affetmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Huzurlu Bir Yaşam İçin Affetmeyi Öğrenin – 3: EFT ile Affetme Çalışmaları

Affetmekle ilgili EFT çalışmalarını, Dr. Bülent Uran ve Psk. Dan. Nilgün Çalık’ın EFT ile İyileşin ve İyileştirin kitabından paylaşmak istiyorum. Kendi kendine çalışma yapmak ve bilinçaltı kayıtları üzerinde düşünmek isteyenler için tavsiye edebileceğim güzel bir kaynak kitap. Aşağıdaki ifadeler, affetmeye dair zihinsel kalıpları fark etmeye ve EFT ile affetme sürecine adım adım yaklaşmaya yardımcı olabilir.

EFT uygulaması hakkında daha fazla bilgi için sitemdeki diğer EFT yazılarını da okuyabilirsiniz.

Images

Huzurlu Bir Yaşam İçin Affetmeyi Öğrenin

Kendini sevmezsen kendinle yüzleşemezsin. – OSHO

Affetmek bir süreçtir

Affetmek, bir anda olup biten bir karar değil; yaranın iyileşmesi gibi adım adım ilerleyen bir süreçtir. Öfke ve intikam arzusunun kendilerini koruduğuna inanan kişiler için affetmeye yönelmek korkutucu gelebilir. Bu nedenle önce öfkenin altında ne olduğunu ve affetmenin neden zor göründüğünü fark etmek gerekir. Affetmeyi öğrenmek, yaşananları yok saymak değil; duygularla yüzleşip bundan sonra nasıl ilerleyeceğini seçmektir.

Images

Huzurlu Bir Yaşam İçin Affetmeyi Öğrenin

“İçsel dinginlikle teması yitirdiğinizde, kendinizle teması yitirirsiniz. Kendinizle teması yitirdiğinizde, kendinizi dünyada kaybedersiniz. Gerçek benliğiniz ile dinginlik birbirinden ayrılmaz. O sizin asli doğanızdır. Dinginlik içinde algıladığınız her şeyle bir’lik hissedersiniz. Her şeyle bir olduğunuzu hissetmek gerçek sevgidir. Dinginlik zekânın ta kendisidir; o her formu doğuran bilinçtir. Bilgelik dinginlikle birlikte gelir…”
Eckhart Tolle

İçsel dinginliği yakalamanın yollarından biri, kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek ve affetmektir. Geçmişte yaşananları ya da kendimize ve başkalarına dair taşıdığımız kırgınlıkları sürekli içimizde tutmak, huzurlu bir yaşam sürmeyi zorlaştırabilir. Affetmek ise olanları silmek değil, o duyguların bugünümüzü yönetmesine izin vermemeyi öğrenmektir.

Images

Aile Dizim Çalışması

Kendinizi ve ailenizi sevgiyle, yargılamadan anlamaya hazır mısınız? Bu çalışma, aile soyağacınıza bakarak aile üyelerini ve yaşanmış deneyimleri kabul etmeye yönelik bir arınma uygulamasıdır. Buradaki yaklaşım, aile dizimi ve aile soyağacı üzerine düşünürken suçlama, yargılama ya da acıma duygularına kapılmadan sevgi ve dengede kalmaya dayanıyor. Hazırsanız başlayalım; adımları dikkatle takip edin.

Çalışmaya başlamadan önce şu niyeti söyleyin:

Images

Aile Dizimi Nedir?

Aile dizimi nedir?

Aile dizimi, Bert Hellinger’in aile ve ilişki sistemlerinde görünür olmadığını düşündüğü dinamikleri bir çalışma içinde ele almak için kullandığı yaklaşımdır. Bu yaklaşımda kişi yalnızca kendi yaşam öyküsüyle değil, ait olduğu aile sistemi ve kuşaklar boyunca aktarıldığı düşünülen ilişkilerle birlikte değerlendirilir. Çalışmanın temel amacı, aile içindeki rollerin ve bağların nasıl deneyimlendiğini görünür kılmak, kişinin bu tabloya başka bir açıdan bakmasına yardımcı olmaktır.

Hellinger’in düşüncesi, çocuklukta kurulan yaşam senaryosunun yalnızca çocuğun kendi deneyimleriyle oluşmadığı fikrine dayanır. Transaksiyonel Analiz ekolündeki yaşam senaryosu görüşünden hareketle, kişinin kendisinden önceki kuşaklardan etkilenebileceğini; kimi zaman onların yaşantılarını veya kaderlerini devralmış gibi hissedebileceğini öne sürmüştür. Bu, aile diziminin kendi yaklaşım çerçevesindeki yorumudur: Kişinin bugünkü ilişkilerini anlamaya çalışırken aile geçmişinin de dikkate alınması gerektiğini vurgular.

Images

Affetmek ve Özgürleşmek

Affetmek Nedir?

Birçoğumuz affetmek hakkında çelişkili ve değişken düşüncelere sahibiz. Bize acı veren bir davranışla karşılaştığımızda öfke duymak, karşılık vermek ve karşımızdakinin de benzer bir zorluk yaşamasını istemek anlaşılır gelebilir. Ancak bu tepki, yaşananı geride bırakmak yerine bizi aynı düşünce ve duyguların içinde tutabilir. Affetmek ve özgürleşmek, bu nedenle yalnızca karşı tarafla ilgili bir karar değil; kendi içimizde sürdürdüğümüz bu döngüye nasıl yaklaşacağımızla da ilgilidir.

Bu yazının yaklaşımında, farkındalık düzeyi henüz değişime açılmamış kişi sebep-sonuç ya da karma denilen kozmik oyunu sürdürme eğilimindedir. Benlik arzusu, affedici olmak yerine intikam almaya yöneltebilir. Kişi, kendisine acı ve zorluk yaşatan insanı ya da kurumu cezalandırırsa rahatlayacağını ve tatmin olacağını düşünebilir. Böyle bir anda affetmek için bir neden görememesi de bu bakışın parçasıdır.

Images

Affetmek En Asil İntikamdır

Nefreti aşmanın bir yolu var: affetmek. Başkalarını affettiğimizde, geçmişte yaşananların ve taşıdığımız kırgınlığın üzerimizdeki etkisini azaltmaya başlarız. Affetmek, yaşananları silmek değil; hayatımızı yalnızca o acının belirlemesine izin vermemektir.

Nefret, yaşamdan zevk almamızı ve insanların güzel yanlarını görebilmemizi engelleyebilir. Hiç kimse bütünüyle iyi ya da bütünüyle kötü değildir. Bir insanda yalnızca kötülük aramak, zamanla şüphe ve umutsuzluk içinde kalmamıza yol açabilir. Nefretle dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır. Affetmek ise insanı derinleştirir ve kendi duygularına başka bir gözle bakmasına yardımcı olur.

