İnsanın her türlü seçimi ya korku ya da sevgi düşüncesinden kaynaklanır. Gün içinde verdiğimiz kararlar, kurduğumuz cümleler ve başkalarına karşı gösterdiğimiz davranışlar da bu iki yaklaşımın izlerini taşıyabilir. Hayat seçimleri bu nedenle yalnızca büyük dönüm noktalarından ibaret değildir; gülümsemek, paylaşmak ya da bir adım atmak gibi gündelik tercihlerimizde de kendini gösterir.
Hayat seçimleri: korku mu, sevgi mi?
Bu anlatımda korku, insanı daraltan ve içine hapseden; kaçmaya, gizlemeye ve biriktirmeye yönelten bir düşünce olarak ele alınır. Sevgi ise genişleten, açan, paylaşmaya ve iyileştirmeye alan tanıyan bir yaklaşım olarak karşısına çıkar. Korku ve sevgi arasındaki seçim, yalnızca ne hissettiğimizle değil, o duygunun davranışlarımıza nasıl yön verdiğiyle de ilgilidir.
Korku sahip olduklarına sımsıkı yapışır; sevgi onları paylaşabilir. Korku, yakınlığı zorlayıcı bir tutunmaya dönüştürür; sevgi ise sevecen bir yakınlığa yer açar. Birinde bırakmamak ve sıkıca sarılmak öne çıkarken diğerinde özgür bırakabilmek vardır. Bu karşıtlıklar, seçimlerimizi etkileyen duyguların ilişkilerimizde ve günlük tutumlarımızda nasıl görünür olabileceğini anlatır.
Korku; daraltan, kapatan, içe hapseden, kaçan, gizleyen, biriktiren ve zarar veren enerjidir. Sevgi; genişleten, açan, yayılan, kalan, açık olan, paylaşan ve iyileştiren enerjidir. Metindeki “bedenleri giysilerle sararak gizlemek” ve “çıplak olmaya izin vermek” karşılaştırması da bu gizlenme ile açıklık arasındaki ayrımı vurgular. Buradaki çıplaklık ifadesi, anlatımın kendi karşılaştırması içinde açıklığa ve saklamamaya işaret eder.
Korku kurutur, saldırır ve elindekini bırakmak istemez. Sevgi yumuşatır, bağrına basar ve özgür bırakır. Bu ifadeler, her seçimimizin yalnızca dışarıdan görünen sonucunu değil, hangi düşünceyle ve hangi duyguyla hareket ettiğimizi de gözden geçirmeye çağırır. Kişisel seçimler bu bakımdan, kendimize ve çevremizdekilere nasıl yaklaşacağımızı belirleyen küçük ama anlamlı tercihlerdir.
Günlük hayatta seçim yapmanın önemi
Hayatımız seçimlerimize göre yön alır. Hangi düşünceyi ve duyguyu besleyeceğimiz ya da nasıl davranacağımız konusunda önümüzde farklı yollar bulunur. Bu, her zaman büyük ve zor kararlar vermemiz gerektiği anlamına gelmez. Bazen seçim, kaşlarımızı çatmak yerine gülümsemek; yargılamak yerine övgüde bulunmak kadar sade olabilir. Hayatta seçim yapmanın önemi, bu küçük tercihlerin de nasıl bir tutumla yaşamak istediğimizi göstermesinde yatar.
Örneğin, korkuyla kapanmak yerine paylaşmayı; ertelemek yerine harekete geçmeyi seçebiliriz. Umutsuzluğa kapılmak yerine inanmak, vazgeçmek yerine azimle devam etmek de bu yaklaşımın örnekleridir. Bu tercihler, yaşanan her şeyin kolaylaşacağını garanti etmez; ancak içinde bulunduğumuz ana nasıl karşılık vereceğimizi düşünmemize yardımcı olur.
- Kaşlarımızı çatmaktansa gülümsemeyi,
- Yargılamaktansa övgüyü,
- Almaktansa vermeyi,
- Ertelemektense harekete geçmeyi,
- Umutsuzluğa kapılmaktansa inanmayı,
- Vazgeçmektense azimle devam etmeyi,
- Sızlanmaktansa şükretmeyi,
- Kin beslemektense affetmeyi,
- Nefret etmektense sevmeyi seçebiliriz.
Bu örneklerin her biri, önümüze çıkan bir duruma hangi yönden yaklaşacağımızı hatırlatır. Gülümsemek, övmek, vermek, harekete geçmek, inanmak, şükretmek, affetmek ve sevmek; metindeki sevgi yaklaşımını görünür kılan tercihlerdir. Burada önemli olan, bu seçenekleri kusursuzca uygulamak değil, karar anında hangi duygunun davranışımıza yön verdiğini fark edebilmektir.
Her gün yeniden seçmek
Her yeni gün bize yeni seçim fırsatları sunar. Aynı durum karşısında bile nasıl karşılık vereceğimizi yeniden düşünebiliriz: Sıkıca tutunmak mı, özgür bırakmak mı? Gizlenmek mi, açık olmak mı? Saldırmak mı, bağrına basmak mı? Bu soruların yanıtı, günlük tutumlarımızı hangi düşüncenin beslediğini görmemize yardımcı olur.
Peki, ya siz bugün hangi duyguyu temel alarak seçimlerinizi yapacaksınız? Korkuyu mu, sevgiyi mi…!?


0 yorum: