Images

Düşünmenin Neşesi İçin 4 Anahtar

Çoğu insan düşünmeyi, Gary M. Douglas’ın ifadesiyle, zihinsel bir mastürbasyon hâline getirir: Durmadan düşünce üretir, sonra da her şeyi bir sonuca bağlamaya çalışır. Oysa gerçek düşünmenin neşesi, düşüncenin yalnızca geçmişi değerlendirmek ya da bir sonuca ulaşmak için kullanılmadığı yerde ortaya çıkar. Daha büyük olasılıkların ve yaşamınızda şimdiye dek var olandan daha fazlasını yaratabileceğinizin farkına varırsınız. Söylediklerinizin ve düşündüklerinizin yaşamınızda şekillenmeye başladığını görürsünüz.

Düşünmenin neşesi için dört anahtar

Soru, seçim, olasılık ve katkı… Düşünmenin neşesi için dört anahtar bunlardır. Bir durumla ilgili peşinen hüküm vermek yerine soru sormak, önünüzdeki seçimleri görmenizi sağlar. Seçimlerinizi fark ettiğinizde de daha önce aklınıza gelmeyen olasılıklara yer açabilirsiniz. Katkı ise bu olasılıkların yaşamınızda karşılık bulmasına yardımcı olacak şeyi olabilmek ya da alabilmektir. Bu dört anahtar, yaşamda seçim ve olasılıklar üzerine düşünürken sizi tek bir sonuca mahkûm olmaktan çıkarır.

Images

Parayla İlgili Realiteniz Benzersiz mi? - Gary Douglas



  Para insanların sürekli kendi kendilerini çılgına çevirdiklerini gördüğüm o alanlardan biri. İnsanların bunu seçtiklerini görmek gerçekten oldukça komik, çünkü bakın yani bu bir seçimdir. Paraya sahip olmak ya da olmamak bir seçimdir.

Şimdi, bunu söylediğimde belki de benim saçmaladığımı düşünen ilk kişi siz olmayacaksınız. Ama yıllar boyu kendimin parayla ilgili yaşadığı onca dram ve travmadan sonra, paranın çevresinde hangi bakış açısına sahip olduğuma bakmak zorundaydım. Buna dürüstçe bakmaya gönüllü olduğum, para için kendimi yargılamadığım ve bunu değiştirdiğim zaman para hayallerimin çok ötesinde yollardan hayatıma akmaya başladı. Ve harika olan şeyse para durumum şimdi bile değişmeye devam ediyor.

Pek çok insan para kazanmak için formüller olduğunu söyler; doğrusu ben para kazanmak için ‘denenmiş ve gerçek’ bir formül olmadığını gördüm. Kendiniz olmak için denenmiş ve gerçek bir formül var mı? Yoksa siz benzersiz misiniz? Öyleyse ya parayla ilgili gerçeğinizde benzersizse? Sadece ilginç bir bakış açısı.

Images

Suçluluk Duygusundan Kurtulun


 Hepimizin hayatlarımızın bir noktasında derinden hissettiği bir duygu: Suçluluk duygusu. Birşey yapmak istediniz ama bu duygu sizi engelledi, ya da yapmak istemediğiniz birşeyi bu duygu yüzünden yaptınız. Bu söylediklerimiz size uzak değilse, lütfen okumaya devam edin…
Tahmin edebileceğinizden çok daha fazla insan suçluluk duygusu ile hayatlarını sürdürüyor. Esasında bu, öfke, korku ya da hüzün gibi normal bir duygu da sayılmaz. Suçluluk duygusu, öğrenilmiş bir tepkidir. Suçluluk, yaptığımız ya da olduğumuz birşeyle ilgili olarak sahip olduğumuz olumsuz bir duygudur. Bu duygunun kendimizle alakalı olduğunu sanarız ancak temelinde suçluluk duygusu birisini memnun etmemek, birisini hayal kırıklığına uğratmak ya da birisine belli bir şekilde davranmış olmamakla ilişkilidir.
Images

Nasıl Para Olunur Çalışma Kitabı - Garry M.Douglas



     Bu kitap, Access Consciousness®’ın kurucusu Gary M. Douglas’ın kanallık yoluyla elde ettiği bilgileri, sizlere parayla ilgili daha çok netlik ve kolaylık sağlamak için amaçlı sunduğu bir çalışma kitabıdır. 
      Çalışma yapılmış bir workshopun çözümlenmiş halidir.