Images

Affetmek ve Ego

Osho’nun bu metnindeki temel düşünce, egonun mutsuzlukla beslendiği ve geçmişteki acılara tutunmayı sürdürdüğüdür. Ona göre coşku ve neşe anlarında ego geri çekilir; ego zayıfladıkça da insanın yaşamındaki güzellikleri fark etmesi kolaylaşır. Fakat kişi egosunu beslemeye devam ederse acıları, yaraları, hakaretleri ve aşağılanmaları zihninde tekrar tekrar büyütür. Neşeli anlar gözden silinirken incinmişlikler taze tutulur. Osho bunu, neşenin ego için zehir; mutsuzluğun ise vitamin gibi olmasıyla anlatır.

Ego affetmeyi nasıl etkiler?

Osho’ya göre affetmek, yalnızca «Affetmeliyim» diyerek başarılabilecek bir eylem değildir. Böyle bir çaba, acıyı gerçekten anlamadan onu bastırmaya dönüşebilir. Bastırılan duygu ortadan kalkmaz; başka bir biçimde veya fark edilmesi daha güç bir yerde yeniden ortaya çıkar. Eski yapının üzeri yenilenmiş, yeniden düzenlenmiş gibi görünse de altta aynı incinmişlik durabilir.

Images

Affetmekle İlgili Bir Hikâye: Patates Torbası

Bir lise öğretmeni, bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:

“Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?”

Öğrenciler, çok sevdikleri öğretmenlerinin bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. Öğretmen, “O zaman, bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin,” der. Öğrenciler bunu da kabul eder.

Öğretmen ertesi gün için ödevlerini açıklar: Her öğrenci bir plastik torba ve beş kilo patates getirecektir. Öğrenciler bu isteğin nedenini pek anlayamasalar da ertesi sabah sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır.

Affedilmeyen her kişi için bir patates

Meraklı gözlerle kendisine bakan öğrencilerine öğretmen şöyle der:

“Bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın. O kişinin adını patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.”

Bazı öğrenciler torbalarına üçer beşer patates koyarken bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolar. Öğretmen, öğrencilerinin “Peki şimdi ne olacak?” diye soran bakışlarına karşılık ikinci açıklamasını yapar: Bir hafta boyunca nereye giderlerse gitsinler, torbalarını yanlarında taşıyacaklardır. Yattıkları yatakta, bindikleri otobüste ve okulda sıralarının üzerinde patatesler hep onlarla olacaktır.

Bir hafta boyunca taşınan yük

Aradan bir hafta geçer. Öğretmen sınıfa girer girmez, verdiği görevi yerine getiren öğrenciler şikâyet etmeye başlar:

“Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.”
“Hocam, patatesler kokmaya başladı. İnsanlar artık bana tuhaf tuhaf bakıyor. Hem sıkıldık hem yorulduk.”

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine hikâyenin asıl dersini verir:

“Görüyorsunuz ki affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkûm ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz; hâlbuki affetmek, en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.”

Affetmenin önemi: Yükü hafifletmek

Bu affetmekle ilgili hikâye, geçmişte yaşanan kırgınlıkları zihnimizde taşımaya devam etmenin nasıl yorucu olabileceğini patates torbası üzerinden anlatır. Torbadaki her patates, affedilmeyen bir kişiyi ve onunla ilgili taşınan duygusal yükü temsil eder. Torba ağırlaştıkça onu her yere götürmek zorlaşır; zaman geçtikçe patatesler de rahatsız edici hâle gelir.

Hikâyenin işaret ettiği nokta, affetmenin karşı tarafı haklı çıkarmak ya da yaşananları önemsiz saymak olmadığıdır. Affetmek, kişinin kendi içindeki öfke ve kırgınlıkla kurduğu ilişkiyi yeniden değerlendirmesi ve bu yükü taşımamayı seçebilmesidir. Bu nedenle affetmenin faydaları, yalnızca ilişkilerle değil, insanın kendi huzuruyla da ilgilidir.

Elbette affetmek her zaman kolay, hızlı ya da tek seferde gerçekleşen bir karar olmayabilir. Herkesin yaşadığı olay ve iyileşme süreci farklıdır. Bu hikâyedeki ders, bir başkasının yaptığını onaylamaktan çok, kırgınlığın hayatımızda ne kadar yer kapladığını fark etmeye davet eder. Affetmek neden önemlidir diye düşündüğümüzde, yanıtı bu benzetmede bulabiliriz: Taşıdığımız yükü fark etmek, onu bırakmanın ilk adımı olabilir.

Belki de kendimize şu soruyu sorabiliriz: Hangi kırgınlığı hâlâ yanımda taşıyorum ve onu bırakmak benim için ne anlama gelir? Öğretmenin patates torbası örneği, affetmenin önce kendimize sunabileceğimiz bir iyilik olduğunu hatırlatır.

Images

Kendiniz İçin Affetmeyi Seçin

Affetmekle ilgili yazmaya karar verdiğimde farklı tanımlarla karşılaştım. Bu tanımların hemen hepsinde ortak bir nokta vardı: Affetmenin temel kazancı, affeden kişiyeydi. Belki sizin de geçmişe baktığınızda hâlâ affedemediğiniz biri ya da düşündükçe öfkenizi canlı tutan bir olay vardır. Bu olayın zihninizde tekrar tekrar yer etmesi sizi nasıl da tutsak edebilir. Peki bu tutsaklıktan kurtulmanın yolu var mıdır?

Affetme psikolojisi: Düşünce kalıplarını fark etmek

İnsan, duygularını fark ettiğinde onlara nasıl yaklaşacağı konusunda seçim yapabilir. Önce ne hissettiğimizi ve hangi düşüncenin bu duyguyu beslediğini görmemiz gerekir. Ardından değişmesi gereken düşünce kalıplarını sorgulayabiliriz. Affetme psikolojisi açısından önemli olan da yaşananı yok saymak değil, olayın zihnimizde nasıl tekrarlandığını fark etmektir.

Images

Başarısızlık Korkusunu Temizleme

başarısızlık korkusu

Başarısızlık korkusu, bilinçaltında bulunan temel korkulardan biridir ve oldukça yaygın görülür. Hayata farklı şekillerde yansıyabilir: başarısız olmaktan korktuğu için hiç işe başlamamak ya da başlayamamak, aşırı mükemmeliyetçilik, işkoliklik, ne kadar çalışsa da sonuç alamadığını düşünmek, sürekli tatminsizlik hissetmek, bir şeyleri eksik bildiğine inanmak veya kendini başkalarıyla kıyaslamak bunlardan bazılarıdır.

