bakış açısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Bakış Açınız Sizin Gerçekliğinizi Yaratır

Seçimlerimizin geleceğimizi nasıl şekillendirdiğini çoğu zaman fark etmeden kararlar veririz. Oysa bu yazının merkezindeki düşünce, her seçimin bir yaratım başlattığıdır. Bakış açısı ile gerçeklik arasındaki ilişki de burada önem kazanır: Bir durumu nasıl gördüğümüz, önümüzde hangi seçenekleri fark ettiğimizi ve hangi olasılıklara yöneldiğimizi etkiler.

Bakış açınız kendi gerçekliğini yaratır

Bakış açınız kendi gerçekliğini yaratır; gerçekliğiniz bakış açınızı yaratmaz. Gary, seçimin doğru ya da yanlış olmasından çok, bir şey yaratması üzerinde duruyor. Bu yaklaşıma göre yaptığımız her seçim yeni bir olasılığın kapısını aralar; seçimler geleceği nasıl etkiler sorusunun yanıtı da tek bir kararın ardından açılan seçeneklerde saklıdır.

Bu düşünceyi ilişkiler üzerinden değerlendirmek mümkün. Sizin için iyi olmayan bir ilişkiniz oldu mu hiç? Böyle bir durum karşısında kişinin bakış açısı, yalnızca yaşananları yorumlama biçimini değil, bundan sonra hangi olasılıkları görebildiğini de etkileyebilir. Buradaki amaç yaşananları doğru ya da yanlış diye etiketlemek değil; mevcut bakış açısının hangi seçimlere alan açtığını fark etmektir.

bakış açısı

Her seçim yeni olasılıklar yaratır

Salon Katılımcısı: Bu konuda konuştuğunuzda, seçmeye istekli olmadığım bir alan enerjisi ortaya çıkıyor bende. Alandan yaratmıyorum; çünkü bunun ne yaratacağı konusunda hiçbir sebebim, gerekçem ya da fikrim bile yok.

Gary: Evet, çünkü olasılığı aramaya çalışıyorsun.

Salon Katılımcısı: Bir kadın olarak, daha çok seçeneğim olduğunu ve her seçimin bana başka şeyleri açacağını kabullenmek midir diyorsun?

Gary: Evet. Her seçim olasılığa kapı açar ve yeni olasılıklar yaratır. Bir seçim yaptığınızda yalnızca tek bir sonuç ortaya çıkmaz; o seçimle birlikte başka seçenekler de belirir. Ardından yaptığınız yeni seçimler, yeni olasılık grupları yaratır.

Gary bunu bir fikir üzerinden anlatıyor: Bir fikir düşünmek bile bir seçim yaratabilir ve bu seçimden on olasılık daha doğabilir. Sonra başka bir seçim yaparsınız; onunla da yeni olasılıklar ortaya çıkar. İlk seçimle açılan yollar ve sonraki seçimin getirdikleri birbirine bağlanır. Böylece farklı bir olasılığın gerçekliğe gelmesine ve geleceğin başka biçimde şekillenmesine alan açılır.

Bu anlatımda önemli olan, her kararın sonucunu önceden bilmek değil; seçimin ardından ortaya çıkabilecek ihtimalleri fark etmeye istekli olmaktır. Bir seçeneğe yöneldiğinizde, diğer seçimlerin neler doğurabileceğini de göz önünde bulundurabilirsiniz. Bakış açısı gerçekliği nasıl yaratır sorusu, bu noktada kişinin yalnızca mevcut duruma değil, seçimin açabileceği yeni yollara da bakmasıyla anlam kazanır.

Seçimlerin birbirine bağlanan etkileri

Her seçim yaptığınızda birbirine bağlanan bu çoğalmaları algılamaya başladığınızda, daha önce sizin ya da tanıdığınız kişilerin karşılaşmadığı farklı bir gelecek için olasılıklar yaratmaya nasıl katkıda bulunduğunuzu görebilirsiniz. Bu, her şeyin sonucunu kontrol etmek anlamına gelmez; seçim yapmanın yeni ihtimalleri gündeme getirdiğini fark etmek anlamına gelir.

Salon Katılımcısı: Teşekkür ederim, bu harikaydı. Bir seçim yaptığında on olanağın ortaya çıktığını ve birini seçtiğinde bunların birbirine bağlandığını söylediğinizde çok güçlü bir enerji hissettim.

Bu konuşma, bakış açısı ve gerçeklik ilişkisini seçimler ve olasılıklar üzerinden ele alıyor. Kendinize şu soruları sorarak düşünceyi günlük kararlarınıza taşıyabilirsiniz: Şu anda hangi olasılığı arıyorum? Bir seçim yaptığımda önümde başka hangi seçenekler belirebilir? Bu sorular, geleceği kesin biçimde tahmin etmeyi değil, fark edebildiğiniz seçeneklere daha açık bakmayı amaçlar.

Gary Douglas’ın Kadınlar Salonu kitabından alıntıdır.

Ben ışığım ve ışığımın parlamasına izin veriyorum.
Halis Şahiner


Daha fazla yaratım aracı ve bilgi için kitaplarımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?

bakış açısı

Kontrol Sende - Çekim Yasası ve Bilinçaltı Dönüşüm Rehberi Kitabı - 2019 - 2 nci Baskı

KONTROL SENDE
İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN
Çekim yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi
Düzenlenmiş İkinci Baskı

bakış açısı

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

Daha İyi Bir yaşam için
BİLİNÇLİ YARATMA SANATI

Kitapları temin için: cekimyasasi@hotmail.com
Tel/WhatsApp: 0 553 06 00 464
www.halissahiner.com

Images

Son Yaprak Hikayesi: Konusu ve Ana Fikri

Johnsy’nin Hastalığı ve Yaşama İsteği

New York’un düşük kiraları yüzünden sanatçılarla dolu olan Greenwich Village’ında üç katlı bir binanın en üst katındaydı Sue ve Johnsy’nin stüdyoları. Amerikanın 2 ayrı ucundan gelen kızlar bir lokantada tanışmış ve ortak sanat zevkleri olduğunu anlayınca ortak bir ev tutmaya karar vermişlerdi. Bu olay Mayıs ayındaydı. Kasım ayında ise bölgeye doktorların zatürree adını verdiği soğuk bir yabancı gelip buz gibi parmaklarıyla orayı burayı yoklamaya başlamıştı.

California rüzgarlarıyla kanı sulanmış ufak tefek, ince yapılı bir kızcağız olan Johnsy’yi de yatağa sermişti. Zavallı kızcağız demir karyolasına yatmış, yandaki evin tuğla duvarlarını seyrederek kıpırdamadan yatıyordu doktor geldiğinde. Doktor kır kaşlarını sağa sola oynatarak Sue’yu koridora çağırdı.

Images

Başarı Üzerine Söylenmiş Güzel Sözler

Başarı her insan için aynı anlama gelmeyebilir. Kimi için bir hedefe ulaşmak, kimi için öğrenmeye devam etmek, kimi içinse karşılaştığı güçlükler karşısında yeniden denemektir. Bu başarı sözleri; elindekilerle harekete geçmekten hayal kurmaya, deneyimden kararlılığa kadar bu yolculuğun farklı yönlerini hatırlatıyor.

Başarı ile ilgili güzel sözler yalnızca sonuca odaklanmaz. Bazen insanın sahip olduklarından çok henüz gerçekleştiremediklerini, bazen de yol boyunca edindiği deneyimleri düşünmeye çağırır. Aşağıdaki başarı üzerine söylenmiş sözler arasında size yakın gelen bir düşünceyi seçip üzerinde durabilir; onu kendi hedeflerinize nasıl uyarlayabileceğinizi düşünebilirsiniz.

Images

Her başarının altında disiplin vardır.

Başarı çoğu zaman büyük ve gösterişli anlarla değil, her gün tekrarlanan küçük seçimlerle kurulur. Yazı masasının başına geçmek, dikkati dağıtan şeyleri geride bırakmak, gerektiğinde yazdığını silip yeniden başlamak… Disiplin, yazarlıkta tam da bu sıradan görünen eylemlerin devamlılığında kendini gösterir.

Can Dündar’ın Milliyet’te aktardığı bu anlatıda Orhan Pamuk’un çalışma düzeni; sabah yürüyüşlerinden kahveye, yazılan cümleleri yeniden okumaktan evin içinde volta atmaya kadar uzanan kişisel alışkanlıklarla şekillenir. Bu küçük törenler, yazıya her gün yeniden yaklaşmanın ve yazarlık disiplini kurmanın yollarıdır.

Images

Kaderini Sev: Belki Seninki En İyisidir

Kaderini sevmek: Taşçının hikâyesi

Deniz kıyısında ihtiyar bir taşçı kayayı yontmaktadır. Güneş onu yakıp kavurur. O da Tanrı’ya yakarır: “Keşke güneş olsaydım.”

“Ol,” der Tanrı. Taşçı güneş oluverir.

Fakat bulutlar gelir, güneşi örter; hükmü kalmaz. Bulut olmak ister. “Ol,” der Tanrı. Bulut olur. Rüzgâr alır götürür bulutu; bulut, rüzgârın oyuncağı olur. Bu kez rüzgâr olmak ister. Ona da “Ol,” der Tanrı.

Rüzgâr her yere egemen olur; fırtına, kasırga olur. Her şey karşısında eğilir. Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.

Oradan eser, buradan eser; kaya “bana mısın” demez! Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir. Artık dünyaya karşı dimdik ve güçlü durmaktadır. Sırtında bir acıyla uyanır…

Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır…

Hikâyenin döngüsü bize ne anlatıyor?

Taşçının hikâyesi, her seferinde başka bir güce dönüşmek isteyen birinin yolculuğunu anlatır. Güneş olur, ama bulutların önüne geçemez. Bulut olur, ama rüzgâr onu sürükler. Rüzgâr olur, ama kaya karşısında durur. Sonunda kaya olmayı seçtiğinde bile, sırtında hissettiği acı onu başlangıçtaki taşçıya geri götürür.

Bu dönüşümlerin her birinde taşçı, bulunduğu hâlin eksik ya da güçsüz tarafına bakıp başka bir biçimde daha iyi olacağını düşünür. Oysa yeni hâli, onu bütün sınırlardan kurtarmaz; yalnızca karşısına başka bir sınır çıkarır. Hikâyenin çarpıcı tarafı da burada: En güçlü görünen kaya bile taşçının elinde yontulabilir. Her yeni biçim, bir öncekinden kesin olarak üstün değildir.

Kaderi kabullenmek, kendinden vazgeçmek değildir

“Kaderini sev, belki seninki en iyisidir” sözü, yaşanan her zorluğun iyi olduğunu söylemek ya da hiçbir şeyi değiştirmeden beklemek anlamına gelmek zorunda değil. Hikâyenin içinden bakınca, taşçının sürekli başka bir şeye dönüşme isteği ile kendi bulunduğu yeri görmesi arasındaki fark belirginleşiyor. Kaderi kabullenmek, insanın karşılaştığı her durumu onaylaması değil; kendi hayatını yalnızca başka bir hayatla kıyaslayarak değerlendirmekten vazgeçebilmesidir.

Bir şeyleri değiştirmek istemek doğaldır. Fakat değişme arzusu, “Ben ancak başkası olursam değerli ya da güçlü olurum” düşüncesine dönüştüğünde, insan bugünkü hâlini görmezden gelebilir. Taşçı da güneşin, bulutun, rüzgârın ve kayanın gücünü ister; ama her yeni biçimde başka bir engelle karşılaşır. Hikâye, sahip olmadığımızı sandığımız özelliklere özenirken kendi konumumuzu ve imkânlarımızı unutabileceğimizi düşündürür.

Kaderini sevmek ve kabullenmek üzerine

Kaderini sevmek ve kabullenmek, her şeyi olduğu gibi bırakmak değil; nerede bulunduğunu dürüstçe görebilmektir. Bu bakış, “Başka biri olsaydım her şey daha iyi olurdu” düşüncesini fark etmeye ve bugünkü hayatına yalnızca eksikleri üzerinden bakmamaya alan açar. İnsan kendi durumunu gördüğünde, değiştirebileceği şeylerle değiştiremeyeceği şeyleri birbirine karıştırmadan değerlendirebilir.

Bu hikâyeyi okurken kendimize şu soruyu sorabiliriz: Şu an hangi özelliğimizi, koşulumuzu ya da hayatımızın hangi parçasını yetersiz görüp başka birinin yerinde olmayı diliyoruz? Bu soru, kendimizi suçlamak için değil; sürekli başka bir biçime dönüşme isteğinin ardındaki karşılaştırmayı fark etmek için sorulabilir. Taşçının her dileği ona yeni bir şekil verir, fakat hikâyenin sonunda yine başladığı yerde, kayayı yontarken buluruz onu.

Metnin sonunda yer alan “Nietzsche” imzası, bu anlatının yazıdaki atfını korur. “Nietzsche kaderini sev sözü” diye arayanların karşılaştığı temel düşünce de burada, taşçının bitmeyen dönüşüm isteğiyle görünür olur: Belki de mesele, her zaman başka biri olmayı istemek değil; kendi hayatına daha dikkatli bakabilmektir. Kaderini sev belki seninki en iyisidir.

Bireysel Danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Images

Mutsuzluk Tembellikten Beslenir.

Son yıllarda insanoğlunun mutsuzluğu mu arttı yoksa bu konuda farkındalık mı oluştu?

Herkes mutlu olmak istiyor ama olamıyor. Kimileri bakış açısını değiştiremiyor, kimileri ise mutsuzluktan besleniyor. Habertürk’ten Ceyda Erenoğlu’nun haberine göre; Peki mutlu olmak ve mutsuzluktan uzak kalmak için ne yapmak gerekiyor?

10 yıl öncesiyle karşılaştırıldığında, günümüzde; çatışma ve stres kadar, yeni mutlulukların da arttığına dikkat çeken İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Konsültasyon-Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, bunu içinde bulunduğumuz çağın güzel ve özel bir yönü olarak görmek gerektiğini dile getiriyor. Prof. Dr. Özkan'a göre,mutsuzluktan çok insanoğlunun gündemi artıyor ve bu durumstresin fazlalaşmasına neden oluyor.

ÇAĞA AYAK UYDURMAK TEMEL ŞART!
Günümüzde, çağa ayak uyduran insan, 'mutlu insan' olarak değerlendiriliyor. Çağı yakalayamayanlar ise hem kendileriyle hem de çevreleriyle çatışmaktan kurtulamıyor. "Eskiden köyde yaşayan ve ömrünü 20 kilometrekarelik alanda geçiren insan da kendince mutluydu" diyen Prof. Dr. Özkan; bunun, bu kişilerin başka dünyaları tanımamasından ve farkındalıklarının az olmasından kaynaklandığını söylüyor. Özkan'a göre, farkındalığın çoğalması hem mutluluğu hem de mutsuzluğu artırıyor. Günümüz insanı çok fazla uyaranla karşılaşıyor. Alışılmadık, tanınmayan ve nasıl başa çıkılacağı bilinmeyen uyaranlar şokların yaşanmasına neden oluyor. Televizyonda dünyanın her yerindeki gelişmeleri izleyen, bilgiye ve teknolojik çağa anında uyum sağlama kabiliyeti olan insan sorunlarla daha kolay baş ederken, bir diğeri yüklerin ve sorunların üstesinden gelemediği için ağırlıkların altında ezilmekten kurtulamıyor.
Images

Sizin pencereniz nereye açılıyor

Pencereler vardır, dağlara bakar. Dağların yüksekliği kadar yükselir bakışlar. Dağların ardı gibi ulaşılmazlara da sahiptir, dağların bu tarafındakiler gibi, engelleri beraber aşacak dâvâ arkadaşlarına da. ..

Images

Acının İlacı

Acının ilacı her zaman onu bir anda ortadan kaldıran bir söz ya da sihir değildir. Bazen insan, yaşadığı kaybın yalnızca kendisine ait olmadığını fark ettiğinde ve başka birinin acısına içtenlikle eşlik ettiğinde kendi yüküne de farklı bir yerden bakmaya başlar. Tek oğlunu kaybeden bir annenin öyküsü, acıyla başa çıkma yolunun beklenmedik bir biçimde nasıl açılabileceğini anlatıyor.

Acının ilacı: Acıyı bilmeyen evi aramak

Çin’de tek oğlunu yitiren bir anne, yüreğindeki büyük üzüntüyle bir din adamına gitti ve derdine çare bulmasını istedi: