Images

Evrenin Yasalarını Anlamak ve Refah İçerisinde Yaşamak – 7: Meditasyon Çalışmaları

Bu meditasyon çalışmaları, kendinizi sabote ettiğiniz anları fark etmenize, kendinize sevgiyle yaklaşmanıza ve sizi sınırlayan inançlar üzerine düşünmenize yardımcı olacak üç uygulamadan oluşuyor. Her çalışmada rahat edeceğiniz bir pozisyon alın ve dikkatinizi acele etmeden yönlendirin. İmgeleme sırasında net görüntüler görmeniz şart değil; bir şeyi hissetmek ya da yalnızca varlığını bilmek de yeterlidir.

Meditasyonla içinizdeki sabotajcıyı fark edin

Sabotajcı arketipi, kabul etmesi zor olsa da bu yaklaşımda herkeste bulunduğu düşünülen yönlerden biridir. Onu anlamanın ilk adımı, kendinizi hangi durumlarda geri çektiğinizi fark etmektir. Bir karar verip korkularınız yüzünden vazgeçtiğinizde ya da bir işi başarmak isterken mazeretler üretip yarı yolda bıraktığınızda, sabotajcı yönünüzün etkisini hissedebilirsiniz. Bu anlatımda sabotajcının silahı korkulardır; korkular, isteğinizin önüne engel koymak için kullanılır.

Images

Evrenin Yasalarını Anlamak ve Refah İçinde Yaşamak: 6. Bölüm

Bu bölümde, refahı hayatınıza daha fazla çekmenize yardımcı olacak uygulamalar yer alıyor. Çalışmaları üç grupta ele alıyorum: mutlaka yapılması gerekenler, yapılması önemle tavsiye edilenler ve isteyenlerin tercih edebileceği uygulamalar. Böylece her çalışmanın program içindeki yerini ve önemini daha kolay takip edebilirsiniz.

Mutlaka yapılması gereken alıştırmalar yazılarda “MUTLAKA YAPIN” ibaresiyle belirtilir. Bolluk ve bereket içinde yaşama niyetiyle bu çalışmaları, anlatıldığı sıraya ve biçime mümkün olduğunca bağlı kalarak yapın; adımları eksik bırakmak ya da değiştirmek, uygulamanın amaçlanan akışını etkileyebilir. “ÖNEMLİ TAVSİYE” ibaresi taşıyan çalışmalar ise süreci kolaylaştırması ve hızlandırması umulan uygulamalardır. Herhangi bir ibare bulunmayanları da isterseniz deneyebilirsiniz.

Images

Olaylara tepki vermek

Çevremizde olup bitenler, başımızın üzerinde esen rüzgârlar gibidir. Aklımızın yelkenleri ise olayları yorumlama biçimimizdir. Aynı nehirde, aynı rüzgârı alan farklı gemiler başka yönlere ilerleyebilir. Farkı yaratan, rüzgârın hangi yönden estiğinden çok yelkenlerimizi nasıl tuttuğumuzdur.

Hayatta her olayı seçemeyiz; ancak karşılaştığımız olayları nasıl anlamlandıracağımızı ve onlara nasıl karşılık vereceğimizi çoğu zaman seçebiliriz. Bu nedenle olaylara tepki vermek, yalnızca o anki duygularla hareket etmekten ibaret değildir. Tepkimizi belirleyen, yaşananlara yüklediğimiz anlam ve ardından yaptığımız seçimdir.

Olayları yorumlama biçimimiz neden önemlidir?

Aynı durum, farklı kişilerde farklı düşünceler ve davranışlar doğurabilir. Bir aksilik karşısında biri bunu aşılmaz bir engel gibi görürken diğeri durup ne yapabileceğini düşünebilir. Olay değişmemiştir; değişen, ona bakış ve verilen karşılıktır.

Bu, her duruma olumlu bir anlam yüklemek ya da zor duyguları yok saymak gerektiği anlamına gelmez. Önemli olan, ilk düşüncemizin bizi hemen harekete geçirmesine izin vermeden önce durumu değerlendirebilmektir. “Şu an ne düşünüyorum?” ve “Bu düşünce beni nasıl bir davranışa yöneltiyor?” diye sormak, tepki ile seçim arasına küçük ama değerli bir düşünme alanı açar.

Düşünceler davranışları nasıl etkiler?

Düşüncelerimiz yalnızca zihnimizde kalmaz; sözlerimize, eylemlerimize ve zaman içinde tekrar ettiğimiz davranışlara yansır. Bu yüzden dikkatimizi düşüncelerimize vermek, nasıl bir tepki geliştireceğimizi fark etmenin ilk adımıdır. Bir düşünceyi fark etmek, onu mutlaka izlemek zorunda olmadığımızı da hatırlatır.

  • Düşüncelerine dikkat et, söze dönüşür.
  • Sözlerine dikkat et, eyleme dönüşür.
  • Eylemlerine dikkat et, alışkanlık olur.
  • Alışkanlıklarına dikkat et, kişiliğin olur.
  • Kişiliğine dikkat et, kaderini biçimlendirir.

Bu sözler, bir düşünceden başlayıp yaşam yönüne uzanan bir zinciri anlatır. Söylediklerimiz yaptıklarımızı, tekrar ettiğimiz eylemler de alışkanlıklarımızı etkileyebilir. Dolayısıyla olaylara verilen tepkiler, yalnızca o anı değil, zaman içinde nasıl davranmayı seçtiğimizi de biçimlendirir.

Olaylara nasıl tepki verilir?

Bir olayla karşılaştığınızda, hemen yanıt vermek yerine önce ne olduğunu ve buna ilişkin hangi düşüncenin öne çıktığını fark edin. Ardından bu düşüncenin sizi hangi söze ya da eyleme götüreceğini değerlendirin. Bazen daha yapıcı bir karşılık seçmek, durumu bütünüyle değiştirmese bile kendi davranışınız üzerindeki kontrolünüzü korumanıza yardımcı olur.

Buradaki amaç her zaman kusursuz tepki vermek değildir. Önemli olan, alışıldık tepkilerimizi fark etmek ve başka bir seçim yapma imkânımız olduğunu hatırlamaktır. Küçük görünen bir tercih bile sözlerimizi ve sonraki adımlarımızı farklılaştırabilir.

Motivasyona güvenmek yerine yönünü seç

Motivasyon sigaradan çıkan dumana benzer: Onu görebilirsiniz ama tutamaz, cebinize koyamaz ve kontrol edemezsiniz. Hayatınızı kontrol altına almak istiyorsanız, işinizi motivasyon perisine bırakmak istemezsiniz.

Motivasyon her zaman aynı güçte olmayabilir. Bu nedenle, harekete geçmek için yalnızca istekli hissetmeyi beklemek yerine, seçtiğiniz yönü ve atabileceğiniz bir sonraki adımı hatırlayın. Olayları her zaman kontrol edemeyebilirsiniz; fakat onları yorumlama biçiminize ve vereceğiniz karşılığa dikkat ederek kendi davranışlarınızda daha bilinçli seçimler yapabilirsiniz.

Images

Evrenin Yasalarını Anlamak ve Refah İçinde Yaşamak – 5

Refah içinde yaşamak ne demek?

13. Refahı yalnızca maddi zenginlik olarak düşünmeyin. Refah içinde yaşamak; sağlıklı, mutlu ve varlıklı olmayı bir bütün olarak ele almaktır. Bu nedenle yaşamınızda bolluk ve bereket isterken sağlık ve mutluluğu da dile getirin. İmgeleme yaparken kendinizi ve yakınlarınızı yalnızca güzel bir evin içinde değil, aynı zamanda sağlıklı ve mutlu bir hâlde canlandırabilirsiniz. Olumlamanızın sonuna “Sağlıklı ve mutluyum” cümlesini eklemek de bu bütünlüğü hatırlatır.

14. Siz büyüdükçe bilinciniz ve kendinize ilişkin farkındalığınız da gelişir. Bu gelişim, refah ve bereketle ilgili seçimlerinizi gözden geçirmenize yardımcı olur. Büyük refah içinde yaşayan biri olmayı istiyorsanız, bu yönde gerekli kişisel gelişim çalışmalarına açık olmalısınız. Buradaki amaç yalnızca daha fazlasını istemek değil, istediğiniz yaşamı taşıyabilecek düşünce ve alışkanlıkları da geliştirmektir.

Images

Evrenin Yasalarını Anlamak ve Refah İçinde Yaşamak – 4

Refah İçinde Yaşamak İçin 12 Temel İlke

Çekim yasası yaklaşımında bolluk ve bereket, yalnızca ne istediğimizle değil; isteklerimizi nasıl ifade ettiğimiz, dikkatimizi nereye verdiğimiz ve geleni almaya ne kadar açık olduğumuzla da ilişkilendirilir. Aşağıdaki ilkeler, refah içinde yaşamanın yollarını düşünürken zihinsel tutumla günlük seçimler arasındaki bağı hatırlatıyor. Bunları kesin sonuç vadeden kurallar olarak değil, isteklerinize ve alışkanlıklarınıza yeniden bakmanızı sağlayan bir yaklaşım olarak değerlendirin.

  1. İsteklerinizi hayal olarak etiketlemeyin. “Hayal kuruyorum” ya da “Şunu hayal ediyorum” demek, isteğinizi gerçekleşmesi uzak bir şey gibi görmenize neden olabilir. Bunun yerine öğrencilerime “Yaşamım için bir seçim yapıyorum” demelerini öneririm. Bu ifade, hayalinizi bir seçim ve yön olarak sahiplenmenize yardımcı olur.
  2. Kullandığınız kelimelere dikkat edin. Bu yaklaşıma göre, kelimeler zaman zaman zaten var olan bir inancı yeniden hatırlatabilir. Örneğin başarısızlık korkusu taşıyan biri, “Bu konuda başarısız olmaktan korkuyorum” dediğinde dikkatini yeniden başarısızlık düşüncesine çevirebilir. Bu nedenle, eski inançlarınızı fark edip dönüştürmeye çalışırken kullandığınız dili de gözlemleyin.
  3. Olumlu ifadeler seçin. “Ben korkmuyorum” demek yerine “Ben cesurum” demek, anlatmak istediğiniz durumu daha doğrudan ifade eder. Benzer biçimde “Kazasız belasız gidin” yerine “Sağlıkla, esenlikle gidin” diyebilirsiniz. Buradaki amaç, korku veya kaza gibi sözcüklerden kaçınma zorunluluğu değil; dile getirmek istediğiniz olumlu niyeti açıkça ifade etmektir.
  4. Almayı da vermek kadar doğal görün. Bazı insanlar vermeyi sever ama kendilerine sunulanı kabul ederken rahatsızlık duyar. “Ben vermeyi çok severim ama almak beni rahatsız eder” diyorsanız, aldıklarınızı hak ettiğinizi düşünmeye de alan açın. Bu anlayışta alışverişin dengesi, yalnızca vermekten değil, geleni kabul edebilmekten de geçer. Almayı bilmeyenin verecek bir şeyi kalmaz.
  5. Parayı baştan kötü veya kirli kabul etmeyin. Bazı insanlar zenginliği günahkârlıkla, parayı da başkalarına zarar vermekle ilişkilendirir. Oysa para, bu yaklaşımda kendi başına iyi ya da kötü değildir; nasıl kazanıldığı ve nasıl kullanıldığı önemlidir. “Ben iyiyim, para kötü” düşüncesi, parayla ilgili çelişkili bir tutum yaratabilir. Paranın temiz yollarla kazanılabileceğini ve iyi amaçlarla kullanılabileceğini de hesaba katın.
  6. Bolluk ve bereket hakkındaki sözlerinizi gözden geçirin. “Paraya değer vermem”, “Zaten hep kaybederim” veya “Para ile aram yok” gibi ifadeler, para konusundaki beklentinizi ve dikkatinizi etkileyebilir. Bu görüşe göre bilinçaltını bolluk ve berekete programlama, kişinin tekrarladığı sözleri ve inançları fark etmesiyle başlar. Kendi kendini gerçekleştiren bir beklentiye dönüşmemesi için kullandığınız cümlelerin hangi düşünceyi beslediğini sorgulayın.
  7. İsteğinizi tek bir gerçekleşme koşuluna bağlamayın. “Arabayı satsam da ameliyat olsam” ya da “Falanca gelse de şu işimi halletse” gibi ifadelerde, asıl isteğin önüne belirli bir yol konur. Oysa örnekte temel ihtiyaç araba satmak değil, şifadır; istenen sonuca başka yollarla da ulaşılabilir. Koşulsuz istemek, bütün olasılıkları düşünmeden tek bir seçeneğe bağlanmamaktır. Para mı, aşk mı, iş mi istiyorsunuz? Önce ne istediğinizi açıkça belirleyin.
  8. Yenilik için yer açın. “Evren boşluk sevmez ve mutlaka doldurur” düşüncesiyle, kullanılmayan eşyaları ayıklamak ve eskimiş giysileri ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak önerilir. Burada söz konusu olan, ihtiyaç duyduğunuz şeylerden vazgeçmek değil; artık kullanmadıklarınızı bırakıp yaşamınızda yeniliğe alan açmaktır. Evinizdeki çekmecelerden ve uzun süredir biriken ıvır zıvırdan başlayabilirsiniz.
  9. Borçlardan çok kazanmak istediklerinize odaklanın. Bir zamanlar bir öğrencim, bir aylık kirasını ödeyince sonraki ayı düşünmeye başladığını söyleyerek para sorunundan yakınmıştı. Ben de ona borcunu değil, kazanacaklarını düşünmesini söyledim. Dikkatinizi sürekli borçlara vermek kaygıyı büyütebilir; hedeflerinize ve kazanç yollarınıza yönelmek ise ne yapmak istediğinizi daha görünür kılar. Öğrencim bu yaklaşımı uyguladı, işinden ayrılıp serbest çalışmaya başladı ve şimdi meslektaşlarına göre dört-beş kat daha fazla kazanıyor. Bu örnekteki temel mesaj, dikkatinizi yalnızca eksik olana değil, oluşturmak istediğiniz sonuca da çevirmektir.
  10. Yaşam alanınızı düzenleyin. Düzenli ve temiz bir ev, ofis ya da araba, aradığınız refahı tek başına sağlamaz; ancak günlük yaşamınızı daha derli toplu hâle getirir. Bu yaklaşım, temiz ve düzenli ortamları bolluk düşüncesiyle ilişkilendirir. Dolaplarınızı ve çekmecelerinizi toparlayıp kullanmadığınız eşyaları ayırmak, bu düşünceyi günlük hayatta uygulamanın basit bir yoludur.
  11. İsteklerinize sınır koymamayı deneyin. Bir tabak yemek bulmanın kolay, son model bir araba sahibi olmanın zor olduğunu düşünüyorsanız, aradaki farkın bir bölümünün neye ne kadar inandığınızla ilgili olduğunu sorgulayın. Metindeki örnekte, yemeği her gün bulacağınıza dair güveniniz vardır; arabaya ulaşma konusunda ise aynı güven olmayabilir. Büyük düşünmek, her isteğin kendiliğinden gerçekleşeceği anlamına gelmez; ne istediğinizi küçültmeden ifade etmektir.
  12. Paylaşmayı ve şükretmeyi unutmayın. Küçük bahşişler, hediyeler ya da arkadaşlarınıza yemek ısmarlamak, sahip olduklarınızı paylaşmanın yollarıdır. Bu yaklaşımda vermek, bolluk içinde olduğunuz mesajını taşır. Elinizdekiler için şükretmek ve diğer insanları da düşünmek, paylaşma tutumunu tamamlar.

Bu ilkeler birlikte düşünüldüğünde, çekim yasası ile bolluk ve bereket yalnızca istemekten ibaret değildir: isteğinizi tanımak, sözlerinizi ve inançlarınızı gözden geçirmek, tek bir yola takılı kalmamak, aldığınızı kabul etmek ve sahip olduklarınızı paylaşmak da bu yaklaşımın parçalarıdır. Refah, burada hem zihinsel tutum hem de günlük seçimler üzerinden ele alınır.

Images

Evrenin Yasalarını Anlamak ve Refah İçerisinde Yaşamak – 3

Evrenin yasalarını anlamak ve refah içinde yaşamak üzerine bu bölümde, bilinçaltı yasaları yaklaşımının üç temel düşüncesi öne çıkıyor: inançların onaylanması, bastırılmış duyguların açığa çıkması ve suçluluk duygusuyla ilişkilendirilen ceza beklentisi. Bunları kesin ve kaçınılmaz sonuçlar olarak değil, kişinin kendi inançlarını ve seçimlerini fark etmesine yardımcı olabilecek bir bakış açısı olarak değerlendirmek gerekir.

  1. Bilinçaltımız inançları onaylamak için çalışır – Onaylama Yasası

Bu yaklaşıma göre bilinçaltı, kişinin benimsediği inançları destekleyen deneyimlere yönelmesinde etkili olur. Örneğin, “Zengin olma şansım ancak piyangodan para kazanmakla mümkün” diye düşünüyorsanız, başka yolları görmezden gelebilir ya da bu inancı destekleyen örneklere daha çok dikkat edebilirsiniz. Üstelik “Piyangoyu kazanmak çok zordur” inancı da buna eklenirse zengin olma ihtimalini zihninizde daha baştan rafa kaldırabilirsiniz.

Images

Evrenin Yasalarını Anlamak ve Refah İçinde Yaşamak – 2

Bilinçaltı ve yaşamımız

İnsanın temelde üç farklı bilinç durumundan söz edebiliriz. İlki, farkında olduğumuz; akılcı ve denetleyebildiğimiz ana bilincimizdir. Bazen yalnızca bundan ibaret olduğumuzu düşünürüz. Kişiliğimizi ve egomuzu gösteren, kontrol edebildiğimiz bu zihinsel alana kısaca bilinç ya da şuur deriz.

İkincisi, doğrudan farkında olmadığımız bilinçaltımızdır. İçinde nelerin bulunduğunu duyularımızla ya da bilincimizle her zaman algılayamayız. Bu yaklaşımda bilinçaltı, bilinçten ve beş duyudan aldığı bilgi ve talimatlarla çalışan, farkındalık alanımızın dışında kalan bir alan olarak ele alınır.