Değersizlik duygusu, birçok kişiyle üzerinde durup yeniden yapılandırmalar yapmamızı gerektiren bir alan oldu. Ben de bazen kendime soruyorum: “Bu duyguyu yaşıyor muyum? Ne zaman, nasıl?” Açık konuşmak gerekirse, belirgin bir cevap bulamıyorum. İşin tuhaf tarafı, çoğu zaman çok özel biri olduğumu bile düşünmüşümdür 🙂
Çünkü gerçekte her birimiz eşsiz, güzel ve özel varlıklarız. Her birimizin yaşama sunduğu hediye, bir diğerininkinden bambaşka. Kendini değersiz hissetmek, bu niteliği göremediğimizde ve kendimizi başkalarının ölçüleriyle değerlendirdiğimizde güç kazanabiliyor. Oysa kişinin değeri, başkalarının ona biçtiği rollere sığmaz.
Değersizlik duygusu ve kendin olma
Kendi varoluşumuzun eşsizliğini algılamaya başladığımızda, değersizlik duygusu da gücünü yitirebilir. Ben onu yaşam alanımızı talan eden, kan emici bir mahluka benzetiyorum. Kusura bakmasın; artık efendi eve döndü, istilacılar toz olabilirler şimdi. Onu yaşam alanımıza davet etmiş olabiliriz; çünkü başka türlü var olmayı bilmiyorduk. Fakat kendimizi daha çok fark etmeye başladığımızda, suistimale izin vermemek ve suistimal edilmeyi artık seçmemek de mümkün hâle geliyor.
Değersizlik, “kendin olmanın” en başta gelen düşmanlarından biri. Başkalarının bizim için biçtiği kıyafetleri giyip yaşamın kenarlarında küskün kalabiliriz. Yaşamın başka türlü olabileceğine dair hayaller ve umutlarla kendimizi avuturken, kendimiz dâhil herkese içten içe öfkelenebiliriz. Bu öfke ifade bulmadığında içimizde birikerek yıpratıcı olabilir. Kendini olduğundan daha az görmek, kendi seçimlerini ve isteklerini geri plana atmak demektir; zamanla insan, kendi yaşamında söz sahibi olma hissinden de uzaklaşabilir. İlginç bir seçim!
Gücünü ve alanını hatırlamak
Geçen gece eve yürüyerek dönerken bir grup sokak köpeğinin birden üstüme saldırmaya çalışması bana bu konuyu hatırlattı. Eskiden olsa, o saatte sokakta yürümeyi bile düşünmezdim. Ne değişti? Gücümü elime almış olmam ve alanıma benden izinsiz adım atılamayacağına dair net bilgiyi taşımam. Sürü lideri gözlerimin içine baktı; uğraşmaması gerektiğini anlamış gibi, elemanlarını alıp yolumdan çekildi.
O an içime baktım: Korku var mıydı? Hayır. Heyecanım yüksekti ve bedenimde öyle yoğun bir biçimde vardım ki, bu enerjinin adı olsa olsa GÜÇ olurdu. Şaşırdım; demek ki insan güçlü hissettiğinde karşı saldırıya geçmesi gerekmeyebilir. Köpekler saldırsaydı ne yapardım diye düşündüm; kesinlikle kaçmaz, elimden geleni ardıma koymazdım. Burada anlattığım, vahşi olmak değil; “agresif mevcudiyet” içinde olmak. Tamamıyla bedeninde ve anda mevcut olmak; kendi seçimin olmayan şeylerin sana dikte edilmesine karşı net bir alan ve bilinçte durmak. Her şeyin farkında olmak, olanı alıp kabul etmek ve kendin için en çok katkı sağlayanı özgürce seçebilmek.
Agresif mevcudiyet içinde olamayan, agresif nezaket içinde de olamıyor maalesef. Peki, agresif nezaket ne demek? İçinde bulunduğun işlevsel olmayan durumun değişmesi için olabileceğin en büyük katkı ve armağan olmaya gönüllü olmak. “Neyi gerektirirse gerektirsin bu değişecek!” diyebilmek. Bu, başkalarına sert davranmak değil; kendi alanında kalıp değişim için gereken katkıyı sunmaya hazır olmak demek.
Kendini değerli hissetmek için ne yapmalı?
Değersizlik duygusuyla baş etme yolunda ilk adım, her alanda kendin olmak için kendine tam bir söz vermek olabilir. Bu neyi gerektirirse gerektirsin, alanında kal ve bilinçle, farkındalıkla alanını genişlet. Kendini değerli hissetmek, her an kusursuz olduğunu kanıtlamak değil; kendi varlığını, seçimlerini ve yaşama sunabileceğin katkıyı görmeye gönüllü olmaktır.
“Gerçekte olduğum olağanüstü varlığı hemen bugün bana yaşatacak hangi farkındalıklara ve olasılıklara şimdi erişimim var?” sorusu, bakışını kendine ve seçimlerine çevirebilir. Yanıtı hemen bulmak zorunda değilsin; sorunun sende yeni bir olasılık açmasına izin verebilirsin. Daha hafif, daha mutlu ve daha kendin olmana katkı sunabilecek başka sorular da şunlar:
Daha Hafif, Daha Mutlu, Daha Kendin Olmak için 21 Soru
1- Bugün ben kimim ve beni hangi büyük, ihtişamlı maceralar bekliyor?
2- Bugün yaşamıma hangi hediye ve katkı olabilirim?
3- Bugün kendim olmakla nasıl bu kadar şanslı olabildim?
4- Eğer kendim olsaydım kim olurdum?
5- Evren, bugün bana güzelliğimi ve muhteşemliğimi göster lütfen?
6- Henüz farkına varmadığım, benimle ilgili özel, eşsiz ve güzel olan şey nedir?
7- Bugün benim için eğlenceli olacak neyi yapabilirim?
8- Her şeyi derhal değiştirecek neyi farklı olabilirim ve yapabilirim bugün?
9- Bugün kendimi ve dünyayı nasıl daha iyi bir yer yapabilirim?
10- Daha önce hiç göz önüne almadığım hangi seçimler, olasılıklar ve değişimler mevcut?
11- Reddetmeye çalıştığım hangi olasılıklar, seçimler ve değişimler mevcut?
12- Eğer gerçekte yaşamımı ve yaşamın neşesini bugün yaratıyorsam, hemen şimdi neyi seçerdim?
13- Bugün kim ve ne için şükran duyuyorum?
14- Şimdiye kadar hayal ettiğimden ve planladığımdan daha muazzam, olağanüstü bir yaşamın ortaya çıkması neyi gerektirirdi?
15- Beni ne daha neşeli kılar? Beni ne daha hafifletir? Beni ne tekrar bir çocuk gibi hissettirir?
16- Ya bugün yaşamım bir kutlama olsaydı?
17- Başarısız olmayacağımı bilseydim, bugün ne yapardım?
18- Eğer yaşamımın yaratıcısıysam, bugün ne yapardım?
19- Eğer bugün yaşamımın basmakalıplığından dışarı çıksaydım, derhal neyi seçerdim?
20- Gerçekte olduğum gibi farklı olmaya gönüllü olsaydım, neyi yaratabilir, oluşturabilir ve kurabilirdim?
21- Yaşamımda şimdi ve gelecekte daha fazla neşe, kahkaha, bolluk ve bereket; daha fazla bilinç ve farkındalık ortaya çıkmasına izin verecek bugün ne olabilirim ve alıp kabul edebilirim?
Bu soruların her biri, kendine başka bir gözle bakman ve alıştığın seçimlerin dışına çıkma ihtimalini görmen için bir davet. Değerini başkalarının tanımlamasını beklemek yerine, bugün kendin olmayı seçmeye ne kadar gönüllüsün?
Çiğdem Uysal


0 yorum: