bilinçaltı temizliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Kolaylıkla Yaratmak

Nilofer: Başka bir dinleyici şöyle yazmıştı: “Son birkaç aydır çok fazla Access yapıyorum ve hayat çok daha kolay, daha kapsamlı hâle geldi. Ama yaratmak istediğim şeye odaklanırsam hiçbir şey yapmıyorum.”

Michelle: Evet, insanlar çok fazla POC & POD yaptıklarında bazen böyle bir noktaya ulaşıyor. Gary de kanepede hiçbir şey yapmadan oturduğu zamanlardan söz ediyor. Oysa tam da o anda, ne yaratmak istediğinizi seçip onu yapmaya başlayabilirsiniz. Başlangıç büyük bir adım olmak zorunda değil: Kanepeye uzanıp kahve yapmayı düşünmek yerine kalkıp kahve yapmak gibi küçük bir seçim bile olabilir.

Buradaki fikir, bir şeyi yaratmayı; onu yapmayı ya da o olmayı seçme alışkanlığı kazanmaktır. Seçimlerden yola çıkarak bilinçli yaratım pratiği yaptıkça, bu seçme hâlini daha geniş alanlara taşıyabilirsiniz. Kolaylıkla yaratmak, her şeyi bir anda çözmek değil; niyet ettiğiniz şeye doğru küçük de olsa bir adım atmaktır.

Images

Sıkışmış Durumdan Çıkmak

Nilofer : İşte dinleyicilerimden birinden gelen bir soru. Katkınız için teşekkür ederim, bedenim aniden şişiyor ve birkaç saat sonra aniden normale dönüyor. Genellikle bir arkadaşımla kavga ettiğimde oluyor, peki bu nedir, bununla ne yapacağım ve nasıl değiştirebilirim?

Michelle : Harika. Bedeninizin ne kadar harika olduğunu, böyle bir anda değişebileceğini kabul etmeye istekli misiniz? Peki ya bunu kendi zararınıza değil, avantajınıza kullanmaya başlarsanız? Bedeninizin balon gibi şişmesiyle birlikte sormanızı tavsiye edeceğim iki önemli soru var.



Birincisi “bu kime ait?” Bu, Access Consciousness'ın en temel araçlarından biridir ve Gary Douglas (Access Consciousness'ın kurucusu) bize düşüncelerimizin, duygularımızın ve hislerimizin %99'unun aslında bize ait olmadığını söyler. Onlar sadece insanlara değil, aynı zamanda yeryüzüne ve evrene de aittirler. Bu aracı kullanma şeklimiz, ortaya çıkan şeyin enerjisini almak (bedeninizin balonlaşması gibi) ve şunu sormaktır: Peki gerçek, bu bana mı, başka birine mi, yoksa başka bir şeye mi ait? Hangisi size en hafif ve en geniş geliyorsa, siz ve bedeniniz için doğru olan odur.

Images

Sıkışmış Olanı Değiştirme


 

Nilofer : Tanıdığım birçok insan teknolojiden nefret ediyor ve hatta teknolojiyle titreşimsel olarak uyumlu olduğundan bahseden başkaları da var. Teknolojiyi seven insanlardan birisin değil mi Michelle?

Michelle : Teknik konularda her zaman bir yeteneğim olmuştur. 13 yaşımdayken teknoloji konusunda biraz farklı olduğumu fark ettim (Windows bile var olmadan önce - benden biraz daha genç olanlar Windows'un var olmadığı bir zaman olduğunu bilmiyor olabilir ama bu doğru - gülüyor) ve o günlerde, dizini değiştirmek için CD'ye ve dizin oluşturmak için MD'ye yazdığınız MS-DOS denen bir şey kullanıyorduk, hiç resim yoktu, sürükleyip bırakma yoktu ve ben kendi bilgilerimi öğretmeye çalıştım. 




Annem onu nasıl kullanacağını ve bir türlü elde edemiyordu, bu onun realitesinden o kadar uzaktı ki, ne kadar çabalarsam çabalasın onu elde edemiyordu. Ben de “farklı olan ben miyim yoksa o mu diye sordum?” ve onun ben olduğumun farkına vardım. Lise eğitimimin sonunda aslında bilgisayar çalışmaları dersini veriyordum öğretmenimiz dönemimizin dekanıydı ve çoğu zaman bu tür şeylerle uğraşmıyordu ve sınıfta ders vermem için beni bırakıyordu çünkü teknoloji konusunda o yeteneğe ve kabiliyete sahiptim.

Images

Seni satın alırsam, bana para kazandıracak mısın?

 Soru: Hayatımda ve yaşantımda gelir, zenginlik, bereket yaratmayla ilgili form yok, yapı yok ve anlam yok örneğini verebilir misiniz?

Gary: Birinin bana bir fırsat vermesi ve farkındalığıma güvenmeye istekli olmam ve şöyle bir soru sormam buna bir örnek olabilir: 

"Seni satın alırsam, bana para kazandıracak mısın?" 

Ayrıca şunu da sorabilirsiniz:

Hayatımda zenginlik, para ve bolluk yaratmak için ne gerekirdi?

Hangi formu, yapıyı ve anlamı ona sahip olamayacak kadar önemli kıldım?




Bu proses size zenginlik, para ve bolluk yaratmaya istekli olmadığınız yerleri gösterecek.

Soru: "Hiçbir biçim, yapı, anlam yok anlamı hiçbir şeydir." dediniz, yani bu, kendi tarzımda yaratıp üretebileceğim ve bu realitenin tüm yasalarının geçerli olmadığı anlamına mı geliyor?

Images

Toplam Özgürlüğün On Anahtarı

Gary: Eğer bir yapı varsa ve onunla iletişim kurabiliyorsanız, o zaman onun hiçbir önemi yoktur. Başkası için olmasa da sizin için biçimi şekillendirilebilir veya değişebilir.

Karşılaştığımız şeylerden biri zorunluluk fikridir. Bir şeyin zorunluluk olduğuna karar verdiğinizde başka seçeneğiniz yoktur. Ve hiçbir seçenek yaratmadığınızda genellikle sinirlenirsiniz. Herkes bu öfkeyi alıyor ve onunla farklı bir şey yapıyor. Bazı insanlar bedenlerinde daha fazla yağ hücresi oluşturur. Bazı insanlar kendilerini kafalarında yavaşlatırlar. Bazı insanlar kendilerini sert ve katı yaparlar. Zorunluluk bedenimizde dev bir kilitlenme haline gelir. Bazı insanlar kendilerini duygusal sepet vakaları haline getirirler.



Her şey başka seçeneği olmadığını düşündükleri yerlerle ilgili, bu da bunun bir seçim değil bir zorunluluk olduğu fikrinden geliyor. Seçimden hareket etmeyi ve sahip olduğunuz seçeneğin farkına varmayı öğrenmelisiniz.

Biçim, yapı ve anlam yaparken, seçimin olmadığı bir evrende oturuyorsunuz. "Bu zorunlu. Olması gereken bu. Yapmam gereken bu." diyorsunuz.

Images

Geçmişten uzaklaşmak

Geçmişten uzaklaşmak: Endişenin yerine yön seçmek

İnsanlar geçmişle ilgili çok fazla endişe duydukları için ben onu dikkate almayı neredeyse tamamen bıraktım. İnsanların yaşadıklarını tekrar tekrar düşünmeleri, olanı değiştirmiyor; üstelik dikkatlerini bugün yapabileceklerinden de uzaklaştırabiliyor. Geçmişten uzaklaşmak, yaşananları yok saymak ya da hiç hatırlamamak demek değildir. Benim burada önem verdiğim, geçmişin görüntülerine takılı kalmak yerine kişinin ne istediğini ve bundan sonra hangi yöne gitmek istediğini fark etmesidir.

İnsanlara zorluklarla başa çıkmaları konusunda yardımcı olurken, zihinde tekrar eden olumsuz görüntülerin etkisini azaltıp onların yerine güçlü bir çekim hissettikleri şeyleri koymaya çalışıyorum. Kişinin arzuları, umutları ve hayalleri daha belirgin hâle geldiğinde, dikkati yalnızca kaçınmak istediği şeylerde kalmaz. Böylece geçmişe takılmamak, bir şeyi zorla unutmaya çalışmaktan çok, enerjiyi ve dikkati anlamlı bulunan bir yöne çevirmekle ilgili olur.

Images

Seçimi Anlamak

İnsanlara hayatlarını daha iyi bir hale getirmeleri konusunda yardım etmek için kullandığım yaklaşımlardan biri onları bir ışık transı içine sokmak, onlar için iyi duygular yaratmak ve sonra onları kendilerini farklı bir şekilde davranırken görebilecekleri bir tarafa doğru yöneltmektir. Herkes belli bir dereceye kadar farklı şekilde davranmayı öğrenebilir. Ve herkes iyi duygular yaratmayı öğrenebilir. Öncelikle bunun nasıl bir şey olacağını bilmeleri gerekiyor, ancak o zaman bunu kendileri için nasıl yapacaklarını planlayabilirler.







Planlama tabii ki biraz zaman alır ama bu yerinde harcanmış bir zamandır. Birçok insan bunu zaten yaptığına göre (anksiyete sahibi birinin market alışverişine gittiğinde bir atak yaşamayı planlamadığını mı düşünüyorsunuz ya da saplantılı zorlantılı davranış bozukluğuna sahip birinin günün belli zamanlarında zorlantılı bir şekilde davranmayı planlamadığını mı sanıyorsunuz?) bunu doğru dürüst bir şekilde yapabilir, istediğiniz sonuçları alacağınıza emin olabilirsiniz.

İlk adım her zaman seçenekler inşa etmektir. Bu 'doğru seçimi' ya da 'doğru şeyi' yapıp sonrasında bunun size kendinizi iyi hissettirmesini umut etmekle aynı şey değildir. Bu birçok öz gelişim programının temelidir. Ve aynı zamanda bir hayal kırıklığı formülüdür. Bunun nedeni çok basittir: Biz genellikle ne yapmamız gerektiğini, nasıl hissetmemiz gerektiğini biliriz ve bunu yapmamak bize kendimizi feci hissettirir.

Images

İyi Sorular Sormak

Bir kişinin değişimine fiziksel müdahaleyle değil, sözlerle yardımcı olabileceğimiz düşüncesi umut vericidir. Yine de yaşadığımız problemin nedenlerini anlamak tek başına değişim için yeterli olmayabilir. Bazen asıl önemli olan, dikkatimizi her gün hangi sorulara yönelttiğimiz ve bu soruların bizi nasıl bir düşünceye götürdüğüdür. İyi sorular sormak, bakışımızı yalnızca sorunun üzerinde tutmak yerine yeni bir ihtimale çevirebilir.

Doğru soru sorma neden önemlidir?

Yıllar boyunca insanların davranışlarını değiştirmek için hem psikolojik hem de fiziksel yaklaşımlar denendi. İyi davranışları ödüllendirmek, istenmeyen davranışları olumsuz biçimde pekiştirmek ya da belirli tepkileri koşullandırmak bu çabalardan bazılarıydı. Sigara içen birine sigara verip ardından onu şiddetli bir şoka maruz bırakmak da anlatılan örneklerden biridir.

Images

Kaliteli Soruların Gücü: Kalite Soruları Kanunu

Kaliteli sorular neden önemlidir?

Aşağıdaki iki soru arasındaki farka dikkat edin:

  1. “Seyahat etmeyi ve yurt dışına, belki de Asya’ya gitmeyi çok isterdim ama bunun bedelini nasıl ödeyebilirim?”
  2. “Asya’ya gitmeyi çok isterim. Oraya nasıl gidip para kazanabilirim?”

İki soru da aynı isteği, yani Asya’ya gitme arzusunu dile getiriyor. Ancak biri dikkati engelde ve masrafta tutarken diğeri bu isteğin nasıl mümkün olabileceğini araştırmaya yöneltiyor. Kaliteli sorular, istediğimiz sonucu kendiliğinden garanti etmez; fakat neye odaklandığımızı, hangi seçenekleri görebildiğimizi ve atacağımız adımları etkileyebilir. Kaliteli soru sorma, sorunu görmezden gelmek değil, sorunun yanında olası yolları da aramaktır.

Images

Hayalleri Gerçekleştirme: Yaratılış Planı

“Eğer Tanrı ‘ya inanıyorsanız onunla birlikte çalışın, inanmıyorsanız kendiniz Tanrı olum ‘ — Sri Nisargadatta Maharaj

Bu dünyada bir amacınız var. Ruhunuzun sesini dinledikçe bu amaç sizin için berraklaşabilir. Hayalleri gerçekleştirme süreci de önce ne istediğinizi ve bunu neden istediğinizi anlamakla başlar. Bu yaklaşımda, Kuantum Çökme İşlemi’ni her tamamladığınızda içinizdeki kişilikleri yok eder, gerçek benliğinizi güçlendirirsiniz.

Images

Özgün Liderinizi Açığa Çıkarmak

 


Eğer liderlik potansiyelinizi görmezden gelirseniz sunabileceğiniz büyük hizmetten ve gerçekleştireceğiniz başarılardan kendinizi alıkoyarsınız.

Bir lider olmaktansa bir takipçi olursunuz

Kendinizi başkalarından daha değersiz görürsünüz ve sosyal etkiniz azalır.

Başkalarına bağımlı hale gelir ve onların gölgesinde yaşarsınız.

Bir miras bırakma ihtimaliniz azalır.



Dünyada büyük fark yaratma imkânını kendinize tanımamış olursunuz

Misyonunuz konusunda net olamazsınız.

Images

Yedi Endişenin Üstesinden Gelmek

 

Peki, öyleyse sevdikleriniz tarafından reddedilme, para kaybet-  me, başarısız olma, saygı duyduğunuz manevi otoritenin ahlak kurallarını yıkma, olabileceğiniz lideri olmak ve değer verdiğiniz hedefe ulaşmak için gereken görünüşe, zindeliğe ve enerjiye sahip olmama endişeleriniz olduğunda ne olur? Endişeleriniz sizin sahip olmadıklarınıza sahip olduğunu düşündüğünüz kişilere -sizi reddedebilecek kişiler, parası olan kişiler, başarılı olarak gördüğünüz kişiler, haklı gördüğünüz kişiler, sizin sahip olmadığınız görünüşe, zindeliğe ve enerjiye sahip olduğunu düşündüğünüz kişilere— karşı bağımlılık geliştirmeye devam etmenize neden olur.





İşte o zaman hedefinize ulaşmaya çalıştığınızda, bu size çok zor gelir çünkü kendi değerlerinize göre yaşamadığınızda hedeflerinize odaklanamazsınız ve kendinizi herhangi birine tabi tuttuğunuzda da kendi değerlerinize göre yaşayamazsınız.  Onlara saygı duymak mı? Evet. Kendinizi küçük görmek mi? Hayır.     

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe – 7: Görünüş Kaygısı

7. Hedefleriniz için gerekli zindeliğe, görünüme ya da bedene sahip olmama endişesi

Görünüş kaygısı, özellikle orta yaş ve üzerindeki kişilerde sık karşılaşılan endişelerden biridir. Yaş ilerledikçe dış görünüş kaygısı, kişinin kendisini başkalarıyla kıyaslamasına ve sahip olduğu özellikleri gözden kaçırmasına yol açabilir. John Demartini, Değerler Prensibi kitabında aktardığı bir örnekle bu endişenin nasıl büyüyebildiğini anlatıyor.

Demartini, görünüşünü ve yaşını dert eden elli yedi yaşındaki bir kadınla çalıştığını söylüyor. Kadın ona şöyle diyor:

“Otuz beş ya da kırk yaşında biriyle rekabet etmemin mümkün olmadığını biliyorum. O kadınlar genç ve göz alıcı. Kocamı onlardan birine kaptıracağımı biliyorum. O kadın çocuklarımla da çok daha fazla ilgilenecek; böylece ailemi ona kaptırmış olacağım. İşimde de etrafta bu tür kadınlardan çokça var. Eminim arzuladığım terfiyi onlar alacak, hatta işimi bile elimden alacaklar. Onlarla rekabet edemem.”

Görünüş ve yaş kaygısı

Görünüş kaygısı karşısında hangi seçenekler var?

Demartini, kadına eşine ve işine önem veriyorsa görünüşünü yenilemek için adım atabileceğini; aynı zamanda eğitimini ve becerilerini geliştirebileceğini söylüyor. Antrenör, cilt uzmanı ya da plastik cerrah gibi uzmanlardan destek almayı da seçenekler arasında anıyor. Bu sözler, görünüşü değiştirmek herkes için bir zorunluluk olduğu anlamına gelmiyor; anlatının içinde kadının kendi endişesine verdiği yanıtı sorgulamasına yönelik bir öneri olarak yer alıyor.

Kadın dehşete kapılmış bir halde, “Ama bunu yapmam gerekmiyor!” diye karşılık veriyor. Bu tepki, dış görünüş kaygısıyla baş etme konusunda önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Kişi gerçekten bir değişiklik istiyor mu, yoksa başkalarıyla kıyaslandığı için mi kendisini yetersiz hissediyor?

Demartini ona, insanların kendi değerlerine göre yaşadığını; gençlik, güzellik, zekâ ve becerilerin ilgi gördüğünü söylüyor. Ardından ilişkilerde ve iş hayatında kişinin beklentilerinin, değerlerinin ve sunduklarının önemini vurguluyor. Onun yaklaşımında, bir ilişki yalnızca başka biriyle değil, iki kişinin değerleriyle kurulur. İş ve ilişkilerde güven duygusunu beslemenin bir yolu, kişinin kendi yaşamına güç katması ve becerilerini karşısındakinin önem verdiği alanlarda gösterebilmesidir.

Buradaki düşünce, görünüşün ya da gençliğin insanın tek değeri olduğu değildir. Demartini’nin aktardığı konuşmada görünüşü yenilemek bir seçenek olarak sunulurken; deneyim, zekâ, istikrar ve beceriler de kişinin sahip olduğu güçlü yanlar arasında sayılıyor. Görünüş nedeniyle özgüven eksikliği yaşayan biri, kendisini yalnızca daha genç kişilerle kıyaslamak yerine, kendi deneyiminin ve katkılarının değerini de değerlendirebilir.

Kendinizi yalnızca görünüşünüzle ölçmeyin

Demartini, kadına kendisini küçük görmeye devam etmesinin, başkalarının da onu daha az değerli görmesine zemin hazırlayabileceğini söylüyor. Ona göre kadın, ister görünümünü yenilemeye karar versin ister deneyim ve becerilerinin güçlü yanlarına odaklansın, önce sahip olduklarını fark etmelidir. Genç bir çalışanın işe alınmasının da işveren açısından bir tercih ve risk olabileceğini hatırlatıyor; çünkü kişinin uzun yıllar içinde edindiği tecrübe kolayca ölçülemeyen bir değerdir.

Öykünün sonunda anlatıcı, kadına önce yoksun olmadığı şeyleri gösterdiğini, sonra isterse fiziksel açıdan rekabet edebilir hissetmek için çaba harcayabileceğini anlatıyor. Başka birinin sahip olduğu bir özellik nedeniyle kaygılanmak, kişinin kendi değerini gözden kaçırmasına neden olabilir. Yaşlanma korkusu ve görünüş kaygısı ortaya çıktığında, kendinize şu soruları sormak yardımcı olabilir: Neleri iyi yapıyorum? Deneyimim ve becerilerimle çevreme nasıl katkı sunuyorum? Görünüşümle ilgili istediğim değişiklik gerçekten benim tercihim mi?

Bu örneğin temel mesajı, kendinizi başkalarının özellikleriyle ölçmek yerine sahip olduklarınızın değerini görmektir. Dış görünüşünüzle ilgili bir değişiklik yapmayı seçebilirsiniz; ancak özdeğerinizi yalnızca yaşınıza ya da görünüşünüze bağlamak zorunda değilsiniz.

Kaynak: Değerler Prensibi kitabından — John Demartini

Halis Şahiner

Daha fazla bilgi ve yaratım araçları için online atölye çalışmalarıma katılabilir veya kitaplarımı satın alabilirsiniz.

İletişim: 0 553 06 00 464

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe - 6: Reddedilme Korkusu

6. Reddedilme endişesi

Sevdiğiniz şeyi yaptığınız ya da kendi değerlerinizin peşinden gittiğiniz için birilerinin sizi reddedeceğinden endişe duyduğunuz oldu mu? Bu korku, yalnızca içinizdeki lideri fark etmenizi ve uyandırmanızı değil, yapabileceklerinizi hayal etmenizi bile engelleyebilir. Reddedilme endişesi ve özgün liderlik arasındaki ilişki, seçimlerinizi başkalarının onayına göre şekillendirdiğinizde daha görünür hâle gelir.

reddedilme korkusu

Reddedilme korkusu neden olur?

Kendimizden üstün gördüğümüz ya da kendimizi bağımlı hissettiğimiz kişilerin bizi reddetmesinden endişe duyabiliriz. Onların hayranlık duyduğumuz özelliklerine kendimizin de sahip olduğunu fark ettiğimizde ise bu algı değişir. Böylece başkalarının onayına duyduğumuz ihtiyacın etkisi azalır ve kendimize liderlik etme imkânı tanırız.

Vizyonunuzun büyümesine ve gelişmesine izin vermek, liderlik potansiyelinize ulaşmanın yollarından biridir. John Demartini, daha önceki mesleğinin kiropraktörlük olduğunu; omurgayla ilgili konularda çalıştığını ve bu alanda başarılı olduğunu anlatıyor. Houston’daki en büyük tesislerden birine sahip olduktan sonra, daha ileriye gitme zamanının geldiğini hissetmiş.

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe - 5: Sevdiklerini Kaybetme Korkusu

5. Sevdiklerini ya da sevdiklerinin saygısını kaybetme endişesi

Kendi değerlerinizin peşinden gitmek ve ilham veren bir lider olmak istiyorsunuz. Ancak bunu yaptığınızda eşinizin sizi terk etmesinden, çocuklarınızın hayal kırıklığına uğramasından ya da anne babanızın size sahip çıkmamasından korkuyor olabilirsiniz. Sevdiklerini kaybetme korkusu ve sevdiklerinin saygısını kaybetme endişesi yaşıyorsanız, önce kişisel değerlerinizin gerçekte neler olduğunu düşünmeye davet ediyorum.

kişisel değerler

Değerleriniz hayatınızı nasıl şekillendiriyor?

Bazı insanların değerleri sevdiklerinin etrafında şekillenir. Bir keresinde Florida'da bir hanımefendiyle çalışmıştım. Uzun zamandır kendi işini kurmak istiyordu. Ancak evlenip hamile kaldıktan sonra kendini kapana kısılmış hissettiğini anlatmıştı. İş kurma hayalini sürdürürken bu adımı atmadığı için de kendini hırpalıyordu. Çocukları büyüdüğünde hayalindeki işi yapabileceğini düşünüyordu.

Yirmi yıl geçti. Çocukları büyüyüp üniversiteye başladı. Hanımefendi bu kez de çocuklarının hayatları için endişelendiğini söyledi: “Şimdi de çocuklarımın hayatları ile ilgili endişelenip duruyorum. Sanırım işimi hiç kuramayacağım. Bu işi kurmak için çok yaşlanmış olduğumu düşünüyorum.”

Bir şeyi yapmak isteyip de yapamamanın ona nasıl hissettirdiğini sordum. “Başarısız olmuş gibi hissediyorum,” diye cevap verdi.

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe - 4: Para Kaybetme Korkusu

4. Para kaybetme ya da para kazanamama endişesi

Para kaybetme korkusu ve para kazanamama korkusu, kişinin para ve kendi değeri hakkındaki düşüncelerini etkileyebilir. John Demartini’nin Değerler Prensibi kitabından aktarılan bu bölümde, dikkatimizi yalnızca paranın eksikliğine değil, başkalarına sunduğumuz hizmete ve kendi değerlerimizle kurduğumuz ilişkiye çevirmemiz öneriliyor.

Bu gezegende para kıtlığı yok. Ancak para kazanmak için dışarı çıkıp diğer insanların ihtiyaç duyduğu hizmetleri sunmaya yeterince motive olmayan insanlar var. Bazen de bu hizmetleri sunmanın ilham verici yollarını bulmak için gereken yaratıcılık eksik kalıyor. Başkalarını önemseyen insanlar, onlara hizmet sunmanın bir yolunu bulabilir; bunun karşılığında da neredeyse sınırsız para rezervine erişebilirler.

para kaybetme korkusu

Para kazanmak için başkalarına hizmet sunmak

Demartini’nin yaklaşımına göre bol para kaynaklarını insandan uzak tutan tek şey, kişinin gerçek ve güçlü benliğine bürünmesi değildir. Paranın kişinin yaşamında yer bulmasını zorlaştıran unsurlar; hizmet sunmamak, paranın değerini ve amacını kavramamak ya da kendine değer vermemek olabilir.

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe - 3: Başarısızlık Endişesi

3. Başarısız olma endişesi

Başarısız olma fikrine inanmıyorum. Pek çok kişinin başarısızlık olarak adlandırdığı şeyin aslında bir geri bildirim olduğuna inanıyorum. Bir şey size gerçekten ilham veriyor ve değerlerinizle bağlantı kuruyorsa, pes etmek yerine hedefinizin peşinden gitmeye devam edersiniz. Bu yolda defalarca başarısızlığa uğradığınızı düşünebilirsiniz; yine de toparlanıp yeniden yola çıkarsınız.

başarısızlık korkusu

Başarısızlığı geri bildirim olarak görmek

Başarısızlığa uğradıktan sonra yeniden ayağa kalkmazsanız ne olur? Bu deneyim de size bir armağan sunabilir: Peşinde olduğunuz şeyin gerçekten sizin için önemli olup olmadığını anlamanıza yardım eder. Yeniden denemeye yönelik isteksizlik, hedefinizle aranızdaki bağı gözden geçirmeniz için bir işaret olabilir.

Sizin için gerçekten önemli olan şeyler söz konusu olduğunda genellikle pes etmezsiniz; önemli olmadığını fark ettiğiniz bir hedefi ise bırakabilirsiniz. Bu nedenle başarısızlık endişesi yaşadığınızda, yalnızca sonuca bakmak yerine hedefin sizin için ne ifade ettiğini de düşünün. Başarısızlığı geri bildirim olarak görmek, neyin işe yarayıp yaramadığını ve neyi gerçekten istediğinizi değerlendirme fırsatı verir.

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe - 2: Yeterince Zeki Olmama Endişesi

2. Yeterince zeki olmama endişesi

Yeterince zeki olmadığınızı düşünmek, özgün liderliğinizi ortaya koymanızı engelliyor olabilir. Belki doğru diplomaya, yeterliliğe ya da eğitime sahip olmadığınızdan endişe ediyorsunuz. Diploma sahibi olmamak tek başına sizi durdurmamalı; ancak diploma sahibi olmama endişesi, kendinizi geri planda tutmanıza ve yapabileceklerinizi göstermemenize neden olabilir.

yeterince zeki olmama endişesi

Hayat deneyiminizin değerini küçümsemeyin

Diploması olmadığı hâlde tarihin akışını değiştiren insanlar olmuştur. Bir başkasının hayatının yalnızca küçük bir bölümünü inceleyen kişilerin doktora derecesi alabildiğini, ortalama bir doktoranın lisans eğitiminden sonra yaklaşık dört yıl daha sürdüğünü biliyor muydunuz? Bu bakış açısıyla, 30 ila 70 yaşları arasındaysanız yedi ila on yedi doktora derecesine denk deneyime sahip olduğunuz söylenebilir.

Bir gün birisi sizin hayatınızı inceleyerek doktora yapabilir; elbette kendinizi onurlandırır ve sıra dışı bir şey yapmak için kendinize imkân tanırsanız. Aynaya bakıp kendinize şöyle demeyi deneyin: Ben şaşırtıcı derecede zekiyim ve hayatım bana pek çok doktora derecesi kazandırdı! Buradaki amaç eğitimin ya da diplomanın önemini yok saymak değil, yaşadığınız deneyimin ve öğrendiklerinizin değerini de görmektir.

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe – 1: Manevi Otorite Endişesi

Dünyadaki herkes gibi sizin de özgün bir hizmet misyonunuz var. Misyonunuzu bilmediğinizi ya da henüz netleştiremediğinizi düşünebilirsiniz. Oysa kişisel misyonunuz, kendini açığa vurmak için içinizde sessizce bekliyor olabilir. Onu fark etmenizi zorlaştıran şeylerden biri, aşağıdaki endişelerin muazzam potansiyelinizi sınırlamasına izin vermenizdir.

1. Manevi bir otoritenin ahlak kurallarını yıkma endişesi

Çok anlamlı bulduğunuz için yapmak istediğiniz, ancak manevi otoritelerin hakkınızda ne düşüneceğinden endişe ettiğiniz için vazgeçtiğiniz bir şey oldu mu? Birinin ya da bir grubun sizi yeterince manevi veya ahlaklı bulmayacağından korkmuş olabilirsiniz. Manevi ya da dini liderler ve akımlar tarafından reddedilmekten, kınanmaktan veya dışlanmaktan çekinmiş olabilirsiniz.

Böyle bir endişe, kendi değerlerinizin gerçekliğini inkâr etmenize ve onları sözde bir otoritenin beklentileri uğruna ikinci plana atmanıza yol açabilir. Değerlerinizin gerektirdiği adımları erteleyebilir, hatta reddedilme korkusuyla hiç harekete geçmeyebilirsiniz. Bu nedenle, kendinize şu soruyu sormak önemlidir: Bir seçimi gerçekten doğru bulduğum için mi yapıyorum, yoksa başkalarının onayını kaybetmemek için mi?

kişisel misyon

Alışkanlıkları ve öğretileri sorgulamak

Anne babanızdan öğrendiğiniz manevi kurallara, bunların size ya da ailenize uygun olup olmadığını düşünmeden göre yaşıyor olabilirsiniz. Bu noktada aklıma hindinin bacağını kesen kadınla ilgili hikâye geliyor. Kadın, annesi, büyükannesi ve büyük büyükannesi de öyle yaptığı için hindiyi fırına koymadan önce bacağını kesiyormuş. Aile sonunda büyük büyükanneye bunun nedenini sorduğunda, fırını küçük olduğu için hindiyi bütün hâliyle sığdıramadığını öğrenmiş.

Images

Bir İşe Yaramak

Her birimizin kendine özgü bir değerler hiyerarşisi var; yine de ortak bir değeri paylaşıyoruz: bir işe yaramak. Bir işe yaradığımızı, çabamızın bir karşılığı olduğunu ve başkalarının hayatında gerçek bir değer oluşturduğunu hissetmek bizi tatmin edebilir. Buna karşılık, yaptığımız işin anlamlı bir katkı sunmadığını düşündüğümüzde, dışarıdan gelen ödüller bu eksikliği her zaman gidermez.

İşe yarama duygusu neden önemlidir?

Bir iş için iyi derecede ödüllendirilebilir; yüksek maaş, itibar ve başka faydalar elde edebilirsiniz. Ancak başkaları için sürekli ve gerçekten değerli bir fayda sağlamanın tatminini yaşamıyorsanız, bu ödüller size beklediğiniz anlamı vermeyebilir. Buradaki mesele, kazancı ya da takdiri önemsiz görmek değil; bunların, katkı hissinin yerini tek başına dolduramayabileceğini fark etmektir.