X.: Hayatım aynı gidiyor. İstediğim değişimleri gerçekleştiremedim.
H.Ş.: Gerçekten değişim istiyor musun?
X.: Bilmiyorum. Eski heyecanım kayboldu. Belki de değişimi yeterince istemiyorum?
Gülümseyin. Hayatın anlamı keyif almak ve gülümsemektir.
Aynı frekansa sahip insanlar aynı katta yaşayan komşulara benzer. En sık birbirlerini görürüler, en çok birbirlerini duyarlar.
Bu bir VAROLUŞ
seçimidir.
Var oluş seçimi kişinin, kim olduğu, ne olduğu, neyi yapıp
neyi yapamayacağı, neye sahip olup neye sahip olamayacağı, neyi hak edip neyi
hak etmeyeceği ve neye layık olduğu neye layık olmadığı kararlarının sonucunda
oluşturmuş olduğu olma halidir.
Kim olmayı ve ne olmayı seçtiğidir.
Yaşamınızı değiştirmek istiyorsanız önce VAROLUŞ seçiminiz değiştirmeniz gerekiyor.
VAROLUŞ seçiminiz için ise kendinizle ilgili inandıklarınızı değiştirmeniz gerekiyor.
İşin en zor kı
Yaşamımızda olduğumuz yer ve sahip olduğumuz şeyler; kim olduğumuz, kim olabileceğimiz ya da olamayacağımız, neleri yapıp yapamayacağımız ve nelere sahip olup olamayacağımız hakkındaki tanım ve bakış açılarımızla yakından ilgilidir. Kendimizle ilgili bu kabuller, dünyayı nasıl yorumladığımızı ve önümüzde hangi seçenekleri görebildiğimizi etkiler.
Bütün bunlar kimliğimizi oluşturur. Bir kimliğe sahip olmak pek çok alanda işimizi kolaylaştırabilir; fakat aynı kimlik, olmak, yapmak veya sahip olmak istediklerimizin önünde bir sınıra da dönüşebilir. Düşünce yapısını değiştirmek, kendimizi bir anda başka biri ilan etmek değil; kim olduğumuza dair kabullerimizi fark edip bunların bizi nasıl yönlendirdiğini incelemektir.
Şu anda olduğun kişi ve sahip oldukların; kendinle ilgili kim olduğuna, ne olabileceğine ve neleri yapabileceğine dair verdiğin kararların ve benimsediğin bakış açılarının bir yansımasıdır. Kendin hakkında tekrar tekrar düşündüklerin, zamanla yaşamda neyi mümkün gördüğünü de etkileyebilir.
Yaşamındaki mevcut durumdan memnunsan zihnini bu düşüncelerle beslemeye devam et. Değilsen, önce seni bugünkü bakışına götüren düşünceleri fark et. Ardından, sana artık hizmet etmeyen bir düşünceyi değiştirmeyi seçebilirsin.
Yaşamımızda yaptığımız şeylerden biri de kimsenin çözemeyeceği sorunlara sahip olmaya çalışmaktır. Bazen mevcut durumumuzu korumak, bazen de yapmadığımız bir şey için mazeret bulmak amacıyla böyle sorunlara tutunuruz.
Bu, bizim arka acil çıkış kapımızdır. Sorumluluk almaktan ya da bir adım atmaktan kurtulmamızı sağlar. Çözülemeyen sorunlar, harekete geçmemek için kullandığımız bir açıklamaya dönüşebilir; sorunları bahane olarak kullanmak, bulunduğumuz yerde kalmayı kolaylaştırır.
Bir sorunu çözüme kavuşturmak yerine onun çözümsüz kalmasına tutunmak, bizi konfor ve güvenli alanlarımızda tutabilir. Fakat bu sırada seçeneklerimizi de daraltıyor olabiliriz. Yaşamımızdaki yaratımların gerçek kaynağının kendimiz olduğunu görmezden gelerek, hangi düzen noktalarında kendimizi kısıtlıyor ve kilitliyoruz?
Yaşamınızda sizi adım atmaktan alıkoyan kaç tane, kimsenin çözemediğini düşündüğünüz sorun var? Çözülemeyen sorunlara sahip olmak hayatınızda ne yaratıyor? Bir sorunu çözmektense onu taşımayı daha önemli kılan şey ne olabilir?
Yaşamımızda yaptığımız şeylerden biri de kabul görmek adına uyum sağlamaya çalışmaktır. Bazen bir ortama, ilişkiye ya da başkalarının düşüncelerine uyum sağlamak için kendimizi olduğumuz kişiden farklı olmamız gerektiğine inandırırız. Oysa kendin olmak, her koşulda herkese karşı çıkmak değil; kendi düşüncelerini, ihtiyaçlarını ve seçimlerini başkalarının onayına göre sürekli değiştirmemektir.
Kabul görmek için uyum sağlamak bir süreliğine daha kolay ya da güvenli görünebilir. Fakat bu çaba, kendini olduğundan farklı göstermek hâline geldiğinde insan kendi sesini duymakta zorlanabilir. Başkalarının beklentilerine göre yaşamak, ne istediğimizi sormak yerine ne yaparsak kabul göreceğimizi düşünmeye yol açar. İnsanların bakış açılarına kendimizi uydurdukça kendi hayatımızın içinde değil, sanki dışarıdan belirlenmiş bir rolün içinde yaşamaya başlarız.
Yaşamımızda önem verdiğimiz şeylerden biri, hayatımızı garanti altına alacak bir güven duygusu ve rahatlık yaratmaktır. Kendini güvende hissetmek ister; bunun için de çoğu zaman önce dış dünyada sağlam bir yer edinmemiz gerektiğini düşünürüz. Önemli, değerli ve kabul gören biri olursak rahat edeceğimize inanırız.
Bu arayışla kendimize bir konum, bir aidiyet yaratmaya çalışırız: Nereye, neye ya da kime aitiz? Neye sahip olmak uygundur? Ne yapmak gerekir? Kiminle konuşmalı, kimlerle birlikte olmalıyız? Bu soruların cevaplarını bulmaya çalışırken, doğru seçimi yaptığımızda hayatımızın daha sağlam ve öngörülebilir olacağını umarız.
Yaşamdaki her şey bir illüzyondan ibarettir; her şey bir bakış açısıdır. Bir şey hakkında doğru olduğunu kanıtlamaya çalıştığımız fikirler, o şeyi nasıl gördüğümüzü etkiler. Bizim için geçerli olan gerçeklik yalnızca olayın ne olduğu ya da nasıl göründüğüyle değil, ona dair algılarımızla da şekillenir.
Bu algıda içinde bulunduğumuz ruh hâli önemlidir. Aynı olay, farklı kişiler için farklı anlamlara gelebilir. Örneğin yağmur kimine rahmet, kimine göre felakettir. Olay aynıdır; fakat ona yüklenen anlam ve içinde bulunulan koşullar farklıdır.
Yaşananları değerlendirirken ilk anda gördüğümüz şey, her zaman bütün hikâyeyi anlatmayabilir. Felaket ya da kayıp olarak tanımladığımız bir durum, zaman içinde mevcut gerçeklikten farklı bir geleceğe giden yolun parçası hâline gelebilir. Bazen yeni bir alan açılabilmesi için eski düzenin bütünüyle yıkılması gerektiğini düşünürüz.
Hayatımızda da benzer durumlarla karşılaşırız. Başımıza bir şey gelir; bundan rahatsız olur, kötü olduğunu düşünürüz. Bir süre sonra geriye dönüp baktığımızda, yaşananların hayrını görebiliriz. Ortaya çıkan sonuç, o an düşündüğümüzden farklı ve bize hizmet eden bir şeye dönüşmüş olabilir.
Hayat sizi seviyor!
Yaşamımızda peşinden koştuğumuz önemli şeylerden biri, bu dünyada olmayı hak ettiğimize kendimizi inandırmaktır. Bunun için çoğu zaman istenilen, tercih edilen ve sevilen olmaya çalışırız. Sevilme ihtiyacı, başkalarının bize nasıl baktığı üzerinden kendimizi değerlendirmeye başladığımızda hayatımızın pek çok alanını etkileyebilir.
Diğer insanlar ve özellikle karşı cins tarafından beğenilmek, tercih edilmek ve sevilmek, kendimizi kabul edilmiş hissetmenin göstergesi hâline gelebilir. Bu bakışın temeli çocuklukta, anne ve babamızın bize dair düşüncelerinde ve bizi kabul ediş biçimlerinde aranabilir. Onlara verdiğimiz güç, onlara yüklediğimiz anlam ve cinsiyetimizin onlar tarafından nasıl karşılandığı da kendimize bakışımızı etkileyebilir. Zamanla onların davranışlarını kendimiz hakkında bir ölçü gibi kullanmaya başlayabiliriz.
Birçoğumuzun başına gelmiştir: Bir isteği ya da hedefi olmazsa olmazımız hâline getirir, onu elde etmek için peşinden koşarız. Hedefe ulaşınca kısa süreli bir sevinç yaşasak bile beklediğimiz tatmin gelmeyebilir. Ardından bu kez başka bir arayışa girer, kendimize yeni bir mücadele alanı yaratırız.
Bu yaklaşımın işaret ettiği ihtimallerden biri, peşinde koştuğumuz bazı arzu ve isteklerin gerçekten bize ait olmayabileceğidir. İstek; annemizden, babamızdan ya da çocukluğumuzda bizim için önemli ve yakın olan başka kişilerden taşınmış olabilir. Bazen de o kişilerin bir şeye ulaşamama özlemini, farkında olmadan kendi hedefimiz gibi sürdürürüz.
Bir süre önce kendime şu soruları soruyordum: Hayatımda neden daha fazlasını yaratmıyorum? Neden daha fazlası olmuyor, neden daha fazlasına sahip olmuyorum? Bu soruların peşinden giderken bir gün, kendimle ve seçimlerimle ilgili ilginç bir açılım geldi.
Hayatımda daha fazlası olmamın önündeki engellerden birini, doğduğum ve çocukluğumun geçtiği mahalledeki insanlara “Ben de sizdenim” diyebilmek için yaratmıştım. Onlara ihtiyacım olduğunu düşünüyordum. Birden kendimi, ayakta kalabilmek için toprağa ve köklerine ihtiyaç duyan bir ağaç gibi hissettim.
Regresyon Uygulaması Ses Kaydı- Geçmişte Yaşanan Olumsuz Duyguları Dönüştürmek.
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik Deneyimim
Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm
Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı
Ho’oponopono Yöntemi Nedir? Nasıl Uygulanır?
40 Günlük Bereket ve Zenginlik Planı
Zihin Filtreni Kontrol Et, Algıların değişsin.
İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları
Kendine Güven Telkini: Metin ve Ses Kaydı
İstediğim Kişiyi Hayatıma Çekebilir miyim?





