Gülümseyin. Hayatın anlamı keyif almak ve gülümsemektir.
Mutluluğun reçetesi var mı? Ya da biri bana mutluluğun reçetesini yazabilir mi? Bu soruların herkese uyan tek bir yanıtı olmayabilir. Yine de Ernie E. Zelinski’nin, bilge kişilerin çağlar boyunca söylediklerinden yararlanarak oluşturduğu mutluluk reçetesi, üzerinde düşünmeye değer bir liste sunuyor.
Kanımca bugüne kadar yazılmış en iyi reçetelerden biri bu. Bir kenara not edin, saklayın; mümkünse eşe, dosta, sevgiliye ve arkadaşa e-posta ya da telefon mesajıyla yollayın. Ama en önemlisi, yalnızca okumakla kalmayıp hayatınızda uygulamaya çalışın.
Bu reçetedeki maddeler, mutluluğun tek bir şeyden ibaret olmadığını hatırlatıyor. Amaç, geçim, sağlık, ilişkiler ve umut; her biri yaşamın başka bir yönüne dokunuyor.
Listenin ilk maddeleri, hayatımıza yön verecek bir amaçla geçimimizi sağlayan işi yan yana koyuyor. Amaç, insana uğruna emek vereceği bir yön sunarken iş, gündelik ihtiyaçlarımızı karşılamaya yardımcı olur. Temel ihtiyaçlara yetecek kadar zenginlik ifadesi de mutluluğu sınırsız bir birikime bağlamıyor; yeterli olanı fark etmenin önemini düşündürüyor.
İş ve eğlence arasında denge kurmak, reçetenin bir başka önemli parçası. Hayat yalnızca sorumluluklardan ibaret olmadığı gibi, keyifli anları da yaşamın geri kalanından ayrı düşünmek gerekmiyor. Sağlıklı bir akıl ve beden, hayatı değerleriyle yaşayabilmenin temel dayanakları arasında sayılıyor.
Şefkat, özsaygı ve iyilik duygusu ise mutluluğun hem başkalarıyla hem de kendimizle kurduğumuz ilişkilerde yer bulduğunu hatırlatıyor. Birçok insanı beğenebilmek, bazılarını sevebilmek ve ihtiyaç duyanlara verebilmek; insanın çevresiyle bağını güçlendiren değerlerdir. Kendini sevecek kadar özsaygı da bu listenin unutulmaması gereken maddelerinden biri.
Cesaret ve yaratıcılık, zorluklar ile sorunlar karşısında işe yarayan iki önemli güç olarak sıralanıyor. Her şeyin kolay olmasını beklemek yerine güçlüklerle yüzleşmek ve çözüm aramak gerekir. Mizah duygusu da bu yolculukta insana hafiflik kazandırır; her an gülebilmek, yaşamın içindeki neşeyi fark etmeye yardımcı olur. İyi bir yarını bekleyecek kadar umut ise geleceğe dair beklentimizi canlı tutar.
Reçetenizdeki 13 ilaçtan hangisini beğendiniz bilmiyorum ama benim favorim sonuncusu: Sahip olduklarınızın değerini bilin! “Sahip olduğunuz şeylere şükran duymak.” Bu, her insanın kendi içinde bulabileceği çok eski ve güçlü bir ilaç.
Sahip olduğunuz her şeyi kaybettiğinizi, sonra da yeniden bulduğunuzu düşünün. Nasıl da mutlu olurdunuz. Sağlığınızın, eşinizin, çocuklarınızın, arkadaşlarınızın ve dostlarınızın değerini bilmek, şükran duygusunun gündelik hayattaki karşılığını gösterir. Mutluluk için şükretmenin önemi de biraz burada saklı: Elimizdekileri sıradan saymak yerine onların kıymetini hatırlamakta.
Mutluluğun peşine düşmek yerine, biraz da onun sizi bulmasını beklemek… Kısacası bulduğunuz ve olduğunuzla yetinmek, bu ilacın en önemli faydalarındandır. “Mutluluğun reçetesi nedir?” diye soruyorsanız, belki de yanıt bu 13 maddede; özellikle de sahip olduklarınıza duyduğunuz şükranda gizlidir.
Mark Twain yazmış: “Palamarı fırlatıp at. Güvenli limanlardan uzaklaş. Bırak alize yelkenleri şişirsin. Araştır, düşle ve keşfet.”
Deniz kıyısında ihtiyar bir taşçı kayayı yontmaktadır. Güneş onu yakıp kavurur. O da Tanrı’ya yakarır: “Keşke güneş olsaydım.”
“Ol,” der Tanrı. Taşçı güneş oluverir.
Fakat bulutlar gelir, güneşi örter; hükmü kalmaz. Bulut olmak ister. “Ol,” der Tanrı. Bulut olur. Rüzgâr alır götürür bulutu; bulut, rüzgârın oyuncağı olur. Bu kez rüzgâr olmak ister. Ona da “Ol,” der Tanrı.
Rüzgâr her yere egemen olur; fırtına, kasırga olur. Her şey karşısında eğilir. Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Oradan eser, buradan eser; kaya “bana mısın” demez! Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir. Artık dünyaya karşı dimdik ve güçlü durmaktadır. Sırtında bir acıyla uyanır…
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır…
Taşçının hikâyesi, her seferinde başka bir güce dönüşmek isteyen birinin yolculuğunu anlatır. Güneş olur, ama bulutların önüne geçemez. Bulut olur, ama rüzgâr onu sürükler. Rüzgâr olur, ama kaya karşısında durur. Sonunda kaya olmayı seçtiğinde bile, sırtında hissettiği acı onu başlangıçtaki taşçıya geri götürür.
Bu dönüşümlerin her birinde taşçı, bulunduğu hâlin eksik ya da güçsüz tarafına bakıp başka bir biçimde daha iyi olacağını düşünür. Oysa yeni hâli, onu bütün sınırlardan kurtarmaz; yalnızca karşısına başka bir sınır çıkarır. Hikâyenin çarpıcı tarafı da burada: En güçlü görünen kaya bile taşçının elinde yontulabilir. Her yeni biçim, bir öncekinden kesin olarak üstün değildir.
“Kaderini sev, belki seninki en iyisidir” sözü, yaşanan her zorluğun iyi olduğunu söylemek ya da hiçbir şeyi değiştirmeden beklemek anlamına gelmek zorunda değil. Hikâyenin içinden bakınca, taşçının sürekli başka bir şeye dönüşme isteği ile kendi bulunduğu yeri görmesi arasındaki fark belirginleşiyor. Kaderi kabullenmek, insanın karşılaştığı her durumu onaylaması değil; kendi hayatını yalnızca başka bir hayatla kıyaslayarak değerlendirmekten vazgeçebilmesidir.
Bir şeyleri değiştirmek istemek doğaldır. Fakat değişme arzusu, “Ben ancak başkası olursam değerli ya da güçlü olurum” düşüncesine dönüştüğünde, insan bugünkü hâlini görmezden gelebilir. Taşçı da güneşin, bulutun, rüzgârın ve kayanın gücünü ister; ama her yeni biçimde başka bir engelle karşılaşır. Hikâye, sahip olmadığımızı sandığımız özelliklere özenirken kendi konumumuzu ve imkânlarımızı unutabileceğimizi düşündürür.
Kaderini sevmek ve kabullenmek, her şeyi olduğu gibi bırakmak değil; nerede bulunduğunu dürüstçe görebilmektir. Bu bakış, “Başka biri olsaydım her şey daha iyi olurdu” düşüncesini fark etmeye ve bugünkü hayatına yalnızca eksikleri üzerinden bakmamaya alan açar. İnsan kendi durumunu gördüğünde, değiştirebileceği şeylerle değiştiremeyeceği şeyleri birbirine karıştırmadan değerlendirebilir.
Bu hikâyeyi okurken kendimize şu soruyu sorabiliriz: Şu an hangi özelliğimizi, koşulumuzu ya da hayatımızın hangi parçasını yetersiz görüp başka birinin yerinde olmayı diliyoruz? Bu soru, kendimizi suçlamak için değil; sürekli başka bir biçime dönüşme isteğinin ardındaki karşılaştırmayı fark etmek için sorulabilir. Taşçının her dileği ona yeni bir şekil verir, fakat hikâyenin sonunda yine başladığı yerde, kayayı yontarken buluruz onu.
Metnin sonunda yer alan “Nietzsche” imzası, bu anlatının yazıdaki atfını korur. “Nietzsche kaderini sev sözü” diye arayanların karşılaştığı temel düşünce de burada, taşçının bitmeyen dönüşüm isteğiyle görünür olur: Belki de mesele, her zaman başka biri olmayı istemek değil; kendi hayatına daha dikkatli bakabilmektir. Kaderini sev belki seninki en iyisidir.
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız
Her şey mümkün: The Secret mucizesi devam ediyor! The Secret’ta saklı kalanların anahtarını The Meta Secret’ta bulabilirsiniz. The Meta Secret kitabı, yalnızca çekim yasasını değil, onun da içinde yer aldığı evrensel yasalar fikrini ele alan bir kişisel gelişim kitabı olarak tanıtılıyor.
Kitabın temel vaadi, hayal ettiğiniz zenginlik, aşk ve mutluluğa ulaşma yolunda farklı düşünme ve davranma biçimlerine kapı aralamak. Metinde, dünya çapında tanınan uzmanların öğretilerine ve gerçek olaylara dayandığı belirtilen bir bilgelik anlatısına yer veriliyor. Meta Sır öğretmenleri, evrenin gizemli işleyişini tartışmaya davet ediyor; kitap da bu eski sırları keşfetmek için bir armağan ve anahtar olarak sunuluyor.
Çekim yasası yaklaşımında bolluk ve bereket üzerine çalışırken, yalnızca ne istediğimize değil, para ve refahla ilgili hangi inançları taşıdığımıza da bakarız. “Para zor kazanılır”, “Daha fazlasını hak etmiyorum” ya da “Gelecekten korkuyorum” gibi düşünceler, hedeflerimizi nasıl gördüğümüzü etkileyebilir. Bu nedenle önce fark etmek, sonra da seçtiğimiz yeni düşünceyi düzenli biçimde hatırlamak önemlidir. Aşağıdaki çalışmalar, yazıda anlatılan inanç değiştirme ve istekleri gerçekleştirme tekniklerini bir araya getiriyor. Bunları kesin sonuç vaatleri olarak değil, kendi düşüncelerinizi gözden geçirmek için uygulamalar olarak değerlendirin.
Bilinçaltının, bilincimizin o sırada odaklanmadığı ayrıntılara yöneldiği fikri bu tekniğin çıkış noktasıdır. Bir partiye gittiğinizde bilinciniz insanlara, tanıdıklara ve konuşmalara odaklanırken; renkleri, kokuları, sesleri, halıyı ya da duvardaki resimleri de fark etmeden kaydedebilirsiniz. Tersine, dikkatinizi bu ayrıntılara verdiğinizde çevrenizdeki kişiler ve konuşmalar arka planda kalabilir. Bu yaklaşımda, dikkatin yönünü değiştirerek olumlu bir inancı hatırlatmanın mümkün olduğu düşünülür.
Uygulamak için önce seçtiğiniz olumlamayı bir kâğıda yazın. Örneğin: “Ben kolay bir şekilde para kazanıyorum ve refah içinde yaşıyorum.” Kâğıdı aynaya doğru tutup yazıyı aynadaki görüntüsünden okuyun. Ardından bu görüntüdeki yazıyı beyaz bir kâğıda tersten, yani aynadaki hâliyle aktarın. Bu çalışmayı para kazanma olumlamaları için de kullanabilirsiniz; önemli olan, cümlenin sizin için anlamlı ve anlaşılır olmasıdır.
Hazırladığınız yazıdan birkaç kopya çıkarıp evde görebileceğiniz yerlere asabilirsiniz: sabah uyandığınızda ilk baktığınız yere, banyodaki aynanın üzerine veya yemek masasında oturduğunuz yerden görebileceğiniz bir noktaya. Tekniğin anlatımındaki düşünce, normal yazıdan farklı görünen bu ifadenin dikkatinizi çekmesidir. Bu yöntemi denerken, etkisine ilişkin kesin bir sonuç beklemek yerine size nasıl hissettirdiğini gözlemleyin.
Yazarın püf noktası: Olumlamaları cenin pozisyonunda, anne karnındaki gibi kıvrılarak ve avuçlarınızı kapalı tutarak yapmanın bilinçaltı için daha kabul edilebilir olduğu ileri sürülüyor. Bu, yazıdaki yaklaşımın bir önerisidir; size rahat gelmiyorsa pozisyonu zorlamadan, kendinizi rahat hissettiğiniz şekilde çalışabilirsiniz.
Değiştirmek istediğiniz inancı belirlemek, çalışmanın ilk adımıdır. Olumsuz cümleyi fark ettiğinizde yerine koymak istediğiniz, sizin için inandırıcı ve destekleyici bir ifade seçin. Aşağıdaki örnekler, parayla ve kendinize verdiğiniz değerle ilgili düşünceleri yeniden ele almanız için bir rehberdir. Bir cümle size uzak geliyorsa onu kendi dilinize uyarlayabilirsiniz.
Değer ve yeterlilik:
Olumsuz inanç: Ben değersizim.
Olumlu inanç: Ben çok değerliyim.
Olumsuz inanç: Para kazanmak konusunda başarısızım veya yetersizim.
Olumlu inanç: Para kazanma konusunda başarılı ve yeterliyim.
Güven, hak etme ve para:
Olumsuz inanç: Gelecekten korkuyorum.
Olumlu inanç: Hayatın bana güzel şeyler getirmesine açığım.
Olumsuz inanç: İyi ve güzel şeyleri hak etmiyorum.
Olumlu inanç: İyi ve güzel şeyleri hak ediyorum.
Olumsuz inanç: Suçluluk duygularım var.
Olumlu inanç: Kendimi affetmeye ve huzurlu hissetmeye izin veriyorum.
Olumsuz inanç: Parayla ilgili her zaman sorun yaşarım.
Olumlu inanç: Para konusunda daha destekleyici seçimler yapabilirim.
Olumsuz inanç: Para zor kazanılır.
Olumlu inanç: Para kazanmanın farklı yollarını görebilirim.
Olumsuz inanç: Ben parayı sevmiyorum.
Olumlu inanç: Parayı seviyor ve iyi şeyler için kullanıyorum.
Olumsuz inanç: Paranın değeri yoktur.
Olumlu inanç: Para değerlidir ve ben de değerliyim.
Bolluk ve ilişkiler:
Olumsuz inanç: Daha fazla para kazanmayı hak etmiyorum.
Olumlu inanç: Daha fazla para kazanmayı hak ediyorum.
Olumsuz inanç: Para benim için pis ve kötü bir şeydir.
Olumlu inanç: Parayı kabul ediyor ve iyi amaçlarla kullanıyorum.
Olumsuz inanç: Para geldiği gibi gider.
Olumlu inanç: Para bana bolca gelir ve paramı doğru kullanırım.
Olumsuz inanç: Çok param olursa eşim beni terk eder.
Olumlu inanç: Eşimle birlikte refah içinde ve mutlu yaşıyoruz.
Olumsuz inanç: Çok param olursa gerçek dostum olmaz.
Olumlu inanç: Refah içinde gerçek dostlarımla hayatın tadını çıkarıyorum.
Olumsuz inanç: Çok fazla paraya haram karışır.
Olumlu inanç: Parayı kolaylıkla ve dürüstçe elde ediyorum.
Bu cümleleri, kendinizde kesin olarak bulunduğuna karar vermeniz gereken işaretler gibi görmeyin. İçlerinden size tanıdık gelenleri seçip üzerinde düşünebilirsiniz. Amaç, para ve refahla ilgili otomatik düşünceleri fark etmek ve onların yerine bilinçli olarak tercih ettiğiniz bir ifadeyi koymaktır.
Bu yöntemde isteğinizi açıkça belirttikten sonra onu sürekli kontrol etmemeniz önerilir. Yazarın lokanta benzetmesiyle: Bir yemek sipariş ettiğinizde, “Siparişim nerede?” diye durmadan aramaz; hazırlanıp geleceğini bilerek beklersiniz. Buradaki temel fikir, ne istediğinizi netleştirdikten sonra kaygıyla tekrar tekrar sorgulamak yerine kendi hayatınıza devam etmektir. Bu yaklaşımda “unutmak”, isteğinizden vazgeçmek değil, onu zihninizde sürekli yoklamamaktır.
Makale yazarının notu: “Benim kişisel tercihim gece saati camdan dışarı bakarak siparişi vermektir. Ancak size uygun gelen başka bir şekilde siparişinizi verebilirsiniz.”
Günlük tutma çalışmasında ulaşmak istediğiniz amacı, sanki gerçekleşmiş gibi şimdiki ya da geçmiş zamanda anlatırsınız. Bu istekleri gerçekleştirme teknikleri arasında, hedefinizi ayrıntıları ve duygularıyla birlikte yazıya dökmenin bir yoludur. Örneğin, ev sahibi olmayı istiyorsanız yalnızca “Bir evim olsun” demek yerine, sizin için önemli olan özellikleri tarif edebilirsiniz:
“Sevgili Günlük, bugün çok istediğim evi sonunda buldum. Salonu tam istediğim gibi çok geniş ve güney cepheye bakıyor. Salonun dışında üç tane de odası var; hepsi biçimli ve geniş. Banyosu ve mutfağı da oldukça geniş ve bakımlı. Evin yeri tam istediğim yerde: hem merkezi hem sessiz. Komşularla ilgili ilk izlenimim çok iyi. Evin önündeki ağaçları çok sevdim; kahvaltımı mutfak balkonunda yaparken ağaç manzarasını seyretmek beni çok mutlu edecek. En güzeli ise fiyatı … TL. Emlakçı komisyonda da yardımcı olacağını söyledi. Bugün anlaşmamızı yaptık ve evi artık aldım sayılır. Çok mutluyum, bugün harika bir gün.”
Bu örnekte evin özellikleri kadar, o eve ilişkin duygular da anlatılıyor. Siz de hedefinizi yazarken sizin için önemli ayrıntıları ve nasıl hissetmek istediğinizi ekleyebilirsiniz. Bir konuda bir kez yazmanın yeterli olduğu belirtiliyor; yazdıklarınızı başkalarına okutmayın ve sürekli yeniden okumayın. Bu uygulamalar, çekim yasası yaklaşımında isteklerinizi ve onlarla ilgili inançlarınızı netleştirmek için sunuluyor; sonuçları garanti eden yöntemler olarak değerlendirilmemelidir.
Kaynak: http://www.reikiturk.com/
Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız
Regresyon Uygulaması Ses Kaydı- Geçmişte Yaşanan Olumsuz Duyguları Dönüştürmek.
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik Deneyimim
Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm
Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı
Ho’oponopono Yöntemi Nedir? Nasıl Uygulanır?
40 Günlük Bereket ve Zenginlik Planı
Zihin Filtreni Kontrol Et, Algıların değişsin.
İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları
Kendine Güven Telkini: Metin ve Ses Kaydı
İstediğim Kişiyi Hayatıma Çekebilir miyim?





