Images

30 Günlük Mucize Üstatlığı Programı (Quantum Olumlama) – 11-20. Günler

30 günlük mucize programının bu bölümünde, 11. günden 20. güne kadar her gün mucizeler listenizi gözden geçirerek inançlarınız, niyetleriniz ve kendinize güveniniz üzerine düşünün. Bu mucize üstatlığı programı, istediğiniz şeylere odaklanırken sizi sınırlayan fikirleri fark etmeniz için bir çalışma sunuyor.

11-15. Günler: Fikirleri ve iç sesi fark etmek

11. Gün: Fikirler

Fikirlerimiz; kendimizle ilgili inançlarımızı ve başkalarından alıp benimsediğimiz düşünceleri kapsar. Başkalarının olumlu sözleri olsa bile, aklımızda yeteneksizliğimizi, değersizliğimizi ya da hatalarımızı onaylayan olumsuz fikirler kalabilir. Bir zamanlar duyduğumuz ve başarılı olamayacağımızı düşündüren basit bir ifade, istediğimiz şeyi yaratamayacağımıza dair bir inanca dönüşebilir ve yaşamımızın farklı alanlarını etkileyebilir.

mucize üstatlığı programı

Bugün mucizeler listenizi incelerken, başka birinin fikri yüzünden gerçekleşmeyeceğini düşündüğünüz bir dileğiniz olup olmadığını sorun kendinize. Geçmişte birinin söyledikleri, mucizeler yaratamayacağınıza dair bir inanç oluşturmuş olabilir mi? Değerinizi ve yaşamınızda mucizeler yaratma yeteneğinizi onaylayan yeni bir fikir geliştirin; olumsuz fikirleri olumluya dönüştürmeye bugün başlayın.

Images

30 Günlük Mucize Üstatlığı Programı (Quantum Olumlama) – 16–30. Günler

30 günde mucizeler programı: 16–30. günler

Programın bu bölümünde inançlarınızı, şükran duygunuzu ve günlük seçimlerinizi mucize listenizle birlikte gözden geçiriyorsunuz. Amaç yalnızca bir sonuç beklemek değil; düşüncelerinizi, niyetinizi ve eylemlerinizi istediğiniz yaşamla uyumlu hâle getirmek. Her gün listenize dönün, kendinize sorular sorun ve ilerlemenin bazen küçük adımlarla ortaya çıkabileceğini hatırlayın.

  1. Gün
    Neye İnanıyorsunuz?

İnançlarınız; kendiniz, yetenekleriniz, çevrenizdeki dünya, potansiyeliniz ve hatta Evren’in (Tanrı’nın) sizi ne kadar sevdiği hakkındaki düşüncelerinizi kapsar. Bu yaklaşımda, sözcükleriniz ve eylemleriniz inançlarınızdan doğar; inandıklarınız da yaşamınızı nasıl yorumladığınızı ve hangi adımları attığınızı etkiler. Bir inanç her zaman farkında olduğunuz bir düşünce olmayabilir, ancak davranışlarınıza yön verebilir.

Images

Çekim Yasasının Sırrı: İstemek Yeterli mi?

“Hayattan alabileceklerin, bilincinin hak ettiğini düşündüğü ve inandığı kadardır.”
Benzerlik Yasası

Bir önceki yazımda, çekim yasasının işleyişindeki önemli adımlardan birinin ne istediğini bilmek ve istediğine sahip olmayı hissetmek olduğunu anlatmıştım. Burada sözünü ettiğim, istediğin henüz hayatında yokken bile ona sahip olan kişi gibi düşünebilmek ve hissedebilmektir. Peki bunu yapmak neden her zaman kolay değildir? Çekim yasasının sırrı nedir; yalnızca istemek yeterli midir?

Images

Çekim Yasasının Sırrı: İstemek Yeterli mi?

İstemeye devam etmek mi, istediğine sahip olmayı seçmek mi?

Çekim yasasına inanan kişiler için, başarabilecekleri pek çok şey olduğuna inanıyorum. Ancak ne istediğini bilmek kadar, istediğine henüz sahip değilken o isteğe sahip olan kişi olmayı öğrenmek de önemli. Çünkü yalnızca bir hedef belirlemek, ona ulaşmak için atılacak adımların yerini tutmuyor.

Bir önceki yazımda ne istediğimizi nasıl anlayabileceğimizle ilgili kolay bir uygulamadan söz etmiştim. Ne yazık ki birçok insan, ne istediğini bilememenin kısır döngüsünde sıkışıp kalıyor. Bu yazıda ise istediğine henüz sahip değilken, o isteğe sahip olan kişi olmanın önündeki engelleri ve istemekten seçmeye geçmenin ne anlama geldiğini anlatmak istiyorum.

Images

Ne İstiyoruz? Neden İstiyoruz? Nasıl İstemeliyiz?


İnsanlar kendilerine, kendileri ve düşünceleri hakkında sorular sorulmasından ve yorumlar yapmaktan çok hoşlanırlar. Ama nedense kendi kendilerine soru sormayı hiç sevmezler. Ve hayatımızda kendimize sormamız gereken en önemli sorulardan iki tanesi, bu yazının başlığında var.
Ne istiyoruz?
Neden istiyoruz?
Bir çok insan ne istediğini bildiğini sanıyor. Ama aslında çocukluğundan itibaren kendisine öğretilen şeyleri istiyor veya istediğini sanıyor. Ve zaman zaman içinde farklı istekler oluştuğunda bunu savuşturarak ”mutlu” yaşamına devam ediyor. Çünkü korkuyor. Bildiğinin dışına taşmaktan korkuyor. Farklı şeyler için adım atmaktan, başarısız olmaktan, elinde tuttuğu alışkanlıkları kaybetmekten korkuyor. Ve bana sorarsanız hayatı bu şekilde yaşayıp bitirdiğinizde yaşamış sayılmazsınız. Kendini tanımadan, şekillendirilmiş bir hamur olarak ama kendinizce ”güvende” yaşanılmış bir hayat! Bilemiyorum, kararı siz vereceksiniz.
 Şimdi ”ne istiyoruz?” sorusuna bir bakalım. Herkes çekim yasası, pozitif düşünce ve beyin gücü konularında az çok bilgi sahibidir eminim. En çok istediğin şeye sahip olursun diyor bu yasalar. Pek çok kişi de bu kuralı uygulamak için harekete geçiyor. Ve çok istediği şeyleri durmadan düşünmeye başlıyor. Mucizeleri için zaman belirliyor. İstiyor, istiyor, istiyor. Düşünmeden, bilmeden, çılgınca, bilinçsizce, şımarık bir çocukmuşçasına istiyor. O araba benim olsun, bu kız benim sevgilim olsun, o adam benim kocam olsun, bu evi alayım, şu işe sahip olayım, şu kişi bana aşık olsun, öbürü ondan ayrılsın veya büyük ikramiye bana çıksın gibi örnekler. Yazdıklarımı okurken, bu kişileri kafanızda canlandırın. Hatta bahsedilen kişi siz bile olabilirsiniz, dürüst olun kendinize.
Images

Çekim Yasasının Sırrı – Egomuzu Nasıl İkna Edebiliriz?

Çekim yasası ve ego: Egomuzu nasıl ikna edebiliriz?

Bir önceki yazımda kurban olma deneyimimden söz etmiş ve egomuzu ikna etmemiz gerektiğini belirtmiştim. Peki bunu nasıl yapacağız? Benim için cevap, egoya bağırıp onu susturmaya çalışmakta değil; onu sabırla dinleyip elindeki inançları gerçek örneklerle yeniden değerlendirmekte yatıyor.

Çevrenizde çocuk sahibi olan aileleri gözlemleyin. Çocuklar yaramazlık yaptığında anne babalarının çoğu zaman sabırla yaklaştığını görürsünüz. Dışarıdan bakınca insanı zorlayan bir durumda bile ebeveynler, çocuklarının neye ihtiyaç duyduğunu anlamaya çalışır. Aykut Oğut’un son kitabında yer alan bir örnek, bu yaklaşımı düşünmek için iyi bir başlangıç.

Images

EFT ile Bolluk ve Bereket: Para ile İlgili Sınırlayıcı İnançlar

EFT ile para konusundaki sınırları fark etmek

Sınırlarla yaşarız. Yalnızca parayla ilgili düşünce ve duygularımızı değiştirerek hayatımıza daha çok para çekebileceğimize inanmak çoğumuz için kolay değildir. Çünkü paranın zor kazanıldığını öğrendik: Üniversite okumak, büyük bir şirkette sağlam bir işe girmek ve özel yaşamımızdan fedakârlık ederek çalışmak… Daha çok para kazanmanın ancak bu yollarla mümkün olduğuna alıştığımızda, EFT ile düşünce ve duygularımız üzerindeki çalışmanın para konusundaki algımızı etkileyebileceği fikrini kavramak da zorlaşır. EFT bolluk bereket üzerine çalışırken ilk fark edebileceğimiz şeylerden biri, bu yerleşik kabullerin ne kadar güçlü olduğudur.

Para kazanmayı hak etmek ne demektir?

Bolluk ve bereketi hayatımıza çekmenin önündeki engellerden biri de “hak etmek” düşüncesidir. Bunu açıkça dile getirebiliriz; fakat “Hak etmiyorum” duygusunu fark etmek çoğu zaman daha zordur. Hak etmek neye bağlıdır? “Hak verilmez, kazanılır” deriz. Peki, hak nasıl kazanılır?