Images

Beynin Solu Liberal, Sağı Muhafazakâr mı?

İngiltere’de yürütülen bir araştırma, beynin fiziksel yapısı ile kişinin siyasi görüşü arasında bir bağlantı olabileceğini öne sürdü. Araştırmanın haberleştirilen sonuçlarına göre, empati ve uzlaşmayla ilişkilendirilen özellikler liberal eğilimlerle; duygusal tepkiler ve tehdit algısı ise muhafazakâr eğilimlerle birlikte görülebiliyordu.

University College London’dan (UCL) Doktor Ryota Kanai’nin 90 kişi üzerinde yürüttüğü çalışma, beyin ve siyasi görüş arasındaki ilişkiyi ele aldı. Bulgular, siyasi duruşun yalnızca çevre koşullarıyla açıklanamayabileceği tartışmasını gündeme getirdi. Ancak araştırmanın haberlerde aktarılan sonuçlarını, siyasi görüşün doğrudan beyin yapısı tarafından belirlendiği şeklinde yorumlamamak gerekir.

Araştırmada ne incelendi?

Çalışmaya katılan 90 gönüllünün siyasi görüşleri öğrenildikten sonra beyin MR görüntüleri alındı. Araştırmacılar, bu görüntüleri karşılaştırarak beyin yapısındaki farklılıklarla katılımcıların politik eğilimleri arasında bir ilişki olup olmadığını inceledi. Böylece, daha önce beynin faaliyetleri ile siyasi tutumlar arasındaki ilişkiye odaklanan araştırmalardan farklı olarak, yapısal özellikler de değerlendirmeye alındı.

Çalışmanın haber aktarımında, beynin sol tarafındaki bazı bölgelerin daha gelişmiş olması liberal görüşler, tolerans ve uzlaşmacı tutumlarla ilişkilendirildi. Duygusal tepkiler ve hafızayla ilişkilendirilen sağ taraftaki bölgeler ise daha muhafazakâr görüşler ve tehdide karşı daha güçlü tepki verme eğilimiyle birlikte anıldı. Bu çerçeve, “beynin solu liberal, sağı muhafazakâr” fikrinin ortaya çıkmasına neden oldu.

Amigdala ve siyasi eğilimler arasındaki bağlantı

Haberde özellikle amigdala üzerinde duruluyor. Duyguları algılama ve tehditlere verilen tepkilerle ilişkilendirilen bu bölgenin sağ tarafta daha büyük olduğu kişilerin daha muhafazakâr görüşlü olabildiği ve tehdit karşısında daha agresif tepki verme eğilimi gösterebildiği aktarılıyor.

Buna karşılık, sol ön lobu daha geniş olan katılımcıların liberal görüşlere, toleransa ve uzlaşmaya daha yatkın olduğu belirtiliyor. Bu gözlemler, liberal ve muhafazakâr görüşlerin beyinle ilişkisi konusunda dikkat çekici bir tartışma başlatmıştı. Araştırmacıların yaklaşımı, insanların psikolojik özelliklerinden hareketle siyasi eğilimleri hakkında tahmin yürütülebileceği fikrini de gündeme taşıdı.

Beyin yapısı siyasi görüşü belirler mi?

Bir araştırmada iki özellik arasında ilişki görülmesi, birinin diğerine kesin olarak neden olduğunu göstermez. Bu nedenle 90 kişiyle yürütülen çalışmanın sonuçları, bütün insanların siyasi görüşlerini açıklayan bir kural gibi değerlendirilmemeli. Bulgular, beyin yapısı ve siyaset arasında araştırılmaya değer bir bağ olabileceğini gösteren bir gözlem olarak okunabilir; siyasi görüşlerin yalnızca beyin yapısıyla oluştuğunu kanıtlamaz.

Bu ayrım, “beyin yapısı siyasi görüşü etkiler mi?” sorusuna temkinli yanıt vermeyi gerektiriyor. Araştırma haberinde çevresel etkenlerin siyasi duruş üzerindeki rolünün sorgulandığı ifade edilse de, çalışmanın aktarılan bulguları çevrenin etkisini ortadan kaldırdığı anlamına gelmiyor. Haberde öne çıkan sonuç, beyin yapısının siyasi eğilimlerle bağlantılı olabileceği yönünde.

Aynı şekilde, beynin sağ ve sol lobu siyasi görüşü etkiler mi sorusunu “sol taraf liberal, sağ taraf muhafazakâr” biçiminde kesin bir eşleştirmeye indirgemek doğru olmaz. Araştırmanın bulguları bir grup katılımcının görüntülerinin ve siyasi görüşlerinin karşılaştırılmasına dayanıyor. Bunlar, her bireyin siyasi düşüncesini beyin taramasıyla belirlemenin mümkün olduğu sonucunu tek başına ortaya koymuyor.

Çalışmanın önemi ve sınırları

Ryota Kanai’nin araştırması, siyasi görüş ile beyin arasındaki ilişkiyi yalnızca beyin faaliyetleri açısından değil, fiziksel yapı açısından da incelemesiyle dikkat çekti. Uzmanların sonuçların tesadüf olmadığı yönündeki değerlendirmeleri ve Kanai’nin psikolojik özelliklerden siyasi eğilimleri tahmin etme olasılığına dair sözleri, çalışmanın haberlerde öne çıkan noktaları arasındaydı.

Yine de başlıkta kullanılan sol-sağ karşıtlığı, araştırma bulgularını kolay anlaşılır biçimde özetleyen bir ifade olarak görülmeli; kişileri siyasi görüşlerine göre sınıflandıran kesin bir bilimsel ölçüt gibi sunulmamalı. Çalışmanın katkısı, beyin yapısı ile siyasi duruş arasında olası bir ilişkiyi gündeme getirmesidir.

Kaynak: Milliyet.com.tr

Images

Çekim Yasasının Sırrı: Başımıza Gelen Olayları Nasıl Çekeriz?

Bugün, çekim yasasının hayatımızdaki yansımalarından biri olan başımıza gelen olayları nasıl çektiğimiz üzerine konuşmak istiyorum. Çekim yasasının sırrı benim için yalnızca ne istediğimize odaklanmakta değil; yaşadığımız olaylara, onlara verdiğimiz tepkilere ve bu tepkilerin bize ne sağladığına da dikkat etmekte yatıyor.

Çekim yasası nasıl çalışır?

Çekim yasasına göre düşünce ve duygularımız, hayata nasıl baktığımızı ve hangi deneyimlere yöneldiğimizi etkiler. Kendimizi sürekli olumsuz, karamsar ve umutsuz hissediyorsak, dikkatimizi de bu duyguları besleyen olaylara verebiliriz. Korkularımızla ilgili konular zihnimizde daha çok yer kapladığında, davranışlarımız ve olayları yorumlama biçimimiz de bu korkuların çevresinde şekillenebilir.

Images

İçsel Temizlikle Para Kazanma Korkusunu Aşmak

Para durumumuzu değiştirebileceğimize inanmak çoğu zaman zordur. Sınırlarla yaşamaya alışır; daha çok para kazanmanın ancak üniversite okumak, büyük bir şirkette sağlam bir göreve gelmek ve özel yaşamımızdan fedakârlık ederek çalışmakla mümkün olduğunu öğreniriz. Bu yüzden korkularımız üzerinde çalışarak düşünce ve duygularımızı dönüştürmenin para konusundaki algımızı etkileyebileceği fikrine mesafeli yaklaşabiliriz.

Buradaki yaklaşım, içsel temizlik çalışmalarını bir gecede zengin olma ya da belirli bir kazancı garanti etme yöntemi olarak görmek değil; para konusundaki korku ve kabulleri fark edip onlarla çalışmaktır. Para kazanma korkusu bazen açıkça “kazanamam” diye görünür, bazen de “hak etmiyorum”, “param olursa insanlar benden bir şey bekler” veya “kazandığım para elimden gider” düşüncelerinin arkasına saklanır.

Images

EFT Tekniği: Bilgi ve Örnek Uygulama

EFT uygulamasının amacı, bizi kısıtlayan duygularla çalışarak onlardan özgürleşmeye alan açmaktır. Ancak bilinçaltını temizlenmesi gereken bir depo gibi düşünmemek gerekir; orada olumsuz kayıtların yanı sıra olumlu bilgiler ve deneyimler de bulunur. Bunu basitçe anlatmak için bilinçaltını bir hard diske benzetebiliriz. Bu diskte yararlı ve zararlı farklı programlar vardır. Sistemin başlangıcında programcı tarafından yüklenen programları ebeveynlerimiz ve çevremiz gibi düşünebiliriz. Zamanla kendi geliştirdiğimiz inançlar ve kayıtlar da bu birikime eklenir.

Hard diskteki bir program sorun çıkardığında sistem yavaşlar ve aksaklıklar görünür hâle gelir. Bu benzetmede, içimizde devam eden bir sorunun da duygu ve davranışlarımızda kendini gösterebileceğini anlatıyoruz. Yeme içme alışkanlıkları ve kilo sorunları, duygusal karmaşalar, ilişkilerde ya da iletişimde yaşanan güçlükler, kararsızlık ve korkular bu çerçevede ele alınabilir. Bunları tek başına belirli bir duygunun sonucu veya bir tanı gibi değerlendirmemek; önce yaşanan durumu dikkatle gözlemlemek önemlidir.

Images

Çekim Yasasının Sırrı: Ne İstediğini Bilmek

Çekim Yasasının Sırrı: Ne İstediğini Bilmek

Çekim yasası, son yıllarda adını sıkça duyduğumuz evren yasalarından biri. İnsanların istekleriyle ilişkilendirildiği için de ilgi çekiyor. Peki çekim yasası nedir? Bu yaklaşım, aynı frekanstaki enerjilerin birbirini çektiği düşüncesiyle açıklanıyor.

Bu anlayışa göre evrendeki her şey enerjidir; bir tabak yemek de son model bir araba da. “Yemek bulmak kolay ama araba sahibi olmak zor” diye düşünüyorsanız, isteyiş biçimini henüz kavrayamamış olabilirsiniz. İster araba ister yemek olsun, ikisini de elde etmenin aynı mekanizmayla işlediği kabul edilir. Çekim yasası nasıl çalışır sorusuna verilen yanıt da kişinin duygu ve düşünceleriyle hangi enerjide olduğu fikrine dayanır.

Images

Sayı Kontrollü Nefes Çalışmaları


Nefesin Sayı Kontrollü Çalışmaya Hazırlanması  

    Nefesin düzeltilmesi için istikrarlı çalışma gerekir. Nefes tekniklerin her biri farklı bir amaca hizmet etmesi için düzenlenmiş olsa da; her biri genel sağlığınızın iyileşmesine imkân sağlarlar. Önemli olan başladığınız tekniğin en az bir ay süreyle her gün bir veya iki defa istikrarlı bir şekilde tekrarlanmasıdır.
   Nefes burundan alınıp, burundan verilmelidir. Tüm yetersiz nefes alışverişlerinin ilk nedeni burundan nefes alıp verme alışkanlığının oluşmamasıdır. Önce uzun süre sadece burundan nefes alıp vermek için kendinizi ve nefesinizi gözlem altına almanız gerekir. Yeterli derecede havayı burundan alabilmek ve yeterince çıkarabilmek içinde burun teknikleri çalışmanız gerekecektir.  
    Diyafram kas kontrol edilerek çalışmaya hazır hale getirilmelidir. Sırtüstü uzanarak sol elinizi göğsünüzün üzerine, sağ elinizi ise göbeğinizin üzerine koyunuz. Nefes alıp verirken hangi elinizin daha fazla hareket ettiğini belirleyin. Eğer sadece sol eliniz daha fazla hareket ediyorsa böylece diyaframınızı yeterince kullanmıyorsunuz ve ciğerlerinize yeterli hava alamıyorsunuz demektir. Diyafram nefesi alma yöntemini öğrenmeniz için ilgili diyafram egzersizlerini çalışmanız gerekir.

Nefes Zamanını Ölçmek

   Bir süre nefes alış verişlerinizi izledikten sonra, dikkatinizi nefes alışınızdan verişinize kadar geçen zamana veriniz. İçinizden her saniye için bin bir, bin iki, bin üç…. diye sayarak bir nefesten diğerine geçen süreyi hesaplayın. Nefes alışveriş süreniz kısa süreli yani dört saniyenin altındaysa, aldığınız havadan yeterince yararlanamıyorsunuz anlamı çıkar. Yani oksijenin kan yolu ile dokuya, dokudaki karbon dioksitin yine kan yolu ile dışarı çıkarılması için yeterli zamana ihtiyaç duyulur. Aşağıda önerilen kontrollü nefes teknikleriyle bu konuda önemli bir gelişme sağlayabilirsiniz.  Ayrıca, nefes alışveriş süreleri arasındaki farklılaşmalar, nefes tıkanıklıkları, hırıltılar, vb gibi bazı sağlık ve psikolojik düzensizliklere işaret edebilir. 

Nefesinizi belli bir ritme uygun olarak gerçekleştirin.

   Genel sağlığı formda tutmak, yaşamı kolaylaştırmak ve güzelleştirmek için en yararlı çalışma nefesin ritmini saniye ayarlı olarak kontrol edilmesidir. Bunun yapılabilmesi için öncelikle andaki durumun farkında olmak gerekir.
    Çalışmak için rahat bir pozisyon alıp gözlerinizi kapattıktan sonra bir süre bir saatin veya metronomun tik taklarını dinleyin. Eğer duyabiliyorsanız kalp atışlarınızı dinlemekte aynı amaca hizmet edecektir. Daha sonra kulak verdiğiniz tik takların ritmine uygun şekilde burnunuzdan derin bir nefes alıp biraz tutun. Fazla zorlamadan, tekrar biraz daha nefes almaya gayret ettikten sonra ağzınızdan havayı uzun bir sürede boşaltın. Nefesinizi boşaltırken bir miktar rahatlama hissedeceksiniz. Sonrasında da nefes almadan tekrar bir miktar daha hava boşaltmaya çalışın.
Sayı Kontrollü Nefes Tekniği
    Eğer yakınınızda tik taklarını duyabileceğiniz bir saat veya metronom yoksa düşüncenizde saniye ayarı yapmaya çalışınız. İçinizden her “bin bir” deyişiniz yaklaşık bir saniyeye karşılık gelir. Dört saniye süreyle nefes alın. Bin bir, bin iki, bin üç ve bin dört şeklinde saymaya devam ederek nefes alıp vermeye devam ediniz. 2 saniye süreyle nefesinizi tutunuz. Dört saniye süreyle nefesinizi boşaltınız. İki saniye nefes almadan durunuz. (4-2-4-2) ölçüsüne uygun olarak bu kontrollü nefes çalışmasını üç kez tekrarlayınız.
Sayı Kontrollü nefes tekniğini günde 3 - 4 kez ve bir hafta süreyle tekrarlayınız. Vücudunuzun gevşediğini, dikkatinizin arttığını, tüm ağrılarınızda azalma olduğunu, stresten giderek uzaklaştığınızı hissetmeye başlayacaksınız. Ayrıca nefes alışverişlerinizin derinleşme ve solunum süresinin uzaması yönünde daha düzenlilik görülecektir.
Son Sayıya Anlam Yükleme Çalışması
    Kontrollü nefes alışverişlerinin belli sayılar üzerinden gerçekleştirirken son sayıda vereceğiniz nefesin üzerine istediğiniz anlamı yükleyerek amaca yönelik tesir oluşturabilirsiniz. Bu son nefes verişinize stresinizi veya olumsuz düşüncelerinizi yükleyip, dışarı atabilirsiniz. Çalışmanın son sayısında ağzınızı olabildiğinizce açarak bütün gücünüzle nefesi verirken “huhhh” ya da “ohhh” sesini çıkartmaya çalışınız. Hemen rahatladığınızı hissedeceksiniz. Başka bir örnekle çalışmanın son nefesini verirken gülümsemeniz psikolojinizin hemen iyileşmesine ve mutlu olmanıza sebebiyet verecektir. Bir iki hafta deneme yaptıktan sonra sadece üç kontrollü nefesle de istenilen başarı sağlanabilir.

Diğer Ritmik Nefeslenme Teknikleri
   Özellikle kendinizi tanımak, nefesinizi tanımak ve nefes alışverişlerinizi üzerinde kontroller oluşturabilmek için nefesinizle oynamanız gerekir. Farklı disiplinlerde farklı sayılarda nefes alışverişleri yaparak çalışmanın üzerinizde oluşturduğu farklı etkileri gözlemleyerek yeni açılımlara ulaşabilirsiniz. Nefes alış, tutuş ve veriş derinliği ve zamanlamaları üzerinde değişiklikler yaparak farklı teknikler oluşturabilirsiniz.  Bir kaç örnek vermek gerekirse; üç saniye süreyle nefes aldıktan, üç saniye süreyle tuttuktan sonra üç saniye süreyle havayı verebilirsiniz.  Ya da dört sayıda nefes alıp, sekiz sayı tutup tekrar dört sayıda verebilirsiniz. Bir başka çalışma için dört sayıda nefes alıp on iki sayıda tutup, altı sayıda nefesi verebilir ve tüm bu değişik varyasyonlara on tur devam edilebilirsiniz. Bu çalışmaların her birinin yaratacağı etki değişik olacağı için farkındalık arttırmak açısından önem kazanırlar.
Özel Bir Konuda Yoğunlaşmak İçin Sayı Kontrollü Nefes 
   Özel bir konu üzerinde çalışmanız veya yoğunlaşmanız gerekiyorsa, önce belli bir sayıda nefes alışverişi yapmayı kararlaştırın. Örneğin karar verdiğiniz bu sayı kırk nefes alışverişi olsun. Kırk nefese fazla derin olmayan sıradan nefeslerle başladıktan ve kendinizi iyi hissedip daha fazlası için hazır olduğunuzu fark ettikten sonra nefesinizin derinliğini ve hızını artırabilirsiniz.  Kırk nefes sayısının ortalarına yaklaşınca nefesinizi daha uzun sürelerde vermeye ve araya bekleme zamanları da oluşturmaya başlarsanız, bu durumda derin düşünmeye ve imgelemeye hazır hale gelirsiniz. Dışarıya verilen dikkat içeriye çevrilmeye ve tüm zihin gevezelikleri sonlanmaya başladığında üzerinde odaklanmak ve düşünmek istediğiniz konuyu gözünüzün önüne getirebilir ve bu konuda genişlemeye başlayabilirsiniz. 

Mustafa Kartal
Images

Geçmişi Temizleme Meditasyonu

Unutmak istediğimiz anılarımız, pişmanlıklarımız ya da geçmişte yaşadıklarımızı düşündüğümüzde içimizde beliren duygular olabilir. Geçmişi temizleme meditasyonu, bu anıları yok etmekten çok onlarla aramıza biraz mesafe koymayı ve yaşananları farklı bir yerden değerlendirmeyi amaçlayan bir imgeleme çalışmasıdır. Kendinize birkaç dakika ayırın; görüntüleri gözünüzde canlandırmaya çalışın ve acele etmeyin.

Geçmişi temizleme meditasyonu nasıl yapılır?

Rahat bir yere oturun. İsterseniz başlamadan önce nefesinize odaklanarak zihninizi sakinleştirin. Bu çalışma sırasında rahat olmanız önemlidir. Her adımı kendi hızınızda uygulayabilirsiniz; sırasını takip etmekte zorlanırsanız yakın bir arkadaşınızdan size sakin bir sesle komut vermesini isteyebilirsiniz. Görüntüler netleşmiyorsa kendinizi zorlamayın, hayal edebildiğiniz kadarıyla devam edin.

Images

Gevşeme Egzersizi

Gün içerisinde enerjinizi yenilemek ve bir süreliğine yavaşlamak için yapabileceğiniz basit bir çalışma paylaşmak istedim. Bu gevşeme egzersizi; nefese dikkat etmeyi, kasları sırayla sıkıp bırakmayı ve zihinde sakin bir manzara canlandırmayı bir araya getiriyor. Kendinize acele etmeden, rahatça uygulayabileceğiniz bir zaman ayırın.

Hazırlık: nefesinizi yavaşlatın

Dik ama rahat bir şekilde oturun. Önce nefesinizi tamamen verin; ardından burnunuzdan yavaşça derin bir nefes alın. Nefesinizi birkaç saniye tutun ve bu kez ağzınızdan mümkün olduğunca yavaşça, sonuna kadar verin. Bu nefes egzersiziyle gevşeme çalışmasını 20 kez tekrarlayın. Nefesinizi tutarken ya da verirken kendinizi zorlamayın; rahatsızlık hissederseniz kendi doğal nefes ritminize dönün.

Kademeli kas gevşetme egzersizi

Nefes çalışmasının ardından kaslarınızı sırayla fark etmeye başlayın. Kademeli kas gevşetme egzersizi için ilgili kas grubunu zorlamadan hafifçe gerin, birkaç saniye bu hissi fark edin ve sonra yavaşça serbest bırakın. Buradaki amaç kasları olabildiğince güçlü sıkmak değil; sıkma ile bırakma arasındaki farkı hissederek gevşemeye alan açmaktır.

Önce ayak kaslarınızı yavaşça sıkın, birkaç saniye tutun ve gevşetin. Ardından aynı uygulamayı vücudunuzda aşağıdan yukarıya doğru sürdürün: baldırlar, kalçalar, karın, göğüs ve sırt; sonra eller, kollar, omuzlar, boyun ve yüz. Her bölgeyi bırakırken rahatladığınızı hayal edin ve bu hissi fark etmek için kendinize kısa bir an verin.

Çalışmanın sonunda, sabah uykudan yeni kalkmış gibi tüm vücudunuzla gerinin. Bu kısa hazırlık, dikkatinizi bedeninize yöneltmenize yardımcı olur. Evde gevşeme egzersizleri yaparken oturabilir ya da uzanabilirsiniz; seçtiğiniz pozisyonda rahat olmanız ve çalışmayı kendi temponuzda sürdürmeniz yeterlidir.

Zihinsel yolculuk: gölün sakinleşmesini hayal edin

Ön hazırlık bitti. Rahatça oturun veya uzanın ve gözlerinizi yavaşça kapatın. Şimdi zihninizde bir yolculuğa çıkacağız. Büyük ve boş bir arazi hayal edin. Arazinin ortasında büyük bir göl var; rüzgâr esiyor, göl dalgalarla çalkalanıyor. Bu dalgaları düşünceleriniz gibi görün. Rüzgârın yavaş yavaş azaldığını, azgın dalgaların durulduğunu hayal ederken biraz daha derinden rahatlayın.

Bir süre sonra rüzgâr hafif bir melteme dönüşüyor ve sonunda tamamen duruyor. Dalgalar da rüzgârla birlikte sakinleşiyor; göl çarşaf gibi pürüzsüz, süt liman hâline geliyor. Sular gümüş rengi ve pırıl pırıl. Tıpkı zihniniz gibi… Siz de göl gibi sessiz, huzurlu ve dinginsiniz. Düşünceleri yok etmeye çalışmadan, dalgaların sakinleştiğini izlediğinizi hayal edin.

Gölün pırıl pırıl sularından parlak bir ışık huzmesi yükseliyor. Bu, rahatlatıcı bir ışık yayan gümüşi bir küre. Küre uçarak yavaş yavaş size yaklaşıyor. Size yaklaştıkça rahatladığınızı ve gevşediğinizi hayal edin. Işık o denli güzel ve dinginleştirici ki…

Küre alnınızın hizasına geliyor ve usulca alnınızdan içeri giriyor. Işığın zihninizi doldurduğunu, sizi iyice rahatlattığını hayal edin. Küre ardında bir ışık demeti bırakarak başınızdan aşağı kayıyor; boynunuzdan sırtınıza, omuzlarınıza, kollarınıza ve göğsünüze ilerliyor. Geçtiği yerleri rahatlatıcı, arındırıcı ve dinginleştirici ışıkla doldurduğunu gözünüzde canlandırın.

Işık göğsünüzden karnınıza iniyor; ardından bacaklarınıza, uyluklarınıza, dizlerinize, baldırlarınıza, ayaklarınıza ve ayak bileklerinize doğru ilerliyor. Ayak parmak uçlarınıza vardığında tüm bedeninizin bu rahatlatıcı ışıkla dolduğunu hayal edin. Kuvvetle ışıldıyor ve çevrenizi aydınlatıyorsunuz. Bu anın tadını çıkarın; artık siz de ışıktan bir parçासınız. Siz ışıksınız.

Kendi kendinize coşkulu bir şekilde şu sözü tekrarlayın:

Her gün, her yönden çok daha iyiye gidiyorum!

Bu sözcükleri inanarak ve istekle, tüm kalbinizle ve tüm benliğinizle beş kez tekrarlayın. Ardından gümüş kürenin bu kez ters yönde, ayaklarınızdan başlayarak yavaşça geldiği yollardan geri döndüğünü hayal edin. Geri dönerken geçtiği yerlerdeki sıkıntı ve gerginlikleri bir mıknatıs gibi içine çekiyor; yerlerinde derin bir rahatlama duygusu bırakıyor.

Küre bacaklarınızdan karnınıza, göğsünüze; kollarınızdan omuzlarınıza, boynunuza ve başınıza doğru yükseliyor. Geldiği gibi alnınızdan tekrar çıkıp karşınızda asılı kalıyor. Küreye teşekkür edin. Sonra uçarak yeniden göle dönmesini ve gölün sularına dalıp kaybolmasını izleyin.

Çalışmayı tamamlayın

Kendinizi dinlenmiş ve yenilenmiş hissettiğinizi hayal edin. Yapmanız gerekenleri sürdürebilmek için daha çok enerjiniz ve kararlılığınız olduğunu fark edin. Hazır olduğunuzda gözlerinizi açın ve hayata gülümseyin. Bu gevşeme teknikleri içinde size en rahat gelen bölüm nefese odaklanmak, kasları sırayla gevşetmek ya da göl ve ışık küresiyle yaptığınız zihinsel yolculuk olabilir. Uygulamayı kendi ritminizde tamamlayın.

Alıntıdır.

Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Images

Beynin Performansını Artırmak İçin Nefes Çalışmaları

Nefes egzersizleri, nefesi fark etmeye, ritmini yavaşlatmaya ve dikkati bedene yöneltmeye yardımcı olan basit uygulamalardır. Burada amaç, nefesi zorla değiştirmek değil; onu daha bilinçli biçimde izlemek ve farklı ritimleri sakince denemektir. Aşağıdaki çalışmalar burun deliklerini sırayla kullanmayı, nefesi derinleştirip yavaşlatmayı ve kısa süreli nefes tutmayı içerir.

Burun deliklerini değiştirerek nefes alma

Burun deliklerini değiştirerek nefes alma, nefesi bir burun deliğinden alıp diğerinden verme ve ardından yönü değiştirme uygulamasıdır. Yazının yaklaşımında bu çalışma, kişinin iç ritmine ve dikkatine tesir eden bir pratik olarak ele alınıyor. Beynin sağ ve sol yarımkürelerinin farklı işlevlerle ilişkilendirilmesi de bu anlatımın parçasıdır; ancak tek bir burun deliğinden nefes almanın konuşmayı ya da yaratıcılığı doğrudan geliştireceği kesin bir sonuç gibi düşünülmemelidir.

Images

Neden Burundan ve Diyaframdan Nefes Almalıyız?

Birçok kişi doğru nefes almayı bilmediği hâlde doğru nefes aldığını düşünebilir. Oysa doğal olmayan solunum alışkanlıkları oldukça yaygındır. Nefesi ağızdan almak, bedenin işleyişine uygun olmayan bir alışkanlık olabilir; kimi durumlarda altta yatan anatomik bir rahatsızlıkla da ilişkili olabilir. Bu nedenle solunum biçimimizi fark etmek önemlidir.

İnsanların büyük bölümü nefes alırken omuzlarını ve göğsünü yukarı kaldırır, karnını ise içeri çeker. Bu alışkanlığın, okul yıllarında sık duyduğumuz “Dik dur, karnını içeri çek, göğsünü şişir” komutlarının bedenimizde bıraktığı izlerle ilişkili olduğu düşünülebilir.

Images

Ho’oponopono Yöntemi Nedir? Nasıl Uygulanır?

Ho’oponopono Nedir?

Son yıllarda kişisel gelişim, bilinçaltı dönüşüm ve içsel arınma alanlarında sıkça duyulan Ho’oponopono, Hawaii kökenli bir arınma ve farkındalık yaklaşımıdır. Telaffuzu ilk anda zor gelse de temel fikri sadedir: Hayatımızdaki olaylara ve kişilere verdiğimiz tepkileri fark etmek, bu deneyimlerin iç dünyamızda uyandırdığı duygulara sevgiyle yaklaşmak.
Bu yaklaşıma göre dışarıda yaşanan bir sorun, iç dünyamızda da bir karşılığa, yankıya ya da fark edilmeyi bekleyen bir ize dokunabilir. Bu nedenle Ho’oponopono yalnızca bir olumlama tekniği olarak değil; sorumluluk alma, içsel temizlik ve kişinin kendi tepkilerini gözlemleme pratiği olarak ele alınır.
Ho’oponopono yöntemi, yaşanan her olayın kişinin suçu olduğunu söylemez. Dikkati, olayın kendisini hemen değiştirmeye çalışmak yerine, olayın içimizde neleri harekete geçirdiğine çevirmeyi önerir.

Ho’oponopono’nun Temel Mantığı

Bir olay bizi etkiliyor, bir kişi bizi rahatsız ediyor ya da bir durum içimizde öfke, kırgınlık, korku veya direnç oluşturuyorsa, Ho’oponopono bu duyguları fark etmeye davet eder. Buradaki amaç kendini suçlamak değil; yaşanan deneyimin içimizde hangi duyguya veya eski kayda dokunduğunu merak edebilmektir.
Bu nedenle suçluluk ile sorumluluğu birbirinden ayırmak önemlidir. Suçluluk, insanı “Ben kötü bir şey yaptım” düşüncesine sıkıştırabilir. Sorumluluk ise “Bu deneyimin içimde hangi parçaya dokunduğunu görebilir miyim?” sorusuna alan açar. Böylece kişi, olayın kendisi kadar ona yüklediği anlamı ve verdiği tepkiyi de inceleyebilir.