bilinçaltı kayıt temizliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Hedeflerimizin Peşinde Dolap Beygiri Gibi Gitmek

Yaşam, anne karnına düştüğümüz andan bu dünyadan ayrılana kadar sürdürdüğümüz kendimizi anlamlandırma yolculuğudur. Bu yolculuğun önemli bir bölümü, kim olduğumuzu ve yaşamda kendimizi nasıl konumlandırdığımızı anlamaya dayanır.

Kendimize anlam yüklerken çoğu zaman çocuklukta yaşadıklarımızı referans alırız. Ancak o dönemde kendimiz için belirlediğimiz konum, kimi zaman ebeveynlerimizin yaşama bakışını ya da bizi kendi yaşamlarında yerleştirdikleri noktayı yansıtır. Bu konum yıllar içinde kimliğimizin bir parçası hâline gelebilir; kararlarımızda ve kişisel hedeflerimizde karşımıza çıkabilir.

kişisel hedefler

Birçok insan, çocukluğunda belirlenen bu konumla yaşamı boyunca mücadele eder. Bugünkü imkân ve yeteneklerinin geçmiştekilerden farklı olduğunu görmek yerine, geçmişte üzerine yapışmış konumu düzeltmeye çalışabilir. Bu uğurda, duygusal boşluğun oluştuğu dönemde bulduğu çözüm yollarına tutunması da mümkündür.

Images

Kontrol Sende - Çekim Yasası ve Bilinçaltı Dönüşüm Rehberi Kitabı - 2019 - 2 nci Baskı

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLMAK İSTERMİSİNİZ?

Birilerinin bir şey yaparken başarısız olması, sizin de onu yaparken başarısız olacağınız anlamına gelmez. Ancak birilerinin bir şeyi başarması sizin onu başarabileceğiniz anlamına gelir.
Yapmanız gereken şey doğru şeyleri referans alıp onu yaşamınızda uygulamaktır.
Sürekli aynı şeylerin başınıza gelmesinden rahatsızsanız!
Yaşamınızı değiştirmek istiyor ama nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız!
İşte size fırsat. Kendi kendinizin yaşam koçu olabilirsiniz. Aradığınız soruların cevabını bulabileceğiniz bir uygulama kitabı.


Kitap DÖRT bölümden oluşmaktadır.

BİRİNCİ BÖLÜM: ÇEKİM YASASI 

Çekim yasasını kullanarak isteklerinize nasıl ulaşacağınızın anlatıldığı bölümdür. Hayatınızı kolaylaştıracak, ilişkiler ve para konusunda farklı bir bakış açısına sahip olarak realitenizi nasıl değiştirebileceğiniz detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. 

İKİNCİ BÖLÜM: BİLİNÇALTI DÖNÜŞÜM REHBERİ

Bilinç ve bilinçaltı hakkında bilgilendirme ile başlayıp bilinçaltındaki dönüşüm için ihtiyacınız olan çalışmaları içerir. 
Sizi özgürleştirecek ve öz güveninizi yükseltecek,
- Enerjisel Bağ kesme
- İçimizdeki çocuğa ulaşma
- Öfke boşaltma ve Affetme
- Duyguları ifade etme
- Geçmiş inançları bırakmak
- Enerjilerimizin farkına varma ( Dişi ve Eril)
- Olumlama 
- Oto hipnoz çalışmalarını içerir. 

Images

Acil Çıkış Kapısı: Sınırlayıcı İnançları Fark Etmek

YARGI VE KISITLAMALAR İÇİN ACİL ÇIKIŞ KAPISI.

Hepimizin hayatında, kendimizi ve varlığımızı anlamlandırırken kullandığımız yargılar ve kısıtlamalar olabilir. Yalnızlık, başarısızlık, parasızlık, yaşlılık, çaresizlik, evlilik, bekârlık, çocuklar ya da yeterli eğitim alamamış olmak… Bunların her biri, kimi zaman yaşadığımız koşulları anlatır; kimi zaman da olamadığımız, yapamadığımız veya sahip olamadığımız şeyler için sığındığımız bir açıklamaya dönüşür. Bu düşünceler, sınırlayıcı inançlar hâline geldiğinde önümüzdeki seçenekleri görmemizi zorlaştırabilir.

Sınırlayıcı inançlar ne zaman kaçış kapısına dönüşür?

Bir engeli fark etmekle, o engeli kendimiz hakkında değişmez bir hükme dönüştürmek aynı şey değildir. “Şu anda yalnızım” demek yaşanan bir durumu ifade eder. “Yalnız olduğum için istediğim şeyi yapamam” dediğimizdeyse bu durum, seçeneğimizi daraltan bir yargıya dönüşebilir. Benzer biçimde yaş, para, çaresizlik veya geçmişte alınamamış bir eğitim, her durumda başarısızlığın tek ve kesin açıklaması olmak zorunda değildir.

Images

Kendinizle İlgili Hangi Üç Düşünce Sizi Mutlu Eder?

Eskiden, ıssız bir adaya düşsen yanına alacağın üç şeyin ne olacağı sorulurdu. Bu kez soruyu biraz değiştirelim: Bugün yeni bir hayata başlamaya karar verseydin, kendinle ilgili hangi üç düşünceye sahip olmak isterdin?

Olumlu düşünceler

Bu üç düşünceyi şimdiden hayatının bir parçası yapsaydın ve her gün kendine hatırlatsaydın, üç yıl içinde hayatın neye benzerdi? Nasıl biri olurdun? Bu sorular, olumlu düşünmeyi yalnızca güzel sözler söylemekten çıkarıp kendinle kurduğun ilişkiyi ve günlük seçimlerini düşünmeye davet ediyor.

Images

Mevcut Realitenin Ötesine Geçmek



MEVCUT REALİTENİN ÖTESİNE GEÇMEK
Yaşamımızda yaptığımız şeylerden biriside gerçekten değişimi ve özgürlüğü seçerek ve o olan, ona sahip olan kişi olmak yerine özgür olmak istediğimizi ve değişim istediğimizi söyleyen ve bununla kendimizi oyalayıp bununla kendimizi meşgul eden kişi olmayı seçmektir.
Mevcut konfor alanından çıkıp yeniye kucak açmak yerine o konfor alanında kalabilmemize yardımcı olacak engeller icat ediyoruz. Ve sonrasında da olmuyor deyip kendimize yalan söylüyoruz.
Burada yaptığımız şey mevcut realitemizin ötesinde bir şey oluşturmayı seçmek yerine mevcut realitedeki engellere takılmak.
Doğru yapma, doğru ilişki ve doğru para kazanma yöntemini arama bunlardan bazıları.
Mevcut realitenin ötesine geçip her şeyi yapman her şeyi olan özgürlüğüne sahip olmak yerine, neyi doğru yaptığımızı söylemeye çalışıyoruz. Neyi doğru yaptığımızı göstermeye çalışıyoruz. Özgürlükten korkuyoruz.
Böyle davranmamızın altındaki engellerden birisi istediğimiz şeyi gerçekten istememektir. Olacağımız şeyle, sahip olacağımız şeyle ilgili kabulsüzlüklerimizdir.
Images

Alıp Kabul Etmeye Gönüllü Olmak

Yaşamımızı kolaylaştıran ve zenginleştiren şey, alıp kabul etmeye gönüllü olmaktır. Almak ve kabul etmek, yalnızca bir şeye sahip olmakla ilgili değildir; o şeyin hayatımızda bulunmasına zihinsel olarak izin vermekle de ilgilidir.

Almak ve kabul etmek ne anlama gelir?

Bir şeyi kabul etmek, onu mutlaka olmak, yapmak ya da elde tutmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Buradaki gönüllülük, bir olasılığı daha baştan reddetmemek; hayatınıza neyin girebileceğine dair kapıyı kapatmamak demektir. Her şeyi seçmek zorunda değilsiniz. Sadece bir şeyin mümkün olmasına izin verebilirsiniz.

Images

Yaşamımızı Gölgemizle Savaşarak Yaratmak



Bir çoğumuzun yaptığı şeylerden biriside yaşamımızı gölgemizle kavga ederek yaşamaktır. Bu ne anlama geliyor?
Ne yaparsak yapalım ondan keyif almak yerine onu yapmaya direnmek yapmaktan mutlu olmamayı seçmek. Yaptığımız şeyi bir zorunlulukmuş gibi yapmak. Bunu yaparken de asık suratlı olup kendimize ve etrafımıza surat asmak.
Bu durumda olmak ne yaratır?  İnsanların bize sundukları sevgiyi, verdikleri katkıyı ve oldukları hediyeyi reddeden olmak. Ve insanlarla aramızda sürekli mesafe olan etrafımızda büyük duvar ve bariyerlerle dolaştığımız yalnız ve mutsuz bir yaşam.
Bu benimde uzun dönem sahip olduğum bir yaşam biçimiydi.
Bunun ötesine geçmediğimiz sürece hayatımız da kolaylık ve neşeyi oluşturamayız. Yaşamdan zevk alan olmayız.
Yaşadığımız hayat bize ait. Yaptığımız her şeyi kendi yaşamımız için yapıyoruz.  Yaşamız daki insanların hepsi bizim sahip olmayı arzu ettiğimiz yaşamı oluşturmak için bize hizmet eden kişilerdir.
Buradaki en büyük sıkıntılardan biri de kendimiz le ilgili kabulsüzlüklerimiz ve onları yansıtmamızdır. Kendimizle ve yaşamımızla ilgili sahip olduğumuz ne olmamız, ne yapmamız, neye sahip olmamız, nasıl davranmamız gibi bakış açımız ve tanımlamalarımızdır. Kendimiz hakkında sahip olduğumuz iyi şeyi hak etmeyen ve layık olmayan olduğumuz düşüncesidir.
Images

Kontrol Sende Kitabı - (2019 2. Baskı) Çekim Yasası ve Bilinçaltı Dönüşüm Rehberi

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLMAK İSTERMİSİNİZ?

Birilerinin bir şey yaparken başarısız olması, sizin de onu yaparken başarısız olacağınız anlamına gelmez. Ancak birilerinin bir şeyi başarması sizin onu başarabileceğiniz anlamına gelir.
Yapmanız gereken şey doğru şeyleri referans alıp onu yaşamınızda uygulamaktır.
Sürekli aynı şeylerin başınıza gelmesinden rahatsızsanız!
Yaşamınızı değiştirmek istiyor ama nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız!
İşte size fırsat. Kendi kendinizin yaşam koçu olabilirsiniz. Aradığınız soruların cevabını bulabileceğiniz bir uygulama kitabı.


Kitap DÖRT bölümden oluşmaktadır.

BİRİNCİ BÖLÜM: ÇEKİM YASASI 

Çekim yasasını kullanarak isteklerinize nasıl ulaşacağınızın anlatıldığı bölümdür. Hayatınızı kolaylaştıracak, ilişkiler ve para konusunda farklı bir bakış açısına sahip olarak realitenizi nasıl değiştirebileceğiniz detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. 

İKİNCİ BÖLÜM: BİLİNÇALTI DÖNÜŞÜM REHBERİ

Bilinç ve bilinçaltı hakkında bilgilendirme ile başlayıp bilinçaltındaki dönüşüm için ihtiyacınız olan çalışmaları içerir. 
Sizi özgürleştirecek ve öz güveninizi yükseltecek,
- Enerjisel Bağ kesme
- İçimizdeki çocuğa ulaşma
- Öfke boşaltma ve Affetme
- Duyguları ifade etme
- Geçmiş inançları bırakmak
- Enerjilerimizin farkına varma ( Dişi ve Eril)
- Olumlama 
- Oto hipnoz çalışmalarını içerir. 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM:  FARKINDALIK BÖLÜMÜ

Farkındalık çalışmalarının bulunduğu bölümdür. Bu bölümde Access tarzı 50 adet proses mevcuttur. Yaşamımızda karşılaştığımız durumlar ilgili farklı bir bakış açısı tespiti yapıp devamında ise ortaya çıkan enerjileri akmasına yönelik çalışmalar içeren yazılar bulunmaktadır. Access’in sihirli gücü ile tanışıp hayatınızdaki etkisini hissedeceksiniz. 
Günlük olarak bu çalışmaları yapmanız hayatınızda büyük bir genişleme sağlayacaktır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: TEKNİKLER

Bireysel değişim ve dönüşüm çalışmalarınızda düşünce yapınızı değiştirmede, içinde bulunduğunuz sizi rahatsız eden sıkıntılı, travmatik vb. durumlardan kolaylıkla çıkmanıza yardımcı olacak kendi kendinize uygulayabileceğiniz Ho’oponopono tekniği, Access Counsiciousness® sistemi ve İçsel Temizlik çalışmaları hakkında kısa bilgi bulabilirsiniz.
Unutmayın kendiniz olmanızın denenmiş bir formülü yoktur. Kendiniz olmak için aslında formüle ya da denemeye de ihtiyaç yoktur. Sadece olmanız yeterlidir.
Hayatınıza katkı olması diliyorum.
Halis Şahiner
Tel/Whatsapp : 0 553 06 00 464



*********************************************

Kitabın İsmi : KONTROL SENDE
İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN
Çekim yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi

Düzenlemiş İkinci Baskı
Sayfa : 312
Fiyatı : Güncel Fiyat Bilgisi için İletişime geçiniz

Temin İçin : cekimyasasi@hotmail.com

 Ödeme Şekli : 
*************************************
Banka  Havalesi 
Hatice Şahiner
İş bankası
İBAN : TR07 0006 4000 0012 2070 7568 04

***********************************
PTT Havalesi 
Hatice Şahiner
Hesap No : 10873150
*********************************
                              Adınıza imzalı kitap için yukarıdaki ödeme şekillerinden birisi ile ödeme yaptıktan sonra aşağıdaki numaraya açık adresinizi ve iletişim bilgilerinizi bildirirseniz kitabınız en kısa sürede PTT kargo ile gönderilecektir. 
                               İletişim : Tel/WhatsApp: 0 553 06 00 464

*********************************************************
                                        Alternatif Temin Kanalları

KİTAP YURDU


ANKARA
ORİON KİTABEVİ 
Selanik-2 Cad. No : 72
Kızılay 











Images

Kelebekleri Özgürleştirmek: Para İnançları Üzerine Bir Çalışma

Çekim yasasıyla ilgilenenlerin peşinden koştukları önemli şeylerden biri paradır. Daha iyi bir yaşamın ve hayatta kalmanın güvencesi olarak gördüğümüz para için daha fazlasını kazanmaya çalışırız. Oysa para bir değiş tokuş aracıdır; maddi ihtiyaçlarımızı karşılayabilir ama tek başına mutluluk ya da sevgi satın alamaz. Bu sözlere, “Parayı ver, hepsini yaparım,” diye karşılık verenler olabilir. Fakat fiziksel ihtiyaçlarımızla ruhsal ihtiyaçlarımızı birbirine karıştırdığımızda parayı, içimizdeki başka sıkıntıların da çözümü gibi görmeye başlayabiliriz.

Para ve para inançları

Hayattaki her şey bir seçimdir; seçmek ya da seçmemek. Seçenekler çoğu zaman önümüzde durur, ancak onları görüp görmemeyi de seçeriz. Para konusunda da seçimlerimizin farkında olmayabilir, ardından içinde bulunduğumuz durumun nedenlerini yalnızca dış koşullarda arayabiliriz. Bu yazıda, para inançlarını anlamak için danışanımla yaptığım bir telefon çalışmasını paylaşmak istiyorum.

Para kazanmak istiyor, ama çalışmaktan kaçınıyordu

Danışanımla daha önce özgüvenini geliştirmek üzerine üç dört kez bireysel çalışma yapmıştık. Her çalışmanın ardından hayatında değişiklikler olduğunu söylüyordu. Bu kez iş konusunda yaşadığı sıkıntı için destek istedi. İstediği türde bir iş buluyor, işe giriyor; bir süre sonra kendini sabote ederek işten ayrılıyordu. Evde kaldıktan sonra eşi ya da çocukları yeniden iş araması için onu teşvik ediyor, o da işe başlayıp aynı döngüyü tekrar ediyordu.

Ona, “İşi ne için istiyorsun?” diye sordum. “Para için,” dedi. Çalışmak istemediğini söylediğinde, işe girerse ne olacağını konuştuk. Eşinin kazancının yetmediğini, borçları ödemek, çocuklarına harçlık vermek ve okul masraflarını karşılamak istediğini anlattı. Hem paraya ihtiyacı olduğunu söylüyor hem de çalışmak istemiyordu; ortada bir çelişki vardı.

“Kendin için ne istiyorsun?” diye sorduğumda kendisi adına bir isteği olmadığını fark etti. Çalışmayı başkalarını mutlu etmek, çocuklarına para vererek onların sevgisini görmek için istiyordu. İşi kendisi için seçmediğinden, yaptığı işlerden de zevk almıyordu. Eşinin kazancını yetersiz bulmasının ardında hangi inancın olduğunu sorguladığımızda, bu düşüncenin babasına ait olduğunu söyledi.

Para hakkında aileden gelen inançlar

Babası, tek başına çalışıp eve yetemediğinden yakınır; annesi çalıştığı dönemlerde bile çocuklarına ayakları üzerinde durmaları ve eve yardımcı olmaları gerektiğini söylerdi. Danışanıma, “Bir kamyon paran olsaydı ne yapar, nasıl hissederdin?” diye sordum. O kadar para istemediğini söyledi. Nedenini sorunca, “Çok para yalansız olmaz,” dedi; ardından “Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz,” ifadesini kullandı.

Para ile ilgili başka hangi düşünceleri olduğunu sorduğumda şunları sıraladı:

  • Fakirlik erdemliktir.
  • Öbür dünyada bu kadar malın kefaretini ödeyemem.
  • Çok para azdırır.
  • Çok param olursa bir sürü akraba ortaya çıkar.
  • Çok param olursa hakkıyla ibadet edemem.

Bu inançları dinledikten sonra, “Parayla ilgili sorun yaşaman çok doğal. Para istediğini söylüyorsun ama aynı zamanda zenginliği reddediyorsun; çelişki içerisindesin,” dedim. Bu düşüncelerin kime ait olduğunu yeniden sorduğumda cevap yine “Babama,” oldu. Daha önceki çalışmalarımızda, kız evlat olduğu için babasının kendisine bakışından duyduğu rahatsızlığı da konuşmuştuk.

Bu bölümde aile dizimi çalışmasını kullanarak ailesini zihninde bir odaya yerleştirmesini istedim. Babası annesinin yanında, erkek kardeşi başka bir ikilinin yanında, ablası da onun yakınındaydı. Danışanım ve kız kardeşi ise biraz uzakta duruyordu. Neden ayrı olduklarını sorduğumda, “Kız olduğumuz için,” dedi. Ablasının erkek kardeşinin yanında olmasını ise onun “erkek gibi” çalışıp eve para getirmesiyle açıkladı.

Para inançlarını sorgulama

Danışanımın anlatımına göre babası evin geçimi için destek bekliyor, erkek evlat istiyordu. Ablası bu beklentiye daha fazla uyum sağlamış; danışanım ve kız kardeşi ise kendilerini ailenin dışında hissetmişti. Danışanım, cinsiyetini kabullenme konusunda yaşadığı sıkıntıları ve bedenine dair hislerini de bu aile deneyimleriyle ilişkilendiriyordu. Kendi evinde de eşinin kazancını yetersiz bulup evin sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğine inanıyordu.

Annesinin sık sık parasının yetmediğinden yakınması da danışanımı etkiliyordu. Annesine yardım etmek istiyor, ancak bunu yapacak kadar parası olmadığını düşündüğü için rahatsızlık hissediyordu. Ailede herkes çalışsa da herkes kendini parasızlığa inandırmış gibiydi. Danışanımın da benzer düşünce ve davranışları kendi ailesine taşıdığını gördük.

Almayı kabul etmek ve asıl ihtiyacı fark etmek

Çalışmanın devamında annesini bir sandalyede otururken imgelemesini, karşısında diz çökerek şu sözleri tekrarlamasını istedim: “Sen benim annemsin, ben senin çocuğunum. Sen büyüksün, ben küçüğüm. Sen verirsin, ben alırım.” Bu sözleri söylemekte zorlandı. Ardından, “Verdiklerin için teşekkür ederim; onlar bende kalacaklar,” cümlesini eklemesini istedim. Tekrar ettikçe gerginliğinin hafiflediğini anlattı. Annesinin ona deste deste para verdiğini imgelemesi de başlangıçta zor gelse de bunu yapabildi.

Sonra benzer çalışmayı babasıyla yapmasını istedim: “Sen benim babamsın, ben senin kızınım. Sen büyüksün, ben küçüğüm. Sen verirsin, ben alırım. Verdiklerin için teşekkür ederim; onlar bende kalacaklar.” Bu sırada göğsünün sıkıştığını, boğazının düğümlendiğini ve nefes almakta zorlandığını söyledi.

Aile ilişkileri üzerine çalışma

Babası zihninde ona para vermiyordu. Danışanım hatırladı ki ailede para alışverişi çoğunlukla annesi üzerinden yürürdü: ihtiyaç olduğunda annelerinden para ister, kazandıklarını da annelerine verirlerdi. Annesi çocuklar için ailenin para kasası gibiydi; babası ise zihninde para odaklı ve ulaşılmaz bir kişiydi. Sözleri tekrarlamayı sürdürdüğünde, imgesinde babası önce parayı eline koyup geri aldı, sonra ona vermeye başladı.

Danışanım, “Babam parayı veriyor ama para benim için bir anlam ifade etmiyor,” dedi. Babasının gözlerine baktığında sevgi gördüğünü ve aslında aradığı şeyin sevgi olduğunu fark etti. Yıllarca babasının ilgisini ve onayını alabilmek için onun odaklandığını düşündüğü şeye, yani paraya yönelmişti. Para kazanıp eve getirdiğinde babasının davranışının değiştiğini daha önce de anlatmıştı. Bu deneyim, para kazanırsa sevileceğine dair bir düşünce geliştirmesine yol açmıştı.

Para kazanmadığında suçluluk hissediyor, eşi ve çocuklarına para vererek onların sevgisini kazanmaya çalışıyordu. Fakat eşi ve çocukları babası değildi; onlardan babasından beklediği karşılığı alamadığı için tatminsizlik yaşıyordu. Bu çalışmada kilitlenmenin babasıyla ilişkisine bakışında olduğunu, anahtarı başka yerde aradığını gördü.

Her şey bizim içimizde; zihinsel olarak izin vermediğimiz hiçbir şey fiziksel hayatımızda tezahür edemez.

Para inançlarını sorgulamak için sorular

Hayatınızda yeterince para olmadığını düşünüyorsanız, zihninizdeki para ile ilgili bilinçaltı inançları ve aileden öğrendiğiniz kalıpları gözden geçirebilirsiniz. Kendinize şu soruları sorun:

  • Yeterince param olmadığı düşüncesine neden tutunuyorum?
  • Parayı hangi ihtiyaçlarım için istiyorum?
  • İhtiyaç olarak gördüğüm şeylerden hangileri gerçekten olmazsa olmaz?
  • Hangi sorunlarımın çözümü için parasızlığı paravan olarak kullanıyorum?
  • Yaşamımın hangi alanlarında parayı reddediyorum?
  • Paraya sahip olmamanın nesini seviyorum?
  • Yaşamımdaki hangi inanç kalıpları hayatıma paranın gelmesini engelliyor?
  • Her şeyi olabilen, yapabilen, bilebilen ve her şeye sahip olabilen biri olsaydım kim ve ne olurdum? Hayatım nasıl olurdu?
  • Şu anda bu kişi olmayı zihinsel olarak seçmeme engel olan şey ne?
  • Neyi alıp kabul etmeye gönüllü değilim?
  • Hayatımla ve parayla ilgili neyi olmaya, bilmeyi, algılamayı, alıp kabul etmeyi istemiyorum?
  • Eğer para mesele olmasaydı, neyi seçerdim?

Soruları sorun ve cevapların hemen gelmesine takılmadan onları serbest bırakın. Sorular, daha önce fark etmediğiniz seçenekleri görmenize yardımcı olabilir. Farklı seçeneklerin var olmasına zihinsel olarak izin verin; ortaya çıktıklarında seçin. Beğenmediğinizde yeniden seçin. Takıldığınız yerde blokajları temizleyip yeniden deneyin.

Hayat seçimlerden oluşur. Kendinize verdiğiniz her seçim izni sizi daha fazla özgürleştirir ve farklı dünyalara taşır.

Not: Herkesin bilinçaltı kendine özeldir. Burada anlatılanlar fikir vermesi ve değişimin mümkün olduğunu göstermek amacıyla paylaşılmıştır. Başarı kişiden kişiye değişir. Hayat sürekli değişir; doğrular zamana ve mekâna göre değerlendirilir. Neyi seçip neyi seçmeyeceğiniz size kalmıştır. Bir inancı yıkarken yerine yeni bir inanç yükleyen akımlardan ve kişilerden uzak durmanızı tavsiye ederim.

Hayatınıza katkıda bulunmasını diliyorum.

Saygılar,
Halis ŞAHİNER


Daha fazla yaratım aracı ve bilgi için kitaplarımı inceleyebilirsiniz.

Kontrol Sende kitabı

Kontrol Sende - Çekim Yasası ve Bilinçaltı Dönüşüm Rehberi Kitabı - 2019 - 2 nci Baskı

İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN
Çekim Yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi

Bilinçli Yaratma Sanatı kitabı

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

Daha iyi bir yaşam için Bilinçli Yaratma Sanatı

Kitapları temin etmek için: cekimyasasi@hotmail.com
Tel/WhatsApp: 0 553 06 00 464
www.halissahiner.com

Images

Yaşamımın nasıl olması hoşuma gider?



Kısa bir süre için yaşamın her alanıyla ilgili algınıza gelenleri yazın... Yazarak çalışmanızı öneririm. Düzenli ve ayrıntılı olması gerekmiyor. Mükemmel anlatımlı olması da(!)... Size bir fikir vermesi yeterli...
Yaşamımın nasıl olması hoşuma gider?
Sorunun algınıza sunduğu enerjideki hafifliği izleyerek ilerleyin. Enerjide ağırlık hissettiğinizde muhtemelen başka insanların bakış açılarına göre bir gelecek yaratmaya çalışıyor olabilirsiniz. Sizin varlığınızla ilgisi olmadığı için, sizin gerçekliğinizde bir katkısı olmadığı için ağırlık oluşmuş olabilir. Dolayısıyla yazmakta olduğunuz cümleler daha sınırlandırılmış, makul bir çerçeveye hapsedilmeye çalışılmış olabilir. 
Herkesin bakış açısına uyan, makul bir gelecek yaratmak mı istiyorsunuz?
Yoksa sonsuz versiyonunuzdan seçimler yapmak mı istersiniz? 
Hangisi daha genişleten? 
Hangisi gerçek?
Images

Kelebekleri Özgürleştirmek: Kadınlığını Kabul Etmek

Bir danışanımla yaptığım bireysel danışmanlık çalışmasının devamını paylaşmak istiyorum. İlk iki seansta yoğun biçimde sevgi açlığı üzerinde durmuştuk. Üçüncü seans da önceki çalışmalar kadar etkili geçti.

Konuşmaya geçen haftayı değerlendirerek başladık. Danışanım, çalışmaların kendisini rahatlattığını ve zihni onu yeniden sınamaya çalıştığında düşünce döngüsünü durdurup rutinini değiştirebildiğini anlattı. Yine de içinde bir sıkıntı vardı. Eşi pişman olup özür dilemiş, o da eşini affetmişti. Ancak aklında şu soru dönüp duruyordu: “Ya bunu yeniden yaparsa? Yeniden bunalıma düşer miyim?”

kadınlığını kabul etmek

Özgüven ve kendini beğenme üzerine

Aslında bu konu, ilk hafta gündeme gelen meselelerden biriydi; sevgi açlığına öncelik verdiğimiz için şimdi üzerinde duruyorduk. Danışanım, başka bir kadının eşinin aklını yeniden çelebileceğini düşünüyor, kendisini diğer kadınlardan eksik ve yetersiz görüyordu. Bu düşüncenin özgüveniyle ilgili olduğunu fark etmesi, onu değiştirebilmesi için önemliydi.

Düşüncelerini sorgularken ona, “Sence eşin neden başka kadınlara bakma ihtiyacı hisseder?” diye sordum. “Ben yeterince güzel değilim,” dedi. “Sana kendinin güzel olmadığını düşündüren şey ne?” diye devam ettim. Kilosunun olduğunu söyledi. Boyu yaklaşık 1,60, kilosu 75’ti. Kendini hangi kiloda güzel hissedeceğini sorduğumda 65 yanıtını verdi. O kiloya ulaşırsa eşinin onu beğeneceğini ve güzel olduğunu söyleyeceğini düşünüyordu. Eşi ise ona hiç “Güzelsin” demiyordu.

Hızlı bir yönlendirmeyle kendisini 65 kilodaymış gibi hayal etmesini; bir giyim mağazasına gidip istediği kıyafetleri giyerek eşinin karşısına çıkmasını istedim. Ardından eşinin ona “Güzelsin” dediğini imgelemesini söyledim. Ne hissettiğini sorduğumda “Hiçbir şey” yanıtını verdi. Yıllardır beklediği söz kulağına gelmişti ama ona kendisini güzel hissettirmemişti. 75 kilodaki hâliyle 65 kilodaki hâli arasında, fiziksel değişimin ötesinde, içinde bir fark olmadığını gördü. Beklediği onay, kendi değer algısındaki rahatsızlığı gidermemişti.

65 kiloya ulaştığında eşinin onu beğeneceği düşüncesi, kendisini beğenmemesini eşine bağlayan bir bahaneydi. Danışanım, bu düşünce biçimini fark ederek kendi kendini yıllarca nasıl kandırdığını görmeye başladı.

Çocukluk yaşantılarının özgüvene etkisi

Yıllar boyunca birçok mağazada bedenine uygun kıyafet bulamamıştı. Kayınvalidesi de alışverişlerde başkalarına bir şeyler alırken ona uygun beden bulamıyordu. Kilosu sık sık yüzüne vuruluyordu. Konuşma ilerledikçe bu meselenin çocukluk yıllarından beri hayatında olduğunu hatırladı.

Çocukken pantolon giydiğinde babası, kalçaları belli olmasın diye gömleğini pantolonunun içine sokmasına izin vermiyor, dışarıda tutmasını istiyordu. Ablası için aynı türden bir uyarı yoktu. Aynı evde iki kız kardeşe farklı davranılıyordu. Danışanım bu yaşantıları, kendisinde bir sorun olduğu düşüncesiyle ilişkilendiriyordu.

Bir yandan da kendini suçladığı için kendini cezalandıracak davranışları hayatına çektiğini ve böylece vicdanını rahatlatmaya çalıştığını düşünüyordu. Onu rahatsız eden konunun kaynağını anlamak için regresyon çalışmasına başladım.

Geçmişte yaşanan suçluluk duygusuyla baş etmek

İlk olarak 13 yaşlarındaki bir sahneye gitti. Evde tadilat yapan işçilerden genç biri ona bakıyordu. Danışanım bunu fark ettiğinde içinde bir kıpırtı hissetmiş, aynı anda babasıyla göz göze gelmişti. Babası da gencin baktığını fark etmişti. Danışanım o anda yakalanmış gibi hissetmiş ve içine suçluluk duygusu dolmuştu. Duygularına odaklanıp bedenini kontrol etmesini istediğimde yüzünün kıpkırmızı olduğunu ve yandığını söyledi.

Bu duyguya odaklanarak geçmişe döndüğümüzde 7-8 yaşlarındaki hâlini gördü. Evlerinin önünde oynarken babası onu öfkeyle içeri çağırıyordu. Elinde, sınıf arkadaşı bir erkek çocuğuna duyduğu hisleri yazdığı bir mektup vardı. Babası mektubu bulmuş, ona kızıyordu:

“Sen erkeklerle gezmek mi istiyorsun?”
“Sen … mı olacaksın?”
“Sen ne yaptığını sanıyorsun?”

Küçük kız suçluluk içinde büzüşmüş, konuşamıyordu. Annesi ve ablası da odadaydı. Babası mektubu onlara okuyor, bir yandan da kızıyordu. Yaşadıkları içinde önemli bir sahneye ulaşmıştık. Başka bir sahneye gidemeyince bu anıya döndük ve çalışma sırasında üzerinde durduk.

Danışanıma 7-8 yaşlarındaki hâlinin yanına gidip ona destek olmasını söyledim. Küçük kızın duygularını yazdığını ve bunların saf, temiz çocuk duyguları olduğunu ifade etmesini istedim. Babasının karşısında, “Evet, onları ben yazdım. Güzel yazmış mıyım?” diyebilmesi için onu teşvik ettim. Başta zorlandı; sonra şöyle söyledi:

“O yazdıklarım benim duygularım. Ben bir kızım; birisine karşı bir şey hissetmem doğal bir şey. Ben de duygularımı yazdım. Bu duygular benim duygularım. Ben duygularımı kabul ediyorum. Ben kendimi dişi olarak kabul ediyorum.”

Konuştukça sesinin tonu değişiyordu. Bir süre daha, kendini ifade etmeyi öğrenmesi için o sekiz yaşındaki hâliyle karşılıklı diyaloğu sürdürdük. Ben itiraz ettikçe o da kendisini daha kararlı ve net biçimde ifade etti. Bu, savunmaya geçmek değil, kendi duygularını kabul edip anlatmaktı.

Bir süre sonra rahatladı. Babasının ona sarıldığını ve onu affettiğini imgelemesini istedim. Ardından mektubun annesiyle ablasına okunmasını, danışanımın da bunu daha eğlenceli bir anıya dönüştürmesini çalıştık: “Nasıl, güzel yazmış mıyım? Anneciğim, ablacığım?” Yıllarca suçluluk hissettiren mektup artık onun için başka bir anlam kazanmıştı. Mektubu o zamanın hatırası olarak saklamak istedi; katlayıp cebine koydu.

Kadınlığını kabul etmek ve yeni bir hedef

Sonra 13 yaşındaki sahneye döndük. Oradaki genç ona bakıyordu ama bu kez danışanım bundan rahatsız olmadı; suçluluk duygusu kaybolmuştu. Çalışma sırasında, erkeklerle konuşmak ya da güzel giyinmek istediğinde suçluluk duyma ve insanların bakışlarından korkma hâlini, geçmişte yaşadığı sahneyle ilişkilendirdi. Kendini beğenmeyerek kapanmasının ve insanlardan uzak durmasının onu koruduğunu düşünüyordu.

Çalışmanın sonunda dişiliğini ve kadınlığını kabul etme yönünde telkinler ve çalışmalar verdim. Başlangıçla bitiş arasında belirgin bir fark olduğunu, düşünce biçiminin değiştiğini gözlemledim. Bundan sonraki hedefi, ekonomik özgürlüğünü sağlayacak adımlar atmaktı.

Sevgiyle,
Halis Şahin


KONTROL SENDE kitabımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN

kadınlığını kabul etmek

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

Images

21 Günde Düşünce Detoksu

“Biz birçok diyete gireriz vücudumuz için, detoks yaparız. Yağlarımızı eritmek için, ter atmak için, gençleşmek için. Şimdi yaptığımızın adı da düşünce detoksu. Düşüncelerimizi detokslayacağız ve kafamızın içinde bizi rahatsız eden her şeyi bırakacağız.”

“Evet sevgili kaptan, 21 gün boyunca … yolculuğa çıkıyorsun. Düşüncelerini detoksluyorsun ve yoluna bütün olayları sevgiyle kabullenerek, alttan alarak değil, sevgiyle kabullenerek ve özellikle içinden kabulleniyorsun ve sevgiyle gönderiyorsun.”

Images

Kelebekleri Özgürleştirmek: Kendini Affetmek ve Geçmişi Kabullenmek

Hatıralarımızın kendisi kadar onlara eşlik eden öfke, suçluluk ve yargı duyguları da bizi etkileyebilir. Bir anı yeniden tetiklendiğinde, o zamanki duyguları tekrar yaşıyormuşuz gibi hissedebiliriz. Bu yazıda, çocuklukta yaşananların yetişkinlikteki ilişkilere ve kişinin kendini algılayışına nasıl yansıyabileceğini, bir bireysel danışmanlık çalışmasından hareketle anlatıyorum. Danışanın iznini alarak paylaştığım bu özet, onun deneyiminin aktarımıdır; tek bir örnekten herkes için geçerli sonuçlar çıkarılamaz.

Başarılı olduğu hâlde kendini ait hissedemeyen danışan

Danışanım 26 yaşlarında, bekâr ve meslek sahibi bir kadındı. Pek çok kişinin elde etmekte zorlanacağı başarılar kazanmıştı; buna rağmen içinde onu rahatsız eden bir duygu vardı. Kendini bulunduğu yere ait hissetmiyor, sanki bir gün her şeyi bırakıp gitmesi gerekiyormuş gibi düşünüyordu. Bu nedenle mevcut hayatından ve yaptıklarından zevk almakta zorlanıyordu.

Üniversitedeyken Erasmus kapsamında yurt dışına çıkmış ve orada kaldığı süre boyunca kendini daha rahat hissetmişti. Sonrasında sık sık yeniden yurt dışına çıkıp gezme isteği duyuyor, ancak bunun sonunda ne aradığını tam olarak bilmiyordu. Gitme duygusu hayatının başka alanlarında da ortaya çıkıyordu. “Nasıl olsa buradan ayrılacağım” diye düşündüğü için insanlarla sıcak ve samimi ilişkiler kurmaktan kaçınıyordu. Konuşurken odağı çoğu zaman kendisinde kalıyor, karşısındakinin anlattıklarını basit bulduğu oluyordu.

kendini affetmek

Hayatındaki pek çok şey ona yüzeysel geliyordu. Bu durumu, duygularını kapatmış olabileceğinin bir işareti olarak ele aldık. Annesinin sürekli kontrollü ve dikkatli olması yönündeki telkinlerinden, kardeşiyle arasındaki mesafeden söz etti. Ona, “Birisiyle konuşurken odağın nerede: kendinde mi, karşındaki kişide mi?” diye sordum. Kardeşiyle konuşurken çoğunlukla kendisinden ve erkek arkadaşından bahsettiğini fark etti; karşısındaki kişinin de konuşmaya katılmaya ihtiyaç duyabileceğini görmeye başladı.

Anlattıkları bana kendi yaşantımdan da tanıdık geliyordu. Geçmişimi uzun süre olduğu gibi kabullenememem ve kendime bakışım, ilişkilerimi duygudan yoksun, mekanik ve yüzeysel hâle getirmişti. Danışanımın yalnızlık ve duygularını kapatma deneyimi üzerine çalışırken, bu duyguların nereden geldiğini birlikte anlamaya yöneldik.

Çocukluk anısına eşlik eden duygular

Gevşeme çalışmasının ardından danışanımdan yalnızlık, yargılanma, eleştirilme, kendini kıyaslama ve kontrol etme gibi duygulara odaklanmasını istedim. Bedenini gözden geçirirken ellerinin şişmiş gibi olduğunu söyledi. Bu duyuma odaklanınca aklına çocukluğundan bir sahne geldi. Danışanın o sırada hatırladığı sahneyi, onun aktarımı olarak ele aldık; bu tür anıların tek başına nesnel kanıt sayılmaması gerektiğini de özellikle belirtmek önemlidir.

Danışan kendisini beş-altı yaşlarında, kendisinden iki yaş büyük kız kuzeniyle aynı odadayken hatırlıyordu. Çocuklar merakla birbirlerinin bedenlerini tanımaya çalışıyordu. Danışan odadan çıkmak istemiş ama çıkmamıştı. Bir yandan merak, diğer yandan kuzenine karşı öfke ve tiksinti hissettiğini anlatıyordu. Yengesi odaya girdiğinde ikisi de hiçbir şey olmamış gibi davranmıştı.

Bu sahne ona, yıllar sonra annesine “Bir şey nasıl unutulur?” diye sorduğu zamanı hatırlattı. O dönemde yaşadığı rahatsızlığı bastırmak için hislerini kapattığını düşündü. Daha sonra benzer duyguları eski erkek arkadaşıyla aynı odadayken de yaşadığını anlattı: Bir yandan ortamdan ayrılmak isterken bir yandan kalmak arasında sıkışmıştı.

Kendini kabul etmek ve kendini affetmek

Çalışmada danışanım, çocukluk sahnesindeki duygularını kuzenine ifade etti. “Kuzenim, sana öfkeliyim çünkü…” cümlesini tamamlamasını istedim. “Senin yüzünden hayatım zindan oldu” ve “Senden tiksiniyorum” gibi ifadeler kullandı. Ardından kuzeninin gözlerine baktığını hayal etti; onun da ne yaptığını tam olarak bilmeyen, merak eden ve korkmuş bir çocuk olduğunu fark etti.

Burada dikkatini yeniden o yaştaki kendisine çevirdik. Danışan, odadan çıkmak isteyen küçük kızın aynı zamanda orada kalmış olmasını yıllarca kendine karşı bir suçlama nedeni yapmıştı. Kendi payını çok küçük görse bile, bu pay zihninde ağır bir yük hâline gelmişti. Kendini kabul edememesi ve geçmişteki anıyı hatırlatan durumlarda insanlardan uzaklaşması, bu yükle birlikte anlam kazandı.

Bir çocuğun merakı, kararsızlığı ya da ne yapacağını bilememesi, yetişkin gibi sorumluluk taşıdığı anlamına gelmez. Çalışmanın amacı, yaşananları küçümsemek veya duyguları yargılamak değil; danışanın o günkü kendisine şefkatle yaklaşmasına ve o zamanki hislerini tanımasına yardımcı olmaktı. Geçmişi kabullenme ve kendini affetme, olanı onaylamak değil; kişinin kendine yönelttiği suçlamayı fark edip duygularına yer açmasıdır.

Duyguları kabul ederek özgürleşmek

Danışanımdan bugünkü hâliyle o küçük kızın yanına gitmesini, ona sarılmasını, onu sevdiğini ve olduğu hâliyle kabul ettiğini söylemesini istedim. Birbirini izleyen telkinlerle küçük kızın da kendisini affetmesini hayal etti. Her çeşit duygumuzla bir bütün olduğumuzu; bazı duygularımızı reddettiğimizde kendimizin bir parçasını da reddedebileceğimizi konuştuk. Duyguları kabul etmek, her davranışı doğru bulmak demek değildir. Kişinin kendi duygusunu fark etmesi ve kendine karşı daha anlayışlı olabilmesidir.

Danışan, kuzeniyle arasında hayal ettiği gümüş kordonu kesip çemberden çıktığını imgeledi. Bu imgeleme çalışmasının ardından rahatladığını belirtti. Daha sonra sahneyi hatırlayıp kendine şefkatle yaklaşma çalışmasını sürdürmesini konuştuk. Bu anlatıdaki uygulamalar, danışmanlık seansının parçasıdır; yoğun veya sarsıcı anılarla çalışmak herkes için kolay olmayabilir. Böyle bir konuyla karşılaşan kişinin bunu tek başına zorlaması yerine uygun bir uzmandan destek alması önemlidir.

Bazen kişi, kendini yetersiz hissetmemek için başarıya ve güçlü görünmeye fazlasıyla odaklanabilir. Ancak başarı, geçmişteki bir yaranın ya da kendine yöneltilen suçlamaların yerini tek başına doldurmayabilir. Kendini affetmek ve kendini kabul etmek, insanın zayıf hissettiği yanlarını saklamak yerine onları da kendi hikâyesinin bir parçası olarak görebilmesiyle ilgilidir.

Hayat dengede olmaktır. Fiziksel olarak büyürken içimizdeki özle bağımızı da korumamız, kendimize zaman ayırmamız ve hissettiklerimizi anlamaya çalışmamız gerekir. Böylece hayatla ve insanlarla daha sahici bir ilişki kurabiliriz.

KONTROL SENDE kitabımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN

kendini affetmek

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

kendini affetmek

Sevgilerle,
Halis Şahin