Yeterince para kazanamıyor musunuz?
Gülümseyin. Hayatın anlamı keyif almak ve gülümsemektir.
Yaşamımızda ortaya çıkan duygusal boşlukları doldurmak veya onlarla baş edebilmek için kendimizi neyle meşgul ediyoruz? Bu soruya verdiğimiz cevap, yalnızlık hissiyle karşılaştığımızda nasıl davrandığımızı ve enerjimizi nereye yönelttiğimizi görmemize yardımcı olabilir.
Geçenlerde eşiyle sorunları olan biriyle konuşuyorduk. Eşine annesi gibi davranıyor; onun yanlışlarını ve hatalarını telafi etmeye, düzeltmeye çalışıyordu. Bu durum onu kişisel gelişim konularına yöneltmişti. Aynı zamanda çevresindeki herkese bu konularda yardım etmeye çalışıyordu.
Ona, “Geçmişinde annen ve baban sana nasıl davranırdı?” diye sordum. Şöyle cevap verdi: “Ebeveynlerimle ilişkilerim çok soğuk ve mesafeliydi. Arada görünmez bir duvar vardı; kimse duygularını ifade edemezdi. Annem çocukları arasında bir tek beni sevmezdi.”
Geçmişte ebeveynlerinden alamadığı duygusal desteğin oluşturduğu yalnızlık hissi, onda bir boşluk yaratmıştı. Bu boşluğu dolduracak bir şeyler bulmaya çalışıyordu. Önce eşine yönelmiş, bu duygu devam edince kişisel gelişim konularına kayarak duygusal destek arayan yeni insanlarla ilgilenmeye başlamıştı.
Yaşam, anne karnına düştüğümüz andan bu dünyadan ayrılana kadar sürdürdüğümüz kendimizi anlamlandırma yolculuğudur. Bu yolculuğun önemli bir bölümü, kim olduğumuzu ve yaşamda kendimizi nasıl konumlandırdığımızı anlamaya dayanır.
Kendimize anlam yüklerken çoğu zaman çocuklukta yaşadıklarımızı referans alırız. Ancak o dönemde kendimiz için belirlediğimiz konum, kimi zaman ebeveynlerimizin yaşama bakışını ya da bizi kendi yaşamlarında yerleştirdikleri noktayı yansıtır. Bu konum yıllar içinde kimliğimizin bir parçası hâline gelebilir; kararlarımızda ve kişisel hedeflerimizde karşımıza çıkabilir.
Birçok insan, çocukluğunda belirlenen bu konumla yaşamı boyunca mücadele eder. Bugünkü imkân ve yeteneklerinin geçmiştekilerden farklı olduğunu görmek yerine, geçmişte üzerine yapışmış konumu düzeltmeye çalışabilir. Bu uğurda, duygusal boşluğun oluştuğu dönemde bulduğu çözüm yollarına tutunması da mümkündür.
Geçenlerde para yaratmakla ilgili sıkışıklık yaşayan biriyle konuşuyordum. Para ortaya çıkmadıkça kendini sıkışmış hissediyordu. Ona, “İstediğin miktarda parayı yarattın; peki bir sonraki adımın ne olacak?” diye sordum.
“Borçlarım var, onları ödeyip almak istediğim kişisel gelişim eğitimini alacağım,” dedi. Yeniden sordum: “O eğitimi alınca ne olacak?”
“Kendimi daha yetkin ve donanımlı hâle getirerek bu alanda kişilerle daha rahat çalışacağım. Onların sorunlarını daha kolay çözeceğim. Ama aynı zamanda korkuyorum; ya çok sorunlu kişiler gelirse ve bendeki durumları tetiklerse?” diye yanıtladı.
Kişi para yaratmak için kendince bir plan yapmış ve bunu uygulamaya çalışıyordu. Fakat planı uygularken kendi sorunlarının daha fazla sıkıştırmasından ve dengesinin bozulmasından da korkuyordu. Bu ihtimal karşısında bilinçaltı kendini korumaya alıyor ve para yaratımını sabote ediyordu.
İstek yaratım çalışmalarında yaptığımız yanlışlardan biri, yaratmak istediğimiz şey yerine ona ulaşmak için atılması gerektiğini düşündüğümüz ilk adıma odaklanmaktır. Böyle olunca hedefin kendisini ve o hedefe ulaştığımızda nasıl hissedeceğimizi gözden kaçırabiliriz.
Geçenlerde para konusu üzerine konuştuğum birine, para yaratmakla ilgili sorular sormasını tavsiye ediyordum. Fakat bir şey fark ettim: Kişi parasal alanda sıkışmıştı ve sorular sormasına rağmen zihni, parayı nasıl yaratacağı sorusundan çıkamıyordu. Sürekli bir cevap arıyordu. Para henüz ortaya çıkmadıkça bu arayış onu daha da aşağıya çekiyordu.
Seçimlerimizin geleceğimizi nasıl şekillendirdiğini çoğu zaman fark etmeden kararlar veririz. Oysa bu yazının merkezindeki düşünce, her seçimin bir yaratım başlattığıdır. Bakış açısı ile gerçeklik arasındaki ilişki de burada önem kazanır: Bir durumu nasıl gördüğümüz, önümüzde hangi seçenekleri fark ettiğimizi ve hangi olasılıklara yöneldiğimizi etkiler.
Bakış açınız kendi gerçekliğini yaratır; gerçekliğiniz bakış açınızı yaratmaz. Gary, seçimin doğru ya da yanlış olmasından çok, bir şey yaratması üzerinde duruyor. Bu yaklaşıma göre yaptığımız her seçim yeni bir olasılığın kapısını aralar; seçimler geleceği nasıl etkiler sorusunun yanıtı da tek bir kararın ardından açılan seçeneklerde saklıdır.
Bu düşünceyi ilişkiler üzerinden değerlendirmek mümkün. Sizin için iyi olmayan bir ilişkiniz oldu mu hiç? Böyle bir durum karşısında kişinin bakış açısı, yalnızca yaşananları yorumlama biçimini değil, bundan sonra hangi olasılıkları görebildiğini de etkileyebilir. Buradaki amaç yaşananları doğru ya da yanlış diye etiketlemek değil; mevcut bakış açısının hangi seçimlere alan açtığını fark etmektir.
Salon Katılımcısı: Bu konuda konuştuğunuzda, seçmeye istekli olmadığım bir alan enerjisi ortaya çıkıyor bende. Alandan yaratmıyorum; çünkü bunun ne yaratacağı konusunda hiçbir sebebim, gerekçem ya da fikrim bile yok.
Gary: Evet, çünkü olasılığı aramaya çalışıyorsun.
Salon Katılımcısı: Bir kadın olarak, daha çok seçeneğim olduğunu ve her seçimin bana başka şeyleri açacağını kabullenmek midir diyorsun?
Gary: Evet. Her seçim olasılığa kapı açar ve yeni olasılıklar yaratır. Bir seçim yaptığınızda yalnızca tek bir sonuç ortaya çıkmaz; o seçimle birlikte başka seçenekler de belirir. Ardından yaptığınız yeni seçimler, yeni olasılık grupları yaratır.
Gary bunu bir fikir üzerinden anlatıyor: Bir fikir düşünmek bile bir seçim yaratabilir ve bu seçimden on olasılık daha doğabilir. Sonra başka bir seçim yaparsınız; onunla da yeni olasılıklar ortaya çıkar. İlk seçimle açılan yollar ve sonraki seçimin getirdikleri birbirine bağlanır. Böylece farklı bir olasılığın gerçekliğe gelmesine ve geleceğin başka biçimde şekillenmesine alan açılır.
Bu anlatımda önemli olan, her kararın sonucunu önceden bilmek değil; seçimin ardından ortaya çıkabilecek ihtimalleri fark etmeye istekli olmaktır. Bir seçeneğe yöneldiğinizde, diğer seçimlerin neler doğurabileceğini de göz önünde bulundurabilirsiniz. Bakış açısı gerçekliği nasıl yaratır sorusu, bu noktada kişinin yalnızca mevcut duruma değil, seçimin açabileceği yeni yollara da bakmasıyla anlam kazanır.
Her seçim yaptığınızda birbirine bağlanan bu çoğalmaları algılamaya başladığınızda, daha önce sizin ya da tanıdığınız kişilerin karşılaşmadığı farklı bir gelecek için olasılıklar yaratmaya nasıl katkıda bulunduğunuzu görebilirsiniz. Bu, her şeyin sonucunu kontrol etmek anlamına gelmez; seçim yapmanın yeni ihtimalleri gündeme getirdiğini fark etmek anlamına gelir.
Salon Katılımcısı: Teşekkür ederim, bu harikaydı. Bir seçim yaptığında on olanağın ortaya çıktığını ve birini seçtiğinde bunların birbirine bağlandığını söylediğinizde çok güçlü bir enerji hissettim.
Bu konuşma, bakış açısı ve gerçeklik ilişkisini seçimler ve olasılıklar üzerinden ele alıyor. Kendinize şu soruları sorarak düşünceyi günlük kararlarınıza taşıyabilirsiniz: Şu anda hangi olasılığı arıyorum? Bir seçim yaptığımda önümde başka hangi seçenekler belirebilir? Bu sorular, geleceği kesin biçimde tahmin etmeyi değil, fark edebildiğiniz seçeneklere daha açık bakmayı amaçlar.
Gary Douglas’ın Kadınlar Salonu kitabından alıntıdır.
Ben ışığım ve ışığımın parlamasına izin veriyorum.
Halis Şahiner
Daha fazla yaratım aracı ve bilgi için kitaplarımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?
KONTROL SENDE
İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN
Çekim yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi
Düzenlenmiş İkinci Baskı
Daha İyi Bir yaşam için
BİLİNÇLİ YARATMA SANATI
Kitapları temin için: cekimyasasi@hotmail.com
Tel/WhatsApp: 0 553 06 00 464
www.halissahiner.com
Regresyon Uygulaması Ses Kaydı- Geçmişte Yaşanan Olumsuz Duyguları Dönüştürmek.
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik Deneyimim
Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm
Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı
Ho’oponopono Yöntemi Nedir? Nasıl Uygulanır?
40 Günlük Bereket ve Zenginlik Planı
Zihin Filtreni Kontrol Et, Algıların değişsin.
İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları
Kendine Güven Telkini: Metin ve Ses Kaydı
İstediğim Kişiyi Hayatıma Çekebilir miyim?





