Images

Gücüne Sahip Çıkmak Atölye Çalışması – Ankara

Yaşamınızla ilgili doğuştan sahip olduğunuz gerçek gücün farkında olsaydınız ve bu gücü yaşamınızı kolaylaştırmak için kullansaydınız, hayatınızda neler değişirdi? Nasıl bir yaşama sahip olur, kim olurdunuz?

Gücüne Sahip Çıkmak atölye çalışması

Gücüne Sahip Çıkmak atölye çalışması, doğuştan sahip olduğumuz güçle tanışmayı ve bu enerjiyi kendimiz için nasıl kullanabileceğimizi fark etmeyi amaçlıyor. Bu kişisel güç atölyesinde odak, yalnızca yeni bilgiler edinmek değil; öğrendiklerinizi yaşamınızda uygulayabilmek.

Bildikleriniz değil, yapabildikleriniz yaşamınızda fark yaratır. Bilen olmaktan yapabilen olmaya geçmek; yaşamınızla ilgili püf noktalarını fark edip hayatınızı kolaylaştırmak ister misiniz?

Sorularla yaşamı kolaylaştırmak, bakış açınızı değiştirmek ve bardağın dolu tarafına bakmayı öğrenmek üzerine birlikte çalışacağız. “Soru sormak” ve “soru olarak yaşamak” sizin yaşamınızda neler yaratabilir? Bu sorular, kendinizi ve seçimlerinizi farklı açılardan değerlendirmek için atölye boyunca ele alınacak.

Images

Yaşamınızda Direnç Yaratan Yanlış Referanslar Neler?

Geçenlerde bir kırtasiyede, para çalışmasıyla ilgili bir metnin fotokopisini çektiriyordum. Kâğıttaki sorular kırtasiyedeki kadının dikkatini çekti. Para hakkında aklına gelen ilk şeyi sorduğumda, “Ondan nefret ediyorum. Ama onun için çalışmak zorundayım; çocuklarımın ihtiyacı var,” dedi.

Bir an durup ona şunu sordum: “Nefret ettiğin bir şey hayatında olsun ister misin? Sen, senden nefret eden birinin hayatında kendine yer bulabilir misin?” Ardından ekledim: “Eğer parayı hayatında istiyorsan onunla arkadaş, dost olmalısın ki seni terk etmesin.”

Bu konuşma bana, pek çok kişinin para ve yaşam ilişkisini benzer biçimde gördüğünü düşündürdü. “Para için çalışıyorum,” derken yaptığımız şeyin, nihayetinde istediğimiz hayatı kurmaya hizmet edebileceğini gözden kaçırabiliyoruz.

hayatta direnç göstermek
Images

Hayatımızı Kendimize Adamak: Kendine Öncelik Vermek

Temel atıf hatası, insanların davranışlarını dışsal ve durumsal koşullardan çok içsel sebeplere bağlama; çevresel faktörlerin rolünü gözden kaçırma eğilimidir. Peki, temel atıf hatası nedir diye kendi yaşamımızdan örneklerle düşündüğümüzde neleri fark edebiliriz?

Yaşamımızın birçok alanında, bizim dışımızda gelişen durumları ayırt etmek yerine kendimizi sorumlu tutacak ya da yargılayacak bir şeyler bulabiliriz. İyi insan olmak için bunları yapmamız gerektiğini düşünebiliriz. Başkalarının davranışlarını ve seçimlerini de kendi sorumluluğumuz gibi görüp onların yerine çözmeye çalışabiliriz.

kendine öncelik vermek

Üç çeşit iş: bize, başkalarına ve Yaratana ait olan

Olanı Sevmek kitabında Byron Katie’nin iş için yaptığı tanım şöyledir: Dünyada üç çeşit iş vardır; bize ait olan, başkalarına ait olan ve Yaratana ait olan. Üzerinde kontrol sahibi olduğumuz şey, bize ait olandır.

Burada yaptığımız hata, başkalarına ait durumları ya da Yaratana ait işleri düzeltmeye çalışmaktır. Başkalarının seçimlerini, davranışlarını veya yaşamlarında olup bitenleri kendi kontrolümüzde tutmaya uğraşırken kendi hayatımızı ıskalayabiliriz. Sonra da kendi hayatımızı yaşayamadığımız için yakınırız.

Başkalarının sorumluluklarını üstlenmek çoğu zaman iyi niyetle yapılır. Ancak kendimize şu soruyu sormak önemlidir: Bu gerçekten benim işim mi, yoksa başkasına ya da benim kontrolüm dışındaki bir duruma mı ait? Sınırı fark etmek, başkalarını önemsemekten vazgeçmek demek değildir. Kendi payımıza düşenle başkasının payını ayırt etmeye başlamaktır.

Kendine öncelik vermek nereden başlar?

Bu durumun ötesine geçmek için ilk adım, günlük hayatımızdaki önceliklerin farkına varmaktır. Kendine öncelik vermek, her şeyi bırakıp yalnızca kendini düşünmek değil; kendi sorumluluklarını, ihtiyaçlarını ve yaşamını da önemsenecek bir yere koymaktır. Başkalarının işlerini takip etmeye ayırdığımız zamanı ve dikkati fark ettiğimizde, kendi hayatımıza ne kadar alan bıraktığımızı da görebiliriz.

Kendi hayatını yaşamak istiyorsan, gün içinde hangi işlere “evet” dediğine ve bunların kime ait olduğuna bakabilirsin. Her şeyi kontrol etmeye çalıştığında neyi garanti altına almak istiyorsun? Başkalarının yapabileceği şeyleri onlar adına üstlenmek sana ne sağlıyor? Bu soruların hemen bir cevabını bulmak zorunda değilsin; kendine dürüstçe sormak bile önceliklerini görmene yardımcı olabilir.

Günlük yaşamınızda ne kadar kendinize ait olmayan, sizin sorumluluğunuzda bulunmayan işleri takip ediyor ve kendi sorumluluğunuza alıyorsunuz?

Images

Geçmiş Travmaların Anlamını Değiştirmek

Yaşamımızda bir şey olmamızı ya da bir şeye sahip olmamızı engelleyen şey, çoğu zaman yalnızca geçmişte yaşadıklarımız değil, onlara verdiğimiz anlamdır. Olayları nasıl algıladığımız ve kendimizle nasıl ilişkilendirdiğimiz, bugün önümüzde duran seçenekleri de etkileyebilir. Bu nedenle geçmiş travmaların anlamını değiştirmek, yaşananları yok saymak değil; o gün kurduğumuz yorumlara yeniden bakmaktır.

Geçmiş travmalar ve çocuklukta oluşan algılar

Çocuklukta yaşananları her zaman yetişkinlerin bakış açısıyla değerlendiremeyiz. Olaylara anlam verirken anne ve babamızın bizim hakkımızdaki düşüncelerini ve onların dünyayı algılama biçimini referans alabiliriz. Çocukluk travmaları söz konusu olduğunda, bu bakış açısı yaşananları olduğu hâliyle görmek yerine bazı varsayımlara tutunmamıza yol açabilir.

Images

Servet Oluşturmanın Dört Elementi - Gary Douglas



Büyürken annem bana; “Şampanya zevkin ve bira bütçen var.” derdi. Ben de o zaman tamam, dedim, şampanya bütçesine sahip olacağım ve iyi bira içeceğim.

Çoğumuz çocukken, her şeyin bizim için mümkün olduğuna dair bir algıya sahiptik. Ailelerimiz bize bir şeyler verirken biz hala daha fazlasını istiyorduk. Çoğumuzun ailesi “Neden sadece sana verdiklerim için şükretmiyorsun?!” gibi şeyler söyledi. Bizim cevabımız da; “Çünkü daha fazlası var! Neden bana her şeyi vermiyorsun?” oldu.

Her şeye sahip olamayacağınız bahanesiyle kaç tane yalan satın aldınız? Ya eğer olabilseydiniz? Ya kendinize her şeye sahip olmak için izin verseydiniz? Ya yargı yapmak ve nerede yanlış yaptığınızı düşünmek yerine durup şöyle söyleseydiniz; “Oh! Burada farkında olduğum bir olasılık var. Bunu yaratmak için ne gerekir?”



Servet ve bolluk mümkün. Daha fazlası mümkün. Siz almaya istekli misiniz? Bunu seçmeniz için ne gerekir?

Servet Oluşturmanın 4 Elementi

1. Paraya SAHİP Olmaya İstekli Olun

Paraya sahip olmaya istekli misiniz? Yoksa sadece para harcamaya mı? Eğer sadece para harcamaya istekliyseniz elinize geçen her şeyi harcamak zorundasınız. Zengin insanlar paraya SAHİPtir ve paraya sahip olduğunuzda onu nerede ve ne zaman harcayacağınızı SEÇEBİLİRSİNİZ.
 
Images

İstediklerine Sahip Olmak İçin Kendine İzin Vermek

Yaşamımızda çoğu zaman bir şeyler istediğimizi konuşur, ardından onlara sahip olamama hikâyeleri anlatırız. Nasıl sahip olamadığımızı tekrar tekrar dile getirmenin, bir gün istediklerimizi elde etmemize yardımcı olacağını sanabiliriz.

İsteklerimizi ve onlara ulaşmamızı engellediğini düşündüğümüz mazeretleri sorgulamak

Bir şeyi istediğimizi söyleyip nasıl sahip olamayacağımız konusunda mazeretler üretiyorsak, belki de o şeyi gerçekten isteyen biri değilizdir. Belki de hiçbir şey yapmıyor olmanın verdiği rahatsızlığı azaltmak için zihnimizde rahatlatıcı bir hikâye kuruyoruzdur.

Çünkü hiçbir şey istemediğimizde ya da zihnimize egomuzu besleyecek bir şey vermediğimizde kendimizi değersiz ve yetersiz hissedebiliriz. Bu duygudan kaçınmak için de gerçekte sahip olmak istemediğimiz şeyleri isteklerimiz gibi benimseyebilir, onları neden elde edemediğimizi anlatmaya devam edebiliriz.

Gerçekten ne istediğini anlamak

Kendimize kötü hissetmemek adına hangi yalanları söylüyoruz? Gerçekte sahip olmak istemediğimiz hangi şeyleri isteğimiz diye sahiplenip kendimizi kandırıyoruz? Bu soruların yanıtları, bir isteğin gerçekten bize ait olup olmadığını fark etmemize yardımcı olabilir.

Uzun süredir “istiyorum” diyerek oyalandığınız isteklerinizi gözden geçirin. Bir an durup, bu isteğin peşinden gitmeye gerçekten gönüllü olup olmadığınızı düşünün. Bir şeyi arzuladığınızı söylemekle onu seçmek aynı şey olmayabilir. Gerçek istekte, ona sahip olmayı seçmek ve bunun için ne gerekiyorsa yapmaya, o yönde olmaya gönüllü olmak vardır.

Bu bakış, kendine izin vermenin de bir parçasıdır: İsteğinizi başkalarının beklentilerinden ayırmak, mazeretlerinizi dürüstçe incelemek ve seçiminizin sorumluluğunu almaya hazır olup olmadığınızı görmek. Burada amaç kendinizi yargılamak değil; gerçekten ne istediğinizi daha açık biçimde sorgulamaktır.

Images

Yaşadıklarınızın Arkasındaki Gerçekliğe Sahip Olmak

Yaşamda yaptığımız şeylerden biri, olayları olduğu gibi görmek yerine onlara farklı anlamlar yüklemektir. Algı ve gerçeklik arasındaki mesafe, çoğu zaman yaşanan olaydan çok onu kendi zihinsel referanslarımızla nasıl yorumladığımızla ilgilidir.

Olayları algılama biçimimiz

Psikolojide şöyle bir ifade vardır:

İnsanlar dünyayı olduğu gibi değil, kendi oldukları gibi görürler.

Bir olayla karşılaştığımızda onu geçmiş deneyimlerimiz, beklentilerimiz ve düşüncelerimiz doğrultusunda anlamlandırmaya çalışırız. Algılama dediğimiz durum böyle oluşur. Bu nedenle basit görünen bir şey bir kişi için çok önemli hale gelebilir; başka biri için önemli olan bir durum ise öncelikleri arasında yer almadığından aynı etkiyi yaratmayabilir.

Bizim için önemli olan, yalnızca ne olduğu değil, onu nasıl algıladığımızdır. Ancak algımızı gerçekliğin tamamı sanmak, olayları kişisel algılamamıza ve kendimiz hakkında ağır yargılara varmamıza yol açabilir.

algı ve gerçeklik

Olayları kişisel algılamak ve kendini suçlamak

Başka kişilerle yaşadığımız, canımızı yakan olaylarda yaptığımız büyük hatalardan biri, durumu kişiselleştirip kendimizi suçlama ve yargılama eğilimidir. Bu noktada yazıda söz edilen temel atıf hatası kavramını hatırlayabiliriz: Yaşananların ardındaki farklı etkenleri gözden kaçırıp olayı doğrudan kendimizle ilgili bir hükme dönüştürmek.

Örneğin, bir kişinin bizden ayrılmasını yalnızca kendimizden kaynaklanan bir durum olarak değerlendirebiliriz. Ardından bu olayı genelleyerek “Sevilmeyen ve beğenilmeyen biriyim” sonucuna varabiliriz. Tek bir yaşantı hakkında verdiğimiz bu karar, sonraki ilişkilerimizi de etkileyebilir ve başarısız ilişkilerin tekrarına katkıda bulunabilir.

Yanlış referanslarımızın önemli bir kısmı çocuklukta anne babamızın davranışlarına yüklediğimiz anlamlarla bağlantılı olabilir. Oysa anne babanızın davranışları öncelikle onların kendileriyle ilgilidir; size özel bir hüküm ya da sizin kim olduğunuzun ölçüsü olmak zorunda değildir. Oradaki çocuğun kim olduğu, ileride neleri başarıp neleri başaramayacağı anlamına gelmez. Ebeveynlerin kendilerini anlamlı ve değerli kılma, yaşamı kontrol etme ve yaşamı yaratma konusunda doğru sandıkları bilgiler, beklentileri ve korkuları da davranışlarında etkili olabilir.

Kendinizle ilgili, çocukluğunuzdan bugüne taşıdığınız hangi kişiselleştirmeler var? Kendinizi yanlış ya da hatalı bulduğunuz, sevilmediğinize karar verdiğiniz anları bugün yeniden değerlendirebilir misiniz? Bu anlamların hepsini sorgulayıp yarattıkları sonuçları iptal etmeye ne dersiniz?

Pod&Poc

algı ve gerçeklik

Algı ve gerçekliği ayırmak için sorular

Bu tür durumlarda, olaydaki yanlış algımızı fark etmek için kendimize sorular sorabilir; bizi daha güçlü hissettirecek başka bir bakış açısını değerlendirebiliriz. Amaç, yaşananı yok saymak değil, yorumlarımızı gerçeklerin tamamıymış gibi kabul etmeden farklı ihtimallere de bakabilmektir.

  • Buradaki gerçek nedir?
  • Karşı tarafla ilgili göz önüne almayı reddettiğim şey nedir?
  • Karşı tarafla ilgili bildiğim ama bildiğimi kabul etmediğim şey nedir?
  • Kendimle ilgili bildiğim ama bildiğimi kabul etmediğim şey nedir?
  • Yaşanan durumla ilgili kendimi suçlamayı ve yargılamayı, kendimi suçlamamaktan ve yargılamamaktan daha önemli ya da değerli kıldığım şey ne?
  • Kendimi suçladığım durumu daha önemli kılarak yaşamımda neyi yapmaktan, neyi olmaktan alıkoyuyorum?
  • Neyi olmamayı, neye sahip olmamayı garanti ediyorum? Yaşamımda neyi kontrol etmeye çalışıyorum?
  • Burada benim için olumlu olan şey ne?

Kendini suçlama ve yargılama alışkanlığının ötesinde, yaşananlardan olumsuz şekilde etkilenmediğiniz bir düşünce yapısına sahip olduğunuzu hayal edin. Kendinizi suçlamadığınız ve yargılamadığınız bu bakış açısı sizi nasıl bir enerjiye sokardı? Bu enerji içindeyken nasıl bir hayatınız olurdu; kim olabilirdiniz?

Mevcut durumun ötesine geçmek için şimdi neyi seçebilir, neyi olabilirim? Kendime hangi telkinlerde bulunabilirim? Başka neler mümkün?

Halis Şahiner
www.hls-cekimyasasi.com

***********************************

KONTROL SENDE kitabımı satın alarak daha fazla proses edinmek ister misiniz?

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN

algı ve gerçeklik

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

***********************************************