Kuantum mekaniğinde ışığın enerji paketleri, yani kuantalar hâlinde taşındığı anlatılır; ışık kuantası foton olarak adlandırılır. Bu fizik bilgisinden hareketle geliştirilen kuantum felsefesi yorumlarında ise düşünceler, kişinin yaşamındaki olasılıklarla ilişkilendirilir. Burada fiziksel kuantalarla düşünce ve frekans arasında kurulan bağın bilimsel bir kanıt olarak değil, kişisel gelişim alanındaki bir yorum ve benzetme olarak ele alınması önemlidir.
Bu yaklaşımda zihin, sürekli düşünce üreten bir dinamo gibi düşünülür. Korku, endişe, coşku, aşk, keder ve sevgi birbirinden farklı düşünce hâlleridir. Kuantum düşünce gücü denildiğinde de çoğunlukla, düşünce biçiminin kişinin dikkatini, seçimlerini ve yaşantılarını etkileyebileceği fikri kastedilir.
Düşünce ve frekans ilişkisi: TV kumandası örneği
Bu düşünceyi açıklamak için bir televizyon kumandasını hayal edelim. A kanalının tuşuna bastığınızda A kanalını, B kanalına bastığınızda ise B kanalını izlersiniz. Kumanda, seçtiğiniz kanala ulaşmanızı sağlayan bir işaret gönderir. Kuantum felsefesinde düşünce ve frekans ilişkisi de benzer bir örnekle anlatılır: Zihnin belirli düşüncelere yönelmesi, kişinin hangi olasılıkları fark edip nasıl davranacağını etkiler.
Bu benzetmeye göre korku ve endişeyle sürekli meşgul olmak, kişinin yaşananları o duyguların içinden değerlendirmesine yol açabilir. Başka bir deyişle, “frekans” anlatımını burada düşünce ve duygu hâllerini tarif eden bir mecaz olarak okumak mümkündür.
Korku, beklenti ve günlük yaşamdaki örnekler
İş yerinde patronuyla sorun yaşayacağından korkan birini düşünelim. Bu kişi, olası bir çatışmayı zihninde tekrar tekrar canlandırdıkça kaygısı artabilir; patronunun sözlerini ve davranışlarını da bu beklenti üzerinden yorumlayabilir. “Korktuğum başıma geldi” sözü, bu tür deneyimleri anlatmak için sıkça kullanılır.
Benzer bir durum sınava hazırlanan öğrencide görülebilir. Öğrenci, “Ya heyecanlanır ve bildiklerimi unutursam?” düşüncesini sürekli tekrarlarsa sınav kaygısı yoğunlaşabilir. İlişkilerde aldatılmaktan ya da terk edilmekten endişe duyan biri de bu kaygıyla seçimlerini ve davranışlarını şekillendirebilir. Metindeki kuantum felsefesi yaklaşımı, bu örnekleri kişinin düşüncelerinin yaşam deneyimleriyle eşleşmesi üzerinden açıklar.
Bu örnekleri, yaşanan her olumsuzluğun kişinin düşüncesinden kaynaklandığı ya da herkesin başına gelenlerden sorumlu olduğu şeklinde değerlendirmemek gerekir. Buradaki vurgu, kişinin kendi düşünce kalıplarını fark etmesinin seçimleri üzerinde etkili olabileceği fikridir.
Olasılıklar sahası ve düşünceyi değiştirmek
Kuantum Diyarı’nda Olasılıklar Sahası anlatımına göre, aynı durumun çevresinde farklı ihtimaller bulunur: Patronla daha olumlu bir ilişki kurmak, sınavda sakin kalıp bilgileri hatırlamak ya da güvene dayalı bir ilişki yaşamak bunlara örnek verilebilir. Olumsuz beklentilerin yerine daha yapıcı düşünceler koymak, bu bakış açısında farklı olasılıklara yönelmenin bir yolu olarak görülür.
Düşünce frekansını değiştirerek yaşamı değiştirmek ifadesi, bu yazıda bir kişisel gelişim yaklaşımını anlatıyor. Buradaki temel soru şudur: Zihnimde tekrar ettiğim düşünceler neler ve bunlar davranışlarımı nasıl etkiliyor? Bu soruya verilen yanıt, kişinin otomatikleşmiş inançlarını fark etmesine yardımcı olabilir.
İnanç sistemleri yaşamı nasıl etkiler?
Yazıda bilinçaltı, geçmiş deneyimlerin ve öğrenilmiş düşünce kalıplarının kaydedildiği bir alan olarak betimlenir. “Yaşam zor”, “para zor kazanılır” veya “ilişkiler zordur” gibi kabuller, inanç sistemi örnekleri olarak sunulur. Bu tür düşünceler zamanla alışkanlık hâline gelebilir ve kişi farkında olmadan kararlarını bu kabullere göre verebilir. İnanç sistemleri yaşamı nasıl etkiler sorusuna bu yaklaşımın yanıtı, tekrar eden kabullerin davranışları ve kişinin deneyimlerini yorumlama biçimini etkileyebileceğidir.
Yeni bir inanç ya da davranış biçimi geliştirmek, zihinde yeni bir yol açmaya benzetilir. Başlangıçta yeni yolun daha az tanıdık olması doğaldır; bilinçli tekrar ve seçimlerle güçlenmesi beklenir. Evinizde bir eşyanın yerini değiştirdiğinizde önce eski yerine yönelip sonra yeni yerini hatırlamanız bu duruma örnek verilebilir. Kullanım arttıkça yeni yer alışkanlık hâline gelir.
Metinde bu değişim için 21’er günlük çalışmalar öneriliyor. Bu süreyi kesin sonuç garantisi olarak değil, düzenli çalışmayı hatırlatan bir uygulama önerisi olarak değerlendirmek gerekir. Nilda Ferhan Efeçınar, Kuantum Yaşam Koçluğu, Kuantum Öğrenci Koçluğu ve Kuantum Kariyer Koçluğu çalışmalarında Kuantum İmajinasyon Tekniği, Kuantum Olumlama Tekniği ve Kuantum Nefes Tekniği’ni kullandığını belirtiyor. Bu konularla ilgili bilgilerin Kuantum Koçluk kitabında bulunabileceğini de ifade ediyor.
Nilda Ferhan Efeçınar