevgi ve şefkat duygularıyla karşılamaya niyet ediyorum.

  • Bu yeni günü bana bahşedilmiş bir armağan olarak görüyorum.
  • Sağlığım için şükrediyor, teşekkür ediyorum.
  • Şu anda günümü yaratmaya niyet ediyorum.
  • Ben kendime değer veriyorum.
  • Ben hayatıma değer veriyorum.
  • Benim her anım değerlidir ve ben her anıma değer katmayı seçiyorum.
  • Bugün, yüksek planda hayrıma olan olayların hafiflikle ve sevgiyle tezahür etmesine izin veriyorum.
  • Günüme sevgi, şefkat ve merhamet duygularıyla başlıyorum. (Hissedin.)

Bu cümleleri kendi hızınızda okuyun. Özellikle sağlık için şükür sözleri, sağlığınıza dair minnettarlığınızı ifade etmenize yardımcı olacak sade bir başlangıç olabilir. Buradaki niyet, her anın değerini fark etmek ve güne sevgiyle yaklaşmaktır.

şükür olumlamaları

Bolluk, bereket ve sevgiye açık olmak

Şükür ve teşekkür sözleri, yalnızca güne başlarken değil, hayatın içindeki güzellikleri hatırlamak istediğinizde de okunabilir. Bolluk bereket için şükür olumlamaları içinde yer alan bu niyet, hayatın sunduğu bolluğa, bilgeliğe ve sevgiye kendinizi açmanızı ifade eder.

  • Hayatın tüm bolluk-bereketine, bilgeliğine ve sevgisine kendimi açıyorum.
  • Tüm canlılar için barış diliyorum. Tüm canlıların sonsuz huzuru yaşamalarını diliyorum.
  • Daha önce yaratmaya niyet ettiğim her şeyin mucizevi yollarla bana geldiğinin işaretlerini görmeye niyet ediyorum.
  • Hayatımda her şey olduğu gibi iyi, güzel ve tamdır!

Bu olumlamalar, günün farklı anlarında yeniden dönüp okuyabileceğiniz şükür ve teşekkür sözleridir. Size yakın gelen cümlelerde bir süre durabilir, sevgi, merhamet ve huzur dileğini hissedebilirsiniz.

Şükürler olsun

Şükürler olsun…

Olsun o halde / Amin!

Images

Endişe Sizi Yavaşlatır ve Enerjinizi Düşürür

endişe

Endişe, insanı yavaşlatır ve enerjisini düşürür. Zihnimiz kuşkularla meşgul olduğunda, dikkatimizi isteklerimizden ve önümüzdeki adımlardan uzaklaştırabilir. Bu yazının temel düşüncesi, yürekte sevgiye, umuda, neşeye ve güvene yer açmanın enerji bedenini besleyen bir yaklaşım olduğudur.

Endişenin enerjiye etkisi

“Endişe enerjiyi düşürür mü?” sorusuna bu yaklaşımın yanıtı evettir: Kuşku ve kaygıyla dolu bir iç hâlin insanı yavaşlattığı, ilerleyişini zorlaştırdığı düşünülür. Endişeyi bütünüyle yok saymak yerine, onun yüreğinizde kapladığı yeri fark edin. Ardından dikkatinizi sevgiye, umuda ve neşeye çevirmeyi deneyin.

Enerji bedeni, burada kişinin içsel hâlini ve taşıdığı enerjiyi anlatan bir kavram olarak ele alınıyor. Sevgiyle beslenen, güvenini koruyan ve neşeye alan açan bir enerji bedeninin zaman içinde gelişip genişlediğine inanılıyor. Bu, kuşkuya ve endişeye kapılmadan kendi duruşunuzu korumanız için bir hatırlatmadır.

Enerji bedenini güçlendirme yolları

Enerji bedenini güçlendirme yolları bu anlatımda karmaşık uygulamalardan çok, günlük hayatta besleyebileceğiniz duygularla ilişkilidir. Yüreğinizdeki sevgiyi beslemek, onu çevrenize yaymak; umutlu, neşeli ve güvenli bir duruşu korumak bu yolların başında gelir. Bunları bir anda başarılması gereken bir görev gibi değil, tekrar tekrar dönülebilecek niyetler olarak düşünebilirsiniz.

  • İçinizdeki sevgiyi fark edin ve onu paylaşmaya açık olun.
  • Umut ve neşeye yer vererek güven duygunuzu koruyun.
  • Bir isteğinizi düşünürken kuşku ve endişenin dikkatinizi dağıtmasına izin vermemeye çalışın.
  • Niyetinizi saf ve temiz tutun; dilediğiniz şeyi sevgiyle isteyin ve gelişmeleri izleyin.

Bu maddeler, yazının özündeki düşünceyi gündelik dile taşır: İç dünyanızda hangi duyguları büyüttüğünüz, kendinizi nasıl hissettiğinizi ve hedeflerinize nasıl yöneldiğinizi etkileyebilir. Endişenin ağırlığını azaltmak, yerini hemen kusursuz bir güvene bırakmak zorunda değildir. Önemli olan, sevgi ve neşe gibi besleyici duygulara yeniden dönmeyi seçebilmektir.

İsteklerinize kuşku duymadan yönelin

İsteklerinizi gerçekleştirmek ve başarmak için saf, temiz niyetlerle dilemek ve ardından süreci izlemek gerektiği vurgulanıyor. Buradaki çağrı, her dileğin mutlaka gerçekleşeceğine dair bir garanti değil; niyetinizi kuşku ve endişeyle zayıflatmadan, sevgiyle sahiplenmenizdir. Dikkatinizi sürekli korkulara vermek yerine ne istediğinizi hatırlayın ve ona uygun biçimde ilerleyin.

Bu yaklaşımda sevgi, yalnızca hissedilen bir duygu değil, enerji bedenini genişletmenin ve içsel duruşu güçlendirmenin yolu olarak görülür. Neşe içinde kalmak ve güveni korumak, geçeceğiniz kapılardan daha kolaylıkla, zarafetle ve incelikle akıp gidebilmenize yardımcı olabilir.

Sevgi ve neşeye dönün

Endişe ve kuşkuya yer açmadan, yüreğinizdeki sevgiyi beslemeyi ve yaymayı hatırlayın. Enerji bedeninizi büyütmenin yolu bu anlatımda daima sevgide ve neşede kalmaktan geçiyor. İçinizde umut ve güveni korudukça, kendinizi daha açık ve dengeli bir duruşa davet edebilirsiniz.

Images

Yalnızlık da, sağlık da, zenginlik de, mutluluk da bulaşıcı: Duygular bulaşıcı

duygusal bulaşma

Yalnızlık da, sağlık da, zenginlik de, mutluluk da bulaşıcı. Duygular bulaşıcı.

Duygusal bulaşma: Duygular sosyal çevrede nasıl yayılır?

Bu araştırmayı okurken duyguları kokuya benzettim. Bana inanması güç gelen bu uzak etkileşimleri anlayabilmek için gözümde bir resim canlandırdım: Bütün tanıdıklarım ve onların tanıdıklarıyla aynı odadayım. Duygular da kokular gibi etrafa yayılıyor; görünmüyorlar belki ama odadaki herkes onları hissediyor.

Birinin mutsuzluğu, sanki herkesin mutsuzluğu oluveriyor. Tıpkı bir sürüdeki hayvanlar gibi, biri yön değiştirince diğerleri de o tarafa gidiyor. Aramızda delice bir bağ var. Bu bağa kadeh kaldırıyor, saygı duruşuna geçiyorum.

Duygusal bulaşma düşüncesi, mutluluk ya da mutsuzluğun yalnızca kişinin içinde yaşanıp bitmediğini hatırlatıyor. Duygularımızın başkalarıyla kurduğumuz bağlarda bir karşılığı olabilir. Peki, mutluluk bulaşıcı mı? Bu fikri düşünürken aklıma gelen ilk görüntü, aynı odada birbirine karışan duygular ve tanıdıklarımın uzayıp giden ağı.

Ayna etkisi ve gülümsemenin yolu

İki insan konuşurken birbirlerinin yüz ifadelerini taklit etmeye başlıyormuş. Karşımızdaki gülüyorsa gayri ihtiyari gülüyoruz; ağlıyorsa üzülüyoruz. Buna “ayna etkisi” diyorlar. Gülen birine karşılık verip gülümsüyorsun. Sonra kaslardan beyne, “Güldü” mesajı gidiyor; beyin de hemen onun hormonunu, mutluluğu salgılıyor!

Hep tersini sanırdık, değil mi? Duygunun önce geldiğini, gülümsemenin ardından onu gösterdiğini düşünürdük. Oysa burada kaslardan beyne doğru giden tek yönlü bir otoyol da varmış. Kalbin kırıksa, gülmeyi bir denemekte fayda var.

Bu anlatım, yüzümüzdeki küçük bir ifadenin bile başkalarıyla kurduğumuz etkileşimin parçası olabileceğini düşündürüyor. Karşımızdakinin gülüşü bize geçiyor; bizim gülüşümüz de ona geri dönüyor. Duygular sosyal çevrede nasıl yayılır sorusuna, bu ayna etkisi basit ve akılda kalıcı bir cevap sunuyor: Bazen bir yüz ifadesiyle, bazen de ona verdiğimiz karşılıkla.

Arkadaş çevresinin mutluluğa etkisi

Tanıdığın her mutlu insanın mutluluğunu artırdığı, her mutsuz insanın ise yüzde 7 azalttığı söyleniyor. Bu yüzdelerle, bu kadar çok başkasıyla ne yapılır, bilmiyorum. Yine de insan ister istemez kendi çevresini düşünüyor: Yakınlarımızın duyguları bizi ne kadar etkiliyor? Bizim ruh hâlimiz, tanıdıklarımızın dünyasında nasıl bir iz bırakıyor?

Sosyal ağlarda mutluluk ve mutsuzluğun yayılması fikri, çevremizi yalnızca isimlerden oluşan bir liste gibi görmemeyi sağlıyor. Her tanıdığımızın kendi tanıdıkları var; bu bağlar da bizi doğrudan tanımadığımız insanlara kadar uzatıyor. Arkadaş çevresinin mutluluğa etkisi üzerine düşünürken, bu ilişkinin tek bir kişiden ibaret olmadığını fark ediyorum. Bir arkadaşın arkadaşı, onun da arkadaşı… Ağın sınırı nerede başlıyor, nerede bitiyor?

Arkadaş ağımda mutluluk ve mutsuzluk

Ben ilk iş arkadaşlarımın ağını çizip, isimlerinin yanına basitçe bir :) ya da :( koyacağım. Bakalım durum ne? Bakalım mahremiyetine yastığa sarılır gibi sarılan ben, sosyalin ağına kendimi ne kadar bırakmışım?

Belki bu küçük çizim, çevremdeki insanlara dair kesin bir ölçüm olmayacak. Yalnızca kiminle nasıl bir bağım olduğunu ve duyguların bu bağlar içinde nasıl dolaşabileceğini düşünmem için bir başlangıç olacak. Mutlu ya da mutsuz olduğumuz anlarda, yanımızdaki insanların da bu duygudan pay alabileceği fikri hem şaşırtıcı hem de düşündürücü.

Arkadaşımın arkadaşının arkadaşı kimdir benim, sahiden?