Images

Yaşam İçin 13 Satır

‎1. Seni sen olduğun icin değil, seninle birlikte olduğumda ben olduğum için seviyorum.

Images

Pratik Bilinçaltı Kodlama Yöntemleri

DÜŞÜNCELERİNİZİ DEĞİŞTİRİRSENİZ, KADERİNİZİ DE DEĞİŞTİRİRSİNİZ…
ETKİ düşünceniz, TEPKİ ise bilinçaltınızın verdiği karşılıktır.
Bütün dilekleriniz gerçekleşecek diye bir kural yoktur. Herkes bunu bilir. Şüpheci kişiler, bunu duaların işe yaramadığına dair bir kanıt olarak yorumlarlar. Ancak göz ardı ettikleri bir nokta vardır:
Dileklerinizin karşılık bulabilmesi için bilimsel temeli net bir biçimde anlaşılarak etkin kullanılması gerekir. Ancak bundan sonra belirli bir isteğin neden etkin olmadığını anlayabilir ve onu daha etkin kılmak için pratik bir yöntem bulabiliriz.
Peki dileklerinizin istediğiniz gibi karşılık bulmadığını fark ederseniz, ne olur o zaman? İlk yapmanız gereken şey, böyle bir başarısızlığın temel nedenlerini anlamak olmalıdır. Bu nedenler güven eksikliği ve çok fazla çabadır. Birçok kişi, bilinçaltının işleyişini tam olarak anlayamaz ve dileklerinin gerçekleşmesine mani olur. Zihninizin nasıl çalıştığını bildiğinizde, büyük ölçüde güven kazanırsınız.
Unutmayın, bilinçaltınız ne zaman bir fikri kabul etse, hemen bunu uygulamaya başlar. Bunun için bütün önemli kaynaklarını ve potansiyellerini  kullanır. Derin zihninizin bütün zihinsel ve spiritüel yasalarını harekete geçirir. Bu yasa iyi fikirler için geçerlidir, ancak kötü fikirler içinde geçerlidir. Sonuç olarak, eğer bilinçaltınızı olumsuz biçimde kullanırsanız, bu soruna, başarısızlığa ve karışıklığa neden olur. Yapıcı biçimde kullanırsanız  kılavuzluk, özgürlük ve zihinsel huzur getirecektir.


Images

Ruhun Sesini Dinlemek

Yaptığını seven ve sevdiğini yapan; arzuları doğrultusunda yaşamına şekil verebilen insanların sırrı ilhamdır. İlham her şeyin potansiyelini ihtiva eden; maddi varlığımızın sınırlarını aşarak evrene açılmamıza o kutsal senfoniyi duymamıza yarayan ilahî bir kıvılcımdır. İlham; aşk için aşkla yola çıkarak kaynağına dönmeye çalışan ruhun alt benliğe gönderdiği enerjilerin/bilgilerin kalple anlaşılıp zihinle hayata geçirilmesidir.

Geçiciliğin içinde kalıcılığı yakalayan kendi çapında iz bırakmayı başaranlar ruhunun dürtüsünü hissedip ona göre yaşamayı seçenlerdir.
Hayallerimizi gerçekleştirebilmemiz için metafizikle bilimi birleştiren çoğu yeni çağ yöntemlerinin atladığı nokta da bu.


Keşfettiği metodlarla kişisel gelişime ivme kazandıran Jose Silva yarım yüzyıllık tecrübenin verdiği güvenle şöyle diyor: 'Eğer hedef aldığınız amaç ya da sonuç ruhunuzun planları dahilinde değilse o zaman başaramazsınız Arzu ettiğiniz her şeyi ancak ve ancak ruhunuzun sizin için yaptığı plana uyuyorsa elde edebilirsiniz'

Bir başka ifadeyle egonun bitmeyen isteklerini dinmeyen serzenişlerini dinlemek ve realize etmeye çabalamaktan ziyade ruhumuzun neleri anlamak ve anlatmak için bedenlendiğini; buradaki 'modus operandi'sinin yani hareket tarzının ne olduğunu saptamamız gerekiyor.

Yaşam bazen o kadar ilginç tuzaklar kuruyor ki ruhumuzun yeryüzündeki misyonunu bırakın idrak etmeyi böyle bir olgunun varlığını dahi bilmeden uyuşmuş bir bilinçle hayatımızı idame ettiriyoruz. Ta ki yolumuzu değiştirecek bir faciayla karşılaşana kadar.

Eğer bugün buradaki mevcudiyetinizi sorguluyorsanız tatminsizlikle burkulan yüreğinizi rahatlatacak bir cevap aramalısınız Zaten; yüksek benliğin çağrısına uyan evren sizi zorlayarak zora koşarak ruhunuzun ihtiyaçlarına kulak vermeniz için zemin hazırlıyor. Öyleyse size huzur veren bir yere giderek gözlerinizi kapatın.

Düşüncelerinize seyirci kalın ve ruhunuza danışın, içinizde bir şeylerin pır pır edip kıpırdandığını ritmi değişen kalbinizin başka türlü çarptığını bağrınıza akan sıcacık bir enerjinin hücrelerinizi teker teker canlandırdığını hissettiğinizde ruhun cana canın da ruha büyük bir hasret ve aşkla sar ıldığını fark edeceksiniz.Uçup giden zaman mefhumuyla birlikte akla düşen yeni fikirlerin filizlenmek için artık sadece mümbit bir toprağı arayan birer tohum olduğunu bileceksiniz.

İşte şimdi atomaltı parçacıklarını organize ederek düşleri gerçekleştiren bilinç altını programlamaya 'benzerin benzeri çektiğini' söyleyen Çekim Yasasını kullanmaya hazırsınız.

Kaygılanmak ve yakınmak istenmeyen olguya enerji vermek demektir ve afirmasyon adı verilen olumlamalara kısa devre yaptıran başlıca faktördür Olumsuz bir tavır düşüncede bulunduğunuzda kendinizi durdurarak cümleyi yeniden kurmayı deneyin ' İşler yazın yavaşlıyor müşteri bulmak zorlaşıyor' yerine 'GEÇMİŞTE işler yavaşlıyordu müşteri bulmak zor OLUYORDU' deyin

İstediklerimizi açıkça görebilmenin yolu istemediklerimizi anlayabilmekten geçer. Yani ikisinin arasındaki 'kontrast' neye odaklanmamız gerektiğini belirtecektir Olumlamalarınızı yazarken şimdiki zamanı ve içinizde heyecan uyandıran duyguları canlandıran kelimeler kullanın 'İdealimdeki ilişkinin karşılıklı saygıya dayandığını ve gelişmeme yardım ettiğini bilmek beni çok mutlu ediyor Ben böyle bir ilişki seçiyorum Kararım budur' gibi.

Bilinç altındaki direnci ortadan kaldırmak işin olabilirliğini ona kabul ettirmek için bu türden olumlamalar ile meditasyon sırasında ya da uykuya dalmadan önce imgelemeler yapmak gerekmektedir Direncin azalması bilinç üstündeki Kuşkuyu da eriterek; güçlü bir arzunun daha kısa bir zamanda olmasına yardım edecektir

Olumlamalarınızı yüksek bir enerjiye ulaştığınız anlarda dile getirmenizi öneririm. Dua ve meditasyon yaparak mutlu ve huzurlu günlerinizi anımsayarak böylesi titreşimler içinde yüzmeye başladığınızda söylediklerinizi hissedin tadın ve olmuşcasına yaşayın. Varlığınızın merkezinden gelen bir ses 'Evet artık BİLİYORUM bu gerçekleşecek! ' diye sevinçle bağırdığında telkinleri bırakın Evren kendi payına düşeni muhakkak yapacaktır

Images

Olumsuz İstenmeyen Duygulardan Kurtulmak.

Bazı önemli kararlar yüzünden kafamız dağınık olabilir ve zihnimizin bulutları diğer işleri yapmamıza engel olabilir. Böyle bir anda hayatın üzerimizdeki etkileri hakkında endişeleniriz.
      Hayatımızla ilgili olarak düşünüyor, soruyor, söyleniyor, tartıyor analiz ediyor, endişeleniyor ve stres içinde olabiliyoruz. Böyle b
ir zamanda genellikle ilk olarak kendimiz için kederleniriz ve bu tür şeylerin hep bizim başımıza geldiğini düşünürüz.             Halbuki bu sadece sinir sistemimizin bir oyunudur.
İşte bu anda yeni davranışın seçileceği gelişme anıdır. Eski davranışa direnip bir üst versiyon halimizin davranışını belirleme zamanı!..
     Değişik bir davranış seçip arzu ettiğim kişi olma fırsatı. Peki neler yapılabilir. Beni kurban rolüne sokan, gözümün önüne gelen resimlerin renklerini değiştirip daha canlı, aynı kendimi güvenli, huzurlu ve mutlu hissettiğim anlarda , gözümün önüne gelen resmin renklerinde olduğu gibi, anı bu renklerle değiştirebiliriz. Bunu zihnimizde anında yaparız.
     Eylem olarak ise hemen yakın çevrendeki biri için iyi bir şey yapın. Başkalarının problemlerine yardımcı olabilmek için biraz zaman yaratın. Biz kendi yolumuzdan çekildiğimizde, yardım esnasında hissettiğimiz duygular ve karşımızdaki insanların duygularının bulaşıcı olması sayesinde ruh halimiz değişecektir.  Umulmadık bir biçimde yaşadığımız soruna farklı bakış açılarında bakacağımız için ya yeni çözümler görmüş, üretmiş oluruz ya da zaten sorunun belki de o kadar büyük olmadığını bile görebiliriz.
İçinde bulunduğumuz ruh hali değişince sorunların önemi de değişir.
         Karşımızdaki insanlara yardım etmemiz onları mutlu eder ve bize karşı minnet duyarlar. Bu hisler siz gülümsediğimizde karşınızdakinin de size gülümsemesi gibi buna bumerang etkisi yapar diyoruz.
Duygular bulaşıcıdır.
       İyi hisler bulaşır. Kötü hislerde de tercih sizin Sorunun yana yakıla anlatıp çevrenize çaresizliğinizi haklı çıkarmaya çalışarak onları sizleri destekler duruma getirmek mi iyi, yoksa onlara yardım ederek onlara yaşatacağınız hoş, insani duyguların bulaşmasını sağlamak mı?
Her zamanki gibi karar yine sizin...

Banu Gökçül
Yaşam Yön. Kişisel Gelişim
Yaşam Koçu



Images

Her Şey Sende Gizli

Her Şey Sende Gizli

Her Şey Sende Gizli, insanın yaşamı, duyguları ve başkalarıyla kurduğu bağ üzerine düşündüren dizeleriyle tanınır. Can Yücel adıyla paylaşılan bu şiir, “Yerin seni çektiği kadar ağırsın” dizesinden başlayarak sevgi, umut ve kendini hissetme temalarını işler.

Her Şey Sende Gizli şiiri

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif...
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...

Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin.
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar inansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma, yağmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.

Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin...

Şiirde sevgi, umut ve yaşam

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın.

Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun.
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.

Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin, bunu da öğren:
Sevdiğin kadar sevilirsin.

“Sevdiğin kadar sevilirsin” sözü, şiirin akılda kalan ana düşüncesini özetler. Dizeler; mutluluk ve hüznün, yakınlık ve özlemin yaşamın içindeki yerini hatırlatırken, insanın kendine ve çevresindekilere verdiği değere de dikkat çeker.

Her Şey Sende Gizli şiiri Can Yücel imzasıyla paylaşılır. Metnin sonunda yer alan imza da mevcut paylaşımda korunduğu biçimiyle bırakılmıştır.

Can Yücel

Images

Sevgi Elini Uzatmak: Affetmek ve Barışmak

Sevgi elini uzatmak

Pek çoğumuz bir tartışma, yanlış anlama ya da yetiştirilme biçimlerimizdeki farklılıklar yüzünden küçük kırgınlıklar yaşarız. Kırıldığımız kişi bir dostumuz ya da akrabamız olabilir. Bazen inatla onun bize el uzatmasını bekler, affetmek ve eski ilişkimizi yeniden başlatmak için ilk adımın mutlaka karşı taraftan gelmesi gerektiğine inanırız.

Küçük kırgınlıkları büyütmeden önce

Öfkemize saplanıp kaldığımızda, ufak şeyleri zihnimizde tekrar tekrar kurar ve zamanla gerçekten büyük meseleler hâline getiririz. Söylenen bir söz, yanlış anlaşılmış bir davranış ya da çözülebilecek bir anlaşmazlık, üzerinde durdukça aramızdaki mesafeyi artırabilir. Oysa küçük kırgınlıkları büyütmemek, yaşananları yok saymak değil; onları hayatımızın ve ilişkimizin tamamını belirlemesine izin vermemektir.

Kendimize şu soruyu sorabiliriz: Bu konuda haklı çıkmak mı, yoksa aramızdaki bağı korumak ve iç huzurumuza kavuşmak mı benim için daha önemli? Bu sorunun yanıtı her zaman aynı olmayabilir. Ancak yalnızca haklı olduğumuzu kanıtlamaya çalışmak, çoğu zaman barışmaya giden yolu zorlaştırır.

Affetmek, haklılıktan vazgeçmek demek değildir

Sanki haklı oluşumuz mutluluğumuzdan daha önemliymiş gibi davranabiliriz. Oysa haklı olmak, hemen her zaman kendimizi mutlu etmekten daha önemli değildir. Haklı olmaktan vazgeçip mutlu olmak, yaşananları onaylamak ya da kendi duygularımızı inkâr etmek anlamına gelmez. Bazen yalnızca tartışmayı sürdürmeyi bırakmak, yargılarımızı bir yana koymak ve ilişkiye yeniden yaklaşmak için alan açmaktır.

Affetmek de unutmak ya da hiçbir şey olmamış gibi davranmak zorunda olmak değildir. Kırgınlığımızı fark ederken, öfkenin bizi yönetmesine izin vermemeyi seçebiliriz. Sevgi elini uzatmak, bu seçimin küçük ama anlamlı bir ifadesi olabilir.

Kırgın olduğun kişiye el uzatmak

Bir mesaj göndermek, hâlini hatırını sormak ya da sakin bir konuşma teklif etmek barışmak için bir başlangıç olabilir. İlk adımı atmak, bütün sorumluluğu üstlenmek veya haksız olduğunuzu kabul etmek değildir. Yalnızca aranızdaki gerginliğin azalmasını istediğinizi göstermektir. Bazen kısa ve samimi bir yaklaşım, uzun süredir bekleyen bir konuşmanın kapısını aralar.

Mutluluğun yolu yargıları bir yana atıp sevgi elini uzatmaktan geçebilir. Bırakın, başkaları haklı oluversin. Bu, sizin haksız olduğunuz anlamına gelmez. Siz, işin ucunu bırakmanın ve kırgınlığın ağırlığını taşımamayı seçmenin huzurunu yaşayabilirsiniz.

Karşılık beklemeden atılan adımın huzuru

Elinizi uzatıp haklılığı başkalarına bıraktığınızda, karşı taraf da size karşı daha az savunmacı ve daha sevecen olabilir. Çoğu kez o da size el uzatır. Ancak bu her zaman gerçekleşmeyebilir. Barışmak için yaptığınız girişim karşılık bulmadığında kendinizi suçlamanız ya da hemen bir sonuç beklemeniz gerekmez. Başkasının vereceği yanıtı kontrol edemezsiniz; kendi yaklaşımınızı seçebilirsiniz.

Daha çok sevgi olan bir dünya yaratmak için size düşeni yapmanın huzuru da başlı başına değerlidir. Bazen affetmek ilişkiyi yeniden başlatır; bazen yalnızca içinizdeki yükü hafifletir. Her durumda sevgiyle atılan bir adım, küçük kırgınlıkların büyüyüp araya duvar örmesini önleyebilir.

Images

Bir Kadın Gittiğinde... – Bekir Coşkun

Bekir Coşkun

Bir kadının gidişi, yalnızca evde bir kişinin eksilmesi değildir. Günlük hayatın içindeki küçük izler, alışkanlıklar ve sesler de onunla birlikte kaybolur. Kaynak paylaşımda Bekir Coşkun imzasıyla yer alan bu metin, geride kalanların hissettiği boşluğu anlatıyor.

Bir Kadın Gittiğinde

Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde “yetim-öksüz” kalan çok olur:

Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...

Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.

Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.

Sık sık boynunu büker “sarıkız”.

O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz; değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.

Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.

Bir kadın gittiğinde...

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...

Bir anne gider...

Bir dost...

Bir arkadaş...

Bir sevgili...

Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.

Kapı eşiğindeki “Dikkat et...” duyulmaz, annesi gitmiştir “geç kalma”nın.

Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.

Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde pek çok “yetim” bırakmıştır arkasında...

Bekir Coşkun