Bu durumlar kişide bir ya da birkaç biçimde tekrar edebilir. Başarısızlık korkusu, kişinin gerçek potansiyelini kullanmasını zorlaştırdığı gibi elde ettiği başarılı sonuçlardan yeterince tatmin olmasına da engel olabilir. Peki, başarısızlık duygusu nasıl temizlenir? Aşağıdaki çalışmalar, bu duygu üzerinde çalışmak için önerdiğim yöntemlerdir.

Başarısızlık duygusunu temizlemek için çalışmalar

Başarısızlık duygusunun yaşamın farklı alanlarını etkileyebileceğine inanıyorsanız, bu konu üzerinde düzenli biçimde çalışmanız önemlidir. Başarısızlık korkusundan kurtulma süreci kişiden kişiye değişebilir; bu nedenle kendinize zaman tanıyın ve çalışmalarınızı sabırla sürdürün.

1. Afirmasyon çalışması

Refah İçinde Bir Yaşam Sürdürme Rehberi adlı kitabımda 21 günlük afirmasyonun nasıl yapılacağını ayrıntılı olarak anlatmıştım. Burada uygulama kurallarını tekrar etmiyorum. Kitabı okumadıysanız incelemenizi öneririm:

Refah İçinde Bir Yaşam Sürdürme Rehberi

Kitapta anlattığım şekilde, aşağıdaki afirmasyonla 21 gün çalışmanızı öneririm. 21 gün kuralına uymaya özen gösterin. Başarısızlık duygusu bu sürede tamamen geçmeyebilir. Hâlâ devam ettiğini düşünüyorsanız bir süre ara verip yeniden başlayabilirsiniz. Temizlik süreci kişiden kişiye değiştiğinden, ihtiyaç duyduğunuzda 21 günlük çalışmayı tekrarlamak faydalı olabilir.

Afirmasyon: “Başarılı olduğuma inanıyorum ve başarılarım için kendimi kutluyorum.”

Images

Affetme Çalışması

Birini affetmeye ihtiyaç duyuyor ama nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, aşağıdaki affetme çalışmasını deneyebilirsiniz. Bu metni yaklaşık beş yıl önce yazmışım; dün yazılarımı incelerken tesadüfen karşıma çıktı ve hemen bloga koymak istedim. Çünkü kalbinizde kin, öfke ya da kızgınlık taşıdığınızda, bu duyguların sizi ne kadar yorduğunu fark etmek zorlaşabilir. Benzer enerjilerin birbirini çektiğine inanıyorum; bu nedenle içimizde daha fazla sevgiye yer açmanın ve affetmeyi kendi iyiliğimiz için seçmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

Affetmek, yaşananları önemsiz saymak ya da yapılanı haklı bulmak demek değildir. Birini affetmek, onunla yeniden görüşmek veya ilişkinizi sürdürmek zorunda olduğunuz anlamına da gelmez. Bu çalışmadaki niyet, sizi yıpratan duyguları fark etmek ve zamanla onları taşımamayı seçmektir. Hazır hissetmediğiniz bir konuda kendinizi zorlamayın; affetme bir anda gerçekleşmesi gereken bir karar değil, kişiye göre değişebilen bir süreçtir.

Images

30 Günlük Mucize Üstatlığı Programı (Quantum Olumlama) – 16–30. Günler

30 günde mucizeler programı: 16–30. günler

Programın bu bölümünde inançlarınızı, şükran duygunuzu ve günlük seçimlerinizi mucize listenizle birlikte gözden geçiriyorsunuz. Amaç yalnızca bir sonuç beklemek değil; düşüncelerinizi, niyetinizi ve eylemlerinizi istediğiniz yaşamla uyumlu hâle getirmek. Her gün listenize dönün, kendinize sorular sorun ve ilerlemenin bazen küçük adımlarla ortaya çıkabileceğini hatırlayın.

  1. Gün
    Neye İnanıyorsunuz?

İnançlarınız; kendiniz, yetenekleriniz, çevrenizdeki dünya, potansiyeliniz ve hatta Evren’in (Tanrı’nın) sizi ne kadar sevdiği hakkındaki düşüncelerinizi kapsar. Bu yaklaşımda, sözcükleriniz ve eylemleriniz inançlarınızdan doğar; inandıklarınız da yaşamınızı nasıl yorumladığınızı ve hangi adımları attığınızı etkiler. Bir inanç her zaman farkında olduğunuz bir düşünce olmayabilir, ancak davranışlarınıza yön verebilir.

Bugün listenizi gözden geçirirken, mucizelerinizi gerçekleştirebilme gücünüz hakkında neler düşündüğünüze bakın. Bunu tek başınıza yapmak zorunda olmadığınızı; Evren ile birlikte yaratıcı olduğunuzu ve spiritüel partnerlerinizin desteğine sahip olduğunuzu hatırlayın. Nasıl gerçekleşeceği ya da başarıp başaramayacağınız konusunda kuşku duyuyorsanız, kendi realitenizin sorumluluğunu alabilecek gücünüz olduğunu kendinize anımsatın. Şüpheyi besleyen inançları, gücünüzü ve potansiyelinizi onaylayan düşüncelerle değiştirmeyi deneyin.

  1. Gün
    Şükran İçinde Yaşamak

Yaşamınızın her anında elinizden geleni yaptığınızı kabul etmek, geçmişe pişmanlıkla ya da korkuyla takılı kalmamanıza yardımcı olabilir. Bu yaklaşımda, her insanın ve durumun size öğretebileceği bir şey, sunabileceği bir kutsama vardır. Onlar için minnettar olabilir misiniz? Yaşamınızın bir yanını dönüştürmeyi istemeden önce, bugün sahip olduklarınızı da fark etmeyi deneyin.

Şükran, dikkatinizi eksik olana değil, yaşamınızda hâlihazırda bulunanlara yöneltir. Metnin yaklaşımına göre bu tutum, Evrensel enerji akışıyla uyumlanmanıza ve arzuladığınız şeylere açık kalmanıza yardımcı olur; nefret ve kızgınlığa odaklanmak ise sizi aynı duyguların içinde tutabilir.

Bugün listenizi gözden geçirirken şükran duyduğunuz en az beş şeyi yazın. Bu program için, görebildiğiniz, okuyabildiğiniz, işitebildiğiniz, yürüyebildiğiniz ya da bugün yeterli yiyeceğe sahip olduğunuz için minnettar olabilirsiniz. Her gün yeni maddeler ekleyeceğiniz bir şükran listesi tutun. Minnettarlığı düzenli olarak uygulamak, şükran duyabileceğiniz şeyleri fark etmenizi sağlar.

  1. Gün
    Kendinize İnanın

Realitemizin mimarı olduğumuzu unuttuğumuzda, istediğimiz hayatı bizim yerimize başkalarının yaratmasını bekleyebilir ve sonuçta hayal kırıklığı yaşayabiliriz. Bu bölümün hatırlattığı temel nokta, kendinize, gücünüze ve yeteneklerinize inanmaktır. Yaşamınızdaki iyi şeyleri fark etmek ve hayallerinizi yansıtan bir realite için adım atmak, kendinize duyduğunuz güvenle başlar.

Mucizeler listeniz, sizin için önemli olan arzuları ve yaşamınızı dönüştürme isteğinizi temsil eder. Bugün listenizi okurken kendinize inanın; başkalarının bu arzular hakkında ne düşündüğünden çok, sizin için ne ifade ettiklerine odaklanın. Kendinize güvendiğinizde niyetinizi ve enerjinizi bu arzular doğrultusunda kullanmanız kolaylaşır. Mucize yaratma sürecinde, kendi isteklerinizi küçümsememek ve onlara sahip çıkmak önemlidir.

  1. Gün
    İmanınızı Devam Ettirin

Bildiğimiz bir şeye inanmak kolaydır; henüz görmediğimiz ya da gerçekleşmemiş bir şeye güvenmek ise daha zor olabilir. Özellikle arzuladığınız şey şimdiye kadarki deneyimlerinizden farklıysa, onun mümkün olduğuna inanmak sabır ister. Bu programda mucizeler yaratmak, mevcut yaşam biçiminizden hayallerinizin gerçekleşebileceği yeni bir olasılığa doğru ilerlemek anlamına gelir. Henüz sonuç görünmüyorken de odağınızı koruyabilmek iman gerektirir.

Büyük öğretmen, bir hardal tanesi kadar imanınız olsa dağları yerinden oynatabileceğinizi söylemişti. Ne kadar imana sahipsiniz? İmanla her şeyin mümkün olabileceğine inanıyor musunuz? Listenizi okurken, bu güvenin mucizelerin doğru zamanda ve doğru sırayla gerçekleşmesine alan açmak anlamına geldiğini hatırlayın. İstediğiniz şeye odaklanmayı sürdürün.

  1. Gün
    Olma Hali

Olmayı istediğiniz kişi olmaya bugünden başlayın; sonuçları hemen görmeseniz bile mucizelerinizin gerçekleşebileceğine güvenin. Özellikle aşmanız gereken eski inançlarınız varsa bu, kendinize yeni bir tutum kazandırmayı gerektirebilir. Bu metnin yaklaşımında, bir şeyin yaşamınızda tezahür etmesinden önce ona yer açan bir enerji ve niyet oluşturmanız gerekir. Mucizelerinizin gerçekleşmesini beklerken, onların hayatınıza katacağı güveni, neşeyi ve tamamlanmışlık hissini şimdiden yaşamaya çalışın.

Bugün listenizi incelerken, arzularınızın tezahür etmesine yardımcı olmak için nasıl biri olmanız gerektiğini sorun: Kendine güvenen, güvenilir, daha güçlü ya da enerjisinin nereye gittiğine dikkat eden biri mi? Bu sorular, niyetinizi berraklaştırmanıza ve dikkatinizi seçtiğiniz yöne toplamanıza yardımcı olur. Mucizeleriniz kalbinizin arzularını ve içinizde olmayı bekleyen kişiyi yansıtır. Siz mucizelerinizsiniz, mucizeleriniz de siz; olmayı istediğiniz kişi olun ve bırakın mucize enerjisi yaşamınızda aksın.

  1. Gün
    Yapma Hali

İnsan varlıklarıyız; yaptığımız şeylerden ibaret değiliz. Yine de günlük yaşamımızın büyük bölümünü bir şeyler yaparak geçiriyoruz. Peki, yaptıklarımız gerçekten bir amaca hizmet ediyor mu? Bir gereksinimimizi ya da arzumuzu karşılıyor mu, yoksa yalnızca zamanı yoğun işlerle mi dolduruyoruz? Bir an durup zamanımızı nasıl kullandığımıza baktığımızda, odağımız dağılmışken çok meşgul olabildiğimizi fark edebiliriz. Yaratmak istediğiniz mucizelerle ilgili eylemlerinize odaklanabiliyor musunuz?

Bugün zamanınızı harcadığınız şeylerin bir listesini yapın ve bunu mucizeler listenizle karşılaştırın. Yaptıklarınızın ne kadarı arzularınızı destekliyor? Desteklemeyen alışkanlıklarınızı fark ettiğinizde, hedefinize doğru daha fazla adım atmayı seçebilirsiniz. Yeni bir ev istiyorsanız, çevrenizdeki evleri inceliyor musunuz? Yeni bir iş istiyorsanız, şirketleri araştırıp özgeçmişinizi gönderiyor musunuz? Bu örnekler, niyetin eylemle nasıl buluşabileceğini gösterir. Evren ile birlikte yaratıcı olduğunuzu hatırlayın; aldığınız rehberliği izlemek ve harekete geçmek de sürecin parçasıdır.

  1. Gün
    Davranma Hali

Her yeni sürecin başında ne yaptığımızı bilmediğimiz ve öğrenmek için zaman ayırdığımız bir dönem vardır. Zamanla gerekli becerilere ve anlayışa aşinalık kazanırız. Mucizeler yaratmak da bu bakış açısında yeni bir süreçtir; ancak burada, zaten sahip olduğumuz bir güce yeniden bağlanmayı öğreniriz. Mucizeleriniz gerçekleşmiş gibi davranmak, sonucu zorla oldurmak değil; zihninize ve tutumunuza arzuladığınız olasılığı hatırlatmak anlamına gelir.

Bugün listenizi gözden geçirirken, mucizelerinize zaten sahipmişsiniz gibi davranmanıza neyin yardımcı olacağını düşünün. Onları şimdiki anda gerçekleşirken hayal edebilir misiniz? İstediğiniz sonuç henüz realitenizde görünmese de, onu aldığınızda sahip olacağınız pozitifliği, güveni ve mutluluğu bugünden taşıyabilir misiniz? Metnin yaklaşımına göre mucizeler, onları istediğiniz anda yaratılır; realitede görünmeleri ise daha sonra gerçekleşebilir. Bu nedenle, gerçekleşmiş gibi davranmayı bir odaklanma ve niyet çalışması olarak kullanın.

  1. Gün
    Mucize Zihin Hali

Mucizeler, bu yaklaşımda niyetiniz ve düşünceleriniz birlikte çalıştığında gerçekleşir. Niyet, yaratıcı enerjiniz için arzuladığınız biçimi ya da sonucu belirler; düşünceleriniz ise bu yöndeki enerjiyi ileri taşıyan yakıt gibidir. Düşünceleriniz ve niyetiniz uyum içinde değilse ilerlemek zorlaşabilir; tam başarıya yaklaşırken geri çekildiğinizi ya da işlerin dağıldığını hissedebilirsiniz. Burada dikkat edilmesi gereken, yalnızca farkında olduğunuz düşünceler değil, alışkanlık hâline gelmiş eski ve geçmişe dayanan olumsuz düşünce kalıplarıdır.

Bu nedenle, düşüncelerinizle niyetinizi aynı yönde buluşturan bir “mucize zihin hali” oluşturmak ve yeni düşünce kalıpları geliştirmek gerekir. Listenizi odaklanmış bir niyetle okuyun ve o sırada aklınızdan geçenleri fark edin. Düşünceleriniz umut ve vaat mi taşıyor, yoksa özellikle sonuç henüz görünmüyorken kuşku mu üretiyor? Mucize zihin hali oluşturma çalışmasında, kuşku yaratan düşünceleri fark edip onlara tutunmamayı ve niyetinize yeniden dönmeyi deneyin. Düşüncelerinizle niyetinizin birlikte çalışması, arzularınıza odaklanmanızı destekler.

  1. Gün
    Evrensel Yasalar

Çekim Yasası hakkında çok şey yazıldı. Peki, bilinçli ve bilinçdışı düzeylerde işlediği düşünülen 12 Evrensel yasa olduğunu biliyor muydunuz? Bu yasalar, birbirimizle ve Yaratıcımızla bağlantımızı; enerji akışını yöneten titreşimi; Evren’deki kutupluluğu, yani zıtlıkları ve çevremizdeki enerjinin bize nasıl karşılık verdiğini açıklar. Bu görüşe göre yasalar bizi yönetmez ya da kontrol etmez; enerjimize karşılık verir.

Evrensel yasalar, mucizeleri tezahür ettirme sürecinde sizinle birlikte çalışır; Evren yargılamaz, enerjinize yanıt verir. Mucizelerinizle gerçekten meşgul müsünüz? Onları yaratma niyetinizle uyumlu bir enerji içinde misiniz? Bu yaklaşımda kişisel katılım önemlidir: Düşüncelerinizi ve sözcüklerinizi izleyin; bunlar mucizelerinize nasıl bir enerji verdiğinizi fark etmenize yardımcı olur.

  1. Gün
    Teslimiyet veya Direnç

Teslimiyet sözcüğünü duyduğumuzda aklımıza vazgeçmek ve savaşı kazanamayacağımızı kabul etmek gelebilir. Oysa burada teslimiyet, bütün çabayı bırakmak değil; mücadele etmeyi ve her şeyi zorlamayı bırakmak anlamına gelir. Bunun karşıtı dirençtir. Bir şeyin olması için yoğun biçimde çabaladığımız hâlde sonuç alamadığımızda, bu direncin nasıl bir enerji yarattığını fark edebiliriz.

Teslim olduğumuzda Evrensel enerjiyle ilerlemeye ve bizim için en iyi olabilecek yönün görünmesine izin veririz. Bu yol en hızlı yol olmayabilir; ancak bu yaklaşımda rahatlama ve şifa için alan açabilir. Bugün listenizi gözden geçirirken direnç gösterdiğiniz yerleri belirleyin. Bir mucizenin gerçekleşmesi için sürekli “çabalıyor” ama ilerleyemiyor musunuz? Başka bir yol gösterilmesine izin verebilir misiniz? Direnç, korktuğunuz ya da yeni yolları görmeye çekindiğiniz noktaları fark etmenizi sağlayabilir. Teslim olmak, huzura yaklaşmak ve farklı bir olasılığa açık kalmaktır.

  1. Gün
    Bağışlama veya Kızgınlık

Her birimizin, bir başkasının acı ya da travmaya neden olduğu bir kurban hikâyesi olabilir. Bu yaklaşımda, geçmişten taşınan bu deneyimlerle çalışmak; bağışlamayı öğrenmek ve kurban enerjisini ruhsal bütünlük ve güce dönüştürmekle ilişkilendirilir. Kendimizi incinmiş ya da kızgın olduğumuz için bağışlamaktan alıkoyduğumuzda, olayı her hatırlayışımızda aynı duyguları yeniden yaşayabiliriz.

Herkesi koşulsuz bağışlamak kolay değildir; ancak bağışlamak, yaşananı haklı çıkarmak anlamına gelmez. Bu metindeki düşünceye göre, bağışlama geçmişle kurduğumuz duygusal bağı gevşetmemize yardımcı olabilir. Kızgınlık bize güçlü ya da haklı olduğumuzu hissettirse de, kişiye veya duruma bağlı kalmayı sürdürebilir ve güçsüzlük hissini yeniden canlandırabilir.

Bugün mucizeler listenizi okurken geçmişte size “bağışlanamaz” bir şey yapıldığını düşündüğünüz bir olayı hatırlıyor musunuz? O kişiyi bağışlayabilir misiniz? Bunu yapmak, yaşananı onaylamak değil, kendinizi o duygusal yükten özgürleştirmeyi seçmektir. Kızgınlıkla ilişkinizi gözden geçirmek, arzularınıza ve bugünkü yaşamınıza yeniden odaklanmanıza alan açabilir.

  1. Gün
    Neredeyse Tamamladınız

30 günlük mucize üstatlığı programının sonuna yaklaşıyorsunuz. Şimdiye kadar nasıl gitti? Tezahür eden mucizeleriniz oldu mu? Olduysa sonuçtan memnun musunuz? Henüz olmadıysa vazgeçmeye hazır mısınız? Hayal kırıklığı yaşadığınızda vazgeçmek, tekrar eden bir kalıbınız olabilir mi? Sabır, bu süreçte üzerinde durulan konulardan biridir. Mucizeleriniz henüz görünür olmadıysa, sabırlı olmayı ve onlara odaklanmayı sürdürün.

Yaşamınızın bazı alanlarında ilerleme gördünüz mü? Zihin hâlinizi, iç sesinizi, düşünce kalıplarınızı ve inançlarınızı değiştirmek zaman ve uygulama ister. Bilinçli çaba olmadığında değişim kısa süreli kalabilir. Programın amacı, istediğiniz şeyleri tezahür ettirme yaklaşımını ve bu süreçte Evren ile birlikte çalışabileceğiniz bir mucize zihin halini geliştirmenize yardımcı olmaktır. Bunun için uygulama ve sabır gerekir.

Bugün listenizi incelerken hangi mucizelerin gerçekleştiğine bakın. Bazen bir mucize tek seferde değil, adımlar ya da aşamalar hâlinde ortaya çıkar; istediğiniz şeyin bir parçası şimdiden gerçekleşmiş olabilir. Sonuçlar ince ya da beklediğinizden farklı olabilir. İlerlemenizi fark edin, pozitif kalın ve henüz tamamlanmadı diye vazgeçmeyin.

  1. Gün
    Vakumu Doldurmak

Bu metne göre zihin, söylediklerimizin, yaptıklarımızın ve bize söylenip yapılanların izlerini taşıyan etkin bir makine gibidir. Çoğu zaman yeni düşünceler üretmek yerine, o anki duruma uyan mevcut düşüncelere döneriz. Düşüncelerimizi bilinçli bir niyetle dönüştürmediğimizde, her gün benzer düşüncelerin farklı biçimlerini tekrar edebiliriz.

Düşünce kalıplarını değiştirmek istediğimizde zihnimize yeni düşünceler sunmamız gerekir. Aksi hâlde oluşan boşluğu ilk karşılaştığımız eski düşünce doldurabilir. Program boyunca her gün mucize listenizi gözden geçirmeniz bu nedenle önemlidir: Listeniz, dikkatinizi arzularınıza yöneltmeniz ve zihninize yeni bir odak sağlamanız için bir araçtır.

Listenizi her gün görebileceğiniz bir yerde tutun ve odağınızı geçmişte olanlardan çok ilerlemeye çevirin. Bugün eski düşüncelerinizden hangilerini değiştirdiğinizi, daha pozitif olup olmadığınızı ve yaşamınızda fark ettiğiniz gelişmeleri gözden geçirin. Bunlar, düşünce kalıplarınızın değişmeye başladığını gösteren işaretler olabilir. Tebrikler, Mucize Zihin Hâlinize adım atıyorsunuz.

  1. Gün
    Sabır ve Zamanlama

Evren ile birlikte çalışırken öğrenilecek iki şey, Evrensel zamanlamanın insanın zamanlamasıyla her zaman örtüşmediği ve sabrın gerektiğidir. Hepimiz her şeyin hemen gerçekleşmesini isteyebiliriz; ancak bu yaklaşımda enerji ve Evrensel yasalarla çalışırken, olayların ilahi zamanlamayla gelişebileceği kabul edilir. Bu zamanlama, bizim tercih ettiğimiz anla aynı olmayabilir.

Süreci hızlandırmaya çalışmak korku ve şüpheyi artırabilir. Bazen bir gecikmenin ardında, ancak olay gerçekleştikten sonra fark edebileceğimiz başka bir olasılık bulunur. Evreni zorlayamayız ya da onu istediğimiz yöne itemeyiz; aşırı çaba, beklediğimiz sonucu getirmeyebilir. Bugün mucizeler listenizi gözden geçirirken ilahi zamanlamanın sizin yararınıza işliyor olabileceği bir alan var mı? Bir gecikme size başka bir şey için yer açıyor olabilir mi?

Sabır yalnızca beklemeyi öğrenmek değildir. Bu metnin yaklaşımında sabır, ihtiyaç duyduğumuz şeyin doğru zamanda gerçekleşmesine güvenmeyi öğrenmekle ilgilidir. Nerede bir sabır dersi alıyor olabileceğinizi düşünün ve odağınızı koruyun.

  1. Gün
    Mucizelerinizi Fark Etmek

30 günde mucizeler programının bu bölümüyle, günlük mucizeler çalışmasının sonuna geldiniz. Son 30 gün boyunca mucize üstatlığına doğru kişisel yolculuğunuzda size rehberlik eden düşünceler üzerinde çalıştınız. Mucize listenizi oluşturdunuz; arzularınıza odaklanmak ve onları yaratma yeteneğinizin önündeki blokajları fark etmek için adımlar attınız.

Mucizeleriniz sizin için tezahür etti mi? Henüz etmediyse, gerçekleşebileceklerine güvenin. Beklediğinizden farklı bir biçimde gelmiş olabilirler mi? Bazen mucizeler aşamalar hâlinde gerçekleşir. Daha büyük bir sonuç beklerken yol üzerindeki küçük işaretleri gözden kaçırabiliriz. Beklenmedik kutsamalara, küçük gelişmelere ve ilerlediğinizi düşündüren onaylara dikkat edin.

İstediğiniz şeye ulaşmış birinin deneyimini dinlediğinizde, bunu kendiniz için de bir olasılık hatırlatıcısı olarak görebilirsiniz; başkasının elde ettiği bir şeyi sizin elde edemeyeceğinizin işareti olarak değil. Her gün yaşamınızda gerçekleşen küçük mucizeleri fark etmeye çalışın. Bu odağı korurken, istediğiniz şeylere doğru ilerlemeyi sürdürün.

Mucize yaratma sürecinde şükranla yaşamak önemli bir yer tutar. Daha fazlasını istemeden önce sahip olduklarımızı fark etmek, yaşamımızdaki sorumluluğumuzu kabul etmemize yardımcı olur. Metnin yaklaşımına göre şükran ve koşulsuz sevgi, Evren’in enerjisiyle uyumlanmayı ve mucizeleri tezahür ettirme gücümüzü hatırlamayı destekler.

Mucizevi bir hayat yaratmak ve yaşamak, kim olduğumuzu hatırlama sürecinin parçasıdır. Evrensel enerjiyle uyum içinde çalışırken hayallerimizin yaşamını birlikte yaratabilen ilahi ve sonsuz ruhsal varlıklar olduğumuzu hatırlarız. Bunu yaptığımızda, başkalarının da aynı olasılığı görmesine katkıda bulunuruz. Bu, Evren’e geri armağanımız; insanlığın bilincini yükseltmek ve cenneti dünyaya getirmektir.

Jennifer Hoffman
Uriel Heals

Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Images

30 Günlük Mucize Üstatlığı Programı (Quantum Olumlama) – 11-20. Günler

30 günlük mucize programının bu bölümünde, 11. günden 20. güne kadar her gün mucizeler listenizi gözden geçirerek inançlarınız, niyetleriniz ve kendinize güveniniz üzerine düşünün. Bu mucize üstatlığı programı, istediğiniz şeylere odaklanırken sizi sınırlayan fikirleri fark etmeniz için bir çalışma sunuyor.

11-15. Günler: Fikirleri ve iç sesi fark etmek

11. Gün: Fikirler

Fikirlerimiz; kendimizle ilgili inançlarımızı ve başkalarından alıp benimsediğimiz düşünceleri kapsar. Başkalarının olumlu sözleri olsa bile, aklımızda yeteneksizliğimizi, değersizliğimizi ya da hatalarımızı onaylayan olumsuz fikirler kalabilir. Bir zamanlar duyduğumuz ve başarılı olamayacağımızı düşündüren basit bir ifade, istediğimiz şeyi yaratamayacağımıza dair bir inanca dönüşebilir ve yaşamımızın farklı alanlarını etkileyebilir.

mucize üstatlığı programı

Bugün mucizeler listenizi incelerken, başka birinin fikri yüzünden gerçekleşmeyeceğini düşündüğünüz bir dileğiniz olup olmadığını sorun kendinize. Geçmişte birinin söyledikleri, mucizeler yaratamayacağınıza dair bir inanç oluşturmuş olabilir mi? Değerinizi ve yaşamınızda mucizeler yaratma yeteneğinizi onaylayan yeni bir fikir geliştirin; olumsuz fikirleri olumluya dönüştürmeye bugün başlayın.

Images

30 Günlük Mucize Üstatlığı Programı (Quantum Olumlama) – 16–30. Günler

30 günde mucizeler programı: 16–30. günler

Programın bu bölümünde inançlarınızı, şükran duygunuzu ve günlük seçimlerinizi mucize listenizle birlikte gözden geçiriyorsunuz. Amaç yalnızca bir sonuç beklemek değil; düşüncelerinizi, niyetinizi ve eylemlerinizi istediğiniz yaşamla uyumlu hâle getirmek. Her gün listenize dönün, kendinize sorular sorun ve ilerlemenin bazen küçük adımlarla ortaya çıkabileceğini hatırlayın.

  1. Gün
    Neye İnanıyorsunuz?

İnançlarınız; kendiniz, yetenekleriniz, çevrenizdeki dünya, potansiyeliniz ve hatta Evren’in (Tanrı’nın) sizi ne kadar sevdiği hakkındaki düşüncelerinizi kapsar. Bu yaklaşımda, sözcükleriniz ve eylemleriniz inançlarınızdan doğar; inandıklarınız da yaşamınızı nasıl yorumladığınızı ve hangi adımları attığınızı etkiler. Bir inanç her zaman farkında olduğunuz bir düşünce olmayabilir, ancak davranışlarınıza yön verebilir.

Images

İçsel Temizlik: Bir Başarı Öyküsü

İçsel temizlik çalışmaları sırasında tanıştığım Özlem’in yaşam yolculuğunu anlatacağım. Evli ve iki çocuk annesi olan Özlem, çocukluğundan itibaren kendisini çoğu zaman geri planda ve değersiz hissetmişti. Bu, onun hayatındaki zorlukları anlamaya çalışırken üzerinde durduğumuz önemli noktalardan biriydi.

Özlem’in çocukluğu ve evliliği

Kardeşi olduğunda ikinci plana atıldığını düşünmüş; ailesi onu okula göndermiş, ancak hayatını da sıkı biçimde kontrol etmişti. Arkadaşlık kurmakta zorlanmış, babası ve abisinin tutucu tavırları nedeniyle kendi kararlarını vermesine pek fırsat bulamamıştı. Okulu bitirince, içinde bulunduğu durumdan uzaklaşmak umuduyla karşısına çıkan ilk kişiyle evlendi.

Images

Ego Nedir? Ego Nasıl Kontrol Edilir ve Susturulur?

Ego kelimesi Latince ego sözcüğünden gelir ve “ben” ya da “kendim” anlamına gelir. Peki ego nedir? Bu yazıda ego, geçmiş yaşantılardan kalan düşünce ve duyguları hatırlatan, iç sesimiz gibi konuşan bir mekanizma olarak ele alınıyor. Bu bakış açısını daha iyi anlamak için kendimizi iki kişi gibi düşünebiliriz: ego ve biz.

Önemli bir karar vermek üzereyken içimizden “Bence yapamazsın”, “Bu konuda tecrüben yok, başaramazsın” gibi cümleler geçebilir. Bu olumsuz düşünceler bizi duraksatır. Ardından zihnimizde başka sorular belirir: “Bu kararı almak doğru mu?”, “Zaten bu konuda kendime güvenmiyorum.” Yazının anlatımında ilk ses ego, ardından gelen sorgulama ise bizim sesimizdir.

ego nedir

Ego ne demek? İçimizdeki ses neyi hatırlatıyor?

Bu anlatıma göre ego, içimizdeki bir şeytan ya da ayağımızı kaydırmaya çalışan bir düşman değildir. Geçmişte yaşadığımız olaylardan kalan bilgileri, başarısızlıkları, acıları ve izlenimleri bir bilgisayar gibi işler; zamanı geldiğinde bunları bize tekrar hatırlatır. Bu nedenle ego sesini duymak, her söylediğini doğru kabul etmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez.

Yazının ilk bölümünde asıl meselenin egoyu susturabilmek olduğu söyleniyor. Ego sürekli öne çıktığında insanın kendi sesini duymakta zorlanabileceği ve geçmiş deneyimlerin bugünkü kararlarını yönetebileceği anlatılıyor. Buradaki “susturmak” düşünceyi zorla yok etmekten çok, o düşünceyi fark edip onunla nasıl ilişki kurduğumuzu değiştirmek anlamında kullanılıyor.

Ego nasıl yenilir? Egoyla konuşma egzersizi

“Ego konuşuyor ama ben dinlemiyorum” diye düşünmek, yazara göre tek başına yeterli değildir; ego gün boyunca konuşmayı sürdürebilir. Bu yüzden Aykut Oğut’un Evrenden Torpilim Var kitabında yer verdiği egoyla konuşma egzersizi öneriliyor. Egonun sesini bastırmak yerine, onun hangi eski deneyimden ve güvensizlikten beslendiğini fark etmek amaçlanıyor.

Aykut Oğut’un kitabında aktarılan egoyla konuşma egzersizi:

“Bak bir tanem, sen uzun yıllar önce olmuş bir olayın etkisi altındasın. Şu an hissettiğim güvensizlik tamamen senin duygularına kendimi kaptırdığım için ortaya çıktı. Ben artık çok farklı bir insanım. Kendime güvenmek için elimde o kadar çok sebep var ki. Seni çok iyi anlıyorum ve sana hak da veriyorum. O zamanlar olanlar bizim suçumuz değildi. Ben artık farklı bir gerçeklik yaşıyorum. Ben kendime güveniyorum. Gel, sen de bana katıl. İnan bana, üzülmene hiç gerek yok; ben çok daha huzurlu bir hayat yaşıyorum. Seni seviyorum ve bu sefer benim geldiğim yoldan geleceksin; ben seni takip etmeyeceğim.”

Yazının önerisi, egonun konuştuğu anı yakalamak ve bu tür bir egoyla konuşma egzersizine zaman ayırmak. Egonun sözlerini fark etmek, onların geçmişten gelen bir korku ya da güvensizlik olup olmadığını sorgulamaya yardımcı olabilir. Ego nasıl kontrol edilir ya da ego nasıl susturulur diye merak edenler için yazıdaki temel yaklaşım, iç sesi yok saymak yerine onu tanıyıp ikna etmeye çalışmaktır.

Yazar, egoya hapsolmanın kişiyi geçmişte yaşamaya, başkalarında sürekli hata aramaya ve öz eleştiri yapamamaya sürükleyebileceğini düşünüyor. Kendi gözlemine dayanarak, başarısızlıklarla dolu bir hayatı gizlemek için küçük başarıları büyütüp anlatan ve yapamadıklarını yapmış gibi gösteren insanlardan söz ediyor. Bu bölüm, yazarın kişisel değerlendirmesidir.

Images

Affedebilirim, fakat unutmam demek, affetmeyeceğim demenin başka bir şeklidir

Nefreti aşmanın tek yolu var:

Affetmek. Başkalarını affettiğimizde biz özgürleşiriz. Nefret, yaşamdan zevk almamızı ve insanların güzel yanlarını görmemizi engeller.

Affetmek ne demek?

Hiç kimse saf iyi ya da saf kötü değildir. Yalnızca kötülüklere odaklanmak, zamanla insanı şüphe, umutsuzluk ve mutsuzluk içinde bırakabilir. Nefret dolu bir yaşamda, yaşanan anın ve insanların güzel yanlarının görülmesi zorlaşır. Affetmek ise insanı derinleştirir; geçmişte yaşananların bugünkü yaşamımızı yönetmesine son verme seçeneği sunar.

Images

Affetmek ne demektir?

Images

Affederek Bağlardan Çözülmek

“Temiz bir vicdan kadar yumuşak bir yastık yoktur.”

Gerçekleştirmek istediğimiz hedef her ne olursa olsun, ona doğru atacağımız en değerli adımlardan biri affetmektir. Kendimizi ve geçmişte bizi üzen deneyimlerin üzerimizde bıraktığı kısıtlayıcı duygusal yükleri özgürleştirmek için affetmeye ihtiyaç duyarız.

Affetmek, bağları çözmektir

Affetmek, bu yazıda bağları çözmek anlamıyla ele alınıyor. Peki, affetmediğimizde neye bağlanırız? Yaşadığımız olay geçmişte kalmış, bir anıya dönüşmüştür. Tatsız ve üzücü olan bu anıdan bize kalan ise onu hatırladığımızda zihnimizde beliren düşünceler ve duygulardır.

O kişilerden ya da olaylardan özgürleşemedikçe onların seslerini zihnimizde, bizi üzen duyguları da içimizde yeniden canlandırıp durabiliriz. Böylece geçmişte kalması gereken üzüntülere tekrar tekrar hayat veririz. Bazı incitici anıları hatırlamayabilir, onları bilinçaltımızın derinliklerine gömmüş olabiliriz; yine de dile getirilmemiş kırgınlıklar ve öfkeler içimizde taşınmaya devam edebilir.

Geçmişte yaşananları affetmek neden önemlidir?

Geçmişte yaşananları affetmek, yaşananları hiç olmamış saymak ya da bizi inciten davranışları haklı bulmak değildir. Burada söz konusu olan, o deneyimlerin bugünkü adımlarımızı ve ilişkilerimizi sürekli biçimde belirlemesine izin vermemektir. Affetmenin faydaları, geçmişi değiştirmesinde değil; geçmişin duygusal yükünü taşımayı bırakıp önümüzdeki yola bakabilmemizde aranabilir.

Kendini ve başkalarını affetmek de bu sürecin bir parçasıdır. Bazen başkasına duyduğumuz öfke kadar, kendi seçimlerimiz ya da söyleyemediklerimiz için kendimize yönelttiğimiz suçlamalar da bizi geçmişe bağlar. Kırgınlığı bastırmak veya yok saymak yerine onu fark etmek, neye bağlı kaldığımızı anlamamıza yardımcı olabilir. Affetmenin duygusal yüklerden kurtulmaya etkisi, bu bağları çözmeye başladığımızda görünür hâle gelir.

“Neden?” soruları bitmez

İnsan bazen kendine tekrar tekrar sorar:

  • Neden her ilişkim üzücü bir şekilde bitiyor?
  • Neden pek çok şeyim olduğu hâlde kendimi mutsuz hissediyorum?
  • Neden iyi başlayan iş yaşantım üzüntülü bir şekilde bitiyor?
  • Neden dostlarım vefasız çıkıyor?

Nedenler bitmez. Peki, neden?

Affederek geçmişin duygusal bağlarından çözülmekMazeret ve neden aradığımız sürece karşımıza birçok mazeret ve neden çıkabilir. Bir kişiyle, bir konuyla ya da yaşamımızda gerçekleşmesini istediğimiz hedeflerle kurduğumuz ilk ilişki; o sırada ne hissettiğimizle birlikte, sonraki adımlarımızı da etkileyebilir. İlk duygularımızı fark etmeden sürdürdüğümüzde, yeni bir başlangıç yaptığımızı düşünsek bile eski kırgınlıkları yanımızda taşıyabiliriz.

Kırgınlıkların oluşturduğu kısırdöngü

İçimizde bastırdığımız, doğru bir şekilde ifade edemediğimiz incinmişlikler, kırgınlıklar ve öfkeler bizi ilk kurduğumuz ilişkiye bağlayan prangalar hâline gelebilir. Yeni ilişkilere, yeni işlere, yeni arkadaşlıklara ve istediğimiz başka şeylere doğru yol aldığımızı sansak da bu bağlar bizi olduğumuz yerde tutabilir.

Bağımızın uzunluğu kadar bir dairenin etrafında dönüp durur, adım attığımız hâlde ilerleyemediğimizi hissederiz. Bir süre sonra bu tekrar eden hâl bir kısırdöngüye dönüşür. Affetmek, bu döngüde neyi taşımaya devam ettiğimizi görüp geçmişin yükünü gevşetmek için bir kapı aralar. Böylece kendimize ve başkalarına yönelik duygularla yüzleşebilir, yeni adımlarımıza daha fazla yer açabiliriz.

Affederek işte bu bağları çözer; adımlarımızın bizi gerçekten hedeflerimize ve istediklerimize götürmesini sağlarız.