Kadın Nedir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Bir Kadın Gittiğinde... – Bekir Coşkun

Bekir Coşkun

Bir kadının gidişi, yalnızca evde bir kişinin eksilmesi değildir. Günlük hayatın içindeki küçük izler, alışkanlıklar ve sesler de onunla birlikte kaybolur. Kaynak paylaşımda Bekir Coşkun imzasıyla yer alan bu metin, geride kalanların hissettiği boşluğu anlatıyor.

Bir Kadın Gittiğinde

Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde “yetim-öksüz” kalan çok olur:

Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...

Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.

Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.

Sık sık boynunu büker “sarıkız”.

O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz; değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.

Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.

Bir kadın gittiğinde...

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...

Bir anne gider...

Bir dost...

Bir arkadaş...

Bir sevgili...

Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.

Kapı eşiğindeki “Dikkat et...” duyulmaz, annesi gitmiştir “geç kalma”nın.

Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.

Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde pek çok “yetim” bırakmıştır arkasında...

Bekir Coşkun

Images

Evlilik: Aşk, Beklentiler ve Birlikte Yaşam

Pırıl pırıl ütülü giysiler içindeki, mis gibi parfüm kokan, saçları taralı ve dişleri fırçalanmış birini sevmek kolaydır. Oysa aşk, aynı insanı sabahın köründe uykusundan uyandırdığında en sinirli hâliyle de kabul edebilmektir. Aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek; diz yapmış pijamalarıyla kanepede yastıklara sarılıp sızmışken bile ona şefkatle yaklaşabilmektir.

Evlilikte aşk, gündelik hayatın içinde yaşar

Âşıksan, sevdiğin insanla aynı havayı solumak bile hoşuna gider. Hep beraber olmak istersin. Banyodan gelen su sesi, onun evde olduğunu haber verir ve insana huzur verir. Ütülediğin gömleğin ona ne kadar yakışacağını, pişirdiğin yemeği ne kadar seveceğini düşünürsün.

Onun mutluluğu için bazen kendi istediğinden vazgeçersin. Bin tane ayakkabısı varken bin birinci çiftiyle sevineceğini bildiğin için, istediğin gömleği almayı ertelersin. Zamanla almaktan çok, bir şeyler vermekten mutluluk duyduğunu keşfedersin. Evlilikte aşkın önemi biraz da burada ortaya çıkar: Sevgi, yalnızca büyük sözlerde değil, gündelik hayatın küçük düşünceli davranışlarında da kendini gösterir.

Evlilikte beklentiler: Amerikan filmi değil, gerçek hayat

Ancak evlilik yalnızca aşktan ibaret değildir. Kadının evlilikte iki kişiye yemek pişirecek, dolabı düzenleyip ütü yapacak bir anne gibi görülmesi; onun saçlarının hiç yağlanmadığının, erkeğin geceleri hiç terlemediğinin düşünülmesi gerçekçi değildir. Hiç kavga edilmeyeceğini, lavabo tamir edilirken bile gülüşüp öpüşüleceğini beklemek de öyle.

Böyle beklentiler, evliliği değil, bir Amerikan filmini yaşamayı hayal etmektir. Evlilikte beklentiler, iki insanın gündelik hayatı ve onun kusurlarıyla birlikte paylaşabileceği şekilde kurulmalıdır. Çünkü hayat yalnızca özenle hazırlanmış anlardan oluşmaz; yorgunluk, dağınıklık ve anlaşmazlık da aynı evin içindedir.

Bu hayallerle yola çıkıldığında, damat ilk gece gelinin saçlarından on bin firketeyi çıkarmaya çalışır. Gelin de damat firketeleri çıkaramayınca “s....m böyle kuaförü” diye söylenir. Evlilik sandıkları şeyin çatırdaması için bazen büyük bir olay değil, gerçek hayatla karşılaşılan böyle küçük bir an yeter.

Evlilik: ev arkadaşlığı, kankalık ve sırdaşlık

Evlilik; ev arkadaşlığı, kankalık, sırdaşlık, ortak hesabın idaresi, ayrı kökenlerin birleşmesi ve başı hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir. Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar; ama tek başına her şeyi ayakta tutamaz. Âşıksanız ateşli sevişmeler yaşayabilirsiniz, fakat kış akşamları evde konyak içip geyik yapamayabilirsiniz. Oysa birlikte gülmek, dertleşmek ve sır paylaşmak da ortak hayatın parçalarıdır.

Canın sıkıldığında hâlâ onu değil de anneni arıyorsan, bu birlikteliğin bir tarafı eksik kalmış olabilir. Sevilen insanın aynı zamanda arkadaş, sırdaş ve evin içindeki hayatın ortağı olabilmesi önemlidir. Evlilikte aşk, yakınlığı ve tutkuyu besler; arkadaşlık ve paylaşım ise o ilişkinin gündelik hayatta da karşılık bulmasına yardım eder.

Evlilikte anlayış ve tahammül

Aşk evlilikte gider gelir. Halıya kola döküldüğünde aşk bir anlığına bitebilir; ama o halıyı temizleyebilirse yeniden âşık olursun. Aradaki sinir evresini aşabilmek, küçük pürüzleri bütün ilişkinin önüne koymamak gerekir. Evlilikte anlayış ve tahammül, her şeye göz yummak değil; birlikte yaşamanın kaçınılmaz aksaklıklarını aşabilmek ve birbirine yeniden yaklaşabilmektir.

Bu küçük olaylar, evliliğin değerini ölçen büyük sınavlar gibi görünmeyebilir. Yine de gündelik hayatın içinde biriken kırgınlıkları aşabilen, sevgiye ve arkadaşlığa yeniden dönebilen çiftler birlikte uzun yıllar geçirebilir. O aradaki sinir evresini aşabilenler ellinci yıla kadeh kaldıranlardır. Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan olduğuna inanacaklardır.

Zafer, direnenlerin olur.

Images

Kadın Nedir Aslında?

Bir kadını anlatmak kolay değildir. Çünkü kadın, tek bir söze ya da özelliğe sığmaz. Bazen çocuk gibi şefkat bekler, bazen herkesten güçlü durur; sever, kendi dünyasına çekilir ve hayatı güzelleştiren ayrıntılara anlam katar. Kadın nedir sorusunun yanıtı da belki bu farklı hâllerin bir arada bulunmasında saklıdır.

Bir kadın çocuktur aslında

Çocuk gibi davranmayı sever. Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister. Bir çocuğu incitmekten korkarak okşar gibi, özenle yaklaşmalıdır erkek kadına. Bu şefkat, onu küçümsemek ya da çocuk yerine koymak anlamına gelmez.

Hiçbir kadın çocuk muamelesi görmek istemez. Söyledikleri çocukça bulunsa bile dinlenilmesini, dikkate alınmasını bekler. Bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz ama onu asla bir çocuk olarak görmeyeceksiniz. Kadınların ilişkilerdeki beklentileri bazen bu incelikte belirir: yakınlık ve şefkat kadar, düşüncelerine gösterilen saygı da önemlidir.

Bir kadın güçlüdür aslında

Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymayı sevmez. Erkeğin gücünün kendisine huzur vermesini ister. Kendi başına yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekleyebilir; böylece hem kadın olduğunu daha çok hisseder hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görür.

Bu, kadının kendi gücünden vazgeçtiği anlamına gelmez. Gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar. Kadın özellikleri denildiğinde yalnızca dayanıklılığı değil, ne zaman yumuşaklığını göstereceğine ve ne zaman kendi kararının arkasında duracağına kendisinin karar vermesini de düşünmek gerekir.

Bir kadın sevgilidir aslında

İçinde her zaman sevgiyi taşır. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz, onları kolay kolay kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir. Duyguyla düşüncenin aynı yerde buluşması, bu anlatıda sevginin tamamlanmasıdır.

Sevmiyorsa da onu sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz; ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği hâlde terk etmeyen kadınlar da vardır elbette. Bunun nedeni, engelleyemedikleri “acımak” duygusu olabilir. Kadınların duygusal özellikleri üzerine düşünürken sevginin yanında bağlılığı, incitmemeye çalışmayı ve bazen gitmenin zorluğunu da görmek gerekir.

Bir kadın yalnızdır aslında

Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez; hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir.

Bu yalnızlık, sevgisizlikten değil, kendine ait bir alanı koruma isteğinden doğar. Sığınağındayken onu oradan çıkmaya zorlarsanız sonsuza dek kaybedebilirsiniz. Kadın nasıl biridir diye soranlara bu anlatının yanıtı şudur: Yakınlık kurabilir ama kendi iç dünyasının kapısını ne zaman açacağını da kendi belirler.

Bir kadın çılgındır aslında

Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez. Yaratıcılığının sınırı yoktur. Ama bunu ortaya çıkarmak için hayatının erkeğini bekler. Yaratıcılığını hoyratça harcamaz; sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır.

Bu çılgınlık, hayatı başka türlü görme ve sıradan olana yeni bir anlam katma hâlidir. Onun yanında yaşam, alışılmış akışının dışına çıkabilir; paylaşılan anlar daha canlı ve unutulmaz bir hâl alabilir. Kadının içindeki yaratıcılığın ortaya çıkışı, ilişkiye de yeni bir renk katar.

Bir kadın hayattır aslında

Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile… Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz?

Belki kadın nedir sorusunun tek bir cevabı yoktur. Bu satırlarda kadın; şefkat isteyen ama çocuk yerine konmak istemeyen, güçlü olduğu hâlde huzur arayan, seven ama kendi kararını veren, yalnızlığına ve yaratıcılığına sahip çıkan biri olarak anlatılır. Onu anlamak, bütün bu hâllerin aynı kişide bir arada bulunabileceğini kabul etmekle başlar.