Images

Kendimi Keşif Yolculuğum: Kendini Tanımak ve Değişmek

Her yolculuk ilk adımla başlar

Kendini keşfetme yolculuğumu ve bu süreçte öğrendiklerimi paylaşmak istiyorum. Yıllar içinde birçok kişiyle tanıştım; farklı yöntem ve teknikler öğrendim, sonra bunları kendi hayatımda uyguladım. Zamanla şunu anladım: Beni değiştiren, bildiklerimden çok eyleme döktüğüm çalışmalardı.

Kitap okumayı severim. Evimde bu konuda onlarca kitap var; yeni çıkanları da takip etmeye çalışıyorum. Bazı kitapları daha iyi özümsemek için iki kez okudum. Başlangıçta her yeni bilgi bende büyük bir heyecan yaratıyor, hemen çalışmaya başlayıp kısa sürede sonuç almayı bekliyordum. Oysa hızlı başarı isteğim, bir süre sonra yorulup vazgeçmeme neden oluyordu.

Images

Kelebekleri Özgürleştirmek: Bilinçaltı Kayıt Temizliği

Bu çalışma hikâyesi, danışanın özel hayatına saygı kapsamında izni alınarak yayımlanmıştır.

Yapmış olduğum bir bilinçaltı kayıt çalışmasını paylaşmak istiyorum. Bir hanım takipçim sitem üzerinden bana ulaşıp yardım istedi. Öncelikle konu hakkında altyapı oluşturması için kendisini sitemde bulunan “Bilinçaltı kayıt temizlik rehberi” yazısına yönlendirdim. Kişilerin gerçekten ne istedikleri konusunda netleşmelerinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bilinçaltının işleyişi hakkında temel bilgi sahibi olmak, çalışmada doğru noktalara ulaşmaya ve sürecin daha anlaşılır ilerlemesine yardımcı olabilir.

Yazılarımı okuduğunu ve özel çalışma yapmak istediğini belirtti. Randevu için öğlen civarında aradığında genel bir konuşma yaptık. Öncelikle problemini netleştirmek amacıyla şu soruları sordum: “Şu anda hayatınızda sizi rahatsız eden şey nedir?”, “Hayatınızda değiştirmek istediğiniz şey nedir?” ve “Ne istiyorsunuz?”

Danışanın yaşadığı sorun ve kendine bakışı

bilinçaltı kayıt temizliği

Geçmişiyle ilgili bazı sıkıntılar yaşadığını ve yazılarımdaki kimi durumların kendisinde de karşılık bulduğunu söyledi. Yeniden, “Şu anda hayatınızda sizi rahatsız eden konu nedir?” diye sordum. Nişanlısından düğüne iki gün kala ayrıldığını anlattı.

Ayrılık nedenini konuştuğumuzda, aralarında sık sık tartışma çıktığını ve nişanlısının kendi başına hareket etmeyi sevdiğini söyledi. Evlendikten sonra da aynı sorunları yaşamak istemediği için ilişkiyi bitirmeye karar vermişlerdi. Tartışmaları çoğunlukla kendisinin başlattığını; nişanlısı, gitmek istemediği yerlere gitmek isteyince buna tepki gösterdiğini belirtti. Taleplerini nişanlısına açıkça ifade edip etmediğini sorduğumda önce yuvarlak cevap verdi. Daha önce söylediğini, ancak ne kadar net konuştuğunu hatırlamakta zorlandığını anlattı.

“Bu yaşadıklarınla ilgili ne hissediyorsun?” diye sordum. Daha anlayışlı olabileceğini ve nişanlısına layık davranamadığını düşündüğünü söyledi. “Nişanlısına layık olmak ne demek?” diye sorduğumda onu iyi, şefkatli ve korumacı biri olarak tarif etti; kendisine iyi davrandığını ekledi.

Sözlerinde bir çelişki vardı. Benim dikkatimi çeken, “Nişanlıma layık değilim” diyerek kendisine nasıl baktığını göstermesiydi. Kendi değerini düşük gördüğü için onu kabul eden herkesi kendisinden daha değerli ve iyi kabul ediyordu. Ben bunu düşük benlik değeriyle ilgili bir sıkıntı olarak yorumladım.

Ben de uzun süre benzer bir durum yaşamıştım. Kendi değerimi düşük gördüğüm için insanların beni kabul etmeyeceğini, dışlayacağını düşünüyordum. Onların beni kabul etmesini bekliyordum. Fakat sorun, başkalarının beni dışlamasından çok, kendimle ilgili değer yargılarım, dayatmalarım ve kendimi suçlamamla ilgiliydi. Kendimi kabul edilmez biri olarak tanımladığım için hissettiğim dışlanma duygusunu başka birinin benim yerime çözmesi mümkün değildi.

Bu durum, insanın kendisini bir kafese koyup kapısını kilitlemesi ve anahtarı cebine koyduktan sonra başkalarına kapıyı açmaları için yalvarmasına benziyordu. Kendimi dışlayan ben olduğum hâlde, diğer insanların durumdan haberi yokken beni kabul etmedikleri için onlara öfke duyuyordum. Mağduriyet içindeydim ve kurban rolü oynuyordum.

Konuşmamızın ardından, akşama kadar ne istediğini beş duyusunu da katarak imgelemesini ve bu sırada ortaya çıkan olumsuz duygularını not etmesini istedim.

Regresyon ile çocukluk anılarına yolculuk

Akşamki randevumuzda yaptığı çalışmayı ve tespit ettiklerini anlattı. Takıldığı konuların merkezinde farkına varılmamak, tercih edilmemek, dikkate alınmamak, dışlanmak, önemsenmemek, duyulmamak ve yalnız kalmak vardı.

Bu duyguların kendisini değersiz görmesiyle bağlantılı olduğunu düşündüm. Danışan da hayatında benzer durumları sıkça yaşadığını söyledi. Bir işi için bir yere gittiğinde başkalarının işi çabucak görülürken kendisinin bekletildiğini, kendisine saygı gösterilmediğini hissediyordu. Çalışmada odaklanacağımız konu, onun kendisini nasıl gördüğüydü.

bilinçaltı kayıt temizliği

Regresyon çalışmasına geçtik. Gevşeme ve transa geçme telkinlerinin ardından, üzerinde durduğumuz duyguya odaklanmasını istedim. Duyguyu yoğun hissettiği sırada midesinde ağrı olduğunu söyledi. Ben o dönemde bu hissi, bazı şeyleri hazmedememe temasıyla ilişkilendirdim.

Ardından geçmişine doğru bir yolculuğa başladık. İlk sahnede çocukluğunda bir kiraz bahçesindeydi. Oyun oynamak isterken annesi kiraz toplaması için ısrar ediyor, sonunda da onu dövüyordu.

Duyguların kaynağının bu sahne olup olmadığını anlamak için ikinci bir yolculuk yaptık. Bu kez kendisini çok küçükken annesinin kucağında, bir hamamda gördü. Annesi başka bir kadınla konuşuyordu. Danışanın dikkati kurnadaki suyun sıcaklığındaydı; suyun çok sıcak olduğunu annesine anlatmak istiyordu. Ancak annesi konuşmaya devam ettiği için duyulmadığını hissetti. Annesi suyun sıcaklığına dikkat etmeden ayaklarını suya sokunca ayaklarının yandığını ve ağladığını gördü. Bu sahnede yaşadığı yoğunluk sırasında ağlamaya başladı.

Korku duygusunun kaynağını anlamak için yeniden yolculuk yaptığımızda, kendisini çok küçükken sobalı bir odada gördü. Babası televizyon izlerken o emekleyerek sobanın altına giriyor ve kül yiyordu. Yanma riski bulunduğu hâlde babasının kendisini fark etmediğini anlattı. Ardından babası tarafından salıncakta sallandırıldığı, ancak dikkat edilmediği için salıncaktan düştüğü bir sahne gördü.

Öfkeyi ifade etme ve affetme çalışması

Gittiği sahnelerde ortak tema; duyulmamak, dikkate alınmamak, önemsenmemek ve değer verilmemekti. “Başka bir konu var mı?” diye sorduğum bir sonraki yolculukta doğum anına gitti. Anlattığına göre babası kız çocuğu olduğu için yüzünü ekşitmiş ve onu istememişti. Bu sahnenin son durak olup olmadığını anlamak için yeniden yolculuk yaptığımızda başka bir sahneye gitmedi.

Danışanın anlattığı sahneler ve bunlara yüklediği anlamlar üzerinde çalışmaya başladık. Anne ve babasına karşı yoğun öfke ve kızgınlık duyuyordu. Bu nedenle öfkesini ifade etme ve affetme çalışması yaptık.

Ortada iki sandalye bulunan, beyaz duvarlı bir oda imgelemesini istedim. Bir sandalyeye kendisinin, diğerine annesinin oturduğunu hayal etmesini söyledim. Annesine, geçmişte yaşadığı olaylardan dolayı hissettiği öfkeyi ifade edebilmesini istedim. Örneğin, “Anne, hamamda ayağım yandığı için sana öfkeliyim” ya da “Ben oyun oynamak isterken beni dövdüğün için sana öfkeliyim” diyebilirdi. İçinden ne geliyorsa söylemesini istedim.

Duygularını ifade etmek, özellikle şimdiye kadar karşı gelemediği birine ve üstelik yabancı birinin yanında, kolay değildi. Yine de annesine söylemek istediklerini dile getirdi. Sözleri bittikten sonra annesinin yüzüne bakmasını ve onun ne söylediğini görmesini istedim. Annesini üzgün ve çaresiz gördüğünü anlattı. “Söylenecek başka sözün var mı?” diye sordum; olmadığını söyledi. “Annene karşı affetmeye hazır mısın?” diye sorduğumda derin bir nefes aldı ve affedebileceğini belirtti. Annesine sarılıp onu affettiğini hayal etti.

Daha sonra diğer sandalyeye babasını oturtmasını istedim. Babasına yönelik duygularını ifade etmekte daha çok zorlandı. Affedip affedemeyeceğini sorduğumda babasını affetmekte zorlandığını söyledi. Öfkesinin büyüklüğünü kabul ederek, “Bu öfkenin sona ermesi için içinde neye ihtiyaç duyuyorsun?” diye sordum. Aklına babasını dövüp dışarı atmak geldiğini söyledi. Bir yastık alarak bunu güvenli biçimde dışa vurmasını önerdim. Telefonu kapatıp bunu rahatça yapmak istedi; birkaç dakika sonra yeniden aradığında rahatlamıştı.

Ardından kendisini diğer sandalyeye oturtup kendisini suçladığı konularla ilgili öfke ve kızgınlığını ifade etmesini önerdim. Yaşadığı yoğun duygular ve özel nedenler olabileceği için isterse bunu daha sonra yapabileceğini söyledim. Ayrıldığı nişanlısı için de ayrıca bir çalışma yapmasının kendisine iyi gelebileceğini belirttim.

Anne ve babası hakkında yaptığı çalışmanın ardından ilerleyen günlerde onları suçladığı başka olayları hatırlayabileceğini; böyle bir durumda duygularını ele alabileceğini konuştuk. Bu affetme çalışması, danışanın ilişkilerinin mutlaka değişeceği ya da aynı sonucun herkeste görüleceği anlamına gelmiyor. Kendi önceki çalışmalarımda, anne ve babasına yönelik öfkesini ele alıp affetmeye yönelen bazı kişilerin ilişkilerinde daha hoşgörülü bir değişim yaşadıklarını gözlemlemiştim.

Çalışma sonrasında değişen sahneler

Çalışmanın sonunda daha önce gittiği sahnelere yeniden dönmesini ve neler gördüğünü anlatmasını istedim. İlk sahnede kendisini kiraz ağacının altında oyuncaklarıyla mutlu biçimde oynarken gördü. İkinci sahnede annesi hamamda onu daha özenli yıkıyordu. Üçüncü sahnede babasının kucağında televizyon izliyordu. Doğum anında ise babasının onu kucağına alıp sevdiğini gördü.

Danışanın anlattığı bu imgelerde, daha önceki sahnelere yüklediği anlam değişmişti. Ardından kendisini değerli hissetmesine yardımcı olacak olumlamalar gönderdim. Benim yaklaşımımda, çalışma sonrasında oluşan boşluğun istenen bilgiyle doldurulması önemlidir.

Bilinçaltı kayıtları nasıl temizlenir?

Bu çalışma öyküsünde regresyon ile bilinçaltı temizliği; rahatsız eden duyguyu belirleme, geçmiş sahneleri danışanın anlatımıyla ele alma ve bu sahnelere yüklenen anlamlar üzerinde çalışma adımlarından oluşuyordu. Buradaki süreç, tek bir danışanın deneyimini ve benim o dönemki çalışma yaklaşımımı anlatır; herkese aynı biçimde uygulanacak bir yöntem ya da kesin sonuç vaadi değildir. Çocukluk anılarının bilinçaltına etkisi konusundaki bu anlatı da danışanın çalışmada aktardığı sahneler üzerinden şekillenmiştir.

Yaşamımızdaki olayları, içinde bulunduğumuz ruh hâliyle yorumlar ve o anlamları yıllarca taşıyabiliriz. Oysa hayat durmadan gelişip değişir. Anlam değiştiğinde, olaya bakışımız da değişebilir. Biz hâlâ eski kalıplara takılı kaldığımızda bir yandan ileri gitmeye çalışırken diğer yandan geçmişin etkisiyle frenlenmiş hissedebiliriz. Mücadele ederken bazen gözden kaçırdığımız şey, içinde bulunduğumuz andır.

Sevgiyle,
Halis Şahiner

KONTROL SENDE kitabımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN

bilinçaltı kayıt temizliği

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

Images

Bolluk ve Zenginlik Telkin Cümleleri

Bolluk ve zenginlik telkin cümleleri, refahı hak ettiğinizi, kendinize güvendiğinizi ve çevrenizdeki fırsatları fark edebileceğinizi hatırlatan ifadelerdir. “Sen parayı çekiyorsun” ya da “Sen kendi fırsatlarını kendin yaratıyorsun” gibi cümleler, burada kendinize yöneltebileceğiniz olumlu hatırlatmalar olarak yer alıyor.

Bu zenginlik telkinleri, bolluk düşüncesini farklı yönleriyle ele alır: kendine inanmak, parayı ve refahı kabul etmek, başarıya açık olmak ve ihtiyaçlarına ulaşabileceğini hatırlamak. Her cümleyi aynı şekilde benimsemek zorunda değilsiniz. Size yakın gelenleri seçip sakin bir anda okuyabilir, zamanla kendi dilinize uyarlayabilirsiniz.

Images

Kelebekleri Özgürleştirmek: Affetme ve Regresyon Çalışması

Bu çalışma hikâyesi, danışanın özel hayatına saygı kapsamında izni alınarak yayınlanmıştır.

Affetmek, huzurlu bir yaşam için ihtiyaç duyduğumuz önemli adımlardan biridir. Kur’an’da da bağışlamanın değerine işaret edilir:

“Bir kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder, bağışlarsa onun mükâfatı Allah'a aittir. Şüphesiz ki Allah, zalimleri sevmez.” (Şura Suresi, 40)

Öfke, kızgınlık ve kin gibi duygular geçmişte yaşananlara takılı kalmamıza neden olabilir. Bu duyguları fark edip ifade edebilmek, affetme sürecine alan açar. Başkaları bize haksızlık yapmış ya da biz kendimize karşı yanlış davranmış olabiliriz. Yaşananları yok saymadan da bu duyguların yükünü taşımayı bırakabiliriz.

Affetmek, bu nedenle kendimize verebileceğimiz bir hediyedir. Geçmişi silmek ya da yapılanı doğru bulmak değil; kendi kendimizi cezalandırmayı sürdürmemeyi seçmektir.

“Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, yumuşak davranandır.” (Bakara Suresi, 263)

Affetmek zaman isteyen bir süreçtir. Birikmiş kırgınlıklar, bugünkü yaşamımızda keyif ve sevgiye yer açmamızı zorlaştırabilir. Birine öfkeli olduğumuzda, güzel bir ortamda bile dikkatimizi o kişiye ve yaşananlara verebilir; intikam düşünceleriyle bulunduğumuz anın tadını kaçırabiliriz. Öfkemizi anlamak ve onunla güvenli biçimde çalışmak, odağımızı yeniden kendi hayatımıza çevirmemize yardımcı olabilir.

Affetmek unutmak ya da sınırları kaldırmak değildir

Affetmek, yapılan zararı unutmak, karşı tarafı yeniden güvenilir bulmak veya davranışını hoş görmek anlamına gelmez. Zarar veren birine sınır koyabilir, mesafeyi koruyabilir ve gerekiyorsa adaletin işlemesini bekleyebilirsiniz. Affetme, başkasının davranışını onaylamak değil; kendi öfkenizin ve geçmişin yaşamınız üzerindeki etkisini azaltmaya çalışmaktır.

Günlük hayatta öfkelenmek insani bir tepkidir. Önemli olan, öfkenin ardından nasıl davranacağımızdır. Bir danışanım, çocuklarının etkinlikleri nedeniyle aynı ortamda bulunduğu başka bir kadına; çocukları dışladığı, arkalarından konuştuğu ve oyun çevirdiği düşüncesiyle öfkeliydi. Ona karşılık vermek için bir plan yapmıştı. Bu karşılığın yeni bir çekişmeye yol açabileceğini konuştuk ve kendisine bir öfke çalışması yapmasını önerdim.

Danışanım, çocukların kamp yaptığı otelden ayrılıp sakin bir yere gitti. Sorun yaşadığı kişiyi zihninde canlandırarak öfkesini ifade etti ve ardından onu affetmeye çalıştı. Otele döndüğünde, daha önceki günlerden farklı olarak çalışanların kendisine ilgi gösterdiğini, içecek ikram edildiğini ve gruptaki kişilerle, sorun yaşadığı kişi de dâhil olmak üzere, güzel bir gün geçirdiğini anlattı. Yaşadıklarını kendi enerjisindeki değişimle ilişkilendirdi. Bu, danışanımın kişisel deneyimiydi; burada önemli olan, intikam planı yerine kendi duygularıyla ilgilenmeyi seçmesiydi.

Duyguların bedende nasıl hissedildiği kişiden kişiye değişebilir. Çalışmalarımda bazı kişiler öfke ve kırgınlığı belirli bölgelerde hissettiklerini anlatıyor. Bu tür bedensel hisleri kesin bir tanı ya da herkes için geçerli bir açıklama olarak değil, kişinin kendi deneyiminin bir parçası olarak ele almak gerekir.

Kendini affetmek ve regresyon çalışması

Önemli konulardan biri de kendini affetmektir. Suçluluk duyduğumuzda kendimizi cezalandırmamız gerektiğine inanabilir, geçmişteki bir olayı tekrar tekrar hatırlayabiliriz. Ancak önce şu sorulara bakmak yararlı olabilir: Olanlardan gerçekten ne ölçüde sorumluyum? O günkü yaşım, bilgim ve koşullarım neydi? Kendime, sevdiğim birine davranacağım kadar anlayışlı davranıyor muyum?

Bir takipçimle, daha önce değersizlik duygusu üzerine yaptığımız çalışmanın ardından ikinci kez görüştüm. Önceki çalışmadan sonra mide ağrıları yaşadığını ve anne babasıyla ilgili bazı öfke duygularının aklına geldiğini belirtti. Daha sonra nişanlısından ayrıldığı için kendisini suçladığını, yeterince iyi ve anlayışlı olmadığına inandığını söyledi. Nişanlısını melek gibi görürken kendisini canavar olarak tanımlıyordu. Bu yoğun öz suçlamayla ilgili regresyon çalışmasına başladık.

Gevşeme telkinlerinin ardından odaklandığımız duyguyu hissetmesini istedim. Danışanım midesinde bir ağrı hissettiğini söyledi. Sonra çocukluk döneminden bir sahne anlattı: Yedi-sekiz yaşlarındayken kardeşiyle sokakta oynarken başka çocuklar kardeşinin başına kum atmış, kendisi ise bunu engelleyememişti. Dayısı gelip kardeşinin başını temizlemiş ve ona neden yardım etmediğini sormuştu. Danışanım bu anıyı suçlulukla hatırlıyor, kardeşinin “Neden beni kurtarmıyorsun?” dediğini duyumsuyordu.

O sırada kendisinin de çocuk olduğunu, yaşananları bugünkü yetişkin bakışıyla değerlendirdiğini konuştuk. Çalışmada anne ve babasının kardeşinin rahatsızlığı nedeniyle tartıştığı başka sahneler de ortaya çıktı. Danışanım, evdeki huzursuzluğu kendi üzerine aldığını ve kardeşini bunun kaynağı olarak gördüğünü anlattı. Ardından annesi, babası ve kardeşiyle ilgili öfkesini ifade etmeye, kendisine yönelttiği suçlamaları gözden geçirmeye odaklandık. Sonraki günlerde kardeşine ve kendisine yönelik öfkesinin azaldığını; kendini kabul etme ve affetme konusunda ilerleme kaydettiğini söyledi.

Bu hikâye, regresyon terapisi yaklaşımıyla yürütülen kişisel bir çalışma deneyimidir; tek başına bir yöntem ya da herkes için aynı sonucu garanti eden bir uygulama olarak değerlendirilmemelidir. Yoğun duygularla baş etmekte zorlanıyorsanız, çalışmayı sürdürmeden önce bir ruh sağlığı uzmanından destek almanız uygun olabilir.

Öfke boşaltma ve affetme çalışması

Aşağıdaki uygulama, daha önce “Bilinçaltı Kayıt Temizliği Rehberi” yazısında paylaştığım öfke boşaltma ve affetme çalışmasının düzenlenmiş hâlidir. Bu bir öz farkındalık egzersizidir; profesyonel desteğin yerine geçmez. Sakin, mahrem ve güvenli bir alan seçin. Kendinize ya da başka birine zarar verebileceğinizi düşünüyorsanız uygulamayı yapmayın. Bağırmak veya yastığa vurmak yerine yazmak ya da sessizce düşünmek gibi daha güvenli bir ifade biçimi de seçebilirsiniz.

  1. İki sandalye hazırlayın. Birine kendiniz oturun; diğerinde öfkeli olduğunuz kişinin bulunduğunu hayal edin. İsterseniz bunu zihninizde, iki sandalyeli bir odada canlandırabilirsiniz.
  2. Duygularınızı adlandırın. Kendinizi zorlamadan, söylemek istediklerinizi sesli ifade edin veya yazın. Örneğin: “Sana şu davranışın için öfkeliyim.” “Şöyle davrandığın için kırıldım.” “Neden bunu yaptığını anlamak istiyorum.”
  3. Durup değerlendirin. Söyleyecekleriniz bittiğinde, karşınızdaki kişinin ne cevap verebileceğini düşünün. Bu, gerçek kişinin savunması değil, sizin zihninizde oluşan bir yanıt olabilir. Bu yanıtın sizi tatmin edip etmediğini ve şu anda affetmeye hazır olup olmadığınızı kendinize sorun. Hazır değilseniz affetmek için kendinizi zorlamayın.
  4. Kendinize yönelik öfkeyi de ele alın. Aynı sandalyeye kendinizi oturtup kendinize yönelttiğiniz suçlamaları fark edin. Bir çalışmada her şey aklınıza gelmeyebilir; ihtiyaç duyduğunuzda başka bir gün yeniden düşünebilirsiniz.

Hazır hissediyorsanız, kendi sözlerinizi kullanarak şöyle diyebilirsiniz:

“Seni affediyorum. Seni zihinsel ve manevi olarak serbest bırakıyorum. Bana verdiklerini sevgiyle kabul ediyorum; sana verdiklerimi de sevgiyle bırakıyorum. Sana yaşamında iyilik, sağlık ve huzur diliyorum. Sen özgürsün, ben de özgürüm. Yolun açık olsun.”

Bu sözleri söylemek zorunda değilsiniz; affetme çalışması bir başkasına mesaj göndermeyi ya da onunla yeniden ilişki kurmayı gerektirmez. Yakınlarımızla ilgili öfke ve kırgınlıkları ele alırken anne, baba, aile üyeleri veya hayatımızda etkili olmuş diğer kişileri düşünebiliriz. En önemlisi, kendimize yönelttiğimiz suçlamaları da şefkatle incelemektir. Birini affedemediğinizi fark ederseniz, bunu kesin bir suçluluk işareti saymak yerine hangi duyguya, sınıra veya karşılanmamış ihtiyaca işaret ettiğini merak edebilirsiniz.

Kontrol Sende: kendi kendinizin yaşam koçu olun

Kontrol Sende kitabımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz? Kendi kendinizin yaşam koçu olun.

affetme

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

Huzurlu bir yaşam için geçmişi, hayatımızda yer etmiş kişileri ve en önemlisi kendimizi affetmeye çalışabiliriz. Affetmeyi kendimiz için yaparız; öfke duyduğumuz kişiye bunu söylemek, onu hoş görmek ya da yeniden hayatımıza almak zorunda değiliz. Yıllardır taşıdığımız yükleri fark edip, hazır olduğumuz ölçüde bırakmak geleceğe daha canlı yürümemize yardımcı olabilir.

Sevgiyle

Images

Kendi Gerçekliğinizi Kendiniz Yaratırsınız: Mağduriyet Psikolojisi

Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür…
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür…
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür…
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür…
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür…
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…
Mahatma Gandhi

Kendi gerçekliğinizi kendiniz yaratırsınız. Kendiniz hakkında ne düşünüyorsanız siz O’sunuz; ne bir eksik ne bir fazla. Bu düşünce, yaşadığımız her şeyin yalnızca bizim seçimimiz olduğu anlamına gelmez. Ancak olaylara verdiğimiz anlamı, odağımızı ve kendi tepkilerimizi fark etmek; mağduriyet duygusuyla aramıza mesafe koymamıza yardımcı olabilir.

Images

Huzurlu Uyku için Telkin Kullanmak

Huzurlu bir yaşam istiyorsak düşüncelerimize ve zihnimizden geçenlere dikkat etmemiz gerekir. Zihin filtremizi kontrol etmek, düşüncelerin gelişigüzel biçimde kısır döngülere girip kontrol dışına çıkmasını önlemeye yardımcı olur.

Zihnimiz sürekli bir şeylerle meşgul olmak ister; bu yüzden içinde düşünceler durmadan dolaşır. Zihnimizi meşgul eden düşünceleri fark edip yönlendirmediğimizde, zamanla onların bizi esir aldığını ve kontrolü ele geçirdiğini hissedebiliriz. Bu nedenle uyku öncesinde zihne hangi düşünceleri taşıdığımız önemlidir.

Images

Farkındalığın Ötesinde: Uyanış Kursu – Joe Vitale

Uyanış Kursu kitabıBugün, çekim yasası üzerine birçok kitabı bulunan ve severek okuduğum Joe Vitale’nin Uyanış Kursu kitabından bir bölüm paylaşmak istiyorum. Kitap, Vitale’nin daha önce yayımlanan Çekim Yasasının Sırrı, The Key ve Zero Limit kitaplarındaki anlatımlarını bir adım ileri taşıyor; çekim yasasının aşamalarını anlaşılır biçimde ele alıyor.

Uyanış Kursu’nun dört aşaması

Kitapta anlatılan yolculuk dört aşamayla özetleniyor:

  • Birinci aşama: Mağduriyet
  • İkinci aşama: Güç kazanma
  • Üçüncü aşama: Teslimiyet
  • Dördüncü aşama: Uyanış

Çekim yasası ve bilinçaltı konularına ilgi duyan ya da bu konulara henüz ilgi duymayan herkesin okuyabileceğini düşündüğüm bir kitap. Kişinin kendini keşfetmesine katkı sağlayacağını umduğum bu kitaptan bir bölümü aşağıda paylaşıyorum.


Siz sorunun içindesiniz

Kimileri aynı soruları tekrar tekrar sorar: “Şu kişiyi, şu nesneyi ya da şu sorunu yaşamımdan nasıl çıkarırım?” Dr. Hew Len’in bu sorulara verdiği yanıtta önemli bir nokta var: “Bir sorunuz olduğunda sizin de orada bulunduğunuzu fark ettiniz mi?” Siz de oradasınız; sorunun içindesiniz. Bunu görmediğinizde yeniden mağduriyet bilincine dönebilirsiniz.

İlk üç aşamada zaman zaman mağduriyet hissetmek, güç kazandığını düşünmek ya da teslimiyet duygusuna girmek mümkündür. Bu nedenle sürekli uyanık ve bilinçli olmak, arınmayı sürdürmek gerekir. Dr. Hew Len şöyle soruyor: “Sürekli olarak orada bulunduğunuzun hiç farkına vardınız mı? Yakındığınız her ne olursa olsun siz oradasınız. Her yakınmanızda ortaya çıkan ortak unsur sizsiniz.”

Ardından şu düşünceyi dile getiriyor: “Bunu yaratan sizsiniz. Eğer kendi gerçeğinizi yarattığınızı düşünüyorsanız, bu sizin gerçeğinizdir. Bunu siz yarattınız.” Peki ne yapmak gerekir? Duyguyu ve yakınmayı ele almak; onu içinizde tutmamak, başka bir kişiye, binaya, kuruma ya da yakındığınız kişiye aktarmamak ve ilahi varlığa havale etmek.

Images

Kitap Tavsiyesi: Okuduğum ve Önemli Bulduğum Kitaplar

Okumuş olduğum kitaplardan önemli bulduklarımın bir kısmını burada paylaşmak istiyorum. Bu kitap tavsiyesi listesinde düşünce biçimi, bilinçaltı, kendini tanıma ve kendini olduğu gibi kabul etme gibi farklı konulara değinen eserler var. Hepsinin yaklaşımı aynı değil; aralarından size yakın geleni seçip kendi bakışınızla değerlendirmeniz yeterli.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=129800&sa=150317292

Kitap tavsiyesi: kişisel gelişim kitapları

Kitap seçerken bazen yeni bir fikirle karşılaşmak, bazen de uzun zamandır düşündüğümüz bir konuya başka bir pencereden bakmak isteriz. Buradaki kişisel gelişim kitap önerileri, okuduğum ve önemli bulduğum eserlerden oluşuyor. Kitapların tanıtımında yazarların ve yayınevlerinin sunduğu yaklaşımı aktarıyorum; hangi fikrin size uyduğuna karar vermek ise elbette size kalıyor.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=449818&sa=150316864

Pozitif Gücün Büyüsü – Louise L. Hay

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=104121

Pozitif Gücün Büyüsü kitabı, Louise L. Hay’in düşünceler, inançlar ve duygular üzerine yaklaşımını okuyucuyla buluşturuyor. Koridor Yayıncılık tarafından yayımlanan eser, pozitif düşünceyi kişinin kendini tanıması ve hayatla daha barışık bir ilişki kurması çerçevesinde ele alıyor. Hay’in anlatımındaki temel davet, insanın kendi iç dünyasına yönelmesi ve düşünce biçimini gözden geçirmesi.

Kitap tanıtımında Louise L. Hay’in kişisel gelişim ve içsel şifa konularındaki çalışmalarına da yer veriliyor. Dr. Wayne W. Dyer ise onun yazdıkları için, “Louise Hay, yazdıklarıyla bütün iyileşmenin başladığı yer olan ruhunuza sesleniyor. Bu kitaba bayıldım… Louise Hay’e de.” sözlerini kullanıyor. Bu eser, pozitif düşünce üzerine bir okuma arayanların değerlendirebileceği kitaplardan biri.

Bilinçaltının Gücü – Joseph Murphy

Bilinçaltının Gücü kitabı, Joseph Murphy’nin bilinç ve bilinçaltının işleyişine odaklanan eseridir. Tanıtımında “Düşüncelerinizi değiştirirseniz kaderinizi de değiştirirsiniz” ifadesiyle başlayan kitap; mutluluk ve üzüntüden korku ve güvene, başarıdan ilişkilere kadar uzanan bir dizi karşılaştırmalı soru sorar. Bu soruların ortak noktası, insanların yaşamlarının neden birbirinden farklı olduğu ve düşüncelerin bu farkla nasıl ilişkilendirilebileceğidir.

Murphy’nin metni, bu soruların yanıtını bilinç ve bilinçaltının işleyişinde arar ve “Kesinlikle evet” diyerek kendi yaklaşımını ortaya koyar. Burada aktarılanlar kitabın çerçevesidir; okurken soruları kendi deneyiminiz ve düşünceleriniz üzerinden değerlendirebilirsiniz. Düşünce alışkanlıklarını ve bilinçaltı kavramını ele alan kişisel gelişim kitapları arasında öne çıkan bir öneridir.

Images

Geveze Zihninizi Susturun: Zihinde Huzur ve Denge

Hayatımızda yaşadıklarımızı nasıl yorumladığımızda düşüncelerimizin önemli bir payı vardır. Zihnimiz, bedenimiz gibi sürekli çalışan ve yaşamını sürdürmek için yakıta ihtiyaç duyan canlı bir sistem gibidir. Bedenimizin yakıtı yiyeceklerse zihnimizin yakıtı da düşüncelerimizdir.

Bedenimizi güçlü ve sağlıklı tutmak için yediklerimize dikkat ederiz. Daha huzurlu bir yaşam içinse zihnimizin hangi düşüncelerle meşgul olduğuna bakmamız gerekir. Gelişigüzel ve kontrolsüz düşünceler, zihinsel dengemizi etkileyebilir; öfke, kızgınlık ya da huzursuzluk gibi tepkilerin içinde uzun süre kalmamıza yol açabilir. Bu, her düşüncenin doğrudan bir hastalığa neden olduğu anlamına gelmez. Burada önemli olan, düşüncelerimizin duygularımızı ve olaylara verdiğimiz tepkileri nasıl etkilediğini fark etmektir.

Images

Bilinçaltı Kayıtları Nasıl Değiştirilir? Bilinçaltı Temizliği Rehberi

Hayatınızda aynı duyguları, ilişkileri, para sorunlarını, değersizlik hissini ya da içsel sıkışmaları tekrar tekrar yaşıyorsanız, mesele yalnızca dış koşullar olmayabilir. Bazen davranışlarımızı farkında olduğumuz düşüncelerden çok, yıllar içinde oluşmuş bilinçaltı kayıtları, korkular ve otomatik tepkiler etkiler.

Peki bilinçaltı kayıtları nasıl değiştirilir? Nereden başlanır, hangi duyguyla çalışmak gerekir ve bilinçaltı temizliği nasıl yapılır? Affetme, yazma çalışmaları, EFT veya regresyon gibi yöntemlerden hangileri kullanılabilir?

Images

Regresyon Uygulaması: Kaynak Olaya Ulaşmak ve Bilinçaltı Kayıt Temizliği

Images

Pozitif Gücün Büyüsü - Louise L. Hay

   Kendini keşif calışmasına başlayan insanlara kaynak olacak çok güzel bir kitap bilgisini burada paylaşmak istedim. Kitabın ana teması kendini sevmek üzerine yazılmış. Yıllarca dışarıda aradığımız uğruna bir çok ödün verdiğimiz sevginin aslında kendi içimizde olduğunu ve yapmamız gereken tek şeyin aslında kendimizi sevmek olduğu anlatan güzel bir kitap.
   Kendimizi sevdiğimizde dışarıdaki sevginin bir önemi kalmayacaktır. İçimizdeki sevgi açlığını doyurduğumuzda dışarıdaki sevgiye karşı açlığımızda biteceği için  sevgi karşılığı birilerine kendimizden ödün vermek zorunda kalmayacağız. Buda bize kendi değerimizin farkına varmamızı sağlayacaktır.
   Değersizlik duygusunun temelinde kendimizi sevmemiz yatıyor. Kendimizi sevmediğimiz için kendimize değer vermiyoruz. Başkalarının vermiş olduğu değeri kabullenemiyoruz. Kendimizi gerçek anlamda sevene kadar da değersizlik duygusunun altında ezilmeye devam ediyoruz.
   Bir çok insanla konuşurken bu konuyu söylediğimde insanlar kendilerini sevdiklerini söylüyorlar. Kendini sevmenin ne demek olduğundan habersiz cicili bicili elbise giyip, makyaj yapıp, güzel görünerek kendilerini sevdiklerini ifade ediyorlar.

Images

Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı



Faydalı olduğunu düşündüğüm bir trans telkinini paylaşmak istiyorum.
Bu telkini sağlıklı bir kiloya ulaşmak amacıyla kullanabilirsiniz.

Telkin ses kaydında önce tüm vücudun gevşetme telkinleri devamında ise transa geçirme telkinleri bulunmaktadır. Trans telkinlerinden sonra ise aşağıda metni bulunan ideal kiloya ulaşma telkini bulunmaktadır. Devamında ise transtan çıkarma telkinleri bulunmaktadır.

Verimli bir çalışma için sessiz, sakin bir ortamda bir sandalye ya da koltukta oturarak dinlemeniz etki için daha uygun olacaktır. Uzandığınız zaman uykuya dalabilme olasılığınız vardır. İster uzanmış, ister oturmuş olun herhangi bir pozisyonda bacak bacak üstüne atmamanız ve/veya kollarınızı kavuşturmamanız sizi çalışma sırasında sizi en rahat pozisyonda tutacaktır.
En az yarım saat kadar dingin kalabileceğinizden emin olun!
Başlangıçta düşüncelerin akınına uğradığınızı düşünebilirsiniz. Size huzur vermediklerini hissedebilirsiniz. Onlardan kurtulmaya çabalamayın. Direnmeyin. Bırakın ve Sadece izleyin. Bir süre sonra akıp gideceklerdir.
Seans sonrasında, daha önce sizi rahatsız eden olayla ilgili olarak yaşamında bir olayı canlandırıp ve tepkilerinize bakmanız telkinin etkili olup olmadığının kontrolünü sağlayacaktır.  Olayı tüm duyularınızla hissederek canlandırma yaptıktan sonra içinize dönüp tepkilerinize bakın.  Ne hissediyorsunuz. Sizi rahatsız eden duygularınızda azalma var mı?
Bu telkin tek başına bir hastalık tedavi yöntemi değildir. Ses kaydındaki tüm konuşmalar duyulabilir, açık ve nettir. Ses kaydını dinlerken rahatsızlık hissederseniz (nefes alamama, panik atak vb.) telkini dinlemeyi bırakın. Uzun süre yüksek sesle dinlemek işitme bozukluklarına yol açabilir. Olabilecek rahatsızlıklardan dolayı tüm sorumluluk telkini dinleyen kişiye aittir.

  Dikkat : Tibbi tedaviye ihtiyaç duyan Şeker ve psikolojik rahtasızlığı olan (Panik Atak vb.) kişiler için uygun olmayabilir.

Sevgilerle
Halis Şahiner

Images

Beynin Gizli Güçleri

Hiçbir güç hafife alınmamalı ve bilgece kullanılmalıdır. Karma yasasını unutmayın: Ne ekerseniz, onu biçersiniz.

Zihin Gücü Nedir?

Ne düşünüyorsanız, zihniniz de zamanla onunla şekillenir. Bu yaklaşımda zihin gücü; dikkati, düşünceleri ve imgeleme becerisini bilinçli biçimde kullanmakla ilgilidir. Düşünme yetisini geliştirmek, yalnızca daha çok düşünmek değil; gerçek benliğinizin, içinde bulunduğunuz durumun ve yaşamınızın farkında olmayı öğrenmektir.

Images

Motivasyon

MOTİVASYON VE BAŞARI İÇİN TAM 50 TAKTİK!
Motivasyon, mutlu ve Başarılı olmak için hayati önem taşır. Aşağıdaki ipuçları, kendi kendinizi motive etmenize ve bunu sürdürebilmenize yardımcı olacaktır. Bunlar, pratik ve sonuca yönelik tavsiyelerdir. Uygulamadığınız sürece, genel kültürden öteye geçmeyeceklerdir.

1. HİKAYENİZİ YAZIN

Temiz bir kağıda bir iki paragraf olacak şekilde arzu ettiğiniz geleceğin hikayesini yazın. Gelecekte yapmakta olduğunuz şeyi, yaşadığınız yeri ve sahip olduklarınızı yazın. Bu sizi, hem şimdi hem de gelecekte motive edecektir.

2. GELECEĞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN

Gözlerinizi kapatın ve kendinizi gelecekte ne yapıyor olarak görmek istiyorsanız, onu yaparken canlandırın. Sağlıklı bir şekilde koşuyorsunuz, bahçenizdeki çiçekler ile ilgileniyorsunuz ya da çalışıyorsunuz. Örneğin, hayaliniz küçük bir işyeri açmaksa, kendinizi açılış gününde, müşterileriniz ve çalışanlarınız ile selamlaşırken hayal edin. Böylece, hayallerinizi somutlaştırabilirsiniz.

3. GEÇMİŞİ GÖZÜNÜZDE CANLANDIRIN

Geçmişi gözünüzde canlandırdığınızda, daha önce nerede olduğunuzu ve ne kadar yol kat ettiğinizi görürsünüz. Planlı hedeflerinize ne kadar ulaştığınızı ve nerelerde hata yaptığınızı anlarsınız. Bu sizin doğru yolda ilerlemenizi sağlayacaktır. Bir şoförü düşünün, yalnızca önüne baksa ve dikiz aynasından yararlanmasa nelere maruz kalabilir. Zaman zaman geçmişe bakmak, en az şoförün dikiz aynasına bakması kadar yararlıdır.

4. BÜYÜK DÜŞÜNÜN

Geleceğiniz ile ilgili büyük düşünmekten korkmayın. Bu, kısa süreli Başarısızlıklarınıza katlanmanızı kolaylaştıracaktır. Engeller, sizi durduramayacaktır. Çünkü, sizin gözleriniz büyük hedefe kilitlenmiş olacaktır. Uzun bir zamandan sonra sevdiğinize kavuşacağınızı düşünün, onu tren garından almaya giderken, bardaktan boşanırcasına yağan, sizi sırılsıklam eden yağmur, rahatsız eder mi?

Images

Nefes Egzersizleri

Nefes Alma Teknikleri

Nefes, sağlıklı olma ve iyileşmede temel anahtarlardan birisidir ve nefes almadan tam olarak yararlanmak için tüm yeteneklerimizi kullanmamız gerekir.

“İnsanlara kendiliğinden iyileşmeye ulaşabilmeleri için tek bir şey yapmalarını söylemek zorunda kalsaydınız söyleyeceğiniz şey ne olurdu?” diye sorulsa şu yanıtı vermek gerek:

“Nefesinizle çalışın!”

1 – Nefes Alma Gözlemi

Nefes alma sistemlerinden en basit olanı, onu gözlemlemek; herhangi bir şekilde etkilemeye çalışmadan nefes alma temponuzu zihninizle izlemekten başka bir adım atmamaktır.

Bunu sağlamak için rahat bir pozisyonda dik, gözleriniz hafif kapalı olarak oturun. Dikkatinizi nefesinize yoğunlaştırın ve mümkünse aşamalar arasındaki değişiklikleri takip ederek, içe çekip dışa vererek nefes temponuzun ritmini izleyin.

Bunun her gün beş dakika boyunca uygulanması yerinde olur. Dikkatinizi nefes temponuza yoğunlaştırıp onu izlemekten başka bir amacınız olmamalı. Nefesiniz nasıl değişirse değişsin, titreşimler çok küçük olsa bile onları izlemeye devam edin.

Bu temel bir meditasyon biçimi, bir gevşeme yöntemi ve beden ile zihni uyumlaştırmaya başlamanın bir yoludur.

2 – Dışa Vererek Başlama

Nefes alma süreklidir, başı ya da sonu yoktur. Ama doğrusu, bir nefesin içe çekerek başladığı, dışa vererek sona erdiği gibi bir düşüncemiz de vardır.

Bu yaklaşımı tersine çevirmeye çalışalım.

Beş dakikalık Nefes Alma Gözlemi’nin sonunda bunu deneyin. Yine dikkatinizi, onu etkilemeye çalışmadan nefes almaya yoğunlaştırın; ama nefesi dışa vermeyi her yeni nefesin başlangıcı olarak deneyin.

Bunu sadece bir dakikalığına yapın. Bu şekilde tersine çevrilmiş nefes almanın ne kadar farklı olduğunu göreceksiniz.

Nefes almaya dışa vererek başladığınız zaman, kendinizi nefesinize çok daha yakın hissedip pasif biçimde izlemektense aktif biçimde onunla iç içe olduğunuzu düşünebileceksiniz.

Bu yön değişikliğini yapmanın önemli bir psikolojik nedeni var:

Nefesi dışa vermeyi denetleme potansiyeliniz, nefesi içe çekmeyle kıyaslandığında daha fazladır. Çünkü ciğerlerinizden çıkan havayı sıkıştırmak için kaburgalarınız arasındaki, iradenizle yönlendirdiğiniz kasları kullanabilirsiniz ve bu kas sistemi havayı içeri çekerken kullanılandan çok daha güçlüdür.

Dışarı daha fazla hava verdiğinizde, kendiliğinden içeriye daha fazla hava alırsınız. Solunumu derinleştirmek istenilir bir şeydir ve bunu yapmanın en kolay yolu da nefesi dışa vermeyi her ayrı nefesin ilk kısmı olarak düşünmeye başlamak, nefesi içe çekme konusunda hiçbir kaygı duymamaktır.

Çin alfabesinde “nefes”in iki parçası vardır; bunların birisi “dışa verme”, diğeri ise “içe çekme” anlamına gelir ve dışa verme önce gelmektedir.

3 – Kendinizi Nefesinize Bırakma

Bu egzersiz en iyi biçimde sırt üstü yatarken yapılır. Böylece uyurken ya da yeni uyanmış bir hâlde de denemek isteyebilirsiniz.

a. Gözlerinizi kapatın, kollarınızı vücudunuzun yanında tutun ve dikkatinizi, onu etkilemeye çalışmadan nefes almanıza yoğunlaştırın.

b. Şimdi nefesinizi her içeri alışınızda evrenin rüzgârının size doğru estiğini, her dışarı verdiğinizde ise geri çekildiğini hayal edin. Nefesin pasif alıcısı olduğunuzu düşünün.

Evrenin nefesi sizin içinize girdikçe bırakın bu nefes, el ve ayak parmaklarınızın uçlarına kadar vücudunuzun her parçasına nüfuz etsin.

c. Nefesi on defa dışa verip içe çekmeniz süresince algılamanızı durdurmaya çalışın. Bu işlemi günde bir defa yapın.

Rahat bir pozisyonda dik, gözleriniz hafif kapalı olarak oturun.

Dikkatinizi nefesinize yoğunlaştırın ve mümkünse aşamalar arasındaki değişiklikleri takip ederek, içe çekip dışa vererek nefes temponuzun ritmini izleyin.

Bunun her gün beş dakika boyunca uygulanması yerinde olur. Dikkatinizi nefes temponuzda yoğunlaştırıp onu izlemekten başka bir amacınız olmamalı.

Nefesiniz nasıl değişirse değişsin, titreşimler çok küçük olsa bile onları izlemeye devam edin. Bu temel bir meditasyon biçimi, bir gevşeme yöntemi ve beden ile zihni uyumlaştırmaya başlamanın bir yoludur.

4 – Gevşeme Nefesi

Dilinizi yoga pozisyonuna getirin.

Dilinizin ucunu üst ön dişlerinizin iç yüzeyine değdirin, sonra minesine, dişiniz ile ağzınızın üstü arasındaki yumuşak dokuya dayanana kadar dişlerinizin üstüne kaydırın. Tüm egzersiz boyunca dilinizi orada tutun.

Tamamen ağzınızdan, duyulabilir bir ses çıkararak (“whoosh” sesi) dışarı nefes verin.

Ağzınızı kapatın ve içinizden dörde kadar sayarak sakince burnunuzdan içeri nefes alın.

Sonra nefesinizi yediye kadar sayarak tutun.

Son olarak sekize kadar sayıp ağzınızdan ses çıkararak nefes verin.

Bu bir nefes döngüsünü oluşturur. Toplam dört defa tekrarladıktan sonra her zamanki gibi nefes alın.

Diliniz o hâldeyken dışa nefes vermekte zorlanıyorsanız dudaklarınızı büzmeyi deneyin; bunu yapmayı kısa sürede öğrenebilirsiniz.

Egzersizi yapma hızınız burada önemli değildir. Önemli olan “içe çek – tut – dışa ver” şeklindeki 4–7–8 oranını takip etmektir.

Nefesinizi rahatça uzun bir süre tutabilmeniz sizi sınırlayacağından, sayınızı buna göre ayarlayın. Bu egzersizi yaparken yavaşlatabilirsiniz ki bu da istenilir bir şeydir. Bunu en azından günde iki defa yapın.

Gevşeme Nefesini herhangi bir yerde yapabilirsiniz, ancak bir yerde oturuyorsanız dik durmaya çalışın.

Akşamları yatağa giderken, uyumadan hemen önce yapmanız salık verilir. Gece uyanırsanız da tekrar uyumanıza, düşüncelerinizden kopup duygusal çalkantılar yaşamamanıza yardımcı olduğu ifade edilmektedir.

Metinde ayrıca bu uygulamanın sinir sistemi, kaygı, sindirim ve dolaşım sistemi üzerinde çeşitli olumlu etkiler oluşturduğu ileri sürülmektedir.

5 – Uyarıcı Nefes

Bu egzersiz gevşetici olmaktan ziyade uyarıcıdır. Dolayısıyla bu teknikten kendinizi uyuşuk ya da zihinsel bakımdan tembel hissettiğiniz zamanlarda canlanmak amacıyla yararlanabilirsiniz.

a. Dik durarak ve gözleriniz kapalı olarak rahatça oturun ve Gevşeme Nefesi’nde tanımlandığı şekilde dilinizi yoga pozisyonuna getirin.

b. Ağzınızı hafif kapalı tutarak burnunuzdan hızla nefes alıp verin.

Nefesi içe çekme ve dışa verme eşit sürede ve kısa olmalı; köprücük kemiğinin hemen üstünde, boynunuzdaki kasların ve diyaframınızın gerildiğini hissetmelisiniz.

Göğsün hareketi, hava basan bir körük gibi hızlı ve mekanik olmalıdır. Aslında bu egzersizin Sanskritçe ismi de “körük nefesi” anlamına gelmektedir.

Hem içe çekerken hem dışa verirken nefes alışınızın sesi duyulmalıdır. Eğer rahat olarak yapabiliyorsanız hızı saniyede üç devire çıkarabilirsiniz.

Bu egzersizi ilk denemede sadece on beş saniye süreyle yapın, daha sonra her zamanki gibi nefes alın. Her seferinde süreyi beş saniye kadar artırın ve tam bir dakikaya ulaşmaya çalışın.

Bu gerçek bir egzersizdir. Dolayısıyla kullandığınız kasların yorulduğunu hissedebilirsiniz.

Ayrıca başka bir şeyi daha hissetmeye başlayacaksınız: Her zamanki gibi nefes almaya döndüğünüzde bedeninizde belli belirsiz ama kesin bir enerji hareketi olacaktır. Belki bunu kollarınızda bir titreme ya da karıncalanma olarak hissedebilirsiniz.

Bunun yanında kendinizi daha uyanık hissedebilir ve yorgunluğunuzun kalmadığını görebilirsiniz.

Körük nefesini tam bir dakika sürdürebilmeniz durumunda bunu öğleden sonraları kendinizi canlandırmak amacıyla deneyebilirsiniz. Metinde bu yöntemin özellikle uyuşukluk ve üşüme hissedildiğinde kullanılabileceği belirtilmektedir.

Günlük Yaşantımızda Nefes Alma Sistemlerinin Kullanımı

Nefes Gözlemi, gevşemenize yardımcı olacak bir meditasyon pratiğidir ve nefes alma tekniği yoga geleneğinin eski bir tekniğidir.

Düzenli yapma alışkanlığını edinirseniz kendi adınıza büyük bir kazanım olacaktır. Nefes gözleminin günde beş dakika yapılması önerilmektedir ancak istediğiniz kadar yapmakta da serbestsiniz. Bu pratiği sabahları beş dakika yapmanız özellikle tavsiye edilmektedir.

Nefesi tersine çevirme tekniğinin nefes alma kapasitesinin gelişmesine katkıda bulunacağı ifade edilmektedir. Bu tekniğin günde bir dakika yapılması önerilmiştir. Bunu beş dakikalık Nefes Gözlemine dâhil etmek de mümkündür.

Kendinizi Nefesinize Bırakma tekniğinde günde bir defa yapılması istenen zihinde canlandırma çalışması da her yerde ve her zaman yapılabilir. Yalnız gece yatmaya gittiğinizde ya da sabah ilk uyandığınızda, yattığınız yerden yapmak daha kolay olabilir.

Gevşeme Nefesi için günde en az iki seans önerilmektedir.

Uyarıcı Nefes de her zaman yapılabilir. Kendinizi uyuşuk ya da zihinsel açıdan tembel hissettiğiniz zamanlarda canlanmanız açısından yararlı bir egzersiz olarak sunulmaktadır.

Sabah

Uyarıcı Nefes

Gevşeme Nefesi – Uyarıcı Nefesin hemen arkasından.

Nefes Gözlemi – Asgari beş dakika ve Gevşeme Nefesinin hemen arkasından.

Nefesi İçe Çekme ve Dışa Vermeyi Tersine Çevirme

Yatarken

Kendinizi Nefesinize Bırakma – On nefes.

Gevşeme Nefesi – On nefesin hemen arkasından.

Bunların hepsi on dakika bile sürmezken, metinde sağlık açısından önemli gelişmeler sağlayabileceği ifade edilmektedir.

Nefes alma çalışmasının yararlarının günlük pratiklere bağlı olduğu, yavaş yavaş ve katlamalı biçimde artarak görüldüğü belirtilmektedir.

Images

Gevşeme ve Konsantrasyon

Gevşeme Egzersizleri Neden Önemlidir?

Gevşeme egzersizleri, günün temposu içinde biriken gerginliği fark etmeye ve dikkati yeniden toparlamaya yardımcı olan düzenli çalışmalardır. Bu yaklaşımda amaç, zihni zorlayarak susturmak değil; bedenin gevşemesine izin verirken dikkati sakin biçimde içe yöneltmektir. Metinde anlatılan alfa ritmi yaklaşımı da bu deneyimi, uyanıklıkla uyku arasındaki sakinleşmiş bir zihin hâli üzerinden açıklar. Bu anlatım belirli bir deneyimi tarif eder; gevşeme çalışmaları bir sağlık tedavisinin veya profesyonel desteğin yerine geçmez.

Günümüz insanı enerjisini çoğu zaman gereksiz yere harcadığını hisseder; gerginlik, yorgunluk ve zihinsel dağınıklık günlük yaşama taşınabilir. Dikkat toplamak ve yaratıcı düşünmek zorlaşırken kişi kendine güveninde de azalma fark edebilir. Bu durumları tek bir nedene bağlamak doğru değildir; yine de beden ve zihne düzenli dinlenme alanı açmak, gündelik baskılarla baş etme çabasının bir parçası olabilir. Geçici rahatlama arayışları yerine, sürdürülebilir bir rutin oluşturmak önemlidir.

Images

Nefes Alma Teknikleri

Nefes, sağlıklı olma ve iyileşmede temel anahtarlardan birisidir ve nefes almadan tam olarak yararlanmak için tüm yeteneklerimizi kullanmamız gerekir.

“İnsanlara kendiliğinden iyileşmeye ulaşabilmeleri için tek bir şey yapmalarını söylemek zorunda kalsaydınız söyleyeceğiniz şey ne olurdu?” diye sorulsa şu yanıtı vermek gerek:

“Nefesinizle çalışın!”

Bazı Nefes Alma Teknikleri

I – Nefes Alma Gözlemi

Nefes alma sistemlerinden en basit olanı onu gözlemlemek, herhangi bir şekilde etkilemeye çalışmadan nefes alma temponuzu zihninizle izlemekten başka bir adım atmamaktır.

Bunu sağlamak için:

1) Rahat bir pozisyonda dik, gözleriniz hafif kapalı olarak oturun.

2) Dikkatinizi nefesinize yoğunlaştırın ve mümkünse aşamalar arasındaki değişiklikleri takip ederek, içe çekip dışa vererek nefes temponuzun ritmini izleyin.

Bunun her gün beş dakika boyunca uygulanması yerinde olur. Dikkatinizi nefes temponuzda yoğunlaştırıp onu izlemekten başka bir amacınız olmamalı. Nefesiniz nasıl değişirse değişsin, titreşimler çok küçük olsa bile onları izlemeye devam edin.

Bu temel bir meditasyon biçimi, bir gevşeme yöntemi ve beden ile zihni uyumlaştırmaya başlamanın bir yoludur.

II – Dışa Vererek Başlama

Nefes alma süreklidir, başı ya da sonu yoktur, ama doğrusu, bir nefesin içe çekerek başladığı, dışa vererek sona erdiği gibi bir düşüncemiz de vardır.

Bu yaklaşımı tersine çevirmeye çalışalım.

Beş dakikalık Nefes Alma Gözlemi’nin sonunda bunu deneyin. Yine dikkatinizi, onu etkilemeye çalışmadan nefes almaya yoğunlaştırın, ama nefesi dışa vermeyi her yeni nefesin başlangıcı olarak deneyin.

Bunu sadece bir dakikalığına yapın.

Bu şekilde tersine çevrilmiş nefes almanın ne kadar farklı olduğunu göreceksiniz. Nefes almaya dışa vererek başladığınız zaman, kendinizi nefesinize çok daha yakın hissedip pasif biçimde izlemektense aktif biçimde onunla iç içe olduğunuzu düşünebileceksiniz.

Bu yön değişikliğini yapmanın önemli bir psikolojik nedeni var:

Nefesi dışa vermeyi denetleme potansiyeliniz, nefesi içe çekmeyle kıyaslandığında daha fazladır. Çünkü ciğerlerinizden çıkan havayı sıkıştırmak için kaburgalarınız arasındaki, iradenizle yönlendirdiğiniz kasları kullanabilirsiniz ve bu kas sistemi havayı içeri çekerken kullanılandan çok daha güçlüdür.

Dışarı daha fazla hava verdiğinizde, kendiliğinden içeriye daha fazla hava alırsınız. Solunumu derinleştirmek istenilir bir şeydir ve bunu yapmanın en kolay yolu da nefesi dışa vermeyi her ayrı nefesin ilk kısmı olarak düşünmeye başlamak, nefesi içe çekme konusunda hiçbir kaygı duymamaktır.

Çin alfabesinde “nefes”in iki parçası vardır; bunların birisi “dışa verme”, diğeri ise “içe çekme” anlamına gelir ve dışa verme önce gelmektedir.

III – Kendinizi Nefesinize Bırakma

Bu egzersiz en iyi biçimde sırt üstü yatarken yapılır. Böylece uyurken ya da yeni uyanmış bir hâlde de denemek isteyebilirsiniz.

1) Gözlerinizi kapatın, kollarınızı vücudunuzun yanında tutun ve dikkatinizi, onu etkilemeye çalışmadan nefes almanıza yoğunlaştırın.

2) Şimdi nefesinizi her içeri alışınızda evrenin rüzgârının size doğru estiğini, her dışarı verdiğinizde ise geri çekildiğini hayal edin.

Nefesin pasif alıcısı olduğunuzu düşünün. Evrenin nefesi sizin içinize girdikçe, bırakın bu nefes el ve ayak parmaklarınızın uçlarına kadar vücudunuzun her parçasına nüfuz etsin.

3) Nefesi on defa dışa verip içe çekmeniz süresince algılamanızı durdurmaya çalışın. Bu işlemi günde bir defa yapın.

IV – Gevşeme Nefesi

Dilinizi yoga pozisyonuna getirin.

Dilinizin ucunu üst ön dişlerinizin iç yüzeyine değdirin, sonra minesine, dişiniz ile ağzınızın üstü arasındaki yumuşak dokuya dayanana kadar dişlerinizin üstüne kaydırın. Tüm egzersiz boyunca dilinizi orada tutun.

Tamamen ağzınızdan, duyulabilir bir ses çıkararak (bir “whoosh” sesi) dışarı nefes verin.

Ağzınızı kapatın ve içinizden dörde kadar sayarak sakince burnunuzdan içeri nefes alın.

Sonra nefesinizi yediye kadar sayarak tutun.

Son olarak sekize kadar sayıp, ağzınızdan ses çıkararak nefes verin.

Bu bir nefes döngüsünü oluşturur. Toplam dört defa tekrarladıktan sonra her zamanki gibi nefes alın.

Diliniz o hâldeyken dışa nefes vermekte zorlanıyorsanız dudaklarınızı büzmeyi deneyin; bunu yapmayı kısa sürede öğrenebilirsiniz.

Egzersizi yapma hızınız burada önemli değildir. Önemli olan “içe çek, tut, dışa ver” şeklindeki 4-7-8 oranını takip etmektir.

Nefesinizi rahatça uzun bir süre tutabilmeniz sizi sınırlayacağından, sayınızı buna göre ayarlayın. Bu egzersizi yaparken yavaşlatabilirsiniz ki bu da istenilir bir şeydir. Bunu en azından günde iki defa yapın.

Gevşeme Nefesini herhangi bir yerde yapabilirsiniz, ancak bir yerde oturuyorsanız dik durmaya çalışın.

Akşamları yatağa giderken, uyumadan hemen önce yapmanız salık verilir. Gece uyanırsanız da tekrar uyumanızı, düşüncelerinizden kopup duygusal çalkantılar yaşamamanızı sağladığı ifade edilmektedir.

Metinde ayrıca bu yöntemin sinir sistemi, kaygı, sindirim ve dolaşım sistemi üzerinde çeşitli olumlu etkiler oluşturduğu ve bazı rahatsızlıklarda tedavi işlevi gördüğü ileri sürülmektedir.

V – Uyarıcı Nefes

Bu egzersiz gevşetici olmaktan ziyade uyarıcıdır. Dolayısıyla bu teknikten kendinizi uyuşuk ya da zihinsel bakımdan tembel hissettiğiniz zamanlarda canlanmak amacıyla yararlanabilirsiniz.

1) Dik durarak ve gözleriniz kapalı olarak rahatça oturun ve Gevşeme Nefesi’nde tanımlandığı şekilde dilinizi yoga pozisyonuna getirin.

2) Ağzınızı hafif kapalı tutarak burnunuzdan hızla nefes alıp verin.

Nefesi içe çekme ve dışa verme eşit sürede ve kısa olmalı; köprücük kemiğinin hemen üstünde, boynunuzdaki kasların ve diyaframınızın gerildiğini hissetmelisiniz.

Hareketliliği hissetmek için ellerinizi bu bölgelere koymayı deneyin.

Göğsün hareketi, hava basan bir körük gibi hızlı ve mekanik olmalıdır. Aslında bu egzersizin Sanskritçe ismi de “körük nefesi” anlamına gelmektedir.

Hem içe çekerken hem dışa verirken nefes alışınızın sesi duyulmalıdır. Eğer rahat olarak yapabiliyorsanız hızı saniyede üç devire çıkarabilirsiniz.

Bu egzersizi ilk denemede sadece on beş saniye süreyle yapın, daha sonra her zamanki gibi nefes alın.

Her seferinde süreyi beş saniye kadar artırın ve tam bir dakikaya ulaşmaya çalışın.

Bu gerçek bir egzersizdir. Dolayısıyla kullandığınız kasların yorulduğunu hissedebilirsiniz.

Ayrıca başka bir şeyi daha hissetmeye başlayacaksınız: Her zamanki gibi nefes almaya döndüğünüzde bedeninizde belli belirsiz ama kesin bir enerji hareketi olacaktır. Belki bunu kollarınızda bir titreme ya da karıncalanma olarak hissedebilirsiniz.

Bunun yanında kendinizi daha uyanık hissedebilir ve yorgunluğunuzun kalmadığını görebilirsiniz.

Metinde, körük nefesinin öğleden sonraları canlanmak amacıyla kullanılabileceği; ayrıca uyuşukluk veya üşüme hissedildiğinde uygulanabileceği belirtilmektedir.

Günlük Yaşantımızda Nefes Alma Sistemlerinin Kullanımı

Nefes Gözlemi, gevşemenize yardımcı olacak bir meditasyon pratiğidir ve nefes alma tekniği yoga geleneğinin eski bir tekniğidir.

Düzenli yapma alışkanlığını edinirseniz kendi adınıza büyük bir kazanç olacaktır. Nefes Gözleminin günde beş dakika yapılması istenmiştir ancak istediğiniz kadar yapmakta da tabii ki serbestsiniz. Bu pratiği sabahları beş dakika yapmanız özellikle tavsiye edilmektedir.

Nefesi tersine çevirme tekniğinin, nefes alma kapasitenizin gelişmesine katkıda bulunarak sağlığınızı genel olarak olumlu yönde etkileyeceği ifade edilmektedir. Bu tekniğin günde bir dakika yapılması salık verilmiştir. Bunu beş dakikalık Nefes Gözlemine dâhil etmeniz de mümkündür.

Kendinizi Nefesinize Bırakma tekniğinde günde bir defa yapılması istenen zihinde canlandırma oyunu da her yerde ve her zaman yapılabilir. Yalnız gece yatmaya gittiğinizde ya da sabah ilk uyandığınızda, yattığınız yerden yapmak daha kolayınıza gelebilir.

Gevşeme Nefesi, her biri dört nefes alıp vermeden oluşan en az iki seansı gerektirmektedir. Bu egzersizi günde iki kere ve sekiz devire çıkarmanızın daha yerinde olacağı belirtilmektedir.

Uyarıcı Nefes de her zaman yapılabilir. Kendinizi uyuşuk ya da zihinsel açıdan tembel hissettiğiniz zamanlarda canlanmanız açısından yararlı bir egzersiz olarak sunulmaktadır.

Bu beş nefes egzersizini şu şekilde düzenleyebiliriz:

Sabah

Uyarıcı Nefes

Gevşeme Nefesi
(Uyarıcı Nefesin hemen arkasından.)

Nefes Gözlemi
(Asgari beş dakika ve Gevşeme Nefesinin hemen arkasından.)

Nefesi İçe Çekme ve Dışa Vermeyi Tersine Çevirme

Yatarken

Kendinizi Nefesinize Bırakma
(On nefes.)

Gevşeme Nefesi
(On nefesin hemen arkasından.)

Bunların hepsi on dakika bile sürmezken, metinde sağlık açısından önemli gelişmeler sağlamaya yardımcı olabileceği ifade edilmektedir.

Nefes alma çalışmasının yararlarının günlük pratiklere bağlı olduğu, yavaş yavaş ve katlamalı biçimde artarak görüldüğü belirtilmektedir.

Images

EFT: Duygusal Özgürleştirme Tekniği

EFT (Duygusal Özgürleştirme Tekniği) nedir?

EFT, İngilizce “Emotional Freedom Technique” ifadesinin kısaltmasıdır; Türkçede “Duygusal Özgürlük Tekniği” ya da “duygusal özgürleştirme tekniği” olarak anılır. Bu yaklaşımda kişi, üzerinde çalışmak istediği duyguya veya rahatsızlığa odaklanırken belirli beden noktalarına parmak uçlarıyla hafifçe vurur ve kısa bir hatırlatıcı ifade kullanır.

EFT’nin dayandığı anlatımda, fiziksel, zihinsel ve ruhsal sıkıntıların enerji sistemindeki tıkanıklıklarla ilişkili olduğu kabul edilir; bağımlılıklar, fiziksel rahatsızlıklar, korkular, fobiler ve depresyon gibi konular da bu çerçevede ele alınır. Bu, yöntemin kendi açıklama modelidir; EFT’yi hastalıkların tedavisi veya profesyonel desteğin yerine geçen bir yöntem olarak değerlendirmemek gerekir. Burada anlatılan uygulama, bir duyguya odaklanıp onu gözlemlemek için tarif edilen adımları açıklar.

Uygulamayı ilk kez öğrenirken adımlar karışık görünebilir; sırayı kavradıktan sonra ise takip etmesi kolaylaşır. Yöntem, bir yemek tarifine benzetilebilir: Basamakları gelişigüzel atlamak yerine sırayla uygulamak, ne yaptığınızı takip etmenizi sağlar. Bazı kişiler kısa sürede rahatlama hissedebilir; sonuç herkes için aynı olmayabilir ve belirli bir sürede çözüm garantisi verilemez.

EFT tekniği nasıl yapılır? Ana Reçete’nin dört aşaması

Bu yazıda anlatılan EFT uygulaması dört aşamadan oluşur: kurulum, ilk vuruş serisi, Dokuz Gamut çalışması ve ikinci vuruş serisi. Kurulum sırasında sorun belirlenir, o andaki yoğunluğu değerlendirilir ve bir kabul cümlesi söylenir. Sonraki aşamalarda ise belirli noktalara hafifçe vururken hatırlatıcı tanım tekrarlanır.

  1. Kurulum: Odaklanma, yoğunluğu ölçme ve onaylama cümlesi
  2. İlk vuruş serisi: Hatırlatıcı tanımı söylerken belirlenen noktalara vurma
  3. Dokuz Gamut: El üzerindeki noktaya vururken göz ve ses hareketlerini sırasıyla yapma
  4. İkinci vuruş serisi: Noktaları izlenen sırayla tekrarlama ve yoğunluğu yeniden değerlendirme

Kurulumda hassas noktayı ovalamak veya karate kesme noktasına vurmak tarif edilir. İzleyen vuruşlarda genellikle işaret ve orta parmağın uçlarıyla kısa, hissedilir ama acı vermeyen dokunuşlar yapılır. Bu yaklaşımda kullanılan vuruş noktaları, bedenin iki yanında simetrik olduğu düşünülen meridyen uçları olarak açıklanır. Uygulama boyunca tüm aşamaları tamamlamak, sırayı takip etmenizi ve hiçbir basamağı atlamamanızı sağlar.

1. Kurulum: Odaklanma, ölçme ve onaylama

Odaklanma

Önce üzerinde çalışmak istediğiniz tek bir duyguya, düşünceye veya rahatsızlığa karar verin. Sorunu genel ve belirsiz bırakmak yerine, şu anda ne hissettiğinizi olabildiğince açık ifade edin. Bu aşamada amaç, dikkati belirli bir konuya yöneltmek ve sonraki adımlarda aynı konuyla çalışmaktır. Duyguyu içtenlikle ve dürüstçe tanımlayın. Örneğin:

  • “Yükseklikten korkuyorum.”
  • “Çok şişmanım.”
  • “Başım ağrıyor.”
  • “Kendime güvenemiyorum.”
  • “Ölmekten korkuyorum.”

Ölçme

Sorunu belirledikten sonra, o anki yoğunluğunu 0 ile 10 arasında değerlendirin: 10 en yüksek yoğunluğu, 0 ise hiç yoğunluk olmadığını ifade eder. Bu puan bir tanı değil, uygulama sırasında kendi algınızdaki değişimi izlemek için kullanılan başlangıç ölçüsüdür.

Sayı vermek zor geliyorsa sorunu bir film sahnesi gibi zihninizde canlandırıp yoğunluğu “çok”, “orta” veya “az” şeklinde tarif edebilirsiniz. Hemen ölçemiyorsanız hassas noktayı ovaladıktan sonra yeniden deneyin. Önemli olan, ilk değerlendirmeyi hatırlamak ve vuruş serilerinden sonra aynı konuya dönerek tekrar gözlem yapmaktır.

Onaylama ve kabul cümlesi

Kurulumun üçüncü adımında sorun adlandırılırken kendini kabul etmeyi ifade eden bir cümle kullanılır. Genel kalıp şöyledir: “Bu ………’ime rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.” Boşluğu, üzerinde çalıştığınız konuyu mümkün olduğunca belirgin biçimde anlatarak doldurun.

EFT anlatımında bu aşama, sorundan kurtulmayı istemekle ona bağlı bir alışkanlığı veya beklentiyi bırakmakta zorlanmak arasındaki çelişkiyi fark etmekle de ilişkilendirilir. Metinde bu durum “Ters Yüz Olmuş Ruh Hali” ya da İngilizce adıyla “Psychological Reversal: PR” olarak geçer. Pilin kutuplarını ters takınca çalışmayan bir radyo benzetmesi, bu yaklaşımın söz konusu içsel çelişkiyi nasıl açıkladığını anlatır: Kişi bir yandan değişmek isterken diğer yandan mevcut durumun sağladığı bir faydayı kaybetmekten çekinebilir. Bu benzetme yöntemin açıklama biçimidir; her sorunun nedeni olarak görülmemelidir.

Örneğin sigarayı bırakmak isteyen biri tütünün verdiği keyiften vazgeçmek istemeyebilir. Zayıflamak isteyen biri gerginliğini yatıştırmak için atıştırabilir. Hastalığının iyileşmesini isteyen biri, iyileşince ilgi veya sevgi görememekten korkabilir. Başarılı olmak isteyen kişi başarısını sürdüremeyeceği kaygısıyla geri çekilebilir; çok para isteyen biri de paranın mutluluk getirmediğine veya dostlarını kaybettireceğine inanabilir. Tanıdık geldi mi? Bu örnekler, değişim isteğiyle ona eşlik eden çekincelerin aynı anda bulunabileceğini gösterir.

Kaynak anlatımda PR’nin duygusal sorunların yüzde 40’ında bulunduğu belirtilir; ancak bu oranı doğrulanmış bir istatistik olarak kabul etmek için burada bir dayanak sunulmamaktadır. Bu nedenle cümleyi kesin bir ölçüm gibi değil, yöntemin kendi açıklaması olarak değerlendirmek gerekir. Uygulama tarifinde, böyle bir çelişki fark edilsin ya da edilmesin, kurulum sırasında kabul cümlesi kullanılır.

Cümleyi üç kez tekrarlarken göğüsteki “Hassas Nokta”yı parmak uçlarıyla ovalayabilir ya da elinizdeki “Karate Kesme” noktasına hafifçe vurabilirsiniz. Cümleyi inanarak ve vurgulayarak söylemek tercih edilir; ancak inanmakta zorlanmanız, tarif edilen cümleyi söylemenize engel değildir. Sesli konuşmak uygun değilse alçak sesle, mırıldanarak veya içinizden tekrarlayabilirsiniz.

Onaylama cümlesi örnekleri

İfadeyi kendi yaşadığınız duruma göre kurabilirsiniz. Aşağıdaki örnekler, sorunu cümleye nasıl yerleştirebileceğinizi gösterir:

  • “Bu yükseklik korkuma rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.”
  • “Her gece gördüğüm berbat kabuslara rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.”
  • “İşimi kaybetmem nedeniyle yaşadığım gelecek endişelerine rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.”
  • “Bu sevgiyi ve ilgiyi hak etmediğime inanmama rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.”
  • “Bu keskin bel ağrılarıma rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.”
  • “Anne ve babama duyduğum öfkeye rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.”
  • “Sevgilimin beni terk etmesi nedeniyle yaşadığım bunalıma rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.”
  • “Eşimin hastalanmasından ötürü kendimi suçlu hissetmeme rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.”
  • “Değişmek istemememe rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.”
  • “Kızgınlığımı sürdürmek istememe rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.”
  • “Alkol bağımlılığımdan kurtulmak istemememe rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum.”
  • “Kendimi çirkin bulmama rağmen, kendimi seviyor ve tamamen ve derinden kabul ediyorum.”
  • “Yanlış yapmaktan çok korkmama rağmen, kendimi yargısızca ve tamamen kabul ediyorum.”

Hassas Nokta ve alternatif nokta

Tarifte göğsün üst kısmında, göğüs kemiğinin iki yanında bulunan “Hassas Nokta” kullanılır. Kaynak metin bu noktaların bulunmasını, kaburgaların ortasındaki kemiğin üst ucundaki U şeklindeki boşluğu referans alarak tarif eder: Bu noktadan yaklaşık 7–8 cm aşağı, ardından 7–8 cm sağa veya sola ilerlenir. Ovalama sırasında hassasiyet hissedilebilir; acı veren bir baskı uygulamayın. Kaynak metinde bu bölgenin lenf tıkanıklıklarının oluştuğu yer olduğu ileri sürülür; bunu doğrulanmış bir tıbbi açıklama olarak değerlendirmemek gerekir.

Göğüsteki noktayı kullanamıyorsanız, örneğin bölgeye dokunmanız uygun değilse, olumlama cümlesini tekrarlarken eldeki Karate Kesme noktasına hafifçe vurabilirsiniz. Kaynak anlatım göğüsteki noktayı tercih eder; ancak herhangi bir noktada ağrı veya rahatsızlık olursa uygulamayı zorlamayın.

2. Vuruş serisi ve EFT vuruş noktaları

Vuruşlarda bir veya iki elinizi kullanabilirsiniz; yazı yazarken kullandığınız el çoğu kişiye daha kolay gelebilir. İşaret ve orta parmağınızı birleştirerek noktaya kısa, orta şiddette ve acıtmayan dokunuşlar yapın. Çok sert vurmak hassasiyete, morarmaya veya çürümeye neden olabilir. Her noktaya yaklaşık yedi vuruş önerilir; 5–9 arası vuruş da tarifte yeterli kabul edilir.

Vuruşlar sırasında “hatırlatıcı tanım”ı tekrarlayın. Bu, kurulumda kullandığınız uzun kabul cümlesindeki sorunun birkaç sözcükle özetlenmiş hâlidir. Örneğin kabul cümleniz “Başarısızlıktan korkmama rağmen, kendimi tamamen ve derinden kabul ediyorum” ise hatırlatıcı tanımınız “Bu başarısızlık korkusu” olabilir. “Babama karşı duyduğum öfkeye rağmen…” cümlesi için de “Bu babama karşı öfke” denebilir. Aynı sorunu aynı sözcüklerle anmak, uygulama boyunca konuya odaklanmayı kolaylaştırır. Sesli söylemek uygun değilse mırıldanın veya içinizden tekrarlayın.

Bu tarifte izlenen EFT vuruş noktaları sırasıyla kaş ucu, göz yanı, göz altı, burun altı, çene, köprücük kemiği, kol altı, başparmak, işaret parmağı, orta parmak, küçük parmak ve Karate Kesme noktasıdır. Noktaların yerleri aşağıda açıklanmıştır:

  • Kaş ucu: Kaşın başladığı, kaş altındaki kemiğin burunla birleştiği nokta.
  • Göz yanı: Gözün dış köşesindeki kemiğin üzeri.
  • Göz altı: Karşıya bakarken gözbebeğinin yaklaşık iki buçuk santim altındaki kemik üzeri.
  • Burun altı: Burnun hemen altında, üst dudağın ortası.
  • Çene: Alt dudağın ortası ile çenenin alt sınırı arasındaki nokta.
  • Köprücük kemiği: Kaynak tarifte göğüs kemiğinin üst bölümündeki U şeklindeki boşluktan aşağı yaklaşık 2–3 cm, ardından sağa veya sola 2–3 cm ilerlenerek bulunan kemik üzerindeki noktadır. Kravatın iki ucunun yaklaşık denk geldiği bölge olarak da anlatılır.
  • Kol altı: Koltuk altında biraz aşağıda kalan bölge; kaynak tarifte erkeklerde meme ucu hizası, kadınlarda sutyenin kol altına dönen kısmının ortası referans verilir.
  • Parmak noktaları: Avuç yere bakarken, başparmak, işaret, orta ve küçük parmağın tırnağının size bakan kenarındaki nokta.
  • Karate Kesme noktası: Bilek kemiği ile küçük parmağın dibi arasında, elin etli bölümünün ortası. Karate kesme hareketinde kullanılan bölgeye denk gelir.

Her noktada hatırlatıcı tanımı birkaç kez söyleyip sıradaki noktaya geçebilirsiniz. Kendinize uygularken saymak ve cümleyi tekrarlamak aynı anda zor gelirse, kaynak tarifte tanımı üç kez söyleyene kadar vurup sonra ilerlemek önerilir. Bu ilk seride noktaları bir tarafta izleyin; ardından Dokuz Gamut adımına geçin.

3. Dokuz Gamut noktası ve göz hareketleri

Dokuz Gamut noktası, elin üst tarafında, küçük parmakla yüzük parmağından bileğe doğru inildiğinde kemiklerin üçgen oluşturduğu bölgenin alt köşesinde tarif edilir. Başınızı sabit tutarak bu noktaya sürekli hafifçe vurun ve aşağıdaki hareketleri sırayla yapın:

  1. Gözlerinizi açın.
  2. Gözlerinizi kapayın.
  3. Gözlerinizi açıp sağa ve en aşağıya bakın.
  4. Sola ve en aşağıya bakın.
  5. Başınızı oynatmadan yukarı, düz bir çizgi izleyerek başınızın tepesine bakın.
  6. Burnunuzu büyük bir saatin merkezindeymiş gibi düşünün ve gözlerinizle saat yönünde geniş bir çember çizin; mümkün olduğunca her rakama bakmaya çalışın.
  7. Aynı çemberi saat yönünün tersine çizin.
  8. İki saniye boyunca “İyi ki doğdun…” melodisini ağzınız kapalı biçimde mırıldanın.
  9. Hızla birden beşe kadar sayın.
  10. “İyi ki doğdun…” melodisini iki saniye daha mırıldanın.

Ardından derin bir nefes alıp verin. Kaynak tarif, göz hareketlerinin sırasını değiştirseniz bile son üç adımı belirtilen sırayla yapmanızı özellikle vurgular. Bu aşamanın beyin işlevlerini harekete geçirdiği açıklaması da yöntemin kendi anlatımına aittir; burada bilimsel bir sonuç olarak sunulmamaktadır.

4. İkinci vuruş serisi ve yeniden değerlendirme

İlk vuruş serisindeki noktaları aynı sırayla bedenin diğer tarafında tekrarlayın. Hatırlatıcı tanımı söylemeye devam edin ve sonunda yeniden derin bir nefes alıp verin. Sonra başlangıçta belirlediğiniz duygunun yoğunluğunu tekrar değerlendirin. İlk puanla yeni değerlendirmeyi karşılaştırmak, sizin algıladığınız değişimi izlemenize yardımcı olur.

Yoğunluk azalabilir, aynı kalabilir veya artabilir. Her turda aynı sonucu beklemek yerine, o anda ne fark ettiğinize bakın. Çalışmaya devam edecekseniz kabul cümlesini ve hatırlatıcı tanımı kalan duyguya göre güncelleyin. Örneğin: “Babama karşı duyduğum geriye kalan öfkeme rağmen…”, “Geriye kalan pişmanlığıma rağmen…” veya “Hâlâ biraz uçak korkusu duymama rağmen…” diyebilirsiniz. Böylece başlangıçtaki genel konu yerine, o anda belirgin olan duyguya odaklanırsınız.

Sonuç, Genelleme Etkisi ve Apex (Doruk) Etkisi

Bu tarifte hedef, yeniden yapılan değerlendirmede yoğunluğun sıfıra inmesidir. Ancak bu her uygulamada veya herkes için aynı sürede gerçekleşmeyebilir. Kaynak metin, sonucun kimi zaman aynı gün; kimi zaman tekrarlı çalışma ile bir hafta ya da bir ay içinde alınabileceğini belirtir. Bunu bir sonuç vaadi olarak değil, kaynak anlatımın zamanlamaya ilişkin ifadesi olarak okumak gerekir.

Yoğunluğun tamamen kaybolmaması da hiçbir değişiklik olmadığı anlamına gelmez. Duygunun daha idare edilebilir veya dayanılabilir hâle gelmesi, kişinin kendi değerlendirmesinde anlamlı bir fark olabilir. Önemli olan, değişimi gözlemlemek ve uygulamayı zorlayıcı bir beklentiye dönüştürmemektir.

Kaynakta “Genelleme Etkisi” adı verilen düşünceye göre, EFT ile bazı konular üzerinde çalışıldığında ele alınmamış başka sorunların yoğunluğu da azalabilir. “Apex (Doruk) Etkisi” ise kişinin bir sorun üzerinde çalıştıktan sonra onu hiç yaşamamış ya da kendiliğinden çözülmüş gibi hatırlayabilmesi olarak açıklanır. Bu nedenle tarifte, her vuruş serisinden sonra ölçüm yapıp önceki ve sonraki hâli karşılaştırmak önerilir. Bu adlandırmalar yöntemin kendi terminolojisidir; herkesin aynı deneyimi yaşayacağı anlamına gelmez.

Olası tepkiler ve dikkat edilmesi gerekenler

Kaynak yazı EFT’yi bütünüyle güvenli bir yöntem olarak nitelendiriyor; ancak bu kadar kesin bir güvenlik iddiası genellenemez. Özellikle fiziksel veya ruhsal bir rahatsızlığınız varsa EFT’yi tanı ve tedavinin yerine koymayın, gerektiğinde sağlık uzmanından destek alın. Vuruşları acı vermeyecek kadar hafif tutun ve rahatsızlık hissederseniz durun.

Kaynak metinde uygulama sırasında veya sonrasında görülebileceği söylenen kısa süreli tepkiler arasında esneme, uyku hâli, uyuşukluk, gözlerin yaşarması veya ağlama; iç çekme, geğirme, karın guruldaması ve gaz çıkarma yer alır. Bunlar herkesin yaşayacağı belirtiler değildir ve tek başına bir sonucun göstergesi olarak yorumlanmamalıdır. Uygulama sonrasında su içmek genel bir öz bakım tercihi olabilir; suyun toksinleri attığı veya EFT’nin etkisini artırdığı yönünde burada doğrulanmış bir iddia sunulmamaktadır.

Özetle EFT uygulaması; bir konuyu açıkça belirleme, yoğunluğunu değerlendirme, kendini kabul eden bir cümle kurma, vuruş noktalarını sırayla izleme ve yeniden değerlendirme adımlarından oluşur. Duygusal özgürleştirme tekniğini denerken kendi deneyiminizi gözlemleyin; sonucu garanti edilmiş bir tedavi gibi görmeyin ve ihtiyaç duyduğunuz profesyonel desteği ertelemeyin.

Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız