Ufak şeyleri dert etmeyin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Ufak Şeyleri Dert Etmeyin: Anı Yaşamanın Önemi

“Geçmişi düşünmeden, anı değerlendiren, geleceği de kazanır.”

Kendimizi iyi hissetmemiz, büyük ölçüde içinde bulunduğumuz anı ne kadar yaşayabildiğimize bağlıdır. Bir gün ya da bir yıl önce yaşananlar ve yarın neler olabileceği zihnimizi meşgul edebilir; ancak şu anda var olduğumuz yer, yine şu andır. Hayat, geçmişte ya da gelecekte değil, içinde bulunduğumuz zamanda akıp gider.

Geçmiş ve gelecek bugünü gölgelediğinde

Çoğumuz, aynı anda pek çok şeyi dert etme konusunda ustalaşmışızdır. Geçmişte yaşadığımız sorunları yeniden düşünür, gelecekte karşılaşabileceğimiz güçlükler için kaygılanırız. Bu düşünceler şimdiki ana hükmettikçe kaygı ve ümitsizlik artar; hayatın tadını çıkarmayı, önceliklerimizi ve mutluluğumuzu ileri bir tarihe bırakırız.

Kendi kendimize, gelecekte “bir gün” her şeyin bugünden daha iyi olacağını söyleyebiliriz. Fakat dikkatimizi sürekli o güne çevirdiğimizde, beklediğimiz zaman bir türlü gelmez. Biz başka planlar yapmakla meşgulken çocuklarımız büyür, sevdiğimiz insanlar bizden uzağa taşınır, kimi hayatımızdan ayrılır. Bedenimiz değişir, hayallerimiz de zamanla uzaklaşabilir. Böylece daha iyi bir zamanı beklerken, elimizdeki hayatı ıskalarız.

Bu nedenle geçmişi ve geleceği düşünmeden yaşamak, yaşananları tümüyle yok saymak ya da yarın için hiçbir şey planlamamak anlamına gelmez. Asıl mesele, geçmişin ve geleceğin bugünkü dikkatimizi bütünüyle ele geçirmesine izin vermemektir. Geçmiş geride kalmıştır; gelecek ise henüz yaşanmamıştır. Şu anda sahip olduğumuz zaman, içinde bulunduğumuz andır.

Hayatı bir prova gibi yaşamayın

Çoğu insan hayatını, sanki gelecekte giyeceği bir elbisenin provasıymış gibi yaşar. Oysa hayat, asıl yaşama başlamadan önce yapılan bir hazırlık değildir. Kimsenin yarın burada olacağına dair güvencesi yoktur. Kontrol edebildiğimiz tek zaman şu andır; bu yüzden dikkatimizi yaşadığımız ana verebilmek önemlidir.

Zihnimiz gelecekte olabileceklerle dolduğunda korkular da büyüyebilir: İleride parasız kalmaktan, çocuklarımızın başının derde girmesinden, yaşlanmaktan ya da ölmekten endişe duyabiliriz. Bu olasılıkları tekrar tekrar düşünmek, şu anda gerçekleşenleri görmemizi zorlaştırır. Henüz yaşanmamış bir günün kaygısı, bugün sahip olduğumuz zamanı elimizden alabilir.

Şimdiki ana odaklanmak

Korkuyla mücadele etmenin en iyi yollarından biri, dikkati yeniden şimdiki zamana döndürmektir. Şimdiki ana odaklanmak, bulunduğunuz yere ve o anda yaptığınız şeye dikkat vermeye çalışmak demektir. Zihniniz geçmişteki bir soruna ya da gelecekteki bir endişeye kaydığında, dikkatinizi nazikçe tekrar bugüne çevirebilirsiniz.

Bu yaklaşım, her sorunun bir anda ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Ancak henüz yaşanmamış ihtimallerin bütün gününüzü yönetmesini önlemeye yardımcı olabilir. Anı yaşayarak kaygıyı azaltmak, geleceği düşünmeyi bırakmak değil; geleceğe dair kaygıların şu anı bütünüyle gölgelemesine izin vermemektir. Dikkatinizi bugün yapabileceklerinize ve bulunduğunuz ana vermek, zihninizi korkulardan uzaklaştırabilir.

Ufak şeyleri dert etmemek de bu farkındalığın bir parçasıdır. Her ayrıntıyı aynı anda çözmeye çalışmak yerine, önünüzdeki ana dönün. Hayatın önemli anları yalnızca büyük olaylardan ibaret değildir; gündelik zaman da yaşanmaya değerdir. Mutluluğu sürekli gelecekteki bir tarihe ertelemek yerine, bugün neler olup bittiğini fark etmeye çalışın. Gayretinizin karşılığını fazlasıyla alacaksınız.

Ufak Şeyleri Dert Etmeyin
Dr. Richard Carlson

Images

Ufak Şeyleri Dert Etmeyin: Daha Sakin Bir Yaşam İçin

küçük şeyleri dert etmemek

Küçük şeyleri dert etmemek, hayatın her zaman istediğimiz gibi ilerleyeceği anlamına gelmez. Daha çok, enerjimizi değiştiremeyeceğimiz ayrıntılara kaptırmadan günün içindeki güzellikleri fark etmeye çalışmaktır. Aşağıdaki hatırlatmalar; sabır, kabullenme, iyilik ve sevgiyle daha sakin bir yaşam sürmek için küçük adımlar sunuyor.

Hayatı olduğu gibi kabul etmek

Hayatı olduğu gibi kabul etmek, her durumu beğenmek ya da hiçbir şeyi değiştirmeye çalışmamak değildir. Gerçeği görüp elimizde olanlara yönelmek, olmayanlar için kendimizi tüketmemek demektir. Hayatı kafaya takmamak ve daha mutlu bir hayat için tavsiyeler aramak da çoğu zaman bu bakış açısıyla başlar:

  • Erkenden kalkmaya alışın.
  • Hayatı olduğu gibi kabul edin.
  • Bırakın ara sıra canınız sıkılsın.
  • Her şeye hâkim olmaya çalışmayın.
  • Kusursuz olamayacağınızı kabullenin.
  • Beterin beteri olduğunu hatırlayın; her hâlinize şükredin.
  • Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın.
  • Bulunduğunuz durumda mutlu olmaya çalışın.
  • Sahip olmak istediklerinizi değil, elde ettiklerinizi düşünün.
  • Daha fazlasının her zaman daha iyi olduğu düşüncesinden vazgeçin.
  • Gerçeği olduğu gibi kabul edin; çünkü hayat âdil değildir.
  • Ölünce yapılacak işler listenizin dolu olacağını unutmayın.
  • Yüz yıl sonra burada bambaşka insanların olacağını hatırlayın.

Bu öneriler, her şeyi kontrol edemeyeceğimizi ve her isteğin gerçekleşmeyeceğini hatırlatır. Hayatı kafaya takmamak için ne yapmalı diye düşündüğünüzde, önce değiştiremeyeceğiniz durumu kabul edip dikkatinizi bugün yapabileceklerinize çevirebilirsiniz.

Sabır ve düşünce alışkanlıkları

Bazen küçük bir söz ya da fikir ayrılığı, üzerinde uzun süre durduğumuzda olduğundan daha büyük bir meseleye dönüşebilir. Tepki vermeden önce durmak, dinlemek ve başka bir bakış açısını değerlendirmek bu nedenle önemlidir. Sabır da bir anda kazanılan değil, gündelik tutumlarla geliştirilen bir alışkanlıktır.

  • Tenkit etme isteğinizi bastırın.
  • Başkalarını suçlamayı artık bırakın.
  • Sabrınızı geliştirme egzersizleri yapın.
  • Her an bir şeyler öğrenmeye açık olun.
  • Konuşmadan önce derin bir soluk alın.
  • Bırakın çoğu zaman başkaları haklı olsun.
  • Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın.
  • Öfkeniz kabarmaya başlayınca ona kadar sayın.
  • Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün.
  • Başka fikirlerde biraz olsun doğruluk payı arayın.
  • İnatla savunduğunuz iddiaları yumuşatmaya çalışın.
  • Kimsenin sözünü kesmeyin, cümlesini siz bitirmeyin.
  • Herkesin farklı olabileceğini anlayın ve saygı gösterin.
  • Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın.

Bir konuşmada hemen cevap vermek yerine karşı tarafı sonuna kadar dinlemek, anlaşmazlığı büyütmeden düşünmeye alan açar. Bu, her konuda başkalarının haklı olduğunu varsaymak değil; kendi düşüncemizi de gözden geçirebilmektir.

İyilik, minnettarlık ve sevgi

Daha sakin bir hayat yalnızca sorunları azaltmakla değil, dikkatimizi değer verdiğimiz şeylere çevirmekle de ilgilidir. Gündelik iyilikleri ve sahip olduklarımızı fark etmek, yaşamın olağan anlarına başka bir gözle bakmamıza yardımcı olabilir.

  • Rastgele iyilikler yapmaya çalışın.
  • Yaptığınız iyiliklerden bahsetmemeye çalışın.
  • Her gün biraz vaktinizi minnettarlık için ayırın.
  • Gördüğünüz her şeyde Yaradan'ın izini unutmayın.
  • Hizmeti, hayatın değişmez bir parçası hâline getirin.
  • İnsanların gözlerine bakın ve gülümseyin.
  • Sevgi kapasitenizi geliştirip hayatınızı sevgiyle doldurun.
  • Olağan şeylerdeki olağanüstülüğü arayın.
  • Unutmayın ki insan, edindiği huylardan meydana gelir.

İyiliği gösteriş için değil, içtenlikle yapmak; minnettarlığa zaman ayırmak ve çevremizdekilere saygıyla yaklaşmak, günün sıradan görünen anlarını anlamlı kılabilir. Küçük şeyleri dert etmemek de çoğu zaman bu anları fark edebilmekle başlar.

Düşüncelerin büyümesine izin vermeyin

Olumlu ya da olumsuz düşünceler, üzerinde durdukça büyüyebilir; kartopu gibi ileride dağ gibi meseleler çıkarabilir. Bu yüzden her düşünceyi hemen gerçek kabul etmek yerine, ona biraz mesafe koymak ve dikkatimizi yeniden bulunduğumuz ana vermek yararlı bir hatırlatmadır.

Hayatı olduğu gibi kabul etmek, kusursuzluk beklentisini bırakmak ve başkalarına karşı daha anlayışlı davranmak bir günde tamamlanacak işler değildir. Bu önerilerden birini seçip günlük yaşamda uygulamayı deneyin. Ufak şeyleri büyütmeden, elimizdekileri fark ederek ve sevgiyi çoğaltarak daha huzurlu bir yaşama doğru ilerleyebiliriz.