Kendime saygı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Kendi Merkezini Tanı

Kendi merkezini tanıyor musun? Osho’nun bu sorusu, kendini tanıma ve başkalarının onayına duyulan ihtiyaç üzerine düşünmeye çağırıyor. İnsan kendi iç dünyasını tanımadığında, kendisi hakkında güven duygusu kurmak için dışarıdan gelecek sözlere ve desteğe daha fazla ihtiyaç duyabilir.

Sahte benlik nedir?

Osho’nun bu metninde sahte benlik, başkalarının takdirine ve onayına bağlı olan bir merkez olarak anlatılır. Kişi kendisini zeki, güzel ya da güçlü hissetmek için bunları ona söyleyecek insanları arar. Bu sözler bir süre güven verebilir; ancak benlik algısı sürekli dışarıdan gelen övgülere dayanıyorsa, kişi başkalarının desteğine bağımlı hâle gelir.

Osho, bu ihtiyacı hipnotik telkin benzetmesiyle ifade eder: İnsan, kendisi hakkında duymak istediklerini başkalarından tekrar tekrar işitir ve böylece bunlara inanmayı umar. Buradaki temel soru, kişinin kendisini nasıl sunduğu değil; kendisini gerçekten tanıyıp tanımadığıdır.

Başkalarının görüşlerine bağımlılık

Bu düşünceye göre insan kim olduğunu bilseydi, başkalarının onun hakkındaki sözleri karşısında bu kadar kaygılanmazdı. Çünkü başka insanların değerlendirmeleri, kişinin iç dünyasını bütünüyle tanımlayamaz. Osho’nun vurguladığı üzere insanlar başkaları hakkında konuşurken kendi bakış açılarını ve kendilerini de ortaya koyarlar.

Başkalarının görüşlerine bağımlılık arttığında, kişi onların ne düşündüğünü sürekli izleyebilir; beğenilmek, beklentileri karşılamak ve saygın görünmek için çaba gösterebilir. Osho, bu uğraşı egoyu süslemeye benzetir. Böyle bir çaba, insanı kendi merkezinden uzaklaştırıp başkalarının onayını aramaya yöneltir.

Gerçek benlik ve kendi merkezini tanımak

Osho’nun sözleri, gerçek benliğe dair hazır bir tanım vermekten çok, dış onaya yaslanan sahte merkezin nasıl işlediğine dikkat çeker. Kendi merkezini tanımak; başkalarının her sözünü kendin hakkında kesin bir hüküm saymamak ve kimlik duygusunu yalnızca takdir edilmek üzerine kurmamaktır.

Bu bakış açısı, başkalarının düşüncelerini bütünüyle önemsiz görmek anlamına gelmez. Metnin odağı, kişinin kendisi hakkındaki bütün değerlendirmeleri dışarıdan beklemesi ve sürekli kabul görmeye çalışmasıdır. Kendini tanıma sorusu da burada belirir: Başkalarının övgüsü olmadan kendin hakkında ne hissediyorsun?

“Kendi merkezini tanıyor musun? Eğer tanımıyorsan, sürekli korkacaksın. Sahte benlik sürekli korkar; her zaman başkalarından destek alma ihtiyacı hissedersin. Seni takdir edecek, alkışlayacak; ne kadar güzel ya da zeki olduğunu söyleyecek birilerini ararsın.

Kim olduğunu bilmiyorsun. Eğer bilseydin, başkalarının senin hakkında söyledikleri seni bu kadar endişelendirmezdi. İnsanlar senin hakkında bir şey söylediğinde, aslında kendilerini anlatırlar.

İnsanlar ne derse desin, sen yine de korkarsın; çünkü hâlâ sahte merkeze tutunuyorsun. Bu merkez başkalarına bağımlıdır. Sürekli onların izinden gider, onları tatmin etmeye ve saygın görünmeye çalışırsın; egonu süslemeye uğraşırsın. Bu, intihar etmek gibi bir şeydir.”

— Osho
Images

Olumsuz İstenmeyen Duygulardan Kurtulmak.

Bazı önemli kararlar yüzünden kafamız dağınık olabilir ve zihnimizin bulutları diğer işleri yapmamıza engel olabilir. Böyle bir anda hayatın üzerimizdeki etkileri hakkında endişeleniriz.
      Hayatımızla ilgili olarak düşünüyor, soruyor, söyleniyor, tartıyor analiz ediyor, endişeleniyor ve stres içinde olabiliyoruz. Böyle b
ir zamanda genellikle ilk olarak kendimiz için kederleniriz ve bu tür şeylerin hep bizim başımıza geldiğini düşünürüz.             Halbuki bu sadece sinir sistemimizin bir oyunudur.
İşte bu anda yeni davranışın seçileceği gelişme anıdır. Eski davranışa direnip bir üst versiyon halimizin davranışını belirleme zamanı!..
     Değişik bir davranış seçip arzu ettiğim kişi olma fırsatı. Peki neler yapılabilir. Beni kurban rolüne sokan, gözümün önüne gelen resimlerin renklerini değiştirip daha canlı, aynı kendimi güvenli, huzurlu ve mutlu hissettiğim anlarda , gözümün önüne gelen resmin renklerinde olduğu gibi, anı bu renklerle değiştirebiliriz. Bunu zihnimizde anında yaparız.
     Eylem olarak ise hemen yakın çevrendeki biri için iyi bir şey yapın. Başkalarının problemlerine yardımcı olabilmek için biraz zaman yaratın. Biz kendi yolumuzdan çekildiğimizde, yardım esnasında hissettiğimiz duygular ve karşımızdaki insanların duygularının bulaşıcı olması sayesinde ruh halimiz değişecektir.  Umulmadık bir biçimde yaşadığımız soruna farklı bakış açılarında bakacağımız için ya yeni çözümler görmüş, üretmiş oluruz ya da zaten sorunun belki de o kadar büyük olmadığını bile görebiliriz.
İçinde bulunduğumuz ruh hali değişince sorunların önemi de değişir.
         Karşımızdaki insanlara yardım etmemiz onları mutlu eder ve bize karşı minnet duyarlar. Bu hisler siz gülümsediğimizde karşınızdakinin de size gülümsemesi gibi buna bumerang etkisi yapar diyoruz.
Duygular bulaşıcıdır.
       İyi hisler bulaşır. Kötü hislerde de tercih sizin Sorunun yana yakıla anlatıp çevrenize çaresizliğinizi haklı çıkarmaya çalışarak onları sizleri destekler duruma getirmek mi iyi, yoksa onlara yardım ederek onlara yaşatacağınız hoş, insani duyguların bulaşmasını sağlamak mı?
Her zamanki gibi karar yine sizin...

Banu Gökçül
Yaşam Yön. Kişisel Gelişim
Yaşam Koçu