Olumlu düşünce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Affetmek ve Ego

Osho’nun bu metnindeki temel düşünce, egonun mutsuzlukla beslendiği ve geçmişteki acılara tutunmayı sürdürdüğüdür. Ona göre coşku ve neşe anlarında ego geri çekilir; ego zayıfladıkça da insanın yaşamındaki güzellikleri fark etmesi kolaylaşır. Fakat kişi egosunu beslemeye devam ederse acıları, yaraları, hakaretleri ve aşağılanmaları zihninde tekrar tekrar büyütür. Neşeli anlar gözden silinirken incinmişlikler taze tutulur. Osho bunu, neşenin ego için zehir; mutsuzluğun ise vitamin gibi olmasıyla anlatır.

Ego affetmeyi nasıl etkiler?

Osho’ya göre affetmek, yalnızca «Affetmeliyim» diyerek başarılabilecek bir eylem değildir. Böyle bir çaba, acıyı gerçekten anlamadan onu bastırmaya dönüşebilir. Bastırılan duygu ortadan kalkmaz; başka bir biçimde veya fark edilmesi daha güç bir yerde yeniden ortaya çıkar. Eski yapının üzeri yenilenmiş, yeniden düzenlenmiş gibi görünse de altta aynı incinmişlik durabilir.

Images

Son Yaprak Hikayesi: Konusu ve Ana Fikri

Johnsy’nin Hastalığı ve Yaşama İsteği

New York’un düşük kiraları yüzünden sanatçılarla dolu olan Greenwich Village’ında üç katlı bir binanın en üst katındaydı Sue ve Johnsy’nin stüdyoları. Amerikanın 2 ayrı ucundan gelen kızlar bir lokantada tanışmış ve ortak sanat zevkleri olduğunu anlayınca ortak bir ev tutmaya karar vermişlerdi. Bu olay Mayıs ayındaydı. Kasım ayında ise bölgeye doktorların zatürree adını verdiği soğuk bir yabancı gelip buz gibi parmaklarıyla orayı burayı yoklamaya başlamıştı.

California rüzgarlarıyla kanı sulanmış ufak tefek, ince yapılı bir kızcağız olan Johnsy’yi de yatağa sermişti. Zavallı kızcağız demir karyolasına yatmış, yandaki evin tuğla duvarlarını seyrederek kıpırdamadan yatıyordu doktor geldiğinde. Doktor kır kaşlarını sağa sola oynatarak Sue’yu koridora çağırdı.

Images

Her şey halkalar gibi birbirine bağlı

Her şey halkalar gibi birbirine bağlıdır; bir olay başka bir olaya yol açabilir. Fakat çoğu zaman önümüzde yalnızca yaşananların küçük bir parçası vardır. Bütünü görmeden o parçanın ne anlama geldiğini kesin olarak bilebilir miyiz?

Osho’nun bu anlatısında, hayatta her şeyin birbiriyle bağlantısı yaşlı bir adamın başından geçenlerle görünür hâle gelir. Hikâye, olayları hemen yargılamamak ve bir durumu yalnızca ilk sonucuna bakarak iyi ya da kötü ilan etmemek üzerine düşündürür.

Images

Eleştirildiğinizde otomatik olarak öfkeleniyor musunuz?

“Eleştirinin tadına doyum olmaz” demiştik. Biraz şakaydı, biraz ciddi.

Eleştiren kişi, değiştirilmesini istediği davranışı tanımlamalı; bu davranışın olumsuz etkilerini açıklamalı ve yerine ne görmeyi beklediğini söylemelidir. Bunu doğru dürüst, eli yüzü düzgün bir şekilde yapmak her zaman kolay değildir. Eleştiri almak da en az eleştirmek kadar zor olabilir.

Images

Her Şey Mümkün (The Meta Secret)

Her şey mümkün: The Secret mucizesi devam ediyor! The Secret’ta saklı kalanların anahtarını The Meta Secret’ta bulabilirsiniz. The Meta Secret kitabı, yalnızca çekim yasasını değil, onun da içinde yer aldığı evrensel yasalar fikrini ele alan bir kişisel gelişim kitabı olarak tanıtılıyor.

Kitabın temel vaadi, hayal ettiğiniz zenginlik, aşk ve mutluluğa ulaşma yolunda farklı düşünme ve davranma biçimlerine kapı aralamak. Metinde, dünya çapında tanınan uzmanların öğretilerine ve gerçek olaylara dayandığı belirtilen bir bilgelik anlatısına yer veriliyor. Meta Sır öğretmenleri, evrenin gizemli işleyişini tartışmaya davet ediyor; kitap da bu eski sırları keşfetmek için bir armağan ve anahtar olarak sunuluyor.

Images

Kuantum sıçrama nasıl yapılır?

Kuantum sıçraması yapmanın  21 adımlık bir uygulaması var ancak ilk 5 adım en önemli uygulamaları içermektedir.
  Kendinizi geliştirmeye hazırmısınız. Kuantum sıcraması yapmak istiyormusunuz. Öyleyse elinize kağıt ve kalem alın ve kendinize sorun: "Ben nasıl bir yaşam içerisinde olursam gerçekten kendimi mutlu hissederim"
   Çünkü insanın yaşamındaki en büyük hedefi mutlu olmaktır. Çekim yasasıda mutlu olmak üzerine kuruludur. Çünkü mutlu olduğunuzda istediğiniz her şey size çok rahat bir şekilde akmaya başlayacaktır. Eğer mutlu değilseniz istediğiniz hiç bir şey olmayacaktır.
    Hazırsanız kuantum sıcramasının ilk 5 adımı ile ilgili çalışmaya başlayalım.

  1.Adım: Gözünüzü kapatın ve deyin ki ben nasıl bir yaşam istiyorum. Burada tüm kural “olsun”
“Beni seven bana değer bir eşim, evim veya işim olsun.” Tabi burada sizin için önemli olan özelliklerle niyetinizi detaylandırabilirsiniz.
“Ferah aydınlık huzurlu bir evim olsun” gibi..
  Ne istediğinizi bilen bir zihin sizi istediğiniz yere götürür.
Bazen şöyle yapıyoruz. İşte çok güzel bir evim olsun dubleks vesaire.. ardından nereden bulacağım ki!
Ne oldu iptal ettiniz. Kendi kendinize olmayacağına karar verdiniz. Kafanıza olumsuz bir düşünce bile geldiğinde onu sevgiyle uzaklaştırın. “ben bunu istiyorum” diyin.
Images

Olumsuz İstenmeyen Duygulardan Kurtulmak.

Bazı önemli kararlar yüzünden kafamız dağınık olabilir ve zihnimizin bulutları diğer işleri yapmamıza engel olabilir. Böyle bir anda hayatın üzerimizdeki etkileri hakkında endişeleniriz.
      Hayatımızla ilgili olarak düşünüyor, soruyor, söyleniyor, tartıyor analiz ediyor, endişeleniyor ve stres içinde olabiliyoruz. Böyle b
ir zamanda genellikle ilk olarak kendimiz için kederleniriz ve bu tür şeylerin hep bizim başımıza geldiğini düşünürüz.             Halbuki bu sadece sinir sistemimizin bir oyunudur.
İşte bu anda yeni davranışın seçileceği gelişme anıdır. Eski davranışa direnip bir üst versiyon halimizin davranışını belirleme zamanı!..
     Değişik bir davranış seçip arzu ettiğim kişi olma fırsatı. Peki neler yapılabilir. Beni kurban rolüne sokan, gözümün önüne gelen resimlerin renklerini değiştirip daha canlı, aynı kendimi güvenli, huzurlu ve mutlu hissettiğim anlarda , gözümün önüne gelen resmin renklerinde olduğu gibi, anı bu renklerle değiştirebiliriz. Bunu zihnimizde anında yaparız.
     Eylem olarak ise hemen yakın çevrendeki biri için iyi bir şey yapın. Başkalarının problemlerine yardımcı olabilmek için biraz zaman yaratın. Biz kendi yolumuzdan çekildiğimizde, yardım esnasında hissettiğimiz duygular ve karşımızdaki insanların duygularının bulaşıcı olması sayesinde ruh halimiz değişecektir.  Umulmadık bir biçimde yaşadığımız soruna farklı bakış açılarında bakacağımız için ya yeni çözümler görmüş, üretmiş oluruz ya da zaten sorunun belki de o kadar büyük olmadığını bile görebiliriz.
İçinde bulunduğumuz ruh hali değişince sorunların önemi de değişir.
         Karşımızdaki insanlara yardım etmemiz onları mutlu eder ve bize karşı minnet duyarlar. Bu hisler siz gülümsediğimizde karşınızdakinin de size gülümsemesi gibi buna bumerang etkisi yapar diyoruz.
Duygular bulaşıcıdır.
       İyi hisler bulaşır. Kötü hislerde de tercih sizin Sorunun yana yakıla anlatıp çevrenize çaresizliğinizi haklı çıkarmaya çalışarak onları sizleri destekler duruma getirmek mi iyi, yoksa onlara yardım ederek onlara yaşatacağınız hoş, insani duyguların bulaşmasını sağlamak mı?
Her zamanki gibi karar yine sizin...

Banu Gökçül
Yaşam Yön. Kişisel Gelişim
Yaşam Koçu



Images

Otomatik Olumsuz Düşünce

Her düşünceye mutlaka bir ’’DUYGU’’ eşlik eder.

Düşünceyle ilgili oluşan duygu pozitifse kişi mutlu olur, haz alır. Hissedilen duygu negatifse kişi acı çeker, mutsuz olur.

İnsanı mutsuz eden her duygu olumsuzdur.

Bunaltı, sıkıntı, içdaralması, korku, acı, keder, hüzün, mutsuzluk, çaresizlik, yetersizliktir.

Değersizlik, önemsizlik, öfke, şiddet, kıskançlık, haset ve yenilmişlik gibi olumsuzluk içeren duygularından birini veya bir kaçını hissetmek kişinin duygu öncesindeki düşünceleriyle yakından ilgilidir.

İnsan zihni aynı andaiki  işlem yapamaz ve iki şeyi aynı anda düşünemez. İradeyle neyi düşüneceğini belirler. Trenin makasta ne tarafa gideceğini belirlemek gibidir. A-yolu pozitif B-yolu negatiftir.

Otomatik Olumsuz Düşünce geliştirdiyseniz, her şey  hep negatif gidecektir. Kötü düşünce negatif duygu, negatif duygu negatif davranış yaratır ve bu şekilde depresyon başlar.

Olumsuz Otomatik düşüncelerin etkisi altında bulunanlar, kendilerini bunaltıya sokacak en kötü ihtimalleri sıralarlar. Ellerinde bu düşünceleri için hiçbir delil yoktur. Denenmemiş, sonucu gözlenmemiş ve doğrulanmamış bilgi kaynaklarıyla kişi kendine cehennem hayatı yaşatır. Problem çözücü olarak bakmazlar. Birçoğu O.O.D.S nin ( Olumsuz otomatik düşünce sistemi) yarattığı problemlerin varlığını dahi anlayamaz, algıladıkları şeyinde çözümü için uğraşmazlar. Rahatsızlığın devamında bazıları, ilgi ve alaka odaklı çıkarları olduğunu sandıklarından ve yaşadıkları bunaltının(O.O.D.S.nin) çözüme ulaşması halinde sorunun oluşmasında kendi sorumlulukları olduğunun ortaya çıkacağı korkusundan ötürü çözüm de aramaz.

Yaşam muhteşem güzellikte manzarası olan sahil boyundaki yolda seyretmek gibidir.

Yolun sonundaki gideceğiniz yere varmak zorunda olduğunuz için, lanetler okuyarak ve zorunuza giderek yola çıkarsanız!

Yola çıktığınız aracınız daha önce hiç kullanmadığınız için, durduğu yerde başkaları tarafından taş atılarak, çizilerek, tekmelenerek, kirletilerek, çarpılarak deforme edilmişse!

Yakınlarınızın, çevrenizin kullandıklarını sandığınız araçlarında nasıl davrandıklarını gözlemleyerek araç kullandığınızı sanmışsanız!

Telaşla, acemilikle, taklitçilikle, korkuyla, öfkeyle kat ettiğiniz yoldaki güzellikleri görmeniz bir tarafa, ızdırap içerisinde-kazalar belalar sizin başınıza yağdığından,seyahatinizin bir an önce bitmesini istersiniz. Bir yerlerde ters giden bir şeyler olup ta mola verdiğinizde, derin nefes alın ve  olumsuz otomatik düşüncelerinizin yeteneklerinizi nasılda kısıtladığını farkına varın.

Kendilerine acıyan, kendilerini hayatın haksızlıklarına uğramış iyi insanlar olarak görenler, başlarına gelenleri hak etmediklerini düşünenler,  hiçbir zaman yürekten savaş verip hayata katılamayacaklardır. Kendilerine karşı acımasız davranıp dünyanın adaletsizliğinden kendilerini sorumlu tutanlar ve yaptıkları işlerde yalnızca kötülük görenler yaşamış sayılmayacaklardır.

En kutsal emanetiniz yaşamınız! Yaşamınızı ayaklar altına almayınız.

İyi düşünürken kötü hissetmeniz imkânsızdır. Duygularınıza dikkat edin ve olumsuz hislere sahipseniz hemen fark edip olumlu düşünce ile değiştirin. Kendinize başkalarının SİZE davranmasını istediğiniz gibi davranın. Kendinizi sevip sayın, kendi kendinizi MUTLU etmeye zaman ayırın. İnsan düşündüğü şey olur.
Psk. Özdemir Nayman

Images

İyimser ve Kötümser: İyi Hissetmek Üzerine Bir Diyalog

İyimserlik ve kötümserlik üzerine bir diyalog

İyimserlik ve kötümserlik üzerine

İyimserlik ve kötümserlik, insanın yaşadıklarına hangi pencereden baktığını anlatan iki farklı yaklaşım. Aşağıdaki kısa konuşmada İyimser, kendini iyi hissetmenin önemini vurgularken Kötümser de gündelik sorunların içinden konuşuyor. Diyalog, zor zamanlarda bile olumlu düşünmenin mümkün olup olmadığını sorguluyor.

İyi hissetmek neden önemli?

İyimser: Şu hayatta insanın kendisini iyi hissetmesinden daha önemli bir şey yok.

Kötümser: Pardon? Daha az önce sana her şeyin ne kadar iğrenç olduğunu söylemedim mi?

İyimser: Söyledin, ama kendini kötü hissettiğinde dünyanı da karartmaya başlıyorsun. Her şey olduğundan daha kötü görünür hâle geliyor. Oysa kendini iyi hissetmeye çalışmak, sandığın kadar zor değil; üstelik bunun sana getirisi de çok.

Kendini iyi hissettiğinde içinde bir kıpırdanma olur. O an ne istediğini daha iyi fark eder, sevdiğin şeylere ve önündeki seçeneklere daha açık bakarsın. Her şey bir anda kusursuz hâle gelmez; ama daha parlak ve güzel görünen bir dünya içinde hareket etmek kolaylaşır. İyi hissetmek, kendi hayatının yönünü çizmene yardımcı olur. Sürekli kötü hissedeceğine inanmaksa kendi kuyunu kendin kazmana benzer.

Kötümser: Beni hiç anlamıyorsun, değil mi?

İyimser: Seni çok iyi anlıyorum. Kendini berbat hissediyorsun; çünkü sana göre hiçbir şey yolunda gitmiyor. Ödenecek yığınla faturan var, araban bozuldu, çocukların çok yaramazlık yapıyor, patronun ve iş arkadaşların senden nefret ediyor... Bitmeyen bir listen var, biliyorum.

Ancak bu sorunların varlığını kabul etmekle, onların bütün hayatını tanımlamasına izin vermek aynı şey değil. Hangi durumda olursan ol, kendini iyi hissetmeye çalışmayı öğrenebilirsin. Bazen sorunlar yerinde durur; fakat onlara bakışın ve onlarla baş etmek için seçtiğin yol değişebilir.

Kötümser: Hımm... Peki sen, her şey kötüyken nasıl kendini iyi hissedebiliyorsun?

İyimser: Gerçekten, içten bir şekilde kendimi iyi hissedene kadar rol yapıyorum.

Kötümser: Anladım! Yani olumlu düşünerek kendini her şeyin iyi olduğuna inandırıyorsun.

Images

İç Duygularımızı Gözlemlemek

Kendinizi gözlemleyerek zihinsel ve duygusal hâlinizi izlemeyi bir alışkanlık hâline getirin. Gün içinde kendinize sık sık şu soruyu sorun: “Ben şu anda huzurlu muyum?” Ya da, “Şu anda içimde ne oluyor?” diye sorun.

İçinizde olup bitenlerle, dışarıda olup bitenlerle ilgilendiğiniz kadar ilgilenin. İç dünyanızı göz ardı etmeden, dikkatinizi bir süreliğine kendinize yöneltin. Sorularınıza hemen yanıt vermeye çalışmayın; önce içinizde olanı fark edin. Zihniniz ne tür düşünceler üretiyor? Ne hissediyorsunuz? Bedeninizde bir gerilim var mı?

Duyguları gözlemlemek için dikkatinizi içe çevirin

Kendini gözlemleme, yalnızca düşünceleri fark etmek değildir. Düşüncelerin sizde hangi duyguları uyandırdığına ve bu duyguların bedeninizde nasıl hissedildiğine de bakın. Bazen belirgin bir üzüntü ya da öfke yerine, arka planda hafif bir huzursuzluk, sanki bir cızırtı bulunabilir. Bu küçük işaretleri fark etmek, zihinsel ve duygusal durumu izlemeyi zamanla kolaylaştırır.

İçsel dünyayı gözlemlerken kendinizi yargılamak ya da hislerinizi bastırmak zorunda değilsiniz. Önce ne olduğunu olduğu gibi görün. Ardından, bu huzursuzluğun şimdiki ana direnmekle, yaşananı yadsımakla ya da o andan kaçmaya çalışmakla ilişkili olup olmadığını anlamaya çalışın. İnsanlar şimdiki ana bilinçsizce pek çok yolla direnebilir; bu direnci fark etmek, değişimin ilk adımıdır.

İçerleme ve gönülsüzlüğü fark etmek

Yaptığınız bir işi yaptığınız için içerliyor musunuz? Bu işiniz olabilir ya da yapmayı kabul ettiğiniz bir şey. İşe devam ederken içinizde bir yanınız direniyor, gönülsüzlük duyuyor olabilir. Size yakın bir insana karşı açığa vurmadığınız bir içerleme taşıyor musunuz?

İçinize iyice bakın: İçinizde içerlemenin ya da gönülsüzlüğün en ufak bir kırıntısı var mı? Varsa, onu hem düşünce hem duygu düzeyinde gözlemleyin. Bu durum hakkında zihniniz neler söylüyor? Bu düşünceler hangi duyguları doğuruyor ve bedeniniz nasıl tepki veriyor? Duyguyu hissedin. Hoş mu, nahoş mu? Bu enerjinin içinizde kalmasını gerçekten seçer miydiniz? Bu sorular, duygusal durumun farkına varmanıza yardımcı olabilir.

Direnci fark etmek ve seçenekleri görmek

Aldatılmış ya da sömürülmüş olabilirsiniz. Meşgul olduğunuz faaliyet sıkıcı gelebilir veya yakınınızdaki biri size sahtekâr, sinir bozucu ya da bilinçsiz görünebilir. Durumla ilgili düşüncelerinizin geçerli bir nedeni olup olmadığı ya da haklı olup olmadığınız başka bir konudur. Buradaki önemli nokta, yaşananlara direnmenin içinizde nasıl bir çatışma yarattığını görebilmektir. Şimdiki anı bir hasım hâline getirmek, içsel ve dışsal olan arasında mutsuzluğu besleyebilir.

Bu tür bir durumda önünüzde farklı seçenekler olabilir: Yapmakta olduğunuz şeyi bırakmak, ilgili kişiyle konuşup ne hissettiğinizi açıkça ifade etmek ya da zihninizin bu durum etrafında ürettiği olumsuzluğu fark edip bırakmak. Amaç, duyguları yok saymak veya yaşananı önemsiz görmek değildir. Olumsuz düşüncelerin sizi sıkışmış hissettirdiğini ve gerçek değişimi engelleyebildiğini görmektir. Olumsuzluk, bir durumla başa çıkmanın her zaman en iyi yolu değildir; onunla hareket etmek daha fazla acı ve mutsuzluğa yol açabilir.

İçsel alanınızın sorumluluğunu üstlenin

Olumsuz iç hâller yalnızca kişinin kendisini değil, çevresindeki insanları da etkileyebilir. Bu nedenle, içinizde olanları gözlemlemek ve onlara nasıl karşılık verdiğinizin sorumluluğunu üstlenmek önemlidir. İçinizi yoluna koyduğunuzda dışarıyla kurduğunuz ilişkinin de değişebileceğini unutmayın.

Kendinize şu soruyu sorun: “Ben dünyayı kirletiyor muyum, yoksa kirliliği temizliyor muyum?” Tıpkı gezegene karşı sorumluluğumuz olduğu gibi, içsel alanımızdan da biz sorumluyuz; bu sorumluluğu başka biri üstlenemez. Duyguları gözlemlemek, içinizde olup biteni görmenizi ve olumsuzluğa otomatik olarak kapılmak yerine nasıl karşılık vereceğinizi seçmenizi sağlar.

Images

Bakış Açısının Önemi: Olaylara Olumlu Bakmak

Her şeye olumlu yaklaşmanın önemi inkâr edilemez. Çünkü bakış açısı, bir durumun hangi yönünü gördüğümüzü ve onu nasıl yorumladığımızı etkiler. Aynı olay, bir kişi için eksiklik anlamına gelirken başka biri için eldeki imkânı veya yeni bir fırsatı gösterebilir.

Yarım bardak örneği: Eksik olana mı, mevcut olana mı bakıyoruz?

Yarım bardak suyu düşünelim. Olumlu bakan kişi, bardağın yarısına kadar su dolu olduğunu söyler ve mevcut olanı görür. Olumsuz zihniyetteki kişi ise bardağın yarısının boş olduğuna odaklanır; yani olmayanı öne çıkarır. Bardaktaki su miktarı değişmez, fakat onu tarif etme biçimimiz değişir.

Bu örnek, olumlu bakış açısının her şeyi olduğundan daha iyi göstermek anlamına gelmediğini hatırlatır. Buradaki fark, aynı durum içindeki hangi noktaya dikkat ettiğimizdir. Eksik olanı görmek mümkün olduğu gibi, elimizde bulunanı fark etmek de mümkündür. Olaylara olumlu bakmak, koşulları yok saymadan mevcut imkânları da hesaba katmaya yardımcı olur.

Ayakkabı hikâyesi: Aynı durum, farklı yorum

Bir ayakkabı firması, pazarlamacılarından birini ayakkabı satmak üzere Afrika’ya gönderir. Pazarlamacı dönüşünde patronuna şöyle der:

“Ne yazık ki, bir çift bile ayakkabı satamayız; çünkü Afrika’da hiç kimse ayakkabı giymiyor, ayakkabı nedir bilmiyor.”

Meseleyi iyi bilen patron, ardından bakış açısı farklı ve olaylara olumlu bakan başka bir pazarlamacıyı gönderir. Bu pazarlamacı büyük bir heyecanla döner, patronun odasına girer ve şöyle der:

“Afrika'da hiç kimsenin ayakkabısı yok! Bunları ayakkabı giymeye alıştırdık mı, milyonlarca ayakkabı satarız.”

İki pazarlamacı da aynı duruma bakar: Orada kimsenin ayakkabısı yoktur. İlk kişi bunu satışın önündeki engel olarak değerlendirir. İkinci kişi ise aynı durumu, ayakkabıyla tanışmamış insanlara ulaşma fırsatı olarak yorumlar. Değişen koşullar değil, koşullara verilen anlamdır.

Olumlu düşünmenin önemi

Bu hikâyede öne çıkan nokta, olumlu düşünmenin her durumda başarıyı garanti etmesi değildir. Hikâyenin gösterdiği, bir durumu yalnızca olumsuz yönüyle değerlendirmenin başka seçenekleri görmeyi zorlaştırabileceğidir. Olumlu yaklaşan pazarlamacı, karşısındaki durumu farklı bir ihtimal üzerinden düşünür ve harekete geçmek için bir neden bulur.

Günlük hayatta da benzer bir değerlendirme yapabiliriz: Bir sorunla karşılaştığımızda yalnızca neyin eksik olduğuna mı bakıyoruz, yoksa elimizdeki kaynakları ve deneyebileceğimiz yolları da düşünüyor muyuz? Bu sorular, gerçeği değiştirmez; ancak seçenekleri daha açık görmemize yardımcı olabilir. Bakış açısının önemi de burada ortaya çıkar: Yorumumuz, bir sonraki adımımızı etkileyebilir.

Bakış açısını değiştirmek, gerçeği inkâr etmek değildir

Olumlu düşünmek, yaşanan zorluğu yok saymak ya da her şeyin kendiliğinden düzeleceğini varsaymak değildir. Yarım bardak örneğinde bardak yine yarımdır; ayakkabı hikâyesinde de pazarlamacıların karşılaştığı koşul aynıdır. Olumlu yaklaşım, bu koşulların içindeki mevcut olanı ve değerlendirilebilecek ihtimalleri fark etmeye çalışır.

Bu nedenle bir durum karşısında yalnızca “Neler eksik?” diye sormak yerine “Elimizde ne var ve bunu nasıl değerlendirebiliriz?” sorusunu da düşünmek, daha geniş bir değerlendirme yapmamızı sağlayabilir. Olumlu bakış açısı, sorunları görmezden gelmek değil; sorunla birlikte imkânları da görebilmektir.

Aynı olaya farklı yönlerden bakabilmek, düşünme biçimimizi ve seçeneklerimizi gözden geçirmemize yardım eder. Bardağın dolu tarafını fark etmek de ayakkabı hikâyesindeki fırsatı görmek de bize şunu hatırlatır: Bazen değişmesi gereken önce olay değil, ona baktığımız yöndür.

Images

Bugün Ne İçin Şükredelim? 9 – İlerlemek ve Gülümsemek

Bazen şükretmek için uzaklara bakmaya gerek yoktur. İlerlemek, yeni bir bakış açısı kazanmak, gülümsemeyi seçmek ve kendimize iyi davranmak da bugün için şükür nedenlerimiz olabilir. İşte bugünün şükür sözleri:

Bugün ne için şükredelim?

  • Emin adımlarla güzel günlere doğru gittiğim için şükürler olsun. Her şey bir anda değişmese de yolumda ilerleyebildiğimi hatırlıyorum. Attığım adımların küçük ya da büyük olması fark etmez; güzel günlere doğru yönelmek başlı başına kıymetlidir.
  • Hayatı yeni, güzel ve doğru açılardan görmeyi öğrenmeye başladığım için şükürler olsun. Bakış açımı yenilemek, karşılaştığım şeyleri farklı yönleriyle değerlendirmeme yardımcı olur. Öğrenmeye açık olmak, hayatı daha umutlu ve yapıcı bir gözle görmenin başlangıcıdır.
  • Gün geçtikçe hedeflerime biraz daha yaklaştığım için şükürler olsun. Hedefe giden yol her zaman kısa olmayabilir. Yine de bugün, dünden biraz daha ileride olduğumu fark etmek ve çabamı takdir etmek için bir nedendir.
  • Olumlu ve pozitif düşünmeyi seçtiğim için şükürler olsun. Her koşulu kolay ya da kusursuz görmek zorunda değilim. Buna rağmen, düşüncelerimde yapıcı olana yer açmayı ve önümdeki imkânları fark etmeyi seçebilirim.
  • Dik yürümeyi ve gülümsemeyi başarabildiğim için şükürler olsun. Duruşumu toparlamak ve yüzümde bir gülümsemeye yer vermek, kendime verebildiğim küçük ama anlamlı bir destektir. Bugün bunu yapabiliyor olmak da şükür listemde yer alabilir.
  • İşimi severek yapma gücüne sahip olduğum için şükürler olsun. Yaptığım işe gönülden yaklaşabilmek, gündelik yaşamıma anlam ve heves katabilir. İşimi sevgiyle sürdürebilme gücümü fark ediyor ve bunun için minnet duyuyorum.
  • Kendimi sevdiğim ve mutlu olmayı seçtiğim için şükürler olsun. Kendime değer vermek, ihtiyaçlarımı ve seçimlerimi önemsemekle başlar. Mutluluğu seçmek de her anın kusursuz olması değil, iyi olana dikkatimi çevirebilmemdir.

Bugünün şükür cümleleri

Bu maddeler, günlük bir şükür listesi oluşturmak isteyenler için sade şükür listesi örnekleri sunuyor. Şükretmek için nedenler bazen hedeflerimize yaklaşmak, bazen de kendimize daha umutlu bir gözle bakmayı seçmektir. İçlerinden size yakın gelen cümleyi bugün kendi sözlerinizle tekrarlayabilir, ardından sizin için anlam taşıyan başka bir nedeni listenize ekleyebilirsiniz.

Emin adımlarla ilerlemek, olumlu düşünmek, gülümsemek, işini severek yapmak ve kendini sevmek… Bugün ne için şükredelim sorusuna, hayatımızdaki bu küçük ama değerli dayanakları hatırlayarak cevap verebiliriz. Kendimi sevdiğim ve mutlu olmayı seçtiğim için şükürler olsun.

Images

Telkin-2: Olumlu Telkinle İçsel Gücü Hatırlamak

Büyük bir amaçtan ya da sıra dışı bir fikirden etkilendiğinizde düşüncelerinizin sınırları genişler. Kendinizi yeni ve şaşırtıcı bir dünyaya açılmış gibi hissedebilirsiniz. Bu metin, ilham veren düşüncelerin insanın içinde var olan güçleri, yetenekleri ve becerileri yeniden fark etmesine dair bir hatırlatmadır.

Bazen bir fikir, alışılmış düşünce biçiminin dışına çıkmak için küçük bir başlangıç olabilir. Daha önce uzak ya da mümkün değilmiş gibi görünen şeylere başka bir gözle bakmaya başlarsınız. Böyle anlarda, kendinizde bulunduğunu fark etmediğiniz yönleri keşfetmek ve hayal ettiğiniz kişiye biraz daha yaklaşmak mümkün olur.

Olumlu telkin ve içsel güç

Olumlu telkin, kendinize yönelttiğiniz sözlerle neye değer verdiğinizi ve nasıl bir tutum geliştirmek istediğinizi hatırlamanıza yardımcı olabilir. Buradaki amaç, her şeyin kendiliğinden değişeceğine dair bir söz vermek değil; umutlu, güçlü ve uyumlu yanınızı yeniden düşünmektir.

Metnin temel mesajı, insanın kendi kapasitesini küçümsememesi ve içindeki iyi özellikleri fark etmesidir. Güçlü olmak kadar sevecen, etkili olmak kadar uyumlu olmak da bu bütünün parçalarıdır. Bu ifadeleri aceleyle tekrarlamak yerine, size ne çağrıştırdığını düşünerek okuyabilirsiniz.

Kendine telkin cümleleri

Ben mükemmel, kuvvetli, etkili, sevecen, uyumlu ve mutlu bir bütünüm.

Bu cümle, kendinize yalnızca tek bir özelliğiniz üzerinden bakmamanızı hatırlatır. Kendi güçlü yanlarınızı ve geliştirmek istediğiniz taraflarınızı aynı bütünün içinde değerlendirebilirsiniz. Kendine telkin cümleleri, kişisel bir hatırlatma olarak kullanılabilir; size uygun gelmeyen bir ifadeyi kendi dilinize göre değiştirmek de mümkündür.

Pozitif telkin cümleleri nasıl okunabilir?

Bir pozitif telkin cümlesini okurken, onun sizde uyandırdığı düşünceye dikkat edin. Sözleri günlük hayatınızdan kopuk bir vaat gibi değil, yönünüzü belirleyen kısa bir hatırlatma gibi ele alabilirsiniz. Örneğin, kendinize hangi özelliklerinizi daha sık hatırlatmak istediğinizi düşünün: kuvvet, sevecenlik, uyum ya da mutluluk.

Bu yaklaşım, olumlu telkin sözlerini kişisel ve anlamlı kılar. Herkesin kendine söylemek istediği sözler farklı olabilir. Önemli olan, seçtiğiniz ifadenin size umut vermesi ve olmak istediğiniz kişiyi hatırlatmasıdır.

İyi şeylere açık olmak

Her gün mucizeler beklediğim için iyi şeyler bana gelecek.

Bu söz, geleceğe umutla bakma ve güzel olasılıklara açık kalma düşüncesini taşır. “Mucize” ifadesini, hayatın beklenmedik biçimde sunduğu güzelliklere dair kişisel bir beklenti olarak okuyabilirsiniz. Böylece telkin, kesin sonuç vadeden bir iddia olmaktan çıkar; umudu ve olumlu beklentiyi canlı tutan bir cümleye dönüşür.

İlham veren bir amaç ya da sıra dışı bir fikirle karşılaştığınızda, içinizdeki yetenekleri yeniden düşünmek için kendinize zaman ayırın. Bu metindeki olumlu telkin sözleri de tam olarak bunu hatırlatıyor: Kendinizi daha geniş bir potansiyelin parçası olarak görmeyi, iyi yanlarınızı fark etmeyi ve güzel ihtimallere kapınızı açık tutmayı.