    Para konusunda yeni bakış açılarına sahip olmak ve DAHA FAZLA paraya sahip olmak için basit adımlar! 
     Ya para sadece dünyayı değiştirmek için bir araç ise? 
     Ya sınırsız miktarda parayı alıp kabul etmeye gönüllü olsaydınız?
      Parayla ilgili bakış açılarınızla yüzleşmeye hazırmısınız?

Images

Yaşamımın nasıl olması hoşuma gider?



Kısa bir süre için yaşamın her alanıyla ilgili algınıza gelenleri yazın... Yazarak çalışmanızı öneririm. Düzenli ve ayrıntılı olması gerekmiyor. Mükemmel anlatımlı olması da(!)... Size bir fikir vermesi yeterli...
Yaşamımın nasıl olması hoşuma gider?
Sorunun algınıza sunduğu enerjideki hafifliği izleyerek ilerleyin. Enerjide ağırlık hissettiğinizde muhtemelen başka insanların bakış açılarına göre bir gelecek yaratmaya çalışıyor olabilirsiniz. Sizin varlığınızla ilgisi olmadığı için, sizin gerçekliğinizde bir katkısı olmadığı için ağırlık oluşmuş olabilir. Dolayısıyla yazmakta olduğunuz cümleler daha sınırlandırılmış, makul bir çerçeveye hapsedilmeye çalışılmış olabilir. 
Herkesin bakış açısına uyan, makul bir gelecek yaratmak mı istiyorsunuz?
Yoksa sonsuz versiyonunuzdan seçimler yapmak mı istersiniz? 
Hangisi daha genişleten? 
Hangisi gerçek?
Images

Değersizlik Duygusunu Aşmak

Değersizlik duygusu, birçok kişiyle üzerinde durup yeniden yapılandırmalar yapmamızı gerektiren bir alan oldu. Ben de bazen kendime soruyorum: “Bu duyguyu yaşıyor muyum? Ne zaman, nasıl?” Açık konuşmak gerekirse, belirgin bir cevap bulamıyorum. İşin tuhaf tarafı, çoğu zaman çok özel biri olduğumu bile düşünmüşümdür 🙂

Çünkü gerçekte her birimiz eşsiz, güzel ve özel varlıklarız. Her birimizin yaşama sunduğu hediye, bir diğerininkinden bambaşka. Kendini değersiz hissetmek, bu niteliği göremediğimizde ve kendimizi başkalarının ölçüleriyle değerlendirdiğimizde güç kazanabiliyor. Oysa kişinin değeri, başkalarının ona biçtiği rollere sığmaz.

Images

Ya艧am谋 Ciddiye Almay谋 B谋raksak Nas谋l Olur?


Ya艧am谋 Ciddiye Almay谋 B谋raksak Nas谋l Olur?
Bu bize neler kazand谋r谋r?

脰ncelikle, Her kimden sat谋n ald谋ysak bu bak谋艧 a莽谋s谋n谋 i莽ine bilin莽 ekleyerek g枚nderene iade ediyorum. G枚nderene iade ediyorum... G枚nderene iade ediyorum...

Ya ya艧am谋n amac谋 sadece e臒lenmekse? O zaman neleri farkl谋 yapmay谋 se莽erdiniz?

Bu d枚nem, geli艧imlerini takip edip katk谋 olmay谋 se莽ti臒im iki 枚臒rencim var. Onlarla ilk seanslara ba艧lad谋臒谋m谋z d枚nemde inan谋lmaz s谋k谋c谋 bir ciddiyetle s谋navlara haz谋rlanmaya 莽al谋艧谋yorlard谋. Nerdeyse t眉m 枚臒renciler gibi... Kimden, nerden 枚臒reniyorlarsa b枚yle a臒谋r ba艧l谋 olmay谋(!)

脟ocuklara tekrar tekrar s枚ylenenlere ya da s枚ylediklerinize d枚n眉p de bir bak谋yor musunuz? "Bu s谋nav谋 kazanman i莽in 莽ok ciddi 莽al谋艧man gerek" , "Ya艧am 莽ok zor, bir yerlere gelmek istiyorsan kendinden 莽ok 枚d眉n vermelisin ve kendini zorlamal谋s谋n", "Bo艧una 莽abalama ka莽谋rd谋臒谋n 莽ok 艧ey var, ne kadar u臒ra艧san yeti艧emezsin." , "Otur, 莽al谋艧, 莽al谋艧, 莽al谋艧, 莽al谋艧!" ...vs.

Images

Hayatınızdaki Duygusal Vampir Kim?

Doktor olarak hastalarımda ilişkilerin, hayattaki en büyük “enerji emiciler” olabildiğini gözlemledim. Bazı ilişkiler ruh hâlinizi ve iyimserliğinizi besler; bazılarıysa huzurunuzu azaltıp sizi yorgun bırakır. Ben, insanı böyle kurutan kişilere “duygusal vampirler” diyorum. Bu ifade bir tanı değil; ilişkide yaşanan yıpratıcı örüntüleri anlatan bir benzetmedir.

Bu kişiler yalnızca fiziksel enerjinizi tüketmiş gibi hissettirmekle kalmaz; kötü niyetli olanları kendinizi değersiz ve sevilemez görmenize de yol açabilir. Bazen zarar, küçük görünen iğnelemelerle gelir: “Birkaç kilo aldığını fark ettim, şekerim” ya da “Çok hassassın!” gibi sözler, güveninizi sarsabilir. Böyle bir etkileşimin ardından kendinize ve hislerinize daha fazla kuşkuyla yaklaşmaya başlayabilirsiniz.

Images

En Derin Hipnozumuz: Değersizlik İnancı – Dr. Bülent Uran

Değersizlik Duygusu mu, Değersizlik İnancı mı?

Değersizlik bir duygu değil, bir inançtır. Bu yaklaşımda söz konusu olan, bilinçaltının derinlerine yerleşmiş ve kişinin kendisi hakkında doğru kabul ettiği köklü bir düşüncedir. Duygu ile inanç arasındaki bu ayrım önemlidir; çünkü ikisi aynı şekilde ortaya çıkmaz ve aynı biçimde ele alınmaz.

“Bu ayrıntının ne önemi var?” diyebilirsiniz. Ha duygu, ha inanç demek kolaydır; ama arada büyük fark vardır. Duygular geçicidir: ortaya çıkar, ifade edilir ve kullanılır. İfade edilmeyen duygular zamanla birikebilir; yine de birikmiş duyguların boşaltılması, bedenden akıp gitmesine izin verilmesi mümkündür. Duygular çoğunlukla bir eylem ya da durum karşısında, özellikle de riskli algılanan bir olayda üretilir.

Images

Danışan Geri Bildirimi: Üç Seanslık Çalışmadan Notlar

Bir danışanla bağ kesme çalışması, içindeki çocuğu sevme çalışması ve Access prosesleri yaparak üç seanslık bir süreç yürüttük. Seansların ardından verilen ev ödevleriyle birlikte çalışma devam etti ve sonrasında harika bir danışan geri bildirimi geldi.

Üç seanslık çalışmanın ardından gelen geri bildirim

Bu paylaşımın arka planında tek bir uygulama değil; farklı çalışmaların yer aldığı üç seans ve seanslar arasında verilen ödevler bulunuyor. Bağ kesme, içindeki çocuğu sevme ve Access prosesleri, bu danışmanlık sürecinde birlikte ele alınan çalışmalardı. Geri bildirim de bu sürecin ardından geldi.

Her danışanın deneyimi kendine özgüdür; bu nedenle bir kişinin yorumunu herkes için aynı sonucu vaat eden bir ölçü gibi düşünmemek gerekir. Buradaki bireysel danışmanlık yorumları, belirli bir kişinin kendi deneyimini ve çalışmaya dair izlenimini yansıtır. Görsellerde paylaşılan geri bildirimi de bu kişisel bağlamıyla okumak önemlidir.

Danışan geri bildirimi neden anlamlıdır?

Bir danışan geri bildirimi, yürütülen çalışmanın danışan tarafından nasıl karşılandığını görmeye yardımcı olur. Danışmanlık seansı danışan deneyimi açısından değerlendirildiğinde, yalnızca seanslarda yapılanlara değil, sürecin bütününe ve seanslar arasında verilen ödevlere de bakılır. Bu paylaşımda da üç seanslık çalışma ile ev ödevleri birlikte anılıyor; dolayısıyla geri bildirim bu sürecin ardından geliyor.

Geri bildirimin değeri, herkese aynı şeyi söylemesinde değil, yaşanan deneyime dair bir pencere açmasındadır. Bir kişinin paylaşımı başka bir danışanın ne yaşayacağını önceden belirlemez. Yine de çalışma biçiminin ve danışanın kendi değerlendirmesinin görünür olması, danışmanlık hakkında fikir edinmek isteyenler için anlamlı olabilir. Bu nedenle bireysel danışmanlık yorumlarını okurken kişisel deneyim ile genel bir sonuç vaadini birbirinden ayırmak gerekir.

Çalışmanın ardından gelen sorular

Bu güzel geri bildirimin ardından aklıma yine şu sorular geliyor: “Bundan daha iyi nasıl olur?” ve “Daha başka neler mümkün?” Bu sorular, yaşanan deneyimi tek bir sonuç cümlesine indirgemek yerine merakla karşılamaya davet ediyor. Burada belirli bir sonuç ya da herkes için geçerli bir yanıt iddiası yok; danışanın paylaşımına duyulan memnuniyet ve yeni olasılıklara açık kalma hâli var.

Bağ kesme çalışması ya da içindeki çocuğu sevme çalışması gibi uygulamalar, bu örnekte üç seanslık sürecin parçaları olarak yer alıyor. Danışan deneyimini anlamak için bu çalışmaların adlarını bilmek kadar, sürecin danışan tarafından nasıl değerlendirildiğini de görmek gerekir. Paylaşılan yorumlar bu açıdan, seans sonrasında gelen kişisel geri dönüşü aktarıyor; başka bir danışanın deneyimi hakkında kesin bir şey söylemiyor.

Aşağıdaki görsellerde danışanın geri bildirimi yer alıyor. Her yorumun kendi sahibine ait olduğunu hatırlayarak okuyabilir, bu üç seanslık çalışma ve verilen ödevlerin ardından gelen paylaşımı doğrudan inceleyebilirsiniz.

Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Images

Duygular ve Hisler: Hislerin Farkında Olmak ve Hipnozdan Çıkmak

Duygular Somuttur, Kavramlar Soyuttur

Duygular somuttur. Somut derken beş duyumuzla algılayabildiğimiz şeyi kastediyorum: görür, duyar, dokunur, tadar veya koklarız. Sandalye somuttur; görür, dokunuruz. Başarı ise soyut bir kavramdır; onu doğrudan göremeyiz ya da koklayamayız. Düşünce de bu anlamda soyuttur. Elektrik görünmez ama dokunulduğunda hissedilir. Hisler de bedende duyum olarak fark edildikleri için somut bir karşılığa sahiptir.

Duygular ve hisler birbiriyle bağlantılı olsa da aynı şey değildir. Bir duygu yaşandığında bedenimizde değişimler ortaya çıkar; his dediğimiz şey, bu değişimleri içeriden algılayışımızdır. Bu nedenle duygu hissetmek yalnızca göğsümüzde bir sıkışma yaşamak anlamına gelmez. Kulakta sızı, baş ağrısı, karında bir duyum ya da bedendeki başka bir his de yaşadığımız deneyimin parçası olabilir.

Images

Duygusal Ağrı Tablosu – Deneyimlerimizi Şekillendiren Düşünce Kalıpları

Duygusal ağrı, yalnızca zihnimizde yaşadığımız bir deneyim değildir. Stres, korku, öfke, kaygı ve uzun süre taşıdığımız duygusal yükler bedenimizde de çeşitli tepkiler oluşturabilir. Bazen farkında olmadan omuzlarımızı kasar, stresli dönemlerde çenemizi sıkar, yoğun kaygı yaşadığımızda bedenimizin belirli bölgelerinde gerginlik hissederiz.

Peki bedenimizde hissettiğimiz her ağrının arkasında belirli bir duygu olduğunu söyleyebilir miyiz? Hayır. Fiziksel ağrıların kas-iskelet sistemi sorunlarından yaralanmalara ve çeşitli hastalıklara kadar birçok tıbbi nedeni olabilir. Bu nedenle bir ağrıyı yalnızca duygusal bir nedene bağlamak doğru değildir.

Images

Kelebekleri Özgürleştirmek: Kadınlığını Kabul Etmek

Bir danışanımla yaptığım bireysel danışmanlık çalışmasının devamını paylaşmak istiyorum. İlk iki seansta yoğun biçimde sevgi açlığı üzerinde durmuştuk. Üçüncü seans da önceki çalışmalar kadar etkili geçti.

Konuşmaya geçen haftayı değerlendirerek başladık. Danışanım, çalışmaların kendisini rahatlattığını ve zihni onu yeniden sınamaya çalıştığında düşünce döngüsünü durdurup rutinini değiştirebildiğini anlattı. Yine de içinde bir sıkıntı vardı. Eşi pişman olup özür dilemiş, o da eşini affetmişti. Ancak aklında şu soru dönüp duruyordu: “Ya bunu yeniden yaparsa? Yeniden bunalıma düşer miyim?”

kadınlığını kabul etmek

Özgüven ve kendini beğenme üzerine

Aslında bu konu, ilk hafta gündeme gelen meselelerden biriydi; sevgi açlığına öncelik verdiğimiz için şimdi üzerinde duruyorduk. Danışanım, başka bir kadının eşinin aklını yeniden çelebileceğini düşünüyor, kendisini diğer kadınlardan eksik ve yetersiz görüyordu. Bu düşüncenin özgüveniyle ilgili olduğunu fark etmesi, onu değiştirebilmesi için önemliydi.

Düşüncelerini sorgularken ona, “Sence eşin neden başka kadınlara bakma ihtiyacı hisseder?” diye sordum. “Ben yeterince güzel değilim,” dedi. “Sana kendinin güzel olmadığını düşündüren şey ne?” diye devam ettim. Kilosunun olduğunu söyledi. Boyu yaklaşık 1,60, kilosu 75’ti. Kendini hangi kiloda güzel hissedeceğini sorduğumda 65 yanıtını verdi. O kiloya ulaşırsa eşinin onu beğeneceğini ve güzel olduğunu söyleyeceğini düşünüyordu. Eşi ise ona hiç “Güzelsin” demiyordu.

Hızlı bir yönlendirmeyle kendisini 65 kilodaymış gibi hayal etmesini; bir giyim mağazasına gidip istediği kıyafetleri giyerek eşinin karşısına çıkmasını istedim. Ardından eşinin ona “Güzelsin” dediğini imgelemesini söyledim. Ne hissettiğini sorduğumda “Hiçbir şey” yanıtını verdi. Yıllardır beklediği söz kulağına gelmişti ama ona kendisini güzel hissettirmemişti. 75 kilodaki hâliyle 65 kilodaki hâli arasında, fiziksel değişimin ötesinde, içinde bir fark olmadığını gördü. Beklediği onay, kendi değer algısındaki rahatsızlığı gidermemişti.

65 kiloya ulaştığında eşinin onu beğeneceği düşüncesi, kendisini beğenmemesini eşine bağlayan bir bahaneydi. Danışanım, bu düşünce biçimini fark ederek kendi kendini yıllarca nasıl kandırdığını görmeye başladı.

Çocukluk yaşantılarının özgüvene etkisi

Yıllar boyunca birçok mağazada bedenine uygun kıyafet bulamamıştı. Kayınvalidesi de alışverişlerde başkalarına bir şeyler alırken ona uygun beden bulamıyordu. Kilosu sık sık yüzüne vuruluyordu. Konuşma ilerledikçe bu meselenin çocukluk yıllarından beri hayatında olduğunu hatırladı.

Çocukken pantolon giydiğinde babası, kalçaları belli olmasın diye gömleğini pantolonunun içine sokmasına izin vermiyor, dışarıda tutmasını istiyordu. Ablası için aynı türden bir uyarı yoktu. Aynı evde iki kız kardeşe farklı davranılıyordu. Danışanım bu yaşantıları, kendisinde bir sorun olduğu düşüncesiyle ilişkilendiriyordu.

Bir yandan da kendini suçladığı için kendini cezalandıracak davranışları hayatına çektiğini ve böylece vicdanını rahatlatmaya çalıştığını düşünüyordu. Onu rahatsız eden konunun kaynağını anlamak için regresyon çalışmasına başladım.

Geçmişte yaşanan suçluluk duygusuyla baş etmek

İlk olarak 13 yaşlarındaki bir sahneye gitti. Evde tadilat yapan işçilerden genç biri ona bakıyordu. Danışanım bunu fark ettiğinde içinde bir kıpırtı hissetmiş, aynı anda babasıyla göz göze gelmişti. Babası da gencin baktığını fark etmişti. Danışanım o anda yakalanmış gibi hissetmiş ve içine suçluluk duygusu dolmuştu. Duygularına odaklanıp bedenini kontrol etmesini istediğimde yüzünün kıpkırmızı olduğunu ve yandığını söyledi.

Bu duyguya odaklanarak geçmişe döndüğümüzde 7-8 yaşlarındaki hâlini gördü. Evlerinin önünde oynarken babası onu öfkeyle içeri çağırıyordu. Elinde, sınıf arkadaşı bir erkek çocuğuna duyduğu hisleri yazdığı bir mektup vardı. Babası mektubu bulmuş, ona kızıyordu:

“Sen erkeklerle gezmek mi istiyorsun?”
“Sen … mı olacaksın?”
“Sen ne yaptığını sanıyorsun?”

Küçük kız suçluluk içinde büzüşmüş, konuşamıyordu. Annesi ve ablası da odadaydı. Babası mektubu onlara okuyor, bir yandan da kızıyordu. Yaşadıkları içinde önemli bir sahneye ulaşmıştık. Başka bir sahneye gidemeyince bu anıya döndük ve çalışma sırasında üzerinde durduk.

Danışanıma 7-8 yaşlarındaki hâlinin yanına gidip ona destek olmasını söyledim. Küçük kızın duygularını yazdığını ve bunların saf, temiz çocuk duyguları olduğunu ifade etmesini istedim. Babasının karşısında, “Evet, onları ben yazdım. Güzel yazmış mıyım?” diyebilmesi için onu teşvik ettim. Başta zorlandı; sonra şöyle söyledi:

“O yazdıklarım benim duygularım. Ben bir kızım; birisine karşı bir şey hissetmem doğal bir şey. Ben de duygularımı yazdım. Bu duygular benim duygularım. Ben duygularımı kabul ediyorum. Ben kendimi dişi olarak kabul ediyorum.”

Konuştukça sesinin tonu değişiyordu. Bir süre daha, kendini ifade etmeyi öğrenmesi için o sekiz yaşındaki hâliyle karşılıklı diyaloğu sürdürdük. Ben itiraz ettikçe o da kendisini daha kararlı ve net biçimde ifade etti. Bu, savunmaya geçmek değil, kendi duygularını kabul edip anlatmaktı.

Bir süre sonra rahatladı. Babasının ona sarıldığını ve onu affettiğini imgelemesini istedim. Ardından mektubun annesiyle ablasına okunmasını, danışanımın da bunu daha eğlenceli bir anıya dönüştürmesini çalıştık: “Nasıl, güzel yazmış mıyım? Anneciğim, ablacığım?” Yıllarca suçluluk hissettiren mektup artık onun için başka bir anlam kazanmıştı. Mektubu o zamanın hatırası olarak saklamak istedi; katlayıp cebine koydu.

Kadınlığını kabul etmek ve yeni bir hedef

Sonra 13 yaşındaki sahneye döndük. Oradaki genç ona bakıyordu ama bu kez danışanım bundan rahatsız olmadı; suçluluk duygusu kaybolmuştu. Çalışma sırasında, erkeklerle konuşmak ya da güzel giyinmek istediğinde suçluluk duyma ve insanların bakışlarından korkma hâlini, geçmişte yaşadığı sahneyle ilişkilendirdi. Kendini beğenmeyerek kapanmasının ve insanlardan uzak durmasının onu koruduğunu düşünüyordu.

Çalışmanın sonunda dişiliğini ve kadınlığını kabul etme yönünde telkinler ve çalışmalar verdim. Başlangıçla bitiş arasında belirgin bir fark olduğunu, düşünce biçiminin değiştiğini gözlemledim. Bundan sonraki hedefi, ekonomik özgürlüğünü sağlayacak adımlar atmaktı.

Sevgiyle,
Halis Şahin


KONTROL SENDE kitabımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN

kadınlığını kabul etmek

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

Images

Çekim Yasası Serisi – 5: Şükretmek

Çekim Yasası Çalışmalarında Şükretmenin Önemi

Şükretmek, çekim yasası çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Çünkü şükür, dikkatimizi sürekli sahip olmadıklarımıza yöneltmek yerine hayatımızda zaten var olanları da fark etmemizi sağlar. Böylece yalnızca eksiklikleri gören bir bakış açısından çıkar, sahip olduklarımızı da görebildiğimiz daha geniş bir bakış açısına geçebiliriz.

Çekim yasasında şükretmenin önemi, bizi yokluk duygusundan sahiplik ve varlık bilincine taşımasında görülür. Zihnimizi sürekli “Bende ne eksik?” sorusuna yöneltmek yerine, “Benim hayatımda neler var?” diye sormaya başlarız. Bir şeylere sahip olduğumuzu fark etmek ve onların değerini bilmek, kendi içsel durumumuzu da etkiler.

Images

Çekim Yasası Serisi – 4: Serbest Bırakmak ve Harekete Geçmek

Adım 3: Serbest Bırakın ve Yaratıcı Adımlar Atın

Mutluluğa giden yolda önemli bir adım, neyi kontrol edebileceğimizi ve neyi akışına bırakmamız gerektiğini ayırt etmektir. Kontrolümüzde olmayan şeyleri yönetmeye çalışarak gereksiz yere endişelenebiliriz. Öte yandan değiştirebileceğimiz konularda hiçbir adım atmayıp her şeyi akışına bırakmak da sonradan pişmanlık yaratabilir.

Çekim yasası yaklaşımımda mesele yalnızca bir şeyi istemek değildir; kendi sorumluluğumuzu almak, kontrolümüzün dışındaki kısmı ise güvenle bırakabilmektir. Çekim yasası nasıl uygulanır diye düşündüğümüzde bu ayrımı görmek, isteğe doğru ilerlerken nerede çaba göstereceğimizi ve nerede sonucu zorlamayacağımızı anlamamıza yardımcı olur.

Images

Çekim Yasası Serisi – 3: İmgeleme ve Kısıtlayıcı İnançlardan Arınma

Adım 2: İstediğiniz Şeye Sahip Olan Kişi Olmayı Seçin

Bir şeyi istediğimizi söylemekle, onun hayatımızın doğal bir parçası olmasına içtenlikle izin vermek her zaman aynı şey değildir. Bilinçli olarak “Bunu istiyorum” diyebiliriz; ama aynı anda içimizde başka bir düşünce “Bu benim için mümkün değil”, “Ben böyle biri değilim”, “Bunu hak etmiyorum” ya da “Buna sahip olursam başıma kötü bir şey gelir” diyebilir.

Bu aşamada yalnızca istediğimiz şeye değil, o şeye sahip olan kişiyle ilgili zihnimizde oluşturduğumuz tanıma ve kendimizi bu tanımın neresinde gördüğümüze bakacağız. İmgeleme yoluyla istediğimiz yaşamı zihnimizde deneyimleyecek; ortaya çıkan düşünceleri, duyguları ve bedensel tepkileri gözlemleyeceğiz. Çekim yasası çalışmasında bu gözlem, isteğimizle aramıza koyduğumuz düşünsel sınırları fark etmemize yardımcı olabilir.

Images

Çekim Yasası Serisi – 2: Bilinçli Olarak Çekim Yasasını Çalıştırmak

Çekim Yasası Nasıl Kullanılır?

Buraya kadar anlattıklarımızı bir araya getirdiğimizde, çekim yasasını yalnızca “Bir şeyi düşünürsem onu hayatıma çekerim” şeklinde anlamanın yetersiz kaldığını görebiliriz.

Düşüncelerimiz önemlidir; çünkü olaylara verdiğimiz anlamı etkiler. Verdiğimiz anlam duygularımızı, duygularımız davranışlarımızı, davranışlarımız da seçimlerimizi etkiler. Seçimlerimiz ise hayatımızdaki sonuçların oluşmasında rol oynar. Bu zinciri fark etmek, istediğimiz sonuçlara yaklaşırken kendi payımızı görmemize yardımcı olur.