Images

Bakış Açısının Önemi: Olaylara Olumlu Bakmak

Her şeye olumlu yaklaşmanın önemi inkâr edilemez. Çünkü bakış açısı, bir durumun hangi yönünü gördüğümüzü ve onu nasıl yorumladığımızı etkiler. Aynı olay, bir kişi için eksiklik anlamına gelirken başka biri için eldeki imkânı veya yeni bir fırsatı gösterebilir.

Yarım bardak örneği: Eksik olana mı, mevcut olana mı bakıyoruz?

Yarım bardak suyu düşünelim. Olumlu bakan kişi, bardağın yarısına kadar su dolu olduğunu söyler ve mevcut olanı görür. Olumsuz zihniyetteki kişi ise bardağın yarısının boş olduğuna odaklanır; yani olmayanı öne çıkarır. Bardaktaki su miktarı değişmez, fakat onu tarif etme biçimimiz değişir.

Bu örnek, olumlu bakış açısının her şeyi olduğundan daha iyi göstermek anlamına gelmediğini hatırlatır. Buradaki fark, aynı durum içindeki hangi noktaya dikkat ettiğimizdir. Eksik olanı görmek mümkün olduğu gibi, elimizde bulunanı fark etmek de mümkündür. Olaylara olumlu bakmak, koşulları yok saymadan mevcut imkânları da hesaba katmaya yardımcı olur.

Ayakkabı hikâyesi: Aynı durum, farklı yorum

Bir ayakkabı firması, pazarlamacılarından birini ayakkabı satmak üzere Afrika’ya gönderir. Pazarlamacı dönüşünde patronuna şöyle der:

“Ne yazık ki, bir çift bile ayakkabı satamayız; çünkü Afrika’da hiç kimse ayakkabı giymiyor, ayakkabı nedir bilmiyor.”

Meseleyi iyi bilen patron, ardından bakış açısı farklı ve olaylara olumlu bakan başka bir pazarlamacıyı gönderir. Bu pazarlamacı büyük bir heyecanla döner, patronun odasına girer ve şöyle der:

“Afrika'da hiç kimsenin ayakkabısı yok! Bunları ayakkabı giymeye alıştırdık mı, milyonlarca ayakkabı satarız.”

İki pazarlamacı da aynı duruma bakar: Orada kimsenin ayakkabısı yoktur. İlk kişi bunu satışın önündeki engel olarak değerlendirir. İkinci kişi ise aynı durumu, ayakkabıyla tanışmamış insanlara ulaşma fırsatı olarak yorumlar. Değişen koşullar değil, koşullara verilen anlamdır.

Olumlu düşünmenin önemi

Bu hikâyede öne çıkan nokta, olumlu düşünmenin her durumda başarıyı garanti etmesi değildir. Hikâyenin gösterdiği, bir durumu yalnızca olumsuz yönüyle değerlendirmenin başka seçenekleri görmeyi zorlaştırabileceğidir. Olumlu yaklaşan pazarlamacı, karşısındaki durumu farklı bir ihtimal üzerinden düşünür ve harekete geçmek için bir neden bulur.

Günlük hayatta da benzer bir değerlendirme yapabiliriz: Bir sorunla karşılaştığımızda yalnızca neyin eksik olduğuna mı bakıyoruz, yoksa elimizdeki kaynakları ve deneyebileceğimiz yolları da düşünüyor muyuz? Bu sorular, gerçeği değiştirmez; ancak seçenekleri daha açık görmemize yardımcı olabilir. Bakış açısının önemi de burada ortaya çıkar: Yorumumuz, bir sonraki adımımızı etkileyebilir.

Bakış açısını değiştirmek, gerçeği inkâr etmek değildir

Olumlu düşünmek, yaşanan zorluğu yok saymak ya da her şeyin kendiliğinden düzeleceğini varsaymak değildir. Yarım bardak örneğinde bardak yine yarımdır; ayakkabı hikâyesinde de pazarlamacıların karşılaştığı koşul aynıdır. Olumlu yaklaşım, bu koşulların içindeki mevcut olanı ve değerlendirilebilecek ihtimalleri fark etmeye çalışır.

Bu nedenle bir durum karşısında yalnızca “Neler eksik?” diye sormak yerine “Elimizde ne var ve bunu nasıl değerlendirebiliriz?” sorusunu da düşünmek, daha geniş bir değerlendirme yapmamızı sağlayabilir. Olumlu bakış açısı, sorunları görmezden gelmek değil; sorunla birlikte imkânları da görebilmektir.

Aynı olaya farklı yönlerden bakabilmek, düşünme biçimimizi ve seçeneklerimizi gözden geçirmemize yardım eder. Bardağın dolu tarafını fark etmek de ayakkabı hikâyesindeki fırsatı görmek de bize şunu hatırlatır: Bazen değişmesi gereken önce olay değil, ona baktığımız yöndür.

0 yorum: