Images

İnsanlarla Tanışma ve Sosyal Ortamlarda Rahat Olma İpuçları

İnsanlarla tanışma: İlk adım, ne istediğinizi bilmek

Bu gezegende bu kadar çok insan yaşarken pek çoğunun birbirine yaklaşmaması şaşırtıcı. İnsanlarla tanışmak isteyen biri için ilk mesele, yalnızca bir ortama gitmek değil; orada bulunmayı ve insanlarla konuşmayı gerçekten istemektir. Richard Bandler’ın anlattığı Teresa’nın hikâyesi, bu isteği somut bir plana dönüştürmenin ve dikkati kendinden başkalarına yöneltmenin nasıl işe yarayabileceğini gösteriyor.

Teresa’nın hikâyesi: İsteği bir plana dönüştürmek

Teresa büyük bir şirkette yönetici olarak çalışıyordu. Dünya çapında bağlantıları olan insanların katılacağı bir şirket partisine gitmek istiyor, ancak orada kimseyle konuşamayacağından korkuyordu. Sosyal ortamlarda kendini rahatsız hissediyor; konuşmaya çalıştığında kekeliyordu. Partide kuracağı bağlantıların kariyerinde ilerlemesine yardımcı olabileceğini biliyordu. Ona iki soru sordum: “Partiye gitmeni sağlayacak olan şey nedir? Peki, parti boyunca orada kalıp keyif almanı sağlayacak olan şey nedir?” Bunlar birbirinden farklı iki adımdı.

Images

Hayatı Doya Doya Yaşamak: Sevgiyi Artırmak

Sevgiyi artırmak, dikkati sevdiklerinize yöneltmekle başlar

İnsanların sevdikleri kişilere sevgilerini ifade etmeyi ya da çocuklarıyla zaman geçirmeyi ertelemeleri bana garip geliyor. “Yeterli zamanım yok,” diyorlar; oysa ellerinden bir şey gelmeyecek konular üzerinde endişelenmeye ayırdıkları zaman çoğu zaman oldukça fazla. Yapabileceğimiz, üstelik keyif de alabileceğimiz şeyler varken dikkatimizi sürekli kaygılara vermek, sevdiklerimizi hayatımızın dışında bırakabiliyor.

Elbette işe gitmek için yola belli bir süre ayırmamız gerekir. Fakat işe ulaşana kadar geçen zamanı, varışta yapılacakları zihnimizde tekrar ederek doldurmak zorunda değiliz. “Yol bir saat sürecek; bu saatin bir bölümünü dinlenmeye ya da sevdiklerimi düşünmeye ayırabilirim,” diye karar verebiliriz. Evden çıkmadan önceki bir saati günün işlerini kafamızda çevirmek yerine çocuklarımızla geçirmek de bir seçimdir. Sevdiklerine zaman ayırmak, takvimde boş bir an bulmayı beklemekten çok, mevcut zamanı neye vereceğine bilinçli biçimde karar vermekle ilgilidir.

Images

Hayatı Doya Doya Yaşamak

Hayatta karşıma çıkan insanların çoğu sorunları konusunda endişelenmeye çok fazla zaman ayırıyor, ama eğlenceye yeterince zaman ayırmıyor. İnsanlara sık sık şunu soruyorum: “Sorunlarını çözdükten sonra tüm o boş zamanında ne yapacaksın?” Hayatı doya doya yaşamak, yalnızca sorunları çözmekten ibaret değil; çözüm için harcadığımız emeğin yanında keyif alacağımız şeylere de yer açmak demektir. Hayattan keyif almak, mutluluğun önemli parçalarından biridir.

Hayatı doya doya yaşamak: İlişkilere ve önceliklere yer açmak

Mutlu olmanın bir diğer parçası da iyi ilişkilere sahip olmaktır. Hayatını yalnızca çalışarak geçiren ve önemli şeylere odaklanmaya fırsat bulamayan çok sayıda insan var. Oysa sevgiye yer açmak; ailenizle özel zamanlar geçirmek, hayatınızdaki kişiye ilgi göstermek ve birlikte geçirilen anları önemsemek anlamına gelir. İş, sorumluluklar ve günlük telaşlar hayatın tamamı hâline geldiğinde, yakınlarımızla bağ kurmaya ayıracağımız zamanı da gözden kaçırabiliriz.

Images

Ruhsallığın Egosu


 Bilmek OLMAK DEĞİLDİR
Ego kelimesini derinden incelemeye aldığımda iletişimde bulunduğum çevreye de ego ile ilgi­li araştırmaları çeker hale gelmiştim. İnsanların yaptığı her harekette altındaki egoyu görmeye çalışıyordum. Hatta ileri giderek onların egoları olduğunu söylüyordum. Çünkü öğrenmiştim. Onları egolarından vurmaya çalışmak fikri her ne kadar ego olsa da bilgimin arkasına sığınıp bunu silah olarak kullandığım durumlar oldu.

Tersini de yaşadım. İnsanlar benim egolarım olduğunu, bir şeyleri yenemediğimi söylediler. Bu canımı acıtan bir şey oldu zaman zaman. Yaptığımın karşılığını alıyordum. Ama bunu göremiyordum. Ego hakkındaki bilgilerim bile kendi egosunu oluşturmuş insanları egolarından vurmaya çalışıyordum. Ve biri beni vurmak istediğinde tepki veriyordum. Egolarımın olduğunun söylenmesi bana küfür gibi geliyordum. Yani aynı olayın iki zıt kutbuda beni tetikliyordu... Ne mutlu ki böyle şeylerim yok artık...
Images

Affetmek En Asil İntikamdır

Nefreti aşmanın bir yolu var: affetmek. Başkalarını affettiğimizde, geçmişte yaşananların ve taşıdığımız kırgınlığın üzerimizdeki etkisini azaltmaya başlarız. Affetmek, yaşananları silmek değil; hayatımızı yalnızca o acının belirlemesine izin vermemektir.

Nefret, yaşamdan zevk almamızı ve insanların güzel yanlarını görebilmemizi engelleyebilir. Hiç kimse bütünüyle iyi ya da bütünüyle kötü değildir. Bir insanda yalnızca kötülük aramak, zamanla şüphe ve umutsuzluk içinde kalmamıza yol açabilir. Nefretle dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır. Affetmek ise insanı derinleştirir ve kendi duygularına başka bir gözle bakmasına yardımcı olur.

Images

Chris Gardner’ın Başarı Hikayesi

Chris Gardner kimdir? Onu yalnızca borsacılıktan zenginliğe uzanan bir başarı öyküsünün kahramanı olarak anlatmak eksik kalır. Ahmet Altan’ın aktardığı bu hikâyede asıl etkileyici olan, Gardner’ın en ağır koşullarda bile oğluna sahip çıkması ve amacından vazgeçmemesidir.

Chris Gardner hayatı: Zor bir çocukluktan yeni bir hedefe

Gardner’ın çocukluğu kolay geçmemiştir. Babası aileyi terk etmiş; üvey babası ona ve kardeşlerine kötü davranmış, annesine şiddet uygulamıştır. Gardner, henüz yedi yaşındayken kendi çocuklarını asla bırakmayacağına yemin eder. Bu söz, ileride baba olarak vereceği mücadelenin de anlamını taşır.

Images

K枚t眉 陌li艧kilerin 脺stesinden Gelmek

K枚t眉 陌li艧kilerin 脺stesinden Gelmek

陌nternet 眉zerinden benden yard谋m isteyen bir莽ok ki艧inin dile getirdi臒i ve ili艧kiler sonras谋nda ya艧anan terk edilmenin verdi臒i travmalar谋, s眉r眉ncemede kalan ili艧kiler sonras谋 ya艧anan duygusal durumu atlatma konusunda NLP yarat谋c谋s谋 Dr. Richard Bandler鈥檌n Eskimeyen de臒i艧im kitab谋nda yazm谋艧 oldu臒u b枚l眉m眉 payla艧mak istiyorum. 
Art谋k yapacak bir 艧ey kalmam谋艧 bitmi艧 a艧klar谋n pe艧inde bir 莽ok insan kendini heder ediyor 眉z眉yor. Kendini kafese kapat谋p, aya臒谋ndan ba臒lay谋p d谋艧ar谋ya 莽谋kmaya korkuyor. Ama 艧unun  kafesin d谋艧谋na 莽谋kma cesareti g枚steremezlerse, kendi ayaklar谋ndan kendilerini ba臒lad谋臒谋 ipi 莽枚zmedikleri i莽in ayn谋 yerde ayn谋 艧eyleri ya艧ay谋p duruyorlar sonrada ba艧kalr谋n谋 su莽luyorlar. 脰zg眉rl眉k istiyorsan谋z, aya臒谋n谋zdaki ba臒谋 莽枚zmeniz, kafesin d谋艧谋na 莽谋kman谋z laz谋m. Yeni ya艧amlara yelken a莽abilesiniz. Bir 莽o臒unuz Tarzan filmini seyretmi艧siniz yada belgesellerde maymunlar谋n a臒a莽lar aras谋nda nas谋l h谋zla bir daldan bir dala ge莽tiklerini g枚rm眉艧s眉n眉zd眉r. Asl谋nda bizimde yapmam谋z gereken bu yeri geldi臒inde tutundu臒umuz dal谋 b谋rak谋p yeni dal谋 tutmal谋y谋z ki ilerleyebilelim.


Baz谋 insanlar谋n 眉stesinden gelmesi gereken di臒er bir konu k枚t眉 ili艧kilerdir. Konu k枚t眉 ili艧kiler oldu臒unda her 艧eyden 枚nce iyi bir hayat谋 hak etti臒inize ili艧kin yeni bir inan莽 olu艧turmaya karar vermenizi 枚neriyorum. Bu 莽ok 枚nemli bir 艧eydir ama bir莽ok insan bunu yeterince yapmaz.

Images

Affetmek ve Ego

Osho’nun bu metnindeki temel düşünce, egonun mutsuzlukla beslendiği ve geçmişteki acılara tutunmayı sürdürdüğüdür. Ona göre coşku ve neşe anlarında ego geri çekilir; ego zayıfladıkça da insanın yaşamındaki güzellikleri fark etmesi kolaylaşır. Fakat kişi egosunu beslemeye devam ederse acıları, yaraları, hakaretleri ve aşağılanmaları zihninde tekrar tekrar büyütür. Neşeli anlar gözden silinirken incinmişlikler taze tutulur. Osho bunu, neşenin ego için zehir; mutsuzluğun ise vitamin gibi olmasıyla anlatır.

Ego affetmeyi nasıl etkiler?

Osho’ya göre affetmek, yalnızca «Affetmeliyim» diyerek başarılabilecek bir eylem değildir. Böyle bir çaba, acıyı gerçekten anlamadan onu bastırmaya dönüşebilir. Bastırılan duygu ortadan kalkmaz; başka bir biçimde veya fark edilmesi daha güç bir yerde yeniden ortaya çıkar. Eski yapının üzeri yenilenmiş, yeniden düzenlenmiş gibi görünse de altta aynı incinmişlik durabilir.

Images

Affetmekle İlgili Bir Hikâye: Patates Torbası

Bir lise öğretmeni, bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:

“Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?”

Öğrenciler, çok sevdikleri öğretmenlerinin bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. Öğretmen, “O zaman, bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin,” der. Öğrenciler bunu da kabul eder.

Öğretmen ertesi gün için ödevlerini açıklar: Her öğrenci bir plastik torba ve beş kilo patates getirecektir. Öğrenciler bu isteğin nedenini pek anlayamasalar da ertesi sabah sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır.

Affedilmeyen her kişi için bir patates

Meraklı gözlerle kendisine bakan öğrencilerine öğretmen şöyle der:

“Bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın. O kişinin adını patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.”

Bazı öğrenciler torbalarına üçer beşer patates koyarken bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolar. Öğretmen, öğrencilerinin “Peki şimdi ne olacak?” diye soran bakışlarına karşılık ikinci açıklamasını yapar: Bir hafta boyunca nereye giderlerse gitsinler, torbalarını yanlarında taşıyacaklardır. Yattıkları yatakta, bindikleri otobüste ve okulda sıralarının üzerinde patatesler hep onlarla olacaktır.

Bir hafta boyunca taşınan yük

Aradan bir hafta geçer. Öğretmen sınıfa girer girmez, verdiği görevi yerine getiren öğrenciler şikâyet etmeye başlar:

“Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.”
“Hocam, patatesler kokmaya başladı. İnsanlar artık bana tuhaf tuhaf bakıyor. Hem sıkıldık hem yorulduk.”

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine hikâyenin asıl dersini verir:

“Görüyorsunuz ki affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkûm ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz; hâlbuki affetmek, en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.”

Affetmenin önemi: Yükü hafifletmek

Bu affetmekle ilgili hikâye, geçmişte yaşanan kırgınlıkları zihnimizde taşımaya devam etmenin nasıl yorucu olabileceğini patates torbası üzerinden anlatır. Torbadaki her patates, affedilmeyen bir kişiyi ve onunla ilgili taşınan duygusal yükü temsil eder. Torba ağırlaştıkça onu her yere götürmek zorlaşır; zaman geçtikçe patatesler de rahatsız edici hâle gelir.

Hikâyenin işaret ettiği nokta, affetmenin karşı tarafı haklı çıkarmak ya da yaşananları önemsiz saymak olmadığıdır. Affetmek, kişinin kendi içindeki öfke ve kırgınlıkla kurduğu ilişkiyi yeniden değerlendirmesi ve bu yükü taşımamayı seçebilmesidir. Bu nedenle affetmenin faydaları, yalnızca ilişkilerle değil, insanın kendi huzuruyla da ilgilidir.

Elbette affetmek her zaman kolay, hızlı ya da tek seferde gerçekleşen bir karar olmayabilir. Herkesin yaşadığı olay ve iyileşme süreci farklıdır. Bu hikâyedeki ders, bir başkasının yaptığını onaylamaktan çok, kırgınlığın hayatımızda ne kadar yer kapladığını fark etmeye davet eder. Affetmek neden önemlidir diye düşündüğümüzde, yanıtı bu benzetmede bulabiliriz: Taşıdığımız yükü fark etmek, onu bırakmanın ilk adımı olabilir.

Belki de kendimize şu soruyu sorabiliriz: Hangi kırgınlığı hâlâ yanımda taşıyorum ve onu bırakmak benim için ne anlama gelir? Öğretmenin patates torbası örneği, affetmenin önce kendimize sunabileceğimiz bir iyilik olduğunu hatırlatır.