Images

Ait Olmaya Çalışmak

Yaşamımız boyunca kendimizi güvende hissetmek için bir aileye, gruba, yere ya da bir şeye ait olmaya çalışırız. Bir aileye, gruba, partnere veya yere ait hissetmek bize yakınlık ve rahatlık verebilir. Ancak bu ihtiyacı karşılama biçimimizde dengeyi kaybettiğimizde, ait olma isteği zamanla bağımlılığa dönüşebilir.

Ait olma ihtiyacı ne zaman bağımlılığa dönüşür?

Bir yere ait hissetme ihtiyacı, kendimizi bir topluluğun ya da ilişkinin parçası olarak görme arzumuzla ilgilidir. Buradaki önemli soru, bu bağın içinde kendimiz olarak kalıp kalamadığımızdır. Bir gruba veya kişiye yakın olmakla, kabul görmek uğruna kendi isteklerimizi ve sınırlarımızı yok saymak aynı şey değildir.

Images

Sınırlamalarının Ötesine Kolaylıkla Geçmek

Yaşamımızda bir şeyin nasıl olması veya nasıl gerçekleşmesi gerektiğiyle ilgili sabit düşünceler geliştirebiliriz. Ne bekleyeceğimizi bilmek bazı konularda bizi rahatlatır; ancak her zaman tek bir sonuca ya da tek bir yönteme bağlı kalmak, önümüzdeki en büyük engellerden birine dönüşebilir.

Bir planın gerçekleşmesi için kontrolümüz dışında pek çok koşul gerektiğini düşündüğümüzde ya da hedefi gücümüzün üzerinde gördüğümüzde, zihnimiz bunu kolayca “olmaz” veya “olamaz” diye sınıflandırabilir. Böylece olasılıkları araştırmak yerine, neden olmayacağını açıklayan mazeretlere odaklanabiliriz. Farkında olmadan aynı düşünceleri tekrarlayarak sınırlayıcı inançları daha da katılaştırırız.

Sabit düşünceler ve zihinsel engeller