aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Aşkın Tarihçesi: Sevgililer Günü’nün Kökeni

Şubat ayı denilince pek çok kişinin aklına önce Sevgililer Günü gelir. Peki bu gün nasıl ortaya çıktı, ne zamandan beri kutlanıyor ve aşkın tarihçesiyle nasıl ilişkilendiriliyor? Bu soruların yanıtı tek bir başlangıç hikâyesinden ibaret değil; antik dönem gelenekleri, Aziz Valentine anlatıları ve zaman içinde oluşan romantik alışkanlıklar bu tarihin çevresinde buluşuyor.

Sevgililer Günü tarihi: Antik çağlardan gelen gelenekler

Şubat ayının ortasının aşk ve birliktelikle ilişkilendirilmesi antik çağlara kadar uzanır. Antik Yunan takvimlerinde ocak ayı ortası ile şubat ayı ortası arasındaki Gamelyon ayı, Zeus ile Hera’nın kutsal evliliğine adanmıştı. Bu örnek, yılın bu döneminin farklı toplumlarda evlilik ve birliktelik düşünceleriyle yan yana geldiğini gösterir.

Images

An’da Olmak

“Yaşamak nedir?” diye hep sorarız kendimize. Sonra görürüz ki yaşam, bir dizi deneyimden ibarettir. Fakat yaşamak, yalnızca günleri geçirmek ya da yapılacak işleri tamamlamak değildir. Bazen yaşarken gerçekten yaşamak yerine “mış” gibi yaparız: Karın doyurur, dışarıda bir şeylerin peşinden koşar, düşüncelerimizi takip eder, duygularımıza dokunmadan rollerimizi sürdürürüz. Kısacası var olurken yok olmayı deneyimleriz.

Anda olmak ne demektir?

Deneyim, yalnızca yaşanmış olanın içinde değil, şu an olup bitenin farkına varışımızda da saklıdır. “Ol’an, ol’an…” diye tekrarlayan bu ifade, sanki bize kendimizi hatırlatır: Anda ol, anda ol, anda kal. Anda kalmak nedir diye sorduğumuzda, yanıt yalnızca geçmişi düşünmeyi bırakmak ya da geleceği hesaba katmamak değildir. Yaşadığımızı, hissettiğimizi ve o sırada ne yaptığımızı fark ederek bu deneyimin içinde bulunmaktır.

Images

Bırak Sevgi Seni Bulsun

Bir kelebeğin özgürlüğünü ve sevginin anlamını anlatan hikâye

Sevgi hikayeleri bazen uzun cümlelerden çok küçük bir karşılaşmayla anlatılır. Bu, bir adamla kelebeğin yollarının kesiştiği; sevmenin, sahip olmak değil, gerektiğinde özgür bırakmak olduğunu hatırlatan bir hikâye.

Bırak Sevgi Seni Bulsun hikayesi

İyi kalpli, yalnız bir adam bir gün bir koza bulur. Kozanın içinde küçücük bir tırtıl vardır. Adam bu tırtılı çok sever; onunla yalnızlığını ve bütün sevgisini paylaşır.

Gel zaman git zaman, tırtıl büyür ve güzel bir kelebeğe dönüşür. Adam kelebeğine hayrandır; onu bir türlü bırakamaz. Oysa kelebeğin aklında dağlar, kırlar, çiçekler vardır. Yine de adama ve sevgisine kıyamaz, onu yalnız bırakmak istemez. Üç günlük ömrünü sevildiği ve sevdiği yerde geçirmeye hazırdır.

Ama adam bilir: “Sevmek bazen vazgeçmeyi de bilmektir.” Kelebeğine son kez bakar ve onu özgürlüğüne, kırlara, çiçeklere doğru salıverir.

Kelebek mutlu olmasına mutludur; yine de hiçbir meltem, hiçbir çiçek yaprağı adamın avucunun sıcaklığını andırmaz. Aklında adam, o çiçek senin bu çiçek benim dolaşır saatlerce…

Sevdiğini özgür bırakmak üzerine hikaye

Adam bir kelebeğe sevdalı, bakıp durur boşluğa. Kelebekse hâlâ konacak sıcak bir avuç aramaktadır. Böylece kelebek şunu anlar: “Bazen ait olduğumuz yer orasıdır; sıcak bir avuçtur, biliriz. Ama o yerin bize ait olma ihtimali bir hiçtir.”

Adam da kendi gerçeğini görür: “Hiçbir sevdayı yalnızca sevgiyle yaşatamazsınız.” Sevgi, karşısındakinin ihtiyacını ve özgürlüğünü görmeden tek başına yeterli olmayabilir. Kelebeği yanında tutmak isteyen adam, onu sevdiği için bırakmayı seçmiştir.

O günden sonra kelebek, adama duyduğu özlemi gömebileceği bir dağ aramaya başlar. Gücü tükenene dek arar ama bulamayınca şunu anlar: “Hiçbir dağ bir özlemi gömebileceğimiz kadar büyük değildir.” Adam ise sevdasını artık kelebeğinin yerine avuçlarına koyar.

Sevmenin vazgeçmek olduğunu anlatan hikaye

Bu bırak sevgi seni bulsun hikayesi, aşk hikayeleri içinde sevgiyle özgürlük arasındaki ince çizgiyi anlatır. Bazen sevdiğimiz birinin yanında kalmasını isteriz; fakat onun başka hayalleri, özlemleri ve gitmek istediği yolları olabilir. Sevdiğini özgür bırakmak, duyguların yok olduğu anlamına gelmez. Adamın kelebeğini salıvermesi de sevgisinden vazgeçmesi değil, sevgisini onun özgürlüğünün önüne koymamasıdır.

Hikâyedeki adam ve kelebek, ayrılığın özlemi bir anda bitirmediğini gösterir. Kelebek sıcak bir avucu, adam ise artık yanında olmayan kelebeğini hatırlar. İkisi de yaşadıklarından bir anlam çıkarır; sevginin her zaman birlikte kalmakla ölçülemeyeceğini öğrenir.

Herkes iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış şeyler yaşar. Yaşadıklarından bir çıkarım yaparak hayatına bir yön verir; aynı zamanda düşüncelerini de şekillendirir. Belki de bu hikâyenin sessizce bıraktığı düşünce şudur: Bazen sevgi, tutmak yerine yol vermeyi bilmektir. Bırak sevgi seni bulsun.