“Kadınların ezelden beri bildiği kâinatın dengelerini erkekler de anlamaya başladıkları zaman, dünya daha iyi bir yer olmak üzere değişmeye başlamış olacaktır.”
Lorraine Canoe – Mohawk Kabilesi
Bert Hellinger (www.hellinger.com), dünyada iz bırakmış pek çok bilgenin dile getirdiği bir düşünceye dikkat çekiyor: Hayattaki başarının anneyle iyi ilişkiler kurmakla bağlantılı olduğunu, kendisini annesinden büyük gören kişinin kaybetmeye mahkûm olduğunu söylüyor.
Para ve iş, bu bakış açısında dişi ilkeyle ilişkilendirilir. Dişi ilkenin en büyük temsilcisi önce dünya ana, ardından kendi annemizdir. Bir işin başarılı olması ve başarının sürekliliği, yazarın yaklaşımına göre, dünya ve anneyle kurulan sağlıklı ilişkilerle mümkündür.
Anne ile uyum ne anlama geliyor?
Şimdi kendinize şu soruları sorun: Annenizle ilişkiniz gerçekten iyi mi? Ona yüreğinizde en büyük yeri veriyor musunuz? Anneniz yıllar önce kendi dünyasına göçmüş olabilir. Buradaki soru, annenizin hayatta olup olmadığı ya da geçmişte ona yeterince saygı gösterip göstermediğiniz değildir. Asıl soru, şimdi ve burada ona yüreğinizden minnet duyup duymadığınız ve kalbinizde ona yer açıp açmadığınızdır.
Anneyle iyi ilişki kurmak, bu yazıda annenize; mesleği, yaşamdaki yeri, duruşu, geçmişi ve atalarıyla birlikte bakmak anlamına geliyor. Size tuhaf gelen davranışları, konuşmaları ve hataları da bu bütünün parçaları olarak görmek; bunlara rağmen annenize eleştiri getirmeden “evet” diyebilmek, anne ile uyum fikrinin merkezinde yer alıyor.
Yazara göre anneniz hayatta olsun ya da olmasın, ona bu şekilde yer vermeniz onun enerjisel desteğini yanınızda hissetmenizi sağlar. Ancak iş hayatında mutlak başarı için bu ilk adım, tek başına yeterli değildir. Daha geniş bir bakışla, öz anneniz gibi dünya anaya da tüm varlığıyla; geçmişi, bugünü ve geleceğiyle “evet” demek gerekir.










