Gülümseyin. Hayatın anlamı keyif almak ve gülümsemektir.

Her Şey Sende Gizli, insanın yaşamı, duyguları ve başkalarıyla kurduğu bağ üzerine düşündüren dizeleriyle tanınır. Can Yücel adıyla paylaşılan bu şiir, “Yerin seni çektiği kadar ağırsın” dizesinden başlayarak sevgi, umut ve kendini hissetme temalarını işler.
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif...
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin.
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar inansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma, yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin...
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın.
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun.
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin, bunu da öğren:
Sevdiğin kadar sevilirsin.
“Sevdiğin kadar sevilirsin” sözü, şiirin akılda kalan ana düşüncesini özetler. Dizeler; mutluluk ve hüznün, yakınlık ve özlemin yaşamın içindeki yerini hatırlatırken, insanın kendine ve çevresindekilere verdiği değere de dikkat çeker.
Her Şey Sende Gizli şiiri Can Yücel imzasıyla paylaşılır. Metnin sonunda yer alan imza da mevcut paylaşımda korunduğu biçimiyle bırakılmıştır.
Can Yücel

Pek çoğumuz bir tartışma, yanlış anlama ya da yetiştirilme biçimlerimizdeki farklılıklar yüzünden küçük kırgınlıklar yaşarız. Kırıldığımız kişi bir dostumuz ya da akrabamız olabilir. Bazen inatla onun bize el uzatmasını bekler, affetmek ve eski ilişkimizi yeniden başlatmak için ilk adımın mutlaka karşı taraftan gelmesi gerektiğine inanırız.
Öfkemize saplanıp kaldığımızda, ufak şeyleri zihnimizde tekrar tekrar kurar ve zamanla gerçekten büyük meseleler hâline getiririz. Söylenen bir söz, yanlış anlaşılmış bir davranış ya da çözülebilecek bir anlaşmazlık, üzerinde durdukça aramızdaki mesafeyi artırabilir. Oysa küçük kırgınlıkları büyütmemek, yaşananları yok saymak değil; onları hayatımızın ve ilişkimizin tamamını belirlemesine izin vermemektir.
Kendimize şu soruyu sorabiliriz: Bu konuda haklı çıkmak mı, yoksa aramızdaki bağı korumak ve iç huzurumuza kavuşmak mı benim için daha önemli? Bu sorunun yanıtı her zaman aynı olmayabilir. Ancak yalnızca haklı olduğumuzu kanıtlamaya çalışmak, çoğu zaman barışmaya giden yolu zorlaştırır.
Sanki haklı oluşumuz mutluluğumuzdan daha önemliymiş gibi davranabiliriz. Oysa haklı olmak, hemen her zaman kendimizi mutlu etmekten daha önemli değildir. Haklı olmaktan vazgeçip mutlu olmak, yaşananları onaylamak ya da kendi duygularımızı inkâr etmek anlamına gelmez. Bazen yalnızca tartışmayı sürdürmeyi bırakmak, yargılarımızı bir yana koymak ve ilişkiye yeniden yaklaşmak için alan açmaktır.
Affetmek de unutmak ya da hiçbir şey olmamış gibi davranmak zorunda olmak değildir. Kırgınlığımızı fark ederken, öfkenin bizi yönetmesine izin vermemeyi seçebiliriz. Sevgi elini uzatmak, bu seçimin küçük ama anlamlı bir ifadesi olabilir.
Bir mesaj göndermek, hâlini hatırını sormak ya da sakin bir konuşma teklif etmek barışmak için bir başlangıç olabilir. İlk adımı atmak, bütün sorumluluğu üstlenmek veya haksız olduğunuzu kabul etmek değildir. Yalnızca aranızdaki gerginliğin azalmasını istediğinizi göstermektir. Bazen kısa ve samimi bir yaklaşım, uzun süredir bekleyen bir konuşmanın kapısını aralar.
Mutluluğun yolu yargıları bir yana atıp sevgi elini uzatmaktan geçebilir. Bırakın, başkaları haklı oluversin. Bu, sizin haksız olduğunuz anlamına gelmez. Siz, işin ucunu bırakmanın ve kırgınlığın ağırlığını taşımamayı seçmenin huzurunu yaşayabilirsiniz.
Elinizi uzatıp haklılığı başkalarına bıraktığınızda, karşı taraf da size karşı daha az savunmacı ve daha sevecen olabilir. Çoğu kez o da size el uzatır. Ancak bu her zaman gerçekleşmeyebilir. Barışmak için yaptığınız girişim karşılık bulmadığında kendinizi suçlamanız ya da hemen bir sonuç beklemeniz gerekmez. Başkasının vereceği yanıtı kontrol edemezsiniz; kendi yaklaşımınızı seçebilirsiniz.
Daha çok sevgi olan bir dünya yaratmak için size düşeni yapmanın huzuru da başlı başına değerlidir. Bazen affetmek ilişkiyi yeniden başlatır; bazen yalnızca içinizdeki yükü hafifletir. Her durumda sevgiyle atılan bir adım, küçük kırgınlıkların büyüyüp araya duvar örmesini önleyebilir.

Bir kadının gidişi, yalnızca evde bir kişinin eksilmesi değildir. Günlük hayatın içindeki küçük izler, alışkanlıklar ve sesler de onunla birlikte kaybolur. Kaynak paylaşımda Bekir Coşkun imzasıyla yer alan bu metin, geride kalanların hissettiği boşluğu anlatıyor.
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde “yetim-öksüz” kalan çok olur:
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker “sarıkız”.
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz; değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.
Bir kadın gittiğinde...
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...
Bir anne gider...
Bir dost...
Bir arkadaş...
Bir sevgili...
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.
Kapı eşiğindeki “Dikkat et...” duyulmaz, annesi gitmiştir “geç kalma”nın.
Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde pek çok “yetim” bırakmıştır arkasında...
Bekir Coşkun
Regresyon Uygulaması Ses Kaydı- Geçmişte Yaşanan Olumsuz Duyguları Dönüştürmek.
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik Deneyimim
Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm
Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı
Ho’oponopono Yöntemi Nedir? Nasıl Uygulanır?
40 Günlük Bereket ve Zenginlik Planı
Zihin Filtreni Kontrol Et, Algıların değişsin.
İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları
Kendine Güven Telkini: Metin ve Ses Kaydı
İstediğim Kişiyi Hayatıma Çekebilir miyim?





