Yaşam, insanların anne karnına düştükleri andan bu dünyadan ayrılana kadar sürdürdükleri kendini anlamlandırma yolculuğudur. Bu yolculuk, çoğunlukla birbirini izleyen 24 saatlik dilimler içinde yaşanır.
Gün içinde yaptıklarımızın önemli bir bölümü tekrar eder. Bu nedenle yaşam, bir anlamda bu 24 saatlerin toplamı olarak ortaya çıkar. Her gün yaptıklarımızla kendimize dünyada bir anlam ve konum yaratmaya çalışırız. Boşluk hissi de bu anlam arayışının içinde, bazen ne yaptığımızı ve neden yaptığımızı yeniden düşünmemize yol açar.
Anlamları ve bağlantıları nasıl kuruyoruz?
Kendimize anlam yüklerken çoğunlukla diğer insanları, onların yaptıklarını ve davranışlarını referans alırız. Aralarında bağlantılar kurarız. Bağlantı kurmak, anlamın önemli bir parçasıdır: Bir şeyle ilişkilendirmediğimiz bir şeyin zihnimizde belirli bir konuma ve anlama sahip olması zorlaşır.
Kişilere, olaylara, nesnelere ve maddelere yüklediğimiz anlamların bir kısmı toplumsaldır; büyük bir kısmıysa kişiye özeldir. Kişisel anlam, yaşamımızdaki bir kişiyi, nesneyi ya da şeyi zihnimizde bir kategoriye yerleştirip ona önem ve öncelik vermemizdir. Başka bir deyişle, bazı şeyleri kendimiz için kutsal hâle getiririz. Kimi için sağlık, kimi için para, saygı ya da özgürlük önemlidir; kimi içinse bir inek bile özel bir anlam taşıyabilir.
En büyük sorun, anlamları ve bağlantıları kendimizin oluşturduğunu unutup onları bizden bağımsız, dışarıda bir yerde konumlandırmamızdır. Sonra bu anlamların lehine ya da aleyhine savunmaya geçer, onlarla mücadele ederiz. Yaşamımızdaki bazı şeyleri kontrol etmek için kendi kurduğumuz bağlantılara tutunuruz.
Eksik olduğuna karar vermek
Aşağıdaki konuşma, cesaret ve eksiklik düşüncesine yüklediğimiz anlamları sorgulamak için bir başlangıç olabilir:
H.Ş.: Ne istiyorsun?
X: Gerçekleşmek, daha gerçek olmak.
H.Ş.: Ol. Bunun için neye ihtiyacın var?
X: Cesaret, güç, sevgi. Bilmek, yapabilmek. Anahtarlar. İnsanlık, dünya, evren benden ne istiyor? Neden yapamamak beni huzursuz ediyor?
H.Ş.: Bütün bunların hepsi senin kararların ve sonuçlandırmaların. Ulaşılan şeyi değersiz kılmamak için icat edilmiş şeyler.
X: Yani inkâr ediyorum. Ben bütün bunlara sahibim.
H.Ş.: Hayır. Sadece eksik olduğuna karar vermişsin. İkisi arasında fark var.
Bu noktada kendimize şu soruları sorabiliriz: “Cesarete hangi anlamı yüklüyorum ve neden? Bu anlamı değerli kılarak neyi kontrol ediyorum? Kendimi nerede cesaretsiz olarak etiketledim?”
X: Ooo, çok yerde.
H.Ş.: Bu şekilde etiketlemesem ne yaparım, nasıl davranırım?
X: Korku vardı.
H.Ş.: Hangi korkuların seni böyle davranmaya itiyor?
X: Dışlanma olabilir.
H.Ş.: Cesareti tek bir tanıma indirgediğinde kendini kilitlersin. Cesaretin en genel tanımı, “korkularına rağmen adım atabilmektir.”
X: İşte “ona rağmen”i aşamamışım. Bunu değiştirebilir miyim? Değiştirebilirsem nasıl?
H.Ş.: Eğer adım atamıyorsan korkunu kabul et. Kendini yargılama. Sorun yaratan şey adım atmaman değil, adım atmadığın için kendini yargılamandır; kendini yanlış kılmandır. Kendine dürüst ol. Adım atmak zorunda değilsin. Hangi korkular nedeniyle adım atmadığını kendine itiraf et. Bir süre sonra bu durumun duygu hâlin üzerindeki etkisi azalacaktır.
Duygusal boşlukta meşguliyet aramak
X: Evet, korkağım; kabul. Durayım. Durunca ne oluyor?
H.Ş.: “Adım atmak zorundayım” düşüncesine takıldıkça kendini yargılamaya devam edeceksin. Kendini yargılamayı durdur ya da gereken adımları at. Birçok insanın yaptığı şeyi yapıyorsun: Adım atmak yerine kendini yargılamak ya da suçlamak daha kolay geldiği için kendini yanlış ve hatalı kılıyorsun.
X: Evet, boş yere hırpalıyorum.
H.Ş.: Çünkü yapacak daha iyi bir şeyin yok. Duygusal boşluktasın. Kendine anlam yükleyecek ve seni meşgul edecek bir şeyler arıyorsun. Bu bir seçim. Ne yaptığını gör ve neden yaptığını sorgula: “Buna gerçekten ihtiyacım var mı? Bu benim hayatımda ne yaratıyor?”
Meşguliyet arayışının nedenleri her zaman dışarıdan açıkça görünmeyebilir. Bazen yaşam boşluğunu doldurmak için suni anlamlar, bağlantılar ve uğraşlar icat ederiz. Bir şey yaratmak ya da yarattığımız şeyi önemli ve değerli kılmak başlı başına doğru veya yanlış değildir; bu kişisel bir seçimdir. Önemli olan, seçimin yaşamımızdaki etkisini fark etmektir.
Boşluk hissiyle baş etmek için kendimize sorabileceklerimiz
Yarattığımız anlam ve meşguliyetler hayatımızı nasıl etkiliyor? Duygu durumumuzda neye yol açıyor? Yaşamımızda ne yaratıyor? Bu sorular, enerjimizi nereye koyduğumuzu görmemize yardımcı olabilir. Enerjimizi tüketen ve bizi aşağı çeken gereksiz şeylerden uzaklaşmak, daha verimli ve tatminkâr bir yaşam için alan açabilir.
Yaşamımızda boşluk hissi ortaya çıktığında hangi davranışları sergilediğimizi fark etmek ilk adımdır. Sonrasında, bu davranışlara yönelmemize neden olan ve zihnimizin karşılaşmaktan ya da düşünmekten kaçındığı durumları bulup anlamaya çalışabiliriz. Geçmişe ait olumsuz duygu durumlarını çözümlemek, çoğunlukla boşluktan kaçınma ihtiyacını azaltır; yaratım için daha fazla zaman ve enerji bırakır.
Bundan daha iyi nasıl olur?
Başka neler mümkün?
Halis Şahiner
Daha fazla yaratım aracı ve bilgi için kitaplarımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?
KONTROL SENDE
İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN
Çekim yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi
Düzenlenmiş İkinci Baskı
Daha İyi Bir yaşam için
BİLİNÇLİ YARATMA SANATI
Kitapları temin için: cek imyasasi@hotmail.com
Tel/Whatsapp: 0 553 06 00 464
www.halissahiner.com