Images

Yalnızlık da, sağlık da, zenginlik de, mutluluk da bulaşıcı: Duygular bulaşıcı

duygusal bulaşma

Yalnızlık da, sağlık da, zenginlik de, mutluluk da bulaşıcı. Duygular bulaşıcı.

Duygusal bulaşma: Duygular sosyal çevrede nasıl yayılır?

Bu araştırmayı okurken duyguları kokuya benzettim. Bana inanması güç gelen bu uzak etkileşimleri anlayabilmek için gözümde bir resim canlandırdım: Bütün tanıdıklarım ve onların tanıdıklarıyla aynı odadayım. Duygular da kokular gibi etrafa yayılıyor; görünmüyorlar belki ama odadaki herkes onları hissediyor.

Birinin mutsuzluğu, sanki herkesin mutsuzluğu oluveriyor. Tıpkı bir sürüdeki hayvanlar gibi, biri yön değiştirince diğerleri de o tarafa gidiyor. Aramızda delice bir bağ var. Bu bağa kadeh kaldırıyor, saygı duruşuna geçiyorum.

Duygusal bulaşma düşüncesi, mutluluk ya da mutsuzluğun yalnızca kişinin içinde yaşanıp bitmediğini hatırlatıyor. Duygularımızın başkalarıyla kurduğumuz bağlarda bir karşılığı olabilir. Peki, mutluluk bulaşıcı mı? Bu fikri düşünürken aklıma gelen ilk görüntü, aynı odada birbirine karışan duygular ve tanıdıklarımın uzayıp giden ağı.

Ayna etkisi ve gülümsemenin yolu

İki insan konuşurken birbirlerinin yüz ifadelerini taklit etmeye başlıyormuş. Karşımızdaki gülüyorsa gayri ihtiyari gülüyoruz; ağlıyorsa üzülüyoruz. Buna “ayna etkisi” diyorlar. Gülen birine karşılık verip gülümsüyorsun. Sonra kaslardan beyne, “Güldü” mesajı gidiyor; beyin de hemen onun hormonunu, mutluluğu salgılıyor!

Hep tersini sanırdık, değil mi? Duygunun önce geldiğini, gülümsemenin ardından onu gösterdiğini düşünürdük. Oysa burada kaslardan beyne doğru giden tek yönlü bir otoyol da varmış. Kalbin kırıksa, gülmeyi bir denemekte fayda var.

Bu anlatım, yüzümüzdeki küçük bir ifadenin bile başkalarıyla kurduğumuz etkileşimin parçası olabileceğini düşündürüyor. Karşımızdakinin gülüşü bize geçiyor; bizim gülüşümüz de ona geri dönüyor. Duygular sosyal çevrede nasıl yayılır sorusuna, bu ayna etkisi basit ve akılda kalıcı bir cevap sunuyor: Bazen bir yüz ifadesiyle, bazen de ona verdiğimiz karşılıkla.

Arkadaş çevresinin mutluluğa etkisi

Tanıdığın her mutlu insanın mutluluğunu artırdığı, her mutsuz insanın ise yüzde 7 azalttığı söyleniyor. Bu yüzdelerle, bu kadar çok başkasıyla ne yapılır, bilmiyorum. Yine de insan ister istemez kendi çevresini düşünüyor: Yakınlarımızın duyguları bizi ne kadar etkiliyor? Bizim ruh hâlimiz, tanıdıklarımızın dünyasında nasıl bir iz bırakıyor?

Sosyal ağlarda mutluluk ve mutsuzluğun yayılması fikri, çevremizi yalnızca isimlerden oluşan bir liste gibi görmemeyi sağlıyor. Her tanıdığımızın kendi tanıdıkları var; bu bağlar da bizi doğrudan tanımadığımız insanlara kadar uzatıyor. Arkadaş çevresinin mutluluğa etkisi üzerine düşünürken, bu ilişkinin tek bir kişiden ibaret olmadığını fark ediyorum. Bir arkadaşın arkadaşı, onun da arkadaşı… Ağın sınırı nerede başlıyor, nerede bitiyor?

Arkadaş ağımda mutluluk ve mutsuzluk

Ben ilk iş arkadaşlarımın ağını çizip, isimlerinin yanına basitçe bir :) ya da :( koyacağım. Bakalım durum ne? Bakalım mahremiyetine yastığa sarılır gibi sarılan ben, sosyalin ağına kendimi ne kadar bırakmışım?

Belki bu küçük çizim, çevremdeki insanlara dair kesin bir ölçüm olmayacak. Yalnızca kiminle nasıl bir bağım olduğunu ve duyguların bu bağlar içinde nasıl dolaşabileceğini düşünmem için bir başlangıç olacak. Mutlu ya da mutsuz olduğumuz anlarda, yanımızdaki insanların da bu duygudan pay alabileceği fikri hem şaşırtıcı hem de düşündürücü.

Arkadaşımın arkadaşının arkadaşı kimdir benim, sahiden?

0 yorum: