Images

İstediklerine Sahip Olmak İçin Kendine İzin Vermek

Yaşamımızda çoğu zaman bir şeyler istediğimizi konuşur, ardından onlara sahip olamama hikâyeleri anlatırız. Nasıl sahip olamadığımızı tekrar tekrar dile getirmenin, bir gün istediklerimizi elde etmemize yardımcı olacağını sanabiliriz.

İsteklerimizi ve onlara ulaşmamızı engellediğini düşündüğümüz mazeretleri sorgulamak

Bir şeyi istediğimizi söyleyip nasıl sahip olamayacağımız konusunda mazeretler üretiyorsak, belki de o şeyi gerçekten isteyen biri değilizdir. Belki de hiçbir şey yapmıyor olmanın verdiği rahatsızlığı azaltmak için zihnimizde rahatlatıcı bir hikâye kuruyoruzdur.

Çünkü hiçbir şey istemediğimizde ya da zihnimize egomuzu besleyecek bir şey vermediğimizde kendimizi değersiz ve yetersiz hissedebiliriz. Bu duygudan kaçınmak için de gerçekte sahip olmak istemediğimiz şeyleri isteklerimiz gibi benimseyebilir, onları neden elde edemediğimizi anlatmaya devam edebiliriz.

Gerçekten ne istediğini anlamak

Kendimize kötü hissetmemek adına hangi yalanları söylüyoruz? Gerçekte sahip olmak istemediğimiz hangi şeyleri isteğimiz diye sahiplenip kendimizi kandırıyoruz? Bu soruların yanıtları, bir isteğin gerçekten bize ait olup olmadığını fark etmemize yardımcı olabilir.

Uzun süredir “istiyorum” diyerek oyalandığınız isteklerinizi gözden geçirin. Bir an durup, bu isteğin peşinden gitmeye gerçekten gönüllü olup olmadığınızı düşünün. Bir şeyi arzuladığınızı söylemekle onu seçmek aynı şey olmayabilir. Gerçek istekte, ona sahip olmayı seçmek ve bunun için ne gerekiyorsa yapmaya, o yönde olmaya gönüllü olmak vardır.

Bu bakış, kendine izin vermenin de bir parçasıdır: İsteğinizi başkalarının beklentilerinden ayırmak, mazeretlerinizi dürüstçe incelemek ve seçiminizin sorumluluğunu almaya hazır olup olmadığınızı görmek. Burada amaç kendinizi yargılamak değil; gerçekten ne istediğinizi daha açık biçimde sorgulamaktır.

Images

Yaşadıklarınızın Arkasındaki Gerçekliğe Sahip Olmak

Yaşamda yaptığımız şeylerden biri, olayları olduğu gibi görmek yerine onlara farklı anlamlar yüklemektir. Algı ve gerçeklik arasındaki mesafe, çoğu zaman yaşanan olaydan çok onu kendi zihinsel referanslarımızla nasıl yorumladığımızla ilgilidir.

Olayları algılama biçimimiz

Psikolojide şöyle bir ifade vardır:

İnsanlar dünyayı olduğu gibi değil, kendi oldukları gibi görürler.

Bir olayla karşılaştığımızda onu geçmiş deneyimlerimiz, beklentilerimiz ve düşüncelerimiz doğrultusunda anlamlandırmaya çalışırız. Algılama dediğimiz durum böyle oluşur. Bu nedenle basit görünen bir şey bir kişi için çok önemli hale gelebilir; başka biri için önemli olan bir durum ise öncelikleri arasında yer almadığından aynı etkiyi yaratmayabilir.

Bizim için önemli olan, yalnızca ne olduğu değil, onu nasıl algıladığımızdır. Ancak algımızı gerçekliğin tamamı sanmak, olayları kişisel algılamamıza ve kendimiz hakkında ağır yargılara varmamıza yol açabilir.

algı ve gerçeklik

Olayları kişisel algılamak ve kendini suçlamak

Başka kişilerle yaşadığımız, canımızı yakan olaylarda yaptığımız büyük hatalardan biri, durumu kişiselleştirip kendimizi suçlama ve yargılama eğilimidir. Bu noktada yazıda söz edilen temel atıf hatası kavramını hatırlayabiliriz: Yaşananların ardındaki farklı etkenleri gözden kaçırıp olayı doğrudan kendimizle ilgili bir hükme dönüştürmek.

Örneğin, bir kişinin bizden ayrılmasını yalnızca kendimizden kaynaklanan bir durum olarak değerlendirebiliriz. Ardından bu olayı genelleyerek “Sevilmeyen ve beğenilmeyen biriyim” sonucuna varabiliriz. Tek bir yaşantı hakkında verdiğimiz bu karar, sonraki ilişkilerimizi de etkileyebilir ve başarısız ilişkilerin tekrarına katkıda bulunabilir.

Yanlış referanslarımızın önemli bir kısmı çocuklukta anne babamızın davranışlarına yüklediğimiz anlamlarla bağlantılı olabilir. Oysa anne babanızın davranışları öncelikle onların kendileriyle ilgilidir; size özel bir hüküm ya da sizin kim olduğunuzun ölçüsü olmak zorunda değildir. Oradaki çocuğun kim olduğu, ileride neleri başarıp neleri başaramayacağı anlamına gelmez. Ebeveynlerin kendilerini anlamlı ve değerli kılma, yaşamı kontrol etme ve yaşamı yaratma konusunda doğru sandıkları bilgiler, beklentileri ve korkuları da davranışlarında etkili olabilir.

Kendinizle ilgili, çocukluğunuzdan bugüne taşıdığınız hangi kişiselleştirmeler var? Kendinizi yanlış ya da hatalı bulduğunuz, sevilmediğinize karar verdiğiniz anları bugün yeniden değerlendirebilir misiniz? Bu anlamların hepsini sorgulayıp yarattıkları sonuçları iptal etmeye ne dersiniz?

Pod&Poc

algı ve gerçeklik

Algı ve gerçekliği ayırmak için sorular

Bu tür durumlarda, olaydaki yanlış algımızı fark etmek için kendimize sorular sorabilir; bizi daha güçlü hissettirecek başka bir bakış açısını değerlendirebiliriz. Amaç, yaşananı yok saymak değil, yorumlarımızı gerçeklerin tamamıymış gibi kabul etmeden farklı ihtimallere de bakabilmektir.

  • Buradaki gerçek nedir?
  • Karşı tarafla ilgili göz önüne almayı reddettiğim şey nedir?
  • Karşı tarafla ilgili bildiğim ama bildiğimi kabul etmediğim şey nedir?
  • Kendimle ilgili bildiğim ama bildiğimi kabul etmediğim şey nedir?
  • Yaşanan durumla ilgili kendimi suçlamayı ve yargılamayı, kendimi suçlamamaktan ve yargılamamaktan daha önemli ya da değerli kıldığım şey ne?
  • Kendimi suçladığım durumu daha önemli kılarak yaşamımda neyi yapmaktan, neyi olmaktan alıkoyuyorum?
  • Neyi olmamayı, neye sahip olmamayı garanti ediyorum? Yaşamımda neyi kontrol etmeye çalışıyorum?
  • Burada benim için olumlu olan şey ne?

Kendini suçlama ve yargılama alışkanlığının ötesinde, yaşananlardan olumsuz şekilde etkilenmediğiniz bir düşünce yapısına sahip olduğunuzu hayal edin. Kendinizi suçlamadığınız ve yargılamadığınız bu bakış açısı sizi nasıl bir enerjiye sokardı? Bu enerji içindeyken nasıl bir hayatınız olurdu; kim olabilirdiniz?

Mevcut durumun ötesine geçmek için şimdi neyi seçebilir, neyi olabilirim? Kendime hangi telkinlerde bulunabilirim? Başka neler mümkün?

Halis Şahiner
www.hls-cekimyasasi.com

***********************************

KONTROL SENDE kitabımı satın alarak daha fazla proses edinmek ister misiniz?

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN

algı ve gerçeklik

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

***********************************************
Images

Babadan Özgürleşmek: Kontrol Sende Kitabımdan Bir Bölüm

Babalarımız, dünyaya gelmemize aracılık eden kişilerden biridir. Doğumumuzdan itibaren hayata tutunmamıza yardımcı olurlar; yaşamı anlamlandırırken onların davranışlarını, seçimlerini ve bakış açılarını da modelleyip taklit edebiliriz. Kişiliğimizin oluşumunda bu etkinin önemli bir yeri vardır.

Çocukken kendi seçimlerimizi oluşturmak yerine çoğu zaman ebeveynlerimizin bir uydusu ya da benzeri gibi hareket ederiz. Zamanla onların düşüncelerini kendi gerçekliğimiz sanabilir, bize ait olmayan beklentileri taşımaya devam edebiliriz. Babadan özgürleşmek, babayı reddetmek ya da geçmişi yok saymak değil; bu etkileri fark ederek kendi bakış açımızı ve seçimlerimizi geliştirmektir.

Images

Kontrol Sende: Sınırlamaların Ötesine Geçmek ve Bilinçaltı Dönüşüm Atölyesi | Ankara

Bal yapmayan arıdan bal yapan arıya dönüşmek ister misiniz?

Hayat bize pek çok şey sunar; ondan alabileceğimiz ise kabımızın büyüklüğü kadardır. Kabımızın büyüklüğünü de neyi ne kadar almaya ve kabul etmeye istekli olduğumuz belirler.

çekim yasası

Hayatınızda değişim için nereden başlamalısınız?

Hayatınızda hep aynı sorunları mı yaşıyor, sürekli aynı şeylere mi takılıyorsunuz? İstediğiniz şeyleri, bolluk ve bereketi ya da istediğiniz kişiyi hayatınıza çekmekte zorlanıyor musunuz? Belki de hayatın zor olduğunu düşünüyor; pek çok kitap okumanıza ve çalışmaya katılmanıza rağmen arzu ettiğiniz adımı atamadığınızı hissediyorsunuz.

Değişim isteği olduğu hâlde nereden başlanacağını bilememek de bu soruların bir parçası. En iyi araçlara sahip olsanız bile onları nerede ve nasıl kullanacağınızı bilmediğinizde beklediğiniz verimi alamazsınız. Bu atölyenin yaklaşımı, yaşamın gidişatını değiştirmek için doğru noktalara yönelmeyi ve sizi isteğinize ulaştırmayan blokajları fark etmeyi ele alıyor.

Atölyede, bilinçaltı blokajları nasıl tespit edilir sorusuna yönelik yöntemler ve kullanılabilecek basit araçlar üzerinde duruluyor. Amaç, katılımcıların kendi sınırlamalarını fark etmelerine ve değişim için nerede çalışabileceklerini değerlendirmelerine yardımcı olmak. Çekim yasası ile istekleri hayata çekme konusunu da odaklanma, doğru soru sorma ve engelleri tanıma çerçevesinde ele alıyor.

Bildikleriniz değil, yapabildikleriniz yaşamınızda fark yaratır. “Kontrol Sende – Sınırlamaların Ötesine Geçmek ve Bilinçaltı Dönüşüm Atölyesi” bu düşünceden hareketle teorik anlatımı uygulama ve meditasyon çalışmalarıyla bir araya getiriyor.

Images

Anneden Özgürleşme: KONTROL SENDE Kitabından Bir Bölüm

Anneden özgürleşme ne anlama gelir?

Ailenin görevi bizi yaşama hazırlamak ve toplumsallaştırmaktır. Anne ve babalar bunu, içinde yaşadıkları kültüre ve dünyaya ilişkin kendi bakış açıları doğrultusunda yaparlar. Çocuklarının topluma uyum sağlamasını kolaylaştırmak için yaşam hakkında doğru bildiklerini onlara aktarır, bazen de bu düşünceleri tek geçerli yolmuş gibi benimsetirler.

Bu yaklaşım onlar için anlamlıdır; çünkü kendi hayatlarını bu doğrularla sürdürmüşlerdir. Çocuklarına da aynılarını aktarırlarsa onların hayatta kalıp yaşamlarına devam edebileceklerini düşünürler. Oysa yaşamı kurmanın tek bir biçimi yoktur. Yaşamda tek bir yaşam yaratma biçimi yoktur. Sonsuz ve sınırsız yaşam yaratma biçimi vardır. Ve yaşam, yaratan tarafından belirtilen süre kadar garanti altına alınmıştır.

Images

İşinizi Genişletin: Gary Douglas

Çoğumuz, işimizin asıl amacının ne olduğunu sorgulamadan yola çıkıyoruz. İyi bir fikre benzediği için bir iş kuruyor; fikrin tek başına yeterli olacağını düşünebiliyoruz. Oysa iyi bir fikir para kazandırabilir ama daha büyük ve sürdürülebilir bir şey yaratıp yaratmayacağımız, seçimlerimize ve neyi mümkün gördüğümüze bağlıdır. İş büyütme, yalnızca bugünkü sonucu artırmaya değil, gelecekte ne yaratmak istediğinizi de düşünmeye dayanır.

İşinizi büyütürken hangi geleceği yaratıyorsunuz?

Şimdiyi mi, geleceği mi, yoksa ikisini birden mi yaratıyorsunuz?

Images

Acil Çıkış Kapısı: Sınırlayıcı İnançları Fark Etmek

YARGI VE KISITLAMALAR İÇİN ACİL ÇIKIŞ KAPISI.

Hepimizin hayatında, kendimizi ve varlığımızı anlamlandırırken kullandığımız yargılar ve kısıtlamalar olabilir. Yalnızlık, başarısızlık, parasızlık, yaşlılık, çaresizlik, evlilik, bekârlık, çocuklar ya da yeterli eğitim alamamış olmak… Bunların her biri, kimi zaman yaşadığımız koşulları anlatır; kimi zaman da olamadığımız, yapamadığımız veya sahip olamadığımız şeyler için sığındığımız bir açıklamaya dönüşür. Bu düşünceler, sınırlayıcı inançlar hâline geldiğinde önümüzdeki seçenekleri görmemizi zorlaştırabilir.

Sınırlayıcı inançlar ne zaman kaçış kapısına dönüşür?

Bir engeli fark etmekle, o engeli kendimiz hakkında değişmez bir hükme dönüştürmek aynı şey değildir. “Şu anda yalnızım” demek yaşanan bir durumu ifade eder. “Yalnız olduğum için istediğim şeyi yapamam” dediğimizdeyse bu durum, seçeneğimizi daraltan bir yargıya dönüşebilir. Benzer biçimde yaş, para, çaresizlik veya geçmişte alınamamış bir eğitim, her durumda başarısızlığın tek ve kesin açıklaması olmak zorunda değildir.