Images

Kelebekleri Özgürleştirmek: Affetme ve Regresyon Çalışması

Bu çalışma hikâyesi, danışanın özel hayatına saygı kapsamında izni alınarak yayınlanmıştır.

Affetmek, huzurlu bir yaşam için ihtiyaç duyduğumuz önemli adımlardan biridir. Kur’an’da da bağışlamanın değerine işaret edilir:

“Bir kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder, bağışlarsa onun mükâfatı Allah'a aittir. Şüphesiz ki Allah, zalimleri sevmez.” (Şura Suresi, 40)

Öfke, kızgınlık ve kin gibi duygular geçmişte yaşananlara takılı kalmamıza neden olabilir. Bu duyguları fark edip ifade edebilmek, affetme sürecine alan açar. Başkaları bize haksızlık yapmış ya da biz kendimize karşı yanlış davranmış olabiliriz. Yaşananları yok saymadan da bu duyguların yükünü taşımayı bırakabiliriz.

Affetmek, bu nedenle kendimize verebileceğimiz bir hediyedir. Geçmişi silmek ya da yapılanı doğru bulmak değil; kendi kendimizi cezalandırmayı sürdürmemeyi seçmektir.

“Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, yumuşak davranandır.” (Bakara Suresi, 263)

Affetmek zaman isteyen bir süreçtir. Birikmiş kırgınlıklar, bugünkü yaşamımızda keyif ve sevgiye yer açmamızı zorlaştırabilir. Birine öfkeli olduğumuzda, güzel bir ortamda bile dikkatimizi o kişiye ve yaşananlara verebilir; intikam düşünceleriyle bulunduğumuz anın tadını kaçırabiliriz. Öfkemizi anlamak ve onunla güvenli biçimde çalışmak, odağımızı yeniden kendi hayatımıza çevirmemize yardımcı olabilir.

Affetmek unutmak ya da sınırları kaldırmak değildir

Affetmek, yapılan zararı unutmak, karşı tarafı yeniden güvenilir bulmak veya davranışını hoş görmek anlamına gelmez. Zarar veren birine sınır koyabilir, mesafeyi koruyabilir ve gerekiyorsa adaletin işlemesini bekleyebilirsiniz. Affetme, başkasının davranışını onaylamak değil; kendi öfkenizin ve geçmişin yaşamınız üzerindeki etkisini azaltmaya çalışmaktır.

Günlük hayatta öfkelenmek insani bir tepkidir. Önemli olan, öfkenin ardından nasıl davranacağımızdır. Bir danışanım, çocuklarının etkinlikleri nedeniyle aynı ortamda bulunduğu başka bir kadına; çocukları dışladığı, arkalarından konuştuğu ve oyun çevirdiği düşüncesiyle öfkeliydi. Ona karşılık vermek için bir plan yapmıştı. Bu karşılığın yeni bir çekişmeye yol açabileceğini konuştuk ve kendisine bir öfke çalışması yapmasını önerdim.

Danışanım, çocukların kamp yaptığı otelden ayrılıp sakin bir yere gitti. Sorun yaşadığı kişiyi zihninde canlandırarak öfkesini ifade etti ve ardından onu affetmeye çalıştı. Otele döndüğünde, daha önceki günlerden farklı olarak çalışanların kendisine ilgi gösterdiğini, içecek ikram edildiğini ve gruptaki kişilerle, sorun yaşadığı kişi de dâhil olmak üzere, güzel bir gün geçirdiğini anlattı. Yaşadıklarını kendi enerjisindeki değişimle ilişkilendirdi. Bu, danışanımın kişisel deneyimiydi; burada önemli olan, intikam planı yerine kendi duygularıyla ilgilenmeyi seçmesiydi.

Duyguların bedende nasıl hissedildiği kişiden kişiye değişebilir. Çalışmalarımda bazı kişiler öfke ve kırgınlığı belirli bölgelerde hissettiklerini anlatıyor. Bu tür bedensel hisleri kesin bir tanı ya da herkes için geçerli bir açıklama olarak değil, kişinin kendi deneyiminin bir parçası olarak ele almak gerekir.

Kendini affetmek ve regresyon çalışması

Önemli konulardan biri de kendini affetmektir. Suçluluk duyduğumuzda kendimizi cezalandırmamız gerektiğine inanabilir, geçmişteki bir olayı tekrar tekrar hatırlayabiliriz. Ancak önce şu sorulara bakmak yararlı olabilir: Olanlardan gerçekten ne ölçüde sorumluyum? O günkü yaşım, bilgim ve koşullarım neydi? Kendime, sevdiğim birine davranacağım kadar anlayışlı davranıyor muyum?

Bir takipçimle, daha önce değersizlik duygusu üzerine yaptığımız çalışmanın ardından ikinci kez görüştüm. Önceki çalışmadan sonra mide ağrıları yaşadığını ve anne babasıyla ilgili bazı öfke duygularının aklına geldiğini belirtti. Daha sonra nişanlısından ayrıldığı için kendisini suçladığını, yeterince iyi ve anlayışlı olmadığına inandığını söyledi. Nişanlısını melek gibi görürken kendisini canavar olarak tanımlıyordu. Bu yoğun öz suçlamayla ilgili regresyon çalışmasına başladık.

Gevşeme telkinlerinin ardından odaklandığımız duyguyu hissetmesini istedim. Danışanım midesinde bir ağrı hissettiğini söyledi. Sonra çocukluk döneminden bir sahne anlattı: Yedi-sekiz yaşlarındayken kardeşiyle sokakta oynarken başka çocuklar kardeşinin başına kum atmış, kendisi ise bunu engelleyememişti. Dayısı gelip kardeşinin başını temizlemiş ve ona neden yardım etmediğini sormuştu. Danışanım bu anıyı suçlulukla hatırlıyor, kardeşinin “Neden beni kurtarmıyorsun?” dediğini duyumsuyordu.

O sırada kendisinin de çocuk olduğunu, yaşananları bugünkü yetişkin bakışıyla değerlendirdiğini konuştuk. Çalışmada anne ve babasının kardeşinin rahatsızlığı nedeniyle tartıştığı başka sahneler de ortaya çıktı. Danışanım, evdeki huzursuzluğu kendi üzerine aldığını ve kardeşini bunun kaynağı olarak gördüğünü anlattı. Ardından annesi, babası ve kardeşiyle ilgili öfkesini ifade etmeye, kendisine yönelttiği suçlamaları gözden geçirmeye odaklandık. Sonraki günlerde kardeşine ve kendisine yönelik öfkesinin azaldığını; kendini kabul etme ve affetme konusunda ilerleme kaydettiğini söyledi.

Bu hikâye, regresyon terapisi yaklaşımıyla yürütülen kişisel bir çalışma deneyimidir; tek başına bir yöntem ya da herkes için aynı sonucu garanti eden bir uygulama olarak değerlendirilmemelidir. Yoğun duygularla baş etmekte zorlanıyorsanız, çalışmayı sürdürmeden önce bir ruh sağlığı uzmanından destek almanız uygun olabilir.

Öfke boşaltma ve affetme çalışması

Aşağıdaki uygulama, daha önce “Bilinçaltı Kayıt Temizliği Rehberi” yazısında paylaştığım öfke boşaltma ve affetme çalışmasının düzenlenmiş hâlidir. Bu bir öz farkındalık egzersizidir; profesyonel desteğin yerine geçmez. Sakin, mahrem ve güvenli bir alan seçin. Kendinize ya da başka birine zarar verebileceğinizi düşünüyorsanız uygulamayı yapmayın. Bağırmak veya yastığa vurmak yerine yazmak ya da sessizce düşünmek gibi daha güvenli bir ifade biçimi de seçebilirsiniz.

  1. İki sandalye hazırlayın. Birine kendiniz oturun; diğerinde öfkeli olduğunuz kişinin bulunduğunu hayal edin. İsterseniz bunu zihninizde, iki sandalyeli bir odada canlandırabilirsiniz.
  2. Duygularınızı adlandırın. Kendinizi zorlamadan, söylemek istediklerinizi sesli ifade edin veya yazın. Örneğin: “Sana şu davranışın için öfkeliyim.” “Şöyle davrandığın için kırıldım.” “Neden bunu yaptığını anlamak istiyorum.”
  3. Durup değerlendirin. Söyleyecekleriniz bittiğinde, karşınızdaki kişinin ne cevap verebileceğini düşünün. Bu, gerçek kişinin savunması değil, sizin zihninizde oluşan bir yanıt olabilir. Bu yanıtın sizi tatmin edip etmediğini ve şu anda affetmeye hazır olup olmadığınızı kendinize sorun. Hazır değilseniz affetmek için kendinizi zorlamayın.
  4. Kendinize yönelik öfkeyi de ele alın. Aynı sandalyeye kendinizi oturtup kendinize yönelttiğiniz suçlamaları fark edin. Bir çalışmada her şey aklınıza gelmeyebilir; ihtiyaç duyduğunuzda başka bir gün yeniden düşünebilirsiniz.

Hazır hissediyorsanız, kendi sözlerinizi kullanarak şöyle diyebilirsiniz:

“Seni affediyorum. Seni zihinsel ve manevi olarak serbest bırakıyorum. Bana verdiklerini sevgiyle kabul ediyorum; sana verdiklerimi de sevgiyle bırakıyorum. Sana yaşamında iyilik, sağlık ve huzur diliyorum. Sen özgürsün, ben de özgürüm. Yolun açık olsun.”

Bu sözleri söylemek zorunda değilsiniz; affetme çalışması bir başkasına mesaj göndermeyi ya da onunla yeniden ilişki kurmayı gerektirmez. Yakınlarımızla ilgili öfke ve kırgınlıkları ele alırken anne, baba, aile üyeleri veya hayatımızda etkili olmuş diğer kişileri düşünebiliriz. En önemlisi, kendimize yönelttiğimiz suçlamaları da şefkatle incelemektir. Birini affedemediğinizi fark ederseniz, bunu kesin bir suçluluk işareti saymak yerine hangi duyguya, sınıra veya karşılanmamış ihtiyaca işaret ettiğini merak edebilirsiniz.

Kontrol Sende: kendi kendinizin yaşam koçu olun

Kontrol Sende kitabımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz? Kendi kendinizin yaşam koçu olun.

affetme

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

Huzurlu bir yaşam için geçmişi, hayatımızda yer etmiş kişileri ve en önemlisi kendimizi affetmeye çalışabiliriz. Affetmeyi kendimiz için yaparız; öfke duyduğumuz kişiye bunu söylemek, onu hoş görmek ya da yeniden hayatımıza almak zorunda değiliz. Yıllardır taşıdığımız yükleri fark edip, hazır olduğumuz ölçüde bırakmak geleceğe daha canlı yürümemize yardımcı olabilir.

Sevgiyle

Images

Kendi Gerçekliğinizi Kendiniz Yaratırsınız: Mağduriyet Psikolojisi

Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür…
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür…
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür…
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür…
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür…
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…
Mahatma Gandhi

Kendi gerçekliğinizi kendiniz yaratırsınız. Kendiniz hakkında ne düşünüyorsanız siz O’sunuz; ne bir eksik ne bir fazla. Bu düşünce, yaşadığımız her şeyin yalnızca bizim seçimimiz olduğu anlamına gelmez. Ancak olaylara verdiğimiz anlamı, odağımızı ve kendi tepkilerimizi fark etmek; mağduriyet duygusuyla aramıza mesafe koymamıza yardımcı olabilir.

Images

Huzurlu Uyku için Telkin Kullanmak

Huzurlu bir yaşam istiyorsak düşüncelerimize ve zihnimizden geçenlere dikkat etmemiz gerekir. Zihin filtremizi kontrol etmek, düşüncelerin gelişigüzel biçimde kısır döngülere girip kontrol dışına çıkmasını önlemeye yardımcı olur.

Zihnimiz sürekli bir şeylerle meşgul olmak ister; bu yüzden içinde düşünceler durmadan dolaşır. Zihnimizi meşgul eden düşünceleri fark edip yönlendirmediğimizde, zamanla onların bizi esir aldığını ve kontrolü ele geçirdiğini hissedebiliriz. Bu nedenle uyku öncesinde zihne hangi düşünceleri taşıdığımız önemlidir.

Images

Farkındalığın Ötesinde: Uyanış Kursu – Joe Vitale

Uyanış Kursu kitabıBugün, çekim yasası üzerine birçok kitabı bulunan ve severek okuduğum Joe Vitale’nin Uyanış Kursu kitabından bir bölüm paylaşmak istiyorum. Kitap, Vitale’nin daha önce yayımlanan Çekim Yasasının Sırrı, The Key ve Zero Limit kitaplarındaki anlatımlarını bir adım ileri taşıyor; çekim yasasının aşamalarını anlaşılır biçimde ele alıyor.

Uyanış Kursu’nun dört aşaması

Kitapta anlatılan yolculuk dört aşamayla özetleniyor:

  • Birinci aşama: Mağduriyet
  • İkinci aşama: Güç kazanma
  • Üçüncü aşama: Teslimiyet
  • Dördüncü aşama: Uyanış

Çekim yasası ve bilinçaltı konularına ilgi duyan ya da bu konulara henüz ilgi duymayan herkesin okuyabileceğini düşündüğüm bir kitap. Kişinin kendini keşfetmesine katkı sağlayacağını umduğum bu kitaptan bir bölümü aşağıda paylaşıyorum.


Siz sorunun içindesiniz

Kimileri aynı soruları tekrar tekrar sorar: “Şu kişiyi, şu nesneyi ya da şu sorunu yaşamımdan nasıl çıkarırım?” Dr. Hew Len’in bu sorulara verdiği yanıtta önemli bir nokta var: “Bir sorunuz olduğunda sizin de orada bulunduğunuzu fark ettiniz mi?” Siz de oradasınız; sorunun içindesiniz. Bunu görmediğinizde yeniden mağduriyet bilincine dönebilirsiniz.

İlk üç aşamada zaman zaman mağduriyet hissetmek, güç kazandığını düşünmek ya da teslimiyet duygusuna girmek mümkündür. Bu nedenle sürekli uyanık ve bilinçli olmak, arınmayı sürdürmek gerekir. Dr. Hew Len şöyle soruyor: “Sürekli olarak orada bulunduğunuzun hiç farkına vardınız mı? Yakındığınız her ne olursa olsun siz oradasınız. Her yakınmanızda ortaya çıkan ortak unsur sizsiniz.”

Ardından şu düşünceyi dile getiriyor: “Bunu yaratan sizsiniz. Eğer kendi gerçeğinizi yarattığınızı düşünüyorsanız, bu sizin gerçeğinizdir. Bunu siz yarattınız.” Peki ne yapmak gerekir? Duyguyu ve yakınmayı ele almak; onu içinizde tutmamak, başka bir kişiye, binaya, kuruma ya da yakındığınız kişiye aktarmamak ve ilahi varlığa havale etmek.

Images

Kitap Tavsiyesi: Okuduğum ve Önemli Bulduğum Kitaplar

Okumuş olduğum kitaplardan önemli bulduklarımın bir kısmını burada paylaşmak istiyorum. Bu kitap tavsiyesi listesinde düşünce biçimi, bilinçaltı, kendini tanıma ve kendini olduğu gibi kabul etme gibi farklı konulara değinen eserler var. Hepsinin yaklaşımı aynı değil; aralarından size yakın geleni seçip kendi bakışınızla değerlendirmeniz yeterli.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=129800&sa=150317292

Kitap tavsiyesi: kişisel gelişim kitapları

Kitap seçerken bazen yeni bir fikirle karşılaşmak, bazen de uzun zamandır düşündüğümüz bir konuya başka bir pencereden bakmak isteriz. Buradaki kişisel gelişim kitap önerileri, okuduğum ve önemli bulduğum eserlerden oluşuyor. Kitapların tanıtımında yazarların ve yayınevlerinin sunduğu yaklaşımı aktarıyorum; hangi fikrin size uyduğuna karar vermek ise elbette size kalıyor.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=449818&sa=150316864

Pozitif Gücün Büyüsü – Louise L. Hay

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=104121

Pozitif Gücün Büyüsü kitabı, Louise L. Hay’in düşünceler, inançlar ve duygular üzerine yaklaşımını okuyucuyla buluşturuyor. Koridor Yayıncılık tarafından yayımlanan eser, pozitif düşünceyi kişinin kendini tanıması ve hayatla daha barışık bir ilişki kurması çerçevesinde ele alıyor. Hay’in anlatımındaki temel davet, insanın kendi iç dünyasına yönelmesi ve düşünce biçimini gözden geçirmesi.

Kitap tanıtımında Louise L. Hay’in kişisel gelişim ve içsel şifa konularındaki çalışmalarına da yer veriliyor. Dr. Wayne W. Dyer ise onun yazdıkları için, “Louise Hay, yazdıklarıyla bütün iyileşmenin başladığı yer olan ruhunuza sesleniyor. Bu kitaba bayıldım… Louise Hay’e de.” sözlerini kullanıyor. Bu eser, pozitif düşünce üzerine bir okuma arayanların değerlendirebileceği kitaplardan biri.

Bilinçaltının Gücü – Joseph Murphy

Bilinçaltının Gücü kitabı, Joseph Murphy’nin bilinç ve bilinçaltının işleyişine odaklanan eseridir. Tanıtımında “Düşüncelerinizi değiştirirseniz kaderinizi de değiştirirsiniz” ifadesiyle başlayan kitap; mutluluk ve üzüntüden korku ve güvene, başarıdan ilişkilere kadar uzanan bir dizi karşılaştırmalı soru sorar. Bu soruların ortak noktası, insanların yaşamlarının neden birbirinden farklı olduğu ve düşüncelerin bu farkla nasıl ilişkilendirilebileceğidir.

Murphy’nin metni, bu soruların yanıtını bilinç ve bilinçaltının işleyişinde arar ve “Kesinlikle evet” diyerek kendi yaklaşımını ortaya koyar. Burada aktarılanlar kitabın çerçevesidir; okurken soruları kendi deneyiminiz ve düşünceleriniz üzerinden değerlendirebilirsiniz. Düşünce alışkanlıklarını ve bilinçaltı kavramını ele alan kişisel gelişim kitapları arasında öne çıkan bir öneridir.

Images

Geveze Zihninizi Susturun: Zihinde Huzur ve Denge

Hayatımızda yaşadıklarımızı nasıl yorumladığımızda düşüncelerimizin önemli bir payı vardır. Zihnimiz, bedenimiz gibi sürekli çalışan ve yaşamını sürdürmek için yakıta ihtiyaç duyan canlı bir sistem gibidir. Bedenimizin yakıtı yiyeceklerse zihnimizin yakıtı da düşüncelerimizdir.

Bedenimizi güçlü ve sağlıklı tutmak için yediklerimize dikkat ederiz. Daha huzurlu bir yaşam içinse zihnimizin hangi düşüncelerle meşgul olduğuna bakmamız gerekir. Gelişigüzel ve kontrolsüz düşünceler, zihinsel dengemizi etkileyebilir; öfke, kızgınlık ya da huzursuzluk gibi tepkilerin içinde uzun süre kalmamıza yol açabilir. Bu, her düşüncenin doğrudan bir hastalığa neden olduğu anlamına gelmez. Burada önemli olan, düşüncelerimizin duygularımızı ve olaylara verdiğimiz tepkileri nasıl etkilediğini fark etmektir.

Images

Bilinçaltı Kayıtları Nasıl Değiştirilir? Bilinçaltı Temizliği Rehberi

Hayatınızda aynı duyguları, ilişkileri, para sorunlarını, değersizlik hissini ya da içsel sıkışmaları tekrar tekrar yaşıyorsanız, mesele yalnızca dış koşullar olmayabilir. Bazen davranışlarımızı farkında olduğumuz düşüncelerden çok, yıllar içinde oluşmuş bilinçaltı kayıtları, korkular ve otomatik tepkiler etkiler.

Peki bilinçaltı kayıtları nasıl değiştirilir? Nereden başlanır, hangi duyguyla çalışmak gerekir ve bilinçaltı temizliği nasıl yapılır? Affetme, yazma çalışmaları, EFT veya regresyon gibi yöntemlerden hangileri kullanılabilir?