Access Temizlik cümlesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Bereket Yasası

Birkaç yıl önce babamı ziyarete gittiğimde bana “Oğlum, işler nasıl gidiyor?” diye sordu.

Bereket Yasası ve nimetleri saymak

Ben de cevap verdim: “Ofisimi genişlettim; bu yüzden inşaat masraflarını ve vergileri ödemem gerekti. Şu anda sermayem kısıtlı. Eşimle kendime elmas yüzükler, ayrıca yeni bir araba aldım. Hawaii’ye tatile gittik ve yeni bir ev aldık.”

Images

Sizi Özel Kılan Şey Nedir?

X: İş arkadaşım var. ODTÜ mezunu. Okulda 4 yıl boyunca hocalar bu işte onlardan iyi kimsenin olmayacağını söylemiş. O da bu inançla mezun olmuş, en yüksek maaş veren firmalara başvuru yapmış ve kendini oralardan başka bir yere ait olamayacağına inandırmış. Fakat dönüş olmamış. Bunun sonucunda şimdi diyor ki, “Beni büyük bir inançla doldurdular, fakat iş hayatına girince balon gibi söndü.” Ben de böyle bir hayal kırıklığı yaşamamak için ne yapmalıyım?

Hedefler, eğitim ve yetenekler

H.S.: Bu durumla ilgili üç şey var.

Birincisi, hedefinin gereklerine uygun kişi olma gerekliliğidir. Hedefe doğru yapılan yolculuk bizi o hedefe uygun kişi hâline getirir. Zihinsel ve fiziksel olarak ona uygun olmaya kendimizi uyumlamamıza yardımcı olur.

İkincisi, hedefin bize olan uzaklığıdır. Hedef çok uzakta ve yüksekteyse ona ulaşmak için çok fazla adım atmaya ve araca ihtiyacımız vardır. Bazı hedeflere 10 adım atarak ulaşılabilirken, bazı hedeflere 100, bazıları için 1 milyon adım gerekebilir. Ancak bazen yardımcı araçlar bu yolculuğu hızlandırabilir.

Images

Bilinç ve Birlik

İlişki gerçekten istediğiniz şey mi?

Şahsen ben ilişkiyle değil, bilinçle ve paylaşımla ilgileniyorum. Birlik, pazar günü içtiğiniz kahve ya da şarap değildir; her şeyin ve hepimizin farkında olma hâlidir. Paylaşım derken yalnızca bir başkasıyla yaşanan yakınlığı değil, her şeyle kurduğumuz ilişkiyi kastediyorum. En önemlisi de kendinle ve kendi bedeninle paylaşım içinde olabilmektir. Kendinle birlik içinde olmak, bir başkasıyla kurduğun ilişkiye de nasıl yaklaştığını etkiler. Bu yaklaşımda birlik, önce kendini fark etmek ve kendinle bağlantıda kalmakla başlar.

Bilinç ve birlik: yargılamadan algılamak

Bilinç ve maneviyat arasındaki fark, birinin diğerini dışlaması değildir; aynı şey olmamalarıdır. Manevi arayış, “Ben haklıyım, sen haksızsın” yargısına dönüştüğünde yeni bir ayrılık yaratabilir. Böyle bir durumda maneviyat, insanları bir araya getirmek yerine kimin doğru, kimin yanlış olduğunu belirleyen başka bir din biçimi hâline gelir. Buradaki mesele maneviyatı reddetmek değil, yargıların birlik duygusunu nasıl daraltabildiğini görmektir.

Images

Anlamaya Çalışmak

Anlamaya çalışmak: Anlamanın değeri nedir?

Bir şeyi anlamaya çalışmak gerçekten herhangi bir şeyi çözer mi? Ya da yaşananları, ilişkileri ve duygularımızı gerçekten değiştirir mi? Yoksa bir sonuca ulaştığımızı hissedene kadar zihnimize egzersiz yaptırıp durur muyuz?

Bu sorular, düşünmenin her zaman gereksiz olduğu anlamına gelmez. Bir durumu anlamak bazen ne olduğunu görmemize ve nasıl ilerleyeceğimize karar vermemize yardım eder. Fakat anlamaya çalışmak, aynı düşünceleri tekrar tekrar gözden geçirmeye dönüştüğünde, aradığımız açıklık yerine daha fazla ağırlık ve hüsran getirebilir.

Images

Suçlama, Utanç, Pişmanlık Ve Suçluluk Çeldirici İmplantları

Çağrı Katılımcısı: Olmak ve yapmakla ilgili bir kafa karışıklığım mı var?

Gary: Hepimiz olmak ve yapmak konusunda bir kafa karışıklığına sahibiz çünkü olduğumuzu kanıtlamak için yapmamız gerektiği öğretildi. Ama olduğunuzu kanıtlamak için yapmanıza gerek yok çünkü eğer oluyorsanız, yapacak çok şeye sahip olursunuz. Ve bir şey yaptığınızda, bir kalp atışı içinde yaparsınız. Örneğin, Avustralya'ya göndermek için bir kutu antika eşya hazırlıyordum. Bu çok büyük bir iş. Brendon bana yardım etmeye geldi ve iki gün içinde her şeyi başardık. Göndereceğim bir pano vardı ve arkasının kaplanması gerekiyordu. Sabah saat onda döşemeciye götürdüm ve o akşam saat altıda geri aldım. Tamamlandı! Döşemeciler normalde bunu yapmaz.

Siz kendiniz olduğunuzda, dünyadaki her şey, bir şeylerin anında gerçekleşmesine izin vermekle hizalanır ve kabul eder. Bu gitgide daha fazla oluyor - daha az değil. Yapmaktan çıkıp, olabildiğiniz olma yerine girdiğiniz zaman, her şey anında ve kolaylıkla gerçekleşir.



Bu çeldiricilerin her biri, suçlama, utanç, pişmanlık ve suçluluk, “Yanlış yaptım. Bunu yapmamalıydım." hakında. O, yanlışlık bakış açısından yapıyor. Seçimde olmak tamamen farklı bir evrendir. Hayattaki çalışma şeklinizi değiştirir. Sizi kendiniz olabileceğiniz yere götürmeye çalışıyoruz ve ne yaparsanız yapın o kadar kolay ve keyifle oluyor ki aslında hiçbir şey yapmıyormuş gibi hissediyorsunuz. Hareketsiz durduğunuzu hissediyorsunuz ve diğer herkes sizi alan hızında hareket ederken görüyor.

Çağrı Katılımcısı: Seçmek yerine yapıyor muyuz? Ve eğer seçersek, gerçekten yapmak zorunda mıyız?

Images

Suçluluk Duygusu ile Baş Etmek

Ne yapmış ya da yapmamış olursanız olun, siz sevilmeye layıksınız. Bu herkes için doğrudur, ancak çoğumuz suçluluğumuzun değerlilik algımızı gölgelemesine izin veririz. Sonuçta suçluluk, geçmişte zevkten çok acıya, kazançtan çok kayba, olumluluktan çok olumsuzluğa ya da kendinize veya başkasına yarardan çok zarara neden olduğunuz varsayımıdır (gerçeklere dayanması gerekmez). Yaptığınız veya yapmadığınız bir şey için kendinizi kötü hissettiğinizde, duygusal bagaj biriktirirsiniz ve seveceğiniz şeyi hak ettiğinize inanmaktan kendinizi alıkoyarsınız.



Suçluluk, gerçek ya da hayali geçmiş eylemleri telafi etmek için (para, zaman, enerji vb.) vermeye devam ettiğiniz özgecil bir varlık durumunda sizi bağlı tutabilir. Borçlu olduğunuzu düşündüğünüz insanlara ödenemez bir borcu ödemeye son verebilirsiniz.

Images

Kendimizi Desteklemek

Yaşamımızdaki eylemlerin ardındaki ihtiyaçlara baktığımızda üç temel yönelim görünür: hayatımız üzerinde hâkimiyet sahibi olmak; sevmek, sevilmek ve bir yere ait hissetmek; benliğimizi değerli görmek. Davranışlarımız, çoğu zaman bu ihtiyaçları karşılamaya çalışır. Buradaki önemli nokta, bunlara nasıl ulaşacağımıza dair inançlarımız ve benimsediğimiz yollardır.

Doğru bir referans ve destekleyici düşünce, ulaşılabilir gördüğümüz bir şeyi bize yakınlaştırabilir. Tersine, kendimizi sınırlayan düşünceler ve ölçütler, mümkün olanı bile bizden çok uzakta konumlandırabilir. Kendini destekleme, tam da bu düşünce ve davranış kalıplarını fark etmekle başlar: Kendimize ne söylüyoruz, bu sözler bizi hangi yöne götürüyor?

Images

Zihnimizi Doğru Yönlendirmek

Yaşamımızda çoğu zaman, bir şeyler istediğimizi söyleriz. Aynı zamanda da bol bol ona nasıl sahip olamadığımızın mazeretlerini sıralarız.

Sanırız ki ona nasıl sahip olamadığımızı ne kadar çok konuşursak ya da nasıl sahip olamadığımızın hikâyesini anlatırsak istediklerimize ulaşabiliriz.



Bir şeyi istediğimizi anlatırken ona nasıl sahip olamayacağımız konusunda mazeretlerle birlikte anlatıyorsak aslında o şeyi gerçekten istemiyoruzdur. Yaptığımız şey, egomuzu yatıştırmaktır. İstek ve arzumuza sahip olamamanın acısı ile baş edebilmek için zihnimizi rahatlatıcı bir durum yaratmaktır.

Bir şey isteyen olmazsak bir amacımız olmazsa bu realitede kendimizi gereksiz, değersiz ve yetersiz hissederiz. Aynı zamanda bu, kendimizi kötü hissettirir. Bu durumdan kaçınmak amacıyla zihnimize, onu yatıştırmak için peşinde olacağı bir şeyler vererek onu yatıştırma yoluna gideriz. Zihnimizin, ilgileneceği bir meşguliyet yaratırız.

Images

Var Enerjisinden İstemek

Yaşamımızda istek ve arzularımızın gerçekleşmesini engelleyen durumlardan biri de yoksunluk enerjisiyle istemektir.

Yoksunluk enerjisini yaratan şey; arzu ettiğimiz şeyi isterken aynı zamanda, buna sahip olmayacağımız korkusu içinde olmaktır. Bu durumdayken, istek ve arzumuzun gerçekleşmeme ihtimali, gerçekleşme ihtimaline göre daha yüksektir.




Yaşamımızda ne zaman bir yoksunluk hissediyorsak, bunun tek sebebi, bir yerde veya bir şekilde bizde eksik olarak algıladığımız bu şeyi başka birinden almaya çalışmamızdandır.

Yoksunluk enerjisi içeren duygusal açlıklarımız tarafından yönetilen isteklerimiz, bizi tatmin olmak için aramakta olduklarımızın maddi ve dokunulabilir şeyler olduğuna - para, araba, ev, kariyer - inanmaya yönlendirir.

Images

İstek ve Arzularımıza Sahip Olmanın Önündeki Engelleri Temizlemek

İstek ve arzularımıza sahip olmanın önündeki engellerden biri, istediğimiz şeye ulaşma sürecinde karşılaşacağımızı düşündüğümüz zorluklardır. Yapmamız gerektiğine inandığımız şeyleri gözümüzde büyütebilir, daha başlamadan bazı adımlardan kaçınabiliriz. Oysa kaçındığımız şeyler çoğu zaman sandığımız kadar kötü olmayabilir. Bu düşünceleri fark etmek, bilinçli yaratma yaklaşımında ilk adımlardan biridir: İsteği yalnızca düşünmek yerine, ona yaklaşmamızı zorlaştıran bakış açılarını da sorgulamak.

İsteklerimize ulaşmamızı engelleyen düşünceleri sorgulamak

Bir düşünceyi sorgulamak, onu hemen doğru ya da yanlış ilan etmek anlamına gelmez. Önce, istediğimiz şeye sahip olmanın bizim için ne ifade ettiğine ve bu yolda hangi adımı atmaktan kaçındığımıza bakabiliriz. Bu sorular, zihnimizde kesinleşmiş gibi duran kabulleri görünür kılar; ardından neyi seçebileceğimizi daha açık değerlendirmemize yardımcı olur.

Images

Bilinçli Yaratma İçin Güçlü Yaratım Soruları

Güçlü Sorular

Bilinçli yaratma, yaşamımıza dair seçimlerimizi ve kendimizle ilgili düşüncelerimizi fark ederek yeni olasılıklara alan açma yaklaşımıdır. Bunun için her zaman hemen bir cevap bulmak gerekmez. Bazen doğru soruyu kendimize yöneltmek, alışılmış bakışımızın dışına çıkmamıza ve önümüzdeki seçenekleri yeniden görmemize yardımcı olur.

Aşağıdaki yaratım sorularını günlük yaşamınızda kendinize sorabilir, ardından bu soruların sizde uyandırdığı düşünceleri ve hisleri gözlemleyebilirsiniz. Amaç, kendinizi belirli bir cevaba zorlamak değil; dikkatinizi farklı olasılıklara çevirmektir. Soruların yarattığı enerjiyi takip etmek de burada, sizde nasıl bir his ve açıklık oluşturduklarına bakmak anlamına gelir.

Images

Mücadele Ederek Elde Etmek

Yaşamımızda yaptığımız şeylerden biri, bir şeyi olmak, yapmak veya sahip olmak ve bunların nasıl olması gerektiğiyle ilgili şablon ve tanımlara sahip olmak ve onlardan işlevsel olmaktır.

Olmak veya sahip olmak istediğimiz şeyle aramızdaki en büyük engel, çoğunlukla o şeyle ve onun elde edilmesiyle ilgili tanımlarımız ve nasıl elde edileceğiyle ilgili şablonlarımızdır.









Değersizlik inancına sahip olan insanlar, fiziksel olarak kendilerini değerli yapacak şeyleri elde etme peşinde koşarlar. Çoğunlukla o şeyi zor elde etmenin, onu değerli yapacağını düşünürler.

İnsanlar, değerleri önce nesneler üreterek, sonra bu nesnelerle aralarına mesafe koyarak, sonra da bu mesafeyi aşmak için çaba göstererek yaratırlar. Maddi dünyada değerler, insanların nesnelerle aralarındaki mesafeye göre belirlenir.

Images

Yapabilen Olmayı Seçmek

Geçenlerde, bir grupla yaratım hakkında konuşurken, katılımcılardan biri bana, “Hayatın gerçekleri var. Benim gelirim belli ve bu nedenle de ömür boyu istediğim milyon liralık villaya ve lüks arabaya sahip olamam.” dedi.

Bu düşünceyi o kadar güzel sahiplenmiş ve o kadar güzel savunuyordu ki, ona farklı alternatifler gösterip her “yapabilirsin, olabilirsin” dediğimde, o, benim sunduğum şeylerin yanlış olduğunu ve onları nasıl yapamayacağını bana ispat etmek için yeni mazeretler öne sürüyordu.

İnançlar ve yaratım

En sonunda ona şunu söyledim:

“Bir dakika, ben sana yapabilme ve olabilme yollarını göstermeye çalıştıkça sen onları çürütmeye çalışıyorsun.

İstediğin şey nedir? Sahip olmak mı? Yoksa nasıl sahip olamadığının hikâyesi mi?

Bu düşüncelere sahip olmak, hayatında ne yaratır? Bu, bir şey yapamadığın ve yaratamadığın durumu yaratır. Yaratmak istediğin şey bu mu?

Neden enerjini bu düşünceyi kendine inandırmak için harcıyorsun ki?

Enerjini nasıl yaratabileceğin üzerine yoğunlaştırırsan ne yaratırsın? Kendine nasıl yaratabileceğini anlatsan kim olurdun?”

Images

Anahtar da Biziz, Kilit de Biziz – Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

Herkesin bilinçaltındaki kendine özeldir. Yüzeyde görünen şeyler çoğunlukla gerçeğin tamamını anlatmaz. Bir durum karşısında verdiğimiz mantıklı açıklama, bizi rahatsız eden konunun nedenini her zaman ortaya koymayabilir. Bazen davranışlarımızı etkileyen düşünceyi fark edemediğimiz için aynı yerde takılı kalırız.

Bilinçli Yaratma Sanatı kitabının bu bölümünde dikkat çekilen nokta da budur: Yaşadığımız bir durumu anlamak için yalnızca görünen olaya değil, ona yüklediğimiz anlama da bakmak gerekir. Bilinçli yanımız bir cevap bulabilir; ancak içimizdeki düşüncenin neyle bağlantılı olduğunu görmediğimizde, bu cevap sorunu çözmeye yetmeyebilir. Bilinçli yaratma, bu bakışta, kendi tepkilerimizi ve seçimlerimizi fark etmeye açılan bir kapı hâline gelir.

Images

Bedel Biçmek

Bedel biçmek ve sahip olma düşüncesi

Yaşamımızda yaptığımız şeylerden biri de bir şeyler yaratmayı ya da bir şeylere sahip olmayı bir bedele veya paraya bağlı kılmaktır. Bir şeyin karşılığında ödeme yaptığımızda, ona sahip olma hakkını daha kolay savunuruz. Hatta bazen, o şeye sahip olmanın bizi de daha değerli kılacağını düşünürüz. Bedelini ödediğimiz şey, böylece yalnızca elimizdeki bir nesne olmaktan çıkar; dünyadaki konumumuzu da anlatan bir işarete dönüşebilir.

Bedelini ödeyerek aldığınız bir şey üzerinde hak sahibi olduğunuzu iddia etmek kolaydır. Ödeme, “Bu benim” deme ve sahiplenme hissi yaratır. Bunun olumlu bir yanı vardır: Bir şeye emek veya para verdiğimizde onunla bağ kurabilir, onu korumak isteyebiliriz. Fakat bu bağ, sahip olduğumuz şeyin bizim değerimizi belirlediği düşüncesine dönüştüğünde başka bir hâl alır. O zaman bedel yalnızca alışverişin karşılığı değil, kendimizi ve yerimizi kanıtlama aracıdır.

Images

Fantezilerimizin Ötesine Geçmek – Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

İstek ve arzularımızı elde etmeye çalışırken çoğu zaman kendimize ne söylediğimizi, nasıl davrandığımızı ve bütün bunların altında aslında ne aradığımızı fark etmeyiz. Bir şeyi istemekle, o isteğin gerçekleşmesini beklerken kendimizi nasıl gördüğümüz her zaman aynı şey değildir. Bilinçli yaratma, bu noktada yalnızca arzumuzu dile getirmek değil; arzumuzun çevresinde kurduğumuz düşünce ve hikâyeleri de fark etmektir.

Bilinçli yaratma ve arzularımızın ardındaki hikâye

Geçen gün biriyle konuşurken, geçmişinde platonik yakınlık hissettiği birinden söz etti. Şimdiye kadar karşılaştığı kişiler arasında en düzgün bulduğu kişinin başka birini tercih edip evlendiğini anlattı. Ardından, “Onun gibi düzgün birine bir daha rastlamadım. Düzgün erkek yok, varsa da çok az ve beni bulmuyor. Okul biter bitmez birinin beni bulmasını ve benimle evlenmesini istiyordum,” dedi.

Images

Bağımlı İlişki Yaratmak

Bağımlı bir Hayat

Geçenlerde biriyle sohbet ederken, insanların onun sevgi olduğunu görmediğini söyledi. Kendisine şunu sordum: “Kimin, senin sevgi olduğunu görmesini istiyorsun? Senin sevgi olduğunu kimin fark etmesini istiyorsun?”

“Babamın” diye cevap verdi.

Ben de ona tekrar sordum: “Babanın senin sevgi olmanı görmesi için ne gerekir? Baban, senin sevgi olduğunu görüp anlarsa ne yapmasını, nasıl davranmasını bekliyorsun? Baban senin istediğin şekilde davranırsa hayatında neyin ortaya çıkmasını bekliyorsun?”

Images

Ait Olmak – Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

Yaşamımız boyunca kendimizi güvende hissetmek için bir aileye, gruba, arkadaşa, yere ya da bir şeye ait hissetmeye çalışırız. Ait olmak, toplumsal yaşamın bir gereğidir; bağ kurmamıza ve bulunduğumuz yerde kendimize bir yer açmamıza yardımcı olur. Ancak bu bağın bizim için ne anlama geldiğini fark etmek de önemlidir. Çünkü ait hissetmek bizi rahatlatabilirken, bu duyguyu korumak uğruna kendimizden vazgeçmeye başladığımızda aynı ihtiyaç bizi sıkıştırabilir.

Ait olma duygusu nedir?

Ait olma duygusu, kendimizi bir aileyle, arkadaş grubuyla, bulunduğumuz yerle ya da yaşamımızdaki başka bir şeyle bağlantılı hissetmemizdir. Bu his, “Burada benim de bir yerim var” düşüncesini taşıyabilir. Bir gruba veya yere yakınlık duymak tek başına sorun değildir. Asıl üzerinde durulması gereken, ait olmayı hangi koşullara bağladığımız ve bu bağı sürdürmek için nelerden ödün verdiğimizdir.

Images

Kendimizi Desteklemek - Bilinçli Yaratma Sanatı Kitrabından

 

Yaşamımızda eylemlerin psikolojik kökenlerine baktığımızda, üç şey görünür:

·     Hayatımız üzerinde hâkimiyet sahibi olmak,

·     Sevmek, sevilmek, ait olmak,

·     Benliğimizi değerli görmek.

Davranışlarımız aslında, hayatımızda bunlara sahip olmamıza hizmet eder. Buradaki kritik şeyse bunları nasıl elde edeceğimize dair inançlarımız ve onları elde etme yolları konusundaki şablonlarımızdır.




Doğru referans ve destekleyici düşünce ile kolaylıkla elde edebileceğimiz şeyleri, yanlış düşünce ve referanslarla kendimizden çok uzağa konumlandırabiliyoruz.

Özgüven sahibi olmak, hayatımız üzerindeki hâkimiyetimiz için en önemli etkendir. Bir şey için yapamam veya olamam tutumunda olduğumuzda o şeyin yapılma ve olma ihtimali sıfırlanırken yapabilirim veya olabilirim dediğimizde ise o şeyin yapılabilme yolunda, birçok seçenek ortaya çıkmaktadır.

Images

Ne İstediğimizden Emin Olmak

İstediğimizi söylediğimiz şeylere sahip olmaya gerçekten ne kadar gönüllüyüz?

Ne istediğimizden emin miyiz?

İnsanlar, yaşamlarında ne yaratmak veya neye sahip olmak istediklerinden çoğunlukla emin değildir. Bir şeyler istediklerini söylerler ama ne yaratmak istedikleriyle ilgili bir fikirleri, arzuları veya çabaları yoktur.  




Birisi sohbet ederken; “Bir iş yerine sahip olduğu, arabası olduğu, kendisi ve çocukları güzel giyindiği için insanların onu zengin sandıklarından bahsetti. İnsanların onu bu şekilde görmesine rağmen işin aslının öyle olmadığını, kendisinin yeterli paraya sahip olmadığını ve borç içinde olduğunu ve iş yerinde ciddi görünmek için sürekli olarak asık suratlı davrandığını.” söyledi.