Images

EFT – Duygusal Özgürleşme Teknikleri Videoları

UzmanTV UzmanTV UzmanTV UzmanTV UzmanTV

EFT ve duygusal özgürleşme teknikleri

EFT, “Emotional Freedom Techniques” ifadesinin kısaltmasıdır ve Türkçede duygusal özgürleşme tekniği olarak anılır. Bu sayfadaki videolar, yöntemi görsel olarak tanımak ve farklı anlatımları takip etmek isteyenler için bir araya getirilmiştir. EFT videolarını izlerken amaç, yalnızca söylenenleri dinlemek değil; uygulamanın nasıl anlatıldığını, hangi adımların izlendiğini ve dikkatin nasıl yönlendirildiğini de gözlemlemektir.

EFT yaklaşımında kişi, üzerinde durduğu bir duyguya ya da konuya odaklanırken bedenin belirli noktalarına parmak uçlarıyla hafifçe vurma adımlarını takip eder. Videolar, bu sürecin nasıl gösterildiğini izlemeyi kolaylaştırabilir. Ancak her anlatımın vurgusu ve ilerleyişi aynı olmayabilir; bu nedenle önce videoyu dikkatle izlemek, ardından anlatılanları kendi ihtiyacınız ve rahatlığınız doğrultusunda değerlendirmek faydalıdır.

Images

EFT ile İyileşin, İyileştirin

Duygularımızı yalnızca düşüncelerimizle değiştirmeye çalıştığımızda, onları bedenimizde nasıl yaşadığımızı gözden kaçırabiliriz. Bu yaklaşımda birikmiş ve fark edilmemiş duyguların bedende bir yük oluşturduğu, enerji kanallarının akışını etkilediği düşünülür. EFT, bu duyguları fark edip boşaltmaya odaklanan bir tekniktir. Amaç, yaşadığımız sorunu bastırmak değil; o sorunla bağlantılı hislere dikkat vererek zihin ve beden arasındaki ilişkiyi yeniden kurmaktır.

EFT’yi yalnızca belirli noktalara vuruş yapmaktan ibaret görmek, çalışmanın temelini oluşturan duygu farkındalığını atlamak olur. Hangi duygunun ortaya çıktığını ve bedende nasıl hissedildiğini anlamadan yapılan uygulama, kişinin yaşadığı meseleyle bağlantı kurmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle önce hisse dikkat vermek, ardından onu yargılamadan ifade etmek önemlidir.

Images

İnadı bırakın!

inatçılık“İnat, aynı hatalı yöntemde ısrar etmektir. Kararlılık, amaca ulaşmak için farklı yöntemleri denemektir. Bir şeyin türlü denemelere rağmen olmadığını görünce vazgeçmek erdemdir.”

Kararlılık ile inatçılık çoğu zaman birbirine karıştırılan iki kavramdır. İnatçılığın olumsuz bir anlamı olsa da, her şeye rağmen içindeki kararlılık unsuru nedeniyle hoşuma giden bir yanı vardır. Ancak inatçılığın içinde akılcılık bulunmadığında bu tutuma duyduğum hoşgörü çabuk tükenir.

İnatçılık nedir?

İnatçılık, amaca ve yönteme aşırı bağlılığın, sonuca yarar sağlamadığı hâlde sürdürülmesidir. Bir başka deyişle, hedefe ulaşmayı sağlayıp sağlamadığına bakmadan aynı davranışta ısrar etmektir. Bu konuda halk arasında verilen en güzel örneklerden biri “keçi inadı” sözüdür.

Meşhur öyküye göre iki keçi, ağaçtan yapılmış bir köprüde karşılaşır. İkisi de diğerine yol vermeyince köprünün ortasında kilitlenip kalırlar. Böyle bir inat, her iki keçinin de asıl amacına, yani köprünün diğer ucuna geçmesine engel olur. İnatlaşma sürerken hedefe yaklaşılmaz; tam tersine, iki taraf da olduğu yerde kalır.

İnatçı biriyle nasıl başa çıkılır?

Çocuklar da kendilerini sık sık çıkmaza sokacak biçimde inatlaşabilir. “Bunu giymeyeceğim” ya da “Bunu yemeyeceğim” diyerek, ısrarın belirli bir işlev sağlamadığı konularda direnirler. Özellikle giyilebilecek tek bir kıyafet varsa, “Bunu giymeyeceğim” demek çözüm üretmez; yalnızca durumu zorlaştırır.

İnatçı biriyle başa çıkmanın yolu bazen ona yol vermektir. Tek şeritli bir köprüde bir keçiyle karşılaşsam, geriye gitmem gerekse bile hemen yol veririm. Aksi hâlde çok zaman kaybedeceğimi ve bu inadın hiçbir işe yaramayacağını bilirim. Buradan da anlaşılacağı gibi, karşılıklı inatlaşma bir tür tuzaktır: İki taraf da kendi yöntemini bırakmadıkça ilerleme sağlanamaz.

Kararlı olmak ne demek?

Kararlılık, inatçılıktan farklı olarak, amaca ulaşmak için engellere rağmen başka yöntemleri denemekte ısrar etmektir. Hedef aynı kalabilir; fakat hedefe giden yol değişebilir. Kararlı olmak ne demek sorusunun yanıtı, bir yönteme körü körüne bağlanmak değil, amaca ulaşmak için işe yarayabilecek farklı yolları değerlendirmektir.

Amaç aynı, yöntem farklı olabilir

Diyelim ki bir satıcıyız ve bir fabrikaya makine satmak istiyoruz. Teklifimizi yazılı olarak gönderiyoruz; ancak fabrika, bu makineyle ilgilenmediğini bildiren bir mektup yolluyor. Bu yanıt, o an için yazılı teklif yönteminin sonuç vermediğini gösterir.

Fabrikadaki satın alma müdüründen randevu alıp makineyi yüz yüze anlatmak kararlılıktır. Bu görüşme de sonuç vermezse üretim müdürüyle iletişime geçmek ve onu makinelerimizin kullanıldığı başka bir fabrikaya götürmek yeni bir yöntem denemektir. Bu da işe yaramazsa kendi fabrikamızın genel müdürünü diğer fabrikanın genel müdürüyle görüştürebiliriz. Örnekte amaç değişmez; değişen, amaca ulaşmak için izlenen yoldur.

Bazen kararlılık, aynı yöntemi farklı bir zamanda yeniden uygulamak anlamına da gelir. Yazılı teklifi üç ayda bir tekrarlayıp 24 ay sonra beklenmedik biçimde satış yapmak mümkündür. Bu süre içinde koşullar değişmiş olabilir: Satın alma müdürü değişmiş ya da fabrika kullandığı makinelerden şikâyet etmeye başlamış olabilir. Dolayısıyla bir yöntemin bugün sonuç vermemesi, her koşulda ve her zaman sonuç vermeyeceği anlamına gelmez.

Ne zaman vazgeçmek gerekir?

Kararlılık her zaman yararlı olmayabilir; bazen pes etmeyi de bilmek gerekir. İki yıl boyunca iş bulamayan, çok sevdiğim ve değer verdiğim bir arkadaşıma iş arama sürecine bir sınır koymasını tavsiye etmiştim. İşsiz kaldığı ilk günden itibaren 30 ay içinde iş bulamazsa kendi işini kurmak için çaba harcamasını önerdim. Bugün kendi gelirini kazandığı ve çok mutlu olduğu bir işi var.

Genç bir işadamı dostum da belirli bir işi tutundurabilmek için çok uğraşmış, farklı yöntemleri defalarca denemişti. Ona da kendine bir tarih koymasını, o tarihe kadar hiçbir sonuç alamazsa bu uğraştan çıkmasını önermiştim. Çünkü kararlılığın sizden en çok alıp götürdüğü şeyler zaman, umut ve enerjidir. Bu üç kaynağın da sonuna gelmeden önce amacı ya da izlenen yolu yeniden değerlendirmek gerekir.

Kararlılık gösterilmesi gereken süre bazen üç yıl, bazen de on üç yıl olabilir. Bu sürenin ne olması gerektiği; amacın ve projenin doğruluğuna, sizin için ne kadar önemli olduğuna ve içinde bulunduğunuz koşullara bağlıdır. Önemli olan, hedefe bağlı kalırken aynı hatalı yöntemde körü körüne ısrar etmemek; gerektiğinde yeni bir yol denemek ve artık sonuç alınamayacağını gördüğünüzde vazgeçebilmektir.

Images

Kendinizi Özgürleştirmeye Hazır mısınız? EFT Tekniği Nedir?

EFT – Emotional Freedom Techniques

EFT tekniği

EFT, bedendeki enerji noktalarına nazikçe dokunurken kişinin üzerinde çalıştığı soruna odaklandığı ve duygusal boşalma hedeflediği bir tekniktir. İngilizce adıyla Emotional Freedom Techniques, Türkçede duygusal özgürleşme tekniği olarak da anılır.

EFT nedir? Enerji kanalları ve duygular

Gary Craig, milyonlarca kez indirilmiş EFT manüelinde şöyle der: “Tüm negatif duyguların nedeni bedenin enerji sistemindeki bozukluğa bağlıdır.”

Bu yaklaşımda, insan bedeninde akışkan enerji kanalları bulunduğuna inanılır. Bunlar, yaklaşık 5000 yıl önce Çinliler tarafından tanımlandığı belirtilen bedensel meridyenlerdir. Enerjinin bu kanallarda rahatça aktığı durumda kişinin kendini iyi hissettiği; kanalların tıkanması ya da durgunlaşması hâlinde ise olumsuz duyguların ortaya çıkabildiği düşünülür. Bu duyguların bedensel belirtilerle ilişkili olduğu görüşü, özellikle Doğu tıbbında uzun zamandır yer bulmaktadır.

Bu açıklama basit ve bir ölçüde mühendis bakışını yansıtan bir çerçeve sunar; ancak incelenmeye ve ayrıntılandırılmaya ihtiyaç duyar. Negatif duyguların enerji kanalları tıkandığı için ortaya çıktığını söylemek, konuyu fazla basite indirgemek olabilir.

Bizim görüşümüz ve deneyimlerimiz ise bu sıralamayı farklı biçimde ele alır: Negatif duygular enerji kanalları tıkandığı için ortaya çıkmaz; aksine duyguların bedende bozuk bir enerji olarak birikmesi, enerji kanallarının tıkanmasına yol açar.

EFT tekniği nasıl uygulanır?

Bu bakış açısına göre EFT, enerji kanallarını açmak için değil, duyguları boşaltmak için uygulanır. Olumsuz enerjiden arınmanın ardından zihin ve bedenin yeniden daha düzgün çalışmaya başladığı düşünülür. EFT bu nedenle hızlı ve etkin sonuç veren bir teknik olarak tanımlanmaktadır.

EFT tekniği

EFT duygusal akupunktur olarak

EFT, çoğu kişi tarafından “duygusal” ya da “emosyonel akupunktur” olarak da adlandırılır. Tekniğin anlatımında iki bölümden söz edilir. İlk bölümde, bedendeki akupunktur noktaları olarak bilinen noktalara parmaklarla yumuşak ve nazikçe dokunulur. Aynı sırada kişi üzerinde çalıştığı soruna zihinsel olarak odaklanır.

Bu odaklanma farklı biçimler alabilir: Bir düşünceyi ele almak, yalnızca hissedilen duyguya yönelmek ya da geçmişte yaşanmış bir olayı zihinde canlandırmak. Bu nedenle EFT nasıl uygulanır sorusunun yanıtı, hem bedensel dokunuşu hem de kişinin kendi sorununa yönelttiği dikkati birlikte içerir.

Uygun biçimde yapıldığında hedef, sorunun altında yatan duyguların boşaltılmasıdır. Bu görüşe göre duygular boşaldıkça enerji yeniden düzgün akmaya başlar ve kişi kendini daha iyi hisseder.

EFT yaklaşımının temel görüşü

Yukarıda aktarılan yaklaşımın temel önermesi şöyle ifade edilir: “Her türlü fiziksel, duygusal ya da davranışsal sorunun ardında esas etken olarak bedendeki boşalmamış duygu ya da duygular” bulunur. Bu görüşe göre söz konusu duyguların boşaltılması, sorunun ortadan kalkmasına yardımcı olur.

Bu açıklama, EFT’nin duygusal özgürleşme tekniği olarak nasıl konumlandırıldığını özetler: Kişi bir sorun ya da duyguya odaklanırken akupunktur noktalarına nazikçe dokunur; amaç, altta yatan duyguların boşalmasıdır.

Bu bölüm, “EFT ile İyileşin İyileştirin” kitabından alıntıdır.

Nilgün Çalık
Psikoloji Danışmanı

Konuyla ilgili videoya ve yazının devamına ulaşmak için Nilgün Çalık’ın EFT yazısını ziyaret edebilirsiniz.

EFT ile ilgili örnek videolar için www.eft-turk.com sitesine ücretsiz abone olduktan sonra, site içinde Dr. Bülent Uran’ın hazırladığı videoları izleyebilirsiniz. Tekniğin açıklamalarına da aynı siteden ulaşabilirsiniz.

Images

Kuantum sıçrama nasıl yapılır?

Kuantum sıçraması yapmanın  21 adımlık bir uygulaması var ancak ilk 5 adım en önemli uygulamaları içermektedir.
  Kendinizi geliştirmeye hazırmısınız. Kuantum sıcraması yapmak istiyormusunuz. Öyleyse elinize kağıt ve kalem alın ve kendinize sorun: "Ben nasıl bir yaşam içerisinde olursam gerçekten kendimi mutlu hissederim"
   Çünkü insanın yaşamındaki en büyük hedefi mutlu olmaktır. Çekim yasasıda mutlu olmak üzerine kuruludur. Çünkü mutlu olduğunuzda istediğiniz her şey size çok rahat bir şekilde akmaya başlayacaktır. Eğer mutlu değilseniz istediğiniz hiç bir şey olmayacaktır.
    Hazırsanız kuantum sıcramasının ilk 5 adımı ile ilgili çalışmaya başlayalım.

  1.Adım: Gözünüzü kapatın ve deyin ki ben nasıl bir yaşam istiyorum. Burada tüm kural “olsun”
“Beni seven bana değer bir eşim, evim veya işim olsun.” Tabi burada sizin için önemli olan özelliklerle niyetinizi detaylandırabilirsiniz.
“Ferah aydınlık huzurlu bir evim olsun” gibi..
  Ne istediğinizi bilen bir zihin sizi istediğiniz yere götürür.
Bazen şöyle yapıyoruz. İşte çok güzel bir evim olsun dubleks vesaire.. ardından nereden bulacağım ki!
Ne oldu iptal ettiniz. Kendi kendinize olmayacağına karar verdiniz. Kafanıza olumsuz bir düşünce bile geldiğinde onu sevgiyle uzaklaştırın. “ben bunu istiyorum” diyin.
Images

Değişime Direnci Nasıl Aşarız?

“Kalp hastalarına yaşama alışkanlıklarını değiştirmedikleri takdirde ölecekleri söylenmesine rağmen sadece yedi kalp hastasından biri davranışlarını değiştiriyor. Peki neden davranışlarını değiştirmiyorlar?”

Bu soru, değişime direnç konusundaki önemli bir noktayı gösteriyor: Bir şeyi istemek ya da gerekli olduğunu bilmek, onu hayata geçirmek için her zaman yeterli olmuyor. İnsanlar ve kurumlar değişime farklı biçimlerde direnç gösterebiliyor. Harvard Üniversitesi profesörleri Robert Kegan ve Lisa Lahey, Immunity to Change – Değişime Bağışıklık adlı kitaplarında bu direncin kaynaklarını ve aşılmasına yardımcı olabilecek bir yaklaşımı ele alıyor.

Images

Başarmak sizin elinizde!

Madem başarıyı bu kadar çok istiyoruz, hayata teslim olmak yerine mücadeleyi de göze almamız gerekmez mi? Başarıya ulaşmanın yolları herkes için aynı olmayabilir; ama hedeflediğimiz konuya emek vermek, karşılaştığımız zorlukları değerlendirmek ve gerektiğinde yaklaşımımızı değiştirmek bu yolun önemli parçalarıdır. Başarı için motivasyon, her gün aynı güçte hissetmek değil; koşullar zorlaştığında bile neden yola çıktığımızı hatırlayıp atabileceğimiz bir sonraki adıma yönelmektir.

Üstelik bizim dışımızdaki koşullar kötü olduğunda, onlardan mümkün olduğunca az etkilenerek yolumuza devam etmeye çalışabiliriz. Bunun güzel örneklerinden birini, geçtiğimiz günlerde gündemi fazlasıyla işgal eden milli koşucumuz Süreyya Ayhan’da yaşadık. Onca eleştiriye ve medyanın sürekli üzerine gitmesine rağmen yılmadı; geri çekilmek yerine daha da ileriye gitti. O, kendi hayatındaki zorluklar karşısında bunu yaptı. Peki ya bizler, kendi zorluklarımıza nasıl yaklaşıyoruz?