Birçok kişi doğru nefes almayı bilmediği hâlde doğru nefes aldığını düşünebilir. Oysa doğal olmayan solunum alışkanlıkları oldukça yaygındır. Nefesi ağızdan almak, bedenin işleyişine uygun olmayan bir alışkanlık olabilir; kimi durumlarda altta yatan anatomik bir rahatsızlıkla da ilişkili olabilir. Bu nedenle solunum biçimimizi fark etmek önemlidir.
İnsanların büyük bölümü nefes alırken omuzlarını ve göğsünü yukarı kaldırır, karnını ise içeri çeker. Bu alışkanlığın, okul yıllarında sık duyduğumuz “Dik dur, karnını içeri çek, göğsünü şişir” komutlarının bedenimizde bıraktığı izlerle ilişkili olduğu düşünülebilir.
Doğru nefes alma nasıl tarif edilir?
Doğru nefes almak, bu alışılmış duruşun neredeyse tersidir. Rahat ve kasılmadan durmak; karnın doğal biçimde genişlemesine izin vermek; göğsü ve omuzları kaldırmadan sessiz, doğal ve abartısız nefes almak önerilir. Kapasiteli bir nefes için omuzları değil, diyafram kasını kullanmak ve nefes hareketini karnın en alt bölgesinde hissetmek amaçlanır. Bu, ciğerlerin karında olduğu anlamına gelmez.
Diyafram nefesi nasıl alınır sorusuna bu yaklaşımın verdiği yanıt, karnı zorla şişirmekten çok, diyaframın hareketine izin vermek ve alt karın bölgesindeki genişlemeyi fark etmektir. Nefes alırken omuzları yukarı çekmemek, göğsü abartılı biçimde kaldırmamak ve bedeni kasmamak bu tarifin temel parçalarıdır.
Diyafram ve burundan nefes alma
Bu anlatıma göre akciğerlerin kapasitesi yüksek alt bölümlerinin genişleyebilmesi için alana ihtiyaç vardır. Diyaframın hareketiyle karın içindeki organların yer değiştirmesi ve bu bölgede genişleme oluşması, ciğerlerin genişlemesine alan açar. Bu nedenle karnın alt kısımlarını mümkün olduğunca kontrol ederek aşağıya doğru hareket ettirmek ve o bölgede genişlemeyi hissetmek önemsenir. Doğru nefes, bu yaklaşımda burundan alınıp verilen nefestir.
Burun içindeki kıllar ve yapışkan sıvı, havadaki toz ve benzeri parçacıkların ciğerlere ulaşmadan tutulmasına yardımcı olur. Yazıda ayrıca burun içindeki ortamın ısı ve nem bakımından ciğerlerle uyumlu olduğu, burunun geçen havayı ciğerlerin ortamına hazırladığı ifade edilir. Burundan nefes almanın, nefes yolunda yeterli basınç oluşturarak akciğerlerin daha kapsamlı kullanılmasına katkı sağladığı anlatılır.
Nefes yolunu bir soba borusuna benzeten yazar, borudan geçen havanın basıncının uzunlukla ilişkisini örnek verir. Burun ve diyafram birlikte kullanıldığında nefes yolunun daha uzun bir mesafe oluşturduğunu; bunun da akciğerlerdeki hava keseciklerinin yeterince açılıp kapanmasına destek olduğunu savunur. Burun ve diyaframın birlikte çalışmasına ilişkin temel düşünce bu benzetmeyle açıklanır.
Burun ve diyaframın birlikte çalışması
Yazıda, burundan nefes alındığında havanın burnun arkasındaki sinüs boşluklarından geçtiği ve “parana” ile “supta” adı verilen enerjiler üzerinden manyetik bir etki oluşturduğu da ileri sürülür. Bu ifade, yazarın anlatımındaki enerji yaklaşımını yansıtır.
Diyaframı germenin ya da diyaframa dayanmanın, yumuşak damağı ve burun arkasındaki kubbeyi de etkilediği belirtilir. Burun ve diyafram böylece ilişkili ve birlikte çalışan yapılar olarak ele alınır: Birine yönelmenin diğerini de harekete geçirdiği anlatılır. Yazarın görüşüne göre beden, duygu ya da düşünce üzerinde çalışırken diyaframı aşağıda kontrol etmeye gayret etmek ve yumuşak damağı yukarı doğru açıp esnetmek gerekir. Orta ve üst solunum, yutak, farenks ve larenks ise bu birlikteliğe eşlik eden yardımcı unsurlar olarak anılır.
Ağızdan nefes alma hangi durumlarda gündeme gelir?
Yazıda burun biçiminin iklimlere göre değişebildiği de örneklenir: Sıcak ve nemli tropikal iklimlerde kısa ve geniş, soğuk iklimlerde ise uzun ve dar burun yapılarının görüldüğü ifade edilir. Yazar, fiziksel özelliklerin başka boyutlarda da karşılıkları bulunduğunu ve bunların birbirinden ayrı düşünülmemesi gerektiğini belirtir.
Bu yaklaşımda ağızdan nefes almak, burun yollarının hastalık ya da travma nedeniyle tıkandığı durumlarda düşünülmesi gereken bir seçenek olarak ele alınır. Koşarken veya şarkı söylerken yeterli nefesi yetiştirmek için burun nefesine ağız nefesinin de eşlik etmesi gerekebileceği kabul edilir. Horlama konusunda ise yazı, bunu ağızdan solunum ve doğru nefes alamama ile ilişkilendirir.
Günlük yaşamda diyafram nefesi
Diyaframın hareketiyle organların aşağı ve yukarı hareket etmesi, yazıda bir masaj etkisine benzetilir. Rahat nefes alabilmek için mide ve bağırsaklarda şişkinlik oluşturan durumlara dikkat edilmesi önerilir. Özellikle konferans konuşması, şarkı söyleme ya da spor öncesinde, nefesin yoğun kullanılacağı zamanlarda şişkinlik yaratabilecek besinleri göz önünde bulundurmak gerektiği ifade edilir.
Yazının son önerisi, önemli bir toplantı veya sınav öncesinde, yoğun stres sırasında ya da yolculukta araç tutmasına bağlı mide bulantısı yaşandığında birkaç kapasiteli diyafram nefesi almaktır. Yazar, bu nefeslerin rahatlama ve iyileşme sağlayabileceğini belirtir. Burun ve diyaframı birlikte kullanma fikri, yazının başından sonuna kadar vurgulanan temel noktadır.
Mustafa Kartal


0 yorum: