Yaşam, anne karnına düştüğümüz andan bu dünyadan ayrılana kadar sürdürdüğümüz kendimizi anlamlandırma yolculuğudur. Bu yolculuğun önemli bir bölümü, kim olduğumuzu ve yaşamda kendimizi nasıl konumlandırdığımızı anlamaya dayanır.
Kendimize anlam yüklerken çoğu zaman çocuklukta yaşadıklarımızı referans alırız. Ancak o dönemde kendimiz için belirlediğimiz konum, kimi zaman ebeveynlerimizin yaşama bakışını ya da bizi kendi yaşamlarında yerleştirdikleri noktayı yansıtır. Bu konum yıllar içinde kimliğimizin bir parçası hâline gelebilir; kararlarımızda ve kişisel hedeflerimizde karşımıza çıkabilir.
Birçok insan, çocukluğunda belirlenen bu konumla yaşamı boyunca mücadele eder. Bugünkü imkân ve yeteneklerinin geçmiştekilerden farklı olduğunu görmek yerine, geçmişte üzerine yapışmış konumu düzeltmeye çalışabilir. Bu uğurda, duygusal boşluğun oluştuğu dönemde bulduğu çözüm yollarına tutunması da mümkündür.
Geçmiş yaşantıların hedeflere etkisi
Duygusal boşlukla ilgili iki önemli nokta vardır. Birincisi, bu boşluğun dipsiz bir kuyu ya da girdap gibi algılanmasıdır: Etkisiz hâle getirilmediği sürece ne yapılırsa yapılsın dolmayacağı düşünülür. İkincisi ise boşluğu yaratan şeyi ortadan kaldırmanın önündeki en büyük engelin kişinin kendisi olabilmesidir. Çünkü kişi, dünyada var olduğunu hissetmek ya da kendini ifade etmek için bu boşluğu kullanıyor olabilir.
Geçenlerde birisiyle yaratmak istediği şeyler üzerine konuşuyordum. Yeni bir teknikten söz etti ve eğitimini almak istediğini söyledi. Ona şu soruları sordum:
“Eğitimi aldığında ne olacaksın? Kim olacaksın? Bu eğitimin yaşamında nasıl bir etki oluşturmasını bekliyorsun?”
Alanında yetkin ve bilinir olacağını, daha güzel ve etkili çalışmalar yapabileceğini söyledi. Bir sonraki adımın ne olacağını ve bunun yaşamında ne sağlayacağını sorduğumda, daha fazla para kazanıp dünyayı tek başına dolaşmak istediğini anlattı. Eşinin buna izin vermediğini de ekledi.
Hedef ile hedefe ulaşmak için seçilen araç arasındaki fark
Ona, dünyayı dolaşmak için paranın şart olduğuna karar verdiğini söyledim. Oysa sırt çantasını alıp yola çıkan birçok kadın var. Parayı ön koşul saymak yerine seyahat etme arzusunu gerçekleştirmeye odaklanabilirdi. Ancak bu yolun kendisi için güvenli olmadığını, kendini güvende hissetmediğini belirtti.
Para biriktirdiğinde bunu gerçekten seyahat için mi kullanacaktı, yoksa başka planları mı vardı? Cevabı ev ve araba istemek oldu. Böylece hedef, önce para kazanma şartına bağlanmıştı. Para farklı önceliklere harcandıkça asıl istek ertelenebilirdi. Hedefe ulaşmak için belirlenen araç, zamanla hedefin önüne geçebilirdi. Bu nedenle şu soruyu sormak önemlidir: Seçtiğim yol beni gerçekten istediğim şeye yaklaştırıyor mu, yoksa onu sürekli erteliyor mu?
Hedeflere ulaşmak için kendini tanımak
Konuşmada bir başka nokta da tek başına seyahat edebilmek için eşinden izin alması gerektiğine inanmasıydı. Ne kadar para kazandığında eşinin bu izni gönüllü olarak vereceğini düşündüğünü sordum: 100 bin, 200 bin, 500 bin, 1 milyon? Beş milyon kazansa bile eşinin izin vermeyeceği ihtimalini düşünmek yerine, geçmişten taşıdığı duygusal bir durumu çözmek için bir fanteziyle meşgul olabilirdi.
Bu bakışa göre kişi, yüzleşmek istemediği, yapmak ya da olmak istemediği bir şey için gerekçe üretebilir. Asıl hedefini gerçekleştirmek yerine, geçmişte dikkate alınmamış ve engellenmiş olmanın yarattığı duygusal rahatsızlığı gidermeye çalışabilir. Birilerinin onu fark etmesi ve önemsemesi için kendisinin yok sayıldığı durumlar kurabilir; böylece başkalarını suçlamak ya da yargılamak için de bir neden bulabilir.
Oysa geçmişte kişiyi önemsemeyen ya da dikkate almayan insanlar çocuklukta kalmıştır. Çocukken imkânlarımız ve hareket alanımız kısıtlı olabilir; yetişkin olduğumuzda ise seçimlerimizin ve yaşamımızın sorumluluğunu üstlenme imkânımız vardır. Geçmişte yaşananların bugünkü hedeflere etkisini fark etmek, kendimizi hâlâ çaresiz bir çocuk gibi konumlandırıp konumlandırmadığımızı görmemize yardım eder.
Yazıdaki örnekte özgür kız olma fantezisi, geçmişteki kısıtlanma karşısında öz saygıyı korumak ve duygusal olarak rahatlamak için bulunan bir hedefe dönüşmüştür. Kişi bu hedef uğruna mücadele ettiğini düşünürken dolap beygiri gibi aynı yerde dönüp durabilir.
Yaratılan bu düzenin esiri hâline gelindiğinde hedefe götürecek adımlar atılmayabilir. Belki farklı bir seçim yapmak, belirsizlikle yüzleşmek ya da mevcut ilişkiyi yeniden düşünmek gerekir. Bu belirsizlik karşısında duyulan güvensizliği örtmek için eşin davranışları mazeret hâline getirilebilir.
Kendine dürüst olmak, neyi neden yaptığını görmeyi gerektirir. “Gerçekten ne istiyorum?” sorusunu sormak ve hedefi dolap beygirinin önündeki havuç olmaktan çıkarmak gerekir.
Kişisel hedefleri yeniden değerlendirmek
Yaşamımızda var olduğumuzu anlamak için kendi yok sayılmamızı sağlayan ne tür durumlar yaratıyoruz? İstek ve arzularımızın ne kadarını gerçekten sahip olmak istediğimiz şeyler olarak görüyor, ne kadarını çocuklukta karşılanmamış duygularla ilişkilendiriyoruz?
Aynı yerde dönüp durmamıza neden olan hedefleri yeniden değerlendirmek, yeniden tanımlamak ya da gerekiyorsa değiştirmek önemlidir. Hedeflere ulaşmak için kendini tanımak; ne istediğini, bu isteğin hangi ihtiyaçtan doğduğunu ve önüne koyduğun şartların sana hizmet edip etmediğini sorgulamayı da içerir.
Özgürlük arzusu ve seçimlerimiz
Özgürlük zihinsel bir kavramdır: Bir şeyi yapma ya da yapmama seçimine sahip olmaktır. Kültürel ve toplumsal bakış açıları nedeniyle bazı ailelerde kız çocukları aşırı kontrol ve baskıyla karşılaşabilir. Özgür olma arzusu da bu deneyimlerin ardından birçok kadının hayalini süsleyebilir. Yazıdaki yaklaşım, bu fantezinin yaşamda tekrar eden durumlara dönüşebileceğini öne sürüyor.
Baskıcı bir ailede büyüyen kız çocuklarının kendilerini kısıtlayan erkeklere çekilebildiği ve böylece çocukluktan taşınan fantezinin sürdürülebildiği de bu yazının savunduğu düşüncelerden biridir. Kişi bunu fark etmediğinde kendisini kurban olarak görebilir. Ancak davranış biçimini ve seçimlerini sorgulamak, sorumluluğunu üstlenmenin başlangıcıdır.
Kişisel hedefleri yeniden değerlendirirken kendinize şu soruları yöneltebilirsiniz: Gerçekten ne istiyorum? Bu isteğin altında hangi ihtiyaç var? Hedefime ulaşmak için koyduğum şartlar bana yardımcı mı oluyor, yoksa beni aynı yerde mi tutuyor? Bu soruların yanıtları, hedefin kendisiyle ona ulaşmak için kurduğunuz düzen arasındaki farkı görmenize yardımcı olabilir.
Halis Şahiner
Daha fazla yaratım aracı ve bilgi için kitaplarımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?
Kontrol Sende - Çekim Yasası ve Bilinçaltı Dönüşüm Rehberi Kitabı - 2019 - 2 nci Baskı
KONTROL SENDE
İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN
Çekim yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi
Düzenlenmiş İkinci Baskı
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı
Daha iyi bir yaşam için
BİLİNÇLİ YARATMA SANATI
Kitapları temin için: cekimyasasi@hotmail.com
Tel/WhatsApp: 0 553 06 00 464
www.halissahiner.com






0 yorum: