Yaşamdaki her şey bir illüzyondan ibarettir. Her şey bir bakış açısıdır.
Bir şeyle ilgili bizim için geçerli olan gerçeklik, yalnızca onun ne olduğu ya da nasıl göründüğü değildir; o şey hakkındaki algılarımız da bu gerçekliği biçimlendirir. Algı ve gerçeklik arasındaki ilişkiyi düşünürken, yaşadıklarımızı hangi pencereden değerlendirdiğimize de bakarız.
Bakış açımız gerçeklik algısını nasıl etkiler?
Aynı durum, ona bakan kişiye göre farklı anlamlar taşıyabilir. Bu nedenle kendimize şu soruyu sorabiliriz: Bir olay hakkında düşündüklerimiz, olayın kendisinden mi kaynaklanıyor, yoksa ona yüklediğimiz anlamdan mı? Bakış açısı gerçeklik algısını nasıl etkiler sorusunun yanıtı, çoğu zaman bu ayrımı fark etmekte saklıdır.
Gerçeklik algısı nasıl oluşur diye düşündüğümüzde, kişisel yorumlarımızı ve inançlarımızı da hesaba katabiliriz. Özellikle kendimizi bazı şeyleri hak etmediğimize inandıran, kodlanmış, sabitlenmiş, daralmış ve kısıtlanmış bakış açıları seçimlerimizi etkileyebilir. Bilinçaltı inançlar gerçeklik algısını nasıl etkiler? Kendimize neyin mümkün, neyin bize uygun olmadığını söyleyen düşünceleri fark ederek bu soruyu araştırabiliriz.
Kendimize hangi olasılıklar için izin veriyoruz?
Bir şeyleri hak etmediğimizi düşündüren kaç bakış açımız var? Bu düşünceler, hayatı değerlendirme biçimimizi nasıl sınırlıyor? Bunların hepsini POD&POC...
Kendimize gerçekte olduğumuz şey olma izni verseydik, bu nasıl olurdu? Her şeyi olabilen, her şeyi yapabilen, her şeye sahip olabilen olma ihtimalini düşünseydik kim olurduk? Nasıl bir hayatımız olurdu?
Bu izni gerçeklik algımız haline getirmek için ne gerekir? Kendimizi sınırlayan bir bakış açısını fark etmek, başka seçenekleri düşünmemize alan açabilir. Yanıtları hemen bulmak zorunda değiliz; bazen soruların kendisi, alıştığımız düşüncelerin dışına çıkmamıza yardımcı olur.
Daha başka neler mümkün?
Halis Şahin
Kontrol Sende