Images

Bayram Mesajları

Ramazan Bayramı yaklaşırken, bu kez sitemde bayramda sevdiklerinize gönderebileceğiniz mesajlardan bir demet sunmak istedim. Mesaj aramak, elbette konuşmanın ve gönülden hâl hatır sormanın yerini tutmaz. Yine de sevdiklerinize göndereceğiniz içten bir sözün yüzlerinde gülümseme oluşturmasını dilerim.

Sevdiklerinizle nice huzurlu, mutlu, sağlıklı ve esenlik dolu bayramlara ulaşmanız dileğiyle… Aşağıdaki bayram mesajları arasından dilediğinizi seçip sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz.

Ramazan Bayramınız mübarek olsun mesajları

Bir avuç dua, bir kucak sevgi… Sıcak bir mesaj kapatır mesafeleri, birleştirir gönülleri. Bir gülümseme, küçücük bir hediye daha da yaklaştırır bizi birbirimize. Kalbiniz nur, eviniz huzur dolsun. Ramazan Bayramınız kutlu olsun!

Kâinatın yaratıcısı ve âlemlerin Rabbi yüce Allah’a sonsuz şükürler olsun! Ramazan Bayramı bereketiyle, bolluğuyla gelsin; tüm insanlık için hayırlara vesile olsun.

Küskünlerin barıştığı, sevenlerin bir araya geldiği; rahmet ve şefkatle dolu günlerin en değerlilerinden olan Ramazan Bayramınız kutlu olsun.

Tüm yürekler sevinç dolsun, umutlar gerçek olsun, acılar unutulsun. Dualarınız kabul, bayramınız mübarek olsun.

Ramazan Bayramınız kutlu, yüreğiniz umutlu, umutlarınız atlı, sevdanız kanatlı, mutluluğunuz katlı, sofranız tatlı, mekânınız tahtlı, ömrünüz bahtlı, yuvanız bereketli olsun…

Bin damla serilsin yüreğine, bin mutluluk dolsun gönlüne. Bütün hayallerin gerçek olsun, duaların kabul olsun bu bayramda… Ramazan Bayramın mübarek olsun!

Benim ömrümde ırmaklar vardır, sularında hayallerimi yüzdürdüğüm. Benim ömrümde sevdiklerim vardır, bayramlar ayrı geçince üzüldüğüm. Bayramınız mübarek olsun!

Hep bir arada, sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle… Ramazan Bayramınız kutlu olsun!

Anlamlı bayram mesajları

Her ilkbaharda gelinciklerin en güzel başlangıçları müjdelemesi gibi, bu bayramın da sana ve ailene mutluluk ve neşe getirmesini diliyorum. İyi bayramlar!

Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği; belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice bayramlara…

Yüreğine damla damla umut, günlerine bin tatlı mutluluk dolsun. Sevdiklerin hep yanında olsun, yüzün ve gülün hiç solmasın. Bayramın kutlu olsun…

Bir bayram gülüşü savur göklere; eski zamanlara gülücükler getirsin. Öyle içten ve samimi olsun ki gözyaşlarını bile tebessüme çevirsin. İyi bayramlar.

Hayırlı bayramlar mesajları

Sema kapılarının açık olduğu bu günde, heybenizde tohum tohum dua menekşeleri saçmanız temennisiyle… Hayırlı bayramlar.

Sevdiklerinizle paylaşacağınız içten bir kutlama, aradaki mesafeleri azaltıp bayram sevincini çoğaltabilir. Dilerim bu mesajlar, gönlünüzden geçen güzel dilekleri sevdiklerinize ulaştırmaya vesile olur.

Images

Kendinize Güvenmenin 14 Yolu

Özgüveninizi yitirdiğinizi düşünüyor ve bunun nedenini sorguluyor olabilirsiniz. Belki de kendinize güveninizi nasıl pekiştireceğinizi merak ediyorsunuz. Aşağıdaki öneriler, kendinizi daha iyi tanımanıza, hedeflerinizi netleştirmenize ve güven duygunuzu adım adım desteklemenize yardımcı olabilir. Kendine güven bir anda oluşmaz; günlük seçimleriniz ve tamamladığınız küçük işler de bu duyguyu besleyebilir.

Kendine güveni artırma yolları

1. Geçmişteki olumsuz deneyimlerin sizi tanımlamasına izin vermeyin

Başarısızlık hissi, kendinize güveninizi etkileyebilir. Geçmişte yaşananları bir anda zihninizden silmek mümkün olmayabilir; ancak o deneyimlerin bugünkü değerinizi belirlemediğini hatırlayabilirsiniz. Yaşadıklarınızdan çıkaracağınız dersi alın ve ardından dikkatinizi şimdi atabileceğiniz adıma çevirin.

2. İç sesinizle kurduğunuz iletişime dikkat edin

Kendinize sürekli “Sen bunu yapamazsın” demek yerine, daha destekleyici bir dil deneyin. “Ben bunu öğrenebilirim” ya da “Ben elimden geleni yapacağım” gibi cümleler, kendinize yaklaşımınızı değiştirebilir. Kendinize nasıl seslendiğinizi fark etmek, özgüven nasıl artırılır sorusuna verilebilecek ilk yanıtlardan biridir.

3. Ertelemeyi azaltın ve küçük işleri tamamlayın

Bir işi yarım bırakmak bazen başarısız olma korkusuyla ilişkili olabilir. Uzun süredir ertelediğiniz işleri not edin ve hemen tamamlayabileceğiniz küçük bir tanesinden başlayın. Saçınızı kestirmeyi erteliyorsanız randevu almak gibi basit bir adım bile size harekete geçme hissi verebilir. Bitirdiğiniz işleri görmek, kendinize güveninizi destekler.

4. Tam olarak ne istediğinizi belirleyin

Ne elde etmek istiyorsunuz? Nerede, ne zaman ve hangi adımlarla ilerlemek istiyorsunuz? Hedefinizi olabildiğince açık biçimde düşünün. İstediğiniz sonuca odaklanmak, dağınık kaygılar yerine ne yapabileceğinizi görmenize yardımcı olabilir.

5. Geçmiş başarılarınızı hatırlayın

Arkadaşlarınızla bir aradayken yalnızca dertlerinizden söz ettiğinizi fark edebilirsiniz. Geçmişte başardığınız şeyleri de ara sıra anlatın. O sonuca nasıl ulaştığınızı hatırlamak, bugün ulaşmak istediğiniz başka hedefler için kullanabileceğiniz yolları görmenizi sağlayabilir.

6. Sorun kadar çözüme de odaklanın

Çevrenizdeki başarılı ve mutlu insanların sorunlara nasıl yaklaştığını gözlemleyin. Kaynak yazının önerdiği yüzde 20 problem, yüzde 80 çözüm yaklaşımını kesin bir kural değil, dikkatinizi çözüm seçeneklerine çevirecek bir hatırlatma olarak düşünebilirsiniz. Bir konuda çıkmaza girdiğinizde benzer bir güçlüğü aşmış birini örnek alın: O, hangi adımları attı?

7. Enerjinizi destekleyin

Enerji yalnızca fiziksel işler için değil, gün içindeki hâliniz ve iletişiminiz için de önemlidir. Size uygun bir egzersiz, kendinizi daha iyi hissetmenize ve güne daha canlı başlamanıza katkı sağlayabilir. Hareketten uzun süre uzak kaldığınızda kendinizi benzinsiz bir araba gibi hissediyorsanız, küçük ve sürdürülebilir bir başlangıç yapın.

8. Hedefinizi bugünkü eylemlerle ilişkilendirin

Bir hedefi olmuş gibi hayal etmek size motivasyon verebilir; asıl önemli olan bu hayali bugünkü davranışlarla desteklemektir. “Zayıflayacağım” demek yerine, hedefinizle uyumlu bir adımı şimdi belirleyin: “Bugün yürüyüş yapıyorum” gibi. Böylece belirsiz bir gelecek düşüncesini uygulanabilir bir plana dönüştürebilirsiniz.

9. Kendinizi iyi hissettiren seçimler yapın

Giysilerde seçtiğiniz renkler tarzınızı ve o günkü ruh hâlinizi yansıtabilir. Canlı renkler neşe, koyu renkler ise ciddiyet hissi verebilir; size yakışan ve içinde rahat ettiğiniz seçenekleri tercih edin. Elbette seçimlerinizi ortama göre yapın. Dış görünüşünüzün yanında, kendinizi iyi hissetmeniz ve bakışlarınızdaki canlılık da önemlidir.

10. Gerektiğinde “hayır” deyin

İstemediğiniz bir şeyi kabul etmek zorunda değilsiniz. Hoşlanmadığınız bir mekâna gitmek istemiyorsanız bunu nazikçe söyleyebilir, birlikte keyif alacağınız başka bir seçenek önerebilirsiniz. Sizi sürekli üzen ya da olumsuz etkileyen ilişkileri de gözden geçirin. Sınır koymak, kendinize verdiğiniz değeri hatırlamanıza yardımcı olur.

11. Geleceğinizi planlayın

İstediğiniz hedefi belirsiz bırakmak yerine, ona nasıl yaklaşacağınızı düşünün. Örneğin iş yerinizde şef olmak istiyorsanız, o görevi hayal etmenin yanı sıra gereken somut adımları da belirleyin. Dil öğrenmeniz gerekiyorsa bir kurs araştırmak ya da çalışma planı yapmak, hayalinizi uygulanabilir hâle getirir. Planınız netleştikçe tutumlarınız da değişebilir.

12. Hedefin önündeki nedenleri araştırın

Geleceği planlamak, hedefinizin önündeki engelleri fark etmenizi sağlayabilir. Örneğin kilo vermek istiyorsanız, kilo almanıza yol açan alışkanlıkları ve koşulları düşünün. Kendinizi suçlamak yerine, değiştirebileceğiniz etkenleri belirleyin ve bunlar için gerçekçi adımlar planlayın.

13. Kullandığınız kelimeleri gözden geçirin

Kendinize kurduğunuz cümleler baskı yaratıyorsa, daha yapıcı ifadeler deneyin. Örneğin “Asla televizyon izlemiyorum” demek yerine, “Bu akşam televizyon yerine başka bir şey yapacağım” diyebilirsiniz. Olumsuz düşünceleri yok saymak zorunda değilsiniz; onları fark edip dikkatinizi seçebileceğiniz davranışa yöneltin.

14. Hayatınızda eksik hissettiğiniz alanlara yönelin

Yaşamınızda neyin eksik olduğunu düşünün ve bu alana sağlıklı, gerçekçi adımlarla yaklaşın. Sevgi ve yakınlık arıyorsanız, bu ihtiyacı aceleyle başka şeylerle kapatmak yerine nasıl bir ilişki istediğinizi değerlendirin. Başarıya ve olumlu değişime yönelirken kendi ihtiyaçlarınızı da göz önünde bulundurun.

Kendinize güvenmeyi hatırlayın

Kendinize güveninizi kaybettiğinizde hayatı ıskalamaya başladığınızı hissedebilirsiniz. Ne olursa olsun kendinizi sevmeye ve kendinize güvenmeye çalışın. Kendinize gösterdiğiniz saygı, başkalarıyla kurduğunuz ilişkileri de etkiler. Bu öneriler, kendine güven nasıl kazanılır diye düşünenler için küçük başlangıçlar sunar; hepsini bir günde yapmak zorunda değilsiniz.
Şartlar ne olursa olsun gülümsemeyi bırakmayın.
Lütfen gülümseyin. Hayatın amacı deneyimlemek ve keyif almaktır.
Images

Sorunlarınızı Sorularınızla Çözün

ÇÖZÜM DENKLEMİ
SORU(N)=SORU 
 Yukarıdaki deklemle birçok sorununuzu çöze bileceğinizi söylesem ne dersiniz? Çaresiz değilsiniz.çare SİZsiniz. Sorunlar içerisinde çözümleri de barındırır.Doğru sorularla sağlıklı ,cözümsel bir bakış açısına sahip olabiliriz. Bir sorun karşısında ,her şeyden önce kişisel sorumluluğumuzu farketmeliyiz. "Benim suçum değil" ,"Benim sorunum değil" ,“Benim sorumluluğumda değil.” ,“ Bu hatayı kim yaptı?" "kim suçlu''?... Genellikle hayal kırıklığına uğradığımızda veya bir mücadele içinde olduğumuzda ilk olarak olumsuz ve savunmacı bir tepki veririz.Bu cümleler masum gibi gözükse de, kişisel sorumluluk eksikliğini göstermektedirler. kişisel sorumluluğumuzu reddetmek suçlu aramak şu ana kadar gördüğümüz fikirlerin en verimsizi ve yaygın olanıdır. Ayrıca, yaşamda karşılaştığımız birçok problemin de kaynağıdırlar.suçlu aramaktan vazgeçip kişisel sorumluluklarımızı uygulamaya başlarsak potansiyelimize ulaşma şansımızı arttırırız.Sizinle başarı arasında sizin kontrolünüzde olmadan duran kişi veya durum nedir? Düşüncelerimizi tersine çevirip kendimize sorumlu sorular sormak, kendimizi ve kurumlarımızı geliştirmek için en güçlü ve etkili yollardan biridir. “Fark yaratmak için ne yapabilirim?"  ,“Ne yapmalıyım?” ,“Nasıl yapmalıyım?”... daha iyilerini yapabilme özgürlüğü iyi bir başlangıçtır. Bazen  hiçbir seçeneğimiz olmadığını düşünürüz,  Fakat her zaman bir seçeneğimiz vardır.  “seçmeme kararı” bile bir seçenektir. Bunun farkında olmak ve seçimlerimizin sorumluluğunu almak, hayatımızda olmasını istediğimiz büyük olayların gerçekleşmesi için önemli bir adımdır.""Biz sadece kendimizi değiştirebiliriz." Karşımızdakini değiştirmek güçtür ve gerçekçi değildir. Bu nedenle kendimize "Diğerleri benim dediğimi ne zaman yapacaklar?" yerine "Ben kendi isteklerimi ne zaman gerçekleştireceğim?" sorusunu soralım.Düşüncelerini disiplin altına al. Daha iyi sorular sorarak ne yapacağına karar ver harekete geç. Bu kişisel sorumluluğun gerçek uygulanışıdır.Sorularımızın kalitesi cevaplarımızın kalitesini belirler.Soruya "Ne" ve "Nasıl" ile başlayalım.
"Neden", "Ne zaman" veya "Kim" bizi çoğu zaman çıkmaza sürükler.Sorumuz "Ben" sözcüğünü içersin.  "Onlar", "biz" veya "sen"i değil. Eyleme odaklanalım."Ne yapabilirim?" işte bu önerge  "Ne" ile başlıyor, içinde "ben" var ve bir harekete odaklanmakta."Neden diğerleri daha çok çalışmıyor?"
"Bu neden benim başıma geliyor?"
"Neden işimi yapmamı bu kadar zorlaştırıyorlar?"
Yüksek sesle söyleyin. Bu sorular sizi nasıl hissettiriyor?
"Neden ben?" tipinde sorular "Ben çevrenin ve etrafımdaki insanların bir kurbanıyım" demektedir. Verimli bir düşünce olmamasına karşılık sürekli bu soruyu sorarız.
Bu sorular yerine şunları sorsaydık neler olabileceği hakkında düşünün:
"Bugün işimi daha iyi nasıl yapabilirim?"
"Durumun daha iyiye gitmesi için ben ne yapabilirim?"
"Diğerlerine nasıl destek olabilirim?"Sürekli yeni kaynaklar edinmekten öte, elinizdeki kaynakları değerlendirmek için çözüm yolları arayın. Kendinize yönelttiğiniz soru “Ne zaman yeni bir şeyler duyacağız?” değil “Daha önce duyduklarımı nasıl uygularım?" olmalıdır.Neye sahip olmadığımızı düşünmek zaman ve enerji kaybıdır. Fark yaratmak istiyorsak, enerjimizi çerçevenin içindekilere odaklayalım: "Elimdeki kaynaklarla nasıl başarabilirim?"
Ne yapabileceğini, başarabileceğini ya da yaratabileceğini sorarsan, yeni şeyler üretebilirsin. Bu kadar basit. Ancak harekete geçerek bir şeyi başarabilirsin.
Yanlış ve Doğru Sorular
 Hepimiz hayatta birçok rol oynarız ve bu rollerin her birinin kendine özgü zorlukları ve sinir bozucu özellikleri vardır.Rolümüz ne olursa olsun, birileri bizi izleyip davranışlarımızı taklit etmeye çalışır. Model olmak en güçlü öğretmenliktir. Bu nedenle davranışlarında sahip olduğun rollerin sorumluluğunu da hesaba katmalısın.
Aşağıda belli rollere göre, doğru ve yanlış soru örnekleri karşılaştırılmıştır.
Y:
"Ne zaman çocuğum beni dinlemeye başlayacak?"
"Neden kızım o çocuklarla takılıyor?"
"Ne zaman oğlum bana açılacak?"
D:
"Onu daha iyi nasıl tanıyabilirim?"
"Ebeveynlik becerilerimi nasıl geliştirebilirim?"
"Bu zor yıllan aşmasında ona nasıl yardımcı olabilirim?"
Y:
"Neden arkadaşlarımı sevmiyorlar?"
"Ne zaman anne babam beni anlayacak?"
D:
"Daha iyi iletişim kurmak için ne yapabilirini?''
''Anne baba olarak nasıl düşünüyorlardır?''
Y:
"Neden o eski hikâyeyi tekrarlamaktan vazgeçmiyor?"
"Beni ne zaman takdir edecek?"
"Neden her şeyi ben yapmak zorundayım?"
D:
"Bugün kendimi nasıl geliştirebilirim?"
"Ona yardımcı olmak için ne yapabilirim?"
"Nasıl sınırlarımı daha iyi tespit edip "hayır" diyebilirim?"

                                                                             II
SORULARLA DÜŞÜNME
Sorulara hayatımızdaki düşündürücü öğretici kısıtlayıcı,yargılayıcı taraflarındanda bakıp ele almalıyız.....Sorular bizim problemimizi çözmekle birlikte düşüncemizde de farklı, öğretici açılımlar yaratır.Çoğu zaman sorduğumuz soruların güç bela bilincindeyiz. Oysa sorular yaşamamızın hemen her anında düşünce sürecimizin parçasıdır.Sorular sonuçlara götürür. Sorular davranışlarımızı ve olası sonuçları programlar.Soruların bir kısmı öğretici bir kısmı yargılayıcıdır. Çoğu zaman öğretici ve yargılayıcı yollar arasında ileri geri gidip geliyoruz. Yaptığımız seçimin bizim kontrolümüzde olduğunun güç bela farkına varsak da her an bir seçeneğimiz var. Gerçek seçim kendi düşüncemizi gözlemleyebildiğimizde başlar. Kendi düşüncemizi yönetemezsek başka bir şeyi yönetemeyiz.Başımıza gelecekleri her zaman seçemesek de, başımıza gelenlerle ne yapacağımızı seçebiliriz.Olumsuz içsel sorular, farkında olmadan bizi olumsuz etkilemekte.
İyi ya da kötü, yanlış ya da doğru yoktur. Yanlıca olanlar vardır. Ve olanlarla ne yaptığın. Seçeneğin devreye girdiği nokta burası. Sorularla düşünmenin özü budur. Soruları değiştir, düşüncen değişsin.Gergin, üzgün, engellenmiş hissediyorsan ve kendine yargılayıcı konumda mıyım diye sorduğunda cevap evetse, “Olmak istediğim yer burası mı?”diye sor. “Başka ne şekilde düşünebilirim?”, “Neye ihtiyacım var?” gibi öğretici sorular size daha yararlı olabilir.
Bir tartışma sırasında iki kişi de yargılayıcı olduğunda, ilk uyanan avantajlıdır. Bu kişinin öğreticiye geçmesiyle, kişi sürücü koltuğuna oturup durumu her ikisi için de tersine çevirebilir.
Kendi kendimize sorduğumuz bilinçli ya da bilinçsiz sorular, en kötü düşmanımız veya en büyük yardımcımız olabilir. İki farklı soru grubunun bizi nasıl etkilediğine bakalım. Kasların duruşuna ve nefesin ve bedenin değişik bölgelerinde neler tecrübe ettiğimize dikkat edelim.
Yargılayıcı
*Yanlış nerede?
*Kimi suçlayabilirim?
*Haklı olduğumu nasıl kanıtlayabilirim?
*Kendi sahamı nasıl koruyabilirim?
*Kontrolü nasıl elimde tutabilirim?
*Nasıl olur da kaybedebilirim?
*Nasıl olur da zarar görürüm?
*Bu insan neden bu kadar aptal ve sinir bozucu? 
*Neden canımı sıkıyor?
<="">
Öğrenici sorular
*Ben ne istiyorum?
*Seçeneklerim neler?
*Ne tür varsayımlarda bulunuyorum?
*Sorumluluklarım neler?
*Bu konuda başka nasıl düşünebilirim?
*Diğer insan ne düşünüyor?
*Neyi kaçırıyorum ya da sakınıyorum?
*Bu kişiden ya da durumdan…Bu hatadan ya da başarısızlıktan…Bu başarıdan… ne öğrenebilirim?
*Hangi soruları sormalıyım? (kendime ya da başkalarına)
*En çok anlam ifade eden eylem basamakları hangileri?
*Bunu nasıl bir kazan-kazan ilişkisine dönüştürebilirim?
*Mümkün olan ne?
Hepimiz her iki türlü sorular sorarız. Hangi soruları soracağımızı seçme gücüne sahibiz. Kendi tepkilerini karşındakinin davranışlarından ayırabilirsin. Karşımızdakinin davranışlarına göre tepki verdiğimizde, özgür düşünce ve davranışlarımız olmayabilir. Güç kaybedip, ipleri başkalarının elinde bir kukla gibi olma ihtimalimiz var.
Karşımızdakinin yaptığıyla, onun yaptığına karşılık, yapmayı seçtiğimiz şey arasındaki farkı fark etmeliyiz.
Bir tartışmayı kazanmak mı yoksa güzel bir gece geçirmek mi istiyorum?Sorunları yargılayıcı sorularla  çözmek zordur. Kişiyi felç edebilir. çaresiz ,çözümzüz hissetmesine neden olur.Öğretici sorular zihni açar seçenekler yaratmakta ve durumu iyileştirmekte özgürkılar.
Öğrenici/Yargılayıcı Kafa Yapıları
 Yargılayıcı
 *Yargısaldır(kendine ve başkalarına karşı)
 *Tepkisel ve otomatiktir
 * Her şeyi bilir
* İnatçı ve katıdır
* Ya bu/ya da şu diye düşünür
* Kendi haklılığından emindir
* Meraklıdır 
*Değişiklikten korkar
* Yalnızca kişisel bakış açısına sahiptir
* Varsayımları savunur  
* Olasılıklar sınırlı görülür   
* Temel ruh hali koruyucudur
 Öğrenici
*Kabullenicidir(kendine ve başkalarına karşı)
* Uyumlu ve düşüncelidir
* Bilmemeye değer verir
*Esnek ve intibak eder
 * Her ikisi de/ve diye düşünür
* Değişikliğe değer verir
* Başkalarının bakış açısını değerlendirir 
* Varsayımları sorgular
* Olasılıklar sınırsız görülür
* Temel ruh hali meraklıdır

Hepimiz her iki kafa yapısına ve herhangi bir anda hangisini kullanacağımızı seçme gücüne sahibiz.
Öğrenici/Yargılayıcı İlişki Yapıları
Yargılayıcı        
*Kazan-kaybet ilişkisi
* Başkalarından ayrı hisseder
* Farklılıklardan korkar
* Tartışır  
* Kusur bulur
* Geri besleme ret olarak algılanır  
*Saldırır ya da savunur 
Öğrenici
* Kazan-kazan ilişkisi
* Başkalarıyla arasında bağ hisseder 
* Farklılıklara değer verir
* Konuşur
* Eleştirir
* Geri besleme değerli olarak algılanır 
* Çözer ve yaratır

Hepimiz ilişkilerimizi her iki kafa yapısını da kullanarak kuruyoruz ve herhangi bir anda nasıl ilişki kuracığımızı seçme gücüne sahibiz.Dünya sonsuz olanaklarla dolu olsa da yargılayıcı gözlerle baktığında ya da yargılayıcı kulaklarla duyduğunda kullanımın sınırlı kalır.
Yargılayıcıda olabileceğini sezdiğin anda, dur, derin bir nefes al ve kendine sor: “Yargılayıcı yolunda mıyım?” Cevabın evetse, şunun gibi basit sorular sorarak Değişim Hattına geçebilirsin: “Bu konuda daha başka nasıl düşünebilirim ve nerde olmak isterdim?”
Bu şekilde Öğrenici yolda ilerleyebilirsin.(Farkındalık-Nefes-Merak-Seçim Yöntemi)Öğrenici ve yargılayıcı yolları arasında ikilem yaşadığında F-N-M-S Yöntemi sana yol gösterebilir.
Farkındalık
 Yargılayıcı yolda mıyım?
Nefes
 Geri çekilip, durarak bu duruma daha tarafsız bakmaya ihtiyacım var mı?
Merak
 Bütün gerçekleri biliyor muyum? Burada neler oluyor?
Seçim
 Seçimim ne?
SONUÇ...
Yargılayıcıyı fark et, öğreniciyi uygula. Bu sloganı beynine kazı. Şu şekilde düşün:
Hiçbir zaman saf öğrenici olmayacaksın, ama dikkatini nereye çevireceğin konusunda seçim yapmayı öğrenebilirsin.
Ne zaman dikkatini yargılayıcıya verecek olsan, başka şeylere enerjin kalmaz. Bu durumun, etrafındaki insanları nasıl etkileyeceğini gözünde canlandırabilirsin.
 ***İyi sonuçlar, iyi sorularla başlar.***

DEĞİŞİM İÇİN 12 TEMEL SORU:
1.  Ben ne istiyorum?
2.  Seçeneklerim neler?
3.  Ne tür varsayımlarda bulunuyorum?
4.  Sorumluluklarım neler?
5.  Bu konuda başka nasıl düşünebilirim?
6.  Diğer insan ne düşünüyor?
7.  Neyi kaçırıyorum ya da sakınıyorum.
8.  Bu kişiden ya da durumdan…
     Bu hatadan ya da başarısızlıktan…
     Bu başarıdan…
     ne öğrenebilirim?
9.  Hangi soruları sormalıyım? (kendime ya da başkalarına)
10. En çok anlam ifade eden eylem basamakları hangileri?
11. Bunu nasıl bir kazan-kazan ilişkisine dönüştürebilirim?
12. Mümkün olan ne?
 Sorularla düşünme sistemini nasıl kullanılacağı bir kere anlaşıldığında bütün parçalar yerine oturur. Bu yeni araçlar ve yöntemler kişiyi daha etkili, üretken ve başarılı kılar. Sonunda, tereddütlerin ötesinde büyük bir sıçrama yapabilirsinHer şeyi sorgulayın. Haklı olduğunu kanıtlamaya çalışman karşındakiler tarafından nasıl karşılanıyor?Kendi düşüncelerinin,duygularının,ve onların neden olduğu davranışlarının  sorumluluğunu üstlenmeye istekli misiniz?
Ne kadar gönülsüz olursa olsun, kendini affetmek hatta kendine kahkahalarla gülmek istiyor musun?
Deneyimlerinin, özellikle en zor olanların taşıdığı değeri araştıracak mısın?
Yaşadıklarından ders çıkartmaya ve buna bağlı değişiklikler yapmaya istekli misin?
Nur Meriç


Kitabımı edinerek kendinize ve bana katkıda 

bulunmak ister misiniz?


Images

Her başarının altında disiplin vardır.

Başarı çoğu zaman büyük ve gösterişli anlarla değil, her gün tekrarlanan küçük seçimlerle kurulur. Yazı masasının başına geçmek, dikkati dağıtan şeyleri geride bırakmak, gerektiğinde yazdığını silip yeniden başlamak… Disiplin, yazarlıkta tam da bu sıradan görünen eylemlerin devamlılığında kendini gösterir.

Can Dündar’ın Milliyet’te aktardığı bu anlatıda Orhan Pamuk’un çalışma düzeni; sabah yürüyüşlerinden kahveye, yazılan cümleleri yeniden okumaktan evin içinde volta atmaya kadar uzanan kişisel alışkanlıklarla şekillenir. Bu küçük törenler, yazıya her gün yeniden yaklaşmanın ve yazarlık disiplini kurmanın yollarıdır.

Images

İletişim Becerileri Nasıl Geliştirilir?

Zaman takıntısı, sürekli hız ve iş peşinde koşmak, insanlara ve değişime yönelik önyargılar, utangaçlık, ego tatmini, yalnızca kendini düşünmek ve kendi kendine yapılan olumsuz konuşmalar… Bunlara seçeneklerin çokluğu, gelecek kaygısı ve geçmişi tekrar tekrar eşelemek de eklenebilir. Geçmiş yaşantıları ya da inançları sürdürmek için gösterdiğimiz yoğun çaba, bugün olup bitene uygun davranmamızı da zorlaştırabilir.

ileti艧im kurma

Bu davranış kalıpları birbirimizle bağ kurmamızı, karşımızdakini anlamamızı ve uyum içinde yaşamamızı güçleştirir. Yerlerine sevgiyle ve nezaketle yeni düşünme ve davranma biçimleri koymak, hem bireysel hem toplumsal ilişkilerimiz için önemlidir. İletişim becerileri yalnızca doğru kelimeleri seçmekten ibaret değildir; dinlemeyi, farklı ihtiyaçları fark etmeyi ve o anın koşullarına göre konuşmayı da kapsar.

Images

Kendini Değiştir, Hedefini 12’den Vur!

Önce biz değişeceğiz. Ancak değişimle birlikte daha geniş bir gelişim hedefliyorsak, yalnızca istemek yetmez. Sağlam, aklı başında bir vizyona ve bu vizyon doğrultusunda harekete geçmemizi sağlayacak enerjiye ihtiyacımız var. Kişisel değişim, önce nereye gitmek istediğimizi görüp sonra o yönde adım atmakla başlar.

Hedefi Vurmak, Hedefe Ulaşmak

Değişimden söz açıldığında “Değişim, değişmeyen tek şeydir” ya da “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” ifadelerini pek çoğumuz hatırlarız. Bu sözler, hayatın sürekli dönüşüm içinde olduğunu anlatır. Peki değişim neden bu kadar önemli? Çünkü değişmezsek, yenilenemez; gelişemez ve ilerleyemeyiz. Bulunduğumuz yerde kalmak, zamanla sahip olduğumuz konumu bile koruyamamamıza yol açabilir.

Images

Gülümse, Odaklan, Değiştir

Gülümse, Odaklan, Değiştir: Üç Basit Kelime

G.O.D., Gülümse, Odaklan, Değiştir anlamına gelir. İhtiyacınız olan üç basit kelime bunlar. Hayat aslında bu kadar BASİTtir. Dikkat edin, KOLAY demedim; basit dedim. Bir şeyin basit olması, onu uygulamanın her zaman kolay olacağı anlamına gelmez.

Bazen yapılması gereken ilk şey yalnızca durmak, bir gülücüğe odaklanmak ve ardından değiştirebileceğiniz şeye bakmaktır. Gülümse, odaklan, değiştir yaklaşımının temelinde de bu farkındalık vardır.

Images

Hayatınızı Keyiflendirecek Öğütler

Hayatı keyiflendirmek her zaman büyük değişiklikler gerektirmez. Bazen randevuyu önceden ayarlamak, bazen de yağmurda yürümek gibi küçük bir tercih günün akışını değiştirebilir. Bu hayat tavsiyeleri, gündelik yükleri hafifletirken size iyi gelen şeylere de yer açmayı hatırlatıyor. Hepsini bir anda uygulamak zorunda değilsiniz; içinize sinen bir öğütle başlayın.

Günlük hayatı kolaylaştıran öneriler

Önceden düşünmek ve işleri sıraya koymak, son dakikada yaşanan telaşı azaltır. Büyük işleri küçük adımlara bölmek de başlamayı kolaylaştırır. Bu yaşam önerileri, zamanınızı ve dikkatinizi daha bilinçli kullanmanıza yardımcı olabilir:

Images

Mutsuzluklar EGO yoluyla gelir...

 Bir Zen üstadı sokak boyunca yürürken bir adam koşarak gelmiş ve sert bir şekilde ona vurmuş. Üstat yere düşmüş. Ayağa kalkmış ve önceden yürüdüğü yönde, geriye bile dönüp bakmadan tekrar yürümeye başlamış. Yanında bir öğrencisi varmış. Şoka uğramış. "Bu adam da kim? Bu nedir? Böyle birileri yaşıyorken, herhangi birisi gelip sizi öldürebilir. Ve siz adamın kim olduğunu, bunu neden yaptığını merak edip dönüp bakmadınız bile" demiş. Üstat da, "Bu onun sorunu, benim değil" demiş.

Images

Mutluluğun Reçetesi Var mı? 13 Maddede Mutluluk

Mutluluğun reçetesi var mı? Ya da biri bana mutluluğun reçetesini yazabilir mi? Bu soruların herkese uyan tek bir yanıtı olmayabilir. Yine de Ernie E. Zelinski’nin, bilge kişilerin çağlar boyunca söylediklerinden yararlanarak oluşturduğu mutluluk reçetesi, üzerinde düşünmeye değer bir liste sunuyor.

Kanımca bugüne kadar yazılmış en iyi reçetelerden biri bu. Bir kenara not edin, saklayın; mümkünse eşe, dosta, sevgiliye ve arkadaşa e-posta ya da telefon mesajıyla yollayın. Ama en önemlisi, yalnızca okumakla kalmayıp hayatınızda uygulamaya çalışın.

İşte mutluluk reçetesi: 13 temel unsur

Bu reçetedeki maddeler, mutluluğun tek bir şeyden ibaret olmadığını hatırlatıyor. Amaç, geçim, sağlık, ilişkiler ve umut; her biri yaşamın başka bir yönüne dokunuyor.

  1. Doyum sağlayacak kadar bir amaç
  2. Geçinebilecek kadar bir iş
  3. Temel ihtiyaçlara yetecek kadar zenginlik
  4. İş ve eğlenceyi dengeleyecek kadar sağlıklı bir akıl
  5. Birçok insanı beğenecek, bunlardan birazını da sevecek kadar şefkat
  6. Kendini sevecek kadar özsaygı
  7. Muhtaç olanlara verecek kadar iyilik duygusu
  8. Zorluklarla yüz yüze gelecek kadar cesaret
  9. Sorunları çözecek kadar yaratıcılık
  10. Her an gülecek kadar mizah duygusu
  11. İyi bir yarını bekleyecek kadar umut
  12. Hayatı bütün değerleri ile yaşayacak kadar bir sağlık
  13. Sahip oldukların için şükran duygusu

Mutlu olmak için gerekenler üzerine

Listenin ilk maddeleri, hayatımıza yön verecek bir amaçla geçimimizi sağlayan işi yan yana koyuyor. Amaç, insana uğruna emek vereceği bir yön sunarken iş, gündelik ihtiyaçlarımızı karşılamaya yardımcı olur. Temel ihtiyaçlara yetecek kadar zenginlik ifadesi de mutluluğu sınırsız bir birikime bağlamıyor; yeterli olanı fark etmenin önemini düşündürüyor.

İş ve eğlence arasında denge kurmak, reçetenin bir başka önemli parçası. Hayat yalnızca sorumluluklardan ibaret olmadığı gibi, keyifli anları da yaşamın geri kalanından ayrı düşünmek gerekmiyor. Sağlıklı bir akıl ve beden, hayatı değerleriyle yaşayabilmenin temel dayanakları arasında sayılıyor.

Şefkat, özsaygı ve iyilik duygusu ise mutluluğun hem başkalarıyla hem de kendimizle kurduğumuz ilişkilerde yer bulduğunu hatırlatıyor. Birçok insanı beğenebilmek, bazılarını sevebilmek ve ihtiyaç duyanlara verebilmek; insanın çevresiyle bağını güçlendiren değerlerdir. Kendini sevecek kadar özsaygı da bu listenin unutulmaması gereken maddelerinden biri.

Cesaret ve yaratıcılık, zorluklar ile sorunlar karşısında işe yarayan iki önemli güç olarak sıralanıyor. Her şeyin kolay olmasını beklemek yerine güçlüklerle yüzleşmek ve çözüm aramak gerekir. Mizah duygusu da bu yolculukta insana hafiflik kazandırır; her an gülebilmek, yaşamın içindeki neşeyi fark etmeye yardımcı olur. İyi bir yarını bekleyecek kadar umut ise geleceğe dair beklentimizi canlı tutar.

Mutluluk için şükretmenin önemi

Reçetenizdeki 13 ilaçtan hangisini beğendiniz bilmiyorum ama benim favorim sonuncusu: Sahip olduklarınızın değerini bilin! “Sahip olduğunuz şeylere şükran duymak.” Bu, her insanın kendi içinde bulabileceği çok eski ve güçlü bir ilaç.

Sahip olduğunuz her şeyi kaybettiğinizi, sonra da yeniden bulduğunuzu düşünün. Nasıl da mutlu olurdunuz. Sağlığınızın, eşinizin, çocuklarınızın, arkadaşlarınızın ve dostlarınızın değerini bilmek, şükran duygusunun gündelik hayattaki karşılığını gösterir. Mutluluk için şükretmenin önemi de biraz burada saklı: Elimizdekileri sıradan saymak yerine onların kıymetini hatırlamakta.

Mutluluğun peşine düşmek yerine, biraz da onun sizi bulmasını beklemek… Kısacası bulduğunuz ve olduğunuzla yetinmek, bu ilacın en önemli faydalarındandır. “Mutluluğun reçetesi nedir?” diye soruyorsanız, belki de yanıt bu 13 maddede; özellikle de sahip olduklarınıza duyduğunuz şükranda gizlidir.

Mark Twain yazmış: “Palamarı fırlatıp at. Güvenli limanlardan uzaklaş. Bırak alize yelkenleri şişirsin. Araştır, düşle ve keşfet.”

Images

Sevgi Özgürlüktür

Asla yanlış bir şeyi sevme çünkü o, seni dönüştürecektir. Hiçbir şey sevgi kadar dönüştürücü değildir. Seni yükseltecek, yüksek seviyelere çıkaracak şeyi sev. Kendinin ötesindeki bir şeyi sev. Dinin tüm gayreti budur: Sana Tanrı gibi bir sevgi objesi verir, böylece düşmene olanak kalmaz. Kişi yükselmelidir. Bir tür 'ben,' 'ben-o' olarak var olur.
   Diğer tür 'ben,' 'ben-sen' olarak var olur. Bir kişiyi sevdiğinde diğer tür bir 'ben' sende ortaya çıkar: 'ben-sen.' Birisini seversin, o kişi olursun. İyi ama ya öz sevgi? 'O' yoktur ve 'sen' yoktur. 'Ben' kaybolur. Çünkü 'ben' sadece iki bağlamda var olabilir: 'o' ve 'sen.' 'Ben' figürdür, 'o' ve 'sen' alan olarak iş görür. Alan kaybolduğunda 'ben' kaybolur. 'Sen' tek başına kaldığında, sen varsın ama bir 'ben'in yoktur, herhangi bir 'ben' hissetmezsin. Sen basitçe derin bir /oluşsun./ Normalde biz "ben varım" deriz. Bu haldeyken, kendini derinlemesine seviyorken 'ben' kaybolur. Sadece 'varım' kalır. Saf varoluş, saf varlık kalır. O seni muazzam bir saadetle dolduracaktır. O seni bir kutlamaya, bir sevince dönüştürecektir. Onlar arasında ayrım yapmak sorun olmayacaktır. Eğer sen giderek daha çok mutsuz oluyorsan, o zaman sen bir kendini beğenmişlik yoluna kapılmışsındır. Eğer sen giderek daha çok sakin, sessiz, mutlu, bir arada olursan, o zaman sen başka bir yolculuğa çıkmışsındır: öz sevgi yolculuğuna.
   Eğer sen ego yolculuğundaysan başkalarına karşı tahripkâr hale geleceksin çünkü ego 'sen'i yok etmeye çalışır. Eğer öz sevgiye doğru yol alırsan ego kaybolacaktır. Ve ego kaybolduğunda diğerine kendisi olması için izin verirsin; bütünüyle özgürlük tanırsın. Eğer herhangi bir egon yoksa, sevdiğin diğer kişiye bir hapishane yaratamazsın, bir kafes yaratamazsın. Diğerine yüksek cennetlerde bir kartal olması için izin verirsin. Diğerine kendisi olması için izin veriyorsun; bütünüyle özgürlük tanırsın. Sevgi tam özgürlük verir, sevgi özgürlüktür. Senin için özgürlük, sevginin nesnesi için özgürlük. Ego esarettir. Senin için esaret ve kurbanın için esaret.

OSHO
Images

Kaderini Sev: Belki Seninki En İyisidir

Kaderini sevmek: Taşçının hikâyesi

Deniz kıyısında ihtiyar bir taşçı kayayı yontmaktadır. Güneş onu yakıp kavurur. O da Tanrı’ya yakarır: “Keşke güneş olsaydım.”

“Ol,” der Tanrı. Taşçı güneş oluverir.

Fakat bulutlar gelir, güneşi örter; hükmü kalmaz. Bulut olmak ister. “Ol,” der Tanrı. Bulut olur. Rüzgâr alır götürür bulutu; bulut, rüzgârın oyuncağı olur. Bu kez rüzgâr olmak ister. Ona da “Ol,” der Tanrı.

Rüzgâr her yere egemen olur; fırtına, kasırga olur. Her şey karşısında eğilir. Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.

Oradan eser, buradan eser; kaya “bana mısın” demez! Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir. Artık dünyaya karşı dimdik ve güçlü durmaktadır. Sırtında bir acıyla uyanır…

Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır…

Hikâyenin döngüsü bize ne anlatıyor?

Taşçının hikâyesi, her seferinde başka bir güce dönüşmek isteyen birinin yolculuğunu anlatır. Güneş olur, ama bulutların önüne geçemez. Bulut olur, ama rüzgâr onu sürükler. Rüzgâr olur, ama kaya karşısında durur. Sonunda kaya olmayı seçtiğinde bile, sırtında hissettiği acı onu başlangıçtaki taşçıya geri götürür.

Bu dönüşümlerin her birinde taşçı, bulunduğu hâlin eksik ya da güçsüz tarafına bakıp başka bir biçimde daha iyi olacağını düşünür. Oysa yeni hâli, onu bütün sınırlardan kurtarmaz; yalnızca karşısına başka bir sınır çıkarır. Hikâyenin çarpıcı tarafı da burada: En güçlü görünen kaya bile taşçının elinde yontulabilir. Her yeni biçim, bir öncekinden kesin olarak üstün değildir.

Kaderi kabullenmek, kendinden vazgeçmek değildir

“Kaderini sev, belki seninki en iyisidir” sözü, yaşanan her zorluğun iyi olduğunu söylemek ya da hiçbir şeyi değiştirmeden beklemek anlamına gelmek zorunda değil. Hikâyenin içinden bakınca, taşçının sürekli başka bir şeye dönüşme isteği ile kendi bulunduğu yeri görmesi arasındaki fark belirginleşiyor. Kaderi kabullenmek, insanın karşılaştığı her durumu onaylaması değil; kendi hayatını yalnızca başka bir hayatla kıyaslayarak değerlendirmekten vazgeçebilmesidir.

Bir şeyleri değiştirmek istemek doğaldır. Fakat değişme arzusu, “Ben ancak başkası olursam değerli ya da güçlü olurum” düşüncesine dönüştüğünde, insan bugünkü hâlini görmezden gelebilir. Taşçı da güneşin, bulutun, rüzgârın ve kayanın gücünü ister; ama her yeni biçimde başka bir engelle karşılaşır. Hikâye, sahip olmadığımızı sandığımız özelliklere özenirken kendi konumumuzu ve imkânlarımızı unutabileceğimizi düşündürür.

Kaderini sevmek ve kabullenmek üzerine

Kaderini sevmek ve kabullenmek, her şeyi olduğu gibi bırakmak değil; nerede bulunduğunu dürüstçe görebilmektir. Bu bakış, “Başka biri olsaydım her şey daha iyi olurdu” düşüncesini fark etmeye ve bugünkü hayatına yalnızca eksikleri üzerinden bakmamaya alan açar. İnsan kendi durumunu gördüğünde, değiştirebileceği şeylerle değiştiremeyeceği şeyleri birbirine karıştırmadan değerlendirebilir.

Bu hikâyeyi okurken kendimize şu soruyu sorabiliriz: Şu an hangi özelliğimizi, koşulumuzu ya da hayatımızın hangi parçasını yetersiz görüp başka birinin yerinde olmayı diliyoruz? Bu soru, kendimizi suçlamak için değil; sürekli başka bir biçime dönüşme isteğinin ardındaki karşılaştırmayı fark etmek için sorulabilir. Taşçının her dileği ona yeni bir şekil verir, fakat hikâyenin sonunda yine başladığı yerde, kayayı yontarken buluruz onu.

Metnin sonunda yer alan “Nietzsche” imzası, bu anlatının yazıdaki atfını korur. “Nietzsche kaderini sev sözü” diye arayanların karşılaştığı temel düşünce de burada, taşçının bitmeyen dönüşüm isteğiyle görünür olur: Belki de mesele, her zaman başka biri olmayı istemek değil; kendi hayatına daha dikkatli bakabilmektir. Kaderini sev belki seninki en iyisidir.

Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Images

Her Şey Mümkün (The Meta Secret)

Her şey mümkün: The Secret mucizesi devam ediyor! The Secret’ta saklı kalanların anahtarını The Meta Secret’ta bulabilirsiniz. The Meta Secret kitabı, yalnızca çekim yasasını değil, onun da içinde yer aldığı evrensel yasalar fikrini ele alan bir kişisel gelişim kitabı olarak tanıtılıyor.

Kitabın temel vaadi, hayal ettiğiniz zenginlik, aşk ve mutluluğa ulaşma yolunda farklı düşünme ve davranma biçimlerine kapı aralamak. Metinde, dünya çapında tanınan uzmanların öğretilerine ve gerçek olaylara dayandığı belirtilen bir bilgelik anlatısına yer veriliyor. Meta Sır öğretmenleri, evrenin gizemli işleyişini tartışmaya davet ediyor; kitap da bu eski sırları keşfetmek için bir armağan ve anahtar olarak sunuluyor.

Images

Affetmek ne demektir?

Images

Çekim Yasasıyla Bolluk ve Bereket İçin İnanç Değiştirme Teknikleri

Çekim yasası yaklaşımında bolluk ve bereket üzerine çalışırken, yalnızca ne istediğimize değil, para ve refahla ilgili hangi inançları taşıdığımıza da bakarız. “Para zor kazanılır”, “Daha fazlasını hak etmiyorum” ya da “Gelecekten korkuyorum” gibi düşünceler, hedeflerimizi nasıl gördüğümüzü etkileyebilir. Bu nedenle önce fark etmek, sonra da seçtiğimiz yeni düşünceyi düzenli biçimde hatırlamak önemlidir. Aşağıdaki çalışmalar, yazıda anlatılan inanç değiştirme ve istekleri gerçekleştirme tekniklerini bir araya getiriyor. Bunları kesin sonuç vaatleri olarak değil, kendi düşüncelerinizi gözden geçirmek için uygulamalar olarak değerlendirin.

Ayna görüntüsü tekniğiyle olumlama

Bilinçaltının, bilincimizin o sırada odaklanmadığı ayrıntılara yöneldiği fikri bu tekniğin çıkış noktasıdır. Bir partiye gittiğinizde bilinciniz insanlara, tanıdıklara ve konuşmalara odaklanırken; renkleri, kokuları, sesleri, halıyı ya da duvardaki resimleri de fark etmeden kaydedebilirsiniz. Tersine, dikkatinizi bu ayrıntılara verdiğinizde çevrenizdeki kişiler ve konuşmalar arka planda kalabilir. Bu yaklaşımda, dikkatin yönünü değiştirerek olumlu bir inancı hatırlatmanın mümkün olduğu düşünülür.

Uygulamak için önce seçtiğiniz olumlamayı bir kâğıda yazın. Örneğin: “Ben kolay bir şekilde para kazanıyorum ve refah içinde yaşıyorum.” Kâğıdı aynaya doğru tutup yazıyı aynadaki görüntüsünden okuyun. Ardından bu görüntüdeki yazıyı beyaz bir kâğıda tersten, yani aynadaki hâliyle aktarın. Bu çalışmayı para kazanma olumlamaları için de kullanabilirsiniz; önemli olan, cümlenin sizin için anlamlı ve anlaşılır olmasıdır.

Hazırladığınız yazıdan birkaç kopya çıkarıp evde görebileceğiniz yerlere asabilirsiniz: sabah uyandığınızda ilk baktığınız yere, banyodaki aynanın üzerine veya yemek masasında oturduğunuz yerden görebileceğiniz bir noktaya. Tekniğin anlatımındaki düşünce, normal yazıdan farklı görünen bu ifadenin dikkatinizi çekmesidir. Bu yöntemi denerken, etkisine ilişkin kesin bir sonuç beklemek yerine size nasıl hissettirdiğini gözlemleyin.

Yazarın püf noktası: Olumlamaları cenin pozisyonunda, anne karnındaki gibi kıvrılarak ve avuçlarınızı kapalı tutarak yapmanın bilinçaltı için daha kabul edilebilir olduğu ileri sürülüyor. Bu, yazıdaki yaklaşımın bir önerisidir; size rahat gelmiyorsa pozisyonu zorlamadan, kendinizi rahat hissettiğiniz şekilde çalışabilirsiniz.

Bilinçaltı inanç değiştirme çalışmaları

Değiştirmek istediğiniz inancı belirlemek, çalışmanın ilk adımıdır. Olumsuz cümleyi fark ettiğinizde yerine koymak istediğiniz, sizin için inandırıcı ve destekleyici bir ifade seçin. Aşağıdaki örnekler, parayla ve kendinize verdiğiniz değerle ilgili düşünceleri yeniden ele almanız için bir rehberdir. Bir cümle size uzak geliyorsa onu kendi dilinize uyarlayabilirsiniz.

Değer ve yeterlilik:
Olumsuz inanç: Ben değersizim.
Olumlu inanç: Ben çok değerliyim.
Olumsuz inanç: Para kazanmak konusunda başarısızım veya yetersizim.
Olumlu inanç: Para kazanma konusunda başarılı ve yeterliyim.

Güven, hak etme ve para:
Olumsuz inanç: Gelecekten korkuyorum.
Olumlu inanç: Hayatın bana güzel şeyler getirmesine açığım.
Olumsuz inanç: İyi ve güzel şeyleri hak etmiyorum.
Olumlu inanç: İyi ve güzel şeyleri hak ediyorum.
Olumsuz inanç: Suçluluk duygularım var.
Olumlu inanç: Kendimi affetmeye ve huzurlu hissetmeye izin veriyorum.
Olumsuz inanç: Parayla ilgili her zaman sorun yaşarım.
Olumlu inanç: Para konusunda daha destekleyici seçimler yapabilirim.
Olumsuz inanç: Para zor kazanılır.
Olumlu inanç: Para kazanmanın farklı yollarını görebilirim.
Olumsuz inanç: Ben parayı sevmiyorum.
Olumlu inanç: Parayı seviyor ve iyi şeyler için kullanıyorum.
Olumsuz inanç: Paranın değeri yoktur.
Olumlu inanç: Para değerlidir ve ben de değerliyim.

Bolluk ve ilişkiler:
Olumsuz inanç: Daha fazla para kazanmayı hak etmiyorum.
Olumlu inanç: Daha fazla para kazanmayı hak ediyorum.
Olumsuz inanç: Para benim için pis ve kötü bir şeydir.
Olumlu inanç: Parayı kabul ediyor ve iyi amaçlarla kullanıyorum.
Olumsuz inanç: Para geldiği gibi gider.
Olumlu inanç: Para bana bolca gelir ve paramı doğru kullanırım.
Olumsuz inanç: Çok param olursa eşim beni terk eder.
Olumlu inanç: Eşimle birlikte refah içinde ve mutlu yaşıyoruz.
Olumsuz inanç: Çok param olursa gerçek dostum olmaz.
Olumlu inanç: Refah içinde gerçek dostlarımla hayatın tadını çıkarıyorum.
Olumsuz inanç: Çok fazla paraya haram karışır.
Olumlu inanç: Parayı kolaylıkla ve dürüstçe elde ediyorum.

Bu cümleleri, kendinizde kesin olarak bulunduğuna karar vermeniz gereken işaretler gibi görmeyin. İçlerinden size tanıdık gelenleri seçip üzerinde düşünebilirsiniz. Amaç, para ve refahla ilgili otomatik düşünceleri fark etmek ve onların yerine bilinçli olarak tercih ettiğiniz bir ifadeyi koymaktır.

Olumlu inancı tekrar etme adımları

  • Değiştirmek istediğiniz inancı ve yerine koyacağınız olumlu cümleyi belirleyin.
  • Başınızı çevirmeden, gözlerinizi rahatsız olmayacağınız ölçüde sol üst tarafa yöneltin.
  • Olumlu inancınızı sesli ya da içinizden bir kez söyleyin. Ardından sağ elinizin işaret parmağıyla sol elinize yavaşça vurun. Cümleyi tekrar edip aynı hareketi yineleyin; bu uygulamada 30–40 tekrar öneriliyor.
  • Çalışmayı 21 gün boyunca düzenli sürdürün. Kaynak yöntemde bir gün atlandığında baştan başlanması öneriliyor; bunu yöntemin uygulama kuralı olarak değerlendirin.
  • 21 günün ardından, önerideki gibi olumlamayı günde bir kez tekrarlayabilirsiniz. Birden fazla inanç üzerinde çalışıyorsanız her biri için ayrı bir cümle belirleyin.

İstekleri gerçekleştirme teknikleri: evrene sipariş verme

Bu yöntemde isteğinizi açıkça belirttikten sonra onu sürekli kontrol etmemeniz önerilir. Yazarın lokanta benzetmesiyle: Bir yemek sipariş ettiğinizde, “Siparişim nerede?” diye durmadan aramaz; hazırlanıp geleceğini bilerek beklersiniz. Buradaki temel fikir, ne istediğinizi netleştirdikten sonra kaygıyla tekrar tekrar sorgulamak yerine kendi hayatınıza devam etmektir. Bu yaklaşımda “unutmak”, isteğinizden vazgeçmek değil, onu zihninizde sürekli yoklamamaktır.

  • İstediğiniz şeyi açık ve net biçimde bir kâğıda yazın.
  • Ardından şu cümleyi sesli okuyun: “Sevgili evren, ………’yı sana benimle ilgili herkesin ve bütünün hayrına olacak şekilde sipariş ediyorum. En kısa zamanda bunu bana gönder.” Sonra isteğiniz üzerine sürekli düşünmemeye çalışın.

Makale yazarının notu: “Benim kişisel tercihim gece saati camdan dışarı bakarak siparişi vermektir. Ancak size uygun gelen başka bir şekilde siparişinizi verebilirsiniz.”

Günlük tutarak hedefinizi ayrıntılandırın

Günlük tutma çalışmasında ulaşmak istediğiniz amacı, sanki gerçekleşmiş gibi şimdiki ya da geçmiş zamanda anlatırsınız. Bu istekleri gerçekleştirme teknikleri arasında, hedefinizi ayrıntıları ve duygularıyla birlikte yazıya dökmenin bir yoludur. Örneğin, ev sahibi olmayı istiyorsanız yalnızca “Bir evim olsun” demek yerine, sizin için önemli olan özellikleri tarif edebilirsiniz:

“Sevgili Günlük, bugün çok istediğim evi sonunda buldum. Salonu tam istediğim gibi çok geniş ve güney cepheye bakıyor. Salonun dışında üç tane de odası var; hepsi biçimli ve geniş. Banyosu ve mutfağı da oldukça geniş ve bakımlı. Evin yeri tam istediğim yerde: hem merkezi hem sessiz. Komşularla ilgili ilk izlenimim çok iyi. Evin önündeki ağaçları çok sevdim; kahvaltımı mutfak balkonunda yaparken ağaç manzarasını seyretmek beni çok mutlu edecek. En güzeli ise fiyatı … TL. Emlakçı komisyonda da yardımcı olacağını söyledi. Bugün anlaşmamızı yaptık ve evi artık aldım sayılır. Çok mutluyum, bugün harika bir gün.”

Bu örnekte evin özellikleri kadar, o eve ilişkin duygular da anlatılıyor. Siz de hedefinizi yazarken sizin için önemli ayrıntıları ve nasıl hissetmek istediğinizi ekleyebilirsiniz. Bir konuda bir kez yazmanın yeterli olduğu belirtiliyor; yazdıklarınızı başkalarına okutmayın ve sürekli yeniden okumayın. Bu uygulamalar, çekim yasası yaklaşımında isteklerinizi ve onlarla ilgili inançlarınızı netleştirmek için sunuluyor; sonuçları garanti eden yöntemler olarak değerlendirilmemelidir.

Kaynak: http://www.reikiturk.com/

Halis Şahiner’le Bireysel Danışmanlık

Bireysel danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız