Images

Bolluk Bereket İçin Olumlamalar ve Bilinçaltı Çalışması

Bolluk bereket konusunda hayatımızı etkileyen önemli unsurlardan biri, para ve zenginlik hakkındaki inançlarımızdır. İçinizde sürekli “Para kazanmak zordur”, “Benim için yeterince para yok” ya da “Zenginlik bana göre değil” gibi düşünceler taşıyorsanız, bir yandan bolluğu isterken diğer yandan ona karşı direnç oluşturabilirsiniz.

Bu bolluk bereket bilinçaltı çalışmasının amacı, sizi sınırladığına inandığınız eski düşünceleri fark edip onların yerine daha olumlu ve destekleyici düşünceler yerleştirmeye çalışmaktır. Bunun için olumlamadan, imgelemeden, nefes çalışmasından ve zihinsel odaklanmadan yararlanacağız. Bu uygulamalar tek başına maddi bir sonuç garantisi vermez; burada amaç, bolluk hakkındaki düşüncelerinizi gözden geçirip istediğiniz yönde daha bilinçli adımlar atabilmektir.

Images

Evrenin Yasalarını Anlamak ve Refah İçerisinde Yaşamak – 7: Meditasyon Çalışmaları

Bu meditasyon çalışmaları, kendinizi sabote ettiğiniz anları fark etmenize, kendinize sevgiyle yaklaşmanıza ve sizi sınırlayan inançlar üzerine düşünmenize yardımcı olacak üç uygulamadan oluşuyor. Her çalışmada rahat edeceğiniz bir pozisyon alın ve dikkatinizi acele etmeden yönlendirin. İmgeleme sırasında net görüntüler görmeniz şart değil; bir şeyi hissetmek ya da yalnızca varlığını bilmek de yeterlidir.

Meditasyonla içinizdeki sabotajcıyı fark edin

Sabotajcı arketipi, kabul etmesi zor olsa da bu yaklaşımda herkeste bulunduğu düşünülen yönlerden biridir. Onu anlamanın ilk adımı, kendinizi hangi durumlarda geri çektiğinizi fark etmektir. Bir karar verip korkularınız yüzünden vazgeçtiğinizde ya da bir işi başarmak isterken mazeretler üretip yarı yolda bıraktığınızda, sabotajcı yönünüzün etkisini hissedebilirsiniz. Bu anlatımda sabotajcının silahı korkulardır; korkular, isteğinizin önüne engel koymak için kullanılır.

Images

Evrenin Yasalarını Anlamak ve Refah İçinde Yaşamak: 6. Bölüm

Bu bölümde, refahı hayatınıza daha fazla çekmenize yardımcı olacak uygulamalar yer alıyor. Çalışmaları üç grupta ele alıyorum: mutlaka yapılması gerekenler, yapılması önemle tavsiye edilenler ve isteyenlerin tercih edebileceği uygulamalar. Böylece her çalışmanın program içindeki yerini ve önemini daha kolay takip edebilirsiniz.

Mutlaka yapılması gereken alıştırmalar yazılarda “MUTLAKA YAPIN” ibaresiyle belirtilir. Bolluk ve bereket içinde yaşama niyetiyle bu çalışmaları, anlatıldığı sıraya ve biçime mümkün olduğunca bağlı kalarak yapın; adımları eksik bırakmak ya da değiştirmek, uygulamanın amaçlanan akışını etkileyebilir. “ÖNEMLİ TAVSİYE” ibaresi taşıyan çalışmalar ise süreci kolaylaştırması ve hızlandırması umulan uygulamalardır. Herhangi bir ibare bulunmayanları da isterseniz deneyebilirsiniz.

Images

Olaylara tepki vermek

Çevremizde olup bitenler, başımızın üzerinde esen rüzgârlar gibidir. Aklımızın yelkenleri ise olayları yorumlama biçimimizdir. Aynı nehirde, aynı rüzgârı alan farklı gemiler başka yönlere ilerleyebilir. Farkı yaratan, rüzgârın hangi yönden estiğinden çok yelkenlerimizi nasıl tuttuğumuzdur.

Hayatta her olayı seçemeyiz; ancak karşılaştığımız olayları nasıl anlamlandıracağımızı ve onlara nasıl karşılık vereceğimizi çoğu zaman seçebiliriz. Bu nedenle olaylara tepki vermek, yalnızca o anki duygularla hareket etmekten ibaret değildir. Tepkimizi belirleyen, yaşananlara yüklediğimiz anlam ve ardından yaptığımız seçimdir.

Olayları yorumlama biçimimiz neden önemlidir?

Aynı durum, farklı kişilerde farklı düşünceler ve davranışlar doğurabilir. Bir aksilik karşısında biri bunu aşılmaz bir engel gibi görürken diğeri durup ne yapabileceğini düşünebilir. Olay değişmemiştir; değişen, ona bakış ve verilen karşılıktır.

Bu, her duruma olumlu bir anlam yüklemek ya da zor duyguları yok saymak gerektiği anlamına gelmez. Önemli olan, ilk düşüncemizin bizi hemen harekete geçirmesine izin vermeden önce durumu değerlendirebilmektir. “Şu an ne düşünüyorum?” ve “Bu düşünce beni nasıl bir davranışa yöneltiyor?” diye sormak, tepki ile seçim arasına küçük ama değerli bir düşünme alanı açar.

Düşünceler davranışları nasıl etkiler?

Düşüncelerimiz yalnızca zihnimizde kalmaz; sözlerimize, eylemlerimize ve zaman içinde tekrar ettiğimiz davranışlara yansır. Bu yüzden dikkatimizi düşüncelerimize vermek, nasıl bir tepki geliştireceğimizi fark etmenin ilk adımıdır. Bir düşünceyi fark etmek, onu mutlaka izlemek zorunda olmadığımızı da hatırlatır.

  • Düşüncelerine dikkat et, söze dönüşür.
  • Sözlerine dikkat et, eyleme dönüşür.
  • Eylemlerine dikkat et, alışkanlık olur.
  • Alışkanlıklarına dikkat et, kişiliğin olur.
  • Kişiliğine dikkat et, kaderini biçimlendirir.

Bu sözler, bir düşünceden başlayıp yaşam yönüne uzanan bir zinciri anlatır. Söylediklerimiz yaptıklarımızı, tekrar ettiğimiz eylemler de alışkanlıklarımızı etkileyebilir. Dolayısıyla olaylara verilen tepkiler, yalnızca o anı değil, zaman içinde nasıl davranmayı seçtiğimizi de biçimlendirir.

Olaylara nasıl tepki verilir?

Bir olayla karşılaştığınızda, hemen yanıt vermek yerine önce ne olduğunu ve buna ilişkin hangi düşüncenin öne çıktığını fark edin. Ardından bu düşüncenin sizi hangi söze ya da eyleme götüreceğini değerlendirin. Bazen daha yapıcı bir karşılık seçmek, durumu bütünüyle değiştirmese bile kendi davranışınız üzerindeki kontrolünüzü korumanıza yardımcı olur.

Buradaki amaç her zaman kusursuz tepki vermek değildir. Önemli olan, alışıldık tepkilerimizi fark etmek ve başka bir seçim yapma imkânımız olduğunu hatırlamaktır. Küçük görünen bir tercih bile sözlerimizi ve sonraki adımlarımızı farklılaştırabilir.

Motivasyona güvenmek yerine yönünü seç

Motivasyon sigaradan çıkan dumana benzer: Onu görebilirsiniz ama tutamaz, cebinize koyamaz ve kontrol edemezsiniz. Hayatınızı kontrol altına almak istiyorsanız, işinizi motivasyon perisine bırakmak istemezsiniz.

Motivasyon her zaman aynı güçte olmayabilir. Bu nedenle, harekete geçmek için yalnızca istekli hissetmeyi beklemek yerine, seçtiğiniz yönü ve atabileceğiniz bir sonraki adımı hatırlayın. Olayları her zaman kontrol edemeyebilirsiniz; fakat onları yorumlama biçiminize ve vereceğiniz karşılığa dikkat ederek kendi davranışlarınızda daha bilinçli seçimler yapabilirsiniz.

Images

Evrenin Yasalarını Anlamak ve Refah İçinde Yaşamak – 5

Refah içinde yaşamak ne demek?

13. Refahı yalnızca maddi zenginlik olarak düşünmeyin. Refah içinde yaşamak; sağlıklı, mutlu ve varlıklı olmayı bir bütün olarak ele almaktır. Bu nedenle yaşamınızda bolluk ve bereket isterken sağlık ve mutluluğu da dile getirin. İmgeleme yaparken kendinizi ve yakınlarınızı yalnızca güzel bir evin içinde değil, aynı zamanda sağlıklı ve mutlu bir hâlde canlandırabilirsiniz. Olumlamanızın sonuna “Sağlıklı ve mutluyum” cümlesini eklemek de bu bütünlüğü hatırlatır.

14. Siz büyüdükçe bilinciniz ve kendinize ilişkin farkındalığınız da gelişir. Bu gelişim, refah ve bereketle ilgili seçimlerinizi gözden geçirmenize yardımcı olur. Büyük refah içinde yaşayan biri olmayı istiyorsanız, bu yönde gerekli kişisel gelişim çalışmalarına açık olmalısınız. Buradaki amaç yalnızca daha fazlasını istemek değil, istediğiniz yaşamı taşıyabilecek düşünce ve alışkanlıkları da geliştirmektir.

Images

Evrenin Yasalarını Anlamak ve Refah İçinde Yaşamak – 4

Refah İçinde Yaşamak İçin 12 Temel İlke

Çekim yasası yaklaşımında bolluk ve bereket, yalnızca ne istediğimizle değil; isteklerimizi nasıl ifade ettiğimiz, dikkatimizi nereye verdiğimiz ve geleni almaya ne kadar açık olduğumuzla da ilişkilendirilir. Aşağıdaki ilkeler, refah içinde yaşamanın yollarını düşünürken zihinsel tutumla günlük seçimler arasındaki bağı hatırlatıyor. Bunları kesin sonuç vadeden kurallar olarak değil, isteklerinize ve alışkanlıklarınıza yeniden bakmanızı sağlayan bir yaklaşım olarak değerlendirin.

  1. İsteklerinizi hayal olarak etiketlemeyin. “Hayal kuruyorum” ya da “Şunu hayal ediyorum” demek, isteğinizi gerçekleşmesi uzak bir şey gibi görmenize neden olabilir. Bunun yerine öğrencilerime “Yaşamım için bir seçim yapıyorum” demelerini öneririm. Bu ifade, hayalinizi bir seçim ve yön olarak sahiplenmenize yardımcı olur.
  2. Kullandığınız kelimelere dikkat edin. Bu yaklaşıma göre, kelimeler zaman zaman zaten var olan bir inancı yeniden hatırlatabilir. Örneğin başarısızlık korkusu taşıyan biri, “Bu konuda başarısız olmaktan korkuyorum” dediğinde dikkatini yeniden başarısızlık düşüncesine çevirebilir. Bu nedenle, eski inançlarınızı fark edip dönüştürmeye çalışırken kullandığınız dili de gözlemleyin.
  3. Olumlu ifadeler seçin. “Ben korkmuyorum” demek yerine “Ben cesurum” demek, anlatmak istediğiniz durumu daha doğrudan ifade eder. Benzer biçimde “Kazasız belasız gidin” yerine “Sağlıkla, esenlikle gidin” diyebilirsiniz. Buradaki amaç, korku veya kaza gibi sözcüklerden kaçınma zorunluluğu değil; dile getirmek istediğiniz olumlu niyeti açıkça ifade etmektir.
  4. Almayı da vermek kadar doğal görün. Bazı insanlar vermeyi sever ama kendilerine sunulanı kabul ederken rahatsızlık duyar. “Ben vermeyi çok severim ama almak beni rahatsız eder” diyorsanız, aldıklarınızı hak ettiğinizi düşünmeye de alan açın. Bu anlayışta alışverişin dengesi, yalnızca vermekten değil, geleni kabul edebilmekten de geçer. Almayı bilmeyenin verecek bir şeyi kalmaz.
  5. Parayı baştan kötü veya kirli kabul etmeyin. Bazı insanlar zenginliği günahkârlıkla, parayı da başkalarına zarar vermekle ilişkilendirir. Oysa para, bu yaklaşımda kendi başına iyi ya da kötü değildir; nasıl kazanıldığı ve nasıl kullanıldığı önemlidir. “Ben iyiyim, para kötü” düşüncesi, parayla ilgili çelişkili bir tutum yaratabilir. Paranın temiz yollarla kazanılabileceğini ve iyi amaçlarla kullanılabileceğini de hesaba katın.
  6. Bolluk ve bereket hakkındaki sözlerinizi gözden geçirin. “Paraya değer vermem”, “Zaten hep kaybederim” veya “Para ile aram yok” gibi ifadeler, para konusundaki beklentinizi ve dikkatinizi etkileyebilir. Bu görüşe göre bilinçaltını bolluk ve berekete programlama, kişinin tekrarladığı sözleri ve inançları fark etmesiyle başlar. Kendi kendini gerçekleştiren bir beklentiye dönüşmemesi için kullandığınız cümlelerin hangi düşünceyi beslediğini sorgulayın.
  7. İsteğinizi tek bir gerçekleşme koşuluna bağlamayın. “Arabayı satsam da ameliyat olsam” ya da “Falanca gelse de şu işimi halletse” gibi ifadelerde, asıl isteğin önüne belirli bir yol konur. Oysa örnekte temel ihtiyaç araba satmak değil, şifadır; istenen sonuca başka yollarla da ulaşılabilir. Koşulsuz istemek, bütün olasılıkları düşünmeden tek bir seçeneğe bağlanmamaktır. Para mı, aşk mı, iş mi istiyorsunuz? Önce ne istediğinizi açıkça belirleyin.
  8. Yenilik için yer açın. “Evren boşluk sevmez ve mutlaka doldurur” düşüncesiyle, kullanılmayan eşyaları ayıklamak ve eskimiş giysileri ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak önerilir. Burada söz konusu olan, ihtiyaç duyduğunuz şeylerden vazgeçmek değil; artık kullanmadıklarınızı bırakıp yaşamınızda yeniliğe alan açmaktır. Evinizdeki çekmecelerden ve uzun süredir biriken ıvır zıvırdan başlayabilirsiniz.
  9. Borçlardan çok kazanmak istediklerinize odaklanın. Bir zamanlar bir öğrencim, bir aylık kirasını ödeyince sonraki ayı düşünmeye başladığını söyleyerek para sorunundan yakınmıştı. Ben de ona borcunu değil, kazanacaklarını düşünmesini söyledim. Dikkatinizi sürekli borçlara vermek kaygıyı büyütebilir; hedeflerinize ve kazanç yollarınıza yönelmek ise ne yapmak istediğinizi daha görünür kılar. Öğrencim bu yaklaşımı uyguladı, işinden ayrılıp serbest çalışmaya başladı ve şimdi meslektaşlarına göre dört-beş kat daha fazla kazanıyor. Bu örnekteki temel mesaj, dikkatinizi yalnızca eksik olana değil, oluşturmak istediğiniz sonuca da çevirmektir.
  10. Yaşam alanınızı düzenleyin. Düzenli ve temiz bir ev, ofis ya da araba, aradığınız refahı tek başına sağlamaz; ancak günlük yaşamınızı daha derli toplu hâle getirir. Bu yaklaşım, temiz ve düzenli ortamları bolluk düşüncesiyle ilişkilendirir. Dolaplarınızı ve çekmecelerinizi toparlayıp kullanmadığınız eşyaları ayırmak, bu düşünceyi günlük hayatta uygulamanın basit bir yoludur.
  11. İsteklerinize sınır koymamayı deneyin. Bir tabak yemek bulmanın kolay, son model bir araba sahibi olmanın zor olduğunu düşünüyorsanız, aradaki farkın bir bölümünün neye ne kadar inandığınızla ilgili olduğunu sorgulayın. Metindeki örnekte, yemeği her gün bulacağınıza dair güveniniz vardır; arabaya ulaşma konusunda ise aynı güven olmayabilir. Büyük düşünmek, her isteğin kendiliğinden gerçekleşeceği anlamına gelmez; ne istediğinizi küçültmeden ifade etmektir.
  12. Paylaşmayı ve şükretmeyi unutmayın. Küçük bahşişler, hediyeler ya da arkadaşlarınıza yemek ısmarlamak, sahip olduklarınızı paylaşmanın yollarıdır. Bu yaklaşımda vermek, bolluk içinde olduğunuz mesajını taşır. Elinizdekiler için şükretmek ve diğer insanları da düşünmek, paylaşma tutumunu tamamlar.

Bu ilkeler birlikte düşünüldüğünde, çekim yasası ile bolluk ve bereket yalnızca istemekten ibaret değildir: isteğinizi tanımak, sözlerinizi ve inançlarınızı gözden geçirmek, tek bir yola takılı kalmamak, aldığınızı kabul etmek ve sahip olduklarınızı paylaşmak da bu yaklaşımın parçalarıdır. Refah, burada hem zihinsel tutum hem de günlük seçimler üzerinden ele alınır.

Images

Evrenin Yasalarını Anlamak ve Refah İçerisinde Yaşamak – 3

Evrenin yasalarını anlamak ve refah içinde yaşamak üzerine bu bölümde, bilinçaltı yasaları yaklaşımının üç temel düşüncesi öne çıkıyor: inançların onaylanması, bastırılmış duyguların açığa çıkması ve suçluluk duygusuyla ilişkilendirilen ceza beklentisi. Bunları kesin ve kaçınılmaz sonuçlar olarak değil, kişinin kendi inançlarını ve seçimlerini fark etmesine yardımcı olabilecek bir bakış açısı olarak değerlendirmek gerekir.

  1. Bilinçaltımız inançları onaylamak için çalışır – Onaylama Yasası

Bu yaklaşıma göre bilinçaltı, kişinin benimsediği inançları destekleyen deneyimlere yönelmesinde etkili olur. Örneğin, “Zengin olma şansım ancak piyangodan para kazanmakla mümkün” diye düşünüyorsanız, başka yolları görmezden gelebilir ya da bu inancı destekleyen örneklere daha çok dikkat edebilirsiniz. Üstelik “Piyangoyu kazanmak çok zordur” inancı da buna eklenirse zengin olma ihtimalini zihninizde daha baştan rafa kaldırabilirsiniz.

Images

Evrenin Yasalarını Anlamak ve Refah İçinde Yaşamak – 2

Bilinçaltı ve yaşamımız

İnsanın temelde üç farklı bilinç durumundan söz edebiliriz. İlki, farkında olduğumuz; akılcı ve denetleyebildiğimiz ana bilincimizdir. Bazen yalnızca bundan ibaret olduğumuzu düşünürüz. Kişiliğimizi ve egomuzu gösteren, kontrol edebildiğimiz bu zihinsel alana kısaca bilinç ya da şuur deriz.

İkincisi, doğrudan farkında olmadığımız bilinçaltımızdır. İçinde nelerin bulunduğunu duyularımızla ya da bilincimizle her zaman algılayamayız. Bu yaklaşımda bilinçaltı, bilinçten ve beş duyudan aldığı bilgi ve talimatlarla çalışan, farkındalık alanımızın dışında kalan bir alan olarak ele alınır.

Images

Çekim Yasasıyla Bolluk ve Bereket İçin İnanç Değiştirme Teknikleri

Çekim yasası yaklaşımında bolluk ve bereket üzerine çalışırken, yalnızca ne istediğimize değil, para ve refahla ilgili hangi inançları taşıdığımıza da bakarız. “Para zor kazanılır”, “Daha fazlasını hak etmiyorum” ya da “Gelecekten korkuyorum” gibi düşünceler, hedeflerimizi nasıl gördüğümüzü etkileyebilir. Bu nedenle önce fark etmek, sonra da seçtiğimiz yeni düşünceyi düzenli biçimde hatırlamak önemlidir. Aşağıdaki çalışmalar, yazıda anlatılan inanç değiştirme ve istekleri gerçekleştirme tekniklerini bir araya getiriyor. Bunları kesin sonuç vaatleri olarak değil, kendi düşüncelerinizi gözden geçirmek için uygulamalar olarak değerlendirin.

Ayna görüntüsü tekniğiyle olumlama

Bilinçaltının, bilincimizin o sırada odaklanmadığı ayrıntılara yöneldiği fikri bu tekniğin çıkış noktasıdır. Bir partiye gittiğinizde bilinciniz insanlara, tanıdıklara ve konuşmalara odaklanırken; renkleri, kokuları, sesleri, halıyı ya da duvardaki resimleri de fark etmeden kaydedebilirsiniz. Tersine, dikkatinizi bu ayrıntılara verdiğinizde çevrenizdeki kişiler ve konuşmalar arka planda kalabilir. Bu yaklaşımda, dikkatin yönünü değiştirerek olumlu bir inancı hatırlatmanın mümkün olduğu düşünülür.

Images

EFT ve Yaşam Üzerine Söyleşi

“EFT ve YAŞAM” – Gülcan Arpacıoğlu ile Söyleşi
Kamil Koç Yolculuk Dergisi

Deniz Yalım Kadıoğlu

“Duygusal Özgürleşme” dediğimizde nasıl bir özgürleşmeden bahsediyoruz? Sorunlarından arınmış, duygusal yönden özgür bir insanla günlük hayatın stresini ve geçmişteki problemlerini birlikte taşıyan bir insan arasında ne gibi farklar vardır?

Duygusal özgürleşme; yaşamın tadını çıkarmamızı engelleyen olumsuz düşüncelerden, duygulardan, inançlardan, anılardan, yaşam stratejilerinden ve geleceğe yönelik endişelerden kurtulmak demektir. İnsan bütün sorunlarından tamamen arınmış olmayabilir; ancak birçoğunun etkisinden uzaklaştıkça farkındalığı artar. Zihnini alışkanlıkla değil, daha bilinçli kullanır; hedeflerine odaklanabilir ve sorunlarda takılıp kalmak yerine çözüme yönelir.

Images

Pozitif Stres Yönetimi

Okuduğunuzdan en verimli şekilde faydalanmanın on kuralı
  • Öğrenmeye başlarken kararlı olun.
  • Seçici olun.
  • Yanınızda kağıt ve kalem bulundurun.
  • Sizin için en fazla öncelik taşıyanla başlayın.
  • Zihninizi açık tutun.
  • Değiştirilmesi en kolay şeyden başlayın ve kendinizi başarıya hazırlayın.
  • İlerlemenizi kaydedin ve başarınızı ödüllendirin.
  • Hatalarınızdan ders alın.
  • Öğrendiğiniz şey üzerinde düşünün ve onu mümkün olduğunca çabuk kullanın.
  • · Destek alın. Bir ya da daha fazla öğrenme ortağı bulun ve onlardan yaralanın.
1) Baskı, Performans Ve Siz
Neler bizi strese sokar?
Genelde, kendi yeteneklerimize bakışımız ile içinde bulunduğumuz durumun gereği olarak düşündüğümüz şeyler arasında bir uyumsuzluk algıladığımızda strese gireriz.
Stres fiziksel olarak ne yapar?
Bedenin ani ve otomatik olarak büyük vitesle harekete geçmesi gibi kan dolaşımını sindirim sistemi gibi vücudumuzun önemli mekanizma-larını olumsuz yönde etkiler. Örneğin mide ağrısı, cilt bozuklukları, baş ağrısı, kas tutulması gibi rahatsızlıklar.
Stres ne kadar sürer?
Stres tepkisi kısa ömürlü olarak ortaya çıkar. Sanki gaz pedalını sonuna kadar basmak gibi, ani enerji patlaması sağlar. Eğer birbirini izleyen iki stresli olay arasında insanın kendini yenileyebileceği kadar zaman varsa, her şey yolundadır.
2) Zamanınızı nasıl kontrol edersiniz?
Kontrol kurmaya doğru on adım:
  • Öncelikle uzun vadeli hedefler belirleyin. Mesela; on yıl sonraki, beş yıl sonraki, bu yıl ki hedefler.
  • Hedeflerinizi davranış bağlamında gözden geçirin. Hedefinize ulaşmada davranışlarınızın tutarlığını ve hedeflerinizi yeniden değerlendirin.
  • Hedeflerinizi sizin için kritik olan zaman birimlerine göre belirleyin. Amaçlarınız günlük, haftalık ya da aylık süreler için düşünüldüğünde bu sizin için ne anlama geliyor?
  • Başlamadan önce yapmanız gereken her şeyin listesini çıkarın.
  • Her görevi yapıp yapmamanın sonuçlarını tartın.
  • Yedek etkinliklerden kaçının. Elinizdeki asıl işi bitirmeden önce icat edeceğiniz bütün yedek etkinliklerden kaçının. Bir “yapılamayacaklar” listesi çıkarın. Bu çabucak birçok sayıda etkinliği ortadan kaldırarak, yapılması gerekenler üzerinde yoğunlaşmanızı sağlar.
  • Günün sonunda ertesi gün için bir “yapılacaklar” listesi hazırlayın.
  • Zamanınızı değerlendirin.
  • Kesintisiz bir “düşünme zamanı” ayırın. En sakin zamanınızda geçmişten çıkarabileceğiniz dersleri düşüneceğiniz, gelecekte çıkabilecek meseleleri tahmin etmeye çalışacağınız ve ortaya çıkacak ihtimallere dair planlar hazırlayabileceğiniz bir kesintisiz düşünme zamanı.
Etkili bir zaman tablosu yapmanın beş yolu:
  • Yapmanız gereken işin ne kadar zaman alacağını kendinize sorun ve şu sözü de hep hatırlayın. “Bir işin aldığı zaman, ona ayrılandan hep daha fazladır.”
  • Hesaba katmanız gereken her şeyin farkında olun. Hazırlayacağınız zaman tablosu küçük ayrıntıları da dikkate alacak şekilde planlanmalı.
  • Karşılaşacağınız meseleleri tahmin edin.
  • Size en iyi uyan çalışma şeklini bulmaya çalışın. Doğal ritminizle çalıştığınız nispette üretken olursunuz.
  • Siz programınızı kullanın, onun sizi kullanmasına izin vermeyin.
Zaman tasarrufu ve organize kalmanın altı yolu:
  • Bir problem günlüğü tutun, işler kötüye gittiğinde veya kendinizi kötü hissettiğinizde bunları günlüğünüze kaydedin.
  • Masanızı düzenli tutun, ihtiyacınızın olmadığı herşeyi kaldırın.
  • Kendinize notlar yazın ve notları kolaylıkla görebileceğiniz bir yere asın. Şayet notlar yazılmazsa bütün yük belleğinize biner.
  • Boşa geçen zamanları değerlendir- meye bakın.
  • Bölünmelere meydan okuyun. İşinizin bölünmemesine dikkat edin.
  • Toplantılara katılma zorunluluğuyla bahşedin. Şayet içeriğinin en az yüzde yetmişbeşi sizin İlgilerinizle çakışıyorsa katılın.
İş ve ev hayatınızı dengelemek:
İş dışındaki hayatınızı planlayın. (Boş zaman etkinliklerini, tatilleri ve rahatlamak için geçireceğiniz zamanı) Böylece işinizdeki zamanı daha verimli değerlendirmiş olursunuz.
3) Başkaları ile etkili ve iddialı iletişim kurmanın yolları
Etkili iletişimdeki rolleriniz:
  • Vermek istediğiniz mesajlar hususunda açık olmalısınız.
  • Diğerleri tarafından verilen mesajlar hususunda da açık olmalısınız.
İddialı davranış:
  • Belli özelliklere sahip olmaktır: Özgüven ve kendine saygı.
  • İsteklerinizi akılcı ve doğrudan ortaya koymaktır.
  • Hayata özel bir bakış açısıyla bakmaktır. Dürüst olmak, olumlu olmak, açık sözlü olmak vs.
  • Başkalarına kendinize davranılmasını istediğiniz gibi saygı ve anlayışla yaklaşmaktır.
İddialı davranış ve etkili iletişim için on temel kural:
  • Neyi istediğiniz konusunda açık olun.
  • Açık ifade edin. Belli bir ifade hazırlayın ve gerekirse prova edin.
  • Soğukkanlı ve akılcı olun.
  • Anlaşılır olun. İstediğinizi anlaşılır ve yalın bir biçimde belirleyin.
  • Sınırlarınızı ve seçeneklerinizi ortaya koyun.
  • Hissettiklerinizi açığa vurun.
  • Yan yollara sapmayın. Söyleneni dinleyin, ardından ricanızı, yaklaşımınızı, karşı çıkışınızı vs. tekrarlayın.
  • Yer ve zamanı siz seçin. Mümkün olduğunca iletişim için en uygun yeri ve diğer kişinin dinleyebileceği zamanı seçin.
  • Özürler değil sebepler sıralayın. İstediğiniz ya da istemediğiniz şeyler için sebepler sıralamak daha iyidir.
  • Uzlaşma için hazırlanın yada ihtiyacınızdan vazgeçin. Duygularınızı ifade ettikten sonra tartıştığınız durum için en iyi çözümü kabul etmeye hazır olun.
İddialılık için altı öneri.
  • Söylediğinizin mesuliyetini alın.
  • Cevaplamadan önce karşınızdakinin söylediğini ya da isteğini tekrarlayın. Bu karşınızdakinin duygularını anladığınızı gösterir.
  • Daha fazla ayrıntı istemek için hazırlıklı olun. Hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığınz bir isteği geri çevirmek yerine daha ayrıntılı bilgi vermesini istemek aynı zaman da gereksiz çelişkileri de ortadan kaldırabilir.
  • Karşınızdakinin duygularını kabul edin,duygularını paylaştığınızı gösterin. Ama kararınızı yine siz verin.
  • Karşınızdakine ne hissettiğinizi ve ne yapacağınızı söyleyin. Ama her zaman dürüst olun.
  • İyi bir neden olmadıkça özür dilemeyin. Gereksiz yere özür konumunuzu tehlikeye atacaktır.
Nasıl hayır denebilir ?
Bir isteği reddederken, bir tema yakalayıp onu tekrar etmeye çalışın. Daha önce kullandığınız sözcüklerle “hayır” demek fikrinizi değiştirmeye niyetinizin olmadığını gösterir.
Kesintileri nasıl önleriz?
Uygun ve tutarlı konuşun. Arada boşluklar olmayacağı için sözünüzü kesemeyecektir. Ayrıca sözünüzü kes-meye çalışan kişi ile göz göze gelmeyin.
Nasıl yanıt alırız?
Söylemek istediğinizi bitirdiğinizde, doğrudan yanıt almak istediğiniz kişiye bakın. Onun bakışını ve sessiz bir anı yakalayın. Sessizlik diğer kişiyi yanıt vermeye zorlayacaktır.
Dinlediğinizi nasıl gösterirsiniz?
Bir dinleyici olarak rolünüzü edilgen değil etken hale getiriniz.
Etkin dinleme önerileri:
  • Anlayıp anlamadığınızı sınayın. Yani anladığım kadarıyla……
  • Kilit noktaları özetleyin.
  • Söyleneni netleştirmeye çalışın.
  • Anladığınızı başınızla onaylayın.
  • “A-ha” gibi cesaretlendirici sesler kullanın.
  • Söze girmeden önce arada bir sessizlik olmasına izin verin.
Nasıl iltifat etmeli?
  • Açık ve kesin olun.
  • Örnek ya da örnekler verin.
  • Olaydan hemen sonra övün.
  • Başkalarının önünde övün.
Övgünün değerini azaltma:
Başarının sadece kendisine ait olmadığını herkesin yapabileceğini ifade etmekle mümkün olur.
Yalnızca ne söylediğiniz değil nasıl söylediğiniz:
  • İçten olun. Belirsiz mesajlar vermeyin.
  • Sesinizi nasıl kullandığınızın farkında olun.
  • Sesinizin tonlarının farkında olun. (Sağlam ve soğuk kanlı bir ses tonu)
  • Duruş. Duruş biçiminiz pek çok şeyler söyler. İfade etmek istediğiniz duygularınızı orta koyacak duruş sergileyin. Konuştuğunuz kişiyle aynı düzeyde oturmak eşitlik, yüksekte oturmak güç ve üstünlük göstergesidir.
Göz teması:
Mesajınızı sadece sözcüklerle aktarmak değil aynı mesajı sesiniz ve gövdenizle de iletmeniz etkiyi artıracaktır.

4) Olay sırasında, öncesinde ve sonrasında rahatlama yolları
Ne zaman rahatlamalı (Gevşeme)
  • Potansiyel olarak stres taşıyan bir olaydan önce rahatlayın.
  • Stresli olaylar sırasında rahatlayın.
  • Stresli olaylardan sonra rahatlayın.
Nasıl çalışmalı ve gevşemeli?
  • Soluk alışınızı yavaşlatın. Kontrollü solunum sakinleşmenin en kolay yollarından biridir.
  • Sakinleşmek için egzersizlerden yaralanın. Fiziksel etkinlikler enerjiyi ve stresin neden olduğu kas gerilimlerini açığa çıkarır.
  • Kaslarınızı doğrudan rahatlatın. Stres tepkisi kas gerilimine yol açar, yani hissettiğiniz ağrı ve sızılar düşsel değildir. Gerilim nerede olduğunu biliyorsanız, gövdenizin o kısmını gevşetin. Oluruna bırakın. Gerilim azalışını hissedin. Kasları gevşetmenin bir yolu da önce onları germektir, kaslar gerildikten sonra derinlemesine gevşerler.
  • Oturuş ve duruş biçiminizi gözden geçirin. Kas gerilimi oturuş ve kötü duruş yüzünden şiddetlenebilir. Oturuş ve duruşunuzda altın kural, omurganızı olabildiğince düz tutmaktır.
  • Duygusal gerilimi salıverin. Sinir bozucu, bastırılmış duygularınızı yazıya dökün veya öfkelerinizi teybe kaydedin ve bir kez daha dinleyin. Böylece sizi gerilime sokan bu durumun mantıklı olup olmadığını fark etmeniz kolaylaşacaktır.
  • Gerilimi bir arkadaşınızla konuşarak azaltın. Eğer duygularınızı kaydetmek istemiyorsanız bunları niye bir arkadaşınızla konuşmayasınız?
  • Fiziksel olarak yavaşlayın. Bütün gün durmaksızın koşturduğunuzda, stres altında olma duygusu artar. Bu durumda yapılacak en iyi şey işi yavaşlatmaktır.
  • Bir mola verin. Molalar performansınızı artırır. Ara vermeden çalıştığınız zaman dilimi uzadıkça performansınız düşer. Zaman tasarrufu için ara vermemek yanlış bir ekonomi yöntemidir.
  • Etkinlik değiştirin. Mola verdiğiniz-de günün geri kalanında yaptığınız-dan farklı bir şeyler yapmaya çalışın.
  • Mini molalar verin. 10-15 dakikalık aralar veremiyorsanız 10-60 saniyelik bir mini mola verin ve bunu işin en yoğun olduğu anlarda bir an soluklamak için kullanın.
  • Düşünmeye zaman ayırın. Mini molanızdan sonra hemen kargaşaya dönmeyin. Bir süre için bekleyin, yapmanız gerekenleri gözden geçirin ve yapacaklarınızı planlayın.
  • Kendinize kaçış mekanizmaları üretin. Bunlar baskının yükselmeye başladığını hissettiğinizde mola ver- menin yolarıdır.
  • Kendinize yalnız kalabileceğiniz sessiz zamanlar ayarlayın. Mini molalar, düzenli molalar, standart aralar sessiz zamanlar ve tatiller bunun için en uygun zamanlardır.
  • Gevşeme mekanizmaları geliştirin. Sizin gevşemenize yardımcı olan ateşleyiciyi bulun ve bunu alışkanlık haline getirin. Müzik dinlemek, okumak, yürümek gibi…
Uykudan en iyi şekilde faydalanma:
  • Yatma ve kalkma zamanlarını düzene koyun.
  • Akşam erken saatlerde biraz egzersiz yapın.
  • Yatmadan 1 saat önce gevşemeye başlayın.
  • Yatmadan önce ağır yemekler yemeyin, sıcak süt için.
  • Uyumadan önce rahatlatıcı bir banyo yapın.
  • Kafanızı meşgul eden bir şey varsa yazıya dökün veya konuşup hemen o anda çözün.
  • Gözlerinizi kapatın ve uykuyu düşünün.
  • Uyanırsanız yatakta kalmayın, kalkın ve bir şeyler yapın. İhtiyaç duyarsanız, yatağınıza gidin.
Derinlemesine rahatlama:
  • Etkin rahatlama: Zihni rahatlatmak için, yoga, esneme ve gevşeme hareketleri, derece derece artan rahatlama egzersizleri, meditasyon, kendi kendine hipnoz ve ritmik solunum.
  • Edilgen rahatlama: Bedeni rahatlatmak için. Yumuşak masaj, reflekroloji, aromaterapi gibi teknikler.
  • Stresle Başa Çıkabilmek İçin Bedeni Sağlıklı Ve ZindeTutmanın Yolları
Fiziksel stres tepkisi, gövdenin acil eylem için vites büyültmesidir.
Erken uyarı sinyalleri: Hızlı solunum, ağız ve gırtlak kuruluğu, nemli ayalar, sıcaklık hissi, gergin kaslar ve hazımsızlık gibi belirtilerden herhangi birisi stresin sinyalidir. Bu durumda bilinçli bir şekilde sakinleş-meye çalışın. Bu mümkün değilse, sizi stresten uzaklaştıracağına inandığınız şeyler yapın. Stresin nihai bedeli gövdenizin işlevini yitirmesidir. Ayrıca davranışlarınızda meydana getireceği düzensizliklerle çevreniz ile iletişim kurmanızı engelleyici durumlar ortaya çıkarabilir. Örn: Çok çabuk sinirlenmek gibi.
Sağlıklı beslenme rejimi için 6 kural:
  • Daha çok rafine olmayan yiyecekler yiyin. Hiçbir şeyi alınmamış ürün. Kepekli buğday ekmeği gibi. Bu tür yiyecekler kabızlığı gidermenin yanında kandaki kolesterol miktarını düşürür ve midenin sindirim hızını da azaltır.
  • Pişirme işlemini en azda tutun. Yiyecekleri pişirmek bazen besleyici değerlerinin yok olmasına yol açar.
  • Yağlara dikkat edin. Çok fazla yağ egzersiz yapmama durumunda fazla kilolara neden olur. Yağı çeşitli kaynaklardan almaya özen gösterin.
  • Şeker ve tuzu azaltın.
Vitaminler ve mineraller. Dengeli bir rejim için düzenli bir şekilde mineral ve vitaminleri almalısınız. Özellikle stresli durumlarda gövdenizi B vitaminiyle destekleyin.
  • Çok su için. Stresin fizyolojik özelliklerinden biri de su kaybı ve kanın koyulaşmasıdır. Bu da cildin kötü beslenmesine ve sindirim bozukluklarına yol açar.
Dışarıda Yemekle İlgili Öneriler:
  • Eğer mönüde vejetaryen yemekler varsa bunları tercih edin. Daha sağlıklı ve ilginç olurlar.
  • Tatlı yerine taze meyveleri tercih edin.
Yemeği nasıl yersiniz?
  • Yavaş yeyin, acele ettiğiniz ölçüde sisteminize sorun eklersiniz.
  • Başka biriyle birlikte yeyin. Konuşmak yeme hızını azaltmak için iyi bir yoldur.
  • Sık sık atıştırmak yerine düzenli yemek yeyin.
  • Yemek için müsait bir ara verin.
  • Yemek yerken oturun.
  • Kendinizi yemekle ödüllendirirken dikkatli olun.
Sağlıklı hayat için tavsiyeler:
  • Spor yapın.
  • Dayanıklılık için egzersizler: Koşma, ip atlama vs.
  • Güçlülük için egzersizler: Jimnastik
  • Esneklik için egzersizler: Yoga
  • Sigara ve alkolden uzak durun.
  • Haplar ve ilaçların dozu: Mutlak ihtiyaç olmadıkça haplardan uzak durun.
6 ) Kontrollü Kalmanın Yolları
Olumlu düşünme için altın kurallar:
  • Başarıyı kabullenin.
  • Genellemelerle değil o duruma has şeylerle uğraşın.
  • En kötü korkularınızın gerçekleşme ihtimalini gerçekçi olarak değerlen- dirin.
  • Olabilecek en kötü senaryoyu düşünün.
  • Elinizden gelenin en iyisini yapın ve neticeyi kabullenin.
  • Kesinlik taşıyan şeyleri amaç edinin.
  • Olumsuz düşünceleri içinde bulunduğunuz çevre şartlarına göre değerlendirin.
  • Neyin yanlış olduğundan çok neyin doğru olduğu üzerinde yoğunlaşın.
  • Kendinize şöyle sorun: “Bu beni niye üzüyor?”
  • Olumlu düşünceden çok fazla şey beklemeyin.
Egonuzu nasıl desteklersiniz?
  • Başarılarınızı duyurun.
  • Başarılarınızı kutlayın.
  • Kendinize ödüller verin.
  • İyi yanlarınızın listesini çıkarın.
  • Başarılarınızı kaydedin.
Performansı tam ve doğru değerlendirmek:
  • Her olumsuz noktayı olumlu bir noktayla dengeleyin.
  • Yapıcı eleştiriden yararlanın.
  • Başarılar kadar başarısızlıkları da paylaşın.
  • Düzeltmeniz gereken şeylerin farkında olun.
  • Her hatadan çıkarılacak bir ders olduğunu unutmayın.
Kontrolü yeniden kazanmak:
  • Kendinize şöyle sorun: “işler bir parça daha iyi gitseydi durum nasıl olurdu ?”
  • Yapabileceğiniz bir şey olup olmadığını araştırın .
  • Stresli olduğunuzda beklentilerinizi azaltın.
  • Tıpkı bir oyuncu gibi performansınızı prova edin.
  • UNUTMAYIN:Durumun kendisi değil, sizin bakış açısı stres vericidir.
  1. Başkalarına Destek Vermenin, Destek Oluşturma
Ve Kullanmanın yolları:
Destek haritası çıkarma:
  • Kendinizi desteklemenin yolları ve araçların tespit edilmesidir.
  • Desteklerinizin sayısı arttıkça, problemlerle başa çıkabilme yolun-da daha iyi donanmış olursunuz.
  • Destek haritası çizmek, sahip olduğunuz (ya da olabileceğiniz) destekleri görmenize yardımcı olur.
  • Kendinize sosyal, psikolojik ve fiziksel destekler bulun.
Desteği geliştirmenin yolları:
  • En önemli destek kaynağı kendinizsiniz.
  • Kendinizi söylediklerinizle destekleyin. Bu sizi cesaretlendirecektir.
  • Kendinizi destekleyen alışkanlıklar geliştirin. Nelerin sizde baskı ve endişeye yol açtığını bulun.
  • Başınıza dert açan alışkanlıklardan kurtulun. Bunun için şunları yapabilirsiniz.
  • Kendinizle bir anlaşma yapın ve anlaşmaya uyduğunuz sürece kendinizi ödüllendirin.
  • Alışkanlığı bırakmanın sonuçlarını göz önüne getirin.
  • Kısa bir süre için alışkanlığınızı bırakmayı deneyin.
  • Bir kez tam olarak bıraktığınızda bir daha dönmemeye çalışın.
  • Alışkanlığı bırakmaktan dolayı acı çekmeyin ve kendinizi ödüllendirin.
  • Başkalarından destek arayın.
  • İttifaklar kurun. Bu çevrenizden yararlanmada kullanılan özel bir terimdir.
  • Bir danışmanla konuşmayı deneyin.
  • Her şey sizin için bir destek kaynağı olabilir.
  • Unutmayın, “Ne giyerseniz osunuz.” Giysileri hemen etki yapan beden dilinizin bir parçası olarak kullanmayı aklınızdan çıkarmayın.
  • Hobiler ve günlük alışkanlıklar edinin.
  • İş, dinlenme ve eğlenceyi unutmayın.
  • Evcil hayvanları bir destek kaynağı olarak görün.
  • Rahatlayabileceğiniz bir yeriniz olsun.
Nasıl destek oluruz:
  • Destekleyici olun, boş bir onaylayıcı değil.
  • Pratik ve duygusal destekler önerin.
  • İnsanlara ilerlemeleri için destekleyici olun