Kendinizi gözlemleyerek zihinsel ve duygusal hâlinizi izlemeyi bir alışkanlık hâline getirin. Gün içinde kendinize sık sık şu soruyu sorun: “Ben şu anda huzurlu muyum?” Ya da, “Şu anda içimde ne oluyor?” diye sorun.
İçinizde olup bitenlerle, dışarıda olup bitenlerle ilgilendiğiniz kadar ilgilenin. İç dünyanızı göz ardı etmeden, dikkatinizi bir süreliğine kendinize yöneltin. Sorularınıza hemen yanıt vermeye çalışmayın; önce içinizde olanı fark edin. Zihniniz ne tür düşünceler üretiyor? Ne hissediyorsunuz? Bedeninizde bir gerilim var mı?
Duyguları gözlemlemek için dikkatinizi içe çevirin
Kendini gözlemleme, yalnızca düşünceleri fark etmek değildir. Düşüncelerin sizde hangi duyguları uyandırdığına ve bu duyguların bedeninizde nasıl hissedildiğine de bakın. Bazen belirgin bir üzüntü ya da öfke yerine, arka planda hafif bir huzursuzluk, sanki bir cızırtı bulunabilir. Bu küçük işaretleri fark etmek, zihinsel ve duygusal durumu izlemeyi zamanla kolaylaştırır.
İçsel dünyayı gözlemlerken kendinizi yargılamak ya da hislerinizi bastırmak zorunda değilsiniz. Önce ne olduğunu olduğu gibi görün. Ardından, bu huzursuzluğun şimdiki ana direnmekle, yaşananı yadsımakla ya da o andan kaçmaya çalışmakla ilişkili olup olmadığını anlamaya çalışın. İnsanlar şimdiki ana bilinçsizce pek çok yolla direnebilir; bu direnci fark etmek, değişimin ilk adımıdır.
İçerleme ve gönülsüzlüğü fark etmek
Yaptığınız bir işi yaptığınız için içerliyor musunuz? Bu işiniz olabilir ya da yapmayı kabul ettiğiniz bir şey. İşe devam ederken içinizde bir yanınız direniyor, gönülsüzlük duyuyor olabilir. Size yakın bir insana karşı açığa vurmadığınız bir içerleme taşıyor musunuz?
İçinize iyice bakın: İçinizde içerlemenin ya da gönülsüzlüğün en ufak bir kırıntısı var mı? Varsa, onu hem düşünce hem duygu düzeyinde gözlemleyin. Bu durum hakkında zihniniz neler söylüyor? Bu düşünceler hangi duyguları doğuruyor ve bedeniniz nasıl tepki veriyor? Duyguyu hissedin. Hoş mu, nahoş mu? Bu enerjinin içinizde kalmasını gerçekten seçer miydiniz? Bu sorular, duygusal durumun farkına varmanıza yardımcı olabilir.
Direnci fark etmek ve seçenekleri görmek
Aldatılmış ya da sömürülmüş olabilirsiniz. Meşgul olduğunuz faaliyet sıkıcı gelebilir veya yakınınızdaki biri size sahtekâr, sinir bozucu ya da bilinçsiz görünebilir. Durumla ilgili düşüncelerinizin geçerli bir nedeni olup olmadığı ya da haklı olup olmadığınız başka bir konudur. Buradaki önemli nokta, yaşananlara direnmenin içinizde nasıl bir çatışma yarattığını görebilmektir. Şimdiki anı bir hasım hâline getirmek, içsel ve dışsal olan arasında mutsuzluğu besleyebilir.
Bu tür bir durumda önünüzde farklı seçenekler olabilir: Yapmakta olduğunuz şeyi bırakmak, ilgili kişiyle konuşup ne hissettiğinizi açıkça ifade etmek ya da zihninizin bu durum etrafında ürettiği olumsuzluğu fark edip bırakmak. Amaç, duyguları yok saymak veya yaşananı önemsiz görmek değildir. Olumsuz düşüncelerin sizi sıkışmış hissettirdiğini ve gerçek değişimi engelleyebildiğini görmektir. Olumsuzluk, bir durumla başa çıkmanın her zaman en iyi yolu değildir; onunla hareket etmek daha fazla acı ve mutsuzluğa yol açabilir.
İçsel alanınızın sorumluluğunu üstlenin
Olumsuz iç hâller yalnızca kişinin kendisini değil, çevresindeki insanları da etkileyebilir. Bu nedenle, içinizde olanları gözlemlemek ve onlara nasıl karşılık verdiğinizin sorumluluğunu üstlenmek önemlidir. İçinizi yoluna koyduğunuzda dışarıyla kurduğunuz ilişkinin de değişebileceğini unutmayın.
Kendinize şu soruyu sorun: “Ben dünyayı kirletiyor muyum, yoksa kirliliği temizliyor muyum?” Tıpkı gezegene karşı sorumluluğumuz olduğu gibi, içsel alanımızdan da biz sorumluyuz; bu sorumluluğu başka biri üstlenemez. Duyguları gözlemlemek, içinizde olup biteni görmenizi ve olumsuzluğa otomatik olarak kapılmak yerine nasıl karşılık vereceğinizi seçmenizi sağlar.