hedef belirle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Bir Şeyi Tekrarlıyorsak Bir Bildiğimiz Var da O Yüzden…

kişisel gelişim

Kişisel gelişimle biraz ilgiliyseniz, “Hedeflerinizi belirleyin, bunları yazın” gibi sözleri sıkça duymuşsunuzdur.

Peki, uyguladınız mı? Lütfen hemen yanıt vermeyin… Genel çoğunluk gibiyseniz, yanıtı hepimiz biliyoruz, öyle değil mi? :)

Hatta belki de içinizden şöyle diyorsunuz: “Kaç kez daha aynı şeyleri söyleyip duracaksın?”

Aynı öğüt neden tekrar edilir?

Bir gün kasabanın çok sevilen imamı, her zamanki gibi bir vaaz vermiş. Ancak bu seferki vaazı biraz farklıymış. Konuyu o kadar güzel ve içten anlatmış ki, dinleyenler büyük bir alkıştan sonra gelip kendisini tebrik etmiş.

Bir süre sonra, yine vaaz günü gelmiş ve imam aynı vaazı tekrarlamış. Bu kez tebrik etmeye gelenlerin sayısı biraz azalmış. Aradan zaman geçmiş; yine aynı vaaz, yine aynı vaaz… Derken tebrik edenler kalmadığı gibi homurdanmalar da yükselmeye başlamış.

İmam sevilen biri olmaya devam ediyormuş ama sonunda dinleyicilerden biri dayanamayıp söze atılmış:

  • “Hocam, sanki bu vaazı daha önce de vermiştin.”
  • “Bunu fark ettiğinize sevindim.”
  • “Hocam, yeter ya! Kaç defa daha aynı vaazı duyacağız? Şu vaazı ne zaman değiştireceksin?”

Hocanın yanıtı gayet net olmuş:

  • “Dediklerimi yapmaya başladığınız zaman…”

Dinlemekten uygulamaya geçmek

Hikâyenin mesajı basit ama önemli: Bir şeyi tekrar tekrar duyuyor olmamız, onu henüz hayatımıza geçirmediğimizi gösterebilir. Kişisel gelişim üzerine konuşmak, hedeflerden söz etmek ya da iyi bir öğütten etkilenmek başlangıçtır; değişim ise o düşünceyi uygulamaya başladığımızda görünür hâle gelir.

Örneğin kişisel gelişimde hedef belirleme denildiğinde, hedefi yalnızca akılda tutmakla yetinmemek gerekir. Hedefleri yazıp uygulamak, niyetle yapılan iş arasındaki mesafeyi kapatmaya yardımcı olur. Bir öğüdü duyduktan sonra “Bunu hayatımda nasıl deneyebilirim?” diye düşünmek ve küçük bir adımla başlamak, öğütleri uygulamaya başlamak için iyi bir başlangıçtır.

Burada amaç, her şeyi bir anda değiştirmek değil; duyduğumuz ve doğru bulduğumuz bir şeyi ertelemeden hayata katmaktır. Bir hedefi yazmak, onu gerçekleştirmekle aynı şey değildir. Fakat yazmak, neye yönelmek istediğimizi açıkça görmemizi sağlar; ardından gelen uygulama ise hedefe doğru atılan somut adımdır.

Bir sonraki adım sizin

Belki de bir süredir bildiğiniz bir hedefi, öneriyi ya da alışkanlığı kendinize hatırlatmanız gerekiyor. Yeni bir motivasyon sözü aramadan önce, daha önce duyduğunuz hangi öğüdü uygulayabileceğinizi düşünün. Sonra onu bugünden başlayarak küçük ve açık bir eyleme dönüştürün.

Bilmiyorum, mesajı aldınız mı? Bir şeyi tekrarlıyorsak, bir bildiğimiz var da o yüzden… :)

(Ali Dinler’in Hayalleri Olan İnsan Durdurulamaz kitabından alınmıştır.)

Images

İşin sırrı nedir gerçekten?

Hedeflere ulaşma: İyi bir hedef belirlemek yeterli mi?

Hedeflere ulaşma yolunda ilk adım, ne istediğimizi iyi belirlemektir. Hedefin ayrıntılarıyla tanımlanmış, ölçülebilir, ulaşılabilir ve gerçekçi olması gerektiği sık sık söylenir. Doğru zamanlama, yeterli kaynak, ekip ve süreçlerin tanımı da önemlidir. Bunlar yolumuzu görmemize yardımcı olur; ancak hepsini planlamış olmak, hedefin kendiliğinden gerçekleşeceği anlamına gelmez. Bütün koşullar yerli yerindeyken bile hedefinize ulaşamayabilirsiniz. Öyleyse eksik olan ne?

“Ahh!” dersiniz, “Hayal kurmayı, canlandırmayı, resimlerle düşünmeyi, olmuş gibi kabul etmeyi unuttum!” Bunları da yapın; zihninizdeki imgeleri pozitif duygularla besleyin ve olumlu dil kalıplarıyla ifade edin. Hayal etmek ve hedefi gözünüzde canlandırmak, neye yöneldiğinizi hatırlatabilir. Fakat bunları yapmanıza rağmen hedefleriniz gerçekleşmeyi bekleyebilir. Çünkü hedefi düşünmekle ona doğru ilerlemek aynı şey değildir.

Images

Kendini Değiştir, Hedefini 12’den Vur!

Önce biz değişeceğiz. Ancak değişimle birlikte daha geniş bir gelişim hedefliyorsak, yalnızca istemek yetmez. Sağlam, aklı başında bir vizyona ve bu vizyon doğrultusunda harekete geçmemizi sağlayacak enerjiye ihtiyacımız var. Kişisel değişim, önce nereye gitmek istediğimizi görüp sonra o yönde adım atmakla başlar.

Hedefi Vurmak, Hedefe Ulaşmak

Değişimden söz açıldığında “Değişim, değişmeyen tek şeydir” ya da “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” ifadelerini pek çoğumuz hatırlarız. Bu sözler, hayatın sürekli dönüşüm içinde olduğunu anlatır. Peki değişim neden bu kadar önemli? Çünkü değişmezsek, yenilenemez; gelişemez ve ilerleyemeyiz. Bulunduğumuz yerde kalmak, zamanla sahip olduğumuz konumu bile koruyamamamıza yol açabilir.

Images

Kaybetmek için doğanların 10 ortak özelliği

Bir şeyi yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Onu niçin yapmanız gerektiğini de, isterseniz nasıl yapabileceğinizi de biliyorsunuz. Yapmamakla neler kaybettiğinizi ve yaparsanız neler kazanacağınızı biliyorsunuz. Elinizi kolunuzu bağlayıp yapmanızı engelleyen biri de yok.


başarısızlık nedenleri

Bir filozof, “Hayat doğduğumuzda hepimize bir mermer bloğu verir. Bazılarımız ondan güzel bir heykel yaparız, bazılarımız ise hoyratça peşimizden sürükleyip paramparça ederiz” demişti.

Kaybedenler de kazananlar gibi benzer ve farklı özelliklere sahiptir. Bazıları Leonard Cohen’in deyişiyle ‘görkemli kaybeden’dir. Bazılarının yokluğu anlaşılmaz. Bazıları kaybederken başkalarına da zarar verir; bazıları ise ‘sadece kendine zararlı’ kaybedendir. Kazananlar gibi kaybedenler de ‘felsefeli kaybedenler’ ve ‘felsefesiz kaybedenler’ diye ikiye ayrılabilir.

Kazanmak gibi kaybetmek de bağımlılık yapabilir. Kaybetmişliğiyle barışmanın ötesine geçip kaybetmeyi kimlik hâline getirmek mümkündür. Bu bağlamda ‘param yok’ demekle ‘ben fakirim’ demek arasında dağlar kadar fark vardır. Kaybetmeyi kimlik hâline getirmek —bunun Türk usulü versiyonu arabeskleşmedir— kaybetmeyi kalıcı ve ‘sürdürülebilir’ kılar.

Hiç kimse durduk yerde kaybeden olmaz. Kaybeden olmak için de bazı şekillerde düşünmek, davranmak ve inanmak gerekir. Kaybeden olmanın da yapılacaklar ve yapılmayacaklar listesi vardır. Kaybetmek için doğanlar pek fark etmeseler de kaybetmek için de çaba harcamak gerekir!

Kaybetmeye yatkın insanların 10 ortak özelliği

Peki hayat oyununda kaybetmeye yatkın insanların düşünce ve davranışlarında sıklıkla karşılaşılan ortak özellikler nelerdir?

1. İç disiplin yetersizliği

Başarısız insanların birinci ortak özelliği, irade gücünün zayıflığıdır. Kendini içinden disipline ederek bir amaca doğru harekete geçirememek, bu insanların en büyük eksiğidir.

İrade gücü, insanın kendi iç güçlerini bir mercek gibi toplayıp bu gücü bir amaca yöneltmesidir. İradesi zayıf olduğu için kendini kontrol edemeyenlerin olayları ve diğer insanları yönetmesini beklememek gerekir.

2. Zaman kullanım bilincinde zayıflık

Başarılı ya da başarısız herkesin 24 saati vardır; farkı yaratan, bu zamanı nasıl kullandıklarıdır. Başarmak istediği işleri bir zaman çerçevesine oturtan, yani ‘işleri takvime bağlayan’ ve sonra kendini programına göre denetleyen kişi, iyi bir kişisel organizasyon sistemi kurmuştur.

Belli bir amaç ve yön duygusuyla hareket etmeyenler zamanın değerini de bilemez. Yapılacak işleri olanlar için zaman geçer, amacı olmayanlar içinse zaman döner! Sabah olur, öğlen olur, akşam olur, tekrar sabah olur!

3. Başarıyı dış faktörlere bağlama eğilimi

Bernard Shaw, ünlü esprisinde, “Başarı tamamen şansa bağlıdır, inanmıyorsanız başarısızlara sorun!” der. Başarısızların, hayatlarındaki sonuçları kendi karar ve seçimlerine bağlamak yerine kader, kısmet, şans ve şartlar gibi dışsal faktörlere bağlama eğilimi yüksektir.

Egolarını savunmak ve öz saygılarını korumak için başarısızlığı “Rüzgâr karşıdan esiyordu, hakem karşı tarafı tutuyordu” gibi gerekçelerle açıklarlar. Bu tutumun tehlikesi nedir? İnsanlar başkalarını ve şartları çok fazla suçlarsa öğrenmeye zaman bulamaz.

4. ‘Saydı’ tipi düşünmeye yatkınlık

Başaranlar, önlerindeki şartlardan nasıl başarılı bir sonuç çıkarabileceklerini düşünür. Başarısızlık merkezli düşünenler ise ‘başka şartlarda olsalardı’ neler yapabileceklerini anlatıp durur. Bu, ‘saydı’ tipi düşünmedir. Bu tür kadınlar ‘erkek doğsalardı’ neler yapabileceklerini anlatırken, bu tür erkekler de ‘kadın doğsalardı’ neler yapabileceklerini sayıklar.

Daha ilkokula bile gitmemiş olan İbrahim Tatlıses, “Urfa’da Oxford olsaydı, biz de giderdik” der! Kısacası başarı sonuç alır, sevinir ve susar. Başarısızlık konuştukça konuşur. Çünkü elinden iş gelmeyenlerin dilinden çok söz gelir! Cenap Şahabettin’in deyişiyle, “Yerinde sayanlar yürüyenlerden daha çok gürültü çıkarır.”

5. Arabeskleşmeye yatkınlık

Başarısızlığa götüren tavırlardan biri de arabesk düşünmeye yatkınlıktır. Arabesk hayat görüşü, sürekli bir ‘başarısızlık beklentisi’ içindedir. Kişi kendini ‘bela paratoneri’ gibi görür.

Arabesk söyleyerek başarılı olunabilir ama arabesk bir dünya görüşüyle başarıdan başarıya koşmak pek mümkün değildir. Arabesk tavırlılar söylemek yerine söylenmeye, anlatmaktan çok alınmaya yatkındır. Sürekli bir ‘kurban psikolojisi’ içinde kıvranır; eziklik ile ezme içgüdüsü arasında savrulur ve ‘doğru dozda tavır’ sorunu yaşarlar.

6. Atalet ve tembelliğe yatkınlık

İçinizde olup sizi durduran nedir? Atalet!

Atalet; miskinlik, tembellik, üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareket etmek ve yılgınlık demektir. Kaybedenlerin ana ruh hâli, tembellik ve atalet psikolojisidir.

7. Kaybetme korkusundan kazanmaya kalkışmama

Bir araştırma, insanların “Ya başaramazsam” diye korkanlar ve “Ya başarırsam” diye korkanlar diye ikiye ayrıldığını göstermiştir. Pek çok insanda başarısızlık korkusundan çok ‘başarı korkusu’ olduğu ortaya çıkmıştır.

Başarı korkusu, bazı kişilerin başarılı olunca samimiyetlerini kaybedeceklerini, arkadaşları tarafından eskisi gibi sevilmeyeceklerini ya da insanların onlara çıkarları için yaklaşacağını düşünerek başarıdan uzak durmasıdır.

Bir başka grup ise ‘ya başarılı olduktan sonra zirvede kalamaz, gördüğümden eksik yaşarsam’ kaygısıyla başarıdan uzak durur. Kısacası başarısızlar hem ‘ya başarırsam’dan hem de ‘ya başaramazsam’dan korkarlar!

8. Psikolojik iç sabotajlara yatkınlık

Başarısız insanların zihninde psikolojik iç sabotaj mekanizmaları bolca bulunur. Bir yanları inşa ederken diğer yanları imha eder; bir yanları ileri iterken diğer yanları geri çeker.

Neyin doğru, neyin yanlış; neyin ileriye götürdüğü, neyin geride bıraktığı konusunda net değillerdir. Başarı konusunda derin bir kafa karışıklığı yaşarlar. Kafası net olmayan insanların eylemleri de net olmayacaktır. Nazım’ın bir deyişini biraz değiştirirsek: “Bana kafanızın içinde başarının net bir resmini yapabilir misiniz?”

9. Kendini geliştirmeye kapalılık, kurnazlığa yatkınlık

Az gelişmiş insanların katakulli kapasitesi çok gelişmiş olur! İşini en doğru ve verimli şekilde nasıl yapacağına kafa yormak yerine önce o işin kurnazlığına kafa yormak, tipik bir ‘az gelişmiş başarısız insan’ tavrıdır. Bu tür insanlar, ülkemizde çoğunlukta oldukları için yaygınlıktan gelen bir rahatlığa sahiptir. Kurnazlık, otoriter ve az gelişmiş toplumlarda yaygındır.

Ege Cansen’in deyişiyle, ‘bilgi açığını kurnazlıkla, beceri yetmezliğini ise kabadayılıkla kapatma’ eğilimi başarısızların karakteristiğidir. Başarısızların çoğu yeni şeyler öğrenmeye kapalı bir zihin yapısına sahiptir. Hayat ve başarı üzerine yeni şeyler öğrenmektense kendi arabesk ezberlerini tekrarlamayı tercih ederler. Yaşadıkları olaylardan çıkardıkları dersler bile daha önce çevreden duydukları kulaktan dolma fikirlerdir.

10. Başarı hakkında yanlış yargılara sahip olmak

Başarılı insanlar ‘başarının sırrı’nı bilir. Başarısız insanlar da bilir! Arada bir fark vardır: Başarısızlar yanlış bilir! Daha da kötüsü, bazıları doğrusunu bilmek de istemez. Çünkü başarının kendi ellerinde olabildiğine inanmak, insanı sorumluluk altına iter. Nasıl başaracağını öğrenip hayatının sorumluluğunu taşımak yerine kişisel gelişim kitaplarını ve yazarlarını suçlamak çoğu insana daha kolay gelir.

Başarı da futbol ve siyaset gibi, hemen herkesin fikir sahibi olduğu ama çok az insanın birinci sınıf bilgi sahibi olduğu bir alandır. Beynimiz başarı hakkında hurafeler ve ‘leylek hikâyeleri’yle doludur. Başarısızların yapması gereken ilk şey, başarı üzerine yeni şeyler öğrenmek değil; başarı hakkında bildiklerinin bazılarını unutmaktır!

Yazarı: Mümin Sekman
Images

Odaklama Kanunu Do臒ru 脟al谋艧谋n

Neye odaklan谋rsak, neye dikkatimizi verirsek onu yarat谋yor, onu 莽o臒alt谋yoruz. Sak谋nmaya 莽al谋艧t谋臒谋m谋z 艧ey yerine elde etmeye 莽al谋艧t谋臒谋m谋z pozitife odaklanmak 莽ok 枚nemli.

Size ger莽ek bir hik芒ye anlataca臒谋z. Bir kad谋n谋n g枚zlerinde 莽aresi olmayan bir hastal谋k olu艧uyor ve k枚r olma tehlikesi ile kar艧谋 kar艧谋ya kal谋yor. Doktorlar hi莽 bir 艧ey yapamayacaklar谋n谋 soyluyorlar. 脟ok kararl谋 olarak ve duyduklar谋ndan hi莽 ho艧lanmayarak kad谋n, bu kadar 莽aresiz kalmasa asla y枚nelmeyece臒i alternatif terapilere y枚neliyor. Bunu yapmay谋 g眉l眉n莽 buluyor ama i莽inde bulundu臒u 莽aresiz durumdan dolay谋 denemeye karar veriyor.

Sonunda kad谋n alternatif y枚ntemler uygulayan bir terapiste gidiyor. Terapist ondan hayatini ve kendisini anlatmas谋n谋 istiyor. Anlatmaya ba艧lad谋ktan sonra birden terapist kad谋n谋 susturuyor ve " son 10 dakika i莽inde tam 15 kez "nefret ediyorum" c眉mlesini kulland谋臒谋n谋z谋n fark谋nda m谋s谋n谋z? " diyor. Kad谋n 艧oka u臒ruyor. Pek 莽ok 艧eyi a莽谋klarken "nefret ediyorum" kelimesini kulland谋臒谋n谋 fark ediyor...

"D眉nyan谋n gitmekte oldu臒u halden nefret ediyorum"
"Okullarda 莽ocuklara davranma 艧ekillerinden nefret ediyorum"
"Onu g枚rmekten nefret ediyorum"
"Bunu yapmaktan nefret ediyorum"

Bu onun i莽in ger莽ekten g枚z a莽t谋r谋c谋 bir deneyim oluyor. Bunun 眉zerinde kulland谋臒谋 kelimeleri de臒i艧tiriyor ve y谋llar sonra hala m眉kemmel g枚rebiliyor.

Burada Evrensel Kanunlardan "odaklanma kanunu" devreye giriyor.

Odaklanma Kanunu
Neye odaklan谋rsak, neye dikkatimizi verirsek onu yarat谋yor, onu 莽o臒alt谋yoruz.

Sak谋nmaya 莽al谋艧t谋臒谋m谋z 艧ey yerine elde etmeye 莽al谋艧t谋臒谋m谋z pozitife odaklanmak 莽ok 枚nemli. 脰rne臒in asla ya艧lanmamaya odaklanmay谋n, bunu yaparsan谋z k谋sa surede ya艧lanaca臒谋n谋z kesin. Bunu yerine sa臒l谋kl谋, enerjik ve gen莽 olmaya odaklan谋n, dikkatinizi bunlara verin.

Kulland谋臒谋m谋z kelimelere dikkat etme konusunda 莽ok ilgin莽 bir tak谋m bilgiler var, 枚yle ki "-s谋z" tak谋s谋 ile biten kelimeleri bile literat眉r眉n眉zden 莽谋kar谋n.

脰rne臒in "S谋n谋rSIZ bolluk istiyorum" derken, asl谋nda bilin莽alt谋n谋z谋n anlad谋臒谋 s谋n谋rl谋 bolluk. Bir ba艧ka 枚rnek de "kolay, 莽abas谋z ve e臒lenceli bir ili艧ki istiyorum" derken asl谋nda kolay, 莽aba gerektiren ve e臒lenceli bir ili艧ki 莽ekiyorsunuz 莽眉nk眉 "莽aba" kelimesinden sonraki "s谋z" eki onu olumsuz hale getiriyor ve bilin莽alt谋n谋z bu kelimeyi caba olarak isleme sokuyor. Bunun yerine "kolay ve e臒lenceli bir ili艧ki istiyorum" demeniz ve bunu d眉艧眉nmeniz, b枚ylesi bir ili艧kinin size gelmesini 莽ok daha kolayla艧t谋r谋yor.

A臒z谋n谋zdan 莽谋kan kelimelere dikkat etmeye 莽al谋艧谋n. Yak谋nlar谋n谋za s枚ylediklerinize dikkat etmelerini rica edebilirsiniz. En 莽ok neler s枚yl眉yorsunuz, ne t眉r kelimeler, deyimler, s谋fatlar kullan谋yorsunuz...

"Binlerce kilometrelik bir yola 莽谋kmak i莽in 枚nce bir ad谋m atmak gerekir" deyi艧inden yola 莽谋karak,

1- Yaz谋n
K眉莽眉k, sevimli bir defter al谋n ve her sabah 艧眉kretti臒iniz 5 艧eyi bu k眉莽眉k deftere yaz谋n... Her 艧eyi yazabilirsiniz... 脰rnek: "g枚rebildi臒im i莽in, ak艧ama yiyece臒im oldu臒u i莽in, ku艧lar谋n seslerini duyabildi臒im i莽in"...siz bu 莽al谋艧may谋 yapt谋k莽a neler neler bulacaks谋n谋z 艧眉kredecek... Ve 艧眉kretme enerjisi Evrene en do臒rudan "bunlardan daha fazla istiyorum" demektir ve Evren sizi 莽ok rahat duyabilecektir.

2- G眉zel 艧eyler s枚yleyin
Her g眉n yak谋n 莽evrenizden veya hi莽 tan谋mad谋臒谋n谋z insanlardan (d眉kk芒nlarda servis verenler, dolmu艧 艧of枚r眉, simit莽i) 2 ki艧iye onlar谋 iyi hissettirecek bir 艧eyler s枚yleyin... Bu ki艧iler ne kadar tan谋mad谋臒谋n谋z ki艧iler olurlarsa o kadar iyi... ve verdikleri tepkiyi izleyin...

3- Te艧ekk眉r edin
Be臒endi臒iniz 艧eyleri insanlara ifade edin, te艧ekk眉r etmeyi al谋艧kanl谋k haline getirin... G谋da 眉r眉nleri sat谋lan bir d眉kk芒na girdiniz ve mesela 莽ok temiz buldunuz, "ne kadar temiz bir d眉kk芒n, 莽ok ho艧uma gitti" deyin...

4- S枚zlerinize dikkat edin!
S枚ylediklerinize dikkat etmeye ba艧lay谋n. A臒z谋n谋zdan 莽谋kanlara 枚nem verin. S枚zlerinizi, c眉mlelerinizi fark edin. Bunun i莽in etraf谋n谋zdan da yard谋m isteyebilirsiniz. Onlar sizi d谋艧ar谋dan bir g枚z olarak 莽ok iyi g枚zleyebilirler. 陌nsano臒lu kadar kendisine k枚r bir ba艧ka varl谋k yoktur bu d眉nyada.
Images

Kendimize Öğütler

Hayatında her ne yapıyorsan, şikâyet etmeden ve söylenmeden yapmaya çalış. Bir şey hoşuna gitmiyorsa yalnızca yakınmakla kalma; kendine, “Bunu neden yaşıyorum ve değiştirmek için ne yapabilirim?” diye sor. Değişimin yolunu aramak, sorumluluğu eline almanın ilk adımıdır. Bu kendimize öğütler, olup biteni sorgulamayı ve kendi seçimlerimize yeniden bakmayı hatırlatır.

Hayat öğütleri: Önce kendine dön

Karşılaştığın her olay ve durum, kendini daha yakından tanımana vesile olabilir. Biri sana hakaret ettiğinde bunu hak ettiğin ya da davranışın kabul edilebilir olduğu anlamına gelecek biçimde yorumlama. Önce yaşadığın şeyin sende ne uyandırdığına bak; kendi payına düşen bir farkındalık var mı, diye sor. Ara ve… bul. Bu soru, başkasının davranışını mazur görmek için değil, kendi iç dünyanı daha iyi anlamak için sorulmalı.