aykut oğut etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Kitap Tavsiyesi: Okuduğum ve Önemli Bulduğum Kitaplar

Okumuş olduğum kitaplardan önemli bulduklarımın bir kısmını burada paylaşmak istiyorum. Bu kitap tavsiyesi listesinde düşünce biçimi, bilinçaltı, kendini tanıma ve kendini olduğu gibi kabul etme gibi farklı konulara değinen eserler var. Hepsinin yaklaşımı aynı değil; aralarından size yakın geleni seçip kendi bakışınızla değerlendirmeniz yeterli.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=129800&sa=150317292

Kitap tavsiyesi: kişisel gelişim kitapları

Kitap seçerken bazen yeni bir fikirle karşılaşmak, bazen de uzun zamandır düşündüğümüz bir konuya başka bir pencereden bakmak isteriz. Buradaki kişisel gelişim kitap önerileri, okuduğum ve önemli bulduğum eserlerden oluşuyor. Kitapların tanıtımında yazarların ve yayınevlerinin sunduğu yaklaşımı aktarıyorum; hangi fikrin size uyduğuna karar vermek ise elbette size kalıyor.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=449818&sa=150316864

Pozitif Gücün Büyüsü – Louise L. Hay

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=104121

Pozitif Gücün Büyüsü kitabı, Louise L. Hay’in düşünceler, inançlar ve duygular üzerine yaklaşımını okuyucuyla buluşturuyor. Koridor Yayıncılık tarafından yayımlanan eser, pozitif düşünceyi kişinin kendini tanıması ve hayatla daha barışık bir ilişki kurması çerçevesinde ele alıyor. Hay’in anlatımındaki temel davet, insanın kendi iç dünyasına yönelmesi ve düşünce biçimini gözden geçirmesi.

Kitap tanıtımında Louise L. Hay’in kişisel gelişim ve içsel şifa konularındaki çalışmalarına da yer veriliyor. Dr. Wayne W. Dyer ise onun yazdıkları için, “Louise Hay, yazdıklarıyla bütün iyileşmenin başladığı yer olan ruhunuza sesleniyor. Bu kitaba bayıldım… Louise Hay’e de.” sözlerini kullanıyor. Bu eser, pozitif düşünce üzerine bir okuma arayanların değerlendirebileceği kitaplardan biri.

Bilinçaltının Gücü – Joseph Murphy

Bilinçaltının Gücü kitabı, Joseph Murphy’nin bilinç ve bilinçaltının işleyişine odaklanan eseridir. Tanıtımında “Düşüncelerinizi değiştirirseniz kaderinizi de değiştirirsiniz” ifadesiyle başlayan kitap; mutluluk ve üzüntüden korku ve güvene, başarıdan ilişkilere kadar uzanan bir dizi karşılaştırmalı soru sorar. Bu soruların ortak noktası, insanların yaşamlarının neden birbirinden farklı olduğu ve düşüncelerin bu farkla nasıl ilişkilendirilebileceğidir.

Murphy’nin metni, bu soruların yanıtını bilinç ve bilinçaltının işleyişinde arar ve “Kesinlikle evet” diyerek kendi yaklaşımını ortaya koyar. Burada aktarılanlar kitabın çerçevesidir; okurken soruları kendi deneyiminiz ve düşünceleriniz üzerinden değerlendirebilirsiniz. Düşünce alışkanlıklarını ve bilinçaltı kavramını ele alan kişisel gelişim kitapları arasında öne çıkan bir öneridir.

Images

İlişkilerde Çekim Yasası Nasıl Uygulanır? –2

İlişkilerde çekim yasası, yalnızca nasıl bir insanı hayatınıza çekmek istediğinizle ilgili değildir. Nasıl bir ilişki yaşamak istediğiniz, o ilişkinin içinde nasıl hissetmek istediğiniz ve karşınızdaki kişiden neler beklediğiniz de bu sürecin bir parçasıdır. Bazen ne istediğimizi bildiğimizi düşünürüz; oysa hazırladığımız listeler, beklentilerimiz ve daha ilk buluşmada yaptığımız değerlendirmeler bize bambaşka şeyler anlatabilir.

1. Zamanda yolculuk

Bir adamla tanıştınız. Belki bir arkadaşınız sizi tanıştırdı, belki internette tanışıp buluşma ayarladınız. Ya da onu zaten tanıyordunuz ve ilk kez aranızda bir şeyler olma ihtimali belirdi.

Images

İlişkilerde Çekim Yasası Nasıl Uygulanır? –1

Son günlerde ilişkiler konusunda ne yapacaklarını soran pek çok e-posta aldım. Sorular birbirine benziyor: Çoğu zaman yalnızca kafamızda belirlediğimiz kalıplara odaklanıyor, başka bir açıdan bakabileceğimizi ya da başka seçeneklerimiz olabileceğini fark etmiyoruz.

Oysa ilişkilerimizi kendi seçimlerimizle kuruyoruz. Buna rağmen bakış açımızın ve düşüncelerimizin oluşturduğu kısır döngünün içinde sıkışıp kalabiliyoruz. İlişkilerde çekim yasası üzerine düşünürken de yalnızca istediğimiz kişiyi tarif etmek değil, ilişkiye hangi beklentiyle yaklaştığımızı görmek önemli.

Images

Çekim Yasasının Sırrı: Elde Etmenin Önündeki Büyük Engel Bilinçaltı

Çekim yasası ve bilinçaltı: elde etmenin önündeki engel

Çekim yasasını işletirken istediklerimizi elde etmemizin önündeki en büyük engellerden biri, bilinçaltımızda taşıdığımız kayıtlardır. Bu kayıtlar, olayları nasıl algıladığımızı ve benzer durumlarda nasıl tepki verdiğimizi etkileyebilir. Bu nedenle olumsuz kayıtlarla çalışmak önemlidir. Bunun için farklı teknik ve yöntemler bulunuyor. Ben bugün bilinçaltı kayıt temizliği sırasında temelde neyi değiştirdiğimizi, kendi deneyimlerimden hareketle farklı bir bakış açısıyla paylaşmak istiyorum.

Bilinçaltı kayıt temizliği temelde neyi değiştirir?

Şimdiye kadar bilinçaltı kayıtlarıyla çalışırken EFT, İçsel Temizlik (Korku çalışması), Egoyu İkna yöntemi ve olumlama tekrarları gibi farklı yöntemler kullandım. Kendi deneyimlerimde fayda gördüğüm için bu teknikleri başkalarına önerirken de kişisel tecrübelerimi paylaşıyorum.

Images

Ego Nedir? Ego Nasıl Kontrol Edilir ve Susturulur?

Ego kelimesi Latince ego sözcüğünden gelir ve “ben” ya da “kendim” anlamına gelir. Peki ego nedir? Bu yazıda ego, geçmiş yaşantılardan kalan düşünce ve duyguları hatırlatan, iç sesimiz gibi konuşan bir mekanizma olarak ele alınıyor. Bu bakış açısını daha iyi anlamak için kendimizi iki kişi gibi düşünebiliriz: ego ve biz.

Önemli bir karar vermek üzereyken içimizden “Bence yapamazsın”, “Bu konuda tecrüben yok, başaramazsın” gibi cümleler geçebilir. Bu olumsuz düşünceler bizi duraksatır. Ardından zihnimizde başka sorular belirir: “Bu kararı almak doğru mu?”, “Zaten bu konuda kendime güvenmiyorum.” Yazının anlatımında ilk ses ego, ardından gelen sorgulama ise bizim sesimizdir.

ego nedir

Ego ne demek? İçimizdeki ses neyi hatırlatıyor?

Bu anlatıma göre ego, içimizdeki bir şeytan ya da ayağımızı kaydırmaya çalışan bir düşman değildir. Geçmişte yaşadığımız olaylardan kalan bilgileri, başarısızlıkları, acıları ve izlenimleri bir bilgisayar gibi işler; zamanı geldiğinde bunları bize tekrar hatırlatır. Bu nedenle ego sesini duymak, her söylediğini doğru kabul etmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez.

Yazının ilk bölümünde asıl meselenin egoyu susturabilmek olduğu söyleniyor. Ego sürekli öne çıktığında insanın kendi sesini duymakta zorlanabileceği ve geçmiş deneyimlerin bugünkü kararlarını yönetebileceği anlatılıyor. Buradaki “susturmak” düşünceyi zorla yok etmekten çok, o düşünceyi fark edip onunla nasıl ilişki kurduğumuzu değiştirmek anlamında kullanılıyor.

Ego nasıl yenilir? Egoyla konuşma egzersizi

“Ego konuşuyor ama ben dinlemiyorum” diye düşünmek, yazara göre tek başına yeterli değildir; ego gün boyunca konuşmayı sürdürebilir. Bu yüzden Aykut Oğut’un Evrenden Torpilim Var kitabında yer verdiği egoyla konuşma egzersizi öneriliyor. Egonun sesini bastırmak yerine, onun hangi eski deneyimden ve güvensizlikten beslendiğini fark etmek amaçlanıyor.

Aykut Oğut’un kitabında aktarılan egoyla konuşma egzersizi:

“Bak bir tanem, sen uzun yıllar önce olmuş bir olayın etkisi altındasın. Şu an hissettiğim güvensizlik tamamen senin duygularına kendimi kaptırdığım için ortaya çıktı. Ben artık çok farklı bir insanım. Kendime güvenmek için elimde o kadar çok sebep var ki. Seni çok iyi anlıyorum ve sana hak da veriyorum. O zamanlar olanlar bizim suçumuz değildi. Ben artık farklı bir gerçeklik yaşıyorum. Ben kendime güveniyorum. Gel, sen de bana katıl. İnan bana, üzülmene hiç gerek yok; ben çok daha huzurlu bir hayat yaşıyorum. Seni seviyorum ve bu sefer benim geldiğim yoldan geleceksin; ben seni takip etmeyeceğim.”

Yazının önerisi, egonun konuştuğu anı yakalamak ve bu tür bir egoyla konuşma egzersizine zaman ayırmak. Egonun sözlerini fark etmek, onların geçmişten gelen bir korku ya da güvensizlik olup olmadığını sorgulamaya yardımcı olabilir. Ego nasıl kontrol edilir ya da ego nasıl susturulur diye merak edenler için yazıdaki temel yaklaşım, iç sesi yok saymak yerine onu tanıyıp ikna etmeye çalışmaktır.

Yazar, egoya hapsolmanın kişiyi geçmişte yaşamaya, başkalarında sürekli hata aramaya ve öz eleştiri yapamamaya sürükleyebileceğini düşünüyor. Kendi gözlemine dayanarak, başarısızlıklarla dolu bir hayatı gizlemek için küçük başarıları büyütüp anlatan ve yapamadıklarını yapmış gibi gösteren insanlardan söz ediyor. Bu bölüm, yazarın kişisel değerlendirmesidir.

Images

Evrenden Torpilin Var

Nasıl bir gün geçirmeye başladığın hiç önemli değil demiyorum; ama gününe nasıl devam etmeyi seçtiğin önemli.

Bazen sabah planladığın gibi başlamaz. Böyle anlarda, bütün günün de kötü geçeceğine karar vermek zorunda değilsin. Bir an durup dikkatini şu anda hayatında bulunan güzel şeylere çevirebilirsin. Olumlu düşünme, her şeyin kusursuz olduğunu söylemek değil; elindekileri fark edip önündeki ana yeniden bakmayı seçmektir.

Şu an hayatında olanları hatırla

Bir an dur ve hayatında var olan muhteşem şeyleri düşün:

  • Bu yazıyı okuyabilmek için internetin var.
  • Gözlerin görüyor, kulakların duyuyor.
  • Senin için durmadan çalışan bir Evren var.

Bunlar küçük ayrıntılar gibi görünebilir. Oysa dikkatimizi yalnızca eksik olana verdiğimizde, zaten hayatımızda bulunan güzellikleri gözden kaçırabiliriz. Şükretmenin önemi de burada: Sahip olduklarını fark etmek, gününe başka bir yerden bakmana yardımcı olabilir.

Gününe nasıl devam edeceğini seç

Güne olumlu devam etmek, yaşadığın zorluğu yok saymak ya da kendini iyi hissetmeye zorlamak değildir. Sadece, günün geri kalanında hangi düşünceye ve hangi adıma odaklanacağını seçebileceğini hatırlamaktır. Bir nefes al, çevrene bak ve kendine sor: Şu anda minnet duyabileceğim ne var? Bugün için atabileceğim küçük, iyi bir adım ne?

Hayata olumlu bakmak bazen büyük kararlarla değil, böyle küçük bir dikkat değişikliğiyle başlar. Belki bir gülümseme, belki yeniden odaklanmak, belki de listeye kendi cevabını eklemek… Nasıl başlarsa başlasın, gününün devamına sen de yön verebilirsin.

Evrenden torpilin var

Her türlü gerçeklikten önemlisi, hayatta elde edebileceğin en büyük torpil şu:

Evrenden Torpilin Var;)))

Daha ne istersin? Hadi, listeye sen devam et;))

Gülümse... Odaklan... Değiştir.

Aykut Ogut

Images

Pazartesi Sendromu: Odağını Değiştir, Haftaya Pozitif Başla

Odaklanmak ya da odaklanmamak; işte bütün mesele! Pazartesi sendromu yaşarken dikkatimizi haftanın zorluklarına vermek kolay olabilir. Oysa odağımızı ne istemediğimizden ne istediğimize çevirmek, yeni haftaya bakışımızı değiştirebilir.

Odağını neye veriyorsun?

Odaklanmanın önemini bildiğini biliyoruz. Bir bahçenin ortasındasın: Bir yanda güller, bir yanda papatyalar, bir yanda limon ağaçları ve bir yanda yabani otlar. Elinde bir hortum var; ne tarafa dönersen o tarafı suluyorsun.

Öyleyse neden yabani otlara habire bakıp onları sulayasın? Daha da büyüyorlarsa, bu senin sayende. Dikkatini sürekli istemediğin şeylere verdiğinde, onları zihninde büyütmeye devam edebilirsin. Bahçendeki güllere, papatyalara ve limon ağaçlarına da bakmayı hatırla.

Haftaya pozitif başlamak için odağını değiştir

Unutma: Bir pozitif düşünce, milyonlarca negatif düşünceden daha güçlüdür. Kendine şu soruları sor: Nasıl bir yarın istiyorsun? Nasıl bir ülke istiyorsun? Nasıl bir dünya istiyorsun?

Bu sorular, pazartesi motivasyonu ararken dikkati şikâyetlerden niyetlere çevirmeye yardımcı olabilir. Pazartesi günü motive olmak için önce ne istemediğini sıralamak yerine, nasıl bir hafta ve nasıl bir sonuç istediğini düşün. Odaklanma ve pozitif düşünme, burada aynı noktada buluşuyor: Bakışını arzu ettiğin yöne çevirmek.

Ne istemediğine değil, ne istediğine odaklan

ODAKLAN...

  • Ne istemediğine değil... NE İSTEDİĞİNE
  • Nasıl olmadığına değil... NASIL OLMASINI İSTEDİĞİNE

Soruna odaklandığın sürece, Halis, çözümün bir parçası olamazsın; çünkü ÇÖZÜM SORUNUN İÇİNDE DEĞİL. Bu, sorunu yok saymak değil; bakışını yalnızca sorunla sınırlamayıp istediğin sonuca da yöneltmek demek.

Pazartesi sendromuna karşı: Odağını seç

Yeni haftaya nasıl başlayacağını belirleyen şeylerden biri, dikkatinle hangi düşünceleri beslediğindir. Bahçedeki yabani otlara değil, büyütmek istediğin çiçeklere su ver. Haftaya pozitif başlamak için kendine ne istediğini hatırlat ve odağını oraya çevir.

Hadi odaklan... Harika bir hafta bizi bekliyor. ;)))))

Aykut Oğut

Images

Pazartesi Sendromu

Hocamız bize zamanında şöyle demişti:

“Kendinizde olmayan bir şeyi başkalarına veremezsiniz. Sen de olmayan bir şeyi Evrenden isteyemezsin.”

Başta çok sinir bozucu bir kural gibi gelmişti. Güzelliğini ise sonradan çok iyi anladık. Bu Pazartesi gel, aynı kuralı sevgi için uygulayalım.

Pazartesi sendromuna karşı küçük bir sevgi adımı

Şu an hayatında olduğu için mutlu olduğun, şükrettiğin ve birlikte olmaktan zevk aldığın iki kişiyi düşün. Ama durup dururken, onlara içinden geçenleri söyleyen mesajlar göndermediğin kişiler olsun.

Belki söylemek isteyip de günlük koşturmacada ertelediğin birkaç cümle vardır:

  • “Seni çook seviyorum.”
  • “Varlığın için çok şükrediyorum.”
  • “İyi ki bu Pazartesi günü sen hayatımdasın.”

Şimdi, durup dururken, özel bir sebep beklemeden onlara bu mesajlardan birini ya da aklına gelen benzer bir cümleyi gönder. Sözcüklerin tam olarak nasıl olması gerektiğini düşünerek kendini durdurma; içtenlikle söylemek istediğin şeyi yazman yeterli.

Sevgi istiyorsan, önce sen ver

Sevgi mi istiyorsun hayatında? Önce sen vereceksin. Bazen haftaya güzel başlamak için büyük bir plan ya da uzun bir hazırlık gerekmez. Değer verdiğin birine sevgini ve minnettarlığını hatırlatmak, Pazartesi gününe başka bir gözle bakmana yardımcı olabilir.

Bu küçük mesaj, karşındaki kişiye onu düşündüğünü ve hayatındaki yerini fark ettiğini söyler. Aynı zamanda senin de bu bağın kıymetini yeniden hatırlamana vesile olur. Pazartesi motivasyonu ararken, sevdiğin insanlarla kurduğun bağı hatırlamak ve bunu onlarla paylaşmak güzel bir başlangıç olabilir.

Bugün kime mesaj gönderebilirsin?

İki kişiyi seç. Mesajını kısa tutabilir, yukarıdaki cümlelerden birini kullanabilir ya da kendi sözlerinle yazabilirsin. Önemli olan, bunu bir karşılık beklemek için değil, içinden geldiği için yapmak. Bir dene; sonra bak, enerji nasıl tavan yapıyor.

Pazartesiye güzel başlamak bazen böyle basit bir seçimle mümkün: Sevdiğin kişilere bunu söylemek. Pazartesi enerjisini yükseltmek ve pazartesi sendromuna karşı motivasyon bulmak için bugün küçük bir sevgi adımı at.

Biz, hayatımızda olduğun için çoooook şükrediyoruzzzz.

Aykut & Esra ve kediler

Images

Gülümse, Odaklan, Değiştir

Gülümse, Odaklan, Değiştir: Üç Basit Kelime

G.O.D., Gülümse, Odaklan, Değiştir anlamına gelir. İhtiyacınız olan üç basit kelime bunlar. Hayat aslında bu kadar BASİTtir. Dikkat edin, KOLAY demedim; basit dedim. Bir şeyin basit olması, onu uygulamanın her zaman kolay olacağı anlamına gelmez.

Bazen yapılması gereken ilk şey yalnızca durmak, bir gülücüğe odaklanmak ve ardından değiştirebileceğiniz şeye bakmaktır. Gülümse, odaklan, değiştir yaklaşımının temelinde de bu farkındalık vardır.