Çekim Yasasının Sırrı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Yaşadıklarınızın Arkasındaki Gerçekliğe Sahip Olmak

Yaşamda yaptığımız şeylerden biri, olayları olduğu gibi görmek yerine onlara farklı anlamlar yüklemektir. Algı ve gerçeklik arasındaki mesafe, çoğu zaman yaşanan olaydan çok onu kendi zihinsel referanslarımızla nasıl yorumladığımızla ilgilidir.

Olayları algılama biçimimiz

Psikolojide şöyle bir ifade vardır:

İnsanlar dünyayı olduğu gibi değil, kendi oldukları gibi görürler.

Bir olayla karşılaştığımızda onu geçmiş deneyimlerimiz, beklentilerimiz ve düşüncelerimiz doğrultusunda anlamlandırmaya çalışırız. Algılama dediğimiz durum böyle oluşur. Bu nedenle basit görünen bir şey bir kişi için çok önemli hale gelebilir; başka biri için önemli olan bir durum ise öncelikleri arasında yer almadığından aynı etkiyi yaratmayabilir.

Bizim için önemli olan, yalnızca ne olduğu değil, onu nasıl algıladığımızdır. Ancak algımızı gerçekliğin tamamı sanmak, olayları kişisel algılamamıza ve kendimiz hakkında ağır yargılara varmamıza yol açabilir.

algı ve gerçeklik

Olayları kişisel algılamak ve kendini suçlamak

Başka kişilerle yaşadığımız, canımızı yakan olaylarda yaptığımız büyük hatalardan biri, durumu kişiselleştirip kendimizi suçlama ve yargılama eğilimidir. Bu noktada yazıda söz edilen temel atıf hatası kavramını hatırlayabiliriz: Yaşananların ardındaki farklı etkenleri gözden kaçırıp olayı doğrudan kendimizle ilgili bir hükme dönüştürmek.

Örneğin, bir kişinin bizden ayrılmasını yalnızca kendimizden kaynaklanan bir durum olarak değerlendirebiliriz. Ardından bu olayı genelleyerek “Sevilmeyen ve beğenilmeyen biriyim” sonucuna varabiliriz. Tek bir yaşantı hakkında verdiğimiz bu karar, sonraki ilişkilerimizi de etkileyebilir ve başarısız ilişkilerin tekrarına katkıda bulunabilir.

Yanlış referanslarımızın önemli bir kısmı çocuklukta anne babamızın davranışlarına yüklediğimiz anlamlarla bağlantılı olabilir. Oysa anne babanızın davranışları öncelikle onların kendileriyle ilgilidir; size özel bir hüküm ya da sizin kim olduğunuzun ölçüsü olmak zorunda değildir. Oradaki çocuğun kim olduğu, ileride neleri başarıp neleri başaramayacağı anlamına gelmez. Ebeveynlerin kendilerini anlamlı ve değerli kılma, yaşamı kontrol etme ve yaşamı yaratma konusunda doğru sandıkları bilgiler, beklentileri ve korkuları da davranışlarında etkili olabilir.

Kendinizle ilgili, çocukluğunuzdan bugüne taşıdığınız hangi kişiselleştirmeler var? Kendinizi yanlış ya da hatalı bulduğunuz, sevilmediğinize karar verdiğiniz anları bugün yeniden değerlendirebilir misiniz? Bu anlamların hepsini sorgulayıp yarattıkları sonuçları iptal etmeye ne dersiniz?

Pod&Poc

algı ve gerçeklik

Algı ve gerçekliği ayırmak için sorular

Bu tür durumlarda, olaydaki yanlış algımızı fark etmek için kendimize sorular sorabilir; bizi daha güçlü hissettirecek başka bir bakış açısını değerlendirebiliriz. Amaç, yaşananı yok saymak değil, yorumlarımızı gerçeklerin tamamıymış gibi kabul etmeden farklı ihtimallere de bakabilmektir.

  • Buradaki gerçek nedir?
  • Karşı tarafla ilgili göz önüne almayı reddettiğim şey nedir?
  • Karşı tarafla ilgili bildiğim ama bildiğimi kabul etmediğim şey nedir?
  • Kendimle ilgili bildiğim ama bildiğimi kabul etmediğim şey nedir?
  • Yaşanan durumla ilgili kendimi suçlamayı ve yargılamayı, kendimi suçlamamaktan ve yargılamamaktan daha önemli ya da değerli kıldığım şey ne?
  • Kendimi suçladığım durumu daha önemli kılarak yaşamımda neyi yapmaktan, neyi olmaktan alıkoyuyorum?
  • Neyi olmamayı, neye sahip olmamayı garanti ediyorum? Yaşamımda neyi kontrol etmeye çalışıyorum?
  • Burada benim için olumlu olan şey ne?

Kendini suçlama ve yargılama alışkanlığının ötesinde, yaşananlardan olumsuz şekilde etkilenmediğiniz bir düşünce yapısına sahip olduğunuzu hayal edin. Kendinizi suçlamadığınız ve yargılamadığınız bu bakış açısı sizi nasıl bir enerjiye sokardı? Bu enerji içindeyken nasıl bir hayatınız olurdu; kim olabilirdiniz?

Mevcut durumun ötesine geçmek için şimdi neyi seçebilir, neyi olabilirim? Kendime hangi telkinlerde bulunabilirim? Başka neler mümkün?

Halis Şahiner
www.hls-cekimyasasi.com

***********************************

KONTROL SENDE kitabımı satın alarak daha fazla proses edinmek ister misiniz?

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN

algı ve gerçeklik

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

***********************************************
Images

Çekim Yasasının Sırrı: İstemek Yeterli mi?

“Hayattan alabileceklerin, bilincinin hak ettiğini düşündüğü ve inandığı kadardır.”
Benzerlik Yasası

Bir önceki yazımda, çekim yasasının işleyişindeki önemli adımlardan birinin ne istediğini bilmek ve istediğine sahip olmayı hissetmek olduğunu anlatmıştım. Burada sözünü ettiğim, istediğin henüz hayatında yokken bile ona sahip olan kişi gibi düşünebilmek ve hissedebilmektir. Peki bunu yapmak neden her zaman kolay değildir? Çekim yasasının sırrı nedir; yalnızca istemek yeterli midir?

Images

Çekim Yasasının Sırrı: İstemek Yeterli mi?

İstemeye devam etmek mi, istediğine sahip olmayı seçmek mi?

Çekim yasasına inanan kişiler için, başarabilecekleri pek çok şey olduğuna inanıyorum. Ancak ne istediğini bilmek kadar, istediğine henüz sahip değilken o isteğe sahip olan kişi olmayı öğrenmek de önemli. Çünkü yalnızca bir hedef belirlemek, ona ulaşmak için atılacak adımların yerini tutmuyor.

Bir önceki yazımda ne istediğimizi nasıl anlayabileceğimizle ilgili kolay bir uygulamadan söz etmiştim. Ne yazık ki birçok insan, ne istediğini bilememenin kısır döngüsünde sıkışıp kalıyor. Bu yazıda ise istediğine henüz sahip değilken, o isteğe sahip olan kişi olmanın önündeki engelleri ve istemekten seçmeye geçmenin ne anlama geldiğini anlatmak istiyorum.

Images

Çekim Yasasının Sırrı – Egomuzu Nasıl İkna Edebiliriz?

Çekim yasası ve ego: Egomuzu nasıl ikna edebiliriz?

Bir önceki yazımda kurban olma deneyimimden söz etmiş ve egomuzu ikna etmemiz gerektiğini belirtmiştim. Peki bunu nasıl yapacağız? Benim için cevap, egoya bağırıp onu susturmaya çalışmakta değil; onu sabırla dinleyip elindeki inançları gerçek örneklerle yeniden değerlendirmekte yatıyor.

Çevrenizde çocuk sahibi olan aileleri gözlemleyin. Çocuklar yaramazlık yaptığında anne babalarının çoğu zaman sabırla yaklaştığını görürsünüz. Dışarıdan bakınca insanı zorlayan bir durumda bile ebeveynler, çocuklarının neye ihtiyaç duyduğunu anlamaya çalışır. Aykut Oğut’un son kitabında yer alan bir örnek, bu yaklaşımı düşünmek için iyi bir başlangıç.

Images

Çekim Yasasının Sırrı: Başımıza Gelen Olayları Nasıl Çekeriz?

Bugün, çekim yasasının hayatımızdaki yansımalarından biri olan başımıza gelen olayları nasıl çektiğimiz üzerine konuşmak istiyorum. Çekim yasasının sırrı benim için yalnızca ne istediğimize odaklanmakta değil; yaşadığımız olaylara, onlara verdiğimiz tepkilere ve bu tepkilerin bize ne sağladığına da dikkat etmekte yatıyor.

Çekim yasası nasıl çalışır?

Çekim yasasına göre düşünce ve duygularımız, hayata nasıl baktığımızı ve hangi deneyimlere yöneldiğimizi etkiler. Kendimizi sürekli olumsuz, karamsar ve umutsuz hissediyorsak, dikkatimizi de bu duyguları besleyen olaylara verebiliriz. Korkularımızla ilgili konular zihnimizde daha çok yer kapladığında, davranışlarımız ve olayları yorumlama biçimimiz de bu korkuların çevresinde şekillenebilir.

Images

Çekim Yasasının Sırrı: Ne İstediğini Bilmek

Çekim Yasasının Sırrı: Ne İstediğini Bilmek

Çekim yasası, son yıllarda adını sıkça duyduğumuz evren yasalarından biri. İnsanların istekleriyle ilişkilendirildiği için de ilgi çekiyor. Peki çekim yasası nedir? Bu yaklaşım, aynı frekanstaki enerjilerin birbirini çektiği düşüncesiyle açıklanıyor.

Bu anlayışa göre evrendeki her şey enerjidir; bir tabak yemek de son model bir araba da. “Yemek bulmak kolay ama araba sahibi olmak zor” diye düşünüyorsanız, isteyiş biçimini henüz kavrayamamış olabilirsiniz. İster araba ister yemek olsun, ikisini de elde etmenin aynı mekanizmayla işlediği kabul edilir. Çekim yasası nasıl çalışır sorusuna verilen yanıt da kişinin duygu ve düşünceleriyle hangi enerjide olduğu fikrine dayanır.

Images

İlişkilerde Çekim Yasası ve Bağımlılık

Çekim Yasası ve İlişkilerde Bağımlılık

Çekim yasası yaklaşımına göre istenileni de istenmeyeni de hayatımıza çekeriz. Evrende her şeyin enerji olduğu düşüncesinden hareketle, kendi enerjimize uygun bir yayın yapar ve karşımıza bize uygun kişilerin çıktığını varsayarız. Etrafa ne yayarsak, karşılığında onu bulduğumuz söylenir: Korku enerjisi korkularımıza, sevgi enerjisi ise sevgiye uygun kişilere yönelmemize neden olur. Bu, yazarın çekim yasasına dayanan yaklaşımıdır.

İlişkilerinizde hep hüsran mı yaşıyorsunuz? O zaman evrene yaydığınızı düşündüğünüz enerjiye ve ilişkilerinizde tekrar eden seçimlere bakabilirsiniz. Dünyada milyarlarca kadın ve erkek, herkes için de farklı seçenekler var. Buna rağmen bazı insanlar, yaşadıkları olumsuzluklara, hatta psikolojik ya da fiziksel şiddete rağmen tek bir kişiye takılıp kalabiliyor; bütün dünyalarını onun etrafında kurabiliyor. Böylece kendilerini, zarar gördükleri hâlde çıkamadıkları bir döngünün içinde bulabiliyorlar.