Geçmişi Temizleme Meditasyonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Kelebekleri Özgürleştirmek: Aileyi Koruma Görevi

Bu çalışma hikâyesi, danışanın özel hayatına saygı kapsamında izni alınarak yayımlanmıştır.

Bir hanım takipçim bireysel çalışma yapmak istediğini belirtti. Görüşmelerimizde, yaşadığı bazı olayların ardından hayatında hep olumsuzluklarla karşılaştığını ve çok bunaldığını anlattı. Düşüncelerin yaşamımızı etkilediğinin farkındaydı; ancak olaylar üst üste geldiği için ne yapacağını bilemiyordu.

Danışan annesini 13 yaşında kaybetmişti. Otuzlu yaşlarında, yalnız yaşayan, dışa dönük ve seyahat gerektiren işlerde çalışan bir kadındı. Ablası evlenmiş, ayrılmış ve daha sonra başka biriyle yaşamaya başlamıştı. Babası ise yalnız yaşıyordu. Annenin ölümünden sonra aile dağılmış; babasının kumar ve başka bağımlılıkları ile psikolojik sorunları ailenin yaşamını zorlaştırmıştı.

Danışan kendi ayakları üzerinde durmak için çalışmış ve iyi para kazanmıştı; ancak kazandığı parayı elinde tutamıyor, maddi sorunlar yaşıyordu. O sırada çalıştığı firmayla da ödeme konusunda sıkıntıları vardı.

Suçluluk duygusu ve kendini cezalandırma

Ben, danışanın geçmişte yaşadığı bir olay nedeniyle kendisini suçladığını ve bu suçluluk duygusunun hayatında kendisini cezalandırdığı bir döngüye dönüştüğünü düşünüyordum. Birçok insan gibi o da suç ve ceza düşüncesine sıkışmıştı. İnanç kalıplarımız nedeniyle her suçun mutlaka cezalandırılması gerektiğine inanabiliriz. Böyle olunca kendi yargıcımız, jürimiz ve celladımız olur; kendimizi kendi yarattığımız hapishaneye mahkûm ederiz. Bizi savunmaya gelecek kimse yokmuş gibi davranıp kendimizi cezalandırırız.

Kendi hayatımızın hâkimi ve yargıcıyız. Mükemmel insan olma çabası, yaptıklarımızı değerlendirirken kendimize karşı fazlasıyla katı olmamıza yol açabilir. Kendimize gösterdiğimiz acımasızlığı başkalarından görmeyebiliriz. İnancım gereği, Allah’ın kalben tövbe edildiğinde büyük günahların dışındaki şeyleri affedeceğini kutsal kitabımız Kur’an’da açıkladığını düşünüyorum. Buna rağmen kendimizi affetmekte zorlanabiliyoruz.

Kendini affetmenin ilk adımlarından biri, yaşanan şeyin gerçekten suç mu, yoksa bir hata ya da istemeden sebep olunan bir durum mu olduğunu sorgulamaktır. Bir başka zorluk da suçlu hissettiğimizde cezanın sınırını belirleyememektir. Hukukta kişi, kendisine verilen cezayı tamamladığında serbest bırakılır. Oysa insan, çok daha küçük bir hata nedeniyle bile kendisini yıllarca, hatta ömür boyu cezalandırabilir. Geçmişteki hatalar nedeniyle kendini suçlamak, kişinin kendisini küçümsemesine ve aynı acıyı zihninde tekrar tekrar yaşamasına dönüşebilir.

Yaşanan bir şiddet ya da aşağılanma olayı bitmiş olsa bile zihin o olayla ilgili yüzlerce senaryo kurabilir. Böylece kişi, olmuş bitmiş olayı tekrar tekrar yaşar. Bu anlatımım, olayın sorumluluğunu maruz kalana yüklemek için değil; zihnimizde devam eden tekrarların bizi nasıl yıpratabileceğini anlatmak içindir.

Çocukken aile sorumluluğunu üstlenmek

Danışanla konuştuğumuzda, annesinin vefatından önce ona ailesini ayakta tutma, babasını ve ablasını koruma görevi verdiğini öğrendim. Hastalığı nedeniyle hayata veda etmeye hazırlanan annesi, 13 yaşındaki kızına çok ağır bir sorumluluk yüklemişti. O yaştaki bir çocuğun bu görevin ne anlama geldiğini bütünüyle kavraması mümkün değildi. Danışan da annesini kırmamak için bu isteği kabul etmişti.

suçluluk duygusu

Bir çocuğun, kendisinden büyük ablası ve bağımlılık sorunları yaşayan babasıyla birlikte aileyi tek başına ayakta tutması mümkün değildi. Buna rağmen danışan, aile üyelerini kontrol etmeye çalışarak onları koruyabileceğini düşünüyordu. Kimse onun istediği gibi davranmıyordu. Ablası sorunlu bir evlilik yaşamış, babası bağımlılık sorunlarıyla uğraşmıştı. Danışan yaklaşık 17 yaşında evden ayrılmış, çalışmaya ve kendi hayatını kurmaya başlamıştı.

Evden ayrıldıktan sonra da ablasının evlilik sorunlarıyla ilgilenmiş, babasının hastane ve tedavi masrafları konusunda zorluklar yaşamıştı. Ablasının çalışma ve hayatını sürdürme biçimini onaylamıyordu. Ablasının kendisine bağımlı olmamasını istiyor, aynı zamanda mutlaka bir işte çalışarak hayatını kazanması gerektiğini düşünüyordu. Oysa ablası kendi seçtiği biçimde yaşamını sürdürüyor ve danışana bağımlı değildi. Danışan, ablasının hayatını kendi ölçülerine göre şekillendirmesini beklediği için öfkeleniyor ve onunla sık sık tartışıyordu.

Görüşmemizde, ablasının nasıl yaşayacağını seçmenin ablasına ait olduğunu konuştuk. Annesinin verdiği ağır görev nedeniyle danışanın dikkati babasının ve ablasının hayatını zihnindeki hikâyeye uygun biçimde kontrol etmeye yönelmişti. Onları kontrol edemediği için suçluluk duyuyor, kendi hayatı ise arka planda kalıyordu.

Evden ayrılmasına rağmen, babasını ve ablasını koruyamadığı için kendisini suçluyordu. Annesine verdiği sözü tutamamış, ona ihanet etmiş gibi hissediyordu. Ailesinde sorunlar sürerken kendi hayatının daha iyi olmasını kabullenemiyor; işlerinde maddi kayıplar yaşadığında da bunu farkında olmadan kendini cezalandırmanın bir yolu gibi yorumluyordu.

Geçmişteki duygularla çalışmak

Önce, annesinin verdiği aileyi koruma görevini annesine iade etmesi üzerine kısa bir çalışma yaptık. Danışan, geçmişte annesinin bu görevi verdiği ana giderek, onu yerine getiremeyeceğini söyledi. Bu çalışma onu bir süre rahatlattı; ancak ablasıyla ve işle ilgili sorunları devam ediyordu. Annesine, babasına ve ablasına yönelik öfke çalışmaları yapmasına rağmen öfkesi dinmiyordu. Kendini suçladığı ve kabullenmekte zorlandığı başka konular olduğunu düşündüm.

Bu nedenle regresyon çalışması yapmayı uygun buldum ve telefonla randevulaştık. Danışan, ablasının yanına taşınmak zorunda kalmasından ve ablasının bunu ileride başına kakarak onu bencillikle suçlamasından korkuyordu. Bu duygudan yola çıkarak, suçlanma korkusunu yaşadığı anıları ele aldık. Babasını annesine şiddet uygulamakla ve annesinin hastalığıyla ilgili olarak suçladığı anılara; annesini mezarında suçladığı ana; ayrıca babasının hastane masrafları konusunda ablasıyla tartıştığı zamana gitti.

Önce, babasının hastane masraflarının yarısını kendisinin karşıladığını, diğer yarısını ablasından istediğini ve ablasının bu nedenle öfkelenerek onu bencillikle suçladığını anlattığı sahne üzerinde durduk. Orada ablasına söylemek istediklerini ifade etmesini ve onu olduğu gibi kabul etmesini istedim.

suçluluk duygusu

Ardından annesiyle ilgili anılara geçtik. Danışan kendisini yedi-sekiz yaşlarında, sokakta oynarken gördü. Kardeşi bisikletten düşmüş; annesi dışarı çıkarak neden kardeşine bakmadığını sormuş ve onu kovalamıştı. Danışan kaçarken birileri onu yakalayıp annesine teslim etmişti. Annesi onu eve götürmüş, mutfakta birkaç kez vurduktan sonra boğazına bıçak dayamıştı. Danışan çok korktuğunu ve ağladığını söyledi.

Önce suçlanma korkusu üzerine çalıştık. Çalışmada kullandığımız ifadeler şunlardı:

  • Benim suçlanma korkum var.
  • Ben suçlanma korkumu kabul ediyorum.
  • Ben suçlanma korkumu sevgiye dönüştürüyorum.
  • Ben suçlanma korkumu seviyorum.

Sonra ölüm korkusu için aynı ifadeleri kullandık: Benim ölüm korkum var. Ben ölüm korkumu kabul ediyorum. Ben ölüm korkumu sevgiye dönüştürüyorum. Ben ölüm korkumu seviyorum. Danışan daha sonra çaresizlik hissettiğini söyledi. Bu kez çaresizlik korkusu üzerine çalıştık: Benim çaresizlik korkum var. Ben çaresizlik korkumu kabul ediyorum. Ben çaresizlik korkumu sevgiye dönüştürüyorum. Ben çaresizlik korkumu seviyorum.

Biraz rahatladıktan sonra, imgelemede küçük kızın güçlü olduğunu düşünmesini ve annesinin elindeki bıçağı almasını istedim. Danışan bu sahnede annesine öfkesini ifade ettiğinde rahatladığını söyledi. Ardından babasıyla ilgili anıya geçtik.

Ailenin yükünü bırakmak ve kendi hayatına dönmek

Danışan, babasının annesiyle kavga ettiği bir sahneye gitti. Babası, kumar oynamak için annesinden para istiyordu; annesi evde sakladığı parayı vermek istemediği için şiddete maruz kalıyordu. Bu sahne, danışanın para kazanıp biriktirmekte neden zorlandığına dair kendi yorumunu da içeriyordu: Çocukluk anısında evde para tutmak tehlikeyle ve kavgayla yan yana gelmişti.

Sahnede önce annesine yardım ederek babasına karşı koymasını, sonra babasının ve annesinin ne hissettiğine bakmasını istedim. Annesi üzgündü; babasının parayı harcamasından korkuyordu. Danışan babasına yönelik öfkesini ifade etti. Ardından anne ve babasının yaşadıklarının sorumluluğunu onlara bırakmasını ve onların sorunlarını kendisinin çözmek zorunda olmadığını söylemesini istedim. Anne ve babasının birbirine sarıldığını, sonra kendisinin de onlara sarılarak ihtiyaç duyduğu sevgi akışını hissettiğini imgelemesini söyledim.

suçluluk duygusu

Sonra danışan anne ve babasına veda ederek onları yaşadıklarıyla baş başa bırakıp o sahneden ayrıldı. Beyaz bir koridordan geçtiğini, bulutların üzerinde olduğunu ve sonunda kendi evine ulaştığını söyledi. Üzerindeki ağırlığın kalktığını ve rahatladığını ifade etti.

Annesinin çocuk yaşta verdiği görevi başaramamanın huzursuzluğunu taşıyordu. Ablasını ya da babasını kontrol edememişti; onları kurtarma rolü ise onu bunaltmıştı. Evden ayrılmak bu yükü ortadan kaldırmamış, yalnızca fiziksel olarak uzaklaşmasını sağlamıştı. Ailesinin hayatını kontrol edemediği için kendini suçluyor; maddi sorunlarını da kendisini cezalandırmasının bir parçası gibi görüyordu.

Oysa babası da ablası da kendi hayatlarını bir şekilde sürdürüyordu. Ablası danışana bağımlı değildi ve kendi yaşamını kurmuştu. Babası da kendi hayatını yaşıyordu. Kendi hayatını yaşamayan, onların hayatlarını kontrol etmeye çalışırken kendi ihtiyaçlarını arka plana atan danışandı.

suçluluk duygusu

İhtiyacı olan en önemli şey kendi hayatına dönmek, kendini affetmek ve kendini sevmekti.

Byron Katie’nin sözlerini bir kez daha hatırladım: Hayatta üç türlü iş vardır; “kendimizinki, başkalarınınki ve Allah’ın işi.” Bizim kontrol edebileceğimiz kendi işimizdir; başkalarınınkini ya da Allah’ın işini kontrol etmeye çalıştığımızda canımız yanar. Yağmur yağacaksa yağar; bizim yapabileceğimiz, ıslanmamak için tedbir almaktır. Karşımızdaki kişi istemediği sürece ona bir şeyi yaptıramayız. Geriye kendi düşüncelerimiz ve kendi hayatımız kalır. Düşüncelerimizi değiştirmek, hayatımızı kolaylaştırmanın yollarından biridir.

Sevgiyle,
Halis Şhnr

Images

Kendi Kendini Hipnotize Etmek: Kendi Kendine Hipnoz

Kendi kendine hipnoz, doğal olarak oluşan bir zihinsel durumdur. Odaklanmış yüksek dikkat, yani trans hali ve kişinin kendini telkinlere açmaya niyetli olmasıyla tanımlanabilir. Aşağıdaki adımları, kendinizi rahatlatmaya ve dikkatinizi yönlendirmeye yardımcı olacak bir uygulama olarak düşünebilirsiniz.

Kendi kendine hipnoz için hazırlık

Sakin bir ortam ve rahat bir pozisyon seçin

Sessiz ve sakin bir ortamda, en az yarım saat boyunca bölünmeden dingin kalabileceğinizden emin olun. Bir sandalye ya da koltuğa oturabilirsiniz. Uzanmayı tercih ederseniz uykuya dalma olasılığınız artabilir. Hangi pozisyonu seçerseniz seçin, uzun süre hareketsiz kalabileceğinizi hesaba katın; bacak bacak üstüne atmamaya ve kollarınızı kavuşturmamaya çalışın. Böylece pozisyonunuzun rahatsızlık vermesini önleyebilirsiniz.

kendi kendine hipnoz

Kendini hipnotize etmek için adımlar

1. Gözlerinizi kapatın ve düşüncelerinizi izleyin

Gözlerinizi kapatın; korku, gerginlik ve endişelerin bedeninizden ve zihninizden akıp gitmesine izin verin. Başlangıçta düşüncelerinizin çoğaldığını ve huzurunuzu bozduğunu düşünebilirsiniz. Onlardan kurtulmaya çalışmak yerine yalnızca izleyin. Bir süre sonra akıp gitmelerine izin verin. Bu adımda RaKaMu size yardımcı olabilir.

2. Bedendeki gerginliği gevşetin

Bedeninizdeki gerginlikleri fark edin. Ayak parmaklarınızın ucundan başlayarak gerginliğin çözülüp döküldüğünü ve dönüşüm için toprak ana tarafından kabul edildiğini hayal edin. Ayak parmaklarınızın gevşemesine izin verin; ardından ayaklar, baldırlar, dizler, bacaklar, kalçalar ve karın bölgesiyle devam edin. Bedeninizin her bölümünü sırayla rahatlatarak yüzünüze ve başınıza kadar ilerleyin.

Gerginlik azaldıkça bedeninizin hafiflediğini ve yumuşadığını imgeleyin. Sizi rahatlatan şeyleri, yerleri ya da zamanları hatırlamak da imgeleme yoluyla fiziksel gevşemeyi destekleyebilir.

3. Derin ve yavaş nefes alın

Derin ve yavaş nefesler alın. Nefes verirken gerilim ve olumsuzlukların gri ya da koyu renkli bir bulut gibi bedeninizi terk ettiğini görün. Nefes alırken ciğerlerinize serin serin dolan havayı yaşam ve enerji dolu, bembeyaz bir güç olarak hayal edin.

4. Merdiven imgelemesiyle rahatlamayı derinleştirin

Zihninizde, omuzlarınıza kadar derinlikte bir havuza inen on basamaklı bir merdivenin tepesinde olduğunuzu canlandırın. Manzaranın ayrıntılarını birer birer inceleyin. Onuncu basamaktan başlayarak her basamakta bir sayı aşağı ineceğinizi kendinize söyleyin. Sayıları zihninizde canlandırabilir ya da ayrıntılarıyla düşünebilirsiniz. Her sayıyla dibe biraz daha yaklaştığınızı ve daha derin bir rahatlamaya süzüldüğünüzü hayal edin. Basamakları ayak tabanlarınızda hissettiğinizi canlandırabilir veya yalnızca düşünebilirsiniz.

İmgelemeyi size hoş gelen sıcaklıkta ve kokuda bir havuzla zenginleştirebilirsiniz. Beşinci basamağa geldiğinizde ayağınızı saran tazeliği ve saflığı hissedin; suyun ayaklarınızı saran arındırıcı bir vaha olduğunu hayal edin. Göğsünüzde, egzotik bir çiçeğin sabahın ilk ışıklarıyla açması gibi hoş bir his belirdiğini imgeleyin. Son beş basamağı inerken bacaklarınızdaki rahatlamanın giderek yükseldiğini düşünün. Bedeninizde uyuşma ya da kalbinizin biraz daha hızlı attığını fark ederseniz, bunu yalnızca gözlemleyin; nahoşlukların suda yıkanıp arınmasına ve suların onları alıp götürmesine izin verin.

Rahatlama sonrası olumlu telkinler

Suyun içinde, dibe basarken ağırlıklarınızdan kurtulup hafiflediğinizi hayal edin. Belki biraz yukarı doğru kaldırıldığınızı da hissedebilirsiniz. Bu hale ulaştığınızda, burada ne yapmaya karar verdiyseniz ona başlayabilirsiniz. Beklediğiniz gibi rahatlamadığınızı düşünüyorsanız baştan başlayın; bu kez biraz daha yavaş ilerleyin ve olup bitenin farkına varmaya özen gösterin.

Örneğin suyun altında üç kutu hayal edebilirsiniz. Siz dokunduğunuzda kutular su yüzüne doğru süzülsün ve yüzmeye başladıklarında açılsın. Kutulardan birinin hayatınızı bolluk, neşe ve sağlıkla doldurduğunu; diğerinden çıkan ışığın kendinizi daha canlı hissetmenizi sağladığını; sonuncusunun ise başladığınız işleri bitirebilecek kadar özgüvenli hissettirdiğini imgeleyin. Telkinlerinizi kurarken olumsuz sözcük ve tümcelerden sakının.

Ufuk Önen
http://www.ufukonen.com.tr

Kitabımı edinerek kendinize ve bana katkıda bulunmak ister misiniz?

kendi kendine hipnoz

KONTROL SENDE

Çekim Yasası Ve Bilinçaltı Dönüşüm Teknikleri Kitabı

http://www.hls-cekimyasasi.com/2017/10/kontrol-sende.html

Kitapyurdu

Images

Hipnozu Neden Tercih Ediyoruz?

Hipnoz denildiğinde insanların aklına farklı şeyler gelebiliyor. Bazıları onu uykuya benzer, gizemli bir durum olarak düşünürken bazıları da hipnoz sırasında kontrolünü kaybetmekten korkuyor. Bu nedenle hipnoz nedir, hipnoz güvenli mi ve terapötik hipnoz nasıl çalışır gibi sorularla sık karşılaşıyoruz.

Hipnozun ne olduğunu anlamadan ondan korkmak da ona gereğinden fazla anlam yüklemek de doğru değil. Hipnoz, dikkatin belirli bir noktaya yoğunlaşabildiği, dış uyaranların bir ölçüde geri planda kalabildiği ve kişinin telkinleri daha dikkatli takip edebildiği bir süreçtir. Kişi bu sırada tamamen bilincini kaybetmez.

Images

Hipnoz Nedir, Nasıl Yapılır?

Hipnoz; telkin ve odaklanma yoluyla kişinin dikkatinin belirli bir noktaya yöneldiği, gevşemenin eşlik edebildiği bir deneyim olarak ele alınır. Tıpta ve psikolojik destek süreçlerinde, uygun görülen durumlarda başka yöntemlere eşlik edebilir. Fobiler, ağrı, alışkanlıklar ve davranışlarla ilgili konularda hipnoterapiden yararlanıldığı belirtilse de sonuçlar kişiden kişiye değişebilir; hipnoz her sorunu kısa sürede ortadan kaldıran, tek başına yeterli bir tedavi değildir.

Hipnoz ne işe yarar sorusunun yanıtı, uygulamanın amacına ve kişinin ihtiyacına göre değişir. Eğitim, güzel sanatlar ve spor gibi alanlarda da odaklanma ve performansı desteklemek amacıyla kullanıldığı anlatılır. Ancak bu uygulamalar, konunun ehli olmayan kişilerin müdahalesini meşru kılmaz. Psikolojik ya da tıbbi bir sorun için destek alınacaksa, uygulayıcının uygun mesleki yetkinliğe sahip olması ve sürecin kişinin onayıyla yürütülmesi önemlidir.

Images

Geçmişi Temizleme Meditasyonu

Unutmak istediğimiz anılarımız, pişmanlıklarımız ya da geçmişte yaşadıklarımızı düşündüğümüzde içimizde beliren duygular olabilir. Geçmişi temizleme meditasyonu, bu anıları yok etmekten çok onlarla aramıza biraz mesafe koymayı ve yaşananları farklı bir yerden değerlendirmeyi amaçlayan bir imgeleme çalışmasıdır. Kendinize birkaç dakika ayırın; görüntüleri gözünüzde canlandırmaya çalışın ve acele etmeyin.

Geçmişi temizleme meditasyonu nasıl yapılır?

Rahat bir yere oturun. İsterseniz başlamadan önce nefesinize odaklanarak zihninizi sakinleştirin. Bu çalışma sırasında rahat olmanız önemlidir. Her adımı kendi hızınızda uygulayabilirsiniz; sırasını takip etmekte zorlanırsanız yakın bir arkadaşınızdan size sakin bir sesle komut vermesini isteyebilirsiniz. Görüntüler netleşmiyorsa kendinizi zorlamayın, hayal edebildiğiniz kadarıyla devam edin.