BİRİNCİ BÖLÜM: ÇEKİM YASASI
İKİNCİ BÖLÜM: BİLİNÇALTI DÖNÜŞÜM REHBERİ
Gülümseyin. Hayatın anlamı keyif almak ve gülümsemektir.
Yaşamımızda çoğu zaman bir şeyler istediğimizi konuşur, ardından onlara sahip olamama hikâyeleri anlatırız. Nasıl sahip olamadığımızı tekrar tekrar dile getirmenin, bir gün istediklerimizi elde etmemize yardımcı olacağını sanabiliriz.
Bir şeyi istediğimizi söyleyip nasıl sahip olamayacağımız konusunda mazeretler üretiyorsak, belki de o şeyi gerçekten isteyen biri değilizdir. Belki de hiçbir şey yapmıyor olmanın verdiği rahatsızlığı azaltmak için zihnimizde rahatlatıcı bir hikâye kuruyoruzdur.
Çünkü hiçbir şey istemediğimizde ya da zihnimize egomuzu besleyecek bir şey vermediğimizde kendimizi değersiz ve yetersiz hissedebiliriz. Bu duygudan kaçınmak için de gerçekte sahip olmak istemediğimiz şeyleri isteklerimiz gibi benimseyebilir, onları neden elde edemediğimizi anlatmaya devam edebiliriz.
Kendimize kötü hissetmemek adına hangi yalanları söylüyoruz? Gerçekte sahip olmak istemediğimiz hangi şeyleri isteğimiz diye sahiplenip kendimizi kandırıyoruz? Bu soruların yanıtları, bir isteğin gerçekten bize ait olup olmadığını fark etmemize yardımcı olabilir.
Uzun süredir “istiyorum” diyerek oyalandığınız isteklerinizi gözden geçirin. Bir an durup, bu isteğin peşinden gitmeye gerçekten gönüllü olup olmadığınızı düşünün. Bir şeyi arzuladığınızı söylemekle onu seçmek aynı şey olmayabilir. Gerçek istekte, ona sahip olmayı seçmek ve bunun için ne gerekiyorsa yapmaya, o yönde olmaya gönüllü olmak vardır.
Bu bakış, kendine izin vermenin de bir parçasıdır: İsteğinizi başkalarının beklentilerinden ayırmak, mazeretlerinizi dürüstçe incelemek ve seçiminizin sorumluluğunu almaya hazır olup olmadığınızı görmek. Burada amaç kendinizi yargılamak değil; gerçekten ne istediğinizi daha açık biçimde sorgulamaktır.
Babalarımız, dünyaya gelmemize aracılık eden kişilerden biridir. Doğumumuzdan itibaren hayata tutunmamıza yardımcı olurlar; yaşamı anlamlandırırken onların davranışlarını, seçimlerini ve bakış açılarını da modelleyip taklit edebiliriz. Kişiliğimizin oluşumunda bu etkinin önemli bir yeri vardır.
Çocukken kendi seçimlerimizi oluşturmak yerine çoğu zaman ebeveynlerimizin bir uydusu ya da benzeri gibi hareket ederiz. Zamanla onların düşüncelerini kendi gerçekliğimiz sanabilir, bize ait olmayan beklentileri taşımaya devam edebiliriz. Babadan özgürleşmek, babayı reddetmek ya da geçmişi yok saymak değil; bu etkileri fark ederek kendi bakış açımızı ve seçimlerimizi geliştirmektir.
Ailenin görevi bizi yaşama hazırlamak ve toplumsallaştırmaktır. Anne ve babalar bunu, içinde yaşadıkları kültüre ve dünyaya ilişkin kendi bakış açıları doğrultusunda yaparlar. Çocuklarının topluma uyum sağlamasını kolaylaştırmak için yaşam hakkında doğru bildiklerini onlara aktarır, bazen de bu düşünceleri tek geçerli yolmuş gibi benimsetirler.
Bu yaklaşım onlar için anlamlıdır; çünkü kendi hayatlarını bu doğrularla sürdürmüşlerdir. Çocuklarına da aynılarını aktarırlarsa onların hayatta kalıp yaşamlarına devam edebileceklerini düşünürler. Oysa yaşamı kurmanın tek bir biçimi yoktur. Yaşamda tek bir yaşam yaratma biçimi yoktur. Sonsuz ve sınırsız yaşam yaratma biçimi vardır. Ve yaşam, yaratan tarafından belirtilen süre kadar garanti altına alınmıştır.
Bizim için işlemediği, işlevsel olmadığı hâlde çevremizde gördüğümüz ve filmlerde seyrettiğimiz hayatların ne kadarını kendi hayatımızda oluşturmaya çalışıyoruz? Başkalarının yaşamını kendimize örnek alıp aynı biçimde kuramadığımızda, kendimizi başarısız ya da yetersiz ilan edebiliyoruz. Oysa belki de mesele yeterince çabalamamak değil; bize uymayan bir hayatı kendimiz için oluşturmaya çalışmaktır.
Çevremizde gördüğümüz veya filmlerde izlediğimiz yaşam biçimleri bize bir şeylerin nasıl yapılabileceğini gösterebilir. Ancak bir başkası için işe yarayanın bizim için de doğru olacağını varsaymak zorunda değiliz. Herkesin koşulları, kolaylıkla yapabildiği şeyler ve hayata katabildiği özellikler aynı değildir. Bu nedenle başkalarının hayatını örnek almadan yaşamak, başkalarını bütünüyle reddetmek değil; gördüklerimizi kendi ihtiyaçlarımız ve yapabildiklerimiz açısından değerlendirmektir.
Olmak veya sahip olmak istediğimiz şeyle aramızdaki en büyük engel, çoğu zaman o şey hakkında kurduğumuz tanımlar ve ona ulaşmanın nasıl olması gerektiğine dair şablonlarımızdır. Kendine izin vermek, yalnızca bir şeyi istemek değil; isteğinin önüne koyduğun bu tanımları ve kalıpları fark etmeye de açık olmaktır.
Bir şeyi zor elde etmenin onu daha değerli yapacağını düşünebiliriz. Hatta o şeyin zor olmasından gizli bir mutluluk duyarız. Zorluk, böylece yalnızca aşılması gereken bir engel olmaktan çıkar; istediğimiz şeye ulaşmanın doğal, hatta gerekli yolu gibi görünmeye başlar. Bu düşünceye tutundukça kolaylık ihtimalini gözden kaçırabiliriz.
Yaşamdaki her şey bir illüzyondan ibarettir.
Her şey bir bakış açısıdır.
Bu sözler, yaşadığımız her şeyin önemsiz ya da gerçek dışı olduğu anlamına gelmek zorunda değil. Bazen aynı durumu farklı biçimlerde yorumlayabilir, ona yüklediğimiz anlam nedeniyle farklı tepkiler verebiliriz. Bir şeyle ilgili bizim için geçerli olan gerçeklik, yalnızca onun ne olduğu ya da nasıl göründüğüyle değil, onun hakkındaki algılarımızla da şekillenir. Algı ve gerçeklik ilişkisi üzerine düşünmek, yaşadığımız duruma verdiğimiz anlamı fark etmekle başlar.
Yaşamımızı oluşturan şeyler, yaşamla ilgili sahip olduğumuz bakış açılarının yansımasıdır. Bazen aynı koşullar içinde bile farklı bir seçim yapmak, önümüzdeki olasılıkları yeniden görmemize yardımcı olabilir.
Kendin için işlevsel bir gerçeklik yaratmak için önce mevcut bakış açını ve seni sınırlayan kararları fark etmeyi deneyebilirsin. Neyi reddediyorsun? Neye direndiğini ya da neye izin vermediğini düşünüyorsun? Bir şeyin olamayacağına karar verdiğinde, başka hangi olasılıkları daha baştan dışarıda bırakmış olabilirsin?
Bu soruların amacı kendini suçlamak değil; seçimlerini daha yakından görmektir. Yaşamında sıkışıklık hissettiğin bir alanı düşün. O alanda değişmeyecek sandığın ne var? Bir şeyi kabul etmeye ya da farklı bir ihtimale açık olmaya gönüllü olsaydın, neler değişebilirdi?
Neyi alıp kabul edebilir, neye izin verebilir ve hangi enerji olabilirsin ki durum hayallerinin de ötesinde farklı bir şekilde değişsin? Bu gerçekliğin ötesinde, senin için gerçekten çalışacak bir gerçeklik nasıl yaratabilirsin?
Olmayacağına karar verdiğin ya da olmasını reddettiğin şeyleri fark etmek, yeni bir seçim alanı açabilir. Belki de kabul etmeye gönüllü olacağın bir şey, seni her alanda sıkışıp kaldığın noktaların dışına çıkaracak; yaşamında şahane, muhteşem ötesi ve sihir yaratacak bir kaosa yer açacaktır. Bu, kişisel gerçeklik oluşturma üzerine düşünürken kendine sorabileceğin sorulardan biridir.
Hayatında değişim yaratmanın yollarını ararken hemen kesin bir yanıt bulmak zorunda değilsin. Önce mevcut durumu nasıl değerlendirdiğini, neye izin verdiğini ve neyi mümkün görmediğini sorgula. Hayatta sıkışmış hissetmekten kurtulma isteğin, bazen farklı bir ihtimali düşünmeye açık olmakla başlayabilir. Gerçeklik yaratma, burada, kendi seçimlerini ve bakış açını fark etmeye davet eden bir sorgulamadır.
Bugün kendine şu soruları yöneltebilirsin: Neyi reddediyorum? Neye izin vermeye gönüllüyüm? Şu an göremediğim başka hangi olasılıklar var? Yanıtları hemen bulman gerekmez; soruların kendisi, senin için işlevsel olanı seçmeye ve mevcut bakış açının ötesine bakmaya alan açabilir.
Daha başka neler mümkün?
Halis Şahin
KONTROL SENDE Çekim Yasası Ve Bilinçaltı Dönüşüm Teknikleri Kitabı |
Yeni bir hafta, yeni bir gün, yeni bir başlangıç fırsatı… Bugün kendimize hangi soruları sormak, bu başlangıcı bizim için anlamlı kılardı? Bazen yeni bir kapı açmak için büyük kararlar almaktan önce, durup kendimize doğru soruları yöneltmemiz yeterlidir.
Bu soruların amacı hemen doğru cevabı bulmak değil; kendimizi, seçimlerimizi ve yaşamımızda neye yer verdiğimizi fark etmektir. Kişisel gelişim yolculuğunda kendini tanıma, çoğu zaman dikkatimizi içimize çevirmekle başlar.
Yeni başlangıcımıza hizmet edecek sorularla başlayalım:
Bu soruların bazıları ilk anda kolay yanıtlanmayabilir. Hatta bir sorunun cevabı, başka bir soruyu beraberinde getirebilir. Kendini tanımak için sorulması gereken soruların kıymeti, her birine hemen kesin bir yanıt vermemizde değil; bize neleri düşündürdüğünde saklıdır. Düşüncelerimizi, isteklerimizi ve günlük seçimlerimizi yargılamadan gözlemleyebiliriz.
Bütün bu arayışların ötesinde, yalnızca olduğumuz kişi olmayı kabul ettiğimiz ve kendimizi başka birine dönüştürmeye çalışmadığımız bir yaşam nasıl olurdu? Kendini olduğun gibi kabul etmek, değişme isteğinden vazgeçmek anlamına gelmek zorunda değil. Belki de kendimize şu anki hâlimizle bakabilmek ve nereden devam etmek istediğimizi fark etmek için bir alan açmaktır.
“Daha iyi” ya da “doğru” bir ben ararken, şu an olduğumuz kişiyi görmezden geliyor olabilir miyiz? İçimizde aradığımız kişi, ulaşmamız gereken uzak bir hedef mi; yoksa kendimize daha dikkatle baktığımızda fark edebileceğimiz yanlarımız mı? Bu sorulara verilecek cevaplar kişiden kişiye değişebilir. Önemli olan, kendimizle ve yaşamla ilgili düşüncelerimizi yeniden gözden geçirmeye açık olmaktır.
Gün içinde yaptıklarımızın hangileri bize kolaylık ve daha geniş bir hareket alanı sağlıyor? Hangileri artık alışkanlık hâline geldiği için sürüyor? Bu sorular, gündelik yaşamı suçlamak ya da her şeyi bir anda değiştirmek için değil; seçimlerimizi fark edebilmek için sorulabilir. Küçük bir fark ediş bile bugün nasıl bir başlangıç yapmak istediğimizi düşünmemize yardımcı olabilir.
Kişisel gelişim ve öz farkındalık, kendimiz hakkında hüküm vermekten çok, kendimize merakla yaklaşmayı da içerir. Bugün bu sorulardan birini seçip üzerinde biraz durabiliriz. Cevabımız değişebilir; zamanla başka bir anlam kazanabilir. Şimdilik, kendimize sormaya ve duyduğumuz cevaba alan açmaya ne dersiniz?
Daha başka neler mümkün?
Halis Şahin
KONTROL SENDE kitabımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?
KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN
Eskiden, ıssız bir adaya düşsen yanına alacağın üç şeyin ne olacağı sorulurdu. Bu kez soruyu biraz değiştirelim: Bugün yeni bir hayata başlamaya karar verseydin, kendinle ilgili hangi üç düşünceye sahip olmak isterdin?
Bu üç düşünceyi şimdiden hayatının bir parçası yapsaydın ve her gün kendine hatırlatsaydın, üç yıl içinde hayatın neye benzerdi? Nasıl biri olurdun? Bu sorular, olumlu düşünmeyi yalnızca güzel sözler söylemekten çıkarıp kendinle kurduğun ilişkiyi ve günlük seçimlerini düşünmeye davet ediyor.
Ankara’da CEPA Alışveriş Merkezi’ndeki Arkadaş Kitabevi’nde kitabımı raflarda görmek beni mutlu etti. Bundan daha iyi nasıl olur? Daha başka neler mümkün?
Kontrol Sende, çekim yasası ve bilinçaltı kayıt dönüşümü rehberi olarak hazırlanan bir kitaptır. Bu yazıda kitabın künyesini, baskı ve sayfa bilgilerini, ayrıca temin ve ödeme seçeneklerini bulabilirsiniz.
Kitabın tam adı Kontrol Sende: Çekim Yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi olarak belirtilmiştir. Kitabın öne çıkan ifadesi ise “İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN” sözüdür. Çekim yasası kitabı arayan ve başlıkta belirtilen bilinçaltı dönüşüm konusuna odaklanan okurlar, kitabın bu künyesini ve baskı bilgilerini inceleyebilir.
Bu bilgiler, 2017 tarihli Kontrol Sende kitabı için yazının yayımlandığı dönemde paylaşılan kitap künyesidir. Fiyat bilgisi güncel olarak değişebileceğinden, satın alma veya temin öncesinde iletişim kurarak bilgi almanız önerilir.
Kitabı temin etmek ve güncel fiyat bilgisini öğrenmek için cekimyasasi@hotmail.com adresine e-posta gönderebilir ya da Tel/WhatsApp üzerinden 0 553 06 00 464 numarasıyla iletişime geçebilirsiniz. Kitap hakkında bilgi almak veya sipariş sürecini sormak için bu iletişim bilgilerini kullanabilirsiniz.
Kitabın kredi kartıyla satın alınması için aşağıdaki bağlantı kullanılabilir:
Banka veya PTT kanalıyla ödeme yapmak isteyenlerin ayrıntılar için iletişime geçmesi gerekir. Adınıza imzalı kitap talep ediyorsanız ödeme sonrasında açık adresinizi ve iletişim bilgilerinizi yukarıdaki Tel/WhatsApp numarasına bildirmeniz istenir. Paylaşılan bilgiye göre kitap, PTT kargo ile gönderilir.
Kitabın teminiyle ilgili güncel ayrıntıları öğrenmek için www.hls-cekimyasasi.com adresini de ziyaret edebilirsiniz.
Bu soruyu ilk duyduğumda bana garip ve anlamsız bir cümle gibi gelmişti. Ancak üzerinde düşündükçe, enerjimizi nereye koyduğumuzun yaşamımızı yaratma biçimimizin temelinde yer aldığını gördüm. Kişisel enerji yönetimi de tam burada başlıyor: Gün içinde dikkatimizi, çabamızı ve imkânlarımızı nelere ayırdığımızı fark etmekle.
Yaşamda enerji farklı biçimlerde karşımıza çıkar; yediklerimizde, davranışlarımızda ve düşüncelerimizde. Burada kendimize şu soruyu sorabiliriz: Bize ayrılan zamanı ve gücü, yaşamımıza katkı sağlayan şeylere mi veriyoruz, yoksa sonunda bize pek bir şey katmayan uğraşlarda mı tüketiyoruz?
Bir düşünceyi uzun zamandır doğru kabul ediyor olmamız, onun bugün de bize hizmet ettiği anlamına gelir mi? Para, ilişkiler ve yaşamla ilgili benimsediğimiz bazı yargılar; seçimlerimizi, beklentilerimizi ve neyin mümkün olduğunu nasıl gördüğümüzü etkileyebilir. Bu yazıda amaç, her düşünceyi yanlış ilan etmek değil; doğru bildiklerimizi yeniden gözden geçirip bize iyi gelmeyenleri fark etmektir.
Kendimize şu soruyu sorabiliriz: Kendimizde neyi değiştirip dönüştürseydik para akışımız şu ankinin 10, 20, 30 katı olurdu? Bu, belirli bir sonucu garanti eden bir vaat değil; para hakkındaki kabullerimizi ve seçimlerimizi merakla incelemeye davet eden bir sorudur.
Para ile ilgili yanlış inançlar üzerine düşünürken, paranın ne olduğu ve hayatımızda nasıl yer alması gerektiği konusunda hangi fikirleri sorgulamadan benimsediğimizi fark edebiliriz. Bu fikirler bize seçeneklerimizi daraltıyor gibi mi geliyor, yoksa daha fazla olasılığı görmemize mi yardımcı oluyor? Bir düşüncenin bize hizmet edip etmediğini anlamak için, onunla birlikte hangi seçimleri yaptığımıza da bakabiliriz.
Bir başka soru da şu: Kendimizde neyi değiştirip dönüştürseydik yaşamımızda neşenin, eğlencenin ve işlevselliğin bulunduğu ilişkilerimiz olurdu? İlişkilerle ilgili yanlış inançlar, ne beklediğimizi ve ilişkiler içinde kendimize hangi imkânları tanıdığımızı düşünmemize yol açabilir.
Burada hemen bir cevap bulmak zorunda değiliz. “İlişkiler hakkında doğru kabul ettiğim düşünce ne?”, “Bu düşünce bana nasıl hizmet ediyor?” ve “Başka bir bakış açısı mümkün mü?” diye sorabiliriz. Bize hizmet etmeyen düşünceleri fark etmek, onları yargılamadan incelemek ve farklı bir seçeneğe açık olmak için bir başlangıç olabilir.
Parayla, ilişkilerle ve yaşamla ilgili kaç tane doğru bildiğimiz ama bize hizmet etmeyen yanlış tanımımız var? Bu soruyu yanıtlarken, aklımıza gelen her yargıyı kesin gerçek olarak kabul etmek yerine, onun hayatımızdaki etkisini merak edebiliriz. Bir düşünceyi değiştirmeyi seçmek, kendimize yeni olasılıkları görme alanı açabilir.
İçinden çıkamadığımız bir düşünceyle karşılaştığımızda kendimize şu soruları yöneltebiliriz:
Bu soruların amacı hazır cevaplar vermek değil; kendi düşüncelerimizi ve seçimlerimizi daha dikkatli fark etmemize yardımcı olmaktır. Sınırlayıcı inançlar olarak gördüğümüz düşünceleri ele alırken, her şeyi bir anda çözmek zorunda olmadığımızı da hatırlayabiliriz.
Bunun için hangi enerji, alan ve bilinç olabiliriz? Bize hizmet etmeyen düşünceleri keyifle, kolaylıkla ve alan hızında dönüştürmek neye benzerdi? Bu soruların yanıtını hemen bulmak şart değil. Soruların kendisi, alışılmış tanımlarımızın dışına çıkıp yeni ihtimalleri düşünmemize yardımcı olabilir.
Bir düşünceyi fark ettiğinizde, onu değiştirmeyi seçmek size nasıl hissettiriyor? Bugün para, ilişkiler ya da yaşamla ilgili hangi kabulünüzü yeniden incelemek istersiniz?
Daha başka neler mümkün?
Halis Şahin
KONTROL SENDE kitabımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz? Kendi kendinizin yaşam koçu olun.
Yaşamımızı kolaylaştıran ve zenginleştiren şey, alıp kabul etmeye gönüllü olmaktır. Almak ve kabul etmek, yalnızca bir şeye sahip olmakla ilgili değildir; o şeyin hayatımızda bulunmasına zihinsel olarak izin vermekle de ilgilidir.
Bir şeyi kabul etmek, onu mutlaka olmak, yapmak ya da elde tutmak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Buradaki gönüllülük, bir olasılığı daha baştan reddetmemek; hayatınıza neyin girebileceğine dair kapıyı kapatmamak demektir. Her şeyi seçmek zorunda değilsiniz. Sadece bir şeyin mümkün olmasına izin verebilirsiniz.
Regresyon Uygulaması Ses Kaydı- Geçmişte Yaşanan Olumsuz Duyguları Dönüştürmek.
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik Deneyimim
Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm
Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı
Ho’oponopono Yöntemi Nedir? Nasıl Uygulanır?
40 Günlük Bereket ve Zenginlik Planı
Zihin Filtreni Kontrol Et, Algıların değişsin.
İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları
Kendine Güven Telkini: Metin ve Ses Kaydı
İstediğim Kişiyi Hayatıma Çekebilir miyim